2007'den Bugüne 79,684 Tavsiye, 25,520 Uzman ve 17,811 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Bugün Hayat Veren Su, Yarın Sizi Boğabilir. (Şema Terapisi Üzerine)
MAKALE #20341 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Ocak 2019 | 625 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Bugün hayat veren su, yarın sizi boğabilir der Mevlana. Bugün işlevsel gelen şemalar yarın hayat kalitemizi önemli ölçüde bozabilir.

İnsanlar her zaman en yakın en kestirme yolu tercih ederler. Beyin kestirme yolu kullanmayı, alışmış olduğu sistemi kullanmayı sever. Şemalar nörobiyolojik yolaktır aslında.

Şema terimi; bilişsel psikolojiden gelir. İnançlar bilişsel psikolojideki şema kavramıyla benzerlik taşır. Şemalar, yaşamın erken yıllarında öğrendiğimiz kendimiz ve dünya hakkında katı inançlarımızdır. Kendilik anlayışımızın merkezinde yer alırlar. Şemalarımız veya inançlarımız dünyaya arkasından baktığımız gözlüğün ya da bilişsel merceğin rengini, yapısını oluşturur.

Şemalar; bilgi işleme süreçlerinin altında yatan kurallar ya da şablonlar gibi hareket eden çekirdek inançlardır. Şemalar; bilginin taranması, süzülmesi, kodlanması ve anlamlandırılmasında kritik işlevler görür. Şemalar otomatik düşüncelerden sonra (yani kendiliğinden aklımıza gelen ve duygularımızı etkileyen düşüncelere otomatik düşünceler diyoruz. ) spontane gelmeyen düşüncelerdir. (daha alt tabakadaki düşüncelerdir.)

Her insanın temel kabulleri vardır. Yetersizlik, (sevilmeme) değersizlik, çaresizlik 3 temel kabuldür. Bir insanın hayatında temel kabuller sağlıklıysa, hayatını daha kolaylaştırıcı şemalarla hayatına devam eder. Eve giderken nereden gideceğimizi düşünmeyiz, sistem bizi otomatik olarak eve yönlendirir. Dostlarımızın yanında kendimizi güvende hissederiz, yabancılar arasında tetikte dururuz. Bunlar şemalarımızla ilgilidir. Temel inançlar ve kurallar hepimizde vardır, bunlar olmaksızın yaşayamayız. Eğer şemalarımız olmasaydı yaşam çok zor hale gelir, sosyal ve kişisel ilişkilerimizi yürütemezdik.

Şemalar herkeste bulunuyorsa ne zaman sorun oluşturmaya başlar?

Şemalarımızın çoğu olumsuz ve çok katı ise o zaman sorun oluşturmaya başlar. Eğer diğer insanlara ilişkin tek temel inancımız diğer insanların kötü olduğu biçimindeyse buna karşılık diğer insanların iyi, değerli, yeterli olabileceğine ilişkin inancımız hiç yoksa o zaman ciddi sorun yaşamaya, yaşatmaya başlarız.

Şemaların fonksiyonel olup, olmadığını sorgulayan şemaya sorgulayan şema diyoruz. Askerde nöbet vardır dağın başına nöbetçi koyarlar ama niçin orada nöbet tutulduğunu kimse sorgulamaz, doğru kabul edilir. Kuralları sorgulayan birisi gelip orada nöbet tutulmasının gerekli olmadığını anlaması gibidir şemalar üzerine düşünmek. Sistem birden değişiverir. Hayatımızdaki şemaları sorgulamamız gerekir. Bize gereksiz yük veren çoğu şeyi kaldırıp atmamız gerekir. Sorgulama cesaretiniz yoksa, yüreğiniz yoksa o dağın başında 10 yıl nöbet tutar, tutturursunuz. Hem kendi hayatınızı hem de çevrenizdeki sevdiğiniz insanların hayatlarını çekilmez hale getirirsiniz. Tüm hayatınızı yeme, içme, yatma ilişkilerimize kadar sorgulama cesaretiniz var mı? Bu benim hayatım mı? Yoksa başkalarının bana dayattığı hayat mı? Bir şeyi gerçekten istiyor muyum yoksa kural diye mi yapıyorum?

