2007'den Bugüne 78,618 Tavsiye, 25,348 Uzman ve 17,640 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kişilik Bozuklukları
MAKALE #19935 © Yazan Uzm.Psk.Enes KUŞ | Yayın Ekim 2018 | 277 Okuyucu
Kişilik Bozukluğu, Kişiliğin Tanımı, Kapsamı ve İnsan Hayatı İçin Önemi

Kişilik bozukluğu; doğrudan kişiliğin tanımının sınırlarının kavranması ile alakalıdır. Kişiliğin tanımını, kapsamını ve insanlar için öneminin anlaşılması kelimenin sözlük anlamıyla başlanması anlaşılabilirliği kolaylaştıracaktır. Kişilik kelimesinin anlamı TDK ( Türk Dil Kurumu ) sözlüğünde “Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet” şeklinde tanımlanmaktadır (TDK, 2015). Kelime anlamına bakıldığında kişiliği bir bütün olarak ele aldığı görülmektedir. İnsanı oluşturan özelliklerin bütünü, kişinin hissettiği duygular, yaptığı davranışlar, olaylara karşı takındığı tutum, düşünceler gibi insanın rutin davranışlarının oluşturduğu bir yapıdır.

İnsanın biyolojik yapısı olduğu gibi maddi olmayan, duyu organlarından bağımsız olan “ruh”’u vardır. Kişiliği oluşturan birçok etmen olduğu gibi insanın varlığını oluşturan fizyolojisi ile birlikte ruh olarak tanımlanan bir bölümü de vardır ve ruh kavramı da insan kişiliğinde etken bir etmendir. Ruh kavramı ile kişiliğin birlikteliğinin anlaşılması için ruh kavramının bilim içerisindeki kullanımına bakılması uygun olacaktır. Ruh kavramı antik yunan döneminde “psycho” olarak kullanılmaya başlanmış ve günümüze kadar farklı dillerde benzer şekillerde gelişerek kullanılmaktadır. Psycho yani ruh’un varlığı kabul edilip üzerinde çalışmalar yapılmasının ardından bir bilim olarak kabul görmüş ve ruh ile alakalı her alanı inceleyen psychology bilim dalı oluşmuştur. Türkçe’de ingilizce ile benzer yazım ve okunuş taşıyan psikoloji olarak kullanılmaktadır ve kelimenin karşılığı ruh bilimi olarak yapılmaktadır.

Psikoloji ile doğrudan ilintili olan kişilik kavramının, psikoloji bilimi litaratüründe, “ Bireyin bedensel ve devinimsel yapısının, bilişsel ve duygusal tepki biçimlerinin, benlik oluşumunun özgün, karmaşık ve dinamik bir bütünü, şahsiyet” şeklinde yer almaktadır (BAKIRCIOGLU, 2012). Önceki bölümlerde tanımı yapılmış olan kişiliğin anlamıyla bağlantılı olan, genişletilmiş ve bilimsel açıklaması yapılan kişiliği tanımlar çerçevesinde kalarak tekrar tanımlamak gerekirse, insanın dahil olduğu her olay ve olgu sürecini doğrudan etkileyen biricik bir manevi yapı olarak yapmak uygun olacaktır.

Kişilik Bozukluğu Tanımı ve Türleri


Kişilik Bozukluğunun Tanımı
“ Derinlere kök salan, kişinin mesleksel ve toplumsal yaşamında bozulma ya da ruhsal yapısında kaygı yaratan uyumsuz, katı bir ilişki kurma, algılama, düşünme ve davranma ile ortaya çıkan genel kişilik gelişimi bozuklukları” şeklinde tanımı yapılmaktadır (BAKIRCIOGLU, 2012).

