2007'den Bugüne 82,017 Tavsiye, 26,002 Uzman ve 18,206 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Ebeveyn Tutumlarının Çocuk Karakteri ve Kişiliği Üzerine Etkisi
MAKALE #20893 © Yazan Uzm.Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Kasım 2019 | 819 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Çocuk eğitimi anne karnında başlar. (Anne hamileyken başlar.) Annenin duygu regülasyonu nasılsa (hamilelik döneminde ve özellikle bebek doğduktan sonraki ilk 3 yıl) bebeğin duygusal regülasyonu da o yönde şekillenir. Anne çok kaygılı, üzüntülü, depresifse çocuk bunları içselleştirir. Bebek de o modda büyür. Gece çok ağlayan, sürekli mız mız olan bebeklerin annelerinin ruh hallerinin iyi olmadıklarını görürsünüz. Annenin ruhsal yapısından, duygu regülasyonundan bebek etkilenmiştir. İlk ilişkilerimiz, anne babayla olan iletişim, etkileşim (0-6 yaş döneminde) hatalı yapılandıysa, bundan sonraki geleceğimize de bu yapılanma (ilişkilerimize) bu hatalı yapı yansıyacaktır. Bugün annemizle, yarın babamız, arkadaşımız, nişanlımız, eşimiz, amirimizle olacaktır. Bazen fotokopi çektiğimizde kağıt üzerinde çeşitli çizikler olur. Camı temizler, fotokopi makinesini düzenler kağıt koyarız fakat gene o çizikler çıkar. Çünkü o fotokopi makinesinin dram denilen ünitesinde bir çizik vardır. O çizik tamir edilmediği müddetçe siz camını ne kadar temizlerseniz temizleyin ne kadar davranışsal ve bilişsel yöntemlerle uğraşırsanız uğraşın makinenin içine girip o ana kalıptaki çiziği düzeltmediğiniz süreçte tüm ürünleriniz, ilişkileriniz çizikli çıkacaktır.

Anne açtır. Ya da bir şeyden korkmuştur kaygılanmıştır. Anne aç olunca, korkup, kaygılanınca stres hormonları artar. Annenin stres hormonları artınca o hormonlar çocuğa göbek kanalından gelerek çocuğu etkiler. Bu durumda anne strese karşı hassasiyeti olan bir bebek geliştirmiş olur. (Anneyi etkileyen her şey anne karnında bebeği de, onun duygu regülasyonunu da etkiler.)

Annenin verdiği tepkiler, (ses, bakış, dokunuş v.s) dünyayı tanıması için bebeklerin, çocukların en önemli deniz feneridir. Bebek dünyayı anne üzerinde tanır, keşfeder. Anne dünyaya, nesnelere, ,insanlara, hayvanlara nasıl tepki veriyor. O tepki verme şeklini içselleştirir. Bebeğin, çocuğun yetiştiği, büyüdüğü çevre her şey çocuğun duygu regülasyonunu etkiler. Martı sesi, ezan sesi, çan sesi v.b bir bölgede çocukluk geçirdiyseniz, çocukluğunuz esnasında stresli bir ortamda, çevrede yaşadıysanız, her şey martı sesi, ezan sesi, çan sesi zihninize nörobiyolojik olarak kodlanır. Siz çağrışımsal bir zincirle tüm o duygusal ağı, duygusal örüntüyü aktifleştirirsiniz. Çocukluğumuzda deneyimlediğimiz ilişki şekilleri beynimizde nörobiyolojik yolaklar halinde aktifleşir ve bu yolakları biz ömür boyu tekrarlarız.

Çocuk bağlanma stillerinin aynısını anneden taşıyor. Anne çocuğunu olduğu gibi kabul eder, ona güvenli bir dünya kurarsa, onun ihtiyaçlarını karşılarsa çocukta güvenli bağlanma stili dediğimiz beynimizin ana sistemini yapılandırır. Anne çocuğunu doğurduktan sonra kendi bireysel problemleriyle, kocasıyla kavgaları, duygu durum bozukluğu, depresyon, panik atak varsa, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıkları varsa, kayınvalidesiyle sorun yaşıyorsasa, evlilik sorunları, ekonomik sorunları varsa çocuğu güvensiz bağlanma stili geliştirir. Bu çocuğa gelen uyaranlar güvensiz bağlanma uyaranlarıdır. Bu çocuk dış dünya ile ilişkilerinde patolojik, sıkıntılı ve problemli olmasına neden olur. Kısaca belirtmek gerekirse; Anne kendi canının derdine düşmüşse, çocukluğundan itibaren getirdiği bireysel kişilik patolojileri varsa bu durum aynen bebeğe yansır.

