TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



EVLİLİK SORUNLARI İLE BAŞETME YÖNTEMLERİ

Sema Bengi GÜRKAN Fotoğraf
Dr.Psk.Sema Bengi GÜRKAN
Adana
Psikolog
18 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 4 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
 
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 56828,

* Yayın Tarihi : 23-12-2008 - 15:46 (2126 gün önce),

* Ortalama Günde 26.72 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 14792 , Kelime Sayısı : 1879 , Boyut : 14.45 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Dr.Psk.Sema Bengi GÜRKAN hakkında söyledikleri:
Psikologa git denildiğinde çok kızıyor ve "niye ben deli miyim?" diye söyleniyordum. İnternette araştırma yaparken sitenizden Sema Hanım'ı gördüm, eğitimi ve üniversitesinden etkilendim ayrıca bayan olması da benim için tercih nedeniydi. Artık son zamanlarda çevremdekileri, ailemi de kırmaya başlamıştım. Çok çabuk öfkeleniyor ve fevri davranıyordum.Birşeyler yapmam gerekliydi.Çalışıyorum diye, ilaç da kullanmak istemedim.Terapi yoluyla bu sorundan kurtulup kurtulamayacağımı düşünüyodum. Sema Hanımla düşüncelerim tamamen değişti. Kendisinden aldığım destekle tepkilerimi kontrol etme... [DEVAMI..]
(u.a., Danışan, 24-06-2009)

Geçmişten gelen çok farklı sorunlarım vardı. Bunları hiç kimse ile paylaşamadım. Hep içimde birikti, büyüdü ve kocaman bir dağ oldu. Yaşadıklarım, hissettiklerim o kadar büyümüştü ki artık taşıyamaz olmuştum Gerçekten çok üzgündüm ve artık yaşamak dahi istemiyordum. Hiçbir şeye konsantre olamıyordum, hayatta hiçbir şey bana tat tuz vermiyordu artık. Ne işim ne ailem, hiç birşey. Sonra yardım almak için Sema Hanıma gittim. Şimdi nispeten daha iyiyim, aynı zamanda onun tavsiyesi ile başkasından ilaç desteği de aldım. Terapiler için ise kendisine gidiyorum. Artık daha rahatım. İlk başvuru esnası... [DEVAMI..]
(oya b., Danışan, 01-04-2009)

Ben Sema Hanım'ı tesadüfen bir uzman ararken sizin sitenizden buldum. Önce aldığı eğitimler çok etkiledi beni. Boğaziçili olması da ayrıcalığı idi. Her ne ise ben Hollandada yaşıyorum. Sorunlarımla ilgili, benimle aynı dili konuşan ve aynı kültürden birinden yardım almak istedim. Çünkü kendimi, duygu ve düşüncelerimi Türkçe olarak daha iyi ifade edebilirim, diye düşündüm. Önce Sema Hanıma mail yolladım sonra da webcam aracılığı ile online terapi yardımına başladık. Çok memnunum. Özellikle benim gibi yurtdışında yaşayanlar için çok güzel ve de bence ekonomik de bir hizmet.
(H.K., Danışan, 26-03-2009)

Sema Hanım'a en zor zamanımda başvurdum. Gerçekten çökkün ve üzgündüm. İşimden ayrılmıştım ve herşey sanki bana karanlık görünüyordu. İçimden kalkıp da psikologa gitmek için dahi enerjim yoktu. Bu arada onlineterapi ile ilgili kişilere bakınca Sema Hanım'ı netten buldum. Ben aslında İstanbulda yaşıyorum. Malum İstanbul trafiği, kalkıp psikoloğa gitmek vs gözümde büyüyordu. Bu nedenle eğitiminden ve buradaki tavsiye yazılarından etkilenerek Sema Hanımdan
onlineterapi almaya başladım. Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum, keşke bu kadar ertelemeden yardım alsaymışım diyorum.

