2007'den Bugüne 81,733 Tavsiye, 25,951 Uzman ve 18,158 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Aile İçi İletişim ve Hayatta Herkesle İyi İletişimin Sırları
MAKALE #20417 © Yazan Psk.Dnş.Aysel KESKİN | Yayın Mart 2019 | 647 Okuyucu
Biriyle anlaşamadığınızda ve kavga ettiğinizde o kişi hakkında olumsuz, mantıksız, çarpıtılmış şekilde düşüneceğinizden objektif olamazsınız. Diğer kişinin eşiniz, aile bireyi, komşu, arkadaş hatta tamamen yabancı biri olmasının hiçbir farkı yoktur. Hayal kırıklığına uğramış hisseder ve savunmaya geçersiniz. Ve o kişiyi kendinizden daha da uzaklaştırırsınız. Bu işlevsel bir iletişim şekli değildir. Peki ya bu işlevsel olmayan davranışlar çatışmanın sadece belirtileri ise ve asıl nedeni değilse?

İnsan doğasında iyi midir?

Bir çok terapi yaklaşımı, insanın doğuştan iyi olduğuna inanır. İnsanlarla yakın olamama nedeninin, bunu nasıl yapacağınızı bilmemekten kaynaklandığını savunurlar. Eğer bu teori doğru olsaydı, ilişki sorunları için çok basit bir çözüm olurdu. Daha sağlıklı ve etkili iletişim becerilerini öğrendiğiniz takdirde çatışmalar azalır ve keyifli ilişkiler yaşardınız. Ama ya bu yaklaşım yanılıyorsa? Ya insanoğlunun doğası sandığımız kadar iyi değilse? İyi güdülerimiz olduğu gibi olumsuz ve yıkıcı güdülerimiz de varsa? En önemlisi de, ya bu olumsuz güdüler olumlu olanlara baskın geliyorsa?

Birbirimizle nasıl geçineceğimizi bilmiyor muyuz yoksa bunu istemiyor muyuz?

Acaba gizliden gizliye kavga ve düşmanlıktan hoşlanıyor olabilir miyiz?
Güç ve kontrolle ilgili ihtiyaçlarımız yakınlık ve sevgi ihtiyacından daha güçlü olabilir mi?

Bazen anlaşamadığınız ve haz etmediğiniz insanlarla yakınlaşmayı sadece istemezsiniz. İstemediğiniz için de onlarla iyi geçinmek için bir çaba göstermezsiniz çünkü aşağıda sayılan 11 güdü ağır basabilir:

1. Güç ve kontrol: Saldırganlık ve baskınlık daha haz verici olabilir.
2. İntikam: Size kötü davranan birine aynı şekilde davranmak istemeniz oldukça doğal. İntikam alma hakkınız olduğuna ikna olursunuz.
3. Adalet ve Adillik duygusu: Karşınızdakine haddini bildirme ve adalet isteği içinde olabilirsiniz ama öfkeyle kalkan da zararla oturur.
4. Narsisizm: Büyük egoları olan bencil kişiler diğerlerini kendi amaçları için kullanabilir. En ufak eleştiri karşısında kızarlar ve insanlara yakın olmaktansa onları kendi çıkarları için kullanırlar. Az bir narsisizm sağlıklı olabilir, ben buna kendinden yana olmak diyorum.
5. Gurur ve utanç: Eleştirilmek utanç uyandırabilir ve sonsuz bir ego savaşını başlatabilir.
6. Günah keçisi olmak: İşlevsiz bir ailede eşlerden ya da çocuklardan biri “kötü” olarak etiketlenebilir. Günah keçisi olan aile bireyi, ailenin tüm sorunları için suçlanmaya başlar. Bu durum diğer aile bireylerinin kendilerini daha iyi hissetmesini sağlar ve yaşanan gerginlik ve mutsuzluklarla ilgili kendilerine çok uygun bir mazeret oluşturur. Bundan da gizli zevk alırız.
7. Gerçeklik: “Ben haklıyım, sen haksızsın, bunu kabul etsen iyi olur!” “Hayır ben haklıyım sen haksızsın, bunu herkes görüyor!” Bu eşler döne döne kendi gerçeklikleri adına birbirleri ile savaşıp dururlar. Gerçekte herkesin haklılık payı var gibidir ama bu birbirimizi alt etmek için kullandığımız bir araç haline gelmiştir. Kendinize sorun, haklı olmak mı istiyorum yoksa ilişkimi düzeltmek mi?
8. Suçlama: Bazen gerçek sorun, diğer kişinin gerçekten suçlu olması değil, sizin onu suçluyor olmanızdır. Suçlama zehirli ve bağımlılık yapan bir duygudur.
9. Kendine acıma: Suçlamadan sonra kurban rolüne girmektir. Bu da bağımlılık yapan bir duygudur.
10. Öfke ve acı: Öfke hissetmek yanlış bir şey değildir ve öfke her zaman kötü değildir. Önemli olan öfkeyi yapıcı bir şekilde kullanmak ve olumlu bir yöne kanalize etmektir. Kronik öfke kin ve düşmanlığa döner ve hayata bakışınızı bozmaya başlar. Öfke garip bir şekilde canlandırıcı bir etkiye sahiptir çünkü sizi güçlü ve hayatta hissettirir. Bir anlam ve amaç duygusu sağlayabilir. Öfke açık ara baş etmesi en zor duygudur. Çünkü insana kendisini güçlü ve haklı hissettirir.
11. Rekabet: Kaybeden olmak istemezsiniz çünkü illa biri kazanmak zorundadır. Bu arzu da insanı canlı tutar. Kimin haklı olduğunu tartışmak neye yarar?

