2007'den Bugüne 84,648 Tavsiye, 26,466 Uzman ve 18,848 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Bir Vaka Örneği ile Soru-Cevap Şeklinde Narsisistik Kişilik Bozukluğu
MAKALE #21476 © Yazan Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA | Yayın Mayıs 2020 | 420 Okuyucu
“Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder.” demiştir Richard Wilkins aslında narsisistik kişilik bozukluğunu dışarıya karşı 'güçlü', 'yeterli' ve 'değerli' görünmek uğruna nasıl zamanla kendi özüne yabancılaşıp boşa bir ömür geçirdiğini özetlemeye çalışmıştır.

Bu yazımda detaylarıyla ele almayı planladığım olgu narsisizm olacak. Aslında, en temelde kibir ve kendini yüksekte gören davranışları Şeytan’ ın da hep en ön plana çıkan özelliğidir; zira şeytan, Tanrı’ya başkaldırması sonucunda cennetten kovulmakla cezalandırılmıştır. Buna rağmen şeytan, bir türlü vazgeçememiştir kibrinden, Şeytan’ın Avukatı filminde de geçtiği gibi en sevdiği günah da hep kibir olmuştur.

İşin sembolik anlatımını bir yana bırakırsak narsisizm illeti, bugün milyonlarca insanın yaşamını, ailesini, ekonomisini, ilişkilerini olumsuz etkileyen oldukça yaygın bir olgudur ve her davranış sorununda olduğu gibi egonun belli bilinçdışı savunma düzeneklerini kullanması sonucunda açığa çıkmaktadır.
Narsisistik kişilik bozukluğunun duygu, düşünce ve davranış örüntüsünü daha iyi anlayabilmek adına kurgulanmış bir vaka örneği üzerinden konuya bir giriş yapmanın daha etkili olabileceğini düşündüm. Bu bağlamda narsisistik bir takım savunma mekanizmaları ile yaşama tutunmaya çalışan ama bunu yaparken kendisine ve çevresine farkında olmadan ciddi zararlar veren bir Yılmaz karakteri kurguladım. Yılmaz; otuzlu yaşlarda, bekar, daha doğrusu çoğu zaman sinirli ve agresif tutumlarıyla bir türlü evlilik yapamamış, kendine aşırı güvenen, kendisiyle ilgili yapılabilecek herhangi bir eleştiriye asla tahammülü olmayan, onunla iyi geçinmek adına çevresindeki insanların ona uyum göstermek zorunda kaldıkları ve aslında hiçte sevmedikleri bir karakterimiz. Evet, hayali bir iş görüşmesi kurgusu çerçevesinde aktarmaya çalışacağım Yılmaz’ın hayatından bir kesit, çekilmez ve çoğu zaman tehlikeli olabilecek davranışları ile yakınlarına ya da diğer insanlara dünyayı dar eden birçok insanın, bilinçdışı bir katmanda verdikleri bir varoluş hikâyesini anlatmaktadır.

O halde hayali karakterimiz olan Yılmaz’ın öyküsünden kısa bir kesit sunarak konuya bir giriş yapalım, sonra da soru-cevap şeklinde narsisistik kişilik bozukluğunun nasıl bir şey olduğunu tüm yönleriyle aktarmaya çalışalım.

Yılmaz, o gün erken uyandı, yatakta boş boş tavanı izlemek en rahatsızlık duyduğu işlerdendi ve her zaman olduğu gibi kendisini meşgul edecek bir şeyler aradı… İnternete girip daha önce başvuru yaptığı iş pozisyonlarının son durumunu kontrol etmek istedi.

O günkü e-postalarına baktığında, iş başvurusunda bulunduğu bir firmadan cevap geldiğini heyecanla fark etti. İş görüşmesine çağrıldığından emindi ama daha farklı teklifler ya da başarılı özgeçmişine yönelik övgü dolu sözler olabilir mi diye merak edip hemen e-postayı okumak için açtı. E-postada şöyle yazmaktaydı:

“Sayın Yılmaz S.;
Özgeçmişinizi incelemiş bulunmaktayız; maalesef şirketimize başvurduğunuz yöneticilik pozisyonu için gerekli yeterlilikleri sağlayamadığınızı düşündüğümüzden dolayı başvurunuz reddedilmiştir. Ancak şirketimiz bünyesinde açılması muhtemel diğer pozisyonlar için özgeçmişiniz bizde saklı tutulacak, gerektiğinde sizinle iletişime geçilecektir.

