2007'den Bugüne 80,910 Tavsiye, 25,756 Uzman ve 18,034 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu, Etiyolojisi, Epidemiyolojisi, Tedavisi
MAKALE #20076 © Yazan Psk.Tutku Damla KAMACIOĞLU | Yayın Kasım 2018 | 484 Okuyucu
OBSESİF- KOMPULSİF BOZUKLUK VE OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİ
OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK
Çoğu kişi zaman zaman farklı konular üzerinde kaygı, endişe ya da takıntılara kapılabilmektedir ve çoğu zaman bu duygular ile günlük yaşantısı içerisinde başa çıkarak yaşantısını etkilemeden çözüme kavuşturabilir.Bir takım takıntılı düşüncelerin kişinin günlük yaşantısını etki altına alarak, gündelik aktivitelerini kısıtlayacak dereceye gelmesi halinde Obsesif- Kompulsif bozukluk akla gelmektedir. Obsesif- Kompulsif bozukluk, kişinin alışmış olduğu düzeni, mesleğiyle ilgili işlevlerini ve sosyal çevresiyle olan ilişkilerini ve etkinliklerini büyük bir ölçüde olumsuz etkilemektedir (Karamustafalıoğlu & Akpınar, 2006).
Obsesyon, Kişinin zihinden uzaklaştırmasına engel olamadığı istemsizce gelişen, mantık dışı olduğunu bildiği ve tekrarlayan bir takım düşünce, dürtü ya da düşlemlerdir. Kompulsiyon ise, obsesyonların (saplantılı düşüncelerin) neden olduğu huzursuzluğu, gerginliği ve kaygıyı rahatlatabilmek için yapılan yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir.
Genelde ergenlik döneminde ve 20-30 yaşları aralarında görüldüğü gözlemlenmiştir. Ancak okul öncesi çocuklar dahil olmak üzere tüm yaş gruplarında rastlanabildiği gözlemlenmiştir. Erkeklerde daha erken yaşlarda gözlemlendiği görülmüştür ve genellikle kadınlarda daha sık rastlanan bir bozukluk olduğu belirtilmiştir (Türkiye Psikiyatri Derneği).
Genel olarak, obsesyon ve kompulsiyonlar kültürler arasında da değişiklikler gösterebilmektedir (Türkiye Psikiyatri Derneği). En sık rastlanan obsesif-kompulsif bozukluk türü titizlik obsesyonudur. Obsesif-Kompulsif bozukluğun yaşam boyu yaygınlığının oranı %2-3 olarak belirtilmiştir (Özten & Karamustafalıoğlu, 2018). Doğru ve etkili bir tedavi uygulanmaz ise %60-70 olguda kronikleşme olasılığı vardır ve hastaların %90 oranında bir başka psikiyatrik hastalığın seyri gözlemlenmiştir (Özten & Karamustafalıoğlu, 2018). Obsesif- Kompulsif bozukluğu olan hastaların yüksek bir çoğunluğunda anksiyete bozuklukları ve majör depresyon da beraberinde eşlik etmektedir (Tükel, 2010).


DSM-5 ‘e göre Takıntı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif- Kompulsif Bozukluk):
Takıntıların (obsesyonların), zorlantıların (kompulsiyonların) veya her ikisinin de beraber mevcut olması,
Obsesyonlar;
1. Çoğu zaman zoraki ya da istemsiz gelir gibi yaşanan, çoğu birey için belirgin bir endişe ya da sıkıntıya sebep olan, tekrar eden ve devamlı düşünceler, itkiler ya da imgeler.
2. Birey, bu itki, imge ya da düşüncelere aldırış etmeden bunları baskılayarak veya bunları başka bir eylem veya düşünce yüksüzleştirme girişimlerinde bulunur.
Kompulsiyonlar;
1. Bireyin obsesyonuna tepki şeklinde veya katı bir biçimde uyması gereken kuralların zorunluluğu gibi hissettiği tekrar edilen davranışlar.
2. Bu davranışlar veya düşlemsel eylemler, maruz kalınan endişe, stres ya da sıkıntıdan kaçınma, bu stresi azaltma nedeniyle sergilenir, fakat tüm bu davranışların sebebinin yüklendiği durumlar gerçek ile bağlantılı değildir.

OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU
Takıntı-zorlantı bozukluğunun, takıntılı-zorlantılı kişilik bozukluğu üzerinde olan etkisi ve ilişkisi ile ilgili çok sayıda tartışma yer almaktadır (Pollak, 1987a). Klasik psikanalitik yaklaşıma göre; obsesif kişilik zemininde, obsesyonel nevrozun gelişimi ile meydana geldiği düşünülmektedir (Baer, Jenike, & Ricciardi, 1990). 1960’lı yıllarda yapılan yedi çalışmaya bakıldığında, takıntı-zorlantı bozukluğu olanların %71’inde orta-şiddetli değişken seviyelerde takıntılı-zorlantılı kişilik özellikleri olduğu gözlenmiştir (Black, 1974).
1986 yılında yapılan bir araştırmada, DSM-III tanı ölçütlerine uygun 44 olgudan %55’inin takıntılı-zorlantılı kişilik bozukluğu bulunduğu belirtilmiştir (Rasmussen & Tsuang, 1986). Günümüzde ise takıntı-zorlantı bozukluğu (OKB) ile takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğunun (OKKB) ilişkisi olmadığı belirtilmektedir (Türksoy, Tükel, & Özdemir, 2000).

