2007'den Bugüne 81,431 Tavsiye, 25,868 Uzman ve 18,108 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Anne Baba Tutumları
MAKALE #20792 © Yazan Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ | Yayın YENİ Eylül 2019
Anne Baba Tutumları

Tutum, genel olarak, bireyin etrafındaki herhangi bir olgu veya nesneye dair sahip olduğu tepki eğilimi olarak tanımlanabilir. Bir durum, olay veya olgu karşısında sergilenmesi beklenen davranış biçimidir (İnceoğlu, 2010, s. 8). Tutum kavramı ilk olarak Sosyal Psikoloji çalışmalarında kullanılmaya başlanmış, daha sonra pek çok alanda kullanılır olmuştur. Gelişim Psikolojisi alanında ise anne babaların çocuklarıyla kurdukları ilişkiye dair “anne baba tutumları” şeklinde kullanılmaktadır (Özerk, 2006, s. 24; Senemoğlu, 2005, s. 91). Anne baba ve çocuk ilişkisini belirleyen temel unsur anne baba tutumlarıdır (Yavuzer, 1999, s. 139).
Bununla birlikte, bir çocuğu yetiştirmek, bir dizi kural ve yöntemi uygulamak olarak görülmemelidir. Çünkü çocuk yetiştirmek, yemek kitabındaki tarife bakarak yemek pişirmeye benzemez. Çocuğu yetiştirmenin tek bir yolu, tek bir tarifi yoktur. Aileye katılan her bir çocuk, aileyi değiştirerek aile içindeki üyelerin arasındaki etkileşimi de değiştirir (Gander ve Gardiner, 2010, s. 481; Yörükoğlu, 2014, s. 172). Her aile çocuk yetiştirme konusunda birbirinden farklı tutumlar ve yaklaşımlar sergiler. Anne babalar, bazı çocuklarına diğerlerinden daha fazla anlayış göstermekte, bazılarını daha fazla baskı altına alma, bazılarına karşı daha az ilgili olmakta, bazılarına daha fazla ayrıcalık tanımaktadır. Anne babalar bilerek veya bilmeyerek gösterdikleri bu farklı tutumla çocuklarının farklı kişilik özelliklerini taşıyan bireyler olmalarına neden olmaktadırlar (Çağdaş ve Seçer, 2011, s. 134-135).
Bu noktadan yola çıkılarak, her bir ailenin çocuk yetiştirirken çeşitli yöntemler kullanması ve tutumlar konusunda farklı kombinasyonlar oluşturması nedeniyle, anne baba tutumlarını sınıflandırmanın oldukça güç olduğu belirtilmektedir. Ancak, ailelerin genel tutumları ve bu tutumların birbirleri ile ortak olan yönleri incelendiğinde, anne baba tutumlarını, demokratik tutum, aşırı müdahale edici ve koruyucu tutum, aşırı otoriter ve baskıcı tutum, aşırı serbest tutum ve ilgisiz-kayıtsız tutum şeklinde gruplandırmak mümkün olmaktadır (Kulaksızoğlu, 2011, s. 117; Özgüven, 2010, s. 209). Aşağıda literatür bilgisi ışığında, bu anne baba tutumları ve bu tutumlar ile yetişen çocukların ne şekilde etkilendiklerine dair açıklamalar yapılmıştır.

Demokratik Anne Baba Tutumu

Kaynaklarda dengeli, benimseyici, güven verici ve destekleyici olarak da ifade edilen demokratik anne baba tutumu, temelinde çocuğun varlığını kabul etme ve taleplerine saygı duymayı barındırmakta ve ideal anne baba tutumu olarak kabul edilmektedir. (Adam, 2009, s. 200; Çağdaş ve Seçer, 2011, s. 155; Demiriz ve Öğretir, 2007, s. 109, Yavuzer, 2013, s. 33).
Demokratik tutuma sahip olan anne babalar için çocukları biriciktir, onların bağımsız bireyler olduklarını düşünür ve gelişimlerine destek verirler. Çocuğun bir insan olarak sadece beslenme, barınma gibi fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp karşılıksız ve herhangi bir koşula bağlı kılınmamış sevgi ve güven verme ve diğer manevi ihtiyaçlarını karşılama bu tutumun özellikleri arasındadır. Çocuk hata yaptığında dahi ona sevgi gösterme, demokratik tutuma sahip anne babaların davranışlarındandır (Durmuş, 2006, s. 39; Kulaksızoğlu, 2011, s. 118; Örgün, 2000, s. 26). Bu noktada, demokratik aile ortamında çocuklara, kıymet verildiği, fiziksel ve duygusal ihtiyaçların karşılandığı ve koşulsuz kabul ve sevgi gösterildiği sonucuna varılmaktadır.
