OTİZM HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ
|
12 yaşın altındaki çocuklarda görülme oranı 10.000'de 2-5'dir (%0.02-0.05). Çoğu vakada otizm, 36. Aydan önce başlar, ancak anne babanın farkında olması ve şiddetinin belirginleşmesi 36 aydan sonra olur. Erkeklerde kızlardan daha sık olarak gözlenir. Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 3-5 kez daha fazladır. Kızlar otizmden daha fazla etkilenirler. İlk çalışmalar yüksek sosyoekonomik ailelerde daha sık olduğu söylenmekteydi. Ancak son çalışmalarda fark olmadığı, bunun düşük sosyoekonomik ailelerin tanı koymakta gecikip, hekime götürmemeleri ile ilişkili olabileceği söylenmektedir. Otistik çocuklarda kardeşlerine ve normal çocuklara göre anlamlı derecede daha fazla minör konjejnital fiziksel anormallik göstermektedir ki bu ilk trimesterdeki gebelik komplikasyonlarını düşündürmektedir. Bir kaç araştırmada otistik çocukların kardeşlerinin %2-4'ü otistik bozukluk göstermiştir, otistik çocukların kardeşlerinin otizm olma olasılığı, normal populasyona göre 50 kat daha yüksektir. En az birisi (1)'inci maddeden ve birer tanesi (2) ve (3)2üncü maddelerden olmak üzere (1), (2) ve (3)'üncü maddelerden toplam 6 (ya da daha fazla) maddenin bulunması: 1. Aşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal (sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma:
Bütün otistik çocuklar, anne-babalarına ve diğer insanlara alışılmış ilişkiyi göstermezler. Bebekken, gülümseme ve ebeveyn kucak açtığında beklenen yaklaşmayı göstermede büyük eksiklik vardır. Anormal göz teması yaygın bir bulgudur. Otistik çocukların sosyal gelişimi, bağlanma davranışının yokluğu ve kişi-spesifik bağlanmada erken nispi yetersizlik ile karakterizedir. Otistik çocuklar sıklıkla yaşamlarındaki çok önemli kişileri (ebeveyn, kardeş, öğretmen) tanıyor veya ayırt ediyor gibi gözükmezler. Yabancı ortamda kaldıklarında ve yalnız kaldıklarında ayrılık kaygısı yaşamayabilirler. Otistik çocuklar okul yaşına ulaştıklarında çekilme azalmış ya da silikleşmiş olabilir, özellikle yüksek performanslı olanlarında. Bunun yerini; arkadaşları ile oyunlara katılmama, arkadaşlık yapmama, sosyal olarak garip ve uygunsuz davranışlar ve özellikle empati geliştirmeme gözlemlenir. Geç ergenlik döneminde en sık progresyon gösteren durum, arkadaşlık kurma arzusudur. Fakat yaklaşımlarındaki beceriksizlik, uygunsuzluk ve diğer kişilerin ilgilerine umursamazlık arkadaşlık geliştirmesindeki en büyük engellerdir. Otistik ergen ve erişkinlerin seksüel duygulara sahiptir ancak sosyal yeterlilik ve beceri eksikliği nedeniyle seksüel ilişkiye giremezler. Otistik kişilerin evlenmesi çok nadirdir.Otistiklerde istekli konuşma yoktur ve konuşma normallikleri motivasyon eksikliğinden dolayı değildir. Konuşmada gecikme kadar konuşmada olağan dışılık da vardır. Normal ve mental retarde çocukların aksine, bellek ve düşünce sürecini anlamlı kullanmaları azdır. Otistik kişiler konuşmayı akıcı öğrendiklerinde bile, sosyal yetersizlik yaşarlar, konuşmaları karşılıklı konuşmamalar tarzında olmaz.Otistik bozukluğu olan bireyler sınırlı, yineleyici ve basmakalıp davranış, ilgi ve etkinlik örüntüsüne sahiptirler. Etkinlik ve oyunlarında katı, tekrarlayıcı ve monotondurlar. Cansız objeleri sıklıkla döndürür, sıraya dizerler. Otistik çocuklar değişime büyük direnç gösterirler. Yeni bir eve taşınma, odada mobilyanın yerini değiştirme, banyodan önce kahvaltı yapma gibi rutinden sapma otistik çocuklarda panik veya öfke nöbetlerine yol açabilir.Sebepsiz yere öfke patlamaları, ağlama veya gülmeler gözlenir. Otistik çocuklar duyusal uyaranlara (ağrı, ses gibi) ya aşırı cevap ya da az cevap verirler. Çoğunda ağrı eşiği yükselmiştir. Sıklıkla sebepsiz yere öfke nöbetleri gözlenir. Kendine zarar verme davranışlar (kafayı vurma, ısırma, saçını çekme), uykusuzluk, beslenme güçlükleri, altını ıslatma( enürezis) ve enkoprezis ( altına kaka yapma) de sık gözlenir.Bugün yaygın gelişimsel bozuklukların tedavisinde en önemli yaklaşım özel eğitim (special education) ve davranış terapileridir (behavioral interventions), nadiren farmakoterapi gerekmektedir. Tedavi planı ve tipi, her bireyin işlevlilik derecesine göre belirlenmelidir. Yaygın gelişimsel bozukluk çoğu vaka için yaşam boyu süren bir bozukluk olması sebebiyle tedavinin tipi kişinin yaşı ve gelişimine göre değişir. Çok küçük çocuklarda konuşma, dil eğitimi ve özel eğitim üzerine odaklanılmalı, anne baba ile çalışılmalı ve yalnızca belli hedef semptomlar için psikotropik ilaçlar kullanılmalıdır. Yüksek IQ dereceli daha büyük çocuk, ergen ve erişkinlerde depresyon, anksiyete, OKB semptomları için psikoterapi, davranış veya bilişsel terapi ve ilaç tedavisi gerekebilir. Bugün yaygın gelişimsel bozuklukların tedavisinde en önemli yaklaşım özel eğitim (special education) ve davranış terapileridir (behavioral interventions), nadiren farmakoterapi gerekmektedir. Tedavi planı ve tipi, her bireyin işlevlilik derecesine göre belirlenmelidir. Yaygın gelişimsel bozukluk çoğu vaka için yaşam boyu süren bir bozukluk olması sebebiyle tedavinin tipi kişinin yaşı ve gelişimine göre değişir. Çok küçük çocuklarda konuşma, dil eğitimi ve özel eğitim üzerine odaklanılmalı, anne baba ile çalışılmalı ve yalnızca belli hedef semptomlar için psikotropik ilaçlar kullanılmalıdır. Yüksek IQ dereceli daha büyük çocuk, ergen ve erişkinlerde depresyon, anksiyete, OKB semptomları için psikoterapi, davranış veya bilişsel terapi ve ilaç tedavisi gerekebilir.
OTİZM HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ ile İlgili Kavramlar : otizm, otistik çocuk, otistik, otizm nedir, otizmin sıklığı, otistik bozukluk
|
|||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
|||
|
|