İlginize teşekkür ederiz.

İnsan Kaynakları Birimi”


Yılmaz, sabah sabah aldığı bu haber karşısında çok sinirlendi çünkü bahsedilen yöneticilik pozisyonu için kendisinden daha iyi bir özgeçmişe sahip biri olacağına ihtimal bile vermiyordu. Bu durumun tek sebebinin; şirketin insan kaynaklarında çalışan “beceriksiz” ve “hiçbir şeyden anlamayan” kişiler olabileceğini düşündü. Zira kendisi onlara “kusursuz” bir özgeçmiş göndermişti.

Bir an içinden şirketin ilgili birimini arayıp, kendisine bu cevabı gönderen çalışanı terslemek geldi. Bunu yapmamak için kendini zor tuttu, ama öfkesi hala geçmemişti… Kendini yatıştırmayı denedi ama başarılı olamadı, daha fazla dayanamayıp şirketin insan kaynakları birimine telefonla ulaştı.
Yılmaz, o güne kadar bu şirkete başvuruda reddedilenler arasında olanlar içinde hiç yapılmamış olanı yaptı. Başvurduğu yöneticilik pozisyonu için kendi özgeçmişindeki hangi eğitimin ya da tecrübenin eksik olduğunu, bu durumu çok merak ettiğini, karşısındaki kişiyi azarlayarak sordu.

Telefondaki İK uzmanı, Yılmaz’ın neden söz ettiğini başlangıçta anlayamadı, ondan sakin olmasını rica edip hangi iş pozisyonu için ne zaman başvuru yaptığını, nazik bir dille sordu. Haklıydı; çünkü her gün kendilerine ulaşan onlarca farklı iş başvurusu vardı.

Yılmaz, beklemediği bu soru karşısında iyice sinirlendi, kendisi yöneticilik için bu şirkete başvurmuştu ama insan kaynakları biriminin bundan haberi bile yoktu. Bu durum, Yılmaz için bardağı taşıran son damla oldu. Telefondaki kişiyi ilgisiz ve kalitesizlikle suçlayarak hem kendisine hem de onun şahsında tüm şirkete hakaretler savurmaya başladı. Bu hakaretlere daha fazla dayanamayan İK uzmanı, telefonu Yılmaz’ın suratına kapatmak zorunda kaldı.

Yılmaz’ın sinirden elleri titremeye başladı, bir yandan da kendi kendine şirketi aşağılamaya ve şirkete küfürler etmeye devam ediyordu… Sık sık, “Siz kimsiniz de benim başvurumu reddedebiliyorsunuz; aşağılık herifler!” şeklinde cümleler savuruyordu. Öfkesi biraz yatışınca, tekrar bilgisayarının başına döndü. Başvuru için gönderdiği özgeçmişini bilgisayar ekranına tam ekran olacak şekilde yerleştirdi ve en baştan detaylı olarak incelemeye başladı. Eğitimi, iş tecrübesi ve referansları ona göre olağanüstü ve sıra dışıydı. “Böyle kaliteli bir özgeçmişin farkına varamayan bir şirket kaliteden ne anlar ki zaten!” diye aklından geçirdi. Sonra, kaliteden anlamayan bir şirketin de her haliyle kalitesiz olacağına kanaat getirdi. “Kalitesiz” bir şirket onun için “kalitesiz” bir patron , “kalitesiz” çalışanlar ve “kalitesiz” bir imaj demekti. Bu düşünceler kendisini biraz sakinleştirdi; zira böyle bir şirkette çalışarak şimdiye kadar oluşturduğu tüm “kaliteyi” ve “karizmayı” ayaklar altına alamazdı. Aldığı bu ret cevabının, kendi kariyeri için aslında daha hayırlı olduğuna kanaat getirdi. Ne de olsa kendisini kaçırmayacak bir yığın yönetici arayan “kaliteli” şirket vardı. Onlar tarafından aranmama nedeni kendi özgeçmişinin yoğunluktan dolayı değerlendirmeye henüz alınmamasıydı…

Soru: Narsisistik Kişilik Nedir?


‘Narsisist’ kelimesinin kökeni eski Yunan Mitoloji’ndeki bir hikâyeye dayanmaktadır, konuyu anlaşılır kılmak adına hikâyeye kısaca değinmekte fayda var diye düşünmekteyim.