Oyun parklarına gidin seyredin. 2-3 yaşında çocuk annesinin yanına gelir, sürtünür ve geri gider. Kum, kürek oynarken birden annesine bakar orada olduğunu görür ve oyununa devam eder. 3 yaşına kadar bu şekilde sürer. Annenin yüzünde korku ve panik görürse 1 adım ileriye gidemez. Çünkü o adımdan sonrası çocuk için cehennem demektir. Çocuk, oyun oynarken annesiyle kurduğu ilişkinin patalojik olup olmadığını, çocuğun annesiyle kurduğu bağlanmanın; güvenli bağlanma mı güvensiz bağlanmamı olduğunu rahatlıkla anlarsınız.

Ebeveynlerin ruhsal sorunlarının olması da çocuklardaki duygu regülasyonlarını bozar ve kişilik bozukluklarının temelleri atılır. Sürekli evde travmatik bir şekilde dayak yiyen, cezalandırılan bir çocuk sağlıklı bir kişilik geliştiremez. Bir ebeveyn bir çocuğa fiziksel bir acı verdiğinde o çocuk çözümsüz bir biyolojik çelişkiyle karşılaşır. Bir yandan yaralanıp korktuğumuzda korunmak için bize bakım veren güvenebileceğimiz, sığınabileceğimiz kişilere sığınma içgüdüsüyle doğarız. Diğer yandan bakıcılarımızın da (bakım veren) acı ve korku kaynağı haline gelmesi, yaptığı şeylerle çocuğun dehşete düşmesine sebep olması, çocuğun beyni için oldukça kafa karıştırıcıdır. Bir devre çocuğu acı veren ebeveynden kaçmaya iterken diğer bir devre çocuğu güvenlikle bağdaştırdığı figüre doğru yönlendirir. Bu yüzden ebeveyn korku ya da acı kaynağıyken durum çözümsüz bir hal aldığı için beynin işlevlerinde bozulma görülebilir. Bu durum çocuklarda psikoza kadar gidebilmektedir.

Çocuğun nesnelerle kurduğu ilişki ile insanlarla kurduğu ilişki aynıdır aslında. (Nesnelerle kurduğu ilişkiden yola çıkarak bunu insanlarla nasıl ilişki kurduğunu, kuracağını da anlayabiliriz.) Oyun oynarken, kalemi kullanırken, buzdolabını kapatmaktan kapıyı örtünceye kadar nesneyle kurdukları ilişkiyi an’ a indirgediğinizde bir insanın, (çocuğun) karakter, kişilik portresi her yere mührünü vurduğunu görürüz. Dolabı tuttu açtı açma şiddet derecesi ile insanlarla kurduğu temas aynıdır. Meyve suyunu masanın üzerine koydu koyuş şiddet derecesi ile arkadaşlarıyla temas derecesi genellikle aynıdır. Meyve suyunun içine pipetini koydu. Oradan meyve suyunu höpürdetmesi ve içine çekme şiddet derecesi ile oyunlardaki uyum derecesi aynıdır. Ayağıyla buzdolabının kapağını örttü buzdolabına dokundurma şiddet derecesi ile arkadaşlarıyla oynarken, şakalaşırken ki derece aynıdır. (An’ lar bizim tüm tarihimizi saklar.)

Herkesin bir tarzı vardır. konuşmanızda, giyiminizde, ev dekorasyonunuzda ve imza atmanızda bile herkesin kendisine özgü bir tarzı vardır. Bu tarz, çocuk yetiştirme için de geçerlidir. Çocuk yetiştirme tarzınız; hem aile dokunuzu, huzurunuzu etkilerken hem de çocuğunuzun kişilik yapısını, duygularını, okuldaki akademik başarısını, seçtiği arkadaşlarını, sigara, alkol, uyuşturucu kullanıp kullanmayacaklarını bile etkileyebilecek geniş bir yelpazeyi kapsar. Eğer Otoriter bir ebeveynseniz çocuklarınızın hayatlarına, yaşam biçimlerine oldukça müdahilsinizdir. Fiziksel olarak da çocuklarınızın hayatındasınızdır. Çocuklarınızın üzerinde yeterince kontrol uygularsınız, ya da uygulamaya çalışırsınız. Çocuklarınızın kiminle, nerede, ne yaptığından haberdarsınızdır. Otoriter yaklaşım tarzı; Çocukları ya aşırı itaatkâr ya da isyankâr yapar. Her iki durumda da çocuk bilgi kaynağından nefret etmeyi öğrenir.

