2007'den Bugüne 84,900 Tavsiye, 26,557 Uzman ve 18,913 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Travma ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu
MAKALE #21503 © Yazan Psk.Erol AKDAĞ | Yayın Haziran 2020 | 1,028 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Travma; zihnimizin kaldıramayacağı düşünsel, duygusal ve davranışsal bir yükle karşı karşıya kalma durumuna denir. Psikolojik travmalar; insan zihninin anlayamadığı, algılayamadığı, kaldıramadığı, eritemediği bir ham armut gibi boğazına durduğu veya midesine taş gibi oturan yapılara denir. Onu hatırladıkça, o yaşantı uyarıldıkça, tetiklendikçe o günün duygusuna girer ve ondan çıkamaz. Bu nedenle travmalar, tedavi edilmezse kalıcı olabilmekte ve insan hayatını zora sokabilmektedir.

Travma sadece travmaya maruz kalan kişileri değil aynı zamanda bu kişilerin etrafındaki kişilerin hayatını da etkilemektedir. Travma ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan erkeklerin eşleri de genelde depresyon yaşamaktadırlar. Depresyondaki annelerin çocukları da güvensiz ve kaygılı yetişmektedirler.

Travma yaşayan bireyler travmadan sonra aşırı tetikte olurlar. Çok çabuk öfkelenirler, uyku sorunları yaşayabilmektedirler, sabırsız ve fevri olurlar, toleransları da genelde çok düşük olmaktadır.

Travma sadece geçmiş bir zamanda gerçekleşen bir olay değildir. Travmalar aynı zamanda zihinde, beyinde ve bedende de iz bırakırlar. Travma insanlardaki stres hormonları salgılamasına neden olur. Normal koşullarda insanlar bir tehdit karşısındaysa stres hormonları geçici olarak artar. Tehdit ortadan kalkınca hormonlar dağılır ve beden normale döner. TSSB’de bedenin stres hormonu, tehlike geçse de normal düzeye dönmüyor. Stres hormonunun görevi; tehlike karşısnda şimşek hızıyla tepki verir ve ardından bizi yeniden dengeye döndürmelidir. TSSB yaşayan kişilerde stres hormonu sistemi, bu dengeyi sağlamada başarısız olur. Savaş/Kaç/Donma sinyalleri, tehlike geçtikten sonra da devam eder ve normale dönmez. Beynin elektrik devreleri boş yere yanmaya devam eder. Stres hormonlarının sürekli salgılanması panik olarak, kaygı olarak, öfke, sinirlilik olarak, stres olarak, dikkat dağınıklığı olarak dışa vurulabilmektedir. Ayrıca, bireyin bedenindeki en zayıf noktaya bağlı olarak uzun vadeli sağlık sorunlarına da neden olurlar. (Migren, şeker hastalığı, hipertansiyon, fibromiyalji, kronik yorgunluk,otoimmün hastalıklar gibi)

Travmatik Olay Nedir?

Kişi için aşırı derecede örseleyici veya başa çıkması zor olan kişinin varlığını tehdit eden, hatta öleceğini düşündürebilen normal yaşamın dışındaki herhangi bir olaya travmatik olay denir. Trafik kazası geçirmek, herhangi bir kazaya tanık olmak, tacize uğramak, bir yakının ölümünü görmek, yaralanmak veya yaşamı tehdit eden başka bir olaya maruz kalmak gibi.

Travmatik Olay ve Kayıplara Verilen Tepkiler

Doğal afetler, kaza, ölüm, tecavüz, savaşlar gibi travmatik olayların ardından insanlarda yaygın olarak görülen iki grup tepki vardır. Bunlardan birincisi, doğrudan doğruya travmaya maruz kalmaktan kaynaklanır ve insanların kendilerini tehlikede hissetmeleri, dramatik olaylara tanık olmaları gibi yaşantılar içerir. Bu tip yaşantılar travma tepkileri dediğimiz tepkileri ortaya çıkarırlar. Tamamen normal kabul edilmekle birlikte, bu tepkiler bireyler için çok şiddetli ve korkutucu olabilirler. Bu tepkiler travma sonrasında koşulların düzelmesine bağlı olarak zamanla azalır, ancak bazı kişiler uzun bir süre bu tepkileri vermeye devam edebilirler.
İkinci grup tepkiler ise travma sırasında ve sonrasında oluşan anne-baba, diğer aile üyeleri, arkadaş ve yakınların kaybedilmesiyle ve ev, ailenin mal varlığı gibi diğer kayıplarla bağlantılıdır. Kayıplarla sonuçlanan travmatik yaşantıdan sonra şiddetli üzüntü tepkileri hissetmek normaldir. Bu tepkiler epeyce uzun sürerse ve kişinin günlük hayatını, uyumasını, yemesini içmesini, cinsel hayatını olumsuz yönde etkilerse soruna dönüşmektedir.

