TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çocuklarda Öğrenme Güçlükleri

Psk.Dnş.Ece AKIN BAKANAY
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 6 Makalesi varİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 17408,

* Yayın Tarihi : 18-09-2007 - 20:48 (2406 gün önce),

* Ortalama Günde 7.24 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 15345 , Kelime Sayısı : 1805 , Boyut : 14.99 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Dnş.Ece AKIN BAKANAY hakkında söyledikleri:
Ece Akın Bakanay'dan(ve Seçil Akaygün Cüntay) kısa süre önce mesleki bir eğitim aldım. Eğitimin konusu Çocuk ve Ergenlerle Grup Çalışmalarıydı. Bu çalışmada grup çalışmalarına ilişkin tüm deneyimlerini ve bilgilerini bizlere paylaştılar. Bu çalışmada sunumlarındaki akıcılık, samimiyet ile aktardıkları konuya hakim olmaları en çok beğendiğim yöndü. Bu konuda bilgilenmek isteyen her Psikolog ve Psikolojik Danışmana Çocuk ve Ergenlerle Grup Çalışmaları eğitimini tavsiye ederim.
(Bilge Civelek, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 05-10-2008)

Psk.Dnş.Ece AKIN BAKANAY Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Çocuklarda Öğrenme Güçlükleri

Öğrenme Güçlükleri


Öğrenme güçlüğü, bireyin temel öğrenme becerilerini olumsuz olarak etkileyen durumları genel olarak tanımlamak için kullanılan bir kavram olarak kabul edilebilir. Bu genel kavramın altında dinleme, konuşma, okuma-yazma, akıl yürütme, planlama ve matematik becerilerinin bir ya da birkaçında yaşanılan sorunlar yer almaktadır.

Öğrenme Güçlüğü kavramı ilk olarak 1963 yılında Samuel A. Kirk tarafından kullanılmış ve bu tarihten itibaren okulda öğrenme sorunları yaşayan çocukları tanımlamak için yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Öğrenme güçlüklerinin en ayrıntılı tanımı 1981 yılında A.B.D’deki National Joint Committee for Learning Disabilities tarafından yapılmıştır. Bu tanıma göre “Öğrenme güçlükleri, dinleme, konuşma, okuma, yazma, usa vurma ya da matematik yeteneklerinin kazanımında ve kullanımında önemli ölçüde güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir grup bozukluğu içeren genel bir terimdir. Bu bozukluklar bireyin içsel özelliği olup, merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı varsayılmakta ve yaşam boyu sürebilmektedir. Kendini-düzenleyebilme, toplumsal yaşamı algılama ve sosyal etkileşim davranışlarındaki sorunlar öğrenme güçlükleri ile birlikte ortaya çıkabilir fakat bu sorunlar kendi başlarına bir öğrenme güçlüğü kategorisi oluşturmazlar. Öğrenme güçlüğü, diğer özür gruplarıyla (örneğin, duyusal özür, zihinsel özür, sosyal ve duygusal özür) ya da çevresel etkilerle (örneğin, kültürel farklılıklar, yetersiz ya da uygun olmayan öğretim) bir arada olabilmekle birlikte, bu koşulların ya da etkilerin doğrudan sonucu değildir. (NJCLD, 1994p. 19).”

Öğrenme güçlükleri genellikle çocuğun okula başlaması ile birlikte fark edilir. Okul başarısı için gerekli olan becerilerde (okuma-yazma, dikkat konsantrasyon, matematik) zorlanan bu çocuklar normal veya normalin üstünde zeka potansiyeline sahip olmalarına rağmen ders başarısında yaşıtlarının gerisinde kalmaktadırlar. Öğrenme güçlüklerinin tanımlanmasındaki en önemli etkenlerden biri yaşanılan sorunun zekadan (zeka seviyesindeki sorundan kaynaklanmaması) ve öğrenmeyi olumsuz etkileyecek fiziksel (görme,işitme vb) ya da sosyal etkenlerden(ekonomik ya da kültürel etkenler ile eğitimin tam olarak verilemediği durumlar gibi) bağımsız olarak ortaya çıkmasıdır. Öğrenme güçlükleri genel olarak çocukluk döneminde tanımlansa da sadece bu döneme ait bir sorun değildir. Öğrenme güçlüğü geçici değildir, etkileri yaşam boyu devam eder. Erken ve uygun şekilde müdahale edilmediğinde bireyin öncelikle akademik hayatını daha sonrasında ise duygusal ve sosyal gelişimi ile birlikte hayat kalitesini olumsuz olarak etkileyebilmektedir.