(Z.T, Danışan, 21-03-2009)

Dr.Psk.Sema Bengi GÜRKAN Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
EVLİLİK SORUNLARI İLE BAŞETME YÖNTEMLERİ

Eşinizle, ev dışındaki paylaşımlarınızı artırın


En son ne zaman eşinizle birlikte yürüyüşe çıktınız? Veya ne zaman birlikte (zorunlu alışverişler hariç) alışverişe çıktınız? Bir yerde çay içtiğinizi ve yemeğe çıktığınızı hatırlıyor musunuz? Bu suali sorduğum bireyler genellikle ailece bir yerlere gittiklerini veya eşlerinin yoğunluğundan dolayı kendilerine zaman ayıramadıklarını söylüyor. Ailece bir şeyler paylaşmanın lezzeti ve önemi apayrıdır elbette.

Fakat çocukların doğumundan sonra genellikle eşlerin birbirlerini ikili diyalog anlamında ihmal ettikleri görülür. Bu ihmalin olmaması ve zaman zaman sadece eşinizle bir yerlere gitmek çok önemli ve özeldir. “İlla da dışarıda mı olması gerekiyor, biz evde yeterince görüşüyoruz, yetmez mi?” diyen çiftleri duyar gibiyim. Hemen cevap vereyim: “Evet ev dışında olması gerekiyor”. Tabii buradan ev içindeki paylaşımların faydasız olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Eviniz her türlü durumu (ihtiyaç giderme, tartışma, eğlenme, misafir kabul etme vb.) yaşadığınız mahrem mekânınızdır. Bu sebeple de ayrı bir anlamı vardır. Ancak farklı mekânlar evliliğinize canlılık getirecek, varsa birtakım monotonlukları ortadan kaldıracaktır. Her yeni mekân ayrı bir paylaşım ve heyecan demektir. Farklı ve hoş mekânlardaki pozitif duygularınız da zamanla eşinize olan pozitif paylaşımlarınızı arttırır. Buradan bunun bir şart olduğu ve olmazsa mutlaka problem olacağı anlamı da çıkartılmamalıdır. Bunu evliliğinizde hareketi ve canlılığı sağlayıcı, eşinizle olan sevgi paylaşımlarını arttırıcı bir öneri olarak kabul edin. Unutmayın bunun için geniş zamanlara ihtiyacınız yok; küçük zaman dilimleri de yeterli olacaktır.


Evliliğinizin ilk günlerine dönmek hiç de zor değil


“Ah o ilk günler…” Sizde ilk günlerinizi özlüyor musunuz? Bu özlemin aslında eşlerin ruh dünyalarına olumsuz bir yansıması olmaz.

Ancak yaşanan özlem hâlihazırdaki yaşantıya duyulan memnuniyetsizliği de ifade ediyor olabilir. Genellikle artık evlilik heyecanının, belki ve hatta saygının yitirilmesi anlamına bile gelebilir. Bu özlem göz ardı edilmeyecek bir mevzudur. Eşlerin ilk günlerini özlem ve hüzünle anmaları ve evliliklerini canlandırma adına harekete geçmemeleri bir hata olur. Peki, çok mu zor o ilk günlere dönmek? Genellikle evliliğin ilerleyen yılları ile ilk günleri arasındaki en büyük fark, sevgi coşkunluğu ve bunu eşlerin birbirlerine ifade ediş tarzlarındaki farklılıktır. İlk günlerde sevgi iletişimi daha kuvvetlidir. Daha fazla fedakârlıklar yapılır. Ufak şeyler daha fazla mutluluk verir ve yine ufak sorunlar bireyleri çok da fazla yıpratmaz. Bütün bu özellikler evlilik sayısınca artırılabilir. Tabi her çift için özel olan farklı durumlar olabilir. Öyleyse ne yapılmalı ilk günlere geri dönmek için;
Öncelikle hâlihazırda yaşadığınız zamanın güzelliklerini düşünün ve bu güzellikleri ilk günler yaşayamadığınızı fark edin.


