2007'den Bugüne 81,121 Tavsiye, 25,802 Uzman ve 18,059 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarda Gecikmiş Konuşma
MAKALE #20732 © Yazan Psk.Rümeysa Selma KORKUT | Yayın YENİ Ağustos 2019 | 110 Okuyucu
Bireylerin duygularını,düşüncelerini,gereksinimlerini,tecrübelerini ifade etmek için kullandığı belirli kurallara dayalı semboller kümesine dil denir. Konuşma ise bu duygu ve düşünceleri içeren kuralların gerekli organlar yardımıyla fiziksel olarak üretildiği sistemdir.Yani dil ve konuşma birbirinden farklıdır.
Bir çocuk duygu ve düşüncelerini aktarmak için gerekli dilbilgisine sahip olabilir fakat konuşma organları (dil, dudak vb.) işlevini gerektiği şekilde yerine getiremediğinden konuşamayabilir. Diğer yandan, başka bir çocuk konuşma organları işlevini kusursuz yerine getirdiği halde dil gelişimindeki bir aksaklık nedeniyle konuşamayabilir, ya da her ikisi de aynı anda görülebilir.
Eğer bir çocuk konuşma seslerini doğru veya akıcı bir şekilde üretmekte zorluk yaşıyorsa, çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok geriyse o çocuğun konuşması gecikmiş konuşma olarak adlandırılır.Gecikmiş konuşması olan çocuklar diğer gelişim alanlarında (oyun becerilerinde, motor becerilerde, düşünme gibi diğer alanlarda) akranları ile benzer gelişim gösterirler yani normal gelişen çocuklardır. Dünyanın birçok ülkesinde yapılan çalışmalarda okul öncesi ve okul çağındaki çocukların neredeyse % 10’undan fazlası dil ve konuşma bozukluğuna sahiptir. Basit bir ifadele, bu çevrenizdeki her 10 çocuktan birisi demektir.
Her çocuğun kendine ait bir öğrenme hızı, şekli vardır. Dil ve konuşma gelişiminde çocuklarda bireysel farklılıklar görülür; fakat çocukların belli yaş aralıklarında belli becerileri edinmiş olmaları beklenir.Bir bebeğin işitme sistemi, hamileliğin son üç ayında iyice gelişmektedir ve ana rahminde pek çok sesi duymaya başlar.Doğumdan sonra bebekler konuşmalarını sağlayacak organları henüz zihinsel ya da fiziksel olarak denetleyemese de, çoğu zamanlarını annelerinin sesini dinleyerek geçirir ve dil ile ilgili her türlü bilgiyi kaydederler. Aslında bebekler ilk sözcüklerini söylemeden çok önce farklı istekler için farklı ağlama tonları, gülme ve agulama gibi pek çok iletişim yolunu kullanabilmektedirler.Bebeğiniz olumlu duygularını size gülümseyerek olumsuzları ise ağlayarak anlatır. İlk anlamlı sözcüklerini üretirken bile karşıdaki kişinin anlaması için el işaretleriyle bunlara eşlik eder. Anne babalar ise bu tepkileri kısa sürede çözümleyerek bunlara yanıt verir ve böylece iletişimi zenginleştirir.Agulamak, gülmek ve anlamsız sesler çıkarmak bebeklerin ilk konuşma girişimleridir. İlk yaşlarının sonlarına doğru anlamlı konuşma benzeri sesler çıkarırlar. İlk anlamlı sözcükler onikinci aydan sonra üretilmeye başlar. Bu noktada bireysel farklılıklar olabilmektedir: bazı bebekler anlamlı sesler çıkarmak için sürekli çabalarken bazıları buna hazır olana kadar bekleyebilirler. Onsekizinci aydan sonra bebeklerin yeni sözcük öğrenme süreçleri oldukça hızlanır.Sözcükleri birleştirerek, yerlerini değiştirerek belirli hece veya sesler ekleyerek vb. kuralları kullanarak farklı anlamlar üretebilir ve ortalama 10 kelime kullanır.2 yaş civarı çocuklar sözcükleri birleştirerek farklı anlamlar oluşturmak için işaretleri azaltarak dilbilgisel kurallardan faydalanmaya başlarlar.Bu yaş çocuğundan 50 kelime söylemesini bekleriz. 2.5 yaşından sonra sözcük dağarcıkları hızla gelişmekte, ürettikleri cümleler anlamsal ve dilbilgisel açıdan zenginleşmektedir. 4-5 yaşına gelindiğinde artık çocuklar bir yetişkine isteklerini, ihtiyaçlarını, ilgilerini uzun ve karmaşık cümlelerle zorlanmadan ifade edebilmekte ve çevresinde duyduğu şeylerin çoğunu rahatlıkla anlayabilmektedir.Konuşma ve dil becerileri söz konusu olduğunda kız ya da erkek çocukların dil ve konuşma gelişimi arasındaki bireysel farklılıkların 3-4 ayı geçmemesi önemlidir.Yapılan birçok çalışmadan çıkarılan ortak sonuç; çocuğun dil ve konuşma problem ne kadar geç tanılanırsa çocuk o kadar yavaş gelişim gösterir. Bir çocuk belirli bir yaş döneminde (örneğin 24-30 ay arası) yaşıtları hızlı bir gelişim gösterirken yavaş bir gelişim gösteriyorsa bu çocuk aradaki farkı kapatamadıkça dil problemi daha da büyüyüp, eşlik edecek sosyal ve psikolojik problemlerle daha karmaşık bir hal alabilecektir.Erken yaşlarda herhangi bir problemi olmaksızın gecikmiş konuşma tanısı alan çocukların büyük çoğunluğu sonraki yıllarda dil gelişimi yönünden yaşıtlarını yakalarlar. Ancak bu çocuklarda normal konuşan çocuklara göre daha sık çekingenlik, anksiyete, yeme ve uyku problemleri, zayıf arkadaşlık ilişkileri ve utangaçlık gibi problemler görülebilmektedir.

