2007'den Bugüne 81,733 Tavsiye, 25,951 Uzman ve 18,158 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ve Düzeltme Yolları
MAKALE #20838 © Yazan Psk.Halil TÜRKMEN | Yayın Ekim 2019 | 136 Okuyucu
Çok Değerli Okuyucularım,

2008 ve 2012 yıllarında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Testi’ ni uyguladığım örneklemden (Sorunlu çocuklarımızdan) elde edilen verilerin sonuçlarının değerlen dirilmesi sonucu; tespit edilen sorun türlerine “Dürtüsel Davranışlar, Dikkat Eksikliği ve Dağınıklığı, Ataklık ve Hiper Aktivite.” uygun her sorun için nasıl bir eğitim ve düzeltme yöntemi uygulanması gerektiği konusunda deneyimlerim doğrultusunda yaptığım uygulama çalışmalarını dikkate alarak, bu makaleyi hazırlamış bulunuyorum.
Değerli PDR ve Sınıf Öğretmenleri, Eğitimci Arkadaşlar ve Değerli Anne-Babalar…
DEHB’ li Çocuklar için DEHB, DÜZELTME YOLLARI VE TESPİT EDİLEN SORUNLARA UYGUN, NASIL BİR EĞİTİM verilmelidir. (Bu Makale daha önce yayımlanan DEHB Testi konusunda aydınlatıcı bilgi ve açıklamalardan oluşmaktadır.) DEHB Testime uygun, tüm testin soru maddeleri ile ilişkili olarak verilen cevaplara uygun belirlenen sorulara yönelik olarak; Her Soru Maddesinde Ortaya Çıkan Sorunlara Doğrultusunda, Nasıl bir Tedavi ve Eğitim Yöntemi uygulanmalıdır. Konularında aşağıdaki makalemde, değerli okuyucularım aydınlatılmaya çalışılmıştır.

DEHB Konusunda yazdığım ilk makaleyi okumanıza rağmen, çocuğunuzun DEHB sorunu yaşayıp, yaşamadığı konusunda tereddüt ve kuşkularınızı gidermek istiyorsanız; DEHB Testini uygulayarak, kafanızdaki soru işaretlerini giderebilirsiniz. Çocuğunuz okul çağı çocuğu ise, bu testi anne ya da baba ve öğretmeni ayrı, ayrı yanıtlamalı ve ortak, örtüşen sorunlar belirlenerek, sorun ortaya çıktığında; gerekli tıbbi tedavi, davranış terapisi ve eğitim önlemleri alınmalıdır. Test öncesi çocuğunuzda aşağıda anlaşılacak biçimde ve ayrıntılı olarak açıkladığım “Teknik ve mesleki terim ve kavramlar kullanmadan kaçınarak” Bu özelliklerden en az üç ya da dört özelliğin çocuğunuzda bulunması, ayırıcı tanılama için yeterli bir ölçüttür. Ancak bu özelliklerin, en az iki farklı ortamda “Evde, misafirliklerde, okulda, oyunlarda, çevrede vb.” görülmesi gerekmektedir.
DEHB Testi’nin, “1, 2, 3, 4, 5,10,19, 21,24,26,35,38,40” soru cümleleri; Atak ya da Dürtüsel davranışları belirlemede kullanılan soru maddeleridir. ATAK ya da DÜRTÜSEL Davranışlar ne anlama gelmektedir. Yine DEHB Testi’nin, ”6,7,8,11,12,15,18,20,23,25,27, 29,32,33,37,39.” Soru maddeleri “Dikkat Dağınıklığı ya da Dikkat Eksikliği nedir, ne anlama gelmektedir. Ayrıca DEHB Testi’nin, “9,14,17,22,28,30,34,36.soru maddeleri; “Hiper Aktif ya da Aşırı Hareketlilik sorununu belirlemek için kullanılmaktadır. Bu davranış türlerinin özellikleri sırasıyla mümkün olduğunca anlaşılır biçimde açıklanacaktır. Yine her sorun türünü belirlemede dikkat edilmesi gereken en önemli husus, kullanılan soru maddelerinden kısaca en az yarısına, “Genellikle veya Çoğu Zaman” yanıtı verilmiş olması ve son 5-6 ay için de bu belirtilerin ilgili çocukta görülmüş olması halinde; bireyin bu davranış türünde bir sorununun bulunduğunu, tanılamada yeterli sayabiliriz. Ancak burada zaman, zaman yanlış tanılamaya yol açan ve tıpa tıp aşırı hareketli davranışlarla benzer özellikleri gösteren “Kinestetik Yetenek ya da Kinestetik Enerjiye Sahip Çocuklarımızın” karıştırılmamasına, gerekli özen gösterilmelidir. İleride bu karıştırmayı önleyici açıklamalara ayrıca yer verilecektir.
