2007'den Bugüne 79,336 Tavsiye, 25,453 Uzman ve 17,752 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Anksiyete Bozukluğu
MAKALE #20199 © Yazan Uzm.Psk.Fadıl KARAKOÇ | Yayın Aralık 2018 | 212 Okuyucu
Kaygı hayatımızın bir parçasıdır ve bizler korku, gerginlik ve stresle bir anlamda yaşamayı öğreniriz zamanla. Belirli düzeyde korku dış dünyadan gelebilecek tehlikelere karşı bizlerin koruma moduna geçmesinde işlevsel bir yöne sahiptir. Fakat korku uzun süreli ve yoğun bir şekilde yaşanmaya başladığında ve günlük yaşamımızı işlevsiz hale getirip sekteye uğrattığında artık normal korku olmaktan çıkmış demektir.

Bireylerin kendi hayatlarına yönelik genellikle kendi kontrolleri dışında cereyan eden iş, para, aile ve statü gibi durumlara karşı yoğun bir kaygı durumu baş gösterir. Birey sürekli olarak bir endişe hali içindedir ve bu durum en az altı ay süreyle devam eder.

Birey karamsar ve endişelidir, geleceğe yönelik olarak karamsar bir tablo çizer. Yakınlarının ve kendisinin başına kötü şeyler geleceğinden sürekli olarak endişe eder ve bu durum günden güne bireyi bunaltacak bir seviyeye ulaşacaktır. Bireydeki endişe ve kaygı birden kendini gösterebilir. En ufak bir durum bireyin endişelenip huzursuz olması için yeterlidir. Bu endişe ve huzursuzluk fizyolojik olarak da kendini gösterir. Bireyde huzursuzluk kalp çarpıntısı, titreme ve kaslarda ağrı gibi belirtiler anksiyetenin nedenleri olarak kendini gösterir.



ANKSİYETENİN BELİRTİLERİ

Ankiyete belirtileri fizyolojik ve ruhsal olmak üzere iki grupta kendini gösterir.

Herhangi bir olay, durum ve ya neden yokken sebepsiz yere endişelenme ve kaygı duyma anksiyetenin en temel ruhsal belirtilerinden biridir.

Birey sebepsiz yere endişelendiğinin farkında olmasına rağmen bu duruma engel olamamaktadır.



Birey çevresindeki kişiler için endişelenmekten duyduğu rahatsızlığı önlemek için bazı davranışlar gösterebilirler. Örneğin kardeşinin saat kaçta eve geleceğini önceden arayarak öğrenmeye çalışır ve oluşabilecek bir endişenin önüne geçmeye çalışır.

Bazı sebepsiz fizyolojik ağrılar görülebilir; örneğin baş ağrısı, kas ağrısı, mide bulantısı, yorgunluk vb.

Bu rahatsızlığa sahip bireyler ortaya çıkan bedensel semptomlar ışığında doktora başvururlar. Fakat yapılan tetkikler sonucunda dahiliye uzmanı vs bir tanıya ulaşamaz. Bu durumda hastalığın psikolojik boyuta sahip olduğu düşüncesiyle psikiyatriste veya psikoloğa yönlendirilir kişi. Bu durum da hastalığın teşhisinde zaman kaybına yol açmaktadır.

Birey yaptığı işe konsantre olmakta güçlük çekeceği gibi sosyal hayatındaki işlevlerinin de verimliliğinin yeteri düzeyde olmadığını fark edecektir.

Uykusuzluk, gerginlik, huzursuzluk ve tahammülsüzlük bireyin hayatında artık fazlasıyla kendini hissetirecektir.

Nefes almada yaşanan güçlük ve kalp çarpıntısı da yine yaşanan fizyolojik belirtilerdendir.



ANKSİYETENİN NEDENLERİ



Kaygının tek bir nedeni yoktur. Biyolojik, genetik, çevresel ve psikolojik nedenlerin kombinasyonu sebep olmaktadır.

Anksiyetenin ortaya çıkış öyküsü incelendiğinde bunun en temel belirtileri arasında stresin ana etmenlerden biri olduğu görülecektir. Erken yaşlarda başlayan ve küçük çapta kendini gösteren stres durumu zamanla büyüyüp alevlenecek ve bireyin günlük yaşam işlevlerini etkileyecek boyuta ulaşacaktır.

Bireyin içinde yetiştiği aile ortamında anne, babanın tavrı ve ailenin sosyal ve ekonomik durumu bireyin stres ve kaygıyla olan tanışıklığını önemli ölçüde etkileyen faktörlerdendir.

Anksiyetenin ortaya çıkmasında genetik faktörlerin rolü incelendiğinde; kalıtımsal yatkınlığın bireyde anksiyete görülme olasılığını arttırdığına dair yapılan veriler elde edilmiştir.

Bireyin sosyal hayatındaki temel sorumlulukları da bireyin yoğun düzeyde kaygı yaşamasına kapı aralamaktadır. Örneğin ailesine bakmakla yükümlü olması, ağır iş koşulları, ekonomik endişeler buna örnek verilebilir.



ANKSİYETE EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR



Anksiyete bozukluğunun başlama evresi ilk çocukluk dönemine rastlar. Bu dönemde başlayan kaygı yoğunluğu yirmili yaşlarda artık kendisini fazlasıyla hissettirir. Fakat en sık görüldüğü yaş dilimi yetişkin evresidir. Çünkü bu yaştaki bireyler gelecek endişesi, geçim derdi ve ailevi yükümlülüklerden dolayı kaygıyı diğer bireylere göre daha yoğun yaşarlar. Bu nedenle bu yaş grubundaki bireylerde anksiyete görülme olasılığı daha fazladır.

Kadınlarda erkeklere oranla görülme sıklığı daha fazladır. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre iki katıdır. Bunun nedeni ise kadınların hamilelik, hormonal değişiklikler, kısırlık gibi fizyolojik durumlara sahip olmalarının yanında travma vb durumlardan daha yoğun etkilenmeleri bu durumun başlıca sebepleri arasında gösterilmektedir.

Tiroid hastalığına sahip bireylerde kaygıya bağlı olarak anksiyete bozukluğu görülmektedir.

Anksiyetenin toplumda görülme sıklığı yüzde altı civarındadır. Yani her yüz kişiden altısında ansiyete vardır.

Klinik Psikolog Fadıl KARAKOÇ
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anksiyete Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Fadıl KARAKOÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Fadıl KARAKOÇ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Fadıl KARAKOÇ'un Yazıları
► Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Uzm.Psk.Eylem ESEN
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Çağlayan TUNA
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,752 uzman makalesi arasında 'Anksiyete Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon Aralık 2018
► Kişilik Bozuklukları Aralık 2018
► Somatoform Bozukluklar Aralık 2018
► Disosyatif Bozukluklar Aralık 2018
► Majör Depresyon Aralık 2018
► Madde Bağımlılığı Aralık 2018
► Kardeş Kıskançlığı Aralık 2018
► Obsesif Kompulsif Bozukluk Aralık 2018
► Anoreksiya Aralık 2018
◊ Sınav Kaygısı Aralık 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:08
Top