2007'den Bugüne 80,065 Tavsiye, 25,571 Uzman ve 17,885 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Özgül Öğrenme Güçlüğü ve Disleksi
MAKALE #20478 © Yazan Mustafa ÜN | Yayın Nisan 2019 | 121 Okuyucu
ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ (ÖĞRENME BOZUKLUKLARI)



Öğrenme, insanın hayata gözünü açtığı andan itibaren başlayıp hayatı son bulana dek devam eden kişiden kişiye ve kişinin gelişimsel düzeyine göre farklılık gösteren kompleks bir süreçtir.(Korkmazlar,2011).


Kişinin etrafındaki kişi ve olaylarla etkileşime girmesi sonucu onun hayatında belirli oranda oluşan davranım değişiklikleri öğrenme adını alır(Gür,2013).


İlk öğrenme güçlüğü vakası, 1896 yılında Dr. Morgan tarafından “ konjenital kelime körlüğü” tanısıyla yayınlanmıştır. Morgan, 14 yaşındaki Percy’nin yaşıtları kadar sağlıklı olduğu halde hiçbir sözcüğü doğru okuyamadığını ve hatasız yazamadığını belirlemiştir. Bu vakanın adını bile “Percy” yerine “precy” diye yazdığını, ama 785.852.017’yi hemen okuyabildiğini, aritmetikte bir sorunu olmadığını bildirmiştir. Morgan bu durumun, yazılı ve basılı sözcükleri görsel hafızada depolayamamaktan kaynaklanabileceğini ileri sürmüştür (Akt. Korkmazlar, 2011).


1920’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Dr.Samuel Orton ve arkadaşları fiziksel açıdan hiçbir problemi olmayan ve zihinsel açıdan da normal olarak değerlendirildikleri halde okuma yazma öğreniminde zorluk yaşayan çocuklarla çalışmışlar ve bu durumu “Strephosymbolia” şeklinde adlandırmışlardır. (Akt. Korkmazlar, 2016).


“Döndürülmüş Semboller” ve ya “ayna hayali” olarak tercüme edilen bu kavrama aşağıdaki şekil örnek olarak gösterilebilir. (Korkmazlar,2011)


1900lü yılların ikinci çeyreğinde araştırmacılar tarafından öğrenme güçlüğü vakalarının insan vücudunun yönetim merkezi olan beynin tahribatından kaynaklanabileceği ve nörolojik problem olabileceği öne sürülmüştür. Normalden çok da farklı görünmeyen bu çocukların beynindeki tahribatın hafif seviyede olduğu öngörülüp bu durum için “minimal beyin hasarı” (minimal brain damage ) tanısı ifade edilmeye başlanmıştır(Clements 1973, Silver, 1993, Akt. Korkmazlar, 2011).



Ancak ilerleyen araştırmalarda beyin tahribatı ispat edilemediği sebebiyle MSS işlevlerindeki bozukluğun öğrenme güçlüğüne zemin hazırladığı görüşü ağır basmış ve “Minimal Beyin Disfonksiyonu-MBD” terimi kullanılmıştır. Clements’in 1966 da MBD için yaptığı tanım da MSS işlevlerindeki farklılık ile fark edilip zeka seviyesi normal veya normalin üzerinde olan çocuklarda öğrenme ve/ve ya davranış problemleri şeklindedir(Akt. Korkmazlar, 2011).


Nörolojik temelli birçok problem için bu terim uzun süre kullanılmıştır. Hiperaktivite, dikkat problemi, dürtüsellik, okuldaki sıkıntılar, duygusal problemler(Korkmazlar,2011).

TANIM


Özel Eğitim alanında Samuel Kirk bu tanımlamayı ilk kez yapan kişidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1962 yılında ilk defa Özgül Öğrenme Güçlüğü kavramını kullanmıştır(Çalış S, Karaca D.T, Karaca O,Yiğit G, 2018).


Amerika Birleşik Devletleri’ndeki özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için hazırlanmış kanunlarda öğrenme güçlükleri sözlü ve/ ve ya yazılı dilin kullanımı ve anlaşılmasını içeren ruhsal süreçlerdeki bir bozukluktur denmektedir(Akt. Korkmazlar, 2011).
Öğrenme en öz haliyle bilginin edinilmesi olarak düşünülürse bilginin edinilmesi sürecinde zorlukların yaşandığı durumlar öğrenme güçlüğü olarak adlandırılabilir(Gür,2013).

