2007'den Bugüne 80,568 Tavsiye, 25,675 Uzman ve 17,963 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarda Yemek Seçme
MAKALE #20518 © Yazan Psk.Seda BOYACIOĞLU | Yayın Mayıs 2019 | 162 Okuyucu
Ünlü Amerikan dergilerinin birinde yemek yazarı olan Jeffrey Steingarten’ın yazdığı bir kitap var. Adı “The Man Who Ate Everything” yani “Her Şeyi Yiyen Adam”. Çok eğlenceli bir dille yazdığı aynı isimli makalesi ise yine çok ilginç. Bir gurmenin bazı yemekleri sevip bazılarını ise hiç yememesini sorgulayıp bunu tıpkı sarı rengi sevmeyen bir sanat eleştirmeninin durumuna benzeterek yola koyuluyor ve bu sevmediği yiyecekleri 6 adımlık bir program oluşturarak yemeğe başlıyor. Mesela gimchi (Kore’nin lahana turşusu), falafel, ançuez, hatta dereotu içeren tüm yiyecekler ünlü gurmemizin sevmedikleri arasında. Gelelim bu kişisel deneyin uygulama kısmına. Uygulama kısmı tam anlamıyla bir yüzleşme. Bu sevmediği yiyeceklerin en iyi yapıldığı yerlere 8-10 kere gidip oralarda bu sevmediği yemeklerin hepsini yemeği deniyor. Ardından ne oluyor biliyor musunuz? Önceden sevmediği yemeklerin bir kısmını zaman içerisinde çok sevmeye başlıyor. Hatta ilerleyen zamanlarda yeni bir restorana gittiklerinde menüye bakıyor ve menüdeki her şeyin aynı çekicilikte gelmeye başladığını fark ediyor.
Bu deneyimin hepimize verdiği çok önemli mesajlar var. Hem kendi beslenmemiz hem de çocuklarımızın beslenmesi ile ilgili ciddi bir farkındalık geliştirebiliriz bu kişisel deneyime dayanarak. Mesela bir yemeği “sevilmez” diye etiketledikten sonra rafa kaldırırız çoğu zaman. Oysa ki başka bir zaman, hatta biraz da acıkmışken denediğimizde daha iyi gelebilir tadı. Yine de bunu denemekten imtina ederiz. Aynı şey çocuklarımız için nasıl uygulanabilir? Diyelim ki brokoli sevmeyen bir çocuk. Sevdiği yemekleri sunarken yanında brokoliyi de sunmak iyi olabilir. İlk 1-2 sunumda hedef kesinlikle yemesi değil. Hedef; brokolinin görüntüsüne ve kokusuna alışması ve sevdiği kişileri bu yiyecekleri yerken görmesi. Gördüğünüz gibi önce olumlu bir izlenim uyandırmak önemli. Ardından “sevilmez” etiketini üstünden kaldırıp menüye eklemeye devam etmek önemli. Burada ana nokta kendi sevmediğiniz bir şeyi çocuğa yediremeyeceğinizi bilmeniz. O yemeği yerken yüzünüzdeki değişimleri okuyup kendi “sevilmez” etiketini basabilir çünkü çocuklar. Bu gerçekçi bir hedef değildir zaten. –Mış gibi yapmak çocuklarda hiç işlemeyen bir yöntemdir, hem de hiçbir konuda. O yüzden ek gıdaya geçtiğinizde tadım sürecini atlattıktan sonra çocukla aynı yemekleri yemek iyi bir başlangıç.
Şimdi ben bu yazıda yöntem, çocuklara uygulamak gibi kelimeler kullansamda asıl meselenin inisiyatifi çocuğa bırakmak olduğunun altını çiziyorum. Yemeği sunmak, belki “Denemek ister misin?” diye sormak bizim işimiz, gerisi çocuğun. Tercih onun, yemek isteyebilir, istemeyebilir. İstemediğinde ısrar etmemek, hatta üzülmemek de bizim işimiz.
Kendi yiyecek tercihlerimizden bahsetmişken, hamilelik boyunca tercih edilen yemeklerin çocukların yemek tercihini nasıl etkilediği ile ilgili bir araştırma paylaşmak istiyorum sizinle. Julie A. Menella’nın liderliğinde yapılan bir araştırmada hamile kadınlar 3 gruba ayrılmış. İlk grup hamileliğin son üç aynının başlangıcındaki haftada 4 kere 300 ml havuç suyu içmiş. İkinci grup emzirme sırasında aynı miktarda havuç suyu içmiş. Kontrol grubu olan üçüncü gruptaki hamilelerden hiç biri havuç suyu içmemiş. Bu uygulamanın ardından bebekler ek gıdaya geçtiklerinde havuç içeren mamalara nasıl tepki verdikleri yüz ifadelerine bakılarak değerlendirilmiş. Birinci ve ikinci gruptaki annelerin çocuklarının kontrol grubuna oranla havuç içeren yiyeceklere daha olumlu yanıtlar verdiği görülmüş. Yani yiyecek tercihlerimiz sadece davranışsal boyutta değil fiziksel olarak da etki edebiliyor yavrularımızın damak tadı üzerinde.
