2007'den Bugüne 81,419 Tavsiye, 25,867 Uzman ve 18,108 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Anne ve Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri
MAKALE #20701 © Yazan Psk.Esra DEMİRBOZAN | Yayın Ağustos 2019 | 677 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Ebeveynlik, ebeveynlerin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkisi; eskiye kıyasla günümüz dünyasında daha çok önemseniyor. Hatta bu durum bazen çarpıtılıp abartılabiliyor ve bizler de gerekenden fazla bir hassasiyetle kılı kırk yaran, aşırı endişeli ve beklentili ebeveynlerin davranışlarına şahit olabiliyoruz. “Ebeveynler çocuk yetiştirirken nelere dikkat etmeli?” sorusunun cevabını araştıran birçok kitap ve uzmana denk gelebiliyoruz ancak çocuklukta iyi ebeveynlik görmemiş olmanın yetişkinlikteki etkileri, bu etkilerle nasıl baş edilebileceği konularına pek eğilmiyoruz. Belki artık iş işten geçmiş, yetişkin olmuşuz bir kere, geçmişimizi irdelemenin faydası yok diye düşünüyoruz. Belki bir şeylerle yüzleşmek acı verebileceği ve bir sorumluluk yükleyebileceği için bunlardan kaçıyoruz. Belki de ebeveynler konusu kültürel olarak kutsal bir konu olduğu için ebeveynlerimizin eksik ya da hatalı yönlerini itiraf ediyor olmak bizi suçlu hissettirecek ve biz suçlu hissetmek istemiyoruz. Sebebi bir yana, kaçınılan ama yüzleşmeye en çok ihtiyaç duyulan konulardan biri olan bu konuya, daha doğrusu bu konunun bir kısmına, anneye ve çocukken gördüğümüz anneliğin ruh sağlığımız üzerindeki etkisine değinmek istiyorum.

Anne deyince her birimizin aklında farklı şeyler canlanabilse de annenin önemi konusunda hemfikiriz diye düşünüyorum. Bizimkisi gibi ilişkisel ve geleneksel toplumlar bir yana daha bireysel ve özgürlükçü kültürlerde bile annenin ayrı bir önemi var. Edebiyat, din, sanat derken birçok alan anneye değiniyor. Peki psikoloji açısından bakacak olursak annenin önemi, ruh sağlığımız üzerindeki etkisi nedir?