SINIFLANDIRMA

DSM V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabında Özgül Öğrenme Güçlüğü üç alt başlık şeklinde belirtilmiştir.
• Kişinin akranlarından anlamlı şekilde farklı okuması; sözcüklerin yanlış-eksik okunması, yavaş ve takılarak okuma, okuduğu kısmı anlama (disleksi)
• Kişinin anlatımının yazılı olduğu durumlarda akranlarından anlamlı derecede farklılık göstermesi; kelimeler, harfler arasındaki düzensiz boşluklar, harflerin yanlış yazılması, noktalama işaretlerinin yanlışlığı, (disgrafi)
• Kişinin matematik becerilerinde akranlarından anlamlı düzeyde farklı olması; sayıların algılanmasındaki farklılıklar, aritmetik ezber problemleri (diskalkuli) American Psychiatric Association,2013)

NEDENLERİ
1. Beyin Hasarı : Bebeğin dünyaya geliş yolculuğunu kapsayan süreçlerde olaşabilecek etmenler
2. Kalıtımsal etmenler: Araştırmacılardan bazıları öğrenme bozukluğu tanısı almış genç ve çocukların %25-60 ‘ında kalıtımsal etmenlerin olduğunu vurgulamıştır(Korkmazlar,2011).
3. Nörolojik işlevlerde bozukluklar : Araştırmacılardan bazıları birden fazla alandaki fonksiyonel bozukluğun öğrenme güçlüğünü etkilediğini ve öğrenim sürecinin de 4 aşamayla açıklanabileceğini öne sürmüşlerdir(Altuntaş,2010).

a. Giriş (input) aşaması, gelen bilgi ve uyarıların duyu organları ile beyine girip algılanmasıdır. Bunlar görsel, işitsel, mekânsal, dokunsal problemlerine sebep olabilir. Harfler ters şekilde (b-d, 6-9, u-n gibi) anlaşılabilir. Bütün kelime ters algılanılabilir. (koç değil çok ve değil ev gibi) Yönleri karıştırma sık görülmektedir(Korkmazlar,2011)

b. İşlem (entegrasyon) aşaması: Gelen uyaranların kayıt edilmesi, düzenlenmesi, anlaşılması ve işleme koyulup yorumlanmasıdır. Bu aşamada sıralama, soyutlama ve düzenlenme meydana gelir. Öğrenme bozukluğu olan bireylerde ise belirtilen işlemlerin herhangi birinde ve/ve ya hepsinde problem görülmektedir. Gün, ay ve yıl kavramları ile seslerin alfabedeki sıralarının karıştırılması gözlemlenmektedir.
c. Bellek (depolama) aşaması: Anlaşılan bilginin yeniden kullanılmak üzere depolandığı aşamadır. Öğrenme bozukluğu vakalarında kısa süreli bellek bozukluğuna sık rastlanır. Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genel olarak birlikte kendisini gösterir.
d.Çıkış (output) aşaması: Bilginin ileti olarak beyin tarafından vücudun çeşitli bölümlerine (dil, motor faaliyet, hücre, kas vb.) gönderilmesidir. Kişide öğrenme bozukluğu varsa sözel olarak kendisini ifade etme, okuma, yazı yazma, bisiklet kullanma ve top oynama gibi etkinliklerde zorlanır.

4. Hemisferler arası iletişim problemleri: Sol serebral dil işlevlerindeki problem disleksiye neden olabilir. Lakin sağ hemisfer işlevleri de yer-yön, sıralama, zaman kavramı, non-verbal iletişim) okuma-yazma öğrenimi noktasında benzer derecede önemlidir (Korkmazlar, 2011).
5. Fonolojik fonksiyonlardaki sıkıntılar: Dil sisteminde en temel, en küçük yapı taşı fonem (ses)dir. Sözcüğün tanınıp, anlaşılması beynin fonolojik kısmında gerçekleşen kelimeyi seslerine ayırma işlemiyle mümkün olmaktadır. (Örnek: k…e…d…i…kedi). İfade edici dil kullanılırken bu durum kendiliğinden gerçekleşir. Okuma ve konuşma eylemleri fonolojik sürece bağlı olmakla birlikte konuşmanın doğal, okumanın ise sonradan öğrenilir olması ayırt edici önemli bir özelliktir. Harflerin seslere dönüşme işlemi okuma olarak adlandırılmakta, dislektik bireyler fonolojik işlevlerdeki problem nedeniyle bunu yapmakta güçlük çekmektedirler.(Demir,2005)
6. Algısal problemler: Öğrenme güçlüğüne sahip bireylerde genel olarak duyu organlarında sıkıntı yoktur. Ancak bu bireyler uyaranların algılanması, tanımlanması ve bunları uygun tepkilerin gösterilmesinde güçlük yaşarlar.(Görsel, işitsel, dokunsal vb ). Benzer harflerin şekillerini(b,p ve d harflerinin karıştırılması) karıştırabilir, ters şekilde (3 yerine E yazılması) yazabilirler (Demir,2005). İşitsel algılamada ise duydukları benzer kelimeleri(çaba-çapa gibi) farklı ifade edebilirler(Altuntaş,2010).
7. A tipik Beyin Asimetrisi: Öğrenme güçlüğünün sebepleriyle alakalı çalışmalarda sağ/sol beyin işlevleri, baskınlık, el baskınlığı ilişkileri de incelenmektedir. İddialardan biri de solak olup sağ hemisferi fazla gelişen bireylerin, bu bölgelerdeki kısıtlandırılmış yeteneklerinin çok gelişmesi sonucu öğrenme bozukluğu olmasına rağmen bu bireylerin üstün yetenekler göstermesidir.
8. Metakognitif gecikme: Bir takım araştırmacılar bilişsel becerilerdeki olgunlaşma gecikmesinin özgül öğrenme güçlüğüne etken olabileceğinin öne sürmüşlerdir.