Travma Sonrası Stres Tepkileri

Deprem, savaş, tecavüz, cinayet gibi korkunç olaylar sonrasında çok şiddetli travma tepkilerinin ortaya çıkması tamamen normal kabul edilmelidir. Travma sonrası tepkilerin en sık rastlananlarından bazıları aşağıda ele alınmıştır. Kişilerin yaşantılarıyla doğrudan bağlantılı olan travma sonrası stres tepkilerini üç ana grupta toplamak mümkündür

1. İstenmeden akla gelen düşünce ya da görüntüler:

Bu düşünce ve görüntüler, kişinin hatırlamayı isteyip istememesinden bağımsız olarak, travma sırasında olup bitenler hakkında aklına gelen anılardan oluşur. Genellikle akla, travmatik olayların en acı ve sıkıntı verici bölümleri gelir. Hatta kişiler her şey yeniden oluyormuş gibi travmatik olayı yeniden yaşarlar ve yaşanan her şeyi ‘görüyor’ gibi olduklarını ifade edebilirler. Bazı kişiler kafalarında sanki bir kamera varmış ve filmi geriye sarmış gibi hissettiklerini ve travmatik olayın görüntülerinin yanı sıra, ses ve koku da duyduklarını, anlatırlar.

2. Kaçınma tepkileri:

Kaçınma tepkisi kişinin travmatik olayla ilgili olan düşünceler, duygular, etkinlikler ve mekanlardan kaçınmasına işaret etmektedir. Kişi açısından olup bitenler o kadar acı vericidir ki; kişi kendisine travmayı hatırlatabilecek her şeyden uzak durarak adeta olup biteni tümüyle unutmaya çalışmaktadır. Travmatik olaylara maruz kalan pek çok kişide istenmeden akla gelen anılar ortaya çıkar. Bunlar çok acı verici olduğu için kişi bu anılardan ve bunların aklına gelmesine yol açan her şeyden kaçınmaya çalışır. Bu durum yaşamla ilgili etkinliklere ilgi duymamaya, kendini başkalarından uzak hissetmeye, duygusal küntlüğe veya duyguların sınırlanmasına ve olumsuz bir gelecek beklentisine yol açabilmektedir.

3. Aşırı uyarılma tepkileri:

Anılar (görüntüler, sesler, kokular), kaçınma tepkileri gibi travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkan belirtilerin çok güçlü bir fizyolojik temeli vardır. Travmatik olaylar insan bedeni ve zihni açısından korkunç bir şoktur ve aşırı bir fizyolojik uyarılmaya yol açabilir. Bu aşırı uyarılma hızlı kalp atışı, avuç içlerinin terlemesi, konsantrasyon sorunları ve uyku güçlükleri gibi belirtiler ortaya çıkarır. Travma sonrasında olay anını hatırlatan her hangi bir uyarıcı ile karşılaşıldığında kişiler yeniden travmatik olay oluyormuş gibi hissedebilir ya da belli bir yer onlara yaşadıkları travmayı hatırlatabilir ve beden otomatik olarak tekrar aşırı bir fizyolojik uyarılma durumuna geçer. Bu fizyolojik tepkiler, kas ağrıları, sırt ağrısı veya karın ağrısı gibi belirtilere de neden olabilirler.

Hatırlatıcılar, (tetikleyiciler): Travmaya ilişkin anıları tetikleyen ipuçlarıdır ve travma sonrası ortaya çıkan belirtilerin anlaşılması bakımından önem taşırlar. Örneğin, deprem sırasında bulunulan binanın görüntüsü, yaşanmış bir trafik kazasını hatırlatan bir ses, koku veya tacizi hatırlatan herhangi bir düşünce veya duygu hatırlatıcı olabilir. Travma tepkilerinin ortaya çıkmasında hatırlatıcıların etkilerinin bilinmesi, hem çocuklar hem de yetişkinler açısından önem taşır ve onların travma tepkileriyle daha kolay başa çıkmalarına yardımcı olur.

Kaygı tepkileri:

Travma sonrası stres tepkisi temelde bir kaygı tepkisidir. Bu tepki sırasında bireyin bedeni ve zihni sanki bir tehlikeye maruz kalmış gibi tepki verir.