İnsan toplumsal bir canlı olarak ele alındığında, toplumun kendi içerisinde bilinçli, kasten yada doğaçlama yada istemsiz, kendiliğinden oluşmuş olan belirli normları ve sınırları vardır. İnsanın en temel öğesi olarak nitelendirilen ve kişiyi bir bütün olarak ele alan kişiliğin normları toplum tarafından standardize edilmiş ve kişiliği doğrudan inceleyen bir bilim dalı olan psikolojinin var olmaya başlaması ile kişiliklerde görülen ve oluşturulan normlara uygun olmayan durumların gözlenmesi sonucu oluşmuş rahatsızlıklar bütünüdür.

Kişilik Bozukluğu Türleri
Kişilik bozuklukları ingilizce “disorder” yani rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım çerçevesinde rahatsızlıkların kendisi, tanısı ve tedavisi ile ilgilenen psikoloji bilimi, rahatsızlıkların nicel ve nitel olarak artması ile bir sınıflandırma yaparak bu rahatsızlıkların temel semptomlarını belirleyerek, tanıyı ve tedaviyi kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

Psikolojik rahatsızlıkların tanım, semptom ve tedavisi ile ilgili yol gösterici niteliği taşıyan DSM (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) Türkçe açılımı ile Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel kitabı olarak kullanılmaktadır. DSM-IV e göre kişilik bozuklukları 3 küme altında toplanır ve 9 kategoriye ayrılır. A Kümesi: 3 tiptir; paranoid, şizoid ve şizotipal. Bu hastalar garip ve sıra dışı davranışlar sergiler. B Kümesi: 4 tiptir; histriyonik, borderline, narsisistik, antisosyal. Bunlar drmatik, duygusal-dürtüseldir. C Kümesi: 3 tiptir; obsesif-kompulsif, çekingen, bağımlı. Bunlar kaygılı, korkulu ve anksiyözdür (KÖROĞLU, 2013).



Kişilik Bozukluklarının Sınıflandırılması
Kişilik bozukluğu olarak adlandırılan hastalıklar, hastalığın temel özellikleri göz önüne alınarak, araştırma, tanı ve teşhis gibi temel işlevleri kolaylaştırmak amacıyla uzmanlar tarafından sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma DSM kitabında üç temel başlık altında toplanmıştır. Bu başlıklar; A tipi, B tipi ve C tipidir.

A Tipi Kişilik Bozukluğu Sınıfı
A tipi grupta üç kişilik bozukluğu yer almaktadır. Bu bozukluklar; şizoid kişilik bozukluğu, paranoid kişilik bozukluğu ve şizotipal kişilik bozukluğudur.

Şizoid Kişilik Bozukluğu
“Şizoid kişilik bozukluğu olan hastaların utangaçlık, toplumsal yaşama ilgisizlik, sıklıkla düş kurma, yakın ilişkilerden ya da rekabetten kaçınma, duygusal soğukluk; eleştiriye, övgüye ve başkalarının duygularına kayıtsızlık gibi davranışlar gösteren ancak şizotip kişilik bozukluğunda gözlenen düşünce ya da davranış tuhaflıkları göstermeyen kişilik bozukluğu. Bu kişiler, rahatsız edici yaşantılara, görünürde yaşamdan uzaklaşmaya tepki gösteriyor; ancak, düşmanlık, saldırganlık gibi duygularını dışa vuramıyorlar.” (BAKIRCIOGLU, 2012).

Bu belirtilere ek olarak hastada klinik ortamda gözlenen semptomlar; ailenin bir üyesi olduğunun farkında olmadan yapılan davranışlar, yakın ilişkilerden kaçınma, yaşanılan ilişkilerden zevk alamama, genelde bir yada iki kişi ile ilişki kurma ve aktivite anlamında yakın ilişkilerden zevk alamama, yukarıdaki tanımda yer alan ifade de olduğu gibi duygusal olarak reaksiyon göstermekten kaçınma yada gösterememe şeklinde sıralamak mümkündür.

Bu tip insanların diğer insanlara vakit ayırmaması sonucu kalan vaktini kendi seçtiği bir aktivite üzerine yoğunlaştırır ve seçtiği aktivite de başarıya ulaşabilmektedir.

