2007'den Bugüne 83,498 Tavsiye, 26,240 Uzman ve 18,616 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Dissosiyatif Bozukluklara Genel Bir Bakış
MAKALE #21338 © Yazan Psk.Esra DEMİRBOZAN | Yayın YENİ Nisan 2020 | 195 Okuyucu
Fenomenolojik tartışmaların sıklıkla gündeme geldiği bir tıp branşı olan psikiyatri, alanındaki en büyük kavramsal karmaşalardan birini dissosiyasyon ve ilişkili bozukluklarda yaşamaktadır. Dissosiyasyon kavramı, yalın ve bağımsız bir psikopatolojik olgu olmaktan ziyade zihinsel veya davranışsal süreçler kümesinin kişinin diğer psişik aktivitesinden ayrışmasını veya çözülmesini içeren bilinçdışı bir savunma düzeneğine atıfta bulunur (Loewenstein, Frewen ve Lewis-Fernandez, 2017). Bu çözülme, normalde bütünlük içerisinde olan bilinç, bellek, kimlik, duygu, algı, beden temsili ve motor kontrol gibi psikolojik işlevlerin tümünü ya da birkaçını etkilemektedir (Şar, 2018).

Dissosiyatif bozukluklar; çocukluk çağı ruhsal travmalarının etkisiyle oluşan, intihar girişimleri, kendine zarar verme davranışları, bilinç kesintileri, amneziler, konstrasyon güçlüğü, duygudurum dalgalanmaları, reviktimizasyon (yeniden kurban olma), öfke patlamaları, kimlikte belirsizlik hisleri, anguaz, çifte depresyon ve çalkantılı yakın ilişki dinamikleriyle ifade bulan bir psikopatoloji olarak ifade edilmektedir (Öztürk, 2017). Amerikan Psikiyatri Birliği (APA, 2013) DSM’5’de dissosiyatif bozuklukları şöyle tanımlanmıştır:

Dissosiyasyon; bilinç, bellek, kimlik ya da çevresel algının entegre olmuş işlevlerinin kopmasıdır. Bilincin bütünleşmiş işlevlerinde, bellek, kimlik veya çevrenin algılanmasında bozukluk olması durumu olarak da ifade edilmektedir. Dissosiyasyon, ani ya da aşamalı başlayabilmekte, geçici veya kronik olabilmektedir.

Dissosiyasyon kavramından ilk bahseden Pierre Janet bu kavramı; kişilik birleşiminde belirgin düzensizlikler olan histerik nevrozlarda çeşitli etkenlere bağlı olarak, duygular, inançlar, istekler ve anıların özel bir şiddet kazanarak zayıflamış olan bilinçten ayrışmasını ifade eden bir olay olarak tarif etmişti (Janet, 1907). Janet bu tanımı yaparken dissosiyasyonu egonun bir savunma düzeneği olarak nitelendirmemişti ancak ağır stresör ile karşılaşan kişinin bilincinin bir süreliğine dış uyaranlara kapatılarak egonun anksiyeteden geçici de olsa uzak tutulmasını sağlaması ve çatışmayı yatıştırıcı bir işleve sahip olması nedeniyle bugünkü bilgilerimizin ışığında dissosiyasyonu bir savunma mekanizması olarak görmek yerinde olur (Y. H. Balcıoğlu ve İ. Balcıoğlu, 2018). Nitekim günümüz dünyasında bu konuda yer alan pek çok çalışmada hakim bakış açısının da bu yönde olduğu görülmekte; esasında dissosiyasyonun, gündelik yaşantıda pek çok insanın stresle başa çıkma süreçlerinde tecrübe ettiği bir savunma düzeneği olduğu belirtilmektedir. Normalde uyuma hizmet eden bir mekanizma olarak her bireyde bulunan dissosiyatif düzeneğin; kişinin travmayla başa çıkma kapasitesinin yetersiz olduğu durumlarda psikososyal işlevleri olumsuz yönde etkileyerek bir bozukluk halini aldığı (Y. H. Balcıoğlu ve İ. Balcıoğlu, 2018), özellikle çocukluk çağı travmaları sonucunda travmatik yaşantının üstesinden gelme çabası olarak kullanıldığında patolojik bir sürece dönüştüğü bilinmektedir (Özden, 2018).