Öğrenme güçlükleri okul başarısı ile ilgili yaşanan sorunların en önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle yurt dışında yapılan araştırmalara göre okul çağı çocuklarında ortalama yüzde 5-10 oranında öğrenme güçlüğü sorunu gözlemlenmektedir. Bu ise bir sınıfta yaklaşık 2-4 çocukta öğrenme güçlüğü olduğu anlamına gelmektedir. Aynı araştırmalarda ise öğrenme güçlüklerinin erkek çocuklarda görülme sıklığı kız çocuklara göre 4 kat daha fazla olduğu belirtilmektedir.

Öğrenme Güçlüklerinin Nedenleri
Son yıllarda yapılan araştırmalarda öğrenme güçlükleri nörolojik bozukluklar olarak tanımlanmaktadır. Ancak öğrenme güçlüklerine neden olan tek bir etken olmadığı belirtilmektedir. Öğrenme güçlükleri ile ilişkilendirilen nedenlerden ilki bu sorunların genetik özelliğe sahip olmasıdır. Aile bireyleri arasında öğrenme güçlüklerinin yaşayan bir bireyin benzer sorunların ailenin başka bireylerinde de ortaya çıkma olasılığın yüksek olduğu belirlenmiştir.

Öğrenme güçlüklerinin diğer nedenleri ise doğum öncesi ve sonrasındaki etkenler olarak belirtilmektedir. Hamilelik süresince annenin sigara- alkol ya da kontrolsüz ilaç kullanımı, erken doğum, yetersiz beslenme, sorunlu doğum, doğum sonrası dönemde ateşli hastalıklar gibi etkenlerin çocuğun merkezi sinir sistemini olumsuz etkileyerek öğrenme güçlüklerine neden olabilmektedir.

Bir başka açıklama ise gelişimsel olgunlaşmada yaşanılan gecikmelerin öğrenme güçlüklerine neden olabildiğidir. Temel gelişim basamaklarında yaşanılan aksamaların (konuşmanın gecikmesi gibi) öğrenme becerilerini olumsuz olarak etkilediği, ilerleyen yıllarda becerilerin kazanılması sırasında yaşanılan bu gecikme ve aksamaların öğrenme güçlükleri ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Anne baba tutumlarının, yetiştirme tarzının ve çevresel etkenlerin öğrenme güçlüklerine neden olmadığı, sadece yaşanılan sorunlarla baş etmede durumu kolaylaştıran veya zorlaştıran etkiye sahip olduğu belirtilmelidir.

Öğrenme Güçlüklerinin Belirtileri
Öğrenmenin gerçekleşmesi için nörolojik 4 temel işlevin koordinasyon içinde çalışması gerekmektedir. Bu işlevler bir ya da bir kaçında sorun yaşandığında öğrenme becerileri olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu işlevlerden ilki olan giriş; duyu organlarından gelen bilgi/uyaranın beynimize iletilmesidir. Bu aşamada öğrenme güçlükleri nedeniyle görsel ya da işitsel algı alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkabilir. Örneğin yazıda ya da okumada harflerin ters algılanması (b ile d harfinin karışması gibi), öğretmenin verdiği sözlü açıklamanın bir kısmını uygulayabilmesi (kitabınızı açıp, 12. sayfayı okuyun yönergesinin sadece ilk bölümünü algılayıp yapmak gibi) bu alandaki sorundan kaynaklanabilir.

İkinci aşama ise işlem sürecidir. Bu süreçte beyine iletilen uyaran/bilgi değerlendirilir, anlamlandırılır ve kaydedilir. Bu süreçte sıralama, soyut düşünme ve planlama-organizasyon becerilerine ihtiyaç vardır. Bu süreçteki bir sorun çocuğun işleri sıraya dizme, planlama ve organizasyon alanlarında problem yaşamasına neden olabilir. Örneğin günü planlamak, çanta-masa organizasyonu sağlamak, ders çalışmak için gerekli planlamayı ve düzenlemeyi yapmaktaki zorluklar bu alandaki problemden kaynaklanabilir.

