2007'den Bugüne 83,587 Tavsiye, 26,252 Uzman ve 18,649 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Pandemi Sürecinde Travma
MAKALE #21420 © Yazan Psk.Dnş.Onur AKKOCA | Yayın YENİ Mayıs 2020
İnsan oğlu binlerce yıldır travma yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Dünya Sağlık Örgütünün WHO Corona Virüsü hastalığını “Pandemi” ilan etmesiyle birlikte yeni travma kaynağımız ile tanışmış olduk.
Korona virüsünün travmatik etkiye sahip olmasının en önemli nedeni çok hızlı yayılması ve tıp dünyasının virüsü engelleyebilecek bir yönteme henüz sahip olmayışıdır. Bu durum da insanlarda, korku, panik, çaresizlik, umutsuzluk gibi duyguların açığa çıkmasına neden oluyor. En önemli konu belirsizliktir. Zihinsel olarak belirsizlik tehlikeye eşittir. Belirsizlik bizi korku ve kaygıya sürüklüyor. Bu duygular bulaşıcıdır. Hepimiz bir birimizi tetikliyoruz aslında.
Belirsizlik bizi o kadar rahatsız eder ki yapılan araştırmalarda acı çekmenin daha az rahatsız ettiği görülmüştür. Çünkü acı da kesinlik vardır.
Psikolojik travma nedir?
Travma, kişinin güvenlik algısının zedelenmesidir. Kişiyi aşırı korkutan, dehşet içinde bırakan, çaresizlik yaratan, çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olayların yol açtığı etkilere ruhsal travma diyoruz. İnsan hayatında sıkıntı ve üzüntü yaratan pek çok olay olur, ancak bunların tümü ruhsal travma yaratmaz. Travma sindirilmemiş, mideye oturmuş bir yemek gibi rahatsızlık verir. Bedensel ve ruhsal olarak kişi sıkıntı yaşar. Beyin adeta o anın içinde saplanıp kalmış gibidir. En ufak bir tetikleyici ile olay tekrar tekrar yaşanır.
Peki korona virüsü bizi nasıl travmatize ediyor?
Bu günlerde yaşadığımız korona travması için söyleyebileceğimiz en önemli cümle; anormal bir duruma verilen normal tepkiler olmasıdır. Bir olayın hemen ertesinde verilen tepkileri göz önüne alarak ciddi bir psikolojik rahatsızlıkla karşı karşıya kalındığına karar verilmesi yanlıştır. Yaşanan travmatik bir olay sonrası herkes stres tepkileri gösterir. Özellikle şu an hala devam eden bir travmanın içindeyiz, o nedenle travma sürecini, yaşamak normal ve beklenen bir durumdur. Deprem, terör gibi travmalarda olay yaşanır ve biter. Burada sürekliliğin yanı sıra ve her geçen günde sıkıntının artması söz konusudur. Üzerine bir de herkesin aynı durumda olması, olayın daha da zorlaşmasına neden olmaktadır. Yani travmatize olmamamız mümkün değildir. Hatta olmalıyız ki beynimizin bizi koruma mekanizması devreye sağlıklı bir şekilde girsin.
Beyin tıpkı koruyucu bir anne gibi bizi sürekli olumsuz olaylardan korumaya çalışır. Mesela şok tepkisi bile, aslında baş edemeyeceği bir durumu kaydetmemek için bir savunmadır. Beynimiz travmayı makul düzeylerde yaşayanlar için sürekli önerilerde bulunur, bu günlerde aklımızın bize söylediklerine kulak verme zamanıdır. Beynin “hayatta kalma” dan sorumlu bölümü sürekli olarak bilgileri günceller ve neyin güvenli neyin güvenli olmadığı hakkında yargıda bulunur. Beyin her türlü denenmemiş hikayeyi günde yüzlerce kez oluşturur.


Travma ne zaman sorun olur?