“Herkese kaba ve kırıcı davranan, kimseyi kendisine denk görmeyen, kendisini sevenleri aşağılayan çok yakışıklı ama bir o kadar da kibirli Narkissos adında genç bir delikanlı varmış. Onun davranışlarından ötürü tanrılar, onu kendi kendisine âşık olmakla cezalandırmış. Narkissos, bir gün dereye bakarken suda kendi yansımasını görmüş ve gördüğü bu güzelliğe âşık olmuş. Bir süre sonra da Narkissos, sürekli su kenarında oturup sudaki yansımasını izler hale gelmiş; fakat suda gördüğü yansımasına ulaşmak veya sarılmak mümkün olmuyormuş. Sonunda bu umutsuz aşk acısının verdiği kederinden dolayı ince hastalığa yakalanmış ve günden güne mum gibi erimiş… Günlerden bir gün Narkissos, yine kendi yansımasını izler bir halde su kenarında ölmüş. Tanrılar tanrısı Zeus, kendini beğenmiş ve kibirli davranan kişilere ibret olsun diye onu güzel kokulu çiçek açan bir bitkiye dönüştürmüş.”

Hikâyeden anlaşılacağı üzere, narsisistik kişiliklerin en belirgin özellikleri kendilerine duydukları hayranlıkları ve kendilerini; üstün, özel ve biricik hissetmeleridir. Her insan, kendini belli ölçülerde beğenir ve diğerlerinden farklı hisseder, hatta insan olarak zaman zaman böyle hissetmeye hepimizin ihtiyacı vardır. Ancak narsisistik kişiler, kendini beğenme ve özel hissetme duygusunu abartarak hayatlarının merkezine koymuş bir şekilde yaşarlar ve diğer insanların da buna uygun davranmalarını beklerler.

Soru: Narsisistik Kişiliğin Genel Özellikleri Nelerdir?

Öncelikle narsisistik kişilikler birçok kuram ve kaynakta farklı türlerde tanımlanmışlardır ve en çok bilinen türü ‘büyüklenmeci’ diğer bir adıyla ‘grandiyöz narsisistik’ kişiliktir. Dolayısıyla bu başlık altında büyüklenmeci narsisistik kişiliğin özelliklerine yer verilecektir.

İkincisi, bir kişinin aşağıda sıralanan özelliklerin birçoğunu günlük hayatta ve insan ilişkilerinde sıklıkla sergiliyor olması onda narsisistik kişilik özellikleri olduğuna işaret edebilir. Ancak bu konuda kesin bir bozukluk tanısı, DSM-V Psikiyatri Tanı Ölçütleri El Kitabı kriterleri dâhilinde bir ruh sağlığı uzmanı tarafından koyulabilir.

Narsisistik kişiliğin genel özellikleri şu şekildedir:

1) Kendisini üstün görme, büyüklenme, başkalarını küçümseme, yoğun hırs ve kendisine hayranlık duyma gibi davranışlar sergiler.

2) Kendisine yönelik yoğun ilgisi, başkalarının ihtiyaçlarını ve gereksinimlerini fark edememesine neden olur. Diğer bir deyişle empati kurmakta zorlanır.

3) Çevresine karşı kendi kendilerine yetebildikleri izlenimini verir ve zihni çoğunlukla ‘muhteşem’ başarılar ile meşguldür. Aslında derinde kırılgan, utangaç ve eleştiriye duyarlıdır.

4) İnsan ilişkileri yoğun ancak sömürücüdür ve diğer kişilerden övgü almaya yönelik yoğun bir istekle güdülenmiştir.

5) Sürekli ve sıkı çalışma becerilerinden dolayı, genellikle meslek yaşamında başarılıdır ve toplumsal uyum düzeyi yüksektir. Ama dış görünüşüyle çok ilgilidirler ve işlerini aslında hayranlık elde etmek için yapar.

6) Genelde oldukça maddeci, kayrılmak için değerlerini değiştirmeye hazır, yetkeye saygısız, patolojik yalan söylemeye ve ahlakî değerleri görmezden gelmeye yatkındır.

7) Aşk ve cinsellik alanlarında çelişkileri bulunmaktadır. Narsisistik kişiler çoğunlukla görünüşte çekici, baştan çıkarıcı ve evlilik dışı ilişkilere, hatta rastgele cinsel ilişkilere yatkın kişilerdir. Oysa daha derinde, cinsellikten fiziksel haz dışında çok az doyum alır, karşı cinsle derin ve sürekli yakın ilişkiler kuramazlar.