Şemalarımız; duygu, düşünce ve davranışlarımızı etkilerler. Başınıza korkunç bir şey geleceğinden mesela basit bir boğaz ağrısının bile ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceğinden mi endişe duyuyorsunuz? Sürekli size soğuk davranan, kötü davranan kişilere mi ilgi duyuyorsunuz? Kusurlu olduğunuzu ve sizi gerçekten insanlar tanısalardı kabullenmezlerdi, sevmezlerdi diye mi düşünüyorsunuz? Başkalarının ihtiyaçlarını kendinizinkinden önde mi tutuyorsunuz? Hatta ihtiyaçlarınızın ne olduğunu bile bilmiyor olabilir misiniz? Çevrenizden ne kadar onay ve takdir alırsanız alın, halen bunu hak etmediğinizi düşünüyor ve kendinizi mutsuz mu hissediyorsunuz? Biz bu kalıplara şema diyoruz. Şema, çocukluktan başlayan ve yaşam boyunca sürekli tekrar eden bir kalıptır. Bize ailemiz ya da diğer çocuklar tarafından bir davranışla, bize yüklenilen bir duygu yüküyle, başlamıştır. Sonunda şema hayatımızın bir parçası olur. Şemalar düşünce, duygu, davranış ve ilişki kurma biçimlerimizi etkiler. Öfke, üzüntü ve kaygı gibi bazı güçlü duyguları tetikler. Şema(ları)mızı tanımak, anlamak ve onları nasıl değiştireceğimizi bilmemiz gerekir.

Şemalarımızın arkasını görebilmek ve hissedebilmek gerekir. Terapilerde bunu çok görürüz. Cıvıl cıvıl görünen , her şeye gülebilen biri, ne zaman sıkıntılı bir konuya girse gülüyor, anladım ki anksiyetesini gülmeyle kapatıyor. Psikoloji dilinde reaksiyon formasyon savunmasını gösteriyor. Öyle bir savunma geliştirebiliyorlar ki direkt olarak anlaşılmamak ve kendisinin iç dünyasındaki acıları öbür tarafa hissettirmemek için kahkaha ile kamuflaj yapabiliyorlar. Bunu bildiğiniz zaman onu danışandan dinlediğiniz zaman sistemi anlıyoruz ki aslında o kahkaha acıyla ilintilendirilmiş, o acıya dayanamayan kişinin çözüm yollarından bir tanesidir. Bazıları bunu açıkça söylüyebiliyor. Kusura bakma hocam ben sıkıntılandığım zaman, acı duyduğum zaman kahkaha atıyorum diyor. Siz de kafanızda insanlar acı yaşayınca da kahkaha atıyormuş diyerek kahkaha ile ilgili şemanızı değiştiriyorsunuz.

Olayları şemamızla uyumlu olacak şekilde çarpıtırız. Şemamız tetiklendiğinde güçlü hislerle tepki veririz. Şemamızı destekleyen, güçlendiren partnerler seçer, şemamızı yaşatırız. Dikkate alınmadığımız, sürekli eleştirildiğimiz ve yönetildiğimiz bir aileden geliyorsak bu, bizim en rahat hissettiğimiz ortamdır. Ne kadar sağlıksız olursa olsun insanlar, kendilerine tanıdık gelen ve büyüdükleri ortama benzeyen ortamlar arar veya oluştururlar.

Şema, içinde dönüp durduğumuz bir çemberdir. Duygular üretildiğinde, onları azaltmak için insanlar farklı stratejiler geliştirirler kimisi ilaç alır, kimisi aşırı yer, aşırı temizlik yapar, kimisi de işkolik olur. (İnsanlar başarıları ile gerçek duygularını maskeleyebilirler) Şemalarını tetikleyecek durumlara girmemeye çalışırlar. Aslında düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız şema hiç yokmuş gibi işlerler.

Bir şema tetiklendiğinde olumsuz duygularla dolarız. Üzüntü, utanç, kaygı, öfke v.s bu acıdan kaçmaya çalışırız. Ne hissettiğimizle yüzleşmek istemeyiz. Çünkü o duygularla yüzleşmek çok acı vericidir. Gerçeklerle yüzleşilmediği için tıkanır kalırız. Sorun olarak kabul etmediğimiz şeyleri değiştiremeyiz. Onun yerine aynı yıkıcı davranışlara devam ederiz.