Bu konudaki düşüncelerinizi eşinizle paylaşın. O da sizin gibi düşünüyorsa işiniz kolaylaşacaktır. Eşinizle birlikte veya yalnız, kapsamlı bir biçimde ilk günler neler yaşadığınızı ve sizi nelerin memnun ettiğini düşünün ve hatta bir kâğıda yazın. Akabinde hemen içinde bulunduğunuz zaman diliminde neler yaşıyor olduğunuzu belirleyin.
Daha ziyade neleri özlediğinizi ve şu an nelerden rahatsız olduğunuzu belirleyin.
Geçmişte yaşadıklarınızı ve özellikle de ihtiyaç hissettiklerinizi bugüne uyarlayıp, önem sırasına göre dizin. Bunun yanında şu an vazgeçmeniz gereken tutum ve davranışları da belirleyin.

Ve artık adım atabilirsiniz. Atacağınız minik adımların çok şeyi değiştirebileceğini unutmayın.

HEDEF DAVRANIŞ:

Yaşadığınız sorunları bundan böyle eşinizin penceresinden de değerlendirmeyi deneyin. Konuyla ilgili deneyimlerinizi bekliyorum.

Eşinizi eleştirmekten vazgeçin

(Hemen belirteyim ki burada kastedilen yapıcı olmayan, negatif eleştirilerdir.) “Eşinizi eleştirir misiniz?” sorunun akabinde genellikle “evet ama gerçekleri söylüyorum” cevabını alırım. Gerçek ya da değil, negatif anlamda yapılan eleştiriler genellikle iticidir. Çünkü doğruları söylüyorum dediğiniz şey sizin doğrularınızdır, genel geçer doğrular değildir. Yani siz, size göre haklı olabilirsiniz; ancak eşiniz sizin gibi düşünüyor mu acaba? Gelin birkaç eleştiri cümlesine ve bu cümlelerin taşıdığı anlamlara dikkat edelim. “Çok şişmansın”, “sürekli sorumsuzca davranıyorsun”, “televizyon kolik misin?”, “beni ve çocuklarını hiç düşünmüyorsun”, “konuşman hiç güzel değil” gibi… Bu örnek cümleler arttırılabilir. Biz şimdi birkaçını ele alacak olursak… Mesela eşine sürekli şişman olduğunu veya güzel konuşamadığını söyleyen birey bu yolla eşinin istediği kalıba girmesini bekler. Ancak bu cümleler kendi içinde; seni belli şartlara bağlı olarak seviyorum veya seni olduğun gibi kabul etmiyorum anlamını taşır. Veya sorumsuz, düşüncesiz gibi birtakım ithamlara maruz kalan birey için sorumlu olmanın veya düşünceli davranmanın standartları farklı olabilir. Bu durumda ise eşinin ne demek istediğini tam olarak anlamayacak ve eşinin kendisini acımasızca yargıladığını düşünecektir. Çıkarılabilecek anlamlar birey sayısınca artırılabilir. Fakat genel olarak hepsinin bizi götürdüğü nokta, bu tarz eleştirilerle bireyin amacına ulaşamayacağıdır. Muhatabında birtakım değişiklikler oluşmasını isteyen veya bazı davranışlarının hatalı olduğunu düşünen birey, amaca dönük davranmak zorundadır. Bu da ancak acımasız eleştirileri ve yargısız infazları bir kenara bırakarak, makul yaklaşımlarla mümkün olur.

Neyi niçin istediğinizi, eşinize belirtebilirsiniz, rahatsızlığını yaşadığınız konuda eşinizin desteğine ihtiyaç duyduğunuzu ona hissettirebilirsiniz ve birtakım çözüm alternatifleri sunabilirsiniz. Mesela; eşinizi televizyon kolik diye itham etmek yerine onunla sohbet etme ihtiyacı içinde olduğunuzu, televizyonunun sürekli açık olması halinde ise kendinizi önemsenmiyormuş gibi hissettiğinizi söyleyebilirsiniz. Böylece eşinizi hem yargılamamış hem de desteğini almış olursunuz.