8) Zeki, becerikli, liderlik vasfına sahip, hitabeti güçlü, bir takım özel yeteneklere sahip olan narsisistik kişiler büyük kitleleri etkileyebilir ya da peşlerinden sürükleyebilirler.

Soru: Narsisistik Kişilik Nasıl Oluşur?


Narsisistik kişiliklerin nasıl oluştuğu, hangi olaylara ya da tutumlara maruz kalma sonucunda şekillendiklerinin kuşkusuz net cevapları bulunmamaktadır. Aynı şekilde bu kişilerin, nasıl bir çocukluk geçirdikleri ve nasıl bir aile ortamına maruz kaldıkları konusunda da farklı teoriler mevcuttur. Genetiğin, ailenin ve yaşantıların bu durum üzerinde etken rol oynadığı iddia edilmektedir. Ancak konu bağlanma kuramı açısından ele alındığında, çocuğa erken dönemde bakım veren kişilerin narsisistik kişiliğin şekillenmesinde etkili olduğu kanısı hâkimdir. Aslında narsisistik kişilerin sergiledikleri bu tutumlar, onların sıkça başvurdukları için kişiliklerinde artık yer etmiş savunma mekanizmalarının bir sonucudur. Bir kişide böyle bir savunma mekanizmasını ortaya çıkaran sebeplerin başında ise ilk çocukluk itibariyle hayata ve insanlara karşı geliştirdiği çok yoğun bir güven ve sevgi eksikliği yatmaktadır. Şöyle ki; gelişimlerinin kritik evrelerinde onlara bakım veren kişi ya da kişiler genelde çocuklarının ayrı bir kimliği ve kişiliği olduğunu fark etmeyerek onları kendi uzantıları gibi kabul etmişler ve zihinlerindeki ‘ideal’ ya da ‘mükemmel’ çocuğu yetiştirmeye çalışmışlardır. Diğer bir tabirle, çocuğa gerçekçi olmayan bir sevgi hissettirilmiş (aslında bu ebeveynlerin kendileri yönelik ‘sevgi’den başkası değildir) ve çocuğun ihtiyaç duyduğu disiplin tam manasıyla uygulanmamıştır. Dolayısıyla çocuk, kendisine bakım veren kişi ya da kişilerin çok yoğun bir duygusal işgaline maruz kalmıştır. Gerçek kişiliği ve kimliği fark edilmeyen aynı çocuk, bu duruma uzun süre katlanamayarak bir süre sonra ebeveynlerinin zihinlerinde tasarladıkları ‘ideal çocuk’ olma yolunu seçmek zorunda kalmıştır. Bunu yaparak kendi özgün kişiliği ve kimliğinden vazgeçmiş, bozuk ve sahte bir kişilik modeli oluşturmak zorunda kalmıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde narsisistik kişilerin yine kendilerine benzer çocuklar yetiştirdikleri yorumu yapılabilir.

Narsisistik kişiliğin ortaya çıkması hususunda bir diğer yorum ise ruhsal gelişiminin kritik dönemlerinde çocuğa yeterli ilgi, sevgi ve alakanın verilmemesidir. Ebeveynlerin bu tarz tutumları, çocukta değersizlik ve yetersizlik duygularının açığa çıkmasına ve bu durum neticesinde çocuğun ileride -bir savunma mekanizması olarak- çevresine karşı tam tersi duygular (değerli ve yeterli) hissediyormuş izlenimi verme çabasına girmesine neden olmuştur. Bu tarz bir davranış modelinin de ortaya narsisistik kişiliği çıkardığı iddia edilmektedir.

Tüm bunların ötesinde her insanın doğuştan narsisizmle doğduğu, dış dünya ve diğer insanlarla girilen etkileşimlere bağlı olarak yaşanılan bir takım optimal kırılmalarla narsisizmin bir nevi törpülenmesi sonucu uyumlu bir insana dönüşüldüğünü savunan bazı kuramsal bakış açıları da bulunmaktadır. Diğer bir deyişle aslında tüm sorun, doğuştan var olduğuna inanılan narsisizmin; yarı aşırı derece kırılması ya da hiç kırılmaması neticesinde ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda her ‘normal’ olarak tanımlanan insanın da içinde belli ölçüde narsisizm çekirdeği taşıması beklenen bir durumdur. Hatta benliğimizde yaşamımızı ve ilişkilerimizi bozmayacak düzeyde bir narsisizm taşıyor olmamız, hayatımızda işlevsel bir üretkenliğe ve de başarıya yol açabilir.