DEHB TESTİ’NDE TANILANAN VEYA BELİRLENEN DAVRANIŞ TÜRLERİ

1. Atak ya da Dürtüsel Davranışlar: Bireylerin isteklerini, arzularını, dürtülerini; kısaca kendilerini kontrol etmekte ve denetim altına almamakta güçlükler yaşayan, bunları erteleyemeyen, düşünerek hareket edemeyen; daha doğrusu her istenilen ve aklına gelen şeyin ya da hareket ve eylemlerin herhangi bir amacı, hedefi bulunmadığı gibi sonuçları ve çevredeki olumsuz etkileri de düşünülmeden, davranışların yapılmış olması en belirgin özelikleri oluşturmaktadır. Bu nedenle birey, “Neyin doğru neyin yanlış, neyin yapılması gereken veya yapılması gerekmeyen, neyin onay görecek veya görmeyecek vb. Hareket, eylem ya da davranış olduğunu anlayamaz.” Olumlu ya da olumsuz davranışları ayırt edip, kestiremeden yapar. Sabırsız, tahammülsüz, aceleci, sırasını beklemeden hareket eden, davranan ve yapan, paylaşamayan, ayıca bazı dikkat ve ilgi çekici hareket ve davranışlar yapan. “Tükürme, dürtme, saç, kulak, el, kol, ayak vb. Vücudunun organlarını rasgele çekme, itme vb. Olumsuz davranışlarda bulunmak.” Bu gibi dürtüsel ve atak davranışlar her ne kadar küçük yaşlar da başlarsa da yaş ilerledikçe özellikle ergenlik sonrası azalmalar gözlenir. Bu nedenle “Ergenlik Dönemine has özelliklerle ya da Nevrotik Özelliklerle” bu olumsuz davranışların, karıştırılmamasına dikkat ve özen gösterilmelidir.”
Bireyler dış çevredeki çok sayıda uyaranlarla sürekli karşı karşıya gelmektedir. Bu uya ranlar görsel, duyuşsal ya da işitsel, bilişsel vb. Uyaranlardır. “Ses, gürültü, ışık, sözlü ve yazılı anlatım, deney, uygulama vb.” Ancak bu çok sayıda uyaranla bombardımana uğrayan organizma; ilgi, istek, ihtiyaç ve gereksinim duyduklarına “içsel uyaranlar” dikkatini verir, yoğunlaşır ve odaklanır. “Dikkatte Seçicilik” Seçici dikkat oluşturan uyaranlar dışında kalan çok sayıda uyarana, dikkatini vermez ve bu uyaranlara karşı dikkat oluşmaz. Dikkat oluşunca algılama gerçekleşir. Dikkat ederseniz, görsel, işitsel, duyuşsal, bilişsel vb. Süreçlerden herhangi birindeki aksaklık dikkati olumsuz etkiler. Bireyin ihtiyaç ve gereksinimleri, hazır bulunmuşluğu “ilgileri, donanımları, potansiyeli, zekası, yeteneği ve yaşantı biçimleri, beslenme, uyku, eğitim- öğretim şekilleri ve yöntemleri, öğretmen ve aile tutum ve davranışları güdüleme, amaçlar ve hedefler, ödül yada ceza, vb.” Burada belirtmediğim çok sayıda faktör dikkati olumsuz etkilemektedir.
Dikkat oluştuktan sonra, algılama gerçekleşir. “Duyumları algılama, anlamlandırma ve yorumlama süreci.” Algılamanın oluşumunun ön koşulu bireyde seçici dikkatin oluşmuş olması koşuluna bağlıdır. Daha sonra, öğrenmenin oluşması için güdülenme olmalıdır. Güdü olaylar, olgular ve durumlar karşısında “dış uyaranlar” bireyi amaç ve hedeflerine ulaşmak için içten gelerek; harekete ve eyleme geçiren güçtür. Bu güç fizyolojik kökenli olan istek ve ihtiyaçlarımız “açlık, susuzluk, uyku vb.” devreye girdiğinde, dürtü”, duygusal, sosyal ya da toplumsal ve psikolojik ihtiyaçlarımız “Sevilme, sayılma, beğenilme, takdir edilme, onay görme vb. olumlu benlik duyguları başarı, güç, statü, yeteneklerini ve kendini gerçekleştirme vb. ihtiyaçlar “güdü” adını alır. Birey fizyolojik, sosyal ve psikolojik kökenli bu istek ve ihtiyaçlara karşı tepki vermeye zorlanır. Bunların sonucu güdülenme oluşur. Diğer değişle ancak ortada bir neden yokken ya da istek veya ihtiyaç duyulma dan dikkat oluşmaz. Bireyin ancak istek ve ihtiyaç duyduğu konularda merak ve yönelme ve çaba oluşur ve birey bunun sonucu duygu ve düşüncelerini toplayarak, odaklandığında; dikkatini toplamış olur. Burada belirttiğim dikkat yoğun ve seçici olan dikkat durumudur. Bu dikkat durumunda güdülenme ve güdülenmeye bağlı motivasyon üst düzey dedir. Görüldüğü gibi dikkat olmadan, algılama, güdülenme; güdülenme olmadan motivasyon ve motivasyon olmadan öğrenmeye hazır hale gelinmez. “Öğrenmenin ön koşulları ya da öğrenmeye etkileyen süreçler “Tüm bu faktörler birbirinin devamı, birbiriyle iç içe ve birbirleriyle ilişkili ve bağlı kavramlardır. Burada öğrenmenin oluşumunu ve öğrenmeyi etkileyen diğer faktörleri ve koşulları açıklanmamıştır. Yeri geldiğinde açıklayıcı bilgiler verilmeye devam edilecektir

