2007'den Bugüne 81,121 Tavsiye, 25,802 Uzman ve 18,059 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sinsi Hastalık! Lohusa Sendromu
MAKALE #20605 © Yazan Psk.Beniz YILMAZ | Yayın Haziran 2019 | 389 Okuyucu
Dünyaya bir bebek getirmenin mutluluk verici bir olay olduğu, varsayılmasına rağmen doğumdan sonraki ilk iki haftada kadınların %70'inde hafif, orta ve şiddetli olmak üzere farklı oranlarda duygulanım değişiklikleri yaşanmaktadır. Kadınlar doğum sonrası ilk yıl içinde, psikiyatrik hastalıklar (anksiyete bozuklukları, obsesisf kompulsif bozukluk, depresyon ve nadiren psikoz) açısından risk altındadır. Ancak depresyon bu hastalıklar açısından en baskın olduğundan doğum sonrası psikiyatrik hastalık dendiğinde ilk akla gelen doğum sonrası depresyondur. Daha önce geçirilmiş rahatsızlığı olsun olmasın gebelik sonrası ortaya çıkan doğum sonrası depresyonu, şiddeti farklı da olsa oldukça sık görülüyor. Sıklığı %5-20 olarak bildirilmekle beraber, genel bazal sıklığının %10 olduğu kabul edilir. Bundan daha da sık görülen ve doğumdan sonraki ilk 1 ay içinde hızla ortaya çıkan annelik hüznü (postpartum blues) veya lohusa sendromu ise sıklıkla lohusa depresyonu ile karıştırılabiliyor.

Annelik hüznü (lohusa sendromu) nedir?
Doğumdan sonra annenin kendini mutsuz, gergin, kaygılı hissetmesi, ağlamanın yanında artan korkular, uykuya dalma güçlüğü ve iştah kaybı gibi belirtilerin eşlik ettiği duruma annelik hüznü veya lohusa sendromu deniliyor. Bu dönem oldukça doğaldır. Doğum gibi güç bir olayın gerçekleşmesi vücutta fiziksel ve psikolojik değişikliklere neden olması çok normaldir. (Aynı duruma herhangi bir ameliyat sonrasında da rastlanabilir.) Kortizol gibi stres hormonlarının bu dönemde yükseldiği bilinmektedir. Stres hormonlarının yükselmesi, annelik hüznünü tetikleyip depresyona dönüştürme riskini taşır.
Annelik hüznü genellikle doğum sonrasındaki ilk iki haftada yoğun yaşanır ve ilk bir ayda kendiliğinden sonlanır. Dolayısıyla herhangi bir profesyonel yardım gerektirmez. Bu süreyi aşan durumlar daha ciddi bir klinik tablo olan doğum sonrası depresyonun geliştiğini düşündürmelidir.

Lohusa depresyonu nedir
Lohusa sendromundan daha ağır olan ‘doğum sonrası depresyon‘ ve ‘doğum sonrası psikozu’ annelerde daha nadir olmakla beraber görülebilir. Yaklaşık 10 doğum yapan kadından birinde daha şiddetli bir depresyon tablosu gelişebilir. Doğum sonrası depresyon ya da lohusa depresyonu dediğimiz bu hastalık 2.-8.haftalar arası başlar iyileşmesi birkaç ay sürebilir. Tedavi görmeyen kadınlarda 1-2 yıl kadar sürebilir. Annenin bebeğine karşı ilgisizliği veya hostil duyguları ön plandadır. Anne bebeğine yeterli bakımı vermemekten ve hatta bebeğine zarar vermekten korkabilir. Ağır depresif belirtiler yanında intihar düşünceleri ya da girişimleri görülebilir. Bunlar konudan uzak kişiler tarafından garip gibi görülse de tamamen beklenen semptomlardır.

Annelik hüznünün belirtileri
Annelik hüznünün belirtileri, halsizlik isteksizlik, keyifsizlik, duygusallık, kırılganlık, kolay ağlama, uykusuzluk gibi başlar. Önceleri bunu sadece kendisi hissederken etrafı sadece yorgun ve sessiz gibi algılar. Daha sonra giderek bu hissettiklerini eşi ve akrabaları ile paylaştığında tablo belirginleşmeye başlar.
Bu tablonun daha çabuk yakalanması ve takıp edilmesi için çeşitli tarama testleri de geliştirilmiştir. Bunlardan biride Edingburg doğum sonrası depresyon skalasıdır. Bu ölçek annenin ilk zamanlardaki belirtilerini gözler önüne serer.