Şiddetli üzüntü ve depresyon

Hepimiz zaman zaman kendimizi kederli ve üzgün hisseder, hatta bazen ağlarız. Kayıplardan sonra şiddetli üzüntü tepkileri vermek ve kaybedileni özlemek normaldir. Bunlar, kişiye rahatlama duygusu veren ve diğer kişilerin desteğini almak için harekete geçmesine yol açan sağlıklı tepkilerdir. Ancak, depresif belirtiler olarak adlandırılan bu tepkiler uzun süre devam ederse, yemek yemek, uyumak ve arkadaşlarla oynamak gibi günlük işlevlerde bozulmaya yol açarsa bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemek gerekebilir.

Travmatik yaşantı sonrasında insanlar genelde aşağıdaki tepkileri gösterebilmektedirler. Bu tepkiler uzun sürerse ve kişinin günlük işlevselliğini bozmaya başladıysa mutlaka destek alınmalıdır.

• Depresif ya da sinirli bir ruh hali.
• Tüm etkinliklere duyulan ilginin azalması ve bunlardan haz alamama
• Diyet yapılmadığı halde bariz şekilde kilo kaybı veya artışı
• Kaybedilen kişiyi özleme.
• Sevilen birinin kaybını 'kabullenmeme'.
• Uykusuzluk ya da aşırı uyuma.
• Aşırı huzursuzluk.
• Aşırı yavaşlık.
• Enerji kaybı/azalması ve derin bir yorgunluk hissi.
• Değersizlik duygusu.
• Aşırı ya da duruma uymayan suçluluk duyguları.
• Konsantre olmada ya da karar vermede zorluk.
• Tekrarlayan ölüm düşünceleri.
• Hayatın yaşamaya değmediğine dair tekrarlayan düşünceler.

Travmatik olayın yeniden yaşanması:

Travmatik bir olaydan sonra istenmeden akla gelen düşünce ya da görüntüler ya da olayla ilgili rüyalar ortaya çıkabilir. Örneğin, travmatik olayla ilgili sahneler bireylerin gözünün önünden gitmeyebilir ve zaman zaman zihinlerinde olayı yeniden yaşıyormuş gibi canlanabilir. Çocuklar bazen farkında olmadan travmatik olayları hatırlatan oyunlar oynayabilirler. Kabuslar da travmatik olayı yeniden yaşamanın tipik bir örneğidir.

Travmayla ilgili düşünce ve duygulardan kaçınma:

Bu durum, genel bir uyuşukluk hissi ya da çevredeki insanlardan kopmanın yanı sıra olayın hatırlatıcılarından kaçmayı da içermektedir. Hem yetişkinler hem de çocuklar, eskiden hoşlandıkları faaliyetleri yapmaktan artık zevk almayabilir ve yalnız kalmak isteyebilirler.

Fizyolojik uyarılma:

Genel bir sinirlilik ve gerginlik hissinin yanı sıra dikkat dağınıklığı, belirli bir konu üzerinde yoğunlaşamama ve uyku bozuklukları görülebilir. Travmatik bir olaya maruz kalmış olan kişiler, hem fiziksel hem duygusal olarak ufak ipuçları veya tetikleyici uyarıcılara karşı örneğin, her hangi bir ses, görüntü veya bir kokuya bile çok şiddetli tepkiler verebilirler. Bazı kişiler ise daha kolay sinirlendiklerini, ortada görünür bir neden yokken aniden korktuklarını, kendilerini allak bullak olmuş hissettiklerini belirtebilmektedirler.

TRAVMADAN ETKİLENME DERECESİ NEYE GÖRE DEĞİŞİR?

Hem çocuklar hem de yetişkinler için travmatik bir olaydan etkilenmesini belirleyen bazı etmenler vardır. Bu etmenlerin kişiden kişiye değişiyor olması nedeniyle bütün çocuklar ya da yetişkinler yaşanan travmatik olaydan farklı düzeyde etkilenirler.