Patolojik bir süreç olarak deneyimlenen dissosiyasyon halinde, kişiler çeşitli dissosiyatif belirtiler yaşayabilmekte ve bu belirtiler yaşamlarında birtakım sıkıntılar oluşturabilmektedir. Bununla birlikte, dissosiyatif belirtilerin; travma esnasında acının, dehşetin, üzüntünün, ölüm ihtimali hissinin yaşanmasını engellemek, bazı çatışmalara çözüm bulunmasına katkıda bulunmak, kısaca katastrofik deneyimlerin izole edilmesine yönelik bazı fayda ve kazançlar sağladığı da bilinmektedir. Ancak bu sürecin sakıncası, kişinin yaşam alanında gerçek bir tehlike mevcut değilken de, kişinin işlevselliğini çok daha az etkileyecek uyumlar yerine bu mekanizmanın otomatik olarak devreye girmesidir (Gabbard, 2000).

Sınıflandırma

Dissosiyatif bozukluklar, psikiyatri alanında 1968’e kadar kullanılan tanı kategorilerinde yer almamış; ilk kez histerinin bir alt kategorisi olarak 1968’de Amerikan Psikiyatri Birliğinin Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı olan DSM‐II (APA, 1968)’de “histerik nöroz, dissosiyatif tip” adı altında yer almıştır. DSM III (APA, 1980)’te yer almasıyla birlikte dissosiyatif bozuklukların şizofreniden ayırt edilme çalışmaları başlamış; DSM’III’te yer alan “bu bozukluğun nadir görüldüğü” ifadesi DSM‐III‐R (APA, 1987)’de kaldırılmıştır. DSM’III R’de psikojenik amnezi, psikojenik füg, depersonalizyon bozukluğu, çoğul kişilik bozukluğu ve başka türlü adlandırılamayan dissosiyatif bozukluk olmak üzere beş ana dissosiyatif bozukluk tanımlanmıştır. DSM IV’te (APA, 1994) ise çoğul kişilik bozukluğu ismi değiştirilmiş; kişilikler arası amnezi olması şartı ortaya konulurken, kişiliklerin kontrolü tam olarak ele alması maddesi biraz hafifletilmiştir. DSM‐IV’te ağırlıklı olarak dissosiyatif bozukluğun bilinç, kimlik ve bellek işlerinde bozulmaya yol açtığı üzerinde durmuştur. DSM 5’te (APA, 2013) ise dissosiyatif füg dissosiyatif amnezinin içerisine dahil edilmiş ve bir belirleyici olarak tanımlanmıştır. Tanımlanmış diğer dissosiyatif bozukluklar ve tanımlanmamış dissosiyatif bozukluklar olmak üzere iki yeni bozukluk tanımlanmış ve derpersonalizyon bozukluğu; depersonalizasyon ve derealizasyon bozukluğu olarak iki kategoride ele alınmıştır. Dissosiyatif bozuklar DSM 5’te (APA, 2013) beş başlık altında ele alınmaktadır;

1. Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB): Erken yaşta başlayan ve yineleyici çocukluk çağı ruhsal travmaları, bilinç kesintileri, öfke patlamaları, “dissosiyatif anguaz”, kendine zarar verme davranışları ve intihar girişimleri ile karakterize eş tanılı, kronik ve karmaşık bir psikiyatrik durumdur (Öztürk, 2017). Bir kişide yineleyici biçimde başka bir veya birden fazla kişiliğin belirmesi, bunların bireyin yaşamına kısa ya da uzun süre belli aralıklarla hakim olması, bu kişiliklerin birbirini tanımaması ve bu alter kişilikler arasındaki kaymaların birdenbire olması DKB’nin temel özellikleridir (APA, 2013).

2. Dissosiyatif Amnezi: Organik bir sebep olmaksızın kişinin otobiyografik bilgilerini
anımsamasında yaşanan güçlük ile kendini göstermektedir (Özden, 2018). Dissosiyatif amnezi esnasında görülen dissosiyatif fügte, kişi bulunduğu yeri aniden terkeder, bu sırada görece organize gibi görünüp seyahat edebilir veya dezorganize olarak yürüme, koşma veya kaçma davranışı sergileyebilir. Bulunduğu yerden beklenmedik biçimde uzaklaşan kişi yeni yerinde saatlerden yıllara kadar uzayan sürelerde kalabilir veya gezebilir (Derin ve Öztürk, 2018).

3. Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma) ve Derealizasyon (Gerçekdışılık): Kişinin düşünceleri, duyguları, duyumları, vücudu veya eylemleri ile ilgili olarak gerçekdışılık, kendinden kopma veya dışarıdan kendini gözlemciymiş gibi yaşantılarda bulunması depersonalizasyon olarak tanımlanırken, çevredekilerle ilgili olarak gerçekdışılık veya kopukluk yaşantıları deneyimlemek ise derealizasyon olarak ifade edilmektedir (Özden, 2018).

4. Tanımlanmış Diğer Dissosiyatif Bozukluk: Dissosiyatif bozukluklar için herhangi bir özgül tanı ölçütlerini karşılamayan fakat klinisyenlerce kullanılması için tanımlanmış diğer dissosiyatif bozukluk başlığı adı altında karışık dissosiyatif belirtilerle giden süreğen ve yineleyen sendromlar, uzun süreli yoğun bir biçimde baskı altında tutularak inandırılmaya bağlı kimlik bozukluğu, gerginlik yaratan olaylara bağlı akut dissosiyatif tepkiler ve dissosiyatif trans olmak üzere dört tipi tanımlanan dissosiyatif bozukluk türüdür (Özden, 2018).

5. Tanımlanmamış Dissosiyatif Bozukluk: Dissosiyatif bozukluklarından herhangi özgül biri için tanı ölçütlerini karşılamamasının özel nedeni klinisyenlerce belirlenmek istenmediğinde ve daha özgül bir tanı koymak için yeterli bilgi olmadığı durumlarda kullanılan dissosiyatif bozukluk türüdür (Özden, 2018).

Dissosiyatif bozukluklar, Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) beşinci baskısında (DSM-5) özerk bir başlık altında toplanmasına karşın International Statistical Classification of Diseases and Related Health Problems (Uluslararası Hastalık Sınıflaması) onuncu sürümünde (ICD-10) “Nevrotik, Stresle İlgili ve Somatoform Bozukluklar” ana başlığı altında yer almaktadır (Y. H. Balcıoğlu ve İ. Balcıoğlu, 2018).

Dissosiyatif Bozuklukların Sebepleri – Etiyolojik Faktörler

Kavramsallaştırma üzerine kaleme alınan metinler; stresörle karşılaşan kişinin normal psikobiyolojik baş etme kapasitesininin yetersiz kaldığı durumlarda dissosiyasyon belirtilerinin daha şiddetli, yaygın ve inatçı şekilde ortaya çıktığını vurgulamakta; bu tip durumlar için patolojik dissosiyasyondan ve dissosiyatif bozukluklardan söz etmektedir (Spiegel ve diğerleri, 2011). Dissosiyasyonun adaptif veya patolojik olarak ortaya çıkışını yordayıcı etkenler kesin olarak ortaya konamasa da stres-yatkınlık modeline göre dissosiyasyonun bir bozukluk olarak kendini göstermesi; genetik özellikler, erken gelişimsel olumsuzluklar, travmanın şiddeti ve kişilik örgütlenmesi ile ilişkilidir ve ruhsal travmalar, dissosiyatif belirtilerin oluşmasında kanıt düzeyi en yüksek tetikleyicilerdir. Yaygın kabul gören posttravmatik modele göre özellikle çocukluk çağı travmalarının varlığında dissosiyatif bozuklukların ortaya çıkışı belirgin biçimde kolaylaşmaktadır (Butler, Duran, Jasiukaitis, Koopman, ve Spiegel, 1996). Sosyobilişsel modele göre ise dissosiyatif bozuklukların ortaya çıkışında travmaya maruziyetten ziyade sosyal öğrenme ve sosyokültürel beklentiler önemli rol oynamaktadır. İnsanların çoğu bir savunma mekanizması olarak dissosiyatif belirtileri gündelik yaşamlarında oldukça sık tecrübe etmekte, dissosiyatif yaşantıların genel toplumdaki prevalansının %75’e kadar çıktığı bildirilmektedir. Bununla birlikte dissosiyatif bozuklukların prevalansının genel populasyonda %2-3, klinik populasyonda ise %10 civarında olduğu öngörülmektedir (Y. H. Balcıoğlu ve İ. Balcıoğlu, 2018).