TİPİK EVLİLİK SORUNLARI:

İletişim kuramama ve uzlaşmada güçlük: Bu problem gerçektende çiftler arasında oldukça sık görülür. Çiftler ya tartışmaz (“nasılsa bir şey değişmiyor”) ya da tartışır ancak uzlaşamaz. Genellikle herkes kendi söylemek istediğini söyler ancak karşı tarafı gerçekten dinlemez. Tartışamayan çiftler için durum daha kötüdür. Çünkü tartışmanın yerini akıl okuma almıştır(örnek: Kadın: Artık bana hiç dokunmuyor. Muhtemelen beni sevmiyor acaba bir başkası mı var? Erkek: Dokunursam gene seks istediğimi düşünecek ve beni reddedecek ben en iyisi televizyon seyredeyim. Kadın: Şimdide televizyonu açtı bu kesin beni sevmiyor, yüzsüzlük etmeyim gidip yatayım. Erkek: Bu saatte yatılır mı, bu kadının bana hiç tahammülü yok.)

Aldatma (sadakatsizlik):

Burada bahsedilen çiftlerden birinin ya da her ikisinin böyle bir deneyim yaşadıktan sonra evliliği sürdürmek zorunda kalması ya da evliliği sürdürmek istemesi durumunda yaşanacaklardır. En sık iki soru; “bu şartlarda gerçekten devam etmeli miyiz?” beni hala aldatıyor mu?

Kaynana sorunu:

Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş olmasıdır. Böyle bir sorunu batılı literatürde bulmak çok güçtür. Ancak bizler bu sorundan kaynaklanan soruna her gün tahmin edemeyeceğiniz sıklıkta rastlıyoruz.

Bilinen Tipik sorunlar:

Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Her şeyimize karışıyor.
Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor.
Kocam sürekli onlara harcıyor bizle ilgilenmiyor.
Her hafta sonumuzu her tatilimizi onlarla geçirmek istiyor.

Yukarıda bahsedilen sorunlar çoğunlukla evlilikle ilgili ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kaynanasıyla rekabet halinde ki bir kadın kocasından bu durumun acısını farklı dolaylı yollarla çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz konulara öfkelenme gibi ) çalışıyor. Bunu da yapamazsa öfkesini ya çocuklarından (dayak vs) ya da kendisinden çıkarıyor olabilir (baş ağrısı, boyun, bel ağrısı, konversif bayılmalar vs).

Yeni yaşamınızda değişen bir şey de artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40'ı ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdikleri görülmüş. Bu oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştır.

Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlar da karşımıza çıkmaktadır.

En sık, evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.

Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor değiliz. İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz.

Bu ve buna benzer cinsel içerikli aksaklıklar evlilikte eşleri dışa yöneltmekte yani sadakatsizliğe itmektedir. Sevgiyi ve ilgiyi dışarıda arayan eşler bunu bazen zina bazen de duygusal olarak aldatmaya çevirmektedir. İstatistiklere göre evli erkeklerin %35 i eşlerini aldatmaktadır. Bu oran kadınlarda biraz daha az olmakla birlikte azımsanacak bir rakamda değildir. Bu tür dışa açılımlar eşler arasındaki bağı azaltmakta, birlikteliği zorunluluğa çevirmektedir. Sadece eşe değil çocuklara olan ilgide azalır. Özellikle duygusal aldatmalarda eşlerin yaptığı her şey göze batar, bir beğeni eksikliği ortaya çıkarır ki buda kavgayı kaçınılmaz kılar.



Evlilik sorunlarının başında ülkemizde özellikle ekonomik sorunlar gelmektedir. Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun çıkma ya da sorun yaratma olasılığı ekonomik yönden güçlü bir evliliğe göre daha fazladır. Maddi olarak sıkışan çiftler bir savunma mekanizması olarak saldırganlıklarını birbirlerine yöneltirler. Böylece eşlerarasında gerginlik ve sürekli birbirlerine güvensizlik ve suçlamalar yaparlar. Buda evliliğin geleceğini tehlikeye düşürür.