2. Dikkat Eksikliği ya da Dikkat Dağınıklığı:
DEHB Testinin,”6,7,8,11,12,13,15,18,20,23,25,27,29,31,32,37,39. soru maddeleri “ Dikkat Dağınıklığı yada Dikkat Eksikliğini belirlemek için düzenlenmiş soru maddeleridir. Dikkat Eksikliği ya da Dikkat Dağınıklığı özelliklerinde, şu belirgin özellikleri gözlemlemek mümkündür. Akranları “yaşıtları” çocuklarla kıyaslanıp, karşılaştırıldıklarında; dışarıdan gelen uyarıcılara, dikkatli olmadıkları, dikkatlerinin sınırlı olması ve dikkatlerini toplaya madıkları için özellikle ayrıntılara dikkat edip yoğunlaşamazlar. Bu nedenlerle dikkatleri çabuk dağılacağından, dikkat güçlükleri ve sorunları yaşarlar. “Özellikle bilişsel çaba gerektiren görevler ve diğer eğitim-öğretim etkinliklerinde hatalar yaparlar. Baştan savıcı ve aceleci davrandıkları için çirkin yazı yazarak kendilerini ele veririler.” Verilen görevlere, aldıkları sorumluluklara, yaptıkları etkinlik ve oynadıkları oyunlara kendilerini veremezler. Bu nedenle verilen komut ve yönerge, söylenen sözler ve sözlü anlatımlar vb. Durumlara, dikkat dağınıklığı ve dikkatlerini toplama güçlükleri çektikleri için kendilerini veremez ler. Uzun süreli “Normal akranları kadar”, dikkatlerini toplayamazlar. Bu durumlarından dolayı aile ve öğretmenleri tarafından dinlemeyen ve dinlemezden gelen, umursamayan gibi haklarında yanlış izlenimler edinilmesine sebep olurlar. Çok basit ve yapabilecekleri görev lerde bile “yanlış algılamaları sonucu” sevmeme, kaçma, uzak durma ya da yapma, tamam lama ve sonuçlandırma güçlükleri çekerler. Özellikle bilişsel çaba gerektiren görevlerde isteksiz davranma, zorlanma, kaçma ve unutkanlık vb. Davranışlar gözlemleriz.
Özet olarak, istek olmadan ya da ihtiyaç duyulmadan dikkat oluşmaz.
Alanında yeterliliği ve deneyimleri olan bir eğitimci, anlatacağı bir konu hakkında öğrencilerin ilgisini çekemiyorsa, ihtiyaç duymasını sağlayamıyorsa ya da öğrencide konu hakkında merak uyandıramıyorsa, öğrencinin beklentilerini karşılamıyorsa, “Bilgi öğrencinin işine yaramıyorsa, bireysel ayrıcalıklarına ve performansına, hedef ve amaçlarına uygun değilse” olumlu algılama, farkındalık düzeyi ve seçici dikkat oluşmayacaktır. Dikkat oluşmayınca, güdülenme ve motivasyon oluşmayacağı için öğrenme olayı da “Davranışta istendik ve kalıcı değişiklik.” gerçekleşmeyecektir.
Ders başlamadan, zil çaldı ve ders bitti.
Tüm bunların sonucu normal dikkat süreçlerinde düzenlemeler yapılmakla kalınma yarak, zaten dikkat sorunu olan çocuklarımıza normal bireyler dışında bazı önlemler de almaya ve düzenlemeler yapmaya gereksinim duyulası gerekmektedir. “Dikkat Eksikliği ya da Dikkat Dağınıklığı” sorunu olan bu çocuklarımızı normal akranlarından ayırıcı ve yukarda açıklanan özelliklerine uygun “Seçici dikkat oluşturacak, daha az ve daha kolay, daha az süreli görev ve ödevler, kısa cümleli sorular, kısa cevaplı “Görev, ödev, proje, etkinlik, aktivite vb. Verilmeye özen gösterilmelidir. Diğer öğrencilerle aynı görev ve ödevler verilmesi durumunda, yukarda belirttiğimiz özellikler ışığında sonuç alınamayacağı ortadadır. Bazı öğretmen ve anne-babalar çocuklarını aynı görevleri yapmaları için zorlarlar. Çocuk zoraki verilen bu görevleri kendisi için değil, büyükleri için bu görev ve ödevleri yapıyormuş gibi görülür. Ancak yapıları gereği, umursamaz tutumla, direnç göstererek, görev anında orada değil de başka yerdeymiş gibi davranır ya da çevresi ve çevresindeki farklı eşya, araç ve gereçlerle ilgilenerek; kendilerini ele verirler.