Genel nüfus göz önüne alındığında %0.5 ile %7 arasında görülme sıklığı olduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

Şizoid kişilik bozukluğunun oluşma sebepleri yaklaşımlara göre farklılık göstermektedir. En işlevsel ve yaygın olan görüş erken çocukluk döneminde soğuk, tatmin edilmemiş ve ihmal edilmiş bir çevrede yetişmiş olmasının muhtemel olduğuna inanılmaktadır.

Bu tarz kişilerin görülme sıklığı ise incelenen klinik vakalarda erkeklerin kadınlara oranla daha sıktır, bunun ile birlikte şizoid kişilik bozukluğu bulunan hastaların çoğunun kendi isteği ile nadiren başvurdukları bilinmektedir.

Paranoid Kişilik Bozukluğu
“ Çevresindeki insanların gizli güdülerine, gizli amaçlarını kafaya takma, aşırı kuşkuculuk, kendi yanlışını üstüne almaktan kaçınma, aldatıldığına, kullanıldığına inanma, kendi önyargı ve tutumlarını haklı çıkaracak ipuçları bulmak amacıyla çevreyi dikkatle tarama gibi başkalarına karşı yaygın yersiz kuşkuculuk ve güvensizlik; kolaylıkla kırılma ve öfkelilik, pireyi deve yapma, inatlaşmai saldırıya geçme gbi aşırı duyarlılık; duygusal soğukluk, mizah duygusundan, sevecenlik duygularından yoksunluk gibi duygusal sığlaşma; kendi duygularını başkalarına yansıtma ve benzeri belirtilerle ortaya çıkan kişilik bozukluğu, kuruntularla sanrıların bunda görülmemesidir. Genellikle savaşta tutsak düşme, göçmenlik, sığınmacılık ya da evinden ilk kez ayrılma gibi köklü çevre değişikliği yapan kimi kişilerde birden bire ortaya çıkan ve altı aydan kısa süren paranoid bozukluğa akut paranoid kişilik bozukluğu deniliyor.” (BAKIRCIOGLU, 2012).

DSM-IV’e göre paranoid kişilik bozukluğunun tanımı şu şekilde yapılmaktadır;

“A. Aşağıdakilerden en az dördünün olması ile belirli, genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk gösterme.

Yeterli bir temele dayanmadan başkalarının kendisini sömürdüğünden, aldattığından veya kendine zarar verdiğinden kuşkulanır.
Dostlarının veya iş arkadaşlarının kendine olan bağlılığı veya güvenirliği üzerine yersiz kuşkuları vardır.
Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetle kullanılacağından yersiz korkuları olduğundan başkalarına sır vermek istemez.
Sıradan sözlerden, olaylardan aşağılandığı veya kendisine gözdağı verildiği şeklinde anlamlar çıkarır.
Sürekli kin besler.
Karakterine ve itibarına saldırıldığı yargısını taşır ve öfke ve karşı saldırıda bulunur.
Haksız yere eşinin sadakatsizliği ile ilgili kuşkulara kapılır.
Şizofreninin, psikotik özellikler gösteren bir duygudurum bozukluğunun veya başka bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.”(KÖROĞLU, 2013).
3.1.3. Şizotipal Kişilik Bozukluğu
“ Şizofreni tanısı için gerekli ölçütlere uyacak kadar şiddetli olmayan çeşitli algı, düşünce, iletişim ve davranış tuhaflıklarıyla tanımlanan bir kişilik bozukluğu. Söz konusu bozukluğa bu tanının düşünme, referans düşünceleri ya da paranoid düşünce, kişiliksizleşme ya da yinelenen algı bozuklukları ve yanılsamalar; tutarlı, ama bulanık ya da metaforik konuşma; toplumsal tecrit, insanlardan uzaklaşma, duygusuzluk, kuşkuculuk ya da paranoid düşünceler ve gerçek ya da düşsel eleştiriye karşı aşırı duyarlılık” (KÖROĞLU, 2013). şeklinde tanımlanan şizotipal kişilik bozukluğu A tipi diğer kişilik bozuklukları gibi genel olarak tanım çerçevesine bakıldığında sosyal ilişkilerden kopukluk ve içe dönüklüğü dikkat çekmektedir.