Evlilik içinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar çıkabilmektedir. Bunda en büyük sebep sevgi azlığı, kurum içi demokrasi ve saygı azlığı, eşlerin depresif düşünce modu, anlaşmazlık, çocuk sorunları, ailelerin baskısı gibi çeşitlilikler gösterebilmektedir. Bunlarda özellikle tarafların aileleri birçok soruna neden olabilmektedir. Öyle ki ülkemizde gelin-kaynana sürtüşmesi yıllardan beri bir sorun yumağı olmuş sonu ölümlere varan birçok anlaşmazlık çıkarabilmiştir.

Evlilik sorunlarında diğer önemli bir nedense eşlerden birinin özellikle erkeğin alkol ve kumar alışkanlığıdır. Bu durumda kadın mağdur durumlara düşmekte ve evliliğe sorunlar silsilesi oluşturmaktadır. Ancak kronik bir alkol yatkınlığı yoksa erkeğin alkole yönelmesi de yine evlilik içi bir sorundur.

Aile içi şiddet, eşe ve çocuklara uygulanması açısından büyük önem taşımaktadır. Yine aile içi ensest ilişkiler, çocuk istismarları evlilik sorunlarının en kirli yüzüdür.

Genellikle evlenirken kurdukları hayaller ve hayat beklentilerini evlilikte gerçekleştiremeyen insanların evlilik yaşamları sürekli olarak sorunlu geçer ve sonu büyük olasılıkla boşanmayla biter. Evlenmeden önceki duygusal hazırlık süresinde birbirlerini iyice tanımadan evlenen çiftler anlaşamama gibi bir sorunla karşı karşıya kalırlar. Evlendikten sonra iki kişilik düşünmek zorunda kalan eşelere ağır gelen bu durum kişinin kaçınma-yaklaşma anksiyetesi yaşamasına neden olur. Özellikle özgürlüklerin kısıtlanması kişide içten içe bir öfke ve isyan oluşturur.

Eğer eşe duyulan sevgi bu öfke ve isyandan aşağıda kalırsa evlilikte sorunlar baş göstermeye başlar. Bu durumdan kurtulmanın en iyi yolu eşler arası açıklık, doğruluk ve yalınlıktır. Sorunlarını açıkça ve objektif olarak paylaşan çiftler bu sorunları çok rahat aşarlar. Ancak evlilik içinde eğer demokratik bir ortam ve kişisel haklara saygı yoksa zaten bu paylaşımın oranı oldukça düşmektedir. Buda çözümlenemeyen sorunlar anlamına gelmektedir.

Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz.Arasında gerginlik ve sürekli birbirlerine güvensizlik ve suçlamalar yaparlar. Buda evliliğin geleceğini tehlikeye düşürür.

Evlilik içinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar çıkabilmektedir. Bunda en büyük sebep sevgi azlığı, kurum içi demokrasi ve saygı azlığı, eşlerin depresif düşünce modu, anlaşmazlık, çocuk sorunları, ailelerin baskısı gibi çeşitlilikler gösterebilmektedir. Bunlarda özellikle tarafların aileleri birçok soruna neden olabilmektedir. Öyle ki ülkemizde gelin-kaynana sürtüşmesi yıllardan beri bir sorun yumağı olmuş sonu ölümlere varan birçok anlaşmazlık çıkarabilmiştir.

Evlilik sorunlarında diğer önemli bir nedense eşlerden birinin özellikle erkeğin alkol ve kumar alışkanlığıdır. Bu durumda kadın mağdur durumlara düşmekte ve evliliğe sorunlar silsilesi oluşturmaktadır. Ancak kronik bir alkol yatkınlığı yoksa erkeğin alkole yönelmesi de yine evlilik içi bir sorundur.