Üçüncü aşama olan bellek, bilginin depolanması ve gerektiğinde kullanılmak üzere hatırlanmasını sağlar. Öğrenme güçlüklerinde bu aşamada sorun yaşayan bireyler öğrendikleri bilgiyi kısa süreli ya da uzun süreli hafızaya uygun olarak kaydedilmediği için bilgiyi hatırlamakta zorlanabilirler (örn: evde çok iyi çalıştıkları konuyu sınavda hatırlayamamak ya da çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanmak gibi)

Dördüncü aşama ise çıktı olarak tanımlanır. Bu aşamada ise bilgi ya da uyaran bilişsel süreçlerin sonunda yazı, hareket, okuma, çizim olarak ortaya çıkar. Öğrenme güçlüklerinde bu alandaki sorunlar okuma-yazmada hata ya da sakarlık olarak kendilerini gösterebilirler.

Bilişsel öğrenme süreçlerindeki sorunlar farklı öğrenme alanlarında farklı sorunlar olarak ortaya çıkabilir. Öğrenme güçlüklerinin belirtileri bu nedenle her bireyde farklılık gösterebilir. Özellikle de yaşanılan sorunun şiddetine ve etkilediği öğrenme alanlarının işlevlerine göre belirtiler de değişebilir. Genel olarak en sık karşılaşılan belirtileri sıralamak gerekirse aşağıdaki semptomlar öğrenme güçlükleri yaşayan çocuklarda gözlemlenebilir.

• Okuma-yazmayı yaşıtlarından daha sonra öğrenebilirler. Özellikle ses-sembol olarak birbirine benzeyen örneğin b-d, k-t, s-z gibi harfleri karıştırırlar.

• Aritmetik sembolleri karıştırırlar. (+ yerine - yazmak, + işaretini x olarak
algılamak gibi)

• Okurken ve yazarken harf, hece atlar ya da harf eklerler. Ters okur veya yazarlar (ev yerine ve, çok yerine koç gibi). Okurken satır kaybedebilirler.

• Bilişsel çaba gerektiren işlerde isteksiz olurlar, dikkatlerini toplamakta zorlanırlar.

• Unutkan ve dalgın olabilirler. Zamanı verimli kullanamazlar. Sınıf arkadaşlarının 30 dakikada tamamladığı ev ödevi 2 saate kadar uzayabilir.

• Yazıları okunaksız olabilir, yazarken çok çaba harcayıp çabuk yorulabilirler. Kompozisyon yazmak gibi yazılı anlatımlardan kaçınırlar.

• Yaşıtlarına göre okuma hızları yavaştır. Bilgileri ya da yazılı sorularını eksik okuyabilirler.

• Çanta ve masalarını toplamakta, organizasyonu sağlamakta zorlanırlar. Eşya-oda düzeninde sorun yaşarlar.

• Çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanırlar. Bazı harfleri karıştırdıkları gibi bazı rakamları da karıştırır ya da ters yazarlar.

• Okuduklarını anlamakta ve anlatmakta zorlanırlar. Ayrıca kendi duygu ve düşüncelerini anlatmak ve ifade etmekte zorlanabilirler.

• Dikkat konsantrasyonları kısa sürelidir. Kolay sıkılırlar, bu nedenle tek başına çalışmak yerine birinin gözetiminde çalışmaya ihtiyaç duyabilirler.

• Zaman (saat-gün-aylar) ve yön (sağ-sol-doğu-batı) kavramlarını öğrenmede zorlanabilirler.

• Motor koordinasyon becerilerinde yaşadıkları sorunlar nedeniyle sakar olabilirler.

Öğrenme güçlüğü olan her çocuk bu sorunların hepsini bir arada ya da aynı derecede yaşamayabilir. Ancak sorunun doğru tanımlanması ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmesi önemlidir. Yaşanılan sorunlar ne kadar erken tanımlanıp, uygun uzman yardımıyla okul, aile ve çocuğun gereken desteği alması sağlanırsa sorunların çözümü o kadar kolaylaşacaktır.

Öğrenme Güçlüklerinin Etkileri

Öğrenme güçlüğü birincil olarak akademik alanları etkiler gibi görünse de aslında çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki etkileri de oldukça fazladır. Öncelikle okulun ilk yıllarından başlayarak başarısızlık kavramıyla tanışan ve mücadele etmek zorunda kalan çocuklar bu durumdan olumsuz olarak etkilenmektedir. Arkadaşlarının kolayca çözebildikleri matematik problemini yanlış yapmak, çarpım tablosunu birçok kez ezberlemesine rağmen sürekli unutmak, sınıfta en yavaş okuyan çocuk olmak, çocuğun yetersizlik hissetmesine neden olmaktadır.

