2007'den Bugüne 80,875 Tavsiye, 25,751 Uzman ve 18,025 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Çocuklar Ölüm Karşısında Ne Yaşarlar?
MAKALE #20215 © Yazan Psk.Dnş.Erhan KOCA | Yayın Aralık 2018 | 265 Okuyucu
Ölüm, çocuklar için anlaşılması, yetişkinler için kabul edilmesi güç bir gerçektir.Ebeveynler olarak çocuklara acı ve üzüntü veren olaylarla başa çıkma konusunda rehberlik etmeye devam etmeliyiz ki büyüsünler ve olgunlaşsınlar. Bunu yapabilmek için Slaughter ve Griffths’nin kavramsallaştırdığı ölümü yaşamdan ayıran dört alt bileşeni bilmemiz gerek.Nedir bunlar?
Ölümü; (i)evrensellik; bütün canlıların başına geleceğini anlamak, (ii) geri dönülmezlik; ölenin hayata geri dönemeyeceği, (iii)işlevsizlik; vücudun işlevselliğini yitirmesi, (iiii)nedensellik; vücut fonksiyonlarının tamamen yitirilmesi olarak tanımlanmışlardır. Çocuklar ise bebeklik döneminde; bu kavramı anlayamayacak kadar küçüktürler.Tek bilgileri ise sadece sürekli çevrelerinde bulunan yakınlarının olmadığı yani rutinlerin kesintiye uğramasıdır.Onun için herhangi bir eylem de tanıdık ses, koku ve ya resim gördüklerinde “Anne?” seslenebilirler.
Oyun-ilk çocukluk dönemin de bilişsel olarak işlem öncesindedirler.Dolayısıyla egosantrik(benmerkezci) ve büyüsel düşünceyi ölümü açıklamak için kullanırlar.Bu yapıları onların ölüme engel olabilecekleri, ölen insanı koruyabilecekleri düşüncesine kapılmalarına neden olur.Bu görüş doğrultusunda anababasının ölümünden şuçluluk ve sorumluluk duyabilirler.
Ayrıca süreklilik kavramı gelişmediği için ölümün geri dönülemez ve sürekli olduğunu anlayamazlar. Kaybedilen yakının arkasından “Ne zaman gelecek?” diye defalarca sormalarının sebebi budur.
Okul çağı çocukları mantıksal ilişkileri anlayabilir anacak soyut biçimde mantık yürütemezler. Ölümün evrenselliğini ve kaçınılmazlığını anlamaya başlar. Kayıpların geri döndürülemezliğinin farkındadırlar. Benmerkezci düşüncenin azalması ve bilişsel becerilerinin artmasıyla ölüm kavramına daha gerçekçi yaklaşırlar.
Yetişkinler yardımı ile ölüme, yaşanan kayba bir neden bulabildiği zaman ancak suçluluk duygusundan uzaklaşabilirler. Aksi takdir de “Ben şuçluyum.”, “Kötü şeyleri hakediyorum.” gibi şemalar oluşturabilirler. Gerçeğe uyan açıklamalar yapılmadığında güvenli ortam(düzen ve rutinlere) kısa zaman da dönülmediğinde, duyguların paylaşılması, anlaşılması ihtiyacı karşılamadığın da sorunlar artar. Neler olabilir ?
Yıkıcı-bozucu davranışlar sergileyebilir, öfke patlamaları yaşayabilir, şiddete başvurabilir, okulu istemeyebilir, ödevleri reddebilir, yeme bozuklukları ve uyku problemleri yaşayabilir.
Ergenlik döneminde, tekrar ortaya çıkan benmerkezci bakış açısı ölümü yorumlamalarında büyük etkendir. Ergenin kendi kişisel biricikliğine olan inancı, kendisinin ölüm ile karşılaşmayacağı inancına dönüşebilmektedir.
Yaşamla ölüme felsefi bir açıdan yaklaşabilirler. Ölüm üzerine bu denli düşmeleri duygularını doğru ifade edemeyen ergenlerde bir kayıp sonrası güçlü inkar, öfke, suçlama, sevdiğine kavuşma(intihar fikirleri) gibi duygusal tepkiler verebilirler. Tam tersi duygularını dışa vurmayıp bastıranlar ise; bir süre sonra bunu yok saymaya çalışırlar. Bunun için de alkol, kumar, madde, bilgisayar gibi bağımlılıklar geliştirebilirler. Bağımlılıklar duygularıyla yüzleşmesini engeller.

Peki çocuklara ölüm haberini nasıl veririz?
Sevilen bir canlının ölüm haberini hem almak hem başkaları ile paylaşmak zor bir durumdur. Özellikle de çocuklar ile paylaşılması. Peki böylesi karmaşık durumu nasıl anlatacağız?