Aile içi şiddet, eşe ve çocuklara uygulanması açısından büyük önem taşımaktadır. Yine aile içi ensest ilişkiler, çocuk istismarları evlilik sorunlarının en kirli yüzüdür.

Genellikle evlenirken kurdukları hayaller ve hayat beklentilerini evlilikte gerçekleştiremeyen insanların evlilik yaşamları sürekli olarak sorunlu geçer ve sonu büyük olasılıkla boşanmayla biter. Evlenmeden önceki duygusal hazırlık süresinde birbirlerini iyice tanımadan evlenen çiftler anlaşamama gibi bir sorunla karşı karşıya kalırlar. Evlendikten sonra iki kişilik düşünmek zorunda kalan eşelere ağır gelen bu durum kişinin kaçınma-yaklaşma anksiyetesi yaşamasına neden olur. Özellikle özgürlüklerin kısıtlanması kişide içten içe bir öfke ve isyan oluşturur.

Eğer eşe duyulan sevgi bu öfke ve isyandan aşağıda kalırsa evlilikte sorunlar baş göstermeye başlar. Bu durumdan kurtulmanın en iyi yolu eşler arası açıklık, doğruluk ve yalınlıktır. Sorunlarını açıkça ve objektif olarak paylaşan çiftler bu sorunları çok rahat aşarlar. Ancak evlilik içinde eğer demokratik bir ortam ve kişisel haklara saygı yoksa zaten bu paylaşımın oranı oldukça düşmektedir. Buda çözümlenemeyen sorunlar anlamına gelmektedir.

Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"EVLİLİK SORUNLARI İLE BAŞETME YÖNTEMLERİ" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Sema Bengi GÜRKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Çocuklarda Takıntılar- Obsesif Kompulsif Bozukluk , İlay AKTOPRAK
  • Stres Ve İş Stresi Kavramlarına Genel Bir Bakış , Ebrar YENİCE KANIK
  • Kekemelik Nedir? , Mehmet UYAR
  • Gebelikte Depresyon Ve Sağlıklı Beslenme , M. Berk KARAOĞLU
  • Çocuğunuzun Kişiliğine Zarar Verme Yöntemleri , İbrahim GÜLYAŞAR
  • Tükenmişlik Sendromu , Ferhan BIÇAKCILAR
  • Çocuk Ve Müzik , Duygu KARAKULAK TAKVİM
  • Vajinismusa Eşlik Eden Evlilik Sorunları Ve Psikolojik Sorunlar , Gülüm BACANAK
  • Üstün Zekâlı Ve Özel Yetenekli Çocukların Özellikleri, Tanılanması, Yönlendirilmesi, Eğitimleri, Bilim Ve Sanat Merkezleri , Ramazan ŞİMŞEK
  • İçe Kapanık Çocuklar Ve Sosyal Fobi , Tunahan UZUN
  • Depresyon: Bir Sonbahar Hüznü - Kimler Daha Yatkın Ve Sebepleri , Yetkin KUŞAN
  • Yeni Evlenecek Çiftlere Öneriler , Ferhan BIÇAKCILAR
  • Ergenlerde Cinsellik Ve Mahremiyeti Korumak , Nihan DİKME
  • Fiziksel,duygusal Cinsel Çocuk İstismarı Ve İhmali , Başak TANRIVERDİ
  • Çocuklarda Uyku Düzeni , Duygu KARAKULAK TAKVİM
  • "An"Da Var Olabilmek , Ümit AKÇAKAYA
  • Çocuk, Disiplin Ve Yöntemler , Duygu KARAKULAK TAKVİM
  • Çocuklarla Cinselliği Konuşmak , Başak TANRIVERDİ
  • Tuvalet Eğitiminde Ebeveyn Yaklaşımlarının Kişiliğimize Etkisi , Eyüp AKIN
  • Genetik Çevre Ve Kader Açısından Otizm'e Bakış , Eyüp AKIN
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    11:08
    Top