Demokratik tutumda, ilgi ve sevgi olmakla birlikte, denetimli bir tavır da vardır. Bu tutum, hem karşılıksız sevginin hem de denetimin bir arada uyum içinde kullanıldığı bir tutum olarak bilinmektedir. Çocuk belli sınırlar içinde özgürdür. Bu amaçla, çocuktan yapması beklenen davranışlar ve ailenin kuralları ona açıkça ve net bir şekilde anlatılmaktadır. Bu noktada çocuk yalnız bırakılmaz aksine kurallara uyum sağlayabilmesi için çocuğa yardım edilir. Kurallara uymadığı takdirde, fiziksel ceza uygulanmasının aksine disiplin yöntemleri uygulanır. Tam bağımsızlık, demokratik aile tutumunun içinde yer almayan bir durumdur. Denetim ise abartılı katı kurallardan beslenerek uygulanmak yerine, çocuklar açısından bakıldığında kabul edilebilecek mantık kuralları içinde uygulanmaktadır (Dönmezer, 1999, s. 60; Durmuş, 2006, s. 38). Kullanılan disiplin yöntemleri, mahrum bırakma ve kanıt göstererek inandırma; yani bir davranışı neden yapması veya yapmaması gerektiğini açıklamak ve davranışının sonuçlarını ona anlatmak şeklinde olmaktadır. Mahrum bırakma ise çocuğun hoşlandığı bir aktiviteden uzak tutulması şeklinde ifade edilebilir. Bunun yanı sıra ebeveynin yapılması istenen bir davranışı çocuğun sevdiği herhangi bir şeyle eşleştirmesi de kullanılan disiplin yöntemlerindendir (Kulaksızoğlu, 2011, s. 119). Demokratik tutum sergileyen ebeveyn, çocuğa dışarıdan denetim uygulamaz; kendi kendisini denetlemesini önemser. Öğüt vermek benimsenmez; bunun yerine istenen ve beklenen davranış çocuğa açıkça belirtilir. Çocuk burada etkin bir rol ve sorumluluk sahibidir. Bu şekilde davranış ve tutumlarla çocuğun öz denetim kazanacağı düşünülmektedir (Özgüven, 2011, s. 212). Özetle, demokratik tutum gösteren anne babaların, disiplin ve serbestlik noktasında uçlarda tavır sergilemedikleri, belli sınırlar dâhilinde ve itidalli tavır takındıkları görülmektedir.
Demokratik tutum sergileyen ailelerde, anne baba sevgi ortamı kurmuşlardır. Eşlerin birbirlerine karşı saygılı davranışları, çocuklara iyi örnek olmaktadır. Çocuklara yönelik tutumlarda ortak tavır göstermektedirler. Çocuğun uymasını istedikleri kurallara anne baba da uymaktadır. Çocuğun kendisini ifade etmesi onun kendi hakkıdır (Kulaksızoğlu, 2011, s. 119).
Bunların yanı sıra, demokratik tutum ile kültürel ve ekonomik değişkenler arasında bir ilişki bulunmaktadır. Ekonomik düzeyin yükselmesi ile otoritenin azaldığı ve çocuğa daha fazla sevgi gösterildiği bilinmektedir (Kağıtçıbaşı, 1972, s. 101).
Kısaca, demokratik tutumun görüldüğü aileler ile ilgili olarak koşulsuz sevgi ve kabul ortamının olduğu, kuralların ve taleplerin net ve anlaşılır olduğu, aile içinde çocuğun birtakım haklara ve sorumluluklara sahip olduğu sonucuna ulaşılabilir.
