2007'den Bugüne 83,890 Tavsiye, 26,327 Uzman ve 18,765 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Aşk Yarasıdır Bu İlaç Kapatmaz: Aşk Acısı
MAKALE #21468 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN | Yayın Mayıs 2020 | 146 Okuyucu
Tanımından başlayarak insan sayısı kadar suretine rastlayabileceğiniz bir şey aşk ama konumuz zatı alilerinin bıraktığı acı… Aşk acısı! Sabah gözünü açtığın andan itibaren yavaş yavaş sökülen bir kazağın yok oluşunu izler gibi yüreğinin sökülüşüne sebep olan aşk acısı…
Herkesin kendine göre bir aşk tanımı var.
İnsan sayısı kadar tanımı var ya aşk’ın. Herkesin kendisine özel tanımladığı bir konuyu iki kişinin yaşamaya çalışması baştan sıkıntı değil mi sence de? Hani ruh eşi dediğimiz kişinin ruhtan ve aşktan anladığı şey bambaşka ama karşıdaki sana eş? Bu bana hep çelişkili geldi. Belki bu yüzden karşılıksız aşklar daha amansız. Ne yaparsa yapsın içindeki tanıma karşıdakini uyduramayacağını bildiğinden tarafsız bölgede kalıp bihaber sevdiğini izliyor.
Ama aşkta birinci kural neydi, iki kişi ve karşılıklılık. Ruh farklılık istiyor ama karşısındaki farklı insanı kendine benzetmeye uğraşıyor bir yandan. Bulduğu an, Arapça anlamında olduğu gibi aşık olduğu ruha bir sarmaşık gibi bağlanmaya başlıyor. Dolanıp kendisi ile bir yapacak bıraksan.
Sevme şeklin bile farklı ötekinden.
Kimi ruhu hep bir şeylerden eksiltili bir alacaklı gibi dayanıyor sevdiğinin kapısına, kimisi ne verse yetmeyecek gibi seviyor. Büyüttükçe büyütülen, besledikçe büyüyen, kabul etmek lazım büyütmüyorsan ve coşmuyorsan o zaten aşk değil.
Bir çeşit duygusal harakiri değil mi sence de?
Genelde olaylar şöyle gelişir. Duygusal olarak kategorilendirdiğin aşk kimyasal kategori ile başlar ve ruhuna sızar. Türkçesi: katilinin gözüne bakar ve bıçağı kendine bile isteye defalarca saplarsın. Bir çeşit harakiri! Başlarken sevgili Murathan Mungan’ın değimi ile “Ben sende tüm aşklarımı temize çektim” dir. Sabahattin Ali’ye “Şimdi gidiyorum fakat ne zaman istersen gelirim, nereye çağırırsan gelirim” dedirtir.
Değiştirir, dönüştürür. Sadece sizi değil sizinle beraber hayatınızdaki her şeyi. Bunca umut yüklenen ve bağlanılan şeyden kopması da zor oluyor değil mi? Quentin: “Birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir” demiş aşk için. Ama ya kullanırsa?
Giden giderken sendeki kalbin ve ciğerin büyük kısmını alır gider…
İşte o durumda tarihin başından beri romanlara, hikayelere, şiirlere, filmlere konu olmuş aşk acısı ile tanışırsın. Giden giderken sendeki kalbin ve ciğerin büyük kısmını alır gider. Ağzının tadı, gözünün ferini de yanında götürür. Sanki yaşam destek ünitesine bağlıydın da onu elinden almışlar gibi olursun. Ateşin üzerinde gezdirdiğin elindir onu düşünmek ama duramazsın. Kulağın cep telefonundadır. “Belki de şarjın bitti ya da biz bittik ara beni lütfen” diye şarkılar söylersin. Kabullenmedikçe uzatırsın gidişinin acısını.
Beyinde farklı yerleri uyarıp çalıştıran bir kimyasal aşk. Bu anlamda bağımlılık gibi çalışıyor. Yoksunluk yaşaman doğal değil mi? Tedavi görmeden bitebileceği gibi bitemeyen bir bağımlılık da olabilir. Bu noktada devreye önce dostlar girer, yetmediği yerde terapistler.