Tüm bu özelliklerin sonucu, özellikle zorlandıkları görevlerden kaçma, sevmeme, isteksizlik, görmezden duymazdan ve dinlemezden gelme, aldıkları görev ve ödevleri unutma, araç gereç ve ders materyallerini kaybetme, ayrıntılara dikkat edememe, görevleri tamamlayamama vb. özellikler ayırıcı tanımlamada kullanılabilecek özelliklerdir.

Dikkat Eksikliği ve Dikkat Dağınıklığının ayırıcı özelliklerini açıklamaya devam edecek olursak, Dikkat Dağınıklığını anlayıp, kavramak için dikkat, algılama ve öğrenme süreçlerini bilmek gerekmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse:
3- Aşırı Hareketli Çocuklar: Bu çocuklar, normal akranları “yaşıtları” olan çocuklarla kıyaslandığında, onlara göre; aşırı hareketli, olduğu yerde duramayan, içi içine sığmayan sürekli hareket ve eylem içinde olan, kendisiyle birlikte organları “özellikle ayakları, elleri ve başı da hareket eden “ kıpır, kıpır eden” her türlü etkinlikte olağan üstü hareketli ve aktif, daha doğrusu yaşının üstünde bir performans gösteren ve adeta bitip tükenmeyen müthiş bir enerjiye sahip; bulunduğu ortamlara uygun olmayan “ Ev ya da büroda koltuğun üstünden ya da divan ve ranzadan atlama, yüksek bir yere tırmanma ya da atlama, çekmeceleri çekme ve karıştırma, masanın üstündeki eşyaları karıştırma vb. Davranışlar gösteriyorsa.” Hareketlerle adeta evin ve büronun altını üstü ne getirdiklerini gözlemliyorsak. Bu çocuğa kolaylıkla, Hiperaktivite ya da Hiperaktif tanısını koyabiliriz. Hiperaktif Çocuklar, oyun oynarken ve etkinlik lerde, o kadar dikkat çekici ve yaşının üstünde bir performans gösterirler ki, onların bu çok hareketli durumları hemen göze çarpar. Diğer çocuklar belirli bir süre oyun oynadıktan sonra dinlenirken, bu çocuklar saatlerce oynamasına rağmen, şaşırtıcı enerjileri sayesinde yorulma nedir bilmezler. Oyunda sabırsızlıklar gösterirler, sürekli konuşur ve çevresindekilere laf yetiştirirler, tahammülsüzdürler, uyarıları duymazdan ve görmezden gelirler; bu nedenlerle arkadaşları ile sık, sık anlaşmazlıklar yaşarlar, bazen kavga yapmaktan bile çekinmezler.
Yüksek düzeydeki bu enerji ve hareketliliklerine, dürtüsel davranışları da eklendiğinde; bu iki olumsuz özelliklerden kaynaklı davranış ve eylem biçimlerine eşlik eden davranış örüntüleri sonucu; çevresindeki diğer olgu, olay, kişi ya da ders ve diğer etkinliklere de kendilerini vererek katılma güçlükleri ve sorunları yaşarlar.
Her hareketli çocuk, mutlaka hiperaktif değildir. Çocuklar yaşlarının getirdiği özelliklere bağlı olarak, farklı davranışlarda bulunabilirler veya haylaz ya da yaramaz olabilirler. Koruyucu anne-baba “ebeveyn” tutumları sonucu şımartılan çocuklar; “şımarıklık nedeniyle” aşırı serbest davranan, kural tanımaz, söz dinlemez, her istediklerin yaptıran, yaramaz, haylaz vb. özellikler taşıyabilir ve benzeri davranışlarda bulunabilirler. Özellikle, kinestetik yeteneğe “zekaya” sahip çocuklar sık, sık hiperaktiflerle karıştırılırlar. Bu nedenle kinestetik yetenek konusunda bazı açıklamalar yapma gereğini duydum.
Kinestetik Yetenek ya da Zeka: Bedensel, vücutsal, kassal olarak yapabileceğimiz hareketlerin tümüyle ilişkili “Ellerini ve ayaklarını kontrol etme, daha doğrusu vücut ve kaslarını kullanabilme, vücut dili, folklor, bale, dans, sanat vb. becerilerini sayabiliriz.” Bu yetenekler, doğuştan donanımlı olan yeteneklerdir. Birey, kas ve yüz ifadeleriyle, duruşu ile sürekli hareketli, yerinde duramayan özellikleri ile benzerlik gösterse de, davranışlarında vücut ve kaslarını sık kullanan ve dokunarak kendini ifade eden vb.Özellikler gösteren yeteneklerde farklılıklar gözlenir. Bu yetenek her bireyde belirli oranda bulunur, bazen farkında olmadan gerçekleştirdiğiniz bedensel bir hareketler yapabilirsiniz. Bu hareketler önceden programlandığı için farkında olmada otomatik olarak yaparsınız. Kinestetik yeteneğe sahip çocuklarda bu durum ve özellikler, yaygın ve belirgin biçimde görülür.