Aşırı Koruyucu Müdahale Edici Anne Baba Tutumu

Çocuğun tek başına yerine getirebileceği ihtiyaçlarını dahi anne babasının üstlenmesi ve çocuğa sorumluluk vermemesi, bu tutumun temel özelliklerinden birisidir. Gerekmediği halde çocuğu koruyup kollama ve çocuğun üzerine fazlaca titreme, bu anne babaların davranışlarındandır. Aşırı koruyucu anne babalar için çocukları daima korunmaya muhtaçtır ve eğer birileri onları korumazsa başlarına muhakkak bir şey gelecektir. Böyle davranarak ebeveynlik görevlerini yerine getirmenin huzurunu yaşarlar ve karşılığında çocuklarının kendilerine minnet duyguları içinde yaşamalarını isterler. Çocuklarının yetişkin birer birey olma çabalarını hoş karşılamaz ve kendilerine bağlı kalmalarını isterler (Kulaksızoğlu, 2011, s.s. 120-121). Bu tutumu sergileyen ailelerde çocuğun büyümesine izin verilmez ve çocuk devamlı bebekleştirilir. Örneğin, yaşı elverdiği halde kendi başına yemek yemesine veya ayrı uyumasına izin verilmez (Yavuzer, 2003, s. 27). Buradan yola çıkılarak, aşırı koruyucu ve müdahale edici anne babaların çocuklarının hayatını adeta işgal ettikleri, onların özgürce kendi potansiyelini ortaya çıkartabilen birer birey olmalarını ketleyici hareket ettikleri sonucuna varılabilir.
Sevgiyi aşırı denetimle birleştirerek, çocukları ile aşırı düzeyde ilgilenen ve onlarla ilgili her şeyi kendileri yapmak isteyen anne babalar, çocuklarının bireysel ve bağımsız yaşantılarına fırsat vermezler (Özgüven, 2010, s. 213).
Konu ile ilgili önemli bir diğer nokta ise, aşırı koruyucu anne babaların, çocuklarını kendilerinin bir uzantısı olarak görmeleri ve çocukların onlara bağımlı olmasını bir görev addetmeleridir. Bu anne babalar, çocuğa nasıl davranması, neyi nasıl yapması gerektiğini dikte ederek çocuğun gelişimine has özgürlükleri kazanmasını engellerler (Kulaksızoğlu, 2010, s. 121).
Aşırı koruyucu anne ve babaların sergiledikleri bir davranış şekli de çocuklarının özbakım becerilerini kazanma yaşı gelmiş olmasına rağmen pek çok ihtiyaçlarını kendilerinin karşılamalarıdır. Çocukları ile ilgili her türlü kararı kendileri alırlar. Çocuklarının ağlamasına tahammül gösteremezler, çocuklarını kucaklarından indirmezler, yanlarından ayrılmasına tahammül edemezler (Çağdaş, 2012, s. 140; Ünüvar, 2008, s. 9). Çocuklarına duygu sömürüsü yaparak onları eve bağlama eğilimi içindedirler (Dursun, 2010, s. 35). Bu tutumda en yaygın anne davranışı çocukla sürekli birlikte vakit geçirmek ve çocuğa bebek muamelesi yapmaktır (Can, 1998, s. 120). Bu açıklamaya göre, çocukların yaşlarının gerektirdiği becerileri yerine getirmek için asla teşvik edilmedikleri, aksine bu becerilerin gelişmesine anne baba tarafından engel olunduğu söylenebilir.
Bununla birlikte, anne babaların aşırı korumacı ve müdahaleci olmasının arkasında belli başlı mekanizmalar vardır. Örneğin bazı anne babalar beklemedikleri ve planlamadıkları şekilde çocuk sahibi olacaklarını öğrendiklerinden, çocuklarını aldırmayı düşünmüş veya itici davranmış olabilirler. Zamanla hafifleyen bu istenmeyen duygular yerini suçluluğa bırakmış olabilir. Böylece, bu suçluluk hissini bastırabilmek için çocuklarına aşırı koruyucu davranabilirler. Evin tek kız çocuğu/tek oğlan çocuğu olan veya anne babanın yaşlılık döneminde dünyaya gelen çocuklar da çok korunurlar. Zor bir doğum veya zor bir hamilelik dönemi, ölen bir bebeğin ardından sağlıkla dünyaya gelen bir çocuk olması, çocuğun tehlikeli bir hastalık geçirmiş olması, anne veya babanın eşinden erken ayrılmış olması veya anne babanın sevgisiz bir ortamda büyümüş olmaları bu mekanizmalardan bazılarıdır (Çağdaş, 2012, s. 140; Ekşi, 1990, s. 47; Özgüven, 2010, s. 214; Şendil, 2005, s. 96). Özetle, anne babanın aşırı korumacı ve müdahale edici tutumlarının perde arkasında, kendi anne babalarının sevgisiz/ilgisiz tavrına karşı iyi anne baba olmaya çalışma, özlenen bebeğe sahip olma, geçmişte çocuğa karşı yapılan hatalardan duyulan vicdan azabını dindirmek isteme, daha önce kayıp yaşamış olma, hastalık vb benzer durumlar ile çocuğu kaybetme korkusu yaşama gibi özel durumlar olabilir.