Neden şaşırıyorsun ki? Bir katille yaşıyorsan ölüm ihtimali hep kapıdadır. O yüzden önce kabulleniş. Kabullendiğin şeyleri sorup anlamaya çalışırsın çünkü.

Aşk acısı bu kadar zor çünkü teslim oldun!
Peki neden bu kadar zor aşk acısı? Neden hayatındaki onca değişikliğe rağmen sevdiklerini toprağın altına göndermişsin, hatta sen girmişsin gibi acı çekiyorsun? Birine aşkla bağlandığında her şeyini bilmek ve her şeyini anlatmak istersin. Yara değiş tokuşu olur her daim. Senin yaralarına o merhemken sen onun yaralarına derman olmaya çalışırsın. Zayıf yönlerini bildiğin halde sevmeye devam eder hatta o zayıflıkları bile sevimli bulur her birine merhamet gösterirsin. Eğer iki ikişi aynı yöne bakıyor, aynı hikâyenin sayfalarını dolduruyorsa bu durum karşılıklıdır.
Tüm içini; geçmişini, şimdini, geleceğini açtın ona.
Karşıdakine ruhunu açarsın. Korkularını anlatırsın. Rüyalarını bilir, hayallerine ortak olur. Yani geçmişine hâkimken şimdi ve geleceğine yayılır. Her yerdedir. O kadar savunmasızca izin verirsin ki içerisi onu da artık içerde beller. Giden canından can koparır diye nasıl gidiyor işte bundan. Çünkü bunca şeyi koşulsuzca verince ruh onu kendi parçası sanıyor. Ve hissettiğin eksiklik bir olalım diye kendi parçalarından vere vere onu da bir parçan saymandan. "Dört yanı hüzünle çevrili yara parçasına "aşk" denilirmiş yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım." Der ya Can yücel o coğrafyaya düşene dek tarihiniz görmez böyle bir acıyı.
Bu yara nasıl iyileşecek peki?
Ne yapmalı da ilaç kapatmayan bu yarayı iyileştirmeli? Bir kere korkma yarayı dağlamana gerek yok. Bağımlılığa benzettim ama yeterli zaman geçince tedavi bile gerektirmez bazen. Yani “Ben sende tüm aşklarımı temize çektim” dedirten aşk yeri geldiğinde “Artık ne sen geri dönebilirsin ne de ben kapıyı açabilirim sana” dedirtir.
Umut evresi: temel sorusu “ya?”. O süreye dek emin olman gereken ilk şey bitiş halidir. Saçma geldi değil mi? Bazı çiftler birleşip ayrılmayı ve ayrılık korkusu sonrası yaşanan kavuşma heyecanını çok seviyor. İlişkiye heyecan katmanın daha sağlıklı yolları var elbette ama yapan var bunu. Eğer cidden bitti ise oturup bunu değerlendir.
Umut gerçek değilse, senin kafanda yarattığı bir şeyse ilk onu söküp atmalı.
Umut her ne kadar dünyadaki en iyi şey de olsa gerçek zemine oturmadığında acıyı uzatır. Böyle bir durumda umut acıyı sündürmekten başka işe yaramaz. Üstelik onda biten aşkın sen de sürmesine neden olan tek şeydir umut. Acı ilacı kendine vermen gerekiyorsa oradan başla. Elinden telefon düşmeyen kız / erkek arkadaşın sen mesaj attıktan 2 saat sonra hala dönmedi ise bir işi yoktur cevap vermek istemiyordur. İlişkinin başında seni görmek için her türlü yolu deneyen partnerin görüşmemek için bahaneler uyduruyorsa görmek istemiyordur. Kötüyüm dediğinde geçer demez değil mi?
Kimse sana karşı gerçekçi olmasa bile sen kendine gerçekçi ol.