Dissosiyatif bozuklukların, çocukluk çağı istismar ve ihmali, bağlanma sorunları özellikle güvensiz bağlanma ile, aile psikopatolojisi ve toplumun disosiye edici etkisi ile oluşabileceği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Beyin görüntüleme çalışmaları içerisinde; dissosiyatif kimlik bozukluğu hastalarında normal kontrol grubuna nazaran hipokampüs ve amigdalanın küçüldüğünü, dissosiyasyon ve parahipokampal girusta küçülme arasında ilişki olduğunu ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır (Vermetten vd. 2006, Ehling vd. 2007).

Dissosiyatif Bozukluklarda Eştanı ve Ayırıcı Tanı

Dissosiyatif bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, yeme bozuklukları, konversiyon bozuklukları, duygudurum bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, somatizasyon bozukluğu, sınırda kişilik bozukluğu ile yüksek eştanı göstermektedir. (Ross ve Keyes 2004, Ross 2007, Şar 2010). Yüksek eştanı oranının yanında dissosiyatif bozukluklar ruhsal bozukluklar içerisinde intihar girişimlerinin en sık yaşandığı bozukluklardan biridir (Öztürk ve Şar, 2007).

Dissosiyatif bozukluklara çocukluk ve ergenlik döneminde tanı koymak güçtür çünkü bu yaş grubuna ait birçok psikopatoloji ile benzer belirtileri vardır (Putnam, 1996). Kronik depresyon (distimi, çifte depresyon), konversiyon bozukluğu, borderline kişilik bozukluğu görünümü, intihar girişimi (özellikle yineleyici olanlar), kendi bedenine tekrarlayıcı biçimde zarar verme, psikoz, cinsel problemler, flaşbek halleri, migren, adölesan problemleri bu hastalarda başvuruda görülen sorunlardır. Disosiyatif kimlik bozukluğu (DKB) hastalarının gösterdikleri belirtiler nörotik, sınırda, psikotik ve organik olmak üzere çok sayıda kategoriyi akla getirir. Gerçek anlamda komorbidite olabileceği gibi DKB hastaları sadece görünüşte çok sayıda psikiyatrik bozukluğun ölçütlerini de doldurabilirler. Sık olarak birlikte görülen bozukluklar konversiyon bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sınırda kişilik bozukluğu, depresyon ve madde kullanım bozukluğudur (Çıkılı Uytun, Durmuş ve Öztop, 2014).

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu olan birçok kişi sınırda kişilik bozukluğu tanı ölçütlerini doldurur. Ancak bu durum DKB tanısına engel değildir. Bu kişilerin bir çoğunda sınırda kişilik bozukluğu görünümü dissosiyatif bozukluğun tedavisi ile kaybolur. Bu belirtiler DKB'de alter kişiliklerin yer değiştirmelerinden ya da aralarındaki etkileşimden kaynaklanır. Sınırda kişilik bozukluğu ölçütlerinin çok sayıda alter kişilik için ayrı ayrı geçerli olduğu görülmedikçe DKB hastası bir sınırda kişilik bozukluğu vakası olarak kabul ve tedavi edilmemelidir (Çıkılı Uytun, Durmuş, ve Öztop, 2014).