Soru: Narsisistik Kişiliğin Değişimi Mümkün Müdür?


Evet, mümkündür ancak bu konuda ön şart, kişinin kendi durumunu kabul etmesi ve değişim için gönüllü bir şekilde adımlar atmasıdır. Bu koşullar sağlandığı takdirde narsisistik kişiliğin toparlanması konusunda en etkili yöntemlerin başında psikoterapi gelmektedir.

Soru: Narsisistik Kişilik Bozuklukları Neden Çoğunlukla Borderline Kişilik Bozuklukları ile Partner İlişkisi Yaşarlar?

Bu durum bir nevi her iki tarafında duygusal ihtiyaçların karşılanmasından ileri gelmektedir: Şöyle ki narsisistik kişilik bozukluğunun en önemli duygusal ihtiyaçları ‘vazgeçilmez olmak’, güçlü görünmek ve başkalarında hayranlık uyandırmaktır. Borderline kişilikteki kadın da, partneri olan narsisistik kişiliğin bu ihtiyaçlarını karşılar nitelikte davranış sergiler. Şöyle ki borderline kişilik, kendini genelde değersiz ve yetersiz hisseder; değerli ve yeterli bir konumda hissedebilmesi için çoğunlukla idealize edebileceği, çatısı altına sığınabileceği ve de bağlanacağı ‘güçlü’ bir figüre ihtiyacı duyar. Bu yüzden borderline kişilik, narsisistik kişilikle bir aradayken onun boyunduruğu ve koruması altında kendisini değerli, yeterli ve güçlü hisseder.

Narsisistik kişi ise, kendisine yönelik olan bu ilgi ve bağımlılıktan genelde hoşnut kalır; zira bir başkası açısından vazgeçilmez konumda olmak, onun gözünde güçlü görünmek ve yüceltilmek içten içe gururunu okşar. Bu bağlamda aralarında ilişki gerçek bir sevgiden ziyade bir takım duygusal ihtiyaçların karşılanmasından ileri gelmektedir. Ancak her ne kadar bu alışveriş kaynaklı aralarında bir sorun yokmuş gibi görünse de kazın ayağı öyle değildir: İlişki de bu duygusal ihtiyaçların karşılanmadığı çokça durum da açığa çıkar ve o zaman aralarındaki ‘uyum’, tam bir uyumsuzluğa dönüşür.
Soru: narsisistik kişilik bozukluğunun tedavisinde ilaç tedavisi işe yarar mı?

Dürtü ve duyguların belli oranda kontrol altına alınmasında ilaçlar etkili olabilir ancak intrapsişik yapı denilen temel kişilik yapılanmasını ilaçlar değiştiremez. İntrapişik yapıyı değiştirmek için uzun süreli psikoterapi süreci gerekebilir ve bazen duyguları bastıran ve kişiyi küntleştiren psikiyatri ilaçları psikoterapinin etkili olabilmesinin önüne geçebilir.

Soru: Narsisistik Kişilik Hangi Sebeplerle Psikoterapiye Başvurur?


Öncelikle büyüklenmeci özellikler barındıran narsisistler, pek psikoterapiye gelmek istemezler çünkü kendilerinde bir kusur bulmadıkları için çoğunlukla herhangi bir psikolojik desteğe de ihtiyaç duymadıklarına inanırlar. Bu bağlamda narsisistik kişiler, hayatlarında bir sorun olarak gördükleri ilişkilerini düzeltmek, sıkıntının tek kaynağı olarak gördükleri eşlerini ‘tedavi’ ettirmek ya da kendilerini anlayamayan kişilere nasıl davranacakları konusunda terapistlerinden ‘strateji danışmanlığı’ alma ihtiyacıyla terapiye başvurabilirler. Örneğin, eşleriyle ya da partnerleriyle beraber çift terapisine gelebilirler, gelme amaçları da genellikle asıl sorunun kendilerinde değil de karşı tarafta olduğunu bir uzman eşliğinde eşlerine ispatlamak olabilir.

Bunların yanı sıra, narsistikler için psikoterapiye başvurmak; “bana psikologa gidemezsin dediler, onlara göstereceğim nasıl gidebildiğimi” şeklinde kendilerini başkalarına ispat etmeye yönelik son derece komik bir neden de olabilmektedir.

