2007'den Bugüne 81,932 Tavsiye, 25,988 Uzman ve 18,188 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kalpten İletişim
MAKALE #20799 © Yazan Psk.Orkun ÖZOCAK | Yayın Eylül 2019 | 170 Okuyucu
Nasıl kalpten iletişim kurabiliriz?

Samimi ve otantik bir ilişkinin en yaygın bariyeri etkisiz iletişimdir. Hepimizin bildiği gibi iletişim sadece söz ile kurulmaz. Bundan binlerce yıl önce atalarımızın daha ortada hiçbir dil yokken bile birbirleri ile anlaştıkları, hisleri ile anlaşarak iş yapabildikleri düşünülür. İnsan, duyguları, düşünceleri ve nedenlerinden öte bir bağ kurabilir. Sadece zihninden değil kalpten bir ilişki yaşayabilir. Kalpten bir ilişki ve iletişime inanan ya da inanmak isteyenler, bu yazıyı okumaya devam edebilir... Çünkü, bu yazının konusu olan kalpten iletişim kurma yolunda yaşayacağımız farkındalık ve olasılıkları görmek, ilişkinizde büyük bir fark yaratabilir.
Hadi başlayalım!

İlişkilerde dönem dönem ardı ardına tartışmalar yaşarız.
Düşünün ki, yine bir gün tartışmışsınız ve hiç kimse kaybetmemiş…

- Benimle böyle konuşamazsın!
- Bak buna dikkat etmezsen ileride kötü olur şimdiden söyleyeyim…
- Zaten sen benim için ne yaptın ki!
- Hiçbir dediğimi yapmıyorsun!
- Ben hep ortayı bulmaya çalışıyorum ama sen beni dinlemiyorsun!
- Beni anlamıyorsun!
- Biz var ya hiçbir şey paylaşamıyoruz.
- Bırak şu telefonunu da iki dakika dinle!
- Sen zaten hep öyle davranırsın!
- Kim duyarsa duysun be! Herkes ne olduğunu görüyor.

Böyle bir konuşmanın içinde olduğunuzu hayal edin. Ne hissediyorsunuz? Siz genelde nasıl tepki verirsiniz? Haklı mısınız?
Çoğu zaman tansiyon yükseldiğinde duygularımızı kontrol edemeyiz. Tartışmadaki gerginlikten, tehditler, yargılamalar ve suçlamalardan rahatsız olur, reaksiyon gösterir, tansiyonun çok yükseldiği ve çözülemediği anlarda ipleri koparmamak adına tartışmayı bitiririz. Sonrasında nasıl hissederiz? Olayı çözdük mü? Bu gibi anlarda çoğu zaman duygularımızın kamikazesinde olayın asıl gerçeğiyle yüzleşemeyiz. Kalpler kırılır ve iletişim bir darbe daha alır… Peki, sonuç nasıl değişebilir?

Öncelikle tartışmaya gerek var mı, yok mu buna sadece siz karar verebilirsiniz. Fakat çoğu zaman tartışmaya gerek var. Bir konuda konuşmak istiyoruz, iletişim kurmamız hatta gerekiyorsa konuyu tartışarak, sonuçlandırmamız gerekir. Anlaşabilmenin bir parçası da bu.

İyilik hali, her zaman mutluluk hali olmayabilir. Örneğin, bir sevdiğimizi, arkadaşımızı bir köşede ağlıyorken görmüş olalım. Çoğu zaman üzülür ve bir şey yapma ihtiyacı hissederiz. Fakat o, üzüntülü olabilir, #öfke duyuyor olabilir ama aynı zamanda iyi de olabilir. Çünkü duygularıyla, hisleriyle temas ediyordur. Olayı yaşıyordur. Hislerimizle temas ettiğimiz o anlarda, geçmişten gelen yaralarımız sarılır. Olayı içimizde çözmek, kendimizle iletişim kurmak ve kafamızda sonuçlandırmak iyi geliyordur. Bazı yaralar karşı tarafta değil, içimizdedir. Çözümü de BEN’dedir.