Travma, beynin aktive olma durumunun yani sürekli teyakkuz halinde kalmanın uzun süreli olması durumunda bedeni ve ruhu zorlar. Beden kayıt tutar. Beyin bedene fazla mesai yaptırdığında bunun mutlaka bedeli olur. O zaman yemek ve uyku düzeninde bozulma, aşırı hassasiyet, öfke patlamaları, takıntıların aşırı artması, ilişkilerde bozulma, uykuda tekrarlayan rahatsızlık veren rüyalar gibi durumlar ortaya çıktığında tehlike çanı çalmaya başladı demektir. Mutlaka hayatımızda değişiklikler yapmamız gerekir, aksi halde onarılması uzun süre alabilecek ruhsal yaralanmalar ortaya çıkar.
Korana virüsünü kapan da onun yakınları da bu kişilerle çalışan profesyoneller de medyadan bunu takip eden tüm insanlar da hepsi tetiklendi. Yani bundan kaçmak söz konusu değilse onunla yaşmak için değişim şart.
Peki bize ne oldu?
Biz önce olayı hafife aldık. Yüzyıllar boyu salgınlar oldu ve günümüz tıbbına inancımız çoktu, nasıl olsa çaresi hemen bulunur sandık. Bu bizi yanılttı. İlk çıktığı dönemlerde bizim ırkımızı etkilemez, bu basit bir grip, Türkiye’ye gelmez, bize ulaşmaz, gelse de bize bulaşmaz gibi inanmak istediğimiz şeye inandık, o yüzden de çok zorlandık. Biz buna şok ve ardından gelen inkar diyoruz.
Bu durum aşırı panik olmaması için bir ölçüde makul, ancak genel geçer hale getirmek zararlıdır.
Şok ve inkardan sonra ne gelir?
Sonra öfke gelir. Artan vaka sayıları ve ölümleri duydukça, sorumluları suçluları aradık. Öfkelendik, kızdık sosyal medya hesaplarına yüklendik. Öfke bizi koruyan bir duygudur. Ancak burada önemli olan şey, sürekli aynı döngüde kalıp öfke duygusu ile ne yaptığımızdır. Öfke ve kaygımızı yönetebilmemiz gereklidir. Çünkü bu duygular da bulaşıcıdır. Bizi neyin öfkelendirdiğini bulup, bu konuda çözüm üretirsek yapıcı oluruz.
Diğer bir aşama da üzüntü gelir. Bizi üzen şeyleri sürekli düşünmeye başlarız. Elbette düşüneceğiz. Ancak bunları tekrar tekrar düşünürsek faydası olmaz, aksine bizi travmatize eder.
Elimizde olan nedir?
Tüm bu aşamalardan sonra geleceğimiz nokta kabul ve baş edebilmek için çözümler üretmektir. Yapabileceğimiz şey, değiştirmemiz mümkün olmayan şeyleri kabul etmek, enerjimizi yapabileceklerimize odaklamaktır.
Güvende hissetmenizi sağlayacak her şeyi yapabilirsiniz. Rutin oluşturun, ertesi gününüzü planlayın, çalışın, üretin, eğlenin, dinlenin, ilişkileriniz canlı tutun, hijyene dikkat edin, üzülün, kızın, korkun ama hepsini makul ölçülerde yapın. Hiçbirinin diğerinin önüne geçmesine ve tamamıyla sizi yönetmesine izin vermeyin. Salgın sona erdiğinde hepimiz ruhsal olarak daha büyümüş olacağız.
Travmanın şifresini çözmenin sırrı nedir?
Bu şifre ZİHİN VE BEDENDİR. Zihin ve beden bir bütün olarak çalışırsa hayat normale döner. Karantina günleri bitip, güvende hissettiğimiz günlere ulaştığımızda, sıkıştırdığımız sıkıntılar sinsice beklerken, aniden ortaya çıkar. Korku ve kaygı anında sadece buna odaklanılır; korona bulaştı mı? Bitince altta yatan ne varsa ortaya dökülür. O yüzden bu günler atlatıldıktan sonra her şeyin yaşanmış, bitmiş anılar sayfasında yer alması için zihnimize ve bedenimize kulak verelim.
