2007'den Bugüne 83,124 Tavsiye, 26,206 Uzman ve 18,434 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Bilinçdışı ve Bir "öteki" Olarak Coronavirüs
MAKALE #21183 © Yazan Psk.Dnş.Mustafa Burak ARABACI | Yayın YENİ Mart 2020 | 122 Okuyucu
Bilinçdışı Kavramının Tarihine Bir Bakış

Freud’dan önce birçok yazar tarafından kullanılmış olmasına rağmen, bilinçdışıterimi, orijinal anlamını Freud’un kavramı yapılandırıp bütünleştiren çalışmalarında kazanır. Freud bilinçdışı kavramının iki temel kullanımını birbirinden ayrıştırarak ele alır. Bu kullanımlardan ilki bilindışı kavramının sıfat formunda kullanımıdır; bilinç düzeyinde ve şimdi’de olmayan her bir zihinsel ya da psişik aktiviteyi kasteder. İsim formunda ise; ki kavramın bu kullanımı Freud’un zihinsel yapıya dair ilk teorisi olan topografik modelin zeminini oluşturur; sadece bilinç düzeyi ve şimdi’de olan kastedilmez, ayrıca bastırma yoluyla bilinçten ayrılmış ve bilinç/bilinçöncesinin sistemine çarpıtmalar olmadan giremeyene işaret edilir.

Lacan ise önceleri, kavramı sıfat formunda kullanır, ki Lacan’ın bu ele alışı Freud’un literatürüne aşina olanların gözünde onun bu çalışmalarını “tuhaf” yapmıştır. 1950’ler ve sonrasında ise; Lacan, “Freud’a dönüş”üne başlar ve bilinçdışı kavramını isim formunda kullanmaya başlar; ve bilinçdışının, bilinç kavramının sadece bir karşıtı olmaktan ibaret olmadığını ısrarla vurgular, şöyle der:

“Bilinçdışı tasarımında yer etmiş birçok psişik etki, bilincin özgün taraflarını açığa çıkarması anlamında, öyle ya da böyle freudian anlamda bilinçdışı ile kaçınılmaz olarak ilişkilidir.”

Lacan aynı zamanda bilinçdışının bastırılmış olan ile eşdeğer olarak ele alınamayacağına dair de ısrarcıdır. Bilinçdışı kavramının Freudian çizgide ilerlediğini iddia edenler –kavramı ‘sadece dürtülerin üzerine oturduğu bir zemin’ olarak ele almaları bağlamında- tarafından yanlış anlaşıldığını sıkça tartışmıştır. Bu biyolojik düşünüş/ele alışa karşıt olarak, Lacan bilinçdışını ilksel (primordial) ya da dürtüler ile ilgili (instinctual) olduğu görüşlerini reddeder; onu temelde dilsel/dil ile ilgili bir şey olarak ele alır.

Bu ele alışı, Lacan’ın “Bilinçdışı tıpkı bir dil gibi yapılanmıştır.” cümlesi ile özetlenebilir. Dilsel yaklaşımının sebebini ise şöyle açıklar: “Bilinçdışını sadece/nihayetinde kendini anlaşılabilir olarak sunduğunda kavrayabiliriz, ki bu da ancak bilinçdışı kelimelere dönüştüğünde olur.”

Lacan ayrıca bilinçdışını bir söylem olarak tanımlar: “Bilinçdışı, Öteki’nin söylemidir.” Bu bir anlamda şifreli ifade –sonraları Lacan’ın en ünlü cümlelerinden biri olmuştur- birçok şekilde anlaşılmaya müsaittir. Kaldı ki Freud’un “Ego (ben) neredeyse, O (id) da orada olmalıdır.” ifadesiyle de birlikte ele alınabilir. Bu bağlamda denebilir ki, bilinçdışı, göstergelerin (göstergeler bastırılmış olan, bilinçdışının farklı dışavurumları –semptomlar, espriler, rüyalar-) özne üzerindeki etkileridir.

Lacan’ın dile, konuşmaya, söyleme ve göstergelere olan tüm bu atıfları, bilinçdışı kavramını sembolik olanın düzeni içine yerleştirir. Böylece Lacan’ın tabiriyle “Bilinçdışı sembolik’in bir işlevi olarak yapılanmıştır.” sonucuna varabiliriz. Başka bir anlamda, bilinçdışı öznenin/ben'in sembolik düzen tarafından dil içerisinde belirlenmesi ile oluşur.