Bütün bu açıklamalardan yola çıktığımızda aslında, aşırı hareketli çocuklarla benzerlik gösteren, kinestetik yetenekli çocukları ayırt etmek çok kolaydır. Bu çocuklar donanımları gereği ve merak güdüsünün etkisi ile eşyaları dokunarak kurcalamadan hoşlanır ve zevk alırlar. Bu nedenle ilgilerini çeken eşya ya da araçları “oyuncakları” dokunarak ve kurcalayarak oynarlar. Çevrelerindeki insanların ilgisini çekmek için de aynı yöntemi kullanırlar. Hiperaktif Çocukların en belirgin ve tanılamada ipucu veren özelliği; dikkat sorunları yaşamalarıdır. Oysa kinestetik yetenekli çocuklar dikkat sorunu yaşamazlar. Yine aşırı hareketli çocuklar, çoğu zaman sosyal etkinliklere ve oyunlara katılma güçlüğü yaşarken, kinestetik enerjiye yada yeteneğe sahip çocuklar ilgilerini çeken konularda, “ders etkinlikleri, beden dili, spor, sanat vb.” İlgileri yüksek ve şaşırtıcı başarılara, özellikle el becerilerine sahiptirler
DEHB oluşturan, “Hiperaktif, dürtüsellik, dikkat dağınıklığı vb.” Davranışların, genellikle 6-7 yaşlarından önce ortaya çıkması ve aynı davranışların, hangi ortamda olursa olsun “ev, kreş, okul, sokak, misafirlik vb.” Gözlenmesi; diğer çocuklardan ayıran en güçlü tanıdır. Aşırı Hareketli ve Atak Çocuklar ile Kinestetik Yeteneğe “Zeka ya da Enerji” sahip çocukların, yukarda belirttiğim özellikler, onları birbirinden ayıran özelikleri dikkate alınarak; karıştırılmamaları ve yanlış tanılamamaya özenle dikkat edilmelidir. Ayrıca DEHB, benzer özellikleri gösteren Nevrotik Özelliklerle karıştırılma malıdır. Çocuklarda, dün, bugün dahil, son birkaç ayda “özellikle son 5-6 aylık süre içinde” uyguladığımız teste; tanılamaya uygun özeliklerin belirlenmiş olması, “DEHB’i” tanılamada ayrıcı olarak kullanılan diğer bir özellik olduğu unutulmamalıdır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, “rahatsız lık, hastalık, sendrom vb.” Sorununun tanılamasında; genellikle atak ve dürtüsel davranış lar sergileyen çocuklar aynı zamanda çok hareketli yani hiperaktif özellikleri de taşırlar. Ancak bu olumsuzlukların sonucuna göre, DEHB sorunu olan her çocuğun, mutlaka dikkat eksikliği sorununun da olduğunu söyleyemeyiz. Bazı çocuklarımızda aşağıdaki üç özelliğin bir arada bulunabilmesi halinde, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite tanısı koyabiliriz.
“DEHB” Testinin ışığında, çocukta:
a) Dikkat Dağınıklığı ya da Dikkat Eksikliği özellikleri görülebilir.
b) Hiperaktif ya da “Aşırı Hareketli” özellikler görülebilir. Bu durumdaki çocukta Atak ya da Dürtüsel Davranışlar da görülür.
c) Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiflik “Aşırı Hareketlilik” bir arada görülebilir.
Ayrıntılı Tanılamada, tereddüt ve kuşkular bulunması halinde; “DEHB Testi “dışında, Depresyon Testi, Nörolojik ve Psikolojik Testler ya da alt testlerden “Dikkat, Algı vb. Testlerin” kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir.

ATAK VE DÜRTÜSEL DAVRANIŞLARIN TEDAVİSİ,
DÜZELTİLMESİ YÖNTEMLERİ

1. Tıbbi Tedavi ve Düzeltme Yöntemi:
a) İlaçlı Tedavi: İlaçlı tedavi testteki soruların yarısından fazlasına “Genellikle ya da Çoğu zaman“ yanıtı alınmış ise ve çocuk kendini düşünmede tehlikeye atıcı davranışlarda bulunuyor ve bunun sonucu sık, sık istenmedik olaylar ve kazalar başına geliyor ise ilaçlı tedaviye gereksinim duymaktadır.