SEMPTOMLAR


Her çocuğun kendine ait özellikleri olduğu bilinse de özgül öğrenme güçlüğü tanılı çocukların genelinde aşağıdaki belirtileri görmek mümkündür.
• Zekâ dereceleri normal ya da normalin üstündedir.
• Bazılarında hiperaktivite eşlik ederken bazı durumlarda hipoaktive görülebilir.
• Dikkat süreleri kısa olmakla birlikte çabuk dağılır.
• Yönleri ayırt edemez, aradıkları yeri bulmakta zorlanırlar.
• Motorsal eş güdümleri ve el-göz eşgüdümleri zayıftır. Sakar hareketler sergileyebilirler.
• Görsel algı sıkıntıları vardır. Görsel figür-zemin ayrımında zorlanırlar ( harfleri ve satırları atlama)
• İşitsel algı problemleri görülür.
• Harflerin bazılarını ayrıştırmada güçlük çekerler. (b-d-p)
• Düzen/düzenleme sıkıntıları vardır.
• Akademik becerilerde bozukluk görülmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
• Okumayı güç öğrenilmesi, yavaş ve/veya hatalı okuma görülür.
• Okuduklarını anlama noktasında zorlanırlar.
• Yazım zorlukları yaşarlar. Noktalama ve imla kuralları yanlışları yaparlar. Matematik öğrenim zorlukları, çarpım tablosunu öğrenmede güçlük görülür.
• Eşyaları dağınıktırlar ve zamanı yönetimleri kötüdür.
• Aldıkları yönergeleri unutup hatırlayamazlar.
• Bazılarında dil gelişiminde gecikme olmakla birlikte kendilerini ifade etmede güçlük yaşarlar.
• Saati kolay öğrenemezler.
• Sosyal-duygusal davranış problemleri görülür. Düşünmeden davranma(dürtüsellik-impulsivite) özellikleri vardır. Arkadaşlarıyla geçinme ve iletişim sorunları ile karşılaşırlar. Değişikliğe kolay uyum sağlayamazlar(Akt. Korkmazlar, 2011).

TANI YÖNTEMLERİ


1. Psikiyatrik değerlendirme: Psikopatoloji durumunun varlığının incelenmesi, gün yüzüne çıkarılması gerekir.
2. Tıbbi değerlendirme: Kişinin öğrenim kabiliyetini etkileyen tıbbi kaynaklı etmenlerin var olup olmadığı incelenmelidir.
3. Psiko-pedagojik değerlendirme: Nöropsikolojik, zihinsel ve akademik becerilerin incelendiği değerlendirmedir. Çocuğun sürekli çevresinde olan kişilerle (anne, baba, öğretmen) görüşmeler yapılır. Bireyin güçlü ve zayıf taraflarının da ortaya çıkmasını sağlayan çeşitli testlerle kişinin durumu saptanır. Bunlardan en sık kullanılanları: WÇZÖ (Wisc-R çocuklar için zekâ ölçeği), Bender-Gestalt Görsel-Motor Algı Testi, Peabody Resim-Kelime Testi, Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi’dir.
4. Ailenin değerlendirilmesi: Ailenin tutum, davranış ve beklentilerinin; eşler arasındaki ve/ve ya aile içindeki sorunların çocuğun akademik durumuna olumsuz etkisinin incelenmesini ifade eder(Korkmazlar,2011)
Günümüzde ruh sağlığı hastalıkları sınıflandırması yapılan DSM V kitabına göre psikiyatri hekimleri tarafından tanı koyulmaktadır. Buna göre özgül öğrenme güçlüğü tanısının koyulabilmesi için bazı şartlar gereklidir. Bunlardan en önemlisi durumun düzeltilmesi için gerekli müdahaleler yapıldığı halde problemin en az 6 aydır sürmesi ve aşağıdaki belirtilerden en az birinin var olması gerekir:
1. Kişinin sesli okuma esnasında çok fazla gayret sarf etmesi, kelimeleri takılarak ve doğru olmayan biçimde okuması,
2. Okuduğu metni anlamakta güçlük çekmesi,
3. Sözcükleri okurken ve/ve ya yazarken harflerde değişiklik yapması (sesli ve/ve ya sessiz harfleri atlama, olmayan harfleri ekleme)
4. Anlatımın yazılı olduğu hallerde yazma düzeninin kötü olması, yazdıklarının anlaşılmasının zor olması,
5. Aritmetik işlemleri yaparken güçlük çekmesi, sayılar arasındaki büyük-küçük kavramlarının ayırt edilmesinde sıkıntı yaşaması,
6. Aritmetik akıl yürütme yapabilme yeteneğinin yetersiz olması, işlemleri uygulamakta zorlanması( DSM V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı).