Kanlı Canlı Bir İnsan Olarak Coronavirüs

Medya, göstergeler, sembolik ve dil/söylem aracılığıyla virüs, giderek bir insan oluyor. Belki de bir virüsün amacı sadece kendiliğini başka bir insan bedeni vasıtasıyla yeniden üretmek değil; bizzat bir insan olmaktır; ve amacına kendinden söz ettirerek ulaşıyor. Dil vasıtasıyla bir insandan diğerine geçiyor ve onu izleyen, onun davranışlarını kontrol eden, hatta başka şartlarda müsamaha göstermeyeceği biçimde disipline edilme, kontrol altında tutulma ve kapatılmayı; sadece dilin içinde kendini üreterek olağan ve normal kılıyor. Normalin sınırlarını yeniden belirliyor.

Virüsün isimlendirilişi ve onun dil vasıtasıyla yayılması; virüsün yaşamının bir sonraki adımı oluyor; çünkü bir şey kendisine bir öteki tarafından isim verilene kadar, “o şey” olmayı tamamlayamamıştır. Virüs isimlendirildiğindede, işte insan gibi bir şey olmaya, insaniyet kazanmaya başladı. İsmi etrafında ona bir kimlik atfedildi; ki böylece insan bilinci onunla, semboller ile kurduğu imajiner ilişkiyi ancak böyle kurabilecekti.

Virüse bir isim verilmesi –ki onun kendisine ne dediğini, ya da bir isim isteyip istemediğini dahi bilmiyoruz- onu bilinemezlik uzamından koparıp aldı ve oluşunu bilinirlik uzamında; kendi kimliği ile sınırladı. Böylece, -kimliğinin saptanabilir hale gelmesi ile- insan bilinci için ehemmiyet atfedebileceği; hatta atfetmesini zorunlu kılan bir uzama taşıdı ikametini. Ehemmiyet ancak; vücut bulduğu kimliği ile öteki için mühim olabilir; virüs için bir kimlik inşa edilmesi de, ona insaniyet kazandırdı.

Bir şeye, onunla ilişki kurmak için bir isim vermek; onu insana, ya da insansı bir şeye/insan gibi bir şeye dönüştürmek için midir? Ya da onu kullanmak, kontrol etmek için mi? Peki kendimi korumak ve kontrolün bende olduğunu hissetmeyi sürdürebilmek için yarattığım şey, ya beni kontrol etmeye başlarsa, bunu durdurabilir miyim?

Bir insan tarafından yaratılmış bir şey, giderek kanlı canlı bir insan olan şey, bir insanın gözettiği şeyleri gözetecek midir? Ya da insanı da kendisi ile aynı şey yaparak –zaten o da bir insan olduğu için- onu yeniden mi üretecektir?

Virüs sadece kimliği bir öteki tarafından tanındığında bir varlık haline gelebilirdi. Bu dilin işleyişi ile neredeyse aynı mantığı içeriyor; çünkü dil ancak nesne ile ilişkiler ve öteki ile etkileşim üzerinden işleyişini sürdürebilir. İlişki olmadığında dil de işlevini yitirir ve gereksizleşir. Etkileşim yoksa dile ihtiyaç da yoktur. Bir insan, bir diğeri ile etkileşime geçtiğinde dil devreye girer; bu etkileşim vasıtasıyla biri, ötekini isimlendirir, onu temsil eden semboliği oluşturur.

Biyopolitika

Virüse de, bir insana nasıl yaklaşıyorsak öyle yaklaşıyoruz. Önce onu temsil etmesi için kendi yarattığımız bir sembol ve bir isim üzerinden; ama aynı zamanda birden fazla bedende aynı anda yaşayabilen bir beden olduğunu ilan ederek yaptık bunu. Bu, zihnimde benim bedenimin aynı zamanda bir başkasının; ya da ötekinin bedeni olabileceği ihtimalini oluşturuyor.

Tabii bu sadece imgelemimiz içerisinde olageliyor. Peki zihnim neden böyle bir şey yapıyor? Karşımdakinin kim olduğundan şüphelenmem için mi? Ya da böylece, kendi bedeni olmayan bir beden içinde; kendi bedenini saklayan ve onun gibi davranan bir şeyi görebilir mi olacağım?

Graham Medley -london school of hygiene and tropical medicine’de bulaşıcı hastalık modellemesi profesörü- BBC’de yayımlanan demecinde bu sorulara –virüsün isimlendirilişine dair bir güç figürü/bir otorite olarak- şöyle bir cevap veriyor: Hastalık size bulaşmayacak şekilde davranmaya çalışmayın. Hastalık zaten sizde varmış gibi, başkalarına bulaştırmayacak şekilde davranmaya çalışın.