Dil gelişimi geriliğine veya bozukluğuna yol açabilecek birçok faktör bulunmaktadır.Duygusal çatışma, sevgi ve şefkat eksikliği,dilin sürekli münakaşa etmek için kullanılan ortamda büyüyen çocuklar, çocuğun üzerine aşırı düşülen çevrede çocuğa konuşmak için yeterince fırsat verilmemesi, ilgisizlik,teknolojik aletlerin aşırı kullanımı,uzun süreli hastalıklar,uyaran eksikliği,dil bozukluğu olan anne, baba veya kardeşe sahip çocuklar,işitme kaybı olan çocuklar,dil bağı,bilişsel bozukluğa, nörolojik problemlere (hidrosefali, strok, havale gibi) ve otizm spektrumu bozukluklarına (otizm, yaygın gelişimsel bozukluk) sahip çocuklarda medikal, gelişimsel ve davranışsal birçok problemin yanında dil ve konuşma becerilerinde de sıkıntı görülmektedir.
Gecikmiş konuşması olan çocukların :
● Kısıtlı sözcük dağarcıkları vardır. Ya hiç konuşmazlar ya da zor anlaşılan birkaç sözcük kullanabilirler.
● Yutma, çiğneme, salya akıtma sorunları olabilir.
● Düşünce ve isteklerini anlatmada zorlanabilirler.
● Jest, mimik, işaret kullanmaya yönelebilirler.
● İletişim kurmaya karşı isteksiz davranabilirler.
● Çevrelerindeki seslere, konuşmalara ilgisiz davranabilir, dinlemez görünebilirler.
● Anlaşılmaz sesler çıkarabilirler.
● Çevreleriyle ve girdikleri yeni ortamlarda uyum güçlükleri gözlenebilir.
● Yalnız kalmayı tercih edebilirler.
● İsteklerini, düşüncelerini dile getirirken hoş olmayan (vurma, çarpma, ağlama, bağırma gibi) tepkilerde bulunabilirler.
● Dikkat süreleri kısa ve dağınık olabilir.
● Kavramları geç ve uzun zamanda öğrenebilirler.
● Bellekleri zayıf olabilir.
● Öğrendikleri bilgileri transfer ödemeyebilirler.
Çocuğunuzun dil gelişiminin yaşıtlarıyla seyretmesi için şunlar yapılabilir;doğumdan itibaren bebeğinizle iletişim içinde olun; göz kontağı kurmak ve bebeğinizin çıkardığı sesleri taklit ederek yeni sesler çıkarmasını destekleyin,çocuğunuzun konuşma mekaniğini öğrenmesini ve oral-motor gelişimini desteklemek amacıyla dil, dudak ve damak gibi konuşmada aktif organların hareket kapasitelerini geliştirecek oyunlar oynayın (emme, pipetle çekme, baloncuk yapma, yalama, çiğneme aktiviteleri gibi…),bebeklik döneminden itibaren ona ninni ve şarkı söyleyin,ev içinde veya dışarıda; oyun, yemek, banyo, alışveriş gibi aktiveler sırasında çocuğunuz ile bol bol konuşun(Konuşmalarınızın yavaş ve anlaşılır bir şeklide, olmasına ve bebek dili kullanmamaya özen gösterin.),dil gelişiminde, çocuğun taklit becerisi son derece önemli olduğu için çocuğunuzu hayvan veya taşıtların çıkardığı sesleri taklit etmesi için teşvik edin,bol bol kitap okuyun, erken dönemden itibaren kitapları eline alıp karıştırması, bildiği ve sevdiği nesnelerin adını söylemesi için çocuğunuzu cesaretlendirin,çocuğunuzu başka çocuklarla iletişime geçip sosyalleşebileceği ortamlara götürün.
Çocuğunuzun dil veya konuşma gelişimi konusunda şüpheleniyorsanız bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanına başvurunuz. Dil ve konuşma terapisti çocuğun ayrıntılı hikayesini alacak,sözel dili anlamasını ve ifade etmesini testler yardımıyla ölçecek, çocuk nörolojisi,psikiyatrisi ve genetik kliniklerden elde edilen bilgilerle çocuğun iletişimini doğal ortamda değerlendirecek, gelişimi etkileyebilecek faktörleri belirleyerek aileye bundan sonra ne yapmaları konusunda danışmanlık hizmeti verecektir.Terapi sürecinde akranları ile arasındaki farkı en kısa sürede kapatması için gerekli olan terapi amaçlarını belirler ve terapi sürecinde istenen iletişim becerilerini kazandırmak için “oyun” temelli eğitim verir çünkü oyun çocuğun öğrenmesindeki en etkili yöntemdir.Tanılamada anne babaların gözlemleri önemli bir yer tutmaktadır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Gecikmiş Konuşma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Rümeysa Selma KORKUT'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Rümeysa Selma KORKUT'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Rümeysa Selma KORKUT'un Makaleleri
► Çocuklarda Gecikmiş Dil ve Konuşma Uzm.Sümeyra ÖZTÜRK
► Çocuklarda Gecikmiş Dil ve Konuşma Uzm.Sümeyra ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,059 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Gecikmiş Konuşma' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Berard Metodu Temmuz 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:38
Top