1. Aşırı durumlara tanık olma: Kişiler travmatik olayı bizzat yaşıyorlarsa ya da olayın meydana geldiği yere ne kadar yakınlarsa etkilenme düzeyleri o denli yüksek olmaktadır.
2. Stres yaratan durumlara maruz kalma süresi: Kişiler travmatik olayalara ne kadar uzun süre maruz kalırlarsa o denli çok etkilenmektedirler.
3. Yaşamın tehlikede olduğunu düşünme: Kişiler travmatik olay sırasında öleceklerini düşündüklerinde etkilenme fazla olmaktadır.
4. Stresle başa çıkma gücü: Kişilerde travma öncesi varolan başa çıkma gücü etkilenme düzeyini azaltmaktadır.
5. Sosyal desteğin doğası ve derecesi: Kişilerin travmatik olay sırasında ve sonrasında yeterli derecede sosyal desteğe sahip olması ve bu desteği alabilecek durumda olması travmatik olaydan etkilenme düzeyini azaltacaktır.
6. Anne-babanın etkilenme düzeyi: Anne-babaları zayıf ve güçsüz olan çocuklar travmatik olaylardan daha fazla etkilenmektedirler.

Bazı insanlar ilk çocukluk yıllarından getirdikleri travmalarla, bazen de yakın zamandaki travmalarla hayatlarına devam ederler. Durduk yerde neden kendilerini kötü hissettiklerini anlamaya çalışırlar, çok yoğun boşluk, yalnızlık, terk edilmişlik duygularını yaşarlar, öfke patlamaları yaşarlar, her şeye ani ve fevri tepki verdiklerini söylerler. Yaşamış oldukları travmaların psikolojilerine zarar verdiklerini göremeyebiliyorlar.

İlk çocukluk yılları travmalarını daha iyi anlayabilmek için bedenin kayıt tuttuğunu, bedenin hafıza kayıtları olduğunu da bilmemiz gerekir. Beden hafızası; anne ile çocuk arasındaki bağlanma ilişkilerinde yoksunluğa maruz kaldığında, anne terk ettiğinde, anneyi göremediğinde, v.s beden fizyolojik tepkiler verir. Bağırsaklar hareketlenir, terleme meydana gelir, yüz kızarır parasempatik ve sempatik sistem dediğimiz sistem bütün bedendeki organlarımız harekete geçirir. Eğer travmatik bir bebeklik ve çocukluk döneminiz varsa anneniz ikide bir sizi terk ettiyse, ihtiyaçlarınızı anlamakta (acıktığınızı, uyuma isteğinizi, vs ) sıkıntı yaşıyorsa beden bunları travma olarak algılar. Terleme ve çarpıntı ile ilgili beden hafızası kayıtları ortaya çıkar. Beklenmedik bir şekilde ani olarak çağrıldığında, güvenilmeyen bir ortama gittiğinde beden hafıza kayıtları ortaya çıkar. Neden terlediğini bilmez, neden bağırsaklarının tepki verdiğini bilmez neden ellerinin titrediğini bilmez çünkü beden hafıza kayıtları aktifleşir.

Travma ve travma sonrası stres bozukluğunda beden geçmişte kalmış bir tehdite karşı savunmasını sürdürür. Beden için tehlike halen devam etmektedir. Bu anının tekrardan işlenmesi ve o travmanın nötralize edilmesi gerekmektedir.

Travma yaşayan insanlar yeni seçenekler denemek yerine, bildikleri korkunun içine hapsolurlar. Bu döngüden çıkmalarına yardım edilmelidir. Travma ve Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) insanın yaşam kalitesini ve insanın hem kendisiyle hem de diğer insanlarla iletişimini, etkileşimini ciddi anlamda bozar. Hem kendinize hem de sevdiklerinize zarar vermemek için bir terapiden geçmeniz gerekebilir. Travmalarda EMDR çok etkili ve faydalı bir terapi tekniğidir. Çok kısa bir zaman diliminde çok yol alınabilmektedir. Yeterki kendinize, terapistinize ve EMDR tekniğine güvenin.

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın :-)

Erol AKDAĞ
Klinik Psikolog
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Travma ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Erol AKDAĞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Erol AKDAĞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     19 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Erol AKDAĞ Fotoğraf
Psk.Erol AKDAĞ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Erol AKDAĞ'ın Makaleleri
► Travma Sonrası Stres Bozukluğu Psk.Yasemin TÜZEMEN
► Travma Sonrası Stres Bozukluğu Psk.Dnş.Fatih FİDAN
► Travma Sonrası Stres Bozukluğu Psk.Emir Emre DOĞAN
► Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir? Psk.Sümeyye KESKİN
► Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir? Psk.Ziya ÜNLÜTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,913 uzman makalesi arasında 'Travma ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Takıntıları Takmamak (Okb ve Terapisi) ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2020
► Çocuklar Aşık Olur mu? ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2020
► Çocuklar Neden Yalan Söyler? ÇOK OKUNUYOR Nisan 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:17
Top