Genel olarak bakıldığında, aşırı koruyucu ve müdahale edici tutum ile ilgili olarak, çocuğa sorumluluk verilmediği, yapması gereken her şeyin aile tarafından yerine getirildiği, zarar görmesi endişesi ile gereğinden fazla korunduğu bir ortamdan bahsedilebilir.
Aşırı Otoriter ve Baskıcı Anne Baba Tutumu

Geleneksel aile yapısına sahip toplumlarda bu tutuma sık rastlanmaktadır. Anne baba tarafından katı bir disiplin uygulanması, çocuğun her kurala uymak zorunda bırakılması, zor yoluyla denetleme ve sevgi esirgeyerek denetleme bu tutumun özelliklerindendir. Çocuğun sahibi ve onun üzerinde tam yetkili kişiler anne babalarıdır (Çağdaş, 2012, s. 144; Yavuzer, 2013, s. 28).
Ayrıca, otoriter ve baskıcı tutum uygulayan anne babalar, çocuklarıyla anlaşma yoluna gitmeden, onların taleplerini dikkate almaksızın, kendi kural ve emirlerini çok sıkı bir şekilde uygularlar (Ekşi, 1990, s. 50). Mutlak itaat, emirlerin tartışma olmaksızın yerine getirilmesi anne baba için önemlidir. Çocuk ile anne baba arasında daima bir mesafe olması vardır (Özgüven, 2010, s. 211).
Diğer taraftan, bu tutuma sahip anne babalar, zihinlerinde oluşturdukları çocuğu yetiştirmeye çalışırlar. Bu durum birçok ailede ders çalışma ve akademik başarı konusunda görülmektedir. Anne baba, çocuklarının başarılı olması için her türlü çabayı gösterir ve çocuğun evde yaşadığı her anı kurallarla doldururlar. Burada çocuktan beklenen, anne baba tarafından konulmuş bu kurallara mutlak surette uyması ve sıkı sıkıya bağlı kalmasıdır (Cüceloğlu, 2013, s. 26; Ünüvar, 2008, s. 7). Buradan yola çıkılarak, bu anne babaların, gerçek olanı değil, zihinlerindeki çocuğu büyütme çabasında oldukları ve çocuk için tek seçeneğin kurallara uymak olduğu söylenebilir.
Öte yandan, otoriter (baskıcı) anne babalara göre, çocuğa istediğini yaptırmak veya istenmeyen davranışa engel olmak için dayak etkili bir yöntemdir. Otoriter ailelerde sistem itibariyle, büyükten küçüğe, erkekten kadına ve kuvvetliden zayıfa doğru hiyerarşik bir biçimde fiziksel cezalandırma uygulanır. Böyle aile ilişkilerinde sevgiden ziyade korku ve kızgınlık duyguları hâkimdir. İletişim ise tek yönlü olmakta, büyük veya güçlü olan bireyin emirleri, kısa ve tamamlanmamış cümlelerle konuşmaları iletişim şeklini oluşturmaktadır (Şendil ve Balkan, 2005, s. 86; Yılmazer, 2007, s. 10).
Bir başka görüşe göre, aşırı otoriter anne babalarda görülen davranışlardan bir başkası ise çocuğun şımaracağı düşüncesiyle sevginin dile getirilmemesi ve belli edilmemesidir. Ebeveyninden birisinin veya her ikisinin bu davranışa sahip olması, çocukta duygu ve düşüncelerini bastırma ve bunları açıkça ifade edememe eğilimine sebep olmaktadır. Sık sık azarlanma, dışlanma, reddedilme ve cezalandırma ile karşı karşıya kaldıklarından, böyle ailelerde yetişen çocuklar, dışlanma veya cezalandırılma kaygısı ile kendisinden istenileni yaparak boyun eğme davranışında bulunmaktadırlar (Kulaksızoğlu, 2011; s. 122). Bu noktadan yola çıkılarak, otoriter tutum ile ilgili olarak, koşulsuz şartsız itaat için korkutma ve sevgiden mahrum bırakma yönteminin kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Bir karşılaştırma yapılacak olursa, baskıcı tutum ile aşırı koruyucu tutum birkaç yönden birbiri ile benzerlik göstermektedir. İki tutumda da çocuğun bireyselleşme girişimleri engellenmekte ve yine her iki tutumda da çocuk üzerindeki bütün kontrol ebeveynin ellerinde tutulmaktadır. İki tutumun uygulamaları birbirinden farlılık gösterse de sonuçları birbiri ile çok benzer görülmektedir (Aydın, 2010, s. 15).