ERKEN TANI

Tıbbi olarak değerlendirilen tüm hastalık ve sorunlarda olduğu gibi erken tanı özgül öğrenme güçlüğü için de oldukça elzemdir. Okul öncesi dönemi kapsayan (kreş, anaokulu ve gündüz bakımevi) süreçte bakım veren, anne, baba, büyükanne, öğretmen tarafından akranlara oranla anlamlı farklılıklar tespit edilebilir. Gelişimin çok hızlı olduğu bu dönem atlanmamalıdır. İhtiyaç ve problem dâhilinde gerekli yönlendirmeler yapılıp müdahale ve/veya terapiye oldukça erken dönemlerde başlanılmalıdır (Altuntaş 2010,Demir 2005, Doğan 2012, Korkmazlar 2011).
Özgül öğrenme bozukluğuna sahip bireylerle bir gerçekleştirilen bir araştırma sonucuna göre sadece %6,6’lık tanıların doğru olduğu bunun yanında %16,7 oranında ise bireylere normal dendiği ve/ve ya yanlış tanı konduğu belirtilmiştir. İstatiksel olarak ise tanının konduğu yaş (7;11) ve durumun fark edildiği yaş (6;9) arasındaki fark anlamlı bulunmuştur(p<0.005).(Korkmazlar,2011).

TERAPİ YAKLAŞIMLARI
Kephart Algısal-Motor Programı

Kephart öğrenmenin temelinde motor becerilerin olduğunu savunmaktadır. Bu yaklaşım ile özgül öğrenme bozukluğu olan bireylerin, küçük kas, büyük kas, görsel-işitsel bellek ve beden algısının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Orta hattı izleme, gördüğünü kopya etme, el göz eşgüdümü, yön takibi görsel beceri etkinlikleri; denge tahtası, trambolin, yürüme çubuğu gibi büyük kas-denge etkinlikleri bu programda örnek olarak verilebilir(Reynolds ve Janzen, 2007, Akt. Korkmazlar, 2011).

Getman'ın Eğitim Programı:

Getman’a göre algı kavramı belirli gelişim aşamalarından geçer. Önce doğuştan gelen refleksler, (yakalama, moro refleksi, tonik ense refleksi vb.), büyük kas gelişimi(emekleme, yürüme), küçük kas gelişimi, el-göz koordinasyonu, göz motor gelişimi, konuşma-duyma eşgüdümü ile algısal gelişim aşamaları tamamlanır. Sonrasında kognitif ve soyut işlemlerin gelişmesi ile bilişsel olgunluğa erişilir. Getman'ın eğitim programı çoğunlukla genel eşgüdüm, el-göz eşgüdümü, denge, göz hareketleri, şekil algısı, görsel hafıza etkinlikleri içerir (Akt: Doğan, 2012).

Frostig Görsel Algı Eğitim Programı:

Dr. Marianne Frostig tarafından geliştirilen program algılama yetersizliklerin geliştirilmesine yönelik etkinlikler içerir. Program görsel-algıya önem verir. Algısal becerilerin kendiliğinden gerçekleşebilmesi sürekli tekrar ile mümkün olmaktadır. Frostig okuma becerisinin kazanılması için yalnızca sembollerin ayrımının yapılmasının yeterli olmadığını, harf-ses ilişkisi arasında bağlantı kurulmasının da gerekli olduğunu savunur. Kişinin okuduğunu anlaması görsel ve işitsel semboller ve bunların anlamsal çağrışımları ile gerçekleşir (Frostig, 1972, Akt. Korkmazlar, 2016).
Algılamanın sağlanması için elzem olan başka bir beceri de dikkat becerisidir. Bireyin algıladığı şeye reaksiyon göstermesi dikkatini ona yöneltebilmesi ile mümkündür. Örneğin "b" harfinin şeklinin öğrenilmesi harfin biçim ve çizgilerinin ne yönde yapıldığına dikkatini verme ile kazanılır. Özgül öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin dikkat becerilerinin geliştirilmesi bu kazanımlar için olumlu olacaktır.
Oyun şeklinde yönetilen Frostig eğitim yaklaşımında çocuklara önce sözel yönergeler verilir, yönergeyi alan çocukların görsel-motor faaliyetleri yapması beklenir. Bu şekilde dil becerileri, algılama becerileri ve motor becerilerinin geliştirilmesi çalışmaları birleştirilerek verilmektedir.
Hazırlık çalışmasıyla başlanan eğitimde vücut kavramı, beden imajı, göz takibi ve çeşitli vücut hareketlerini geliştirmeyi hedefleyen etkinlikler yer alır(Doğan,2012).