Annelik hüznü zamanla geçer
Annelik hüznü, ilk haftadan itibaren başlar, ilk 1 ay içinde kendini gösterir. Annenin psikolojik destek aldığı lohusalık döneminde üzüntü, ağlama gibi hüzün semptomlar kolaylıkla düzelir. Ancak bir kısmında ise doğum sonrası depresyon, ya da doğum sonrası kaygı bozuklukları olarak devam edebilir. Hamilelik sonrası ilk ay annenin takibi çok önemlidir. Giderek sessizleşen, her fırsatta ağlamaya meyilli, sebepsiz suçluluk duygusu olan ve çocuğa bakamayacağı düşüncesiyle kendini suçlayan kaygılı bir anne olduğu göze batmaya başladığında ya da yeni anne bunları ifade eder hale geldiğinde psikiyatri uzmanının görmesi gerekir. Bu dönemin hafif geçmesi, annenin desteklenmesiyle mümkündür. Erken dönemde tespit edilen annelik hüznü, gerekli destekle (tıbbi kontrol, aile desteği) takip edilmeli. Daha önce geçirilen depresyon varsa da sık kontrollerle bu tablonun nasıl seyrettiğinin dikkatle izlenmesi, gerekirse erken uygulanacak tedavilerle gelişebilecek depresyonun kontrol altına alınması hedeflenmektedir.

Aşırı mükemmeliyetçi anneler risk altında
Doğum sonrası depresyon için bazı kişilerin özellikle risk taşımaktadır. Özellikle geçmişte depresyon gibi ruhsal sıkıntılar, evlilikle ilgili sorunlar yaşayanların, ailelerinde ruhsal hastalık öyküsü olan, stresli yaşam olayları bulunan, aile ve sosyal desteği yetersiz olan, bebeğin sağlık durumunda bir sorun olan, “zor” bir bebeğe sahip olan annelerde annelik hüznü daha sık görülür. Ayrıca mükemmeliyetçi, kaygılı, kendini aşırı eleştiren, kendine güveni az olan kişilik yapısı da lohusa sendromu gelişimi açısından risk etkenidir.

Sosyal destek çok önemli
Lohusa sendromunun kötü sonuçlar doğurmadan tedavi edilmesi, tedavi için yeni annenin mutlaka yardım alması gerektir. Lohusa sendromunun atlatılmasında sosyal destek çok önemlidir. “Bu destek hem psikolojik anlamda hem de bebeğe bakım anlamında verilmelidir. Annenin kendine de kısa da olsa vakitler ayırması için imkan yaratılabilir. Annenin istirahat ederek, uyuyarak, aile bireyleri ya da arkadaşlardan yardım alarak, her gün düzenli duş alıp giyinerek, dışarı çıkıp yürüyüş yaparak ve rahatlamak ihtiyacı duyulduğu zamanlarda bebeğe bakım anlamında yardım edecek başka bir bireye ihtiyacı vardır. Ancak daha ağır depresif durum ortaya çıktığında mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

Hamilelik insan var oluşunun doğal bir sürecidir bu yüzden aşılamaz bir problem gibi algılanmamalıdır ..
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sinsi Hastalık! Lohusa Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Beniz YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Beniz YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Beniz YILMAZ Fotoğraf
Psk.Beniz YILMAZ
KKTC (Kıbrıs)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Beniz YILMAZ'ın Makaleleri
► Postpartum Depresyon (Lohusa Depresyonu) Uzm.Psk.Gülşah PINAROĞLU
► Aşk Bir Hastalık mı? Psk.Nazike MEŞE
► Hastalık Psikolojisi Psk.Serap DUYGULU
► Hastalık Hastalığı Psk.Büşra GÜNEŞ
► Anormal Hastalık Davranışları Uzm.Psk.Özlem YILMAZ
► Yoksa Tembellik Bir Hastalık mı? Psk.Dnş.Aslı KARTOL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,059 uzman makalesi arasında 'Sinsi Hastalık! Lohusa Sendromu' başlığıyla benzeşen toplam 39 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Teknoloji Bağımlılığı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2019
► Aldatma ve Aldatılma Psikolojisi ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2019
► Çocuk Susmaz Aslında / Çocuk İstismarı ÇOK OKUNUYOR Kasım 2018
► Narsisistik Kişilik Kasım 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:01
Top