Aşırı Serbest ve Hoşgörülü Anne Baba Tutumu

Aşırı serbest ve hoşgörülü anne baba tutumu, çocuğun isteklerine karşı sınır koyma ve denetim getirmekten uzak, her türlü talebe aşırı hoşgörü gösterilen bir tutumdur (Ekşi, 1990, s. 50; Özgüven, 2010, s. 216). Evde, zamanı, nerede ve nasıl yapılacağı anne baba tarafından belirlenmesi gereken yemek yeme, uyuma, misafirliğe gidip gelme gibi etkinlikler çocuğun isteklerine göre düzenlenir. Çocuğun yaşına uygun şekilde davranması beklenmez. Çocuğun sağlıklı bir kişilik yapısı geliştirmesi için makul düzenlemeler yapmak yerine, çocuğun canı istiyor diye yapılan düzenlemeler söz konusudur. Aşırı serbest tutum sergileyen anne babalar çocuklarına karşı sevecen ve kabul edici tavır içindedirler (Dönmezer, 1999, s.s. 55-56; Şendil ve Balkan, 2005, s. 90). Yani, bu tutumun sergilendiği ailelerde, yönetim ve odak noktası çocuktur.
Aşırı serbest ve hoşgörülü tutum genellikle geç anne baba olmuş veya tek çocuk sahibi ebeveynde görülmektedir. Bunun yanı sıra aile büyükleri veya geniş aile üyeleriyle birlikte yaşayan ailelerde bu tutuma oldukça sık rastlanmaktadır (Dönmezer, 1999, s.s. 55-56). Bu açıklama referans alınarak, aşırı serbest ve hoşgörülü tutum sergilenen aile ortamlarının, kuralların muğlak ve çelişkili olduğu geniş aile sistemleri ile uzun süre çocuk beklenmiş olan veya tek çocuklu ortamlar olduğu düşünülebilir.
Çocuk, anne babasının desteğinin arkasında olduğunu bilerek sağlıklı bir karakter geliştirebilir; ancak bazı kurallardan haberdar olmalı ve kuralları bilmeden bozduğu durumlar ile kasıtlı olarak bozduğu durumlar karşısında, anne babadan gördüğü muamelenin iki durumda da birbirinden farklı olması gerekmektedir (Çağdaş, 2012, s. 141). Bu noktada, böyle anne babaların, çocuklarına doğru ve yanlış için referans noktası teşkil edecek tavırlar sergilemedikleri söylenebilir.
Son olarak, literatür bilgisinden hareketle, aşırı serbest ve hoşgörülü anne baba tutumunda, kural koyucunun çocuk olduğu, çocuğa koşulsuz sevgi ve kabul gösterildiği, çocuğa hiçbir denetim ve sorumluluklarıyla ilgili hiçbir açıklamanın yapılmadığı, çocuğun anne babayı yönettiği bir sistem olduğu görülmektedir.
İlgisiz ve Kayıtsız Anne Baba Tutumu
İlgisiz ve kayıtsız tutum sergileyen anne babalar çocuklarını yalnız bırakıp dışlamaktadırlar. Anne baba ve çocuk arasında iletişim kopukluğu mevcuttur. Çocuğun maddi ve manevi ihtiyaçları yeterli şekilde karşılanmaz. Anne baba çocuğa davranışları konusunda denetim uygulamakta yetersizdir. Çocuğa yeterli zaman ayırılmaz, çocuk adeta kendi haline bırakılmıştır. Bu tarz anne baba tutumu yoksul ve kalabalık ailelerde daha sık görülmektedir (Adam, 2009; s. 199; Dönmezer, 1999; s. 59; Karataş, 2009; s. 19; Yavuzer, 2005; s. 33).