Duyulara Dayanan Eğitim:

Bedensel, görsel, işitsel duyulara dayanan eğitimsel programdır. Çocuğun harfi görmesi, adını duyması, ifade edip parmağı ile üstünden gitmesi ve söyleyerek yazması gerekir. Okuma-yazma öğretimi bu şekilde birlikte verilir (Gearheart 1986, Jones 1991, Myers ve Hammill 1976, Shepherd ve Uhry, 1993, Akt: Korkmazlar,2016).

Piaget’in Bilişsel Gelişim Kuramı:

Piaget çocuğun 2-6 ay arasında sese tepki göstermesi gerektiğini, 6 ay civarında ses çıkarmayı bırakmışsa işitsel alışverişte sorun olduğunun düşünülmesi gerektiğini söyler. Her çocuk belirli bir sıraya, aşamaya göre öğrenir. 60 aylık bir çocuğun 12 resimden 9 tanesinde aynı ve farklı durumları algılamalıdır. Bu becerinin yapılamaması öğrenme güçlüğü açısından risk anlamına gelmektedir(Gang 1983; Akt: Korkmazlar, 2016).

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı

Program, zihinsel bir problemi olmayan ancak akranlarına oranla onlardan anlamlı şekilde okuma-yazma veya matematik becerilerde düşük başarı sergileyen özgül öğrenme güçlüğüne sahip bireylerin genel özelliklerine göre hazırlanmıştır.
Program ile :
1. Öğrenmeye hazır bulunuşluk seviyelerinin artırılması
2.Okuma ve yazma becerilerinin artırılması
3. Matematiksel kavramların günlük yaşamda kullanılması,
4. Mukayese, problem çözme, akıl yürütme vb. becerilerin artırılması amaçlanmıştır(MEB,2008)

DİSLEKSİ

Kelimelerin doğru tanınmaması ve ya akıcılığının bozuk olması, ifade edilme aşamasında güçlük çekilmesi durumları disleksi ile adlandırılmaktadır(DSM V Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı,2013).
Disleksi, köken olarak nörobiyolojik olan özel bir öğrenme engelidir. Kelimeleri doğru ve / veya akıcı tanıma ve zayıf yazım belirtileri ile karakterizedir(International Dyslexia Association,2012) .

KLİNİK GÖRÜNÜMÜ
Pek çok özellik bakımından değerlendirildiğinde akranlarıyla aynı gibi görünen özelliklere sahiptirler.
• Zekâ düzeyleri normal ve/ve ya üstündür.
• Nörolojik hastalıkları yoktur.
• Sosyo-kültürel çevreleri, aile yapıları, okul-eğitim faktörleri açısından dezavantajları yoktur.
Ancak okumanın öğrenilmesi, yazmanın öğrenilmesi ve ya her ikisinin birden öğrenilmesi noktasında güçlük çekmektedirler. Sınıflandırma ve/ve ya ayrım yapma dediğimiz temel zihinsel beceriler onlar için karmaşık olabilmektedir. Üst-Alt, Sol-Sağ, b-d-p harfleri dislektikler tarafında karıştırılabilmekte ve birbiri yerine kullanılabilmektedir.
“Derin Disleksi” denen aynı anlamsal gruptan sözcükleri birbiri yerine okuyup yazabilirler. (çatal/kaşık, halı/kilim, teyze/amca gibi.) Sözcüklerde bazı sesleri atlayabilir, sesleri birbiri yerine kullanabilirler.(para-pra, ile-eli gibi). Harfler gibi hecelerin de atlanması, birbiri yerine okunması durumları da karşımıza çıkabilmektedir. Bunların yanı sıra dislektikler kelime gruplarını ters dönmüş şekilde yazıp ters gördükleri için okuyamayabilirler. “Her çocuk özeldir” filminde olduğu gibi tutulan ayna ile her şey normale dönüp okuma gerçekleşebilmektir(Her Çocuk Özeldir, Aamir Khan, 2007). Okuduğunu anlama ve anlatma, noktalama işaretlerini kullanma karşılaştıkları diğer güçlükler olarak belirtilebilir. Her çocuğun birbirinden ayrı olduğu unutulmamalı, her dislektik bireyin bu belirtileri göstermesi beklenmemelidir(Korkmazlar,2011)

GÖRÜLME SIKLIĞI
Her toplumda görülme sıklığı farklı olmasına rağmen özgül öğrenme güçlüğü olan kişilerin %80’inini dislektikler kapsamaktadır(Fielding-Barnsley, 2000:Akt. Altuntaş,2010). Genel olarak, okul yaşındaki çocuklar arasında disleksi %10 oranında çıkmaktadır. Farklı ülkelerde ise; İspanya %3-4, İngiltere ve İskoçya %5, İskandinav ülkeleri %10, A.B.D. %4-15 ve Kanada %10-16 oranında disleksili bireyler barındırmaktadır. (Bingöl, 2003)
Ülkemizdeki bu rakam Bingöl tarafından yapılan araştırmada okul çağı çocuklarının %2’sinin dislektik olduğu şeklinde bulunmuştur(Bingöl,2003). Dağılım cinsiyete göre farklılaşmakla birlikte disleksiye kızlara nazaran erkeklerde 4-6 kat daha fazla rastlanmaktadır.(Fielding-Barnsley, 2000: Akt.Altuntaş,2010).