Genel özellikleri: Başlıca özelliği yakın ilişkilerde birdenbire rahatsızlık duyma ve yakın ilişkilere girebilme becerisinde azalma ile belirli, toplumsal ve kişilerarası yetersizliklerin yanısıra bilişsel ya da algısal çarpıklıkların ve alışılagelenin dışında davranışların olduğu yaygın bir örüntünün olmasıdır. Toplumda yaygınlığı %3 dolayındadır. Strese tepki olarak çok kısa süren psikotik epizodlar yaşayabilirler (saatler süren). Küçük bir bölümünde şizofreni veya kısa psikotik bozukluk gelişebilir (KÖROĞLU, 2013).

DSM IV’te yer alan şizotipal kişilik bozukluğunun semptomları ve tanı kriterleri şu şekilde sıralanmaktadır;


“A. Aşağıdakilerden en az dördünün olması ile belirli, genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, bilişsel veya algısal çarpıklıkların ve alışılmışın dışında davranışların yanı sıra yakın ilişkilerde rahatsızlık duyma ve yakın ilişkilere girebilme becerisinde yetersizlikle kendini gösteren, toplumsal ve kişilerarası yetersizliklerin olduğu sürekli bir örüntüdür.

Referans fikirler.
Davranışı etkileyen, kültürü ile uyumlu olmayan acayip inanışlar, büyüsel düşünceler.
Olağandışı algısal yaşantılar, bedensel yanılsamalar.
Acayip düşünüş ve konuşma biçimi.
Kuşkuculuk ya da paranoid düşünce.
Uygunsuz ya da kısıtlı duygulanım.
Acayip, kendine özgü davranış veya görünüm.
Yakın arkadaş ve sırdaşların olmaması.
Azalmayan aşırı toplumsal anksiyete, paranoid korkular.


Şizofreninin, psikotik özellikler gösteren bir duygudurum bozukluğunun veya başka bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.”(KÖROĞLU, 2013).
3.2. B Tipi Kişilik Bozukluğu Sınıfı
B tipi kişilik bozuklukları başlığı altında dört kişilik bozukluğu bulunmaktadır. Bu kişilik bozukluğu rahatsızlıkları; narsistik kişilik bozukluğu, histrionik kişilik bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu ve antisosyal kişilik bozukluğundan oluşmaktadır.





3.2.1. Narsist Kişilik Bozukluğu
Narsistik kişilik bozukluğu B tipi kişilik bozukluğu grubundanki diğer hastalıklarla birlikte görülme ihtimali yüksektir. Narisitik kişilik bozukluğunun klinik incelemeleri sonucunda %2 ile %6 arasında toplum içerisinde görülme sıklığı vardır, bu bilginin yanında klinik vakaların %50 ile %75’inin erkek olduğu belirtilmektedir. Narsistik kişilik bozuklukları kendilerini beğenmiş, eleştiriye kapalı, empati yeteneğinden yoksundur.

DSM IV, narsistik kişiliklerinde görülen semptom ve tanı kriterlerini şu şekilde tanımlamaktadır;

Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır (örn. başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler)
Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar
“Özel” ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin (ya da kurumların) kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır,
Çok beğenilmek ister,
Hak kazandığı duygusu vardır: kendisinin özellikle kayırılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu beklentilerine göre uyum gösterme,
Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır: kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanır,
Empati yapamaz: başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdir,
Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır,
Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler”(KÖROĞLU, 2013).




3.2.2. Histrionik Kişilik Bozukluğu
Histrionik kişiliklerin genelleyici bir tanımı yapılmak istendiğinde çevresinden ilgi duymak için yaşamsal aktivitelerine devam eden insanlar olarak kabaca tanımlamak mümkündür.