Konumuz yemek seçme ile ilgili olsa da en rahatlatan şey çocukların seçimlerini kendilerinin yapmasını sağlamaknın önemini tekrar vurgulamak isterim. Hatta sadece çocuklara da değil, yetişkinlere de. Bir işin iç motivasyonla yapılması asıl hedeftir. Mesela “Tatlını ancak bezelyelerin bittiğinde yiyebilirsin” demek dış motivasyon sağlar çocuk için ve bu sadece kontrol eden biri varken işe yarar. Oysaki çocuk bezelyelerini iç motivasyonla –yani tercih ederek- yediğinde, yediği şeyi sevme ve bir daha yeme ihtimali artar.
Hedefimiz genel olarak çocuklara bir şey yaptırmak olduğunda aslında onlarla aynı tarafta olduğumuzu unutabiliyoruz. Mesela onlar da sağlıklı olmak isterler, biz de sağlıklı olmaları için sağlıklı beslenmeleri amacıyla uğraşıyoruz. Bu durumda aynı taraftayız. Israr ve koşullu cümleler (“Makarnanı sadece mercimek yemeğin bitince yiyebilirsin” gibi) bizi karşı karşıya getirir. Karşı karşıya gelmek ise ilişkiye zarar veren bir durumdur. Güvenliği tehdit eden meseleler dışında ilişki bazlı düşünüp davranmak herkesi daha mutlu eder.
İlişki bazlı davranmayı açmam gerekiyor sanırım. Mesela dışarı yemeğe gittiğinizde yemek seçimine çocuğun da katılması –ayrı bir yemek alınmayacak bile olsa- ona ayrı servis açılması –yaşı küçük olduğu için kullanmayacak da olsa- ve birlikte yemenin deneyimlenmesi –çocuğunuz kendisi yemiyor olsa da henüz- çok değerli. Bu arada özellike 1 yaşından sonra çocuklar kendileri yemek yiyebilirler. Yemek yemek çoğumuz için zevkli iken çocukların bir kısmının bunu zevkli bulmaması tercihlerini yapmamaları olabilir mi diye soruyorum kendime. Cevabım “Muhtemelen evet.” Birey olarak görülmek, önemsenmek, değerli olmak hepimizi daha uyumlu yapar. Çocukları da öyle. Yani çocuğa yedirmek gibi değil de beraber yemek yemek olarak gördüğümüzde işlerin kolaylaşacağına inanıyorum.
Çevrenin özellikle annelere yüklediği “çocuğu besleme sorumluluğu” baskı oluşturabilir çoğu annenin üzerinde. En doğrusunu ve çocuğu için en iyisini yapmaya çalışmak kaygıyı arttıran bir durumsa üstüne çalışmak önemli. Durumu eşlerin ortak kararı ile götürmek, çocuğu yemek seçtiğinde annede oluşan duyguları ve düşünceleri değerlendirmek değerli. Eşten, arkadaşlardan, yakınlardan ya da bir terapistten yardım almak da işleri kolaylaştırabilir. Kaygılar ya da iyi beslememenin (!) verdiği suçluluk duygusuyla baş etmek çok değerli. Çünkü bakım verenin önce kendine bakım vermesi, kendine iyi bakması, mesajlarını iletirken baskı yaratmadan iletişim odaklı yaklaşması rahatlatıcıdır. Bizim çocuklarımızla ilgili en büyük yatırımımız onlarla olan ilişkimiz. Onların ebeveynlerine güvenmesi, her koşulda sevileceklerini bilmesi.
Çocukların çok sevdiği kişileri sürekli gözlemlediğini hatırlatmak isterim. Hem de vücut dili uzmanı gibidirler. Yüzümüzdeki küçücük değişimi okuyabilirler. Mesela yemek yemediğinde çok büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsak onu anlamlandıramazlar ve anlamlandırmak için daha da zorlayabilirler ebeveynini. O sebeple kendinize dönün diyip durmam. Tüm yollar kendimize çıkıyor buralarda. Elbette çocuğun mizacı, hamilelik ve doğumdaki travmalar, alerjiler, sosyal baskılar meseleyi zorlaştırıyor ve kişisel ele almayı gerektiriyor. Böyle şeyler yaşayan ebeveynlere destek olmak, anlayış ve alan tanımak yakınlarının en büyük sorumluluğu.
Bu yazıda da nereden çıktım yola şimdi neredeyim? Çocuğun yemek seçiminden başlayıp ebeveynin kendine iyi bakmasına kadar giden bir yolda beraberiz sevgili okuyucu. Üstte bahsettiğim sevgili gurmemiz gibi biraz açık fikirli olarak yola koyulabiliriz. İyi yolculuklar.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Yemek Seçme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Seda BOYACIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Seda BOYACIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Seda BOYACIOĞLU'nun Makaleleri
► Çocuklarda Yemek Yeme Sorunu Uzm.Psk.Emine ÖZDEMİR
► Çocuklarda Yemek Yeme Sorunları Psk.Kemale GÜNHAN
► Çocuklarda Yemek Yeme Sorunu Psk.Dnş.Alaaddin DEBGİCİ
► Neden Aşırı Yemek Yeriz : Yemek Yeme Psikolojisi Psk.Aylin AYDEMİR TÜRKOĞLU
► Eş Seçme Kuramları Uzm.Psk.Dnş.Duygu AYHAN
► Eş Seçme Sürecini Etkileyen Etmenler Uzm.Psk.Dnş.Duygu AYHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,963 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Yemek Seçme' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon Eylül 2011
► Alt Islatma (Enüresiz) Eylül 2010
► Kardeş Kıskançlığı Haziran 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:04
Top