SINIFLANDIRMA
Literatürde disleksinin sınıflandırılmasıyla alakalı en fazla kullanılan üç temel sınıflandırma vardır. Bunlar kişilerde karşılaşılan sorun ve bu durumun sebebine göre ayrılmıştır.

1. Hemisfer İşlevlerine Göre Sınıflandırma
Dislektik kişiler hemisfer fonksiyonlarına göre L-tipi ve P-tipi olmak üzere ikiye ayrılır. Buradaki temel nokta kişinin sağ hemisfer kaynaklı mı yoksa sol hemisferden kaynaklı mı sorun yaşıyor olmasıdır. Dislektik bireylerin yaklaşık %65’i L-tipi ve ya P-tipi dislektik olarak tanılanmaktadır(Strien, 1997:Akt Doğan,2010).

a. L-Tipi Disleksi
L-tipi disleksi, sağ hemisferin az sol hemisferin fazla gelişmesiyle ilgilidir. Bu çocuklar, okuma öğreniminin ilk adımından itibaren sol hemisfer stratejilerini kullanmaya çalışır; okuma becerisinin, sağ hemisferin yardımını gerektiren ilk basamağını es geçerler. L-tipi dislektikler, okuma öğrenimi sürecinin ilk anından itibaren zorluk yaşarlar. Hızlı ama hatalı okurlar (Strien, 1997:Akt. Altuntaş,2010).

b. P Tipi Disleksi
P-tipi disleksi L-tipinin aksine sağ hemisferin daha fazla sol hemisferin ise az gelişmesiyle ilgilidir. Okumayı öğrenme aşamasında değil de ilerledikten sonra problemler yaşamaya başlarlar. Bunun sebebi ise yapılması gereken hemisfer değiştirme işlemini yapamamalarıdır. L-tipi dislektiklerin aksine P-tipi dislektik bireyler yavaş okur ama doğru okurlar (Strien, 1997:Akt. Altuntaş,2010).

2. Gelişimsel ve sonradan edinilmiş disleksi

a. Gelişimsel Disleksi
Rastlanmış beyin hasarı olmadığı halde okumayı öğrenme esnasında beliren, yeterli eğitim ve çevre olmasına karşılık gelişen ve çocukluk döneminden itibaren yaşanan, biyolojik temelli bir zorluk olarak ifade edilmektedir (Bingöl, 2003).

b. Sonradan Edinilmiş Disleksi
Okumayı öğrenmiş ancak beynin hasara uğraması sonucu zihinsel işlevlerin zarar görmesi ve ya yok olması sonucu görülen okuma güçlüğüdür(Gustafson ve Samuelson, 1999:Akt. Altuntaş,2010).

3. Algısal Temelli Sınıflandırmalar
Algısal problemlerden olan bu grupta görsel, işitsel ve karma disleksi olmak üzere 3 alt başlık yer alır.
• Görsel Disleksi
Görsel algılamada karşılan problemler okumayı öğrenmeyi negatif etkiler. Bu gruptaki kişiler görsel ayrımlaştırma zorluklar yaşar. Bu sebeple yazılışı benzeyen harf ve kelimeleri karıştırırlar. Verilen harflerden sözcük üretmek, görsel hafıza kullanmak, hızlı okumak, yapboz yapmakta güçlük çekerler(Johnson ve Myklebust, 1967: Akt. Altuntaş,2010).

• İşitsel Disleksi
Okuma becerisi görsel sembollere dayanmasına rağmen birçok işitsel nokta okumanın öğreniminde oldukça önemlidir. Bu gruptakiler fonetik analizlerde güçlük çekerler. Okunuşu birbirine yakın harf ve sözcükleri ayırt edemezler. İşitsel çıkarım yapamazlar. Duydukları sözcüklerde bulunan sesleri belirlemekte zorlanırlar. İşitsel hafıza sorunları olan bu bireylerin harfin sesini ve ya bir sözcüğün okunuşunu unutmaları karşılaşılabilen bir olaydır. (Johnson ve Myklebust, 1967: Akt. Altuntaş,2010).




• Karma Disleksi
Hem görsel dislektiklerin hem de işitsel dislektiklerin yaşadığı yaşarlar. Hem harflerin hem sözcüklerin yazımı hem de harflerin seslerini hatırlamada zorlanırlar(Sarıpınar,2006).