Ölüm haberini çocuğa ilk olarak anne-baba veya duygusal olarak yakın birinin vermesi uygun olur.Çocukla açık ve net konuşulmalı.Soyut açıklamalardan ergenlik öncesi yaş grubunda kaçınılmalı.O zaman “ölüm” kavramını nasıl somutlaştırabiliriz?
Okul öncesi ve okul çağı çocukları için öncelikle “öldü” kelimesini açıklamalıyız. ”Öldü” yani “artık yaşamıyor.” şeklinde tanımlanabiliriz. Yaşamanın ne anlama geldiği çocukla konuşulmalı.” Yaşarken nefes alırsın, yürürsün, konuşursun, görürsün, işitirsin. O artık bunları yapamayacak.” denilebilir.
Okul çağı çocukları mantıksal ilişkileri basit düzeyde anlayabilirler. Onlarla “Tüm canlıların doğduğu, büyüdüğü yaşlandığı ve öldüğü konuşulabilir. Yaşam süresi her canlıda farklı ( köpekler 15, insanlar 70, bitkiler 1 sene gibi) olduğu gibi söz konusu ölüm de değişik sebeplerden meydana gelebilir. Çocuğa bu durumu da açıklamak gerekir. İnsanların bazen yaşlanmadan da iyileşemeyecek hastalık ya da ağır bir yara sonucu ölebilecekleri anlatılır.( Hastalığa fobi geliştirmemesi için bu tür hastalıkların, normalden farklı olduğu vurgunlanmalıdır.)
Çocukların bundan sonra olacaklar hakkında basit bilgilere ihtiyacı vardır. Bu sebeple kayıp sonrası birkaç gün boyunca neler olacağını açıklamalıyız.Cenaze töreni, defin işlemleri hakkında ailenin benimsediği görüş, kültürel değer ve inanç doğrultusunda bilgi verin.çocukların bu bilgilerle ve cenaze törenine katılması yaşanan durumu somutlaştırmasına yardımcı olur.
Yaşanan kayıp sonrası çocuklar aynı soruları birkaç kez sorabilirler. Bu soruların çocuklar için iyileşme anlamına geldiğini bilmeliyiz. Çocuklar bu sorularla aslında “Aynı olay tekrar yaşanacak mı?”, “Yaşanırsa benimle kim ilgilenecek?”, “Ben ne olacağım?” belirsizliğine cevap aramaktadırlar. Ebeveynler olarak bu noktada anlayışlı ve sabırlı şekilde önceki cevaplarımızla tutarlı ifadeler kullanmamız gerekir.Böylece çocuk kendini güvende hissedecektir.
“Artık bizimle değil.”, “Gitti.”, “ Uykuya yattı.”, “Uzun bir yolculuğa çıktı.” gibi belirsiz ifadelerden kaçınmalıyız.
Duygusal tepki vermelerine izin vermeliyiz. “Ağlama”, “Üzülme” gibi ifadeler olumsuz duygularını bastırır. Olumsuz duygusunu ifade edemeyen çocuğun ebeveynleri yargılamadan dinlemeli, durum birlikte analiz edilmeli ve durumdan ders çıkartmalı . Çocuklar kayıp ile ilgili duygularını paylaştıklarında “Evet yerinde olsam bende böyle hissederdim. Yaşadıkların normal.” gibi duygusunu onaylayıcı ve kabul edici tepkiler vermeliyiz.
“Bazı insanlar üzüldükleri zaman ağlarlar diğerleri acı duydukları zaman tepkilerini belli etmezler. Bu onların ölen insanı sevmedikleri anlamına gelmez. Herkes duygusunu farklı şekilde yaşabilir.” diyebilir ve duygusal farkındalıklarını bu süreçte arttırabiliriz.
Sonuç olarak çocukların “ölüm” kavramını somutlaştırmalarına ebeveynler olarak yardımcı olmalıyız ve yaşadıkları olumsuz duyguları yönetmelerine rehberlik etmeliyiz.En kısa zamanda yemek, çalışma, uyku saatlerini belirleyerek olağan günlük yaşam düzenine dönülmelidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklar Ölüm Karşısında Ne Yaşarlar?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Erhan KOCA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Erhan KOCA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erhan KOCA Fotoğraf
Psk.Dnş.Erhan KOCA
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Erhan KOCA'nın Makaleleri
► Ölüm ve Yas Psk.Dnş.Buket ALKAŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,025 uzman makalesi arasında 'Çocuklar Ölüm Karşısında Ne Yaşarlar?' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon Aralık 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:28
Top