Şemaların 3 temel özelliği vardır: 1. Hayat boyu süren örüntülerdir. Şemalar çocuklukta başlar. (0-6 yaş) ve yaşam boyu tekrar eder 2. Özyıkıcıdırlar. (danışanlar, ışıkta yanan bir pervane gibi şemalarının tetiklendiği durumlara, duygulanımlara, düşüncelere çekilirler. Hayatımızın her yönüne dokunur. 3. Hayatta kalmak için savaş verirler. (şemayı sürdürmek için güçlü bir çekim hissedersiniz.) acı verse bile rahat ve tanıdıktır. Bu yüzden değişimi çok zordur.

Şemalar genellikle çocukken yaşadığımız aileye uyum sağlayabilmek için gelişmiştir. Terapilerde danışanlara bu şemalar çocukken gerçekçiydi ancak artık yararlı bir amaca hizmet etmediklerini fark etmelerine yardımcı oluyoruz.

Herkes şemaları ile farklı yollarla başa çıkar. Aynı ortamda büyütülmüş çocukların farklı şemaları olabilir. Örneğin; ihmal ve istismarcı bir ebeveynle büyümüş iki çocuk bu duruma farklı tepkiler verebilir. Bir tanesi pasif, korkmuş, ve sinmiş bir kurban rolüne bürünmüşken diğeri isyankar ve sürekli karşı gelen, evi terk eden birisi olabilir.

Şemalar yararlı bir amaca hizmet etmeseler bile bizim onları sürdürmeye devam etmemiz sorunun kendisidir. Psikanalitik psikoterapinin varsayımlarından bir tanesi, çocukluk acılarımızı tekrarlayıp durduğumuzudur. Freud buna tekrarlama zorlantısı der. Alkolik bir kişinin kızı alkolik bir kocayla evlenmesi, taciz edilen kişinin çocuk ya bunu tekrar eden birisi ile evlenir ya da kendisi istismar eden bir yetişkin olur. Aşırı kontrol edilen çocuk, diğerlerinin onu kontrol etmesine izin verir. Peki akla şöyle bir soru gelir. Niçin bunu yapıyoruz? Niçin çektiğimiz acıyı uzatmaya devam ediyoruz? Niçin daha iyi hayatlar kurup bu şemaları kırmıyoruz? Neredeyse herkes çocukluklarından gelen bu olumsuz şemaları kendini yıkıcı biçimde tekrarlar durur.

Danışanların çoğu terapiye temel şemaların semptom şeklinde (panik atak, depresyon, yeme bozukluğu, cinsel problemler, insomnia v.b) yansıması ile gelir.

Bilişsel terapinin temel savı; yaşamımızdaki olaylar hakkındaki düşüncemizin duygularımıza yön verdiğidir. Duygusal sorunları olan kişiler, gerçekleri çarpıtma eğilimindedirler. Bu çarpıtılmış düşüncelerimizin altında da şemalarımız vardır. Şemalar, olayları, durumları abartılmış, çarpıtılmış şekillerde değerlendirmemize neden olurlar.


Şemalar nasıl değişir? (Şema terapisi)

İnsanlar yaşadıkları sorunlar nedeniyle kendilerine, ilişkilerine sağlıklı bakamayabilirler. Üçüncü bir gözden yardım almaları gerekebilir. Şemalarını tam olarak görmesi ve bunları nasıl kıracağını öğrenmesi için yardım almaları gerekebilir.
Şema terapi yaklaşımı, size şemalarınıza göre ne tip ilişkiler kurmanızın sağlıklı olduğu, hangilerinden kaçınmanız gerektiğini gösterir.

Hayatımızda zorlandığımız, anlamsız korku, endişe, takıntıların altında bozuk şemalar vardır. Bozuk şemaları yeniden çerçeveleme yeniden olumlu şemalar oluşturma işini bilişsel terapi ile yapılmaktadır.