Temelde DSM 4 de yer aldığı gibi Histrionik kişilik bozukluğu tanısı koyulabilmesi için, aşağıdakilerden en az 5 inin olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntü;

1-İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olma

2-Başkalarıyla iletişimin çoğu zaman uygunsuz bir şekilde cinsel yönden baştan çıkarıcı davranışlarla belirli olması

3-Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergileme

4-İlgiyi çekmek için fiziksel görünümü kullanma

5-Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi olması

6-Gösteriş yapma, yapmacık davranma ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterme

7-Telkine yatkın olma, kolay etkilenme

8-İlişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğine inanma (KÖROĞLU, 2013).

3.2.3. Borderline Kişilik Bozukluğu
“Borderline kişilik bozukluğunda kişi kendisini güzel, başarılı hissederken birden değişkenlik göstererek kendisini çok önemsiz biri olarak algılayabilir. Borderline Kişilik Bozukluğu, genç erişkinlik döneminde başlayan, kişilerle olan ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla karakterize bir durumdur. Aşağıdakilerden 5’ini taşıyan kişilerde görülür.

Gerçek ya da hayali bir terk edilmeden kaçınmak için çılgınca çaba harcamak
2- Karşısındakileri aşırı büyütüp, göklere çıkarma ve aşırı değersizleştirip, gözden düşürerek, yerin dibine sokma gibi başkalarına aşırı değer, değersizlik verme ile giden tutarsız ilişkiler.
Kimlik karmaşası denilen kendini algılayışında, önem verilen kültürel- ahlaki değer anlayışında değişkenlikler.
Kendine zarar verme olasılığı fazla olan, iki ya da daha çok durumda sonunu düşünmeden, aniden yapılan eylemler (aniden çok para harcama, madde kullanımı, hızlı ve tehlikeli araç kullanma, birden aşırı yemek yeme, önceden düşünülmeyen uygunsuz cinsel davranışlar).
Yineleyen bir şekilde intihar girişimleri, intihar tehditleri, kendi kendine zarar verme (bıçak, jilet vs. ile kendi cildini kesme, sigara ile kafayı yakma).
Duygu durumunda aşırı tepkililiğe bağlı olarak sürekli duygusal değişkenlik hali (saatler içinde değişen sürelerde birbirini izleyen öfkelilik, üzüntü, kaygı, sevinç dönemleri)
Kişinin kendisini sürekli olarak boşlukta hissetmesi.
Öfkeye hakim olamama (sık sık kavgalara karışma, yüksek sesle hakaret, çığlık atma).
Stresle ilişkili, gelip geçici, kendine kötülük yapılacağı düşünceleri ya da dissosiyatif belirtiler.”(KÖROĞLU, 2013).
3.2.4. Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Antisosyal kişilik bozukluğu, toplumsal düzene uygun olmayan davranışlar sergilemektedir. Genel olarak aşırı uçlara kaydığında dikkat çekmekle birlikte tanıyı koyabilmek için diğer kişilik bozukluklarından farklı olarak on sekiz yaşından büyük olması gerekmektedir.

DSM’de antisosyal kişilik bozukluğu ile ilgili semptom ve tanı kriterleri şu şekilde sıralanmaktadır;

Aşağıdakilerden üçünün (ya da daha fazlasının) olması ile belirli, 15 yaşından beri süregelen, başkalarının haklarını saymama, başkalarının haklarına saldırma örüntüsü.
Tutuklanması için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunmakla belirli, yasalara uygun toplumsal davranış biçimine ayak uyduramama.
Sürekli yalan söyleme, takma isim kullanma ya da, kişisel çıkarı, zevki için başkalarını atlatma ile belirli dürüst olmayan tutum.
Dürtüsellik ya da gelecek için tasarılar yapmama.
Yineleyen kavga, dövüşler veya saldırılarla belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık.
Kendisinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık
Bir işi sürekli götürememe ya da mali yükümlülüklerini tekrar tekrar yerine getirememe ile belirli olmak üzere sürekli bir sorumsuzluk.
Başkasına zarar vermiş, kötü davranmış veya başkasından bir şey çalmış olmasına karşı ilgisiz olma veya yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme.
Kişi en az 18 yaşındadır.
15 yaşından önce başlayan davranım bozukluğunun kanıtları vardır.
Antisosyal davranış sadece şizofreni veya manik epizodun gidişi sırasında ortaya çıkmayabilir(KÖROĞLU, 2013).
3.3. C Tipi Kişilik Bozukluğu Sınıfı
C tipi kişilik bozukluğunun altında üç adet kişilik bozukluğu bulunmaktadır. Bu kişilik bozuklukları; bağımlı kişilik bozukluğu, çekingen kişilik bozukluğu ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğudur.