Dissosiyatif Bozuklukların Tedavisi

Dissosiyatif bozuklukların tedavisinde psikoterapi, ilaç ve hipnoz yöntemleri kullanılmaktadır. Dissosiyatif bozukluklara eşlik eden tanılar ve acı veren semptomları hafifletmek için farmakoterapiye başvurulmasına karşın dissosiyatif bozukluklar için spesifik bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Dissosiyatif bozuklukların tedavisinde en etkili yöntem psikoterapidir (Öztürk, 2017). Klasik yaklaşım olarak İnternational Society for the Study of Trauma and Dissociation (ISSTD) tarafından önerilen güncelleştirilmiş faz odaklı travma tedavisi kullanılmaktadır (Chu vd. 2011). Dissosiyatif bozuklukların faz odaklı travma tedavisi üç evreden oluşmaktadır; Stabilizasyon, travma çalışması ve entegrasyon. (Şar 1999, Steele vd. 2005, Van der Hart vd. 2006). Stabilizasyon fazında kişinin yitirmiş olduğu denetim odağının geri kazandırılması ve stabilizasyonun sağlanması, travma çalışması fazında travma etkilerinin iyileştirilmesi, güvenlik duygusunun yeniden oluşturulması, hatırlama ve yas tutma, olağan yaşamla yeniden bağ kurma sağlanırken, entegrasyon fazında temel fonksiyonları belirlenen alter kişiliklerin entegrasyonu ve istismarcıya bağlanmanın sonlandırılması üzerine çalışmalar yürütülmektedir (Öztürk, 2017). Dissosiyatif kimlik bozukluğu tedavisinde ise “Travma Model Terapi” (Ross ve Harpern, 2009), “Kişiliğin Yapısal Bölünmesi Modeli” (Van der Hart, Nijenhuis ve Steele, 2006), Kişiliğin Fonksiyonel Bölünmesi Modeli (Şar ve Öztürk, 2007) ve Travma Merkezli Alyans Model (Öztürk, 2017) başlıca tedavi modelleridir.

Sonuç

Dissosiyatif bozukluklar, çocukluk çağı travmalarıyla yakından ilişkili, sık intihar girişimleri ve yüksek psikiyatrik eştanı ile karakterize ruhsal bozukluklardır. Dissosiyatif bozuklukların tedavisinde ilaç kullanımı ve hipnoz tek başına yeterli değildir. Bu tanı grubuna özgü uygulanan psikoterapi ile tam iyileşme hali sağlanabilmektedir. Dissosiyatif bozukluklar, erken yaşta başlayan ve yineleyici olan travmaların psikoterapi aşamasında fark edilmesi ve kronik çocukluk çağı travmalarının önlenmesi adına büyük önem taşıyan psikiyatrik bir tanı grubu olduğundan bu vakaların dissosiyatif bozukluklar alanında uzmanlaşmış klinisyen ve terapistler tarafından tedavi edilmesi önem arz etmektedir (Özden, 2018).

Kaynaklar

APA (1968) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 2nd edition (DSM-II). Washington, DC, American Psychiatric Association.

APA (1980) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 3rd edition (DSM-III). Washington, DC, American Psychiatric Association.

APA (1987) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, revised 3rd edition (DSM-III-R). Washington, DC, American Psychiatric Association.

APA (1994) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4th edition (DSM-IV). Washington, DC, American Psychiatric Association.

APA (2013) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 5th edition (DSM 5). Washington, DC, American Psychiatric Association.

Balcıoğlu, Y. H. ve Balcıoğlu, İ. (2018). Dissosiyatif Bozuklukların Tanımı ve Tanı Ölçütleri. Türkiye Klinikleri Dergisi, Ruhsal Travma ve Dissosiyasyon Sayısı, 8-13.

Butler, L.D., Duran, R. E., Jasiukaitis, P., Koopman, C. ve Spiegel, D. (1996).
Hypnotizability and traumatic experience. American Journal of Psychiatry, 153(7), 42-63.

Chu, J. A., Dell, P. F., Van der Hart, O., Cardeña, E., Barach, P.., Somer, E., . . . Twombly, J. (2011). International Society For The Study Of Trauma And Dissociation Guidelines For Treating Dissociative İdentity Disorder İn Adults, Third Edition. Journal Of Trauma And Dissociation, 12, 115-187.

Çıkılı Uytun, M., Durmuş, R. ve Öztop, D. B. (2014). Dissosiyatif Bozuklukta Tanı ve Ayırıcı Tanı: Olgu Sunumu. Klinik Psikiyatri, 17, 41-48.

Derin, G. ve Öztürk, E. (2018). Dissosiyatif Bozukluklar ve Sınırda (Borderline) Kişilik Bozukluğunda Ruhsal Travma. Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 3(3), 29-41.

Ehling, T., Nijenhuis, E. R. S. ve Krikke, A. P. (2007). Volume Of Discrete Brain Structures in Complex Dissociative Disorders: Preliminary Findings. Progress İn Brain Research, 167, 307-310.

Gabbard, G. O. (2000). Psychodynamic Psychiatry in Clinical Practice, 3rd edition. Washington, DC, American Psychiatric Publishing.

Janet, P. (1907). The Major Symptoms of Hysteria. New York: The Macmillan Company.