Okulda ve günlük yaşamda karşılaştıkları olumsuz deneyimler benlik algılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların aileleri ve öğretmenleri genellikle onların “yapamadıklarına” ve “beceremediklerine” odaklanmışlardır. Sıklıkla olumsuz uyarı alırlar. Bu tutum da çocuğun kendine ilişkin olumsuz düşüncelerinin pekişmesine neden olur.

Organize olmakta güçlük yaşıyor olmaları ve yeterli ders çalışma becerisi geliştirememiş olmaları ders çalışmayı bir kabusa dönüştürebilir ve bu da derslere ve okula karşı ciddi motivasyon kayıplarına neden olabilir. Bu noktada okula gitmek istememe, okumaya karşı isteksiz olma, okul arkadaşlarıyla sosyal ilişki kurmakta ve sürdürmekte güçlük, agresyon eğilimi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

Öğrenme Güçlüklerinde Eğitim Süreci
Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yaşıtlarıyla birlikte okul ve sınıf düzeni içinde eğitimlerine devam etmektedirler. Çok ağır öğrenme sorunları olanlar dışında özel bir sınıf ve eğitim sistemine gerek duyulmamaktadır. Ancak varolan sistemde kendi hallerine bırakıldıklarında bu çocuklar akademik ve duygusal olarak zarar gördükleri, varolan potansiyellerini kullanmakta zorlandıkları bilinmektedir. Bireysel farklılıklarının değerlendirildiği ve dikkate alındığı eğitim sisteminde çocukların öğrenme becerilerinde gelişmeler gözlemlenebilmektedir.


Öğrenme bozukluğu yaşayan çocukların eğitimsel terapi olarak adlandırılan profesyonel yardıma ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Ama sadece uzmanlardan alınacak bireysel desteğin değil okul, aile ve uzman işbirliği ile yürütülen sistemli çalışmaların en etkili sonucu verdiği görülmektedir. Eğitimsel terapi çalışmalarında çocuğun sorun yaşadığı alanların ve güçlü yanlarının tespit edilmesi, değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik çalışmaların planlanması esastır. Uzman yardımı kadar aileye ev ortamı ile ilgili sunulacak öneriler ve sınıf öğretmeni ile ortak çalışmalar eğitimin etkinliği için önemlidir.

Öğrenme güçlüğü olan çocukların zeka sorunları yoktur. Sadece standart, var olan öğrenme teknikleri ile öğrenmekte sorun yaşarlar. Sınıf arkadaşları ile aralarındaki bu farklılık nedeniyle normal sınıf ortamında sahip oldukları potansiyeli kullanmakta zorlanırlar. Bu nedenle okul sistemi içindeki öğretmenlerden ve bu konuda uzmanlaşmış profesyonellerden yardım almaları önemlidir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar bazı öğrenme alanlarında sorun yaşayıp zorlansalar da, güçlü olan ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri farklı öğrenme becerilerine de sahip olabilirler. Örneğin okurken ya da yazı yazarken çok zorlanan bir çocuk resimde, müzikte, sporda ya da satrançta başarılı olabilir. Eğitim sisteminde öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için farklı alanlara yer verilmesi çok daha fazla önem taşır.

Öğrenme güçlüğü olan çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?
Öğrenme güçlüğü olan çocukların akademik başarı alanında yaşadıkları zorluklar problemin en dikkat çekici belirtisi olmasına rağmen, maalesef tek sorun değildir. Bu çocuklar zamanında fark edilip, gerekli önlemler alınmadığı takdirde ilerde kayıp bireyler haline gelmektedirler. Birçoğu “tembel”, “yaramaz” ya da “yetersiz” olarak değerlendirildikleri için sahip oldukları potansiyeli hiçbir zaman gösteremezler. Bazıları eğitim hayatlarını yarım bırakır, bazıları ise yaşadıkları başarısızlıklar nedeniyle duymaya alıştıkları olumsuz eleştirileri kendi benlik algıları olarak kabul ederler. Aileleri, yakın çevreleri ve öğretmenler tarafından yeterince çalışmayan kişiler olarak değerlendirirler. Bunlar sonuncunda da okul ile ilgili her şeyden giderek uzaklaşan, yeterli özgüvene sahip olmayan, içine kapanan, ailesi ile iletişim kuramayan, uyumsuzluk ya da saldırganlık gibi davranış problemleri yaşayan bireyler yetişmektedir. Bu nedenle sorunların fark edildiği dönemde hemen önlem alınması önerilmektedir.