Bir bebek olarak kendimizin bile kim olduğunu bilmediğimiz, bize oldukça yabancı bir dünyaya gözlerimizi açıyoruz. Kimiz, neyiz, burası neresi, neler oluyor burada, güvende miyiz hiçbir fikrimiz yokken (şanslıysak) birisi beliriveriyor yanımızda. Bize dünyayı, yaşamayı, insan olmayı, ilişki kurmayı, en önemlisi kim olduğumuzu öğretecek birisi: "Anne". Daha kim ya da ne olduğumuzu, nasıl göründüğümüzü bilmezken annemizi görüyoruz, yani kendimizden önce annemizi tanıyoruz aslında. Yüzüne bakıyoruz, ifadeleri nasıl? Gülümsüyor mu? Üzgün mü? Kaygılı mı? Sevgi dolu mu yoksa soğuk ve katı mı? Gülümsüyorsa ve sevgi doluysa "Demek ki ben sevilecek, değer verilecek önemli bir şeyim." diye düşünüyoruz ve özsevgimiz böyle gelişiyor. Güven dolu bakıyorsa bize ve hayata, "Demek ki dünyada güvendeyim ve birşeyleri başarabilecek biriyim." diye düşünüyoruz ve özgüvenli, huzurlu olma hallerimiz, girişkenlik becerimiz böyle gelişiyor. Annenin bize bakışındaki tutumu kendimizin kim olduğuna dair inançlarımızı, dünyaya ve yaşama bakışındaki tutumları da dünyanın nasıl bir yer ve yaşamın nasıl bir şey olduğu konusundaki inançlarımızı oluşturuyor ve besliyor. Elbette mizaç, anne dışındaki (baba, akrabalar, öğretmenler, toplum vb) öğretici modellerimiz, genetik özellikler gibi birçok faktör inançlarımız üzerinde etkili ama annenin etkisi en benzersiz olanı. Bunların yanında anne bu hayatta ilişki kurduğumuz ilk insan. Dolayısıyla ilişkilere yönelik inanç ve beklentilerimizi, bir ilişkinin nasıl olması gerektiğini de anneden öğreniyoruz. Eğer annemizle ihtiyaçlarımızın karşılandığı, keyif aldığımız, kendimiz olarak sevildiğimiz bir ilişkimiz olmuşsa hayattaki diğer ilişkilerimizde de kendimiz olarak sevilebileceğimize, ihtiyaçlarımızın karşılanabileceğine inanıyor; ilişkilerden daha çok keyif alıyor, kendimizi ve ihtiyaçlarımızı daha rahat ifade edebiliyor ve ilişkilerde daha girişken olup inisiyatif alabiliyoruz. Kimseyi tanımadığımız, herkesin bize yabancı olduğu bu dünyada güvenebileceğimiz, bizi seven bir annemiz varsa aidiyet duygumuz gelişiyor, daha kolay hareket edebiliyor, zorluklarla başa çıkabileceğimiz konusunda kendimizi güvende hissediyoruz. Düşersem elimi tutup beni kaldıracak, başımı omzuna yaslayabileceğim, kucağında huzur bulacağım birisi var, bir yuvam var diyoruz. Şimdiye kadar saydıklarım annenin bizim üzerimizdeki etkilerinden sadece küçük bir kesit ancak gerçekte annenin üzerimizdeki etkisi buraya sığdıramacayacağım kadar kapsamlı ve yoğun. Ve şu ana kadar hep olumlu etkilerden bahsettim ancak herkesin anneyle ilişkisi bu şekilde olmuyor. Kimisi annesiz doğuyor ve büyüyor, kimisinin annesi var ama bir annenin karşılaması gereken ihtiyaçları ya çok eksik ya da hatalı bir şekilde karşılıyor. Bunlar pek dile getirilemiyor çünkü anne konusu bizim toplumumuzda kutsal olduğu için eksiklerin, hataların konuşulması anneyi suçluyormuşuz gibi, günahkar ve suçlu hissetmemize neden oluyor. Oysaki amaç anneyi suçlamak, ona aşırı sorumluluk yüklemek değil; çözüm odaklı olabilmek için durumu gerçekçi bir şekilde analiz edebilmek. Ki bu süreçte annenin neden böyle davranmış olabileceğinin gerekçelerine de bakılabiliyor.

Bir psikolog olarak özellikle ilişkilerde, kendilik değerinde, hayata karşı tutumlarında sorunlar yaşayan birçok danışanımla yaptığımız görüşmelerde anneyle (veya babayla) ilgili sıkıntılar olduğunu gözlemledim. Annenin (veya babanın) hiç olmaması da önemli bir eksiklik ancak kişisel gözlemim varken yok olmasının da en az onun kadar -bazen daha şiddetli- etkilere sahip olduğu yönünde. Yukarıda saydığım olumlu etkilerin birçoğu belki de hiçbiri yok. Hayatta tek başınasınız. Bir yuvanız yok, aidiyetiniz yok, düştüğünüzde elinizden tutacak kimseniz yok. Sevilebileceğinize inanmıyorsunuz, belki hiç sevilmediniz ve siz de kendinizi sevmeyi beceremiyorsunuz. Sizi olduğunuz gibi sevecek, en çok güvenebileceğiniz insan konusunda yaranız varsa zorlayıcı dünya koşullarında ayakta kalmak, diğer insanlar gibi bu dünyanın bir parçası olduğunuz ve önemli olduğunuz hissine sahip olmak belki de sizler için çok zor. Annesi olmayan veya bu konuda yaraları olan biriyseniz şunu bilmenizi isterim ki yalnız değilsiniz, sizler gibi olan birçok insan var. Hayat sizin için daha zor kabul ediyorum ama hayatınızı daha sağlıklı koşullarda yaşamak imkansız değil. Bunun için yalnız da olsanız sizin kendinize değer vermeniz, kendiniz için çabalamanız, içinizdeki incinmiş çocuğa şefkatle yaklaşabilmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Tabi tüm bunlardan önce iyi annelik görüp görmediğinizin gerçekçi bir şekilde analiz edilmesi şart. Bunu mümkünse bir uzman eşliğinde yapmanız daha uygun olur ancak imkanı olmayanlar için iyi annelik görüp görmediklerini anlamanın bazı yollarını paylaşacağım. Bunu yaparken iyi anne olabilmek için nelerin gerektiğine de değineceğim için anne adayları veyahut halihazırda çocuğu olan anneler de bu yazıdan faydalanabilirler. Bu bilgileri paylaşırken sıklıkla terapist Jasmin Lee Cori’nin eski adıyla Var Olan Annenin Yokluğu yeni adıyla Annenin Duygusal Yokluğu kitabından alıntılar yapacağım.