TEDAVİ
ÖZEL EĞİTİM
Özgül öğrenme güçlüklerinin tedavisinde genel olarak özel eğitim uygulaması faaliyettedir. Bu programda her öğrenci için o öğrencenin performansına uygun o öğrenciye özel Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanmalıdır.
Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylere yönelik hazırlanan program bireyin, ailesinin ve öğretmeninin ihtiyaçlarını içerir.
Bireyin o zamanki performansı, kısa dönemli hedefler, uzun dönemli hedefler, süre, uygulanacak yöntemler programın içinde barındırması gereken temel unsurlar olarak söylenebilir(Altuntaş,2010).
Güçlüğe sahip öğrencinin durumuna göre akranlarıyla aynı sınıfta yer alacağı en az kısıtlayıcı ortam olarak değerlendirilen kaynaştırma uygulaması da ülkemizde faaliyette bulunan yöntemlerden birisidir.

PASS TEORİSİ
J.P.Das’a göre disleksi ve diğer okuma güçlüklerinin bilişsel süreçlerde yaşanan problemlerle yakından ilgisi vardır. Öğrenme güçlüklerinin tedavisinde de Pass teorisinin yararlı olacağını ileri sürmektedir.(Das,2009)
Rus nöropsikolog ve tıp doktoru Luria’nın beynin işlevleriyle alakalı yaptığı incelemeler ve bugüne dek yapılan beyin görüntüleme çalışmalarının bulguları Pass teorisinin temellerini ortaya koymaktadır. PASS teorisi, günümüzde var olan geleneksel zeka teorilerine bir alternatif olması amacıyla ortaya atılmıştır. Teori, bilginin zekâ testlerinde ortaya çıkan durağan bir yetenek değil de bilginin harmanlanıp işlenmesiyle ilgili hareketli bir süreç olduğunu iddia etmektedir.
PASS teorisi zekayı; Planlama (planning), Dikkat (attention), Eşzamanlı (simultaneous) ve Ardıl (successive) işlemleme olarak 4 zihinsel sürece dayandırmaktadır.
• Planlama(planning): Planlama sürecinin yönetimi Frontal lobumuzdadır. Bir problemin çözümüne ilişkin çözüm önerileri, bir etkinliğin sürdürülebilmesi, yakınını kaybetmiş birine ne söylenmesi gerektiği vb. konulara ilişkin kararlar vermemiz gerektiğinde kullandığımız süreçler planlama süreçleridir.
• Dikkat(attention): Beynin Frontal lobu ve korteksin alt bölümleri tarafından yönetildiği düşünülen bireyden istenen uyanıklık düzeyi ve uyarıcıya odaklanmasından sorumlu kognitif süreçler bütünü olarak açıklanabilir.
• Eş zamanlı işlemleme(simultaneous): Beynin arka bölümündeki parietal ve oksitipal loblarla alakalı olan süreç farklı şekilde gelen uyaranların gruplandırılması, bir bütün haline getirilmesini kapsar.
• Ardıl işlemleme(successive processing) : Gelen uyaranların tek tek ve sırasına göre işlemlenmesini içeren süreçtir. demokrasi kavramını tanımlamak için konuya ilişkin bilgilerin bir araya getirilip aktarılması eş zamanlı işlemleme(simultaneous), kitaptaki demokrasi tanımının kelimesi kelimesine ezberlenmesi ise ardıl işlemleme(successive processing) sürecine örnektir(Akademi Disleksi, Saraç,2014)

PREP EĞİTİMİ
Okuma güçlüğünün Pass teorisinde yer alan eş zamanlı işlemleme ve ardıl işlemleme (successive processing) süreçlerinden kaynaklandığını savunan program bu iki süreç üzerine kurulmuş ve okumanın güçlendirilmesi hedef alınmıştır.
PREP, okuma eğitimi almasına rağmen kronolojik yaşından beklenen seviyede okuma yapamayan çocuklara uygundur. Bu sebeple 2. Sınıf ve sonrasında yer alan çocuklara uygulamaya başlanacak şekilde hazırlanmıştır.
PREP, 4 adet Ardıl İşlemleme (successive processing) ve 4 adet Eşzamanlı İşlemleme (simultaneous) etkinliği içermektedir. Her etkinlik için hem okuma becerisinin gerekli olmadığı Global çalışmalar hem de okumayla ilişkili stratejilerin yer aldığı Köprü çalışmaları bulunmaktadır. Bu çalışmalar da kendi içinde üç zorluk derecesine göre ayrılmıştır. Bu şekilde öğrencinin hem o alanda strateji üretmeyi öğrenmesi hem de her etkinlikte kendisine uygun seviyeden başlayarak ilerleyebilmesi hedeflenmektedir.
PREP eğitimcinin yapmasını gerekeni net ve açık olarak belirterek standardı tutturmayı ve öğrencilerin verilen yönergeyi tam anlamıyla kavradığından emin olunmasını hedef edinmiştir.(Akademi Disleksi,2018)