Lütfen kimse sana karşı gerçekçi olmasa da sen kendine gerçekçi ol. İnsan kendine o kadar acımasız olur mu diyorsun belki. Aşkın başında kendine sapladığın bıçağı çekeceksin aslında. Tüm filmlerde ana kahraman kendisine saplanan oku, kılıcı ya da bıçağı kendisi çeker. Hem kahramanca hem de akıllıca çünkü doğru zamanda çekersen daha az acır ve en iyi zamanı sen bilirsin. Teselli eden arkadaşların sana geri döneceğine dair anlık yara bandı umutlar verebilir. Sen acı çektikçe zaman geçsin pişman oluru gibi konuşmalara girebilir. Kimse olmasa da sen dürüst davran kendine ve bitti ise bitti de.

Neden gittiğini biliyorsun, umut sürdü bir süre ve kabullenemedin. Telefon başında bekledin, ortak arkadaşları aradın, haber almaya kendinden haber ulaştırmaya çalıştın. Belki de dikkatini çekecek hastalılar yarattın. Cidden yataklara düştün, sokaklara attın kendini, erkek arkadaşlarınla kavgalara karıştın belki de… Olmadı… Olamadı…
Bir süre nereye baksan, gitsen, nereden geçsen “o” olacak…
Öfke evresi: temel sorusu “neden?”. Yaptığın pazarlıklar da bir işe yaramadı ve anladın ki dönmüyor. İşte orada öfke başlayacak. Evin her yanı anı dolu. Geçmişin her köşesinde, gidilen her mekânda, sevilen her sokakta karşına çıkıyor. Gelecekteki tüm hayallere sızılmış, TV hesaplarının içinde yarım bıraktığı bölümler, müzik hesabında sık dinlediği albümler var. En sevdiğiniz oyunda sende fazla skor yapmış ya da kurnazlık yapıp senin rekorunu silmiş.
Ara sıra iyi hissedecekken birden karşına hayaletler dikiliyor. Sağdan soldan minik notlar çıktığı yetmiyor, sosyal medya hesaplarından geçen ay, geçen yıl, bilmem kaç zaman önce diye hatırlatmalar geliyor.
Sürekli öfkeli hissedeceksin. 2 sebebi var. Birincisi unutmana izin vermeyen bir çarkın içinde olduğundan. İkincisinin muhatabı hem kendin olacak hem giden. Kendine hayatının her alanına birilerine açtığın için kızacaksın. Karşıdakine hayatının her alanına sızıp, kendisini alıştırıp, tüm hayallerine ortak olup sözünü tutmadan gittiği için. Neden yaptı o zaman bunu değil mi?
En acısı kabullenmek belki ama bu acının son durağına geldiğini gösterir.
Kabullenme ve içine kapanma: Bir süre sonra bırakacaksın kendini acıya. Kabulleneceksin ve diyeceksin ki anladık, tamam, gitti. Bak işte sen her şey bitti derken o zaman başlayacak senin için bir şeyler. Ancak kabul ettiğinde film sonlanacak. Vakti gelince vizondan kalkacak ki yenisi gelsin.
Bakakaldın artık giden geminin ardından, serde erkeklik var ağlayamazsın değil mi. Bana soracak olursan ağlamalısın. Dibine dek, ciğeriniz sökülene dek ağlamalısın, gözyaşın akmıyorsa içine içine akıtarak da olsa ağlamalısın. Başka türlü geçmeyecek.
Korkma bırak o acıya kendini! Film bitmeden daha güzeli gelmeyecek vizyona…
Seni geride bırakmaktan beis duymayan katilinin bıraktığı acı yatağına sere serpe bırak kendini. Çünkü o yatak içinde bir süre kıvranmadan ayağa kalkamayacaksın. Giden tüm gücünü aldı ve gitti. Bunca üzüntüye ruh nasıl dayansın. Kızacak, ağlayacak, üzüleceksin. Çek al peçeteler dayanmayacak. Bir daha asla sevmeyeceğim, kimseye güvenemem, bitti aşk defteri kapandı diyeceksin. Kendinle imzaladığın sahte mürekkep imzalı anlaşmalar gelecek üstüne.