Bunların yanı sıra, ilgisiz ve kayıtsız anne babalar ihmalkâr tavır sergilerler. Çocuğun, zamanını nerede geçirdiği ve ne yaptığı hakkında pek bilgi sahibi değildirler. Çocuğun arkadaş ilişkilerine ve okul hayatına karşı çok az ilgilidirler. Herhangi bir konuda karar alırken çocuğu neredeyse yok sayarlar. Merkezde anne baba vardır; ev hayatını yapılandırırken kendi ilgi ve isteklerini ön planda tutarlar. (Steinberg, 2007, s. 42). Bu durumda, ilgisiz ve kayıtsız anne baba tutumu ile ilgili olarak, çocuğun ihtiyaç duyduğu hiçbir alana girmeyen ve sorumluluk almayan; ancak kendi ihtiyaçları söz konusu olduğunda bazı kararlar alarak çocuğu hiçe sayan anne baba tavrından söz edilebilir.
Konu ile ilgili bir başka araştırmada, ilgisiz ve kayıtsız anne babalar ile ilgili olarak yine aşırı ihmal konusuna değinilmiş ve ayrıca bu anne babaların çocuklarının yeteneklerine ve ilgilerine son derece kayıtsız kaldıkları belirtilmiştir (Kaya ve diğerleri, 2012, s. 210).
Diğer yandan, ilgisiz ve kayıtsız anne babaların çocuklarını yetiştirirken, kontrolü ve disiplini yok denecek kadar az kullandıkları, çocuklarını adeta kendi hallerine bıraktıkları vurgusu yapılmıştır (Kaya, 1997, s. 201).
Dengesiz ve Kararsız Anne Baba Tutumu

Dengesiz ve kararsız tutum sergileyen anne babalar çocuklarına karşı bazen baskıcı tavır takınırken bazen de aşırı hoşgörülü davranır, kurallarda kararlılık ve süreklilik göstermezler. Burada anne babanın ne zaman ne yapacağını kestirmek oldukça zordur (Dursun, 2010, s. 36; Ülgen ve Fidan, 2005, s. 48; Ünüvar, 2008, s. 8). Dolayısıyla, çocukların, belli davranışlar karşısında tutarsız ve değişik tutumlar ile karşılaşmakta oldukları söylenebilir.
Öte yandan, bazı ailelerde anne baba bazı çocuklarına daha sevgi dolu ve ilgili davranarak çocuklar arasında dengesiz bir tutum sergilerler. Örneğin erkek çocukları daha çok el üstünde tutulurken kız çocukları geri planda kalabilir. Bazı ailelerde bu örneğin tam tersi de yaşabilir. Dengesiz tutum, anne baba arasındaki davranışlarda da görülebilir. Aynı duruma karşı birbirine oldukça aykırı davranan anne babalar olabilir. Anne babaların bu ve buna benzer şekillerde dengesiz ve tutarsız tutumları çocuklarda kafa karışıklığı oluşmasına sebep olabilir. Zamanla çocuk anne babasının ruh haline göre kendisini şekillendirmeye çalışarak dengesiz davranışlar sergilemeye başlayabilir (Ülgen ve Fidan, 2005, s. 49; Yılmazer, 2007, s.s. 18-19). Yani dengesiz tutum, çocuklar arasında adaletsiz davranmak ve anne baba olarak birbiri ile tutarsız davranışlar sergilemek olarak iki şekilde karşımıza çıkabilmektedir.
Bununla birlikte, dengesiz ve kararsız tutum sergileyen anne babaların, çocuk eğitimi noktasında kararsızlık içerisinde oldukları belirtilmektedir. Böyle ailelerde ebeveynden birinin yanlış gördüğünü, bir diğeri doğru olarak değerlendirebilmektedir. Kişisel gelişimini olumsuz yönde etkileyen bu durum sonucunda çocuk, adeta iki arada bir derede kalmaktadır (Kaya ve diğerleri, 2012, s. 210)
Özetle, dengesiz ve kararsız anne baba tutumunun hâkim olduğu evlerde en belirgin özellik tutarsız ve çeşitli tutumlar arasında salınım gösteren bir sistem olduğu, adeta çocuğa çelişkiler yaşatmak ve kafa karıştırmak üzere hareket edildiği ifade edilebilir.