“Sen değil ben” dili

Hislerimizi anlatırken sadece kendimize bakmanın, "ben böyle hissediyorum" demenin öneminden bahsedeceğim. Hislerimize odaklanırken "ben" demek, kendimize bakmak ne demek? Bu BEN’den biraz soyut bahsedeceğim. Bazen “ben” derken, “ben”den öte bir şeyden bahsederiz. Yunus Emre’nin dediği gibi “Bir ben vardır bende, benden içeru”... Kendimize daha derin bir benlik bilinciyle baktığımızda hislerimizi görürüz. Diğer tarafta da otomatik içgüdülerimiz ve arzularımız vardır. Yani ihtiyaç ve isteklerimiz…

Şimdi işin somut tarafına geçelim. İçimizde ne yaşıyorsak elbette ki, bunu paylaşmak isteriz. Ne istiyorsak, ya da ne hoşumuza gitmiyorsa bunu değiştirmek için içgüdüsel olarak çevremizden talep etmeye başlarız. Kurduğumuz ilişkide ve iletişimde bazen bu isteklerimizi dile getiriş şeklimiz karşı tarafa tehdit olarak geçer. Hislerimizi paylaşmak yerine arzularımızı içgüdüsel talep etmeye başladığımızda karşı tarafla (en sevdiklerimiz, eşimiz-dostumuz, anne-babamız) çatışırız ve suçlamalar başlar.

- Senden böyle davranmanı istiyordum.
- Sen benim için hiçbir şey yapmıyorsun.
- İlgi göstermiyorsun!

Düşünün, sevdiğiniz birine bir anda “bana ilgi göstermiyorsun” dediğimizde yani bir #eleştiri, #şikayet, #suçlama, #yargılama ya da #tavsiye verme şekliyle #iletişim kurduğumuzda, karşı taraf bunu benliğine saldırı olarak alıyor. Yaratılışımızdan ötürü beynimiz böyle çalışıyor ve korkularımız uyarılıyor. Oysa ki, sadece kendimize odaklanıp hislerimizi paylaşsaydık, örneğin “bana ilgi göstermiyorsun” yerine “kendimi yalnız hissediyorum”, “bu aralar üzgün hissediyorum…” deseydik, karşı tarafın beyni farklı uyarılacaktı. Karşı taraf belki tehdit, şikayet olarak algılamayacaktı, alt benliği uyarılmayacaktı ve rasyonel zeka yani korteksimizden bir çözüm üretmeye çalışacaktı. Bu yüzden “sen” diline (karşı tarafa yöneltilen ifade şekline) “iletişimsizlik”, “ben” diline (hislerimizi paylaştığımız ifade şekline) “iletişim” diyorum.

Kadın-erkek ilişkilerinde bu “iletişimsizliğe” daha sık rastlıyoruz. Çünkü özellikle bir kadın, “sen” ile başlayan cümleleri karşısındaki bir erkeğe kurduğunda, erkek alt benliğinde bunu (bilinçdışı) “iktidarsızlık” ya da bir tehdit olarak alabilir. “Bende bir problem mi var” diye düşündüğümüzde de çoğu zaman ya savunmaya geçeriz ya da saldırıya. Tehdit algılamadığımızda ancak rasyonel tabandan çözüm üretmeye yönelik iletişim kurabiliriz. Hisler paylaşıldığında ise erkek (“yalnız hissediyorum” örneği gibi), “korumacı” benliğini ortaya çıkarıp destek ve şefkat göstermeye meyillidir.

Sakin ve kontrollü kalmak

Tartışmaların şeklini, hislerimizin paylaşım şekli etkiliyorsa, duygularımızı kontrol etmek ve direkt hissimize odaklanarak “kalpten iletişim” kurmak, sonucu değiştirmek adına büyük bir fark yaratabilir.
Gergin olduğumuz anlarda dahi istersek rahatlayabilir, tepki vermeden önce bir duraksayabilir, sakin kalabiliriz. Herkesin kendini sakinleştirme metodu farklıdır. Kendinizi en iyi siz tanıyorsunuz. Belki bir durup nefes almanın, vücudumuzu bir an esnetmenin ve farkında kalmanın o anda sakin ve kontrollü olmamıza bir katkısı olabilir.