Cori, Var Olan Annenin Yokluğu isimli kitabında iyi ve kötü anne kavramlarından bahsediyor. Kötü anneliğin birçok şekilde gerçekleştirilebileceğini, burada duygusal olarak “var olmayan” ya da kopmuş olan annelerle ilgili bölüme yoğunlaştığını söylüyor. Benim bu yazıda yoğunlaşacağım kısımlar da bu yönde olacak. Buradaki yazan kısımlar size uymasa da farklı bir açıdan kötü annelik görmüş olabileceğinizi aklınızda bulundurmanızda fayda var.

“İyi anne” derken neyi kastediyoruz kısmına gelince ünlü pediatr ve psikanalist D.W.Winnicott’un yeterince “İyi Anne” terimini, bir çocuğa hayata iyi bir başlangıç yapabilmesi için gerekli olanları yeterli bir biçimde sağlayabilen anne için kullanıldığını görüyoruz. Winnicott yeterince “İyi Anne”liğin ilk adımı olarak çocuğa uyum sağlayabilmeyi öngörmüştür. Annenin bebeğin ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmesi gerekir. Anne geri çekildiğinde ve çocuğunun ihtiyaçlarıyla yeterince uyumlu olmadığında çocuk diğer yolları denemektense anneyle uyum içinde olmayı bırakır. İlişkinin başında bu kopukluk Winnicott’un “yanlış benlik” dediği durumu oluşturur. Cori’ye göre ise annelik tam olarak kendini adamayı gerektirir ve anne olabilmek için bunu göze alabilmek gerekir.

Annenin bizim temel ihtiyaçlarımıza nasıl cevap verdiği bizim onun için önemimizi gösterir. Bize vermek konusunda cömert mi (Hatta bundan keyif alıyor mu?) yoksa ihtiyaçlarımızı yük gibi algılayıp, “Beni rahatsız ediyorsun” tavrıyla mı yaklaşıyor? Bezimizi değiştirdiğinde ya da kıyafetlerimizi giydirdiğinde dokunuşu yumuşak ve sevgi dolu mu, yoksa sert ve hafif kaba mı? Gözleri ne söylüyor? Yüzündeki ifadeler nasıl? Bütün bunlar annenin iletişiminin bir parçasıdır ve onunla olan ilişkimizi şekillendirir. Hepsi birlikte aldığımız mesajları oluşturur. 10 temel iyi anne mesajı vardır:

1- Burada olduğun için mutluyum: Bu mesaj bebeğe onun değerli ve istenen birisi olduğunu belirten davranışlar yoluyla verilir. Bu mesaj bizim de orada olduğumuz için mutlu olmamıza yarar. Bir yer kapladığımız ve kendi bedenimizde olduğumuz için rahat hissetmemiz konusunda bize yardımcı olur.

2- Seni görüyorum: Annenin uyum konusundaki istekliliği ile verilir. Cori'ye göre, benlik oluşumundaki en temel mesajdır. Anne neyi sevip neyi sevmediğimizi bilir. Olduğumuz kişiyi, esas benliğimizi tanır. Görülmek tanınmaktır.

3- Benim için özelsin: Bize değerli ve özel olduğumuzu söyler. Diğer mesajlar gibi bu da olduğumuz kişi olarak görüldüğümüz algısıyla birlikte olmalıdır, böylece sığ ve dışarıdan görünen nitelik ya da imajdan kaynaklanan özgünlükle ilişkimiz olmaz.

4- Sana saygı duyuyorum : Anne bu mesajı çocuğu kontrol etmeye ihtiyacı olduğu zamanlarda değil, onun eşsizliğini desteklemek, çocuğun seçimlerini ve kararlarını kabul ettiğini belirtmek ve onu olduğu kişi olarak değerli bulduğunu anlatmak için verir.