Müsamahakar ebeveynseniz; Bu tarz bir ebevenlik rolünü üstlendiyseniz çocuklarınıza çok az sınır koyuyor ya da hiç sınır koymuyorsunuzdur. Ailede Kural ve sınır sorunu vardır. Çocuklarınızın istediği, neredeyse her şeye teslim oluyorsunuzdur. Ebeveynlik rolünü aslında çocuklarınıza bırakıyorsunuzdur. Onlara çok fazla özgürlük tanıyorsunuzdur. Eve dönüş saatlerini siz belirlemiyorsunuzdur, ne zaman eve döneceklerini bildiklerini düşünüyorsunuzdur. Bu tarz çocuklar; fevri, öfkeli, saati saatine uymayan, karşı gelen, asi, antisosyal kişiler olma eğilimindedirler. Buna çok yatkın olmaktadırlar. Despot ebeveyn tarınız varsa; Bu ebeveynler kendileri öfkeye yatkındırlar. Çocuktan çok sayıda istekte bulunurlar. Kendi beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap vermediklerinde bağırır, çağırır, eleştirir ve ceza verirler. Çocuklarına yaklaşım tarzları ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin şeklindedir. Çocuklarının ayrışma ve bireyleşmeleri ebeveynler tarafından desteklenmez. Bu ebeveynlerde büyüyen çocuklar korku içinde büyürler. Olumsuz duygularını çok bastırırlar ya da eyleme vururlar. (öfke patlamaları, kötü alışkanlıklar v.s.) bu çocuklar ebeveynlerini sert, soğuk ve mesafeli olarak tanımlarlar. İhmalkar ebeveyn tarzınız varsa; Bu ebeyenler sadece lafta ebeveyndirler. Kendilerine çocukları nerede olduğu ve ne yaptıkları sorulduğunda verdikleri cevap bilmiyorum, emin değilim şeklinde olur. Sürekli olarak ulaşılamama, ve ilgisiz, meşgul olma eğilimindedirler. İhmal edilen çocukları tanımak hiç de zor değildir. Yetişkinlere ve kendi akran gruplarına karşı (yaşıtlarına göre) yabancılaşma yaşarlar. Sürekli mesafe ayarı yaparlar onlarla iletişim ve etkileşim kurmakta çok zorlanırlar. Mesafe ayarı yapmak için çoğunlukla öfkeli davranırlar ya da çok çekingen davranırlar. Duygusal olarak dengesizdirler. Duygu regülasyonları çok zayıftır. Sorun çözme becerileri çok zayıftır.

En etkili ebeveynler, ebeveynliklerini çocuklarının yaşlarına ve olgunluk düzeylerine göre ne zaman ve nasıl ayarlayacaklarını bilen ebeveynlerdir.
Çocuklar, dünyaya sınırları kuralları bilerek gelmezler. Çocukların Yaşına ve gelişim düzeylerine göre sınır ve kurallar konulmalıdır. Sınır ve kural konulduğunda çocuklarda karakter ve kişilik oluşmaya ve oturmaya, şekillenmeye başlar. Çocuğunuza iltifat ederken de fırça atarken de ölçü ve denge çocuğun karakter ve kişilik gelişiminde çok önemlidir.

Çocuklarla konuşurken ses tonunuzu ayarlayarak bağırmadan soğukkanlı bir şekilde iletişim ve etkileşim kurmanız önemlidir. Çocuklarınızla konuşurken başka bir şeyle meşgul olmadıklarından emin olun, çocuğunuzun doğrudan size bakmasını sağlayın. Göz kontağı kurarak kısa, basit anlaşılır tarzda konuşun. Konuşma bittikten sonra anlaşılıp anlaşılmadığınızı teyit edin. Çocuğa ne istediğinizi tekrar ettirin. Verilen görevi tamamlamaları için bir süre sınırı tanıyın. (15 dakika sonra televizyon kapanacak, dişlerini fırçalamış ve yatağında olmuş olacaksın gibi. )

Teşekkür ve iltifat etmeyi de unutmayın. Olumlu pekiştireçler davranış kazandırmada çok önemlidir.

Unutmayın; Çiçek açmadığında, çiçek değil etrafındaki ortam düzeltilmeye çalışılır.

Sevgiyle ve Sağlıcakla kalın :-)

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ebeveyn Tutumlarının Çocuk Karakteri ve Kişiliği Üzerine Etkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     12 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul
Klinik Psikolog
Uzman Klinik Psikolog/ Psikoterapist/ Hipnoterapist/ Emdr Terapisti/ Evlilik / Eş / Aile Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Ebeveyn Tutumlarının Etkisi Psk.Dnş.Yasemin ŞAHİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,206 uzman makalesi arasında 'Ebeveyn Tutumlarının Çocuk Karakteri ve Kişiliği Üzerine Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Mutlu Evliliğin Pin ve Puk Kodları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2018
► Terk Depresyonu Nisan 2017
► Kendi Bedenine Güven(E) Meme (Panik Atak) ÇOK OKUNUYOR Nisan 2018
► Tik Bozukluğu Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:49
Top