Bu durumda çocuğun, Psikiyatri, özellikle Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi tarafından incelenerek, yapılan ilaçlı tedavi yöntemidir. DEHB sendromunun tedavisinde psikotümülan ve türevi ilaçlar kullanılır. “Ritalin, Permolin, Cylert, Dexedrine vb. ilaçlarla türevi ilaçlar doktor kontrolünde ve belirlediği dozajlarda ve sürede kullanılmalıdır.” Yan etkileri, iştahsızlık ve iştahsızlığa bağlı kilo kaybı, uyku tutma ve uykuya dalma güçlükleri ortaya çıktığında; doktorunuza başvurarak yan etkileri azaltıcı dozajlar düzenlenebilir. Avrupa Ülkeleri ve gelişmiş ülkelerde özellikle Ritalin çikolata gibi yaygın olarak kullanılmaktadır. Şu anda çocukları olumsuz etkileyecek yan etkileri bulunmaması, daha sonra yapılan araştırmalarla yan etkilerinin olmayacağı anlamına gelmemektedir.
b) Psikoterapi Tedavisi: Bireylerin olumsuz tutum, tavır ve davranışlarını ortadan kaldırmak amacına yönelik davranış Terapilerini “Bilişsel ve Davranışçı Terapiler” uygu lama sürecidir. Bireyin kendini ve davranışlarını kontrol edebilme, düşünerek hareket ede bilme, olumlu ya da olumsuz davranışları ayırt edebilme, davranışlarını düzenleyebilme, empati kurabilme “kendini başkalarının yerine koyarak, aynı olumsuz davranışın kendisine yapılması durumunda yaşadığı hisler ve gerçeklerle yüzleşmesi vb. Sağlanmalıdır. Olumlu davranışın sonuçları ile olumsuz davranışın sonuçlarını görebilme “Olumlu dönütleri yaşamasını sağlamak” Elinde olmadan yaptığı bu olumsuz davranışların, akranları, ailesi, öğretmenleri, arkadaşları vb. tarafından yanlış anlaşılmalara ve yargılara “ kızma, darılma, eleştirilme, dışlama, uyarılma yalnız bırakılma, cezalandırılma vb. “ götürdüğünün hissettirilmesi, olumlu davranışların olumlu sonuçlarının da aynı şekilde hissettirilmesi, farkındalık yaratılması ve gerçeklerle yüzleşmesinin sağlanması. Psikoterapi sürecinde kazandırılır.
Sonuç olarak kişiliğinin bir parçası haline gelen olumsuz tutum, tavır ve davranışların “Küskünlük, kırıcılık, karşı gelme, umursamazlık, oyun bozanlık, yanız bırakılmışlık, dışlanmışlık, horlanılmışlık, itilmişlik, kakılmışlık, başarısızlık, yaramazlık, haylazlık ve tüm bu ve benzeri olumsuzlukların sonucu ortaya çıkan öfke, kin, nefret ve öç alma duyguları” söndürülerek, yerine olumlu davranış örüntülerinin kazandırılma sına yönelik, uzun soluklu “Davranış Terapisi” sürecini kapsar. Terapi süresince istendik ve olumlu, değişen davranışlar hissettirilerek, yeni kazanılan davranışlardan haz alması, mutlu olması ve gurur duymasını sağlayıcı ödül, onay vb. Pekiştireçler sürekli kullanılmalıdır.
Toplumumuzda, 21 yy’ da olmamamıza rağmen; DEHB tedavisi için olmazsa olmaz olan bu yöntem konusunda “Psikologdan destek Alma” hususunda güçlükleri yaşanmaktadır. Bireyler, herhangi bir rahatsızlığı olduğunda kolaylıkla doktora giderken, psikolojik sorunlarının çözümünde ya da tedavisinde Psikolog’ dan yardım almaya, terapiye kadar istekli ve duyarlı davranmamaktadırlar.
Bunun sonucu yaşadığı normal psikolojik sorun çözümlenmediği ve sorun olmaya devam ettiği oranda daha üst düzeyde psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. (Stres ve Stresle Mücadele Yolları-Psikolog Halil Türkmen: Stres çağımızın psikolojik rahatsızlığıdır. Stresi kontrol ve denetim altına alıp, yönetme becerisini kazanmadığımız süreçte, Stres Anksiyete, Depresyon ve Panik Atak vb. Birçok psikolojik rahatsızlığın ortaya çıkması ile kalmaz, çok sayıda iç organları hatta yaşam için hayati organları tehdit ederek, vücudumuzdaki organlarla ilgili işlev bozuklukları ve hastalıkları tetikleyerek ortaya çıkarmaktadır.)