Bunların haricinde nispeten daha olgun bir kişilik düzeyinde olan ama yaşamlarında kimi zaman narsisistik bir takım davranışlar sergilediklerini ve bu davranışlarının kendilerine ve ilişkilerine ciddi zararlar verdiğini fark edebilen kişiler de, kendilerinden kaynaklı olarak artık bir şeylerin ters gittiğini fark ederek psikoterapiye başvurabilirler.

Soru: Narsisistik Kişilik Psikoterapiden Nasıl faydalanabilir?

Psikoterapiste güven konusu, narsisistik kişiliklerle yapılan psikoterapi seanslarında oldukça önem arz eder. Nitekim psikoterapi sürecinin başlarında terapistin güvenilir biri olup olmadığı narsisistik kişilikler tarafından seanslarda sıklıkla test edilir. Psikoterapi süreci boyunca hem narsisistik kişilik hem de psikoterapist, aralarında güvene dayalı terapötik bir ittifak kuruluncaya dek sabretmeyi başarabilirlerse, narsisistik kişiliğin derinlerindeki duygular seanslarda yavaş yavaş konuşulmaya başlanır. Bu sayede narsisistik kişilikler, süreç içerisinde duygularını terapistin yardımıyla fark ederek kendileriyle ilgili belli oranda içgörü geliştirip, bozuk olan kişilik yapılanmalarını onarma fırsatı bulabilirler.

Kendi duygularını netleştirmeyi ve yönetebilmeyi başarmış olgun kişilik özellikleri taşıyan bir psikoterapistin, kendisine başvuran narsisistik bir kişinin içinde bulunduğu duygu dünyasını ve tüm bu savunma davranışlarının altında yatan ana gerçekliği onunla empati kurarak, onu yargılamadan ve eleştirmeden yorumlaması; değişim konusunda zaman içerisinde son derece etkili sonuçlar doğurabilir. Zira psikoterapistin karşısında art niyetli birinden ziyade yaşam ve diğer insanlar karşısında aslında kendini son derece yetersiz, güvensiz ve değersiz hisseden bir insan bulunmaktadır.

Ümit Akçakaya
Uzm Psikolojik Danışman


Faydalanılan Kaynaklar


Akçakaya, Ümit (2019). Uyanış - Kişiliğin Gizil Kodları. İstanbul: Kanon Kitap.
Akhtar, S. (1989). Narcissistic personality disorder. Psychiatric Clinics of North America 12:505-529.

Akhtar, Salman, 2009, Ağır Kişilik Bozukluklarının Tanı ve Sağaltımı için Başvuru Kitabı Çev: Müge Alkan, Cemiler Gürdal) Odağ Psikanaliz ve Psikoterapi Eğitim Hizmetler, Meta Basım, İzmir.

Kernberg, O. F. (1975). Borderline Conditions and Pathological Narcissism, s. 227-314. New York: Jason Aronson

Masterson James F. (2010). Bağlanma Kuramı Ve Nörobiyolojik Kendilik Gelişimi Açısından Kişilik Bozuklukları, Çev: Pınar Üzeltüzenci, Litera Yay.

Masterson James F.(2008). Kişilik Bozuklukları, Çev: Betül Taylan Bozkurt-Tuğrul Veli Soylu, Litera Yay.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bir Vaka Örneği ile Soru-Cevap Şeklinde Narsisistik Kişilik Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ümit AKÇAKAYA Fotoğraf
Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA
İstanbul ve Yurtdışı (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
Jungian Psikoterapist / Yazar/ Kendin Olma Terapisi / Uyanış ve Dönüşüm Psikoterapi Programı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi97 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'nın Yazıları
► Narsisistik Kişilik Bozukluğu Psk.Dnş.Fatih FİDAN
► Narsisistik Kişilik Bozukluğu Psk.Makbule UZUN ÇINAR
► Vajinismuslu Bir Vaka ve Tedavi Örneği Psk.Dnş.İsa Özgür ÖZER
► Emdr Nedir - Vaka Örneği Psk.Abdullah ALPASLAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,848 uzman makalesi arasında 'Bir Vaka Örneği ile Soru-Cevap Şeklinde Narsisistik Kişilik Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Viktor Emile Frankl ve 'kendini Aşma' ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2020
► Erich Fromm ve 'olmak' Mayıs 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:28
Top