2007'den Bugüne 86,871 Tavsiye, 26,961 Uzman ve 19,241 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaşam: Doğumla Ölüm Arası Hipnoz ...
MAKALE #211 © Yazan Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ | Yayın Eylül 2007 | 6,608 Okuyucu
Derler ki, yaşam doğumdan ölüme kadar aldığımız hipnozların bütünüdür...


İlk uygulama dönemlerinde, tedavi amaçlı kullanımında hipnoz sürecindeki durum uykuya benzetildiği için, bu uygulamaya Mitolojideki Uyku Tanrısının adı verilse de, geçen zamanla ve çeşitli uygulamalı araştırmalarla, aslında bu durumun bir uyku süreci olmadığı anlaşılmıştır. Diğer yanda yaşamın her anında hipnoz da denilebilecek telkinler altında olduğumuzdan söz edilebilir. Ancak yeni bulunan bir yöntem için kullanılan kelime, zihinlerde ilk anılan şekliyle kalır. Türkçe de en uygun karşılığı “ Telkin edilebilirlik “ olan hipnoz, eğer bir uygulama olarak kullanılıyorsa, uygulayan ve uygulatan arasında belli bir etkileşim süreci olarak görünmektedir.

Bu sürecin ilk aşamasında, hipnoza yatkınlık sağlamak amacı ile gerekli açıklamalar ve bilgilendirme süreci yer almaktadır, ki buna aşılama –bilgilendirme adı da verilmektedir, bunu izleyen adımda ise asıl uygulamaya geçilmektedir. Çünkü hipnoza yatkınlık da bazı becerileri kazanmaya benzer, yüzmek, bisiklete binmek gibi, bilmeyen birine öğretmek- anlatmak başlangıçta zordur. Yüzmeyi öğrenmeye çalışan birine, kendini suda rahat bırak dendiğinde battığını hisseder, suya gömülüp çırpınır, kendini rahat bırakmanın anlamını anladığında,- ki püf nokta denen bu aşamadır- zaten yüzmeye başlar. Sonuçta herkes yüzebilir, ama yüzme bilmeyenler için bu zorken, bilenler için kendini rahat bırakmak bir anlam kazanmıştır. Hipnoz da buna benzediği için, uygulamaya başlamadan önce, kişiye bir ön eğitim vermek, alıştırmak gerekmektedir.

Tabii ki burada söz edilen ön bilgilendirme gerektiren hipnoz, belli amaçlarla kullanılan bir yöntemi işaret etmektedir. Bu yöntemin amacı, psikolojide kişinin normal yaşamını etkileyen ve engelleyen konularda davranış - inanç değişikliği oluşturmak ve tıp alanında, gerekli durumlarda, tedaviye destek sağlamaktır.

Diğer yanda yaşam süreci içindeki hipnoz veya telkinler ise, bilgilendirme veya ön uygulama gibi bileşenler içermez, çünkü insanlar yaşamdaki telkinleri almaya zaten yatkındırlar. Duyduğumuz sözler veya uyaranlar, onların ne ifade ettiği hakkında tam farkındalık anında değilsek, bizi hipnotize edebilir. Diğer bir deyişle, neye inanıyorsak ya da inandırılmamıza izin veriyorsak, zamanla o bizim gerçeğimiz olur. Bunu yaşamda çevremize bakarak görmek olasıdır. Reklamlar, tercihlerimiz, izlediğimiz yol, sağlıklı- hasta olduğumuzdaki düşüncelerimiz, her biri bir inancın ya da günlük telkinlerin sonuçlarıdır.

--Ona o sözü söylemen iyi olmadı, senden uzaklaşmasına neden olacaksın.
--Enerji dolu görünüyorsun.
--İş görüşmesine giderken farklı giyinmeliydin, güvenilir izlenim vermemişsindir.
--Ne kadar şanslısın.
--Kış geliyor grip mevsimi başladı.

Kendimize de telkin yaparız bazen, “Çok çay içtim uyuyamayacağım”, “ Daima doğru insanlarla karşılaşırım “, “Heyecanlanınca ellerim titrer” ve benzeri cümlelerimiz bilincimize gider ve zamanla gerçeğimiz olur.

Telkin edilebilirlik daha çok dikkatimiz başka bir konu üzerinde yoğunlaşmış ve bilincimiz aktarılan sözleri almaya açıkken oluşan bir durum olarak nitelenebilir. Bu tür durumlarda bilincin kendini koruma mekanizmaları işlev dışı kaldığından , duyular uyaranlara karşı kalkan oluşturmamaktadır. Çünkü bilinç, bir konuya inanmak için, onu detayları ile incelemek, onu irdelemek , araştırmak ve kendi alt yapısına uydurmak ihtiyacı hissettiğinden ikna edilmeye direnirken, telkinleri uygun şartlar altında almaya açıktır.