ÖNERİ
• Okuldaki ders esnasında tahtaya yazılan ifadeleri deftere geçirmekte zorlanma yaşanabilir. Bunun için notların yazılı, büyük puntolu ve renkli şekilde verilmesi daha fazla işe yarayacaktır.
• Yaptıkları olumsuzluk ve yanlışları görmeyip yapılan olumlu davranışlar olumlu olarak pekiştirilmeli, birey bolca övülmeli özgüven anlamında desteklenmelidir.
• Çok uzun ve karmaşıklık içeren cümleleri aklında tutma ve uygulamaya geçirme aşamasında zorlanabilirler. Bunun yerine daha kısa ve net cümleler kullanılmalı, istenen davranış için komutlar aynı anda en fazla iki tane verilmelidir.
• Öğretim süreci görsellerle desteklenmeli, ödev ve sorumluluklarını içeren resimler hatırlatma amacıyla odasına ya da sürekli görebileceği yerlere asılmalı ve bol tekrar yapılmalıdır.
• Uyum ve koordineli bir şekilde oluşturulan gruplara dahil edilmesi deneyim ve akran öğretimi konularında onlara fayda sağlayabilmektedir.
• Konuların materyallerle desteklenmesi, çocukla birlikte materyal çalışmaları yapılması yaşayarak öğrenme açısından deneyim kazandırabilir, unutkanlık problemini azaltabilir.
• Yapboz, sıralama, yerleştirme içeren oyunlarla görsel bellek düzeyine katkı sağlanabilir.
• Kelime sayıları şeklinde bir oyunla işitsel-zihinsel bellek kapasitesi artırılabilir.(siyah kalem-iki kelime, annenin saçındaki toka-üç kelime)
• Okumayı kolaylaştırmak amacıyla sadece okuması istenen cümle açıkta bırakılıp diğer kısımlar kapatılarak odaklanma ve doğru okuma yüzdesi artırılabilir(Green ve Reid,2017).


KAYNAKÇA

Altuntaş F. (2010) Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri Ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları, Yüksek Lisans Tezi.

Akademi Disleksi,2018 , https://www.turkceprep.com/sayfa/pass-teorisi/, 01.12.2018 tarihinde erişilmiştir.

Akademi Disleksi,2018, https://www.turkceprep.com/sayfa/prep-nedir/, 01.12.2018 tarihinde erişilmiştir.

American Psychiatric Association (2013). Diagnostic and Statictical Manual of Mental Disorders (Fourth edition).

Bingöl A, (2003), Ankara’daki İlkokul 2. Ve 4. Sınıf Öğrencilerinde Gelişimsel Disleksi Oranı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası Cilt 56, Sayı 2, S. 67-82

Çalış S, Karaca D.T, Karaca O,Yiğit G, (2018), Disleksi Özgül Öğrenme Güçlüğü, 1.basım, İstanbul.

Das J.P,(2009), Reading Difficulties and Dyslexia An Interpretation For Teachers

Demir, B. (2005). Okulöncesi ve ilköğretim birinci sınıfa devam eden öğrencilerde özel öğrenme güçlüğünün belirlenmesi. (Yayımlanmış yüksek lisans tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul.

Green S. , Reid G. (2017), Disleksi ile Başa Çıkmak İçin 100 Pratik Öneri, Arkadaş Yayınevi,Ankara

Gür,G (2013), Disleksili Bireylerde Erken Tanı Konmasının Önemi Ve Disleksi Eğitimlerinde Yurt İçi Ve Yurt Dışı Uygulamaların İncelenmesi Ve Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi

International Dyslexia Association, (2012) https://dyslexiaida.org/definition-of-dyslexia , 29.11.2018 tarihinde erişilmiştir.

Khan A, (2007), Her Çocuk Özeldir, Hindistan.

Milli Eğitim Bakanlığı, (2008), Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı, Ankara

Korkmazlar, Ü.(2011) Ben Hasta Değilim: Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü, Güncellenmiş İkici Baskı, 182-196

Korkmazlar, Ü. (2016) Farklı Gelişen Çocuklar, Güncellenmiş 3.basım, 105-119

Saraç S.(2014), Okuma Güçlükleri ve Disleksi, Psikoloji Çalışmaları /Studies in Psychology
34-1 (2014) 71-77

Sarıpınar E.G. , (2006) , “Özgül Öğrenme Güçlüğü: Okuma Güçlüğünde Akademik Beceri Ve Duyusal-Motor İşlevleri Değerlendirme Testlerinin Kullanılabilirliği”, yayımlanmamış
Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Özgül Öğrenme Güçlüğü ve Disleksi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Mustafa ÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Mustafa ÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mustafa ÜN Fotoğraf
Mustafa ÜN
Diyarbakır
Çocuk Gelişimcisi
Pedagog
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Mustafa ÜN'ün Makaleleri
► Özgül(Özel) Öğrenme Güçlüğü Nedir? Psk.Elif Y. ÇAVUŞOĞLU
► Özel Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) Psk.Dnş.Ertan GÖRGÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,885 uzman makalesi arasında 'Özgül Öğrenme Güçlüğü ve Disleksi' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
--
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:30
Top