Loewenstein, R. J., Frewen, P. ve Lewis-Fernandez, R. (2017). Dissociative Disorders. Sadock, B. J, Sadock, V. A. ve Ruiz, P., (Ed.). Kaplan & Sadock’s Comprehensive Textbook of Psychiatry 50th Anniversary Edition (10th ed.) içinde (1866-93. ss.). Philedelphia: Wolters Kluwer.

Özden, M. Ş. (2018). Travma ve Dissosiyatif Bozukluklar: Genel Bir Bakış. Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 3(3), 71-76.

Öztürk, E. (2017). Travma ve Dissosiyasyon: Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunun Psikoterapisi ve Aile Dinamikleri. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 1. Baskı.

Putnam, F. W. (1996). Child development and dissociation. Child and Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 5(2), 285-302.

Ross, M.D., Colin, A. ve Benjamin, K. (2004). Dissociation and Schizophrenia. Journal of Trauma and Dissociation, 5(3), 69-83.

Ross, M. D. ve Colin, A. (2007). Borderline Personality Disorder and Dissociation. Journal of Trauma and Dissociation, 8(1), 71-80.

Ross, M. D., Colin, A. ve Naomi, H. (2009). Trauma Model Therapy: A Treatment Aproach for Trauma, Dissociation and Complex Comorbidity. Austin: Greenleaf Book Group.

Spiegel, D., Loewenstein, R. J., Lewis-Fernández, R., Şar, V., Simeon, D., Vermetten, E. … Dell, P. F. (2011). Dissociative disorders in DSM-5. Depress Anxiety, 28(9), 824-852.

Steele, K., Van Der Hart, O. ve Ellert, N. R. S. (2005). Phase-Oriented Treatment of Structural Dissociation in Complex Traumatization: Overcoming Trauma-Related Phobias. Journal of Trauma and Dissociation, 6(3), 11-53.

Şar, V. (1999). Dissosiyatif Kimlik Bozukluğunun Psikoterapisi: Krize Müdahale ve Uzun Süreli Psikoterapi. Ege Psikiyatri Süreli Yayınları, 4, 45-68.

Şar, V. ve Öztürk, E. (2007). Functional Dissociation of the Self: A Sociocognitive Approach to Trauma and Dissociation. Journal of Trauma and Dissociation, 8(4), 69-89.

Şar, V. (2010). Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu: Ruhsal Travma Kökenli Bir Psikopatoloji. Klinik Gelişim, 22(4), 26-33.

Şar V. (2018). Dissosiyatif bozukluklar. O. Karamustafalıoğlu (Ed.) 1st ed. Temel ve Klinik Psikiyatri içinde (453-60. ss.). Ankara: Güneş.

Tekin, M. ve Tekin, A. (2014). Anksiyete Bozukluklarında Dissosiyatif Belirtiler. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 6(4), 330-339.

Van der Hart, O., Ellert, N. R. S. ve Kathy, S. (2006). The Haunted Self: Structural Dissociation And The Treatment of Chronic Traumatization. New York: WW Norton and Company.

Vermetten, E., Schmahl, C., Lindner, S., Loewenstein, R. J. ve Bremner, J. D. (2006). Hippocampal and Amygdalar Volumes in Dissociative İdentity Disorder. American Journal of Psychiatry. 163(4), 630-636.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Dissosiyatif Bozukluklara Genel Bir Bakış" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Esra DEMİRBOZAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Esra DEMİRBOZAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Esra DEMİRBOZAN Fotoğraf
Psk.Esra DEMİRBOZAN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Esra DEMİRBOZAN'ın Makaleleri
► Genel Anksiyete'ye Klinik Bir Bakış Psk.Dnş.Doğancan GÖKÇE
► Ergenlik Dönemine Genel Bir Bakış Psk.Ayşegül COŞKUN
► Fobilere Genel Bir Bakış ve Belirtileri Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,616 uzman makalesi arasında 'Dissosiyatif Bozukluklara Genel Bir Bakış' başlığıyla benzeşen toplam 50 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİÖlüm ve Yas Mayıs 2020
► Şema ve Mod Terapisi ÇOK OKUNUYOR Şubat 2020
► Anne ve Psikolojimiz Üzerindeki Etkileri ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:16
Top