OLAY YERİ BEDEN
Travma insanın bütünlüğünü bozar. Beden ve zihnin birlikte işbirliği içinde çalışmasını olumsuz etkiler. Koruyucu nitelikte düşündüğümüzde, ani bir durum karşısında uyarılmışlık hali ile beden daha gergin ve her organ ani bir harekete hazır hale gelir. Bu uyarılmışlık hali, kendimizi korumak için gereklidir, ancak sürekli olması halinde beden dayanmakta güçlük çeker. O nedenle bir olay yeri nasıl inceleniyorsa, bizler de bedenimizin her yerini inceleyip, fark edip tekrar bütünlüğü yani birlikte çalışmasını sağlamalıyız ki travmanın etkileri kalıcı olmasın.
Bedenimiz için ne yapabiliriz?
Bedenimize kulak verebiliriz. Çünkü bedeniniz hep şimdi ve buradadır. Kaygı ve korkular ise gelecektedir. Bedeninizi fark ederseniz, içinde bulunduğunuz ana dönersiniz. Başınızdan ayak ucunuza kadar tüm bedeninizi fark edin, dikkatinizi ona verin. Omuzlar nasıl, kalp çarpıyor mu?...
Bunu nefesinize odaklanarak yapabilirsiniz. Nefes bedene köprü olur. Doğru nefes alma çalışmaları çok yararlı olur. İnternette bu konuda çok bilgi bulabilirsiniz.
Bedeninizi rahatlatmak için, meditasyon, yoga, spor, ibadet size ne iyi geliyorsa mutlaka zaman ayırın.
Peki ya zihin?
Düşünce biçimimiz, kontrolünüzün ötesinde bir durumda, kontrol edebileceğiniz en güçlü şeydir. Tekrarlayan düşünceler ve kötümserlik gibi bazı stresli düşünce kalıplarının, stresimizi daha hızlandırdığı ve yıkıcı etkilerini artırdığı artık araştırmalarda netleşti. Bu yüzden, ellerimizi yıkamanın yanı sıra, felaket senaryolu düşünceleri de aklımızdan temizlememiz gerekmektedir.
Zihninizi bir kaydırak gibi hayal edin ve her gelen olumsuz düşünceyi o kaydıraktan kaydırın gitsin. Birkaç dakikalığına bile olsa bunu yapmak zihni rahatlatır.
Anda kalma dediğimiz yani ne iş yapıyorsanız sadece o işe odaklanmak zihni yönetmede çok etkilidir. Yemek yapıyorsanız sadece yemek ile ilgilenin, koku; tat, ses yemek olsun. Zihninize başka bir şey gelirse kaydıraktan kaydırın gitsin. Yemek yiyorsanız sadece yemeğe odaklanın tadı kokusu sesi ağızda bıraktığı hissi boğazınızdan geçerken yaşattıkları gibi.
Tüm aldığınız önlemlere rağmen hala fazlaca sorun yaşıyor ve kendinizi rahatlatamıyorsanız, mutlaka bir uzmana başvurun.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Pandemi Sürecinde Travma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Onur AKKOCA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Onur AKKOCA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Dnş.Onur AKKOCA
İzmir
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Onur AKKOCA'nın Makaleleri
► YENİYaşam-Kaygı Modeli ve Pandemi Süreci Psk.Emre ŞENGÜR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,649 uzman makalesi arasında 'Pandemi Sürecinde Travma' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİKorona Döneminde Kaygılarımız Mayıs 2020
► Eşler Arası İletişim Kasım 2010
► Çocukların Korkuları Kasım 2010
► Çocukların Düşleri Kasım 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:19
Top