Bundan dolayı, bilgiler başkasından ya da kişinin kendinden gelse de, mantığa ve somut verilere dayalı da olsa, ikna sistemleri bilincin tepkisi ile karşılaşacaktır. Çoğumuzun yaşamdaki, “ Onca açıkladım, örnek verdim gene beni anlamadı” veya “kendimi bunu yapmaya zorluyorum, uğraşıyorum ama bir türlü yapamıyorum “ şeklindeki ifadeleri bunun en güzel kanıtıdır. Bilinç kendi sistemi içinde, bilgi sürekliliğini sağlamak, ait olduğu benliği korumak, kişiyi yeni deneyimlerde tedbirli kılmak adına bazı savunma mekanizmalarına sahip olduğundan, doğrudan gelen komutlara daha dirençli, ancak telkinlere açıktır denilebilir.

Bireyler olayları – durumları ve insanları guruplayarak sınıflama eğiliminde olduklarından, bilinçlerinde kütüphaneye benzetilebilecek bir yapılanmadan söz edilebilir, burada yer alan her bir kitap, kişinin içinde geliştiği çevredeki edinimlerin, öğrenmelerin sınıflanıp, alt başlıklara ayrılmasıyla oluşan değişik konulara sahiptir. Kitapların içeriği çevresel duyumlar, diğer kişilerden- yaşamdan alıntılar ve deneyimlerden oluşsa da, sonuçta tüm kitapları derleyip yazan ve raflardaki yerine koyan kişinin kendisidir, buradaki tüm kitapların yazarı aynıdır. Her birey kendi yaşam kitaplarının yazarıdır.

Bu çerçevede konuya en yalın haliyle bakıldığında, aralarında bazı görevleri paylaşan alt ve üst bilinç olarak ikiye ayrılarak adlandırılan bilincimiz belli bir işleyişe sahiptir. Üst bilinç, beş duyu ile algıladığı her detayı alır, bu aşamada bilgiler birbirinden bağımsız, çeşitli, karmaşık ve oldukça fazla olduğundan, bunların bir araya getirilerek birleştirilmesi, anlamlandırılması, süzgeç görevi gören bir bölmeden geçirilerek alt bilince sınıflandırılmış bir şekilde aktarılması gerekmektedir. Süzgeç diyebileceğimiz kısımdan geçip de alt bilince giden bilgi ise sistematik ve nettir.

Alt bilincin herhangi bir işlevi, yapılandırması olmadığı için, o sadece kendine gelen kitabı uygun rafa koyan, gerekli durumlarda bilince hatırlatan, “Buna başvur” diyen bir uygulayıcı köle olarak nitelenebilir. O kitapta ne vardır? Belli deneyim zincirlerindeki detaylardan oluşan, özetlenip- kodlanan kısa bir öykü. Eğer şanslı isek- ki şans burada yaşamda bizi hoşnut eden deneyimlere sahip olmak anlamında kullanılmaktadır- bilinçaltı kütüphanemiz temiz, ışıltılı kitaplarla doludur, tam tersinde ise sıkıldığımız, tedirgin olduğumuz, eski – yıpranmış kitaplar yer almaktadır. Bu kitapların içindeki konu başlıkları, işlevlerini yitirmiş, geçmişte kalmış olsalar da, yeni yaşanan olaylarda tedbirli ve temkinli olmamız için, sadece bizi korumak amacıyla bilince geçmiş deneyim uyarıları olarak anımsatılır. Böylelikle bilinç; Geçmiş deneyimlerinin ışığı altında yeni deneyimleri, geçmişteki yapılanmaya uyarlamaya çalışır. Ancak kişi, bilincinde olan bu oluşumun, olup bitenin her zaman tam farkında değildir.
Basit bir örnekle;

“Sıcak bir yaz günü, gözümde şu marka gözlüğüm, üstümde kot pantolon ve mavi gömleğim varken, durakta beklerken, hafif bir rüzgar esiyordu, şu kadar dakikadır otobüs bekliyordum, o sırada yanımdan görüntüsü hoş olmayan biri geçti, uzaktan sevgilimin geldiğini gördüm, aceleci ve farklı bir tavrı vardı, yanıma geldiğinde benimle hemen konuşmak istediğini söyledi, başka bir kente taşınacakmış, ayrılmamızın daha iyi olacağını belirtti, bu çok ani bir karardı, derin bir üzüntü hissettim, sonrasında sevmek bir hata mı, acı veriyor diye düşündüm.”

Öykünün karışık veya uzun olması çok da gerekli değildir, eğer bu öykü bir kitap olarak bilinçaltına aktarılırsa, tüm kelime aramalarına açık olarak yerleşmiş olacaktır. Her bir ifade diğeri ile eşleşecek ya da bütünü çağrıştıracaktır. Sıcak bir yaz günü, o marka gözlük, beklenen otobüs, hissedilen duygu, sevmek hatadır... Kişi her ne zaman bu koşullardan biri ile karşılaşırsa, bilinçaltı ona bu öyküdeki zinciri anımsatır. Ya mavi gömleği ya da üzüntü duyulacak bir durum olacağını. Kişi de tüm tedbirlerini alarak, o üzüntüyü tekrar yaşamamak için, yeni karşılaştığı ve aslında eski durumla hiç ilgisi olmayan zemine belli yüklemeler yaparak kendini koruma eğilimine girer.