Genelleştirme veya Kişiselleştirme

“İletişimsizlik” anında bize söylenen bir şey ya da bazı kelimeler canımızı acıtabilir. Bazen bu ithamlara takılır, kalırız. Karşı tarafın neden böyle söylediğini düşünür, konuyu kişiselleştiririz. Kişiselleştirmek veya bu duyguları beslemek bize sakin ve kontrollü kalmak adına destek olmuyor olabilir. O anlarda sakin kalmak zorlaşsa da, kendi duygu durumumuzu kontrol etmek bizim elimizde. Çünkü bu gibi durumlar, bizi yüzleştiğimiz olaydan saptırdığı için konuyu genelleştirip, problemin özünden farklı bir yöne çekiyordur.
Bazen şöyle laflar duyuyorum.
- Bana böyle davranamaz!
- Bana bunu söyleyemez!
- Ortayı bulmaya çalışıyorum ama hak etmediğim bir davranışa maruz kalıyorum…
- Paylaşamayacağı kadar değersiz miyim?

Buraya dikkat, bu gibi cümleleri söylediğimizde veya düşündüğümüzde, tartıştığımız asıl konudan sapıyor, farklı bir konuyu konuşuyoruz. Bazen bu genellemelere bir de “millet ne der” ekleniyor ve konu iyice başka bir hal alıyor. Yine olayın kendisini düşünmektense, dışındakileri düşünmeye başlıyoruz. Ya da kişiselleştiriyoruz ve “ben bunu hak edecek ne yaptım” diye negatifte kalıyoruz. Belki de sevilmediğimizi sanıyoruz. Bazı şeylerin iyi gitmediğini kabul etmek bize hayat yolumuzda gelişim alanı tanır. Bu bizim için iyi bir olanak değil midir? Ne iyi gitmiyorsa sadece ona odaklanıp, o anki soruna bir çözüm getirmek asıl faydayı getiriyor.
İlişkinizde ne iyi gitmiyor? Şu anda ne yapsaydınız gelecekte daha iyi olabilirdi? Çoğu zaman bunun cevabını biliyoruz. Hislerimiz bize yol gösterecektir. Yeter ki içimizdeki “BEN”e güvenelim. Gerçek samimiyet dediğimiz şey, kişisel alanın paylaşılması ise karşı tarafa verebileceğimiz en yegâne şey, kendimiziz. Bu pek de kolay olmayabilir, endişelerimiz olabilir, olayı, hislerimizi olduğu gibi ifade etmek acı veriyor olabilir ama neyi değiştirmek istiyorsak bunu şu anda yapacaklarımız belirleyecektir.

Paylaşmak
İletişim ve ilişki kurarken ne bekliyoruz? Ne istiyoruz? Güven, sevgi, şefkat, destek, anlayış, paylaşmak… Çoğumuz özünde aynı şeyleri istiyor. Aynı amaçta olduğumuza göre neden aynı yolda yürüyemeyelim? İletişimde ustalaşmak (herkesin kendi en iyi halinde) farklı yolları deneyerek, farklı olasılıkları görerek, kendi ile çalışarak mümkün olabilir. İfade biçimimiz sevdiklerimizle, çevremizle nasıl bir bağ kurduğumuzu belirliyorsa kendi iletişim şeklimizi seçebiliriz.

“Sözcükler ya penceredir ya da duvar” - Şair Ruth Bebermeyer

İfade biçimimiz sevdiklerimizle, çevremizle nasıl bir bağ kurduğumuzu belirliyorsa kendi iletişim şeklimizi seçebiliriz. Siz hangisini seçiyorsunuz?

Haklı olmak uğruna savunma yapıp kabuğumuzu daha da sertleştirebiliriz. Paylaşmayız.
Ya da bu duvarı kaldırabiliriz. Tehdit hissettiğimiz her şeye tepki göstermektense, pencereden davet eder, şefkat ile kabulleniriz. Özümüzü açarız. Samimiyet dediğin şey kişisel alanın paylaşılması değil midir? Bir kişiye verebileceğimiz belki de en değerli şey, en saf haliyle, kendimiz...

Dilerim, hislerimize bir pencere açalım, kendimizi paylaşalım.
Kalpten iletişim kurduğunuz bir dünya dilerim.

Psikolog Orkun Özocak
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kalpten İletişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Orkun ÖZOCAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Orkun ÖZOCAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Orkun ÖZOCAK'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,188 uzman makalesi arasında 'Kalpten İletişim' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Planlarını Ertele(Me)! Eylül 2019
◊ Yalnızlık Psikolojisi Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:05
Top