Yapılan diğer araştırmalara göre ise; takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğunun genel takıntı- zorlantı bozukluğunun belirtilerinden çok kontrol etme kompulsiyonları ile ilişkili olduğunu öne sürmüştür (Frost ve Sher 1989, Frost ve Shows 1993, Gibbs ve Oltmanns 1995).
Takıntı- zorlantı bozukluğu ve takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğu arasındaki ilintiyi inceleyen bir diğer araştırmaya göre ise; çocukluk döneminde başlayan takıntı-zorlantı bozukluğunun (OKB), ilerleyen dönemlerde takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğu (OKKB)’na dönüşebileceği şeklindedir (Swedo ve ark. 1989, Baer ve Jenike 1992).
Takıntılı-zorlantılı (obsesif-kompulsif) kişilik bozukluğuna sahip bir birey duygusal katılık, düzenlilik/ titizlik, mükemmeliyetçilik, ısrarcılık, inatçılık ve kararsızlık ile karakterizedir. Bu bireyler bir işin ya da eylemin geneline veya amacına bakmaksızın, yalnızca ayrıntılarına dikkat ederler (Bayat & Şengül, 2007).
Birlikte yaşanması zor insanlardır; kişiler ile iletişim kurmaktan çekinmezler ancak samimiyet ve yakınlık sergilemezler, duygularını göstermekte zayıftırlar –duygusak kısıtlılık-. Genellikle yakın arkadaşları yoktur veya kısıtlıdır. Sorumluluk bilinci oldukça gelişmiştir, hata yapmaktan ya da yanlış anlaşılmaktan çekindikleri için karar kılmakta zorluk çekerler. İçinde bulundukları her durumu kontrol altında tutmak isterler, düzen ve ayrıntılarla fazla ilgilidirler, bu sebeple çevresindekileri kendilerinden uzaklaştırırlar. Çalışkandırlar ve kendilerini işlerine feda ederek yaşarlar. Belirli hareketleri belli bir zamanda mutlaka yapmaları gerekir, yapamadıkları zamanlarda rahatsızlık duyarlar. Evlilik hayatları düzenlidir, yaşam alanlarının temizlik ve düzeni için çok fazla zaman harcarlar. Genelde resmi ve sessiz bir yapıya sahiptirler, konuşmaları uzun ve ayrıntılarla doludur, duygulanımları sınırlıdır, ısrarcı ve katı bir yapıya sahiptirler. Olayların tarih ve detaylara karşı hassasiyet gösterirler.






DSM- 5 ‘e göre takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğu tanı ölçütleri;
Semptomlardan dört tanesi veya daha fazlasıyla belirli, genç yetişkinlikte baş gösteren ve farklı koşullar altında meydana gelen, esneklik, açıklık ve verimlilik uğruna düzenlilik, mükemmeliyetçilik, zihinsel ve bireyler arasında kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir örüntü:

1. Yapılan işin ya da etkinliğin gerçek amacını unutacak düzeyde detaylar,kurallar, sıralama, düzen veya tasarlama ile meşgul olur,
2. İşin bitirilmesini zorlaştıracak biçimde eksiksiz ve mükemmel yapma gayreti içerisindedir,
3. Boş zaman aktivitelerini değerlendirirken, etkinliklerinden ve sosyal çevresinden uzak kalacak derecede kendisini işe veya üretkenliğe adar,
4. Ahlaki değerlerine, vicdan, doğruluk ve erdemlerine aşırı bağlıdır, esneklik göstermez (kültür veya din özdeşimi ile açıklanmamalı),
5. Spesifik bir değeri olmasa da, eskimiş, işe yaramayan, değeri olmayan eşyaları- nesneleri atamaz,
6. Diğer kişilerin bir işi kendisi gibi yapacağına ikna olmadığı sürece, imece ya da görev dağılımı yapma konusunda isteksizdirler,
7. Para harcama konusunda, kendisi ve diğer kişiler için cimridir, paranın ileride karşılaşılabilecek zor durumlara karşı biriktirilmesi gereken bir nesne olduğunu düşünür,
8. Her zaman katıdır, esneklik göstermez ve inatçıdır.

Takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğunda, takıntı- zorlantı bozukluğu (OKB) ile ayrımının yapılması en büyük zorluklardan biridir. Takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğu (OKKB)’nin tanısındaki iş ile sosyal işlevsellikte ciddi bozulmalar ile ayırt edilebilir (Bayat & Şengül, 2007).



OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN ETİYOLOJİSİ
Yapılan araştırmalar, takıntılı- zorlantılı kişilik bozukluğunda genetik nedenlerin etkisi olduğu görüşünü savunmaktadır. İlk araştırmalara bakıldığında, Freud’un psikoseksüel gelişiminin anal evresinde; ebeveynlerin çocuğu sosyalleştirme çabaları, çocuğun dürtüleri ile çatışmaya girmektedir. Çocuğun kızgınlığı veya memnuniyetsizliğini ifade etme şekli, utangaçlık, eleştiri veya sosyal yalıtım ile sonuçlanabilir (Ceylan, Yazan, & Demirergi, 2000).

OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU’NUN EPİDEMİYOLOJİSİ
Toplumda yaklaşık olarak %1 oranında görüldüğü belirtilmiştir, erkeklerde görülme sıklığının kadınlara göre daha fazla olduğu belirtilmiştir (Bayat & Şengül, 2007).

OBSESİF- KOMPULSİF KİŞİLİK BOZUKLUĞU’NUN TEDAVİSİ
Kişilik bozuklukları arasındaki diğer bozukluklardan farklı olarak, bu bozukluğa sahip olan bireyler hastalıklarının farkındadır ve çoğunlukla tedavi olması gerektiğine kendileri karar verebilir. Genellikle tedavileri uzun zaman alabilmektedir, bilişsel davranışçı terapi ya da grup terapi önerilir. Eğer şiddetli takıntı- zorlantı bozukluğu ile birlikte seyrediyorsa ilaç tedavisi önerilir.

OBSESİF-KOMPULSİF KİŞİLİK BİÇİMİ VE BOZUKLUĞU ARASINDAKİ FARKLAR
• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; sorumluluğundaki işleri eksiksiz ve yanlışsız tamamlamak isterler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; işlerin bitmesini zorlaştıracak kadar mükemmeliyetçi davranırlar.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; tüm iş ve sorumluluklarını en ince detayına kadar düşünür, en kusursuz şekilde sonuçlandırmak isterler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; detaylarla, kurallarla, düzene koymayla, sıralandırmayla o kadar fazla efor sarf ederler ki, yaptıkları işin asıl amacından uzaklaşırlar.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; bir işi yaparken tamamen doğru bir şekilde yapma arzusu duyarlar, fakat işin yapılma esnasında farklı bir yoldan ilerlenmesine bir şekilde katlanabilirler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; bir işi yapacak diğer kişilerin kendi yaptığı şekilde yapması konusunda direnç gösterir veya doğru yapabileceklerine ikna olmadığı için diğer kişilere görev bırakmak istemezler.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; işlerine odaklı ve çalışkanlardır. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; çok fazla çalışmaları ve üretme istekleri yüzünden sosyal aktivite ve arkadaşlık ilişkilerini feda ederler.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; karar alırken tüm seçenekleri değerlendirebilir, sonuçlarını düşünebilirler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; kararsızdırlar, karar almaktan veya karar kılmaktan kaçınır, bu süreci uzatabildiklerince uzatmaya çalışırlar.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; kuvvetli ahlaki değerlere sahiptir ve doğru olanı yapmak isterler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; ahlaki değerlerinden ya da değer yargılarından kesinlikle ödün vermezler, en iyiyi veya en doğru olanı yapmak isteme konusunda fazlaca kendilerini yükümlü hissederler.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; işlerinde duygusallığa çok fazla yer vermezler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; duygularını belli etmekte zorlanırlar.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; genellikle eli sıkıdırlar, fakat gereken zamanlarda paylaşımda bulunabilirler. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; kendi faydasına ya da çıkarına olmayan hiçbir durum için zamanlarını ya da maddi güçlerini paylaşmazlar.

• Obsesif- kompulsif kişilik biçimi; eşyaları toplayıp biriktirme huyları vardır, manevi bir değere sahip ya da ilerde gerekebilecek bir nesneyi atmak konusunda isteksizlerdir. Obsesif- kompulsif kişilik bozukluğu; manevi anlamda bir değere sahip olmasa bile değersiz eşyaları atamazlar (Köroğlu & Bayraktar, 2011).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu, Etiyolojisi, Epidemiyolojisi, Tedavisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Tutku Damla KAMACIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Tutku Damla KAMACIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Tutku Damla KAMACIOĞLU'nun Yazıları
► Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu Uzm.Psk.M.Enes İMERT
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,034 uzman makalesi arasında 'Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu, Etiyolojisi, Epidemiyolojisi, Tedavisi' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Alkolizm Nedir? Kasım 2018
◊ Alkolizm Nedir? Kasım 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:28
Top