Anne Baba Tutumları İle İlgili Geçmiş Araştırmalar

Anne baba tutumları ile ilgili yapılmış olan araştırmaların çoğu çocuklar ve ergenler üzerinedir. Burada, anne baba tutumlarının yetişkin hayatına dair etkilerini incelemiş olan araştırmalara yer verilecektir.
Okur (2016), algılanan anne baba arasındaki çatışma, algılanan anne baba tutumları, ebeveyn bağlanma stillerinin romantik ilişkiler üzerindeki etkilerini araştırdığı bir çalışma yapmıştır. Çalışmanın sonucunda, algılanan anne baba çatışmasının algılanan anne baba tutumları ve alt boyutları ile; ebeveyn bağlanma stilleri ve alt boyutları ile; romantik ilişki tutumları ve alt boyutları ile ve yaşam doyumu ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Öte yandan, algılanan anne baba çatışmasının romantik ilişki tutumlarından kaygı ve kaçınma ile anlamlı bir ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, babanın aşırı koruyucu tutumu, kaygı ile negatif yönde ilişkiliyken; yine babanın duygusal sıcaklığı, kaygı ve kaçınma ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Kaygı ile güvenli bağlanma negatif; korkulu ve kayıtsız bağlanma ise pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Yaşam doyumu ile annenin reddediciliği ve babanın aşırı koruyuculuğu arasında negatif bir ilişki bulunurken; babanın duygusal sıcaklığı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Yine yaşam doyumu ile bir romantik ilişki tutumu olan kaygı arasında negatif yönde bir ilişki olduğu görülmüştür. Yaşam doyumunun, güvenli bağlanma ile pozitif bir ilişkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre, yaşam doyumu, babanın aşırı koruyuculuğu ve annenin reddediciliği ile negatif yönde ilişkiliyken; babanın duygusal sıcaklığı ile pozitif yönde ilişkilidir. Elde edilen bir diğer bulguya göre, yaşam doyumu ile güvenli bağlanma stili arasında pozitif ilişki vardır. Araştırmaya göre, algılanan anne baba tutumları ve ebeveyn bağlanma stillerinin algılanan anne baba çatışması ve romantik ilişki tutumları arasındaki ilişkide birtakım rollere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anne baba tutumlarının benlik saygısı ile ilişkisinin incelendiği, Aktaş(2011)’a ait bir çalışmada, anne baba tutumlarını otoriter ve koruyucu olarak algılayan öğrencilerin benlik saygısı puanının, anne babalarının tutumunu demokratik şekilde algılayan öğrencilerin benlik saygısı puanından yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Demokratik ve aşırı otoriter olarak algılanan anne baba tutumları ile üniversite öğrencilerinin uyum düzeyleri ilişkisini inceleyen Biricik(2011), demokratik anne baba tutumu ile yetişen çocukların uyum düzeyinin, aşırı otoriter tutum ile yetişen çocukların uyum düzeylerinden anlamlı derecede yüksek olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Işık (2006), nesne ilişkileri, algılanan anne baba tutumları ve savunma mekanizmalarının kişilik özellikleri ve semptomatik düzeyde kişilik bozukluklarıyla ilişkisini arştırmıştır. Veri toplamak üzere Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Envanteri, Savunma Biçimleri Ölçeği, Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri L ve K Alt-ölçekleri, Kişilik İnanç Ölçeği ve Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, çalışmanın hipotezleri desteklediği görülmüştür.
Orçan (2004), anasınıfı öğrencileri üzerinde bir çalışma yapmış ve çocukların sosyal gelişimlerini algılanan anne baba tutumlarına göre incelemiştir. Araştırma sonucunda, anne baba tutumlarıyla sosyal gelişim arasında anlamlı bir ilişki bulamamıştır.
Tuzgöl (2000), yapmış olduğu araştırmada, anne baba tutumları farklı olan lise öğrencilerinin saldırganlık düzeylerini incelemiştir. Araştırmanın sonucunda, anne baba tutumları değişkeninin saldırganlık düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisine rastlanmamıştır.
Üncüer (2015), algılanan anne baba tutumları, benlik ikilemi, bilişsel ve duygusal regülasyon ile obsesif kompulsif semptomatoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma yapmıştır. Bu araştırma ile, anneden algılanan reddedici tutum, babadan algılanan aşırı koruyuculuk, benlik değeri ikilemi, sosyal kabul, sorumluluk/tehdit algısı mükemmeliyetçilik/belirsizlik, düşüncenin önemi/kontrolü ile ilgili inançlar ve duygusal düzenleme yöntemlerinden bastırmanın genel obsesif kompulsif semptomatoloji ile ilişkili oldukları sonucuna varılmıştır.