Kavgalar ve çatışmalar bizi tatmin ettiği için kavga ediyorsak, herhangi bir çatışmayı çözmenin en önemli anahtarı kişisel bir kararla başlar. Sürekli kavga etmenin tatminini mi istiyorum yoksa yakın, sevgi dolu bir ilişki mi?

İyi bir iletişim için üç şey gerekir:

1. Duyguları açıkça ve doğrudan ifade edebilmek,
2. Karşıdaki (eşiniz, aile bireyi vb) konuşurken savunmaya geçmeden dinleyebilmek,
3. Kızgın ya da hayal kırıklığı içinde bile olsanız karşınızdakine saygılı davranmak. Çünkü aşağılamadan veya hakaret etmeden de öfke ve kırgınlığı paylaşabiliriz.
Kötü iletişim ise bunun tam tersidir:
1. Açılmak yerine duygularınızı saklarsınız ve saldırgan bir şekilde dışa vurursunuz.
2. Eşinizi dinlemek yerine savunmacı bir şekilde tartışır ve onun haksız olduğu konusunda ısrar edersiniz.
3. Şefkat ve sevgiyi sürdürmek yerine savaşa girersiniz ve eşinizi alt etmeye çalışırsınız.

Kişilerarası etkileşimin temel prensipleri:

1. Yakındığımız ilişki sorunlarını biz kışkırtırız ve biz sürdürürüz. Ama bunu yaptığımızı fark etmeyiz, kendimizi kurban gibi hissederiz ve sorunun hep karşı taraftan kaynaklandığını söyleriz.
2. Çatışmalardaki kendi rolümüzü inkar ederiz, çünkü kendimizi incelemek şoke edici ve acı vericidir. Ayrıca yakındığımız sorun bize kendimizi gizliden iyi hissettiriyordur.

Eğer karşı tarafı suçlamaktan vazgeçmeye istekli olup kendinizi değiştirmeye odaklanırsanız, sorunlu ilişkileri dönüştürmek sandığınızdan çok daha hızlı olabilir. Aslında acı ve güvensizlik dolu yılları anında geri çevirebilirsiniz. Ama böyle bir mucizeyi yaşamak istiyorsanız, çok çalışmaya ve biraz acı çekmeye istekli olmanız gerekir.


Sonuç olarak hedefiniz, sorunlu ilişkinizi onarmak ve onu güvenli ve sıcak bir ilişkiye dönüştürmek olmalıdır. Hayatta önemsediğiniz insanlarla olduğu kadar önemsemediğiniz insanlarla etkileşiminiz de önemlidir. Eleştirilerle, küslüklerle ve savunmacılıkla nasıl başa çıkacağınızı ve düşmanlığı yakınlık ve güvene nasıl çevireceğinizi öğrenebilirsiniz.

Şimdi aranızın iyi olmadığı birini düşünün ve bir tartışma anında ne olduğunu hayal edin. Muhtemelen karşı taraf:

• Sizi eleştiriyor ve hata buluyor,
• Kesinlikle konuşmuyor,
• Somurtuyor,
• Veya şikayet ediyor fakat önerilerinizi dinlemiyordur.

Sorunlu ilişkiyi düzelmek için üç seçenek vardır:

1. Bu ilişkiyi sonlandırmak
2. İlişkiyi düzeltmeye çalışmak
3. Mevcut durumu sürdürmek (ilginç bir şekilde en çok başvurulan yöntem de budur.)

Peki sorunlu bir ilişkiyi daha iyi hale nasıl getirirsiniz?

1. Karşınızdakinin değişmesini bekleyerek
2. Geçinemediğiniz kişiyi değiştirmeye çalışarak
3. Kendinizi değiştirmeye odaklanarak

Birinin değişmesini beklemek mevcut durumu sürdürmeyi seçmekle aynıdır. Çünkü ilişkide karşımızdakini değiştirmeye çalışmak direnç yaratacaktır. Yani bu kişi değişmeye direnecektir. Bu insan doğasının gerçeğidir. Paradoksal olarak birini değiştirmeye çalışmak onu tamamen aynı kalmaya zorlayacaktır. Daha sevecen ve sağlıklı bir ilişki için bambaşka bir şeye ihtiyacınız var: Kendinizi değiştirmeye.