Ben, 1992 yıllarından bugüne kadar, yıllarca Psikolog Mesleğimizin tanıtımı konusunda mücadele ve çabalar vermekle kalmadım, ücretsiz psikolojik yardım, destek ve yönlendirme hizmetlerini; emekli olduğum 2001 yılına kadar karşılık ve maddi çıkar beklemeden verdim. (2001 yılından bugüne kadar görevlerimi özellikle PSİKOTERAPİ VE AİLE TERAPİ LERİ’NE ÖZEL SEKTÖRDE DEVAM ETTİRDİM.) 1990’ lı yıllardan bugüne, diğer değişle ülkemizde “Psikoloji, Psikolog Psikiyatri vb. konularında” TV Programlarının yaygın olmadığı yıllarda, Radyo ve TV Programları yaptım. Bu programlarda, “Canlı Bağlantılı Radyo Programları, Psikologunuz Diyor ki” halkımızın ve dinleyicilerin sorularını canlı bağlantılı alarak, anında yanıtladım. Daha sonraki yıllarda çeşitli yerel TV Kanallarında “Psikolog Özgül Hanımdan sonra, 14.00 Çayı ve Toplumumuz Neden Şiddete Yöneliyor vb. Programlarda, Uzman Psikolog olarak katılarak” mesleğimizin önemini, yararlarını, her bireyin Psikolog’ a ihtiyaç duyabileceğini ve Psikologların ilgilendiği konular hakkında halkımıza açıklayıcı bilgiler vererek sorunlarını paylaşıp, çözmeye özen gösterdim. Devlet Hastaneleri’nde yıllarca Psikiyatrist arkadaşlarımızın Psikolog’a yönlendirmeye çekindikleri BU ZİNCİRİ 2000’ li yıllardan sonra kırdık. Bu gün Psikologlar'a Terapi için yönlendirmeler yapılıyor. Umarım günümüzde vatandaşlarımız da BU ZİNCİRİ KIRARLAR… “Psikiyatri’ nin görev alanının, Ağır Psikolojik Sorunlar ve Ruhsal Bozukluklar olduğu, terapiye ayıracak zamanları olmadığı için bu işlevi; asıl görevleri Hafif Psikolojik Sorunlar ve Psikoterapi olan, bu işlevlerin Psikologlara bırakıldığının… HALKIMIZ DA FARKINA VARIR…
Çağımızda Eğitim sistemimizden kaynaklı sorunlar, “ Eğitim sisteminin ezberci, kuru bilgi yükleyici çarpıklığı ve eleyicilik esası gereği, akademik başarıyı ön plana alan ve ilgi ve diğer yetenekleri dikkate almayan ve sınav endeksli vb yapısı “ iş ve işsizlik gibi ekonomik sorunların olumsuz etkileri, ailevi sorunlar, arkadaşlık sorunları, çevrenin ve yaşamın bireyler üzerindeki olumsuz etkileri, güçlükler, zorluklar, baskılar vb. bu sorunların üstesinden gele meme, çözüm üretememenin sonucu oluşan yetersizlik, çaresizlik duyguları vb “Normal dışı ve normalden sapan davranışlar ” psikolojik sorunlara yol açtığı, bu sorunları her bire yin yaşayabileceği, biz psikologların bile bu tür sorunları olabileceği, tüm bu nedenlerle çekinme den Psikolog’ a gidilmesinin “ Psikolog’la görüşülenlerin danışan ile danışman arasında gizli kalacağını” defalarca programlarımda ve bire bir görüş melerim de dile getirdim. Ayrıca, Erken tanının ve tedavinin en önemli ve ilk adımı olduğunu, sorun ilk ortaya çıktığında terapi alınmaması halinde, süreç içinde sorunların ve septomların üstesinden gelinemeyecek kadar büyüyeceğini ve yeni septomlara yol açarak, tedavinin güçleşeceğini sürekli dile getirip vurguladım.

2. DEHB Eğitim Yöntemi ile Düzeltme Yolları:
DEHB 1, 2,3,4,5. sorular, “Kurallara uymada güçlük ya da normal dışı davranışları” belirlemek ve tanılamakta kullanılmaktadır. Anne- baba, bakıcı, “ebeveyn”, öğretmen vb. çocuğun bu davranışlarını sorun olarak belirlemeden önce; şu hususlara dikkat etmeli ve kendini sorgulayıp; öz eleştiri vermelidir.
- Konulan kurallar, çocuğun yaşına ve özelliklerine uygun mudur?
- Farklı farkı ortamlarda bile, aynı davranışları mı gösteriyor?
- Olumsuz davranışları, dikkat ve ilgi çekmek amacı ile mi yapıyor olabilir mi?
- Bu ortamlardan ya da bu ortamlarda ki olumsuz koşullardan kaynaklanıyor olabilir mi?
Tüm bu sorulara verdiğiniz yanıtlar “Hayır” ise testin ilk 5 sorusunun en az ikisi ya da üçüne “Genellikle” ya da “Çoğu Zaman” yanıtı verilmiş ise: Çocuğunuz, “Kuralara Uyma da Dürtüsel Sorunlar yaşamaktadır.” Bu sorunla ilgili, aşağıdaki önlemleri alıp; gerekli çalışma ve düzenlemeleri yapmalıyız.