Hacıömeroğlu (2008), algılanan anne baba tutumları, sorumluluk algısı ve yaşam olaylarının kompulsif belirtileri yordama gücünü bilişsel model temel alarak araştırmıştır. Araştırma sonucunda, yüksek düzeyde obsesif kompulsif semptomatolojiye sahip olan kişilerin, düşük düzeyde obsesif kompulsif semptomatolojiye sahip olan kişilere kıyasla anne baba yetiştirme tutumlarını daha koruyucu algıladıkları sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte araştırmanın verilerine göre, annenin algılanan aşırı koruyuculuğu, sorumluluk algısı ve yaşam olayları anlamlı düzeyde obsesif kompulsif semptomatolojiyi yordamaktadır.
Cenk (2008), ergenlerde anne baba tutumları, cinsiyet ve akademik başarının iyimserlik ile ilişkisini araştırdığı çalışmasında, anne baba tutumları ve akademik başarı temel etkilerinin anlamlı olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bununla birlikte, akademik başarısı yüksek olan öğrencilerin, düşük akademik başarıya sahip olanlara göre daha yüksek iyimserlik düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Ayrıca, araştırmada, algılanan anne baba tutumlarına göre öğrencilerin iyimserlik puanlarının farklılaştığı sonucuna da ulaşılmıştır.
Dinçer (2008), yaptığı araştırmada, alt ve üst sosyo-ekonomik düzeyde bulunan ergenlerin algıladıkları anne baba tutumlarını ile arkadaşlık ilişkilerini incelemiştir. Ayrıca, ergenlerin anne baba tutumlarını algılamaları üzerinde ve arkadaşlık ilişkilerinde, bazı değişkenlerin etkisini tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırma sonucunda, alt ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki ergenler arasında, arkadaşlık ilişkileri alt boyutları ile algılanan anne baba tutumları puan ortalamalarının anlamlı şekilde farklı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, ergenlerin anne baba tutumlarını demokratik olarak algılanmalarının arkadaş ilişkileri puanlarını arttığı sonucuna varılmıştır.
Okcu (2007), öz saygı, siyasal etkinlik ve algılanan anne baba tutumları arasındaki ilişkileri incelemiştir. Sonuç olarak, algılanan siyasal etkinliğin öz saygı ile olumlu yönde ve anlamlı olarak bağlantı kurduğu görülmüştür. Ayrıca, otoriter ve koruyucu istekçi anne baba tutumlarının farklı araştırma gruplarında özsaygı ile anlamlı ve olumsuz yönde ilişkilerinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Anne baba tutumlarının evlilik hayatı ile ilişkisi üzerine yapılmış çalışmalardan biri Yıldız (2013)’ın anne baba tutumları ile evlilik doyumunu incelediği çalışmasıdır. Bu çalışmada, araştırmaya katılanların, algıladıkları demokratik anne baba tutumu ile evlilik doyumu arasında olumlu yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülürken, otoriter anne baba tutumu ve koruyucu-istekçi anne baba tutumu ile evlilik doyumu arasında anlamlı ve ters bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özetle araştırmaya göre, algılanan demokratik anne baba tutumu arttıkça evlilik doyumu artmakta, algılanan otoriter ve koruyucu-istekçi anne baba tutumu arttıkça evlilik doyumu artmaktadır.
Ersen (2010), suç işlemiş kadınların sosyodemografik özellikleri, anne baba tutumları ve öfke idare biçimlerinin değerlendirilmesini konu alan bir çalışma yapmıştır. Araştırmanın sonucunda, suç işlemiş kadınların otoriter aile yapısına sahip oldukları bulgusuna varılmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne Baba Tutumları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ
Yalova
Psikolog
Psikolog /Oyun Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Büşra ÇOLAK YILMAZ'ın Makaleleri
► Anne Baba Tutumları Uzm.Psk.Damla DOĞRU GÜLÇİÇEK
► Anne Baba Tutumları Psk.Melek BAL
► Anne Baba Tutumları Psk.Reyhan UZUN
► Anne-Baba Tutumları Psk.Dnş.Kemal TUNCER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,108 uzman makalesi arasında 'Anne Baba Tutumları' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:51
Top