Anne-Babalara Öneriler

• Çocuğunuzun yaşadığı öğrenme güçlüğü hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın.
• Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edeceksiniz, bunların yanı sıra çocuğunuzun güçlü yanları, olumlu özelliklerini destekleyin. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olun.
• Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler deneyin. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemlerini kullanarak (görsel, işitsel, yaparak) çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilirsiniz. Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışveriş yapmak, masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir.
• Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Sadece başarılı olduğunda, sınavdan iyi not aldığında değil her zaman onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın.
• Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşun. Ona zor gelenleri ve bunlarla baş etmek için neler yapabileceğinizi birlikte tartışın. Kimse çocuğunuzu kendisinden iyi tanıyamaz.
• Okul ve öğretmen ile sürekli iletişim halinde olun. Sadece notları değil davranışları ve gösterdiği çaba hakkında da bilgi edinmeye çalışın.
• Ders çalışma becerisini desteklemek için uygun ders çalışma yöntemlerini öğretin. Ödevine yardım etmek yerine ödevini nasıl yapabileceği konusunda yardım etmeye çalışın.
• Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edin. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda, dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterin.
• Zorlandığımız durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurun.


Ece Akın Bakanay
Uzm. Psikolojik Danışman

Kaynaklar
Harwell, J. M. (2001). Learning Disabilities Handbook. Jossey-Bass. San Francisco
Korkmazlar, Ü. (1993). Özel Öğrenme Bozukluğu. Taç Ofset. İstanbul

İçimdeki Çocuk dergisi Nisan 2006 sayısında yer almıştır.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Çocuklarda Öğrenme Güçlükleri ile İlgili Kavramlar :
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Çocuklarda Öğrenme Güçlükleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Ece AKIN BAKANAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Çocuğa Sorumluluk Duygusu Nasıl Kazandırılır? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Altını Islatıyor Ne Yapabilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Her Şeye İtiraz Ediyor Ve İnatlaşıyor Ne Yapabilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Ne Kadar Özgür Olmalı? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğum Tırnaklarını Yiyor, Nasıl Yardımcı Olabilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Çocuğuma Cinsel Eğitimi Nasıl Verebilirim? , Alaaddin DEBGİCİ
  • Terapi&danışmanlık Esnasında Sorunlar Şüpheler , Sinem MALKOÇ
  • Saygıyla Kalkan Sevgiyle Oturur , İlkten ÇETİN
  • Hayaller Gerçek Olsa , Melisa KÜÇÜK DEDEOĞLU
  • Gençlerde Mutsuzluk: İki Gencecik Kızı Suya İttiler , İzzet GÜLLÜ
  • Erkeklerde Cinsel İsteksizlik Ve İktidarsızlık , İlkten ÇETİN
  • Kadınlar Neden İstemez: Cinsel İsteksizlik - Cinsel Soğukluk , İlkten ÇETİN
  • Çocuk Cinsel İstismarı Ve Önlemler , Bilge AÇIKGÖZ
  • Psikiyatri Cani Ve Sapık Aklama Branşına Dönüşmemelidir , İzzet GÜLLÜ
  • Evlilikte Güven Duygusunun Önemi , Tuğba DEMİRÖZ
  • Sosyal Sermayemiz Var Artık; Psikolojik Akrabalık , İlkten ÇETİN
  • Yeme Bozukluğu Kendine Zarar Vermenin Bir Başka Biçimidir , Fatih SÖNMEZ
  • Liderlerin Psikolojisi Ve Toplumla İlişkileri , Rüveyda ÇELENK YILMAZ
  • Çocuk Ve Gençlerde İnternet Bağımlılığı , Bilge AÇIKGÖZ
  • Okul Öncesi Çocuklarının Oyunu Ve Bilişsel Yetenekleri , Nurhan ÜNDER
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    23:39
    Top