Yaptığı olumsuz davranışlardan oluşan bir davranış listesi düzenleyiniz. Uymak da zorlandığı ve güçlük çektiği kuralları belirleyin. Kızmak, öğüt vermek, tembih etmek, cezalandırmak vb. yöntemleri kesinlikle kullanmayınız. Bu tepkisel davranışların yerine yaptıklarını gördüğünüz halde, bu olumsuz davranışları görmemiş gibi davranarak, görmezden gelmeniz; daha yarar sağlayacaktır, unutmayınız. Ancak olumsuz davranışların zıttı olan, olumlu davranışları yapması halinde; mutlaka, anında ödüllendiriniz. Kesinlikle yeni davranışı daha sonra gerek olumlu “İstendik davranışlar”, gerekse olumsuz “istenmedik davranışlar” yapması halinde; olumlu ya da olumsuz yaptığı davranışları birbiriyle kıyaslamaktan kaçınınız. “Özellikle olumlu davranışta bulunan, çevresindeki başka çocukları örnek göstererek kıyaslamalardan kaçınılmalıdır.”
Örnek 1: “Odası ya da çantası çok dağınık, eşyalarını toplatamıyorsanız. Gel birlikte toplayalım. Eşyaların büyük bölümünü siz toplamış olsanız dahi, başlangıçta ki günlerde az eşya toplamasını dahi yeterli bulunuz. Aferin, bak ne kadar güzel ve düzenli oldu. Şeklinde güzel bir söz ya da ödülle; “maddi, duygusal ya da gurur verip, onure edici sözler vb” anında olumlu davranış pekiştirilmelidir. Ben’ den ödül olarak ne yapmamı istersin? Şeklinde sorularla istemine uygun ödüllerin seçilmesi daha önem kazanır. “Sevdiği yemek, pasta vb”. Bu ödülün o gün yalnız onun için hazırlandığı izlenimi verilmesi ya da uygulamada kullanılması çok önemlidir. Daha öncesinde olay “Çocuk tarafından yapılan olumlu davranış çok basit de olsa, kısman de yapmış olsa “Baba ile paylaşılır ve gerekli yardım isteneceği, çocuğun desteklemesi gerektiği, söylenir. Akşam baba eve geldiğinde tüm koşullar oluşturulmuştur. “Senaryo: Baba sorar,” Bu özel sofra benim için mi hazırlandı?” Anne, açıklama yapar. “Hayır babası çocuğumuz için, bugün çocuğumuz neler yaptı. Olay babaya anlatılır. Baba, “Aferin! Benim oğluma ya da kızı ma” Benim çocuğum çok düzenlidir. Ben onu çok seviyorum. Anne, ben de… Onunla, onur ve gurur duyduklarını belirten sözler ve davranışlar, olumu pekiştireç olarak kulla nılır. Çocuk, kendisinin yaptığı, olumlu davranıştan haz duymasının yanında ben de yapabiliyorum düşüncesi ile öz benlik öz güven ve güven duygusunun kazandırılması çok önemlidir. “Olumlu Benlik Duyguları”
Örnek 2: Çocuğunuzun özelliklerine uygun “Daha basit ve kolay” görevler veriniz. Belirleyeceğiniz süreler daha az ve daha kısa olmalı “ Çocuk öğrenci ise konuyu parçalara bölüp, parçadan bütüne öğretim yöntemi kullanılmalıdır.“ Arkadaşı ile kısa süreli de olsa anlaşarak oynadıkları yada görevler yaptığında “Arkadaş seçiminde, olumlu özelliklere sahip ve herkesle anlaşabilen çocukların seçimi tercih edilmelidir” Aman, benim çocuğum; arkadaşı ile nasıl anlaşıyor, paylaşıyor, oynuyor, ödev yapıyor, ders çalışıyor vb. söylemlerle kalmayıp, somut pekiştireçlerle olumlu davranışları destekleyiniz. “Sevdiği yiyecek ve içecekler ikram edilerek” Sıkılıp görevi bıraktığında zorlamayın. Belirli bir aktivite ve etkinlik sonrası devam ettirmesini sağlayıcı koşullar oluşturunuz. Ev dışında benzer durumları öğretmenlerin de pekiştirmesi ve aile ile paralel yürütmesi; olumlu davranışın kazandırılmasın da gerekli diğer bir koşuldur. “Okul Öğrencileri için”


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ve Düzeltme Yolları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Halil TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Halil TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Halil TÜRKMEN Fotoğraf
Psk.Halil TÜRKMEN
Gaziantep ve İçel (Mersin)
Psikolog
PSİKOLOG
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi22 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Halil TÜRKMEN'in Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,158 uzman makalesi arasında 'Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ve Düzeltme Yolları' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİDavranışların Yaşama Etkileri Kasım 2019
◊ Stres Testi Aralık 2008
◊ Unutkanlık Testi - Unutkanlık Ölçeği ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2008
◊ Beck Anksiyete Ölçeği Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:10
Top