Şemalar, derin bir şekilde kökleşmişlerdir. Bağımlılık veya kötü alışkanlıklar gibi değiştirilmesi zordur. Değişim için disiplin gerekli. Her gün sistematik bir şekilde davranışların gözlenmesi ve değiştirilmesi gerekir. Değişim rastgele de olmaz sürekli pratik gerektirir.

Değişim için şemanın tanımlanması lazım. Hangi şemayı kullandığımızı bilmemiz lazım. Adının konulması gerekir. Bu iç görü ilk adımdır. Geçmiş görselleştirilerek, gözler kapatılarak çocukluk yıllarının imgelerinin göz önüne gelmesine izin verilmesiyle yapılabilir. Şemalarınızın oluşmasında çocukluk yılarındaki yaşantılarınızın köklerini bulmak ve bunlar üzerine çalışmak önemlidir.

İçinizdeki yaralı çocuğu hissetmek çok önemlidir. Derin acıyı (ları) rahatlatmadan, boşaltmadan değiştirmek çok zordur. Bu boşaltım işini EMDR tekniği ile yapabilmekteyiz. İçinizdeki çocuk ile konuşmak veya ona mektup yazmak da terapötik etki yapar. Baskın olan elinizle o çocuğa mektup yazabilir ve diğer elinizle de o çocuktan yanıt alabilirsiniz. İçinizdeki çocuğun baskın olmayan elinizin yazısı ile dışarıya çıktığını göreceksiniz.

Şemanızın oluşmasına sebep olan kişiye(lere) (ebeveyn, kardeş, arkadaş, öğretmen v.s ) mektup(lar)yazın. Sizi üzen, inciten, şemanızın oluşmasına katkı sunan kim varsa onlara mektup yazın. Öfkenizi, üzüntünüzü açığa vurmanız önemlidir. İçinizdeki çocuğun acısını ifade etmesine izin verin. Duygularınızı mektupta ifade edin. Onların yaptıklarının incitici olduğunu ve size nasıl hissettirdiğini söyleyin. O şekilde davranmalarının yanlış olduğunu söyleyin. Onun yerine nasıl olmasını istediğinizi söyleyin. Yazmak ve duygularınızı ifade etmek çok önemlidir. Mektubu yollamanız gerekmemektedir. Mektubun amacı ebeveynlerinizi değiştirmek değil, sizi tekrardan bütün bir insan yapmaktır.

Bir şema bir kerede yok olmaz. Sürekli bir şekilde, onu parçalara ayırarak yok etmelisiniz, küçük ve kolay adımlarla başlayın, şemanın üzerinizdeki etkisi adım adım zayıflayıncaya kada devam edilmelidir.

Şemanızı doğrulayan arkadaş, partner v.b seçmekten vazgeçin

Şemanıza sinirlenin. Değiştirmek için kararlı olun. Yavaş ve istikrarlı olan yarışı kazanır. Şemanız çekiçle parça parça kırmanız gereken bir taş gibidir. Çekiçle rastgele, bazen bir tarafa, bazen diğer tarafa vurursanız taş uzun süre kırılmayacaktır. Sert ve kararlı vuruşlarla sistematik bir şekilde çekiçlemek daha etkili ve verimlidir.

Başa çıkma kartları hazırlamak önemlidir.

Davranış değişimi için plan yapmak önemlidir. Her gün farklı düşünmek, hissetmek veya davranışlarda bulunmak için kendinizi zorlayın.

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bugün Hayat Veren Su, Yarın Sizi Boğabilir. (Şema Terapisi Üzerine)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     25 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Anksiyete Terapisi Üzerine Uzm.Psk.Hakan TOKGÖZ
► Emdr Terapisi Üzerine. Psk.M.Kenan ALYÜRÜK
► İlişki Terapisi Üzerine Psk.Yusuf BAYALAN
► Aile ve Evlilik Terapisi Üzerine Psk.Akın ÖZGÜN
► Bugün Okula Gitmesem Olur mu? Uzm.Psk.Sevda ACAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,811 uzman makalesi arasında 'Bugün Hayat Veren Su, Yarın Sizi Boğabilir. (Şema Terapisi Üzerine)' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu ÇOK OKUNUYOR Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Tik Bozukluğu Mart 2016
► Mahremiyet Bilinci Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:33
Top