5- Seni seviyorum : Sözcüklerden çok eylemler önemlidir. Örn: Dokunma, ses tonu, gözler ve yüz ifadesi, vücut dili ve çocuğa gösterilen özen. Sözcüklerin çıkarcı olarak algılanmamaları ve çocuktan bir şey istenmesi durumuyla özdeşleştirilmemeleri önemlidir.

6-İhtiyaçların benim için önemli. Benden yardım isteyebilirsin : Bu, annenin “Sana bakacağım, çünkü bakmak zorundayım” ya da “Sana bakmak zorunda olduğum zaman bakacağım” demesi değil, “Sana bakacağım, çünkü bu gerçekten önemli” demesidir. Bu mesajla annenin dikkatinin sevgiden ve samimi bir ilgiden kaynaklandığı duygusunu alırız.

7- Buradayım. Sana zaman ayırırım : O andaki küçük bir ihtiyacın karşılanması esnasında verilen mesaj aslında “Hayatın boyunca var olacağım”, “Bana her zaman ulaşabilirsin ” mesajıdır. Bu bir rahatlık ve güven sağlar.

8- Seni güvende tutarım: “Seni korurum. Zarar görmene ya da ezilmene izin vermem.” şeklinde de verilebilir. Güvende olmak hissi bir çocuk için rahatlamak ve dışa dönmek için temel unsurdur. Güvenlik olmaksızın dünyanın içine girmeyi asla öğrenemeyiz. Bize bakan bir kişinin koruması olmaksızın tek korumamız küçük kalmak ve kişiliğimizde savunmacı yapılar oluşturmaktır.

9- Bende huzur bulabilirsin : Bu mesaj “Benimleyken evindesin” mesajıdır. “Benim yanımda kendin olabilirsin”. Hepimiz oynamak zorunda olmadığımız, tamamen kendimiz olabileceğimiz ve diğerlerinin yanında rahat, dingin hissettiğimiz bir yerde olmak isteriz.

10-Senden hoşlanıyorum, benim içimi aydınlatıyorsun : Sadece saygı duyulmak değil, diğerlerinin varlığımızdan çok memnun olduklarını da bilmeye ihtiyacımız vardır.

Cori kötü anneliği sözlük anlamıyla kötülük yapmak olarak değil de iyi anneliğin eksikliği olarak tanımlıyor. Mesela “teknik olarak yapması gereken her şeyi yapan, fiziksel olarak da çocuklarının yanında bulunan fakat çocuklarını duygusal olarak beslemeyen bir anne de kötü annelik edebilir” diyor. Cori’nin ifade ettiği üzere annenin doyumu çocuklarına nasıl davrandığı konusunda kritik bir değişken. Zorunda olduğu için evde kalan bir anne depresif ve aksi olacağı için varlığının bir kıymeti yok. Kötü anneliği tanımlamak için önce iyi annenin 10 yüzünü açıklıyor:

1- Kaynak Olarak Anne: Hepimiz anne rahminden dünyaya geliriz, bir dönem onun parçası olarak bu dünyada var oluruz. Anneyle ilgili olumlu deneyimleri olanlar annenin bir parçası olmaktan mutluluk duyabilir, sağlıklı bir aidiyet duygusuna sahip olabilirler. Anneyle ilgili olumsuz deneyimleri olanlar ise annelerine benzer yönlerinden nefret edebilir, sağlıklı bir aidiyet duygusuna sahip olmakta zorlanabilir, annelerinin çocuğu olmak istemeyebilirler.

2- Bağlanılacak Yer Olarak Anne: Anne bizim dünyayla ilk bağlantımızdır, ilişki kurduğumuz ilk insandır. Onunla kurduğumuz bağ o kadar önemlidir ki neredeyse ondan sonraki kurduğumuz tüm ilişkilerin temelini bu bağlanma oluşturur. Burada anneye güvenli mi, kaygılı mı bağlandık, annemiz olmasına rağmen kimsesiz gibi mi hissediyoruz sorularını cevaplamak önemli olabilir.

3- İlk Müdahaleci Olarak Anne: Bir bebek için her ihtiyaç acildir ve bir bebek olarak temel ihtiyaçlarımızı kendimizin karşılama şansımız yoktur ve yardım istediğimizde müdahale edecek olan başkalarına bağımlıyızdır. İhtiyaçlarımızı karşılayan kişi olarak annenin bu konudaki tutumu, sahiplenilmiş hissetmemizde, gelecekte ihtiyaç duyduğumuzda yardım görüp göremeyeceğimize ilişkin inançlarımız, başkalarından yardım istemek konusundaki tutumumuz, ihtiyaçlarımızın karşılanabileceği konusunda hayata güven duyabilmek üzerinde oldukça etkilidir.