3.3.1. Bağımlı Kişilik Bozukluğu
başkalarının onu terk etmesinden devamlı olarak korkan bir kişilik yapısına sahip olan kişiler yaptıkları davranışlarının temel amacı olarak çevresindeki insanların onu terk etmemesi isteğini taşımaktadır.

DSM’de bağımlı kişilik bozukluğunun semptomları ve tanı kriterleri şu şekilde belirtilmektedir;

Aşağıdakilerden en az dördünün olması ile belirli, genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, uysal ve yapışkan davranışa ve ayrılma korkusuna yol açacak biçimde kendisine bakılma gereksiniminin aşırı olmasıyla giden sürekli bir örüntü.
Başkalarından bol miktarda öğüt ve destek almazsa gündelik kararlarını vermekte güçlük çeker.
Yaşamının çoğu alanında sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyar.
Desteğini yitireceği ya da kabul görmeyeceği korkusuyla başkaları ile aynı görüşü paylaşmadığını söylemekte zorluk çeker.
Tasarıları başlatma, kendi başına iş yapma zorluğu vardır.
Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırıya gider.
Kendine bakamayacağına ilişkin aşırı korku nedeniyle tek başına kaldığında kendisini rahatsız veya çaresiz hisseder.
Yakın bir ilişki sonlandığında bir bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girer.
Kendi kendine bakma durumunda bırakılacağı üzerine gerçekçi olmayan bir biçimde kafa yorar(KÖROĞLU, 2013).
3.3.2. Çekingen Kişilik Bozukluğu
Çekingen kişilik bozukluğunun temel düşüncesi yetersizlik duygusudur ve bu duygu çerçevesinde kendi yetersizliğini saklama düşüncesi ile toplumdan kendisini soyutlamayı ve çekingen kalmayı tercih etmektedir.

DSM’de çekingen kişilik bozukluğu ile ilgili semptom ve tanılar şu şekilde sıralanmaktadır;

Reddedilmeye aşırı hassasiyet.

Eleştirilme korkusu
Sosyal ortamlarda aşırı anksiyete ve utangaçlık.
Yetersizlik duyguları.
Düşük benlik saygısı.
Kendinden nefret etmek.
Başkalarına güvenememe.
Samimi duygulardan uzaklaşma.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.
Mesleki sorunlar
Başkalarından kendini düşük görmek.
Bazı durumlarda, agorafobi
İlişkilerden kaçınma.
Sosyal baskılanma
Ek olarak depresyon, sosyal fobi.

Gerilim ve endişe gibi kalıcı ve yaygın duygular;

başkalarına karşı beceriksiz, zevksiz ya da aşağıda olduğu inancı;

eleştirilme ya da reddedilme korkusuyla aşırı meşgul olmak;

insanlara güvenme konusunda isteksizlik;

güvenlik ihtiyacı için hayatını kısıtlamak;

eleştirme, reddedilme, onaylanmama içerebilecek mesleki faaliyetlerden kaçınma.

3.3.4. Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu
Obsesif kompulsif kişilik bozukluklarının genel izlenimi saplantılı ve hatalı bir düşüncenin arkasından takip edilen düşünceyi ortadan kaldırmak amacıyla yapılan davranış takip eder. Bu süreç kısır döngü şeklinde bir birini tetikleyerek devam etmektedir.