İnsan olup olmadığından şüphelendiğim için etkileşime geçmediğim, virüsün ben olarak, beni kapatmasıyla; zaten onunla başbaşa kaldım. Virüs ben olabilir. Kirli olduğumdan, hijyene dikkat etmediğimden ya da enfekte olduğumdan, hasta olduğumdan değil; olduğumu düşündüğüm şey olmayabileceğimin zihnimi rahatsız etmesinden dolayı bu böyle olacak; yani kendi kontrolümde olamayışımın ihtimali, bu ihtimalin gerçekleşmesinden ötürü kontrol edilmeyi arzulamamdan ötürü.

Şüphenin Olağanlığı

Tıpkı coronavirüs gibi kendi kendine, sadece kendinden ibaret olarak varlığını ve işleyişini idame ettirebilmesi dilin içerdiği boyutlarından birisi. Virüs de, tıpkı dil gibi; kendini yeniden ve yeniden üretip öteki, ötekinin ötekisi... ve nihayetinde ben olarak varolabilir mi; yani ölü bir şey. Bir başka deyişle, virüs ben ile bizzat ben olarak etkileşime geçebilir mi? Bu soruyu kaçırdıkça, dilin ölü ve durağan hareketi vasıtasıyla birbirimizle konuşup duruyoruz. Medyanın ürettiği söylemi virüsün yayılması gibi biz de yayıyoruz. Bu da dilin, bir şeyi yaratma ve bir şeyi öldürmeye dair gücünü kanıtlıyor. Bir kelime, nefes alıp veriş ile hayat bulur (tıpkı viral enfeksiyon gibi) ancak yazı, görülüp tekrar dile dönüştüğü sürecin başlatıcısı olarak; onu öldürür. Bir başka ifadesiyle, coronavirüsün kendisiyle asla karşılaşamayız; sadece semptomlarını gösterebiliriz, daha da kötüsü semptomlarını gösterme ihtimali, virüsün ben olduğuma ötekini ikna etmek için yeterli –yaşlıysam, kronik bir hastalığım varsa ya da sigara içiyorsam-. Tıpkı Azınlık Raporu’nda olduğu gibi, şüpheli olma ihtimalim bile beni suçlu (hasta) yapar. Ve artık bana yapılacak her şey kabul edilebilirdir; tecrit edilebilirim, kapatılabilirim ya da ölüme terkedilebilirim. Henüz ötekinin gözünde coronavirüs olmamış ben, bana zaten bunların yapılmasını ister.

Bilinçdışı ve Öteki, Alien, Coronavirüs

Coronavirüs ile hiç yüzyüze gelmedik, sadece dil içinde ona, zaten öncül olarak onu ötekinde, yabancı bir bedende görmeye bizi mecbur bırakan bir kimlik yarattık, bir “alien”ın dilini konuşan bir kimlik. Mesela, anlaşılır olmak adına; borsa, piyasa ve sayılar üzerinden düşünelim, sayılar/piyasa aynı zamanda bir dildir; kendi bilinçdışı, varsayımları ve bakış açıları olan bir dil. Piyasada fiyatlar baştan belirlenmiştir ve zaten kendi sınırlılığının ve belirlenmişliğinin bilinci etrafında inşa edilmişlerdir. Aynı şekilde, coronavirüs de artık, yüzeyin altında, bedenin içinde işleyen ve beden tarafından üretilen bir bilinçdışıdır (tıpkı dil gibi). Ve şimdi sadece ona bir kimlik atfetmiş ve kişileştirmiş olan ben tarafından görülebilir. Gerçek tehdit, belki de coronavirüsün kendisi kadar, bizim onu bir insan, kimliği olan ve vücut bulmuş bir insan yapmaya dair arzumuzdur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bilinçdışı ve Bir "öteki" Olarak Coronavirüs" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Mustafa Burak ARABACI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Mustafa Burak ARABACI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mustafa Burak ARABACI Fotoğraf
Psk.Dnş.Mustafa Burak ARABACI
İzmir
Psikolojik Danışman
Aile Danışmanı - Oyun Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Mustafa Burak ARABACI'nın Makaleleri
► Ben ve Öteki Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ
► Öteki Psk.İlknur PEDER
► YENİCoronavirüs ve Kaygı Uzm.Psk.Dicle CAYMAN
► Bilinçdışı ve İyileşme Psk.Dnş.Kemal TUNCER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,434 uzman makalesi arasında 'Bilinçdışı ve Bir "öteki" Olarak Coronavirüs' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:27
Top