Aşkta Her Şey Mümkün diye bir film var izlemeni öneririm. Başrol oyuncusunun aşk acısına teslimiyeti için. Oyun yazarı olan kadının elinde çek al peçetelere odadan odaya geçip, işini yaparken nasıl da acı yatağında kıvrandığını esprili bir dille anlatır ama birebir gerçektir. Başta umut edip, hayal kırıklığı ile öfkeye kapılan kadın kabullenip içine kapanır ve acısını dibine dek yaşar. Kazıyacak bir dip kalmadığında, gözyaşı bittiğinde, çek al peçeteler tükenip yazdığı oyunu sonlandırdığında gülümseyebildiğini fark eder. Yas bitmiştir…
Yastan çıkmanın tek yolu yası dibine dek yaşamaktır.
Evet yas! Her acı biraz yas barındırır çünkü. Yastan çıkmanın tek yolu onu dibine dek yaşamaktır. Üzülme o kaybetti diyenleri bırak. Sen de kaybettin. Yeter artık kendine gel diyenleri bırak. Kendine ne zaman ya da ne şeklide geçeceğini belirleyecek olan da sensin. Acı çekiyorsan kendine gelebilmek için normalden farklı davranman da normaldir. Yani bir süre kendinden çıkmaya izin verebilirsin. Hatta lütfen çık kendine dışardan bak. Gör kendini, o halini tanı. Gör ki tekrar kendine gelmek için neye ihtiyacın olduğunu bilesin.
Geçmiyor ve daha kötü hissediyorum diyorsan çırpınıp durma destek al!
Gittikçe ağırlaşıyorsa bu durumu belki de takıntı haline getirdin. Bağımlılıktı belki sen bağlılık sandın. Öyle bir durumda bu anlattığım kadar kolay olmayacak elbette. Çırpınıp duracaksın. Çırpınma ve yardım iste. Tanımadığın bir uzmana anlatmak, seni doğru yönlendirecek biri ile yaraları sarmak gerekecek unutma. İçindeki bıçağı kanırtıp durmak seni iyileştirmez.
Geçecek…
Öldüm sanıyorsun ama ölmedin, bir uzvun da eksilmedi. Kırıldın, belki kolun kanadın kırıldı. Ama tedavisiz geçebilen bir bağımlılık bu. Tekrar kendine geleceksin. Nasıl mı bu kadar eminim? Tamam, işim bu o bir gerçek de, bir de kendi kendine gözünü kırpmadan bıçağı saplayan canlıdan o bıçağı çekmesini beklemem daha kolay değil mi? Ayrıca değiştirir ve dönüştürür dedim aşk için. Bu geçeceğinin en büyük kanıtıdır. Sonunda aşk acısı da değişir, dönüşür ve bu sarmaşık solup seni bırakır. Bir sabah uyanıp rahatça nefes alman da bundan olacak.
“Ben sana Mecburum” diyen Atilla İlhan’a şunları yazdıran da geçip giden aşk acısı değil midir?
“Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin
Bilmem ki nesin”
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aşk Yarasıdır Bu İlaç Kapatmaz: Aşk Acısı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ümran ÖRKÜN Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN
Adana (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi42 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN'ün Yazıları
► Aşk'ın Acısı Psk.Canan SAYIOĞLU
► Aşk Acısı Psk.Aylin AYDEMİR
► Aşk Acısı Reçetesi Psk.Gizem HÜNERLİ
► Aşk Acısı Çekiyorum Psk.Dnş.Necdet GONCAGÜL
► Yürek Acısı Psk.Füsun BUDAK
► Aşk Acısı - Takıntılı Aşk- Biten İlişkiyi Unutamama ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,765 uzman makalesi arasında 'Aşk Yarasıdır Bu İlaç Kapatmaz: Aşk Acısı' başlığıyla benzeşen toplam 36 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Biz Şimdi Neyiz? Mayıs 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:52
Top