DSM’de obsesif kompulsif kşilik bozukluğu ile ilgili olarak belirtilen semptom ve tanı kriterleri şu şekilde verilmektedir;

Aşağıdakilerden en az dördünün varlığı ile ,erişkinliğin erken dönemlerinde başlayan, kişisel ilişkileri, kişinin verimliliğini etkileyen bir şekilde aşırı düzenlilik, mükemmeliyetçilik, içsel ve dışsal kaynaklı olayları ve ilişkileri kontrol üzerine aşırı yoğunlaşma ile giden bir kişilik bozukluğudur.

1- Kişi yaptığı bir iste ayrıntılara o kadar dalar, kurallar, listeler programlamalar, hesaplar ve bağlantılar ile öyle uğraşır ki, neredeyse yaptığı şeyin gerçek amacını, hedeflerini unutur.

2- yaptığı isi bitirmesini güçleştirebilecek, engel olabilecek aşırı bir mükemmeliyetçilik içindedir.

3- Kendini dostlarından ve hoşça vakit geçirebileceği etkinliklerden ayrı, uzak bırakacak derecede ve ekonomik durumla açıklanamayacak bir şekilde hayatini is ya da bir şeyler üretmeye adar.

4- Kültürel ve dinsel özelliklerle açıklanamayacak bir şekilde ahlak, doğruluk, dürüstlük, manevi değerler, sadakat, şeref, prensip gibi konularda vicdaninin sesini aşırı derecede dinler ve gerekli hoşgörü, anlayış ve esnekliği göstermez.

5- Kendisi, ailesi ve çevresi için özel bir anlam ve değeri olmasa bile eskiyip, yıpranmış ya da değeri olmayan şeyleri atamaz, elden çıkaramaz.

6- Başkalarının da tam anlamıyla kendisi gibi düşünüp, hareket etmedikçe, ayni yöntemi kullanmadıkça, onlarla ortak bir çalışma içine giremez.

7- Para harcama (kendine ya da başkasına hediye alma, bir şeyler ısmarlama, gerekli şeyleri alma gibi) konusunda kendisi ve başkalarına yönelik cimri bir tutum içindedir.Para gelecekte belki hiç olmayacak şeyler için elde tutulması gerekli bir şey olarak düşünülür.

8- Kuralları konusunda son derece kati ve inatçıdır (KÖROĞLU, 2013).

Kişilik Bozukluklarında Tanı Koymaya Yardımcı Olarak Kullanılan Yöntemler
Kişilik bozuklukları fen bilimlerinden bağımsız olarak sosyal bilim olan psikoloji bilminin altında yer almaktadır sosyal bilimler fen bilimleri kadar eski bir geçmişe sahip olmadığından dolayı kullanılan materyal ve methodlar fen bilimleri kadar zengin değildir ancak fen bilimlerinde olduğu gibi sosyal bilimlerde de ölçme değerlendirme adına çalışmalar yapılmakta ve yapılma zorunluluğu taşımaktadır. Bu süreçte, kişilik bozuklukları dahil olmak üzere psikoloji ile ilintili bir çok hastalık gibi doğrudan ilgili olduğu ancak ruhsal bağlantılı konularda psikoloji bilimi çeşitli ölçekler, klinik ortamlardaki gözlemler sonucu ortaya çıkan genelleştirilmiş semptomları DSM gibi kitap, dergi ve benzeri yazılı kaynaklarda derleyerek bir sonraki çalışmalara yardımcı olmayı hedeflemektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kişilik Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Enes KUŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Enes KUŞ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Enes KUŞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Enes KUŞ
Kocaeli ve İstanbul
Uzman Psikolog - Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Enes KUŞ'un Yazıları
► Kişilik ve Kişilik Bozuklukları Psk.Emir Emre DOĞAN
► Kişilik Bozuklukları Psk.Ferit KARADAŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,640 uzman makalesi arasında 'Kişilik Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon Ekim 2018
◊ Ayrılık Kaygısı Ekim 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:51
Top