İlişkinizin iyi gitmediği bir kişi düşünün (eşiniz, ailenizden biri, arkadaşınız vs) ve kendinize şunu sorun: Sizce aranızda oluşan sorunlarda kim daha çok suçlu? Kim daha fazla sorun çıkarıyor? Siz mi o mu?

Büyük ihtimalle çoğunluğun verdiği cevabı verdiniz: Diğer kişi suçlu. Aslında, ilişkilerinizdeki sorunlarda karşınızdakini suçlamak için çok kuvvetli nedenler var:

Suçlamanın avantajları:

• Karşınızdaki suçlamayı gerçekten hak ediyor olabilir, size pek de iyi davranmamıştır.
• Suçlayarak ahlaki açıdan daha üstün hissedersiniz.
• Suçlu hissetmekten ve kendi payınızı incelemekten kurtulursunuz.
• Kurban rolü oynayarak kendinizi üzgün hissedersiniz.
• Bu kişinin ne kadar kötü biri olduğunu anlatarak taraftar toplarsınız.
• Ve en önemlisi de değişmek zorunda kalmazsınız.

Suçlamanın dezavantajları:

• İçerlemiş ve hayal kırıklığına uğramış hissedersiniz.
• Karşınızdaki kişi kendisini yargılanmış hisseder ve o da sizi suçlamaya başlar.
• Moraliniz bozulur ve yorgun hissedersiniz.
• Karşınızdakini kendinizden daha da uzaklaştırırsınız.
• İnsanlar sizin şikayetlerinizden sıkılmaya başlar.
• Anlaşmazlığınız bir kısır döngüye girer, ilişkiniz samimiyetsiz, keyifsiz ve ümitsiz bir hal alır.

Eğer suçlamanın avantajlarının yüksek olduğunu düşünüyor ve hep haklı olmak istiyorsanız hiçbir terapist ve terapi yaklaşımı probleminizi çözmenizde size yardımcı olmaz. Suçlama çok güçlü ve baskın bir duygudur. Eğer daha iyi bir ilişki istiyorsanız sorundaki kendi rolünüze odaklanmalı ve tamamen kendinizi değiştirmeye çalışmalısınız. İlişkisindeki sorunlar için diğerlerini (eşinizi, ailenizi, arkadaşlarınızı, patronunuzu vs) suçlayan kişiler ilişkilerinde kızgın, hayal kırıklığına uğramış, mutsuz ve oldukça tatminsizdir. Tam tersine ilişkilerinde sorunları çözmekte kişisel sorumlulukları almaya istekli kişiler ve eşlerini mutlu etmek için fazlaca gayret gösterenler zamanla pozitif duygularının daha da arttığını belirtmiştir. İlişkinizdeki sorunlar için karşınızdakini suçluyorsanız işiniz zor demektir. Ancak sorundaki rolünüzü incelemeye istekliyseniz ve eşinizle iyi geçinmek niyetindeyseniz, bu başarılı bir ilişki için oldukça pozitif bir adımdır. Diğer kişinin eşiniz, aile bireyi, komşu, arkadaş hatta tamamen yabancı biri olmasının hiçbir farkı yoktur.

Peki karşındakini suçlamamak kendini suçlamayı mı gerektirir?

Diğerlerini suçlamayı bırakmak kendinizi suçlamaya başlayacağınız anlamına gelmez. Aksine kendinizi suçlamak depresyona sebep olabilir. Kendini suçlama; anksiyete, suç, depresyon ve vazgeçmeyi tetikler. Size yardımcı olmaz. Diğerleriyle aranızdaki sorunları çözmeye, ilişkiyi geliştirmeye hiçbir faydası olmaz. Gördüğünüz gibi kendini ya da başkasını suçlamak hiç de işlevsel değil. Çünkü kendini suçlamak sizi hareketsiz bırakır, moralinizi bozar ve yenilgiye uğramış hissettirir. Suçlamak çatıştığınız kişi ile hiç bitmeyecek bir savaşa yol açar ve sizi mutsuz eder. Ancak ilişkide kişisel sorumluluk almak, hiç kimsenin suçlanmasına gerek olmadan yakınlaşmanın yolunu açacak en akılcı çözümdür.

Güvensiz ve düşmanca ilişkiler yerine saygı ve işbirliğine dayalı ilişkiler için kişisel sorumluluk almaya ne dersiniz?

AYSEL KESKİN
PSİKOLOJİK DANIŞMAN & AİLE DANIŞMANI

Yazı hazırlanırken Amerikalı Bilişsel Davranışçı Psikiyatrist David Burns’un fikirlerinden yararlanılmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aile İçi İletişim ve Hayatta Herkesle İyi İletişimin Sırları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Aysel KESKİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Aysel KESKİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Aysel KESKİN Fotoğraf
Psk.Dnş.Aysel KESKİN
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Aysel KESKİN'in Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,158 uzman makalesi arasında 'Aile İçi İletişim ve Hayatta Herkesle İyi İletişimin Sırları' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:07
Top