4- Düzenleyici Olarak Anne: Stres, üzüntü gibi zorlayıcı olabilen duygular başta olmak üzere genel olarak duygularımızı nasıl düzenleyebileceğimizi, zorlayıcı duygular karşısında kendimizi nasıl teselli edebileceğimizi anneden büyük ölçüde anneden öğreniriz. Hatta sinir sistemimizin ilgili kısmı annenin kendi duygu regülasyonuyla eşgüdümlü olarak çalışır ve gelişir. Dolayısıyla annenin kendi bireysel yaşamındaki duygularını ve bize karşı olan duygularını nasıl düzenlediği duygu kontrolümüz üzerinde oldukça etkilidir.

5- Besleyici Olarak Anne: Burada hem fiziksel hem de duygusal olarak beslenmemiz gerekir. Bu şekilde sevildiğimizi anlarız.

6- Ayna Olarak Anne: Aynalama hem sözle hem de sözsüz olarak gerçekleştirilebilir ve annenin onları aynalamasıyla çocuklar tanındıklarını, var olduklarını hissederler ve kendilerini tanırlar. Burada çocuğa verilen mesaj “Seni görüyorum ve sen gerçeksin.” mesajıdır. Bu mesaj kimlik oluşumunda, kendimizi tanımamızda önemlidir.

7- Destekleyici Olarak Anne: Annenin cesaret vermesidir. Buradaki temel mesaj “Yapabilirsin! Yapabileceğini biliyorum. Senin arkandayız.” mesajıdır. Bu destek dış dünyada da kendimizi güvende hissedip daha aktif ve girişken olabilmemizde, harekete geçmeye yönelik beceri kazanabilmemizde önemlidir. Cesaretlendirmenin uygun ve gerçekçi olması gerekir.

8- Akıl Hocası Olarak Anne: Burada destek ve rehberlik kavramları vurgulanır. Biz kendimize ve hayata dair birçok şeyi anneden öğreniriz. Dolayısıyla anne bizim ilk öğretmenimizdir ve bu öğretmen ne kadar donanımlı olursa biz de o kadar donanımlı olur ve yaşamak için gerekli olan becerilere o ölçüde sahip olabiliriz.

9- Koruyucu Olarak Anne: İlk başta güvenli bir korunak sağlamayı içerir. Anne çocuğu saldırgan ve ezici uyaranlardan kesin bir şekilde korursa çocuk kendini güvende hisseder. Çocuk güvende hissettiği ve onu koruyacak birinin var olduğunu bildiği zaman, dış dünyaya açılmak konusunda cesaret kazanabilir.

10- Sığınılacak Yer Olarak Anne: Buradaki mesaj “Senin için buradayım.” mesajıdır. Bu mesajı aldığımızda yetişkinlikte bile zorlayıcı zamanlarda, yeniden enerji dolmak için anneye sığınabileceğimizi bilir, ne zaman kalbimiz kırılsa gideceğimiz bir yer olduğu hissiyatına sahip olabiliriz. Eğer bu konuda olumsuz deneyimlere sahipsek anne kucağımız yoktur ve yetişkinlikte de yuva algısı oluşturmakta zorlanabiliriz.

Elinize bir kağıt ve kalem alıp anneniz yukarıdaki 10 mesajın ve 10 yüz olarak yazdığım 10 işlevin kaçını size verebildi, kaçında sıkıntı var bunları not alabilirsiniz. Eğer alamadığınız mesaj ve işlevler çoğunluktaysa duygusal açıdan iyi bir annelik görememiş, bu konuda desteğe ihtiyaç duyuyor olabilirsiniz. Bu durumda bir uzmandan yardım almanız gerekebilir.

Kaynakça:
Jasmin Lee Cori. Var Olan Annenin Yokluğu. Çev: Erhan Akay. İstanbul: Okuyan Us Yayınevi, 2016.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne ve Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Esra DEMİRBOZAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Esra DEMİRBOZAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Esra DEMİRBOZAN'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,108 uzman makalesi arasında 'Anne ve Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Sadece Gerçekler Özgür Kılar ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:31
Top