İşte bu yüklemeler, kişinin yaşamını engelleme ve zorlama aşamasına geldiğinde, hoş algılanmayan yaşantıların sayısı arttığında, psikolojik destek alma, en azından bilinçaltındaki rahatsız edici kitap hatırlatmalarından kurtulma isteği de başlamıştır.

Hangi verilerin bilinçaltına, hangi önem sırası ile ne tür kodlamalarla veya nesne- durum, duyuş eşlemeleri ile gittiğini ve ne sıklıkla hatırlatılma zemini oluştuğunu, zihne doğrudan bakarak göremesek de, davranış ve inançlardaki işleyişe bakarak, bilinçte neler olduğunu yordayabiliriz.

Bu aşamada hipnoz, günlük yaşamımızda bir telkin edilebilirlik sistemi olarak görülürken, psikoloji ve tıp alanında bir uygulama yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Hipnoz; Uygulama yöntemi olarak ele alındığında, merak eden veya uygulatmayı arzu eden kişilerden gelen sorular belli başlıklar altında toplanmaktadır. En genel olarak bunlar; Hipnoz bir uyku durumu mu, uyanmama olasılığı var mı, her hangi bir zararı veya yan etkisi olabilir mi, bilincimi kaybeder miyim, istemediğim şeyleri yapmam mümkün mü, hipnoz sırasında bilinçaltımdaki gizli bilgiler ortaya çıkar mı şeklindedir. Tüm bu soruların açık ve net cevapları vardır.

Hipnoz sanıldığının aksine uyku durumu olmadığı, bilincin her zamankinden daha fazla farkındalık kazandığı bir süreçtir. Bundan dolayı da uyanmamak gibi bir durum söz konusu değildir. Herhangi bir yan etkisi olmadığı gibi, genel bir gevşeme- hafiflik ve huzur duygusu sağlamaktadır. Diğer yanda bilinç tamamen açık olduğu için, kişi günlük düşünce ve değerlendirmelerini yapabilirken, bilinçaltındaki huzur ve mutluluk duygusuna kendini bırakmayı tercih eder. Hipnoz süreci sırasında bilinçte, hiç farkında olunmayan yeni durumlarla karşılaşmak söz konusu değildir, çünkü yaşamdaki değerler, anılar zaten kişi tarafından bilinmektedir, hipnoz sürecinde sadece bazı ayrıntılar daha fazla netlik kazanırken, hoşa gitmeyen durumlar daha yumuşatılarak algılanır. Tüm bunlardan dolayı da, hipnoz sırasında kişi istemediği sözleri söylemezken, hipnoz altındaki kişiye onun istemediği – bilincinin kabul etmediği telkinler verilmesi de mümkün değildir. Zaten sadece konusunda eğitim almış hekim ve psikologlarca yapılması öngörülen hipnoz uygulamasının temel amacı, kişinin istediği doğrultuda davranış ve inanç değişikliği sağlamak olduğundan, uygulama sürecindeki telkinler, olumlu ve istenilen davranışı elde etmeye yönelik olacaktır.

Diğer yanda, hipnoz deneyimi yaşamış kişilerin, bu süreçteki duyumlarını değerlendirmeleri birbirinden farklılık gösterse de benzer noktalar taşımaktadır. Bunlara örnek olarak, duyuların daha hassas olması, genel gevşeme- rahatlama hissi, uygulama sürecinin olduğundan daha kısa olarak algılanması verilebilir. Ancak ilk uygulamada hipnozdan çıkan kişiden duyulan cümle ; “ Her şeyin farkındaydım, hipnoz mu değil mi diye düşündüm, fakat bir yandan da öylesine rahattım ki, değişik bir durum olduğunu anladım”olmaktadır.
Hipnoz yaptıran kişi kendi farkında olmasa da, çeşitli belirtilerden kişinin hipnoza girip girmediği ve neler hissettiği hipnozu yapan tarafından anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak unutulmaması gereken en önemli nokta şudur; Gerekli eğitimi almış psikolog ve hekimler tarafından yapılan hipnoz etkin bir uygulama yöntemiyken, bu alanların dışındaki kişilerce uygulanması veya kişilerin çeşitli kitaplardan okuyarak kendilerine veya başkalarına hipnoz yapma denemeleri hoş olmayan sonuçlar doğurabilir.


Uzm.Psk.Bahar Turunç
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaşam: Doğumla Ölüm Arası Hipnoz ..." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bahar TURUNÇ Fotoğraf
Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ
Ankara
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Bahar TURUNÇ'un Makaleleri
► Ölüm ve Yaşam Psk.Beria Bilge ŞENER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,241 uzman makalesi arasında 'Yaşam: Doğumla Ölüm Arası Hipnoz ...' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ben Seni Hep Aldattım Şubat 2008
► Kişilerarası Çekicilik Şubat 2008
► Aşka Zaman Yok Kasım 2007
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:14
Top