2007'den Bugüne 84,906 Tavsiye, 26,561 Uzman ve 18,915 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Ebeveyn Çocuk Arasında ki İletişim Engelleri ve Etkili İletişim Becerileri Nelerdir?
MAKALE #21671 © Yazan Uzm.Psk.Çiçek TARLA | Yayın Ağustos 2020 | 230 Okuyucu
EBEVEYN ÇOCUK ARASINDA Kİ İLETİŞİM ENGELLERİ VE ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ NELERDİR?
Etkili iletişim becerilerini; iletişim hatalarına düşmemek, empati yapabilmek , etkin dinleme yapabilmek ve ‘’ben’’ dili kullanabilmek olarak sıralıyabiliriz..

Etkili iletişim becerileri, her türlü insan ilişkisinde ve her türlü meslek alanında ilişkilere pozitif katkı sağlamakta ve kolaylaştırıcı olabilmektedir. İnsanlar arasında geçen her tür konuşma iletişim olarak kabul edilemez. Çünkü iletişimde bilgi akışı çift yönlü olmalıdır. Anne baba çocuk arasındaki emir verme şeklindeki tek yönlü konuşmalar, iletişim olarak kabul edilemez

Çocuğun iletişim becerileri geliştirmesinde aile içi iletişim ve anne- babanın rolü büyüktür.Sağlıklı iletişim kurabilen aile, sorunlarını bir araya gelerek çözebilen, birbirlerine duygusal olarak bağlı ve özgürlüklerini kısıtlamayacak şekilde birbirleriyle ilgili, kendilerinden beklenen rolleri etkili biçimde yerine getirebilen, davranışlarını sağlıklı şekilde kontrol edebilen, açık ve dolaysız bir iletişime sahip olan bireylerden oluşmaktadır . Çocukla kurulan etkili iletişim, onun kendine güveni ve çevresine saygısının gelişimi için en önemli kaynaklardan biridir. Anne ve babalar çocuklarına da konuşma ve kendini ifade etme şansı sağlayarak önce kendini “birey” olarak algılamasına ve öz güvenini kazanmasına olanak tanımalıdır. Çocukların sağlıklı iletişim kurmaları için anne babaların etkili iletişim bilgi ve becerilerine sahip olmaları, çocuklarına yönelik kabul edici bir tutum sergilemeleri, onları dikkatle dinlemeleri gerekmektedir.

Anne babaların çocukları ile konuşurken sadece çocuğun konuşmasına odaklanarak dinleyip söylediklerini anlamak ve sonrada konuşulana uygun bir yanıt vermesi gerekir .Ancak onlar öyle yapmaz . Konuşulanları dinlemek yerine sürekli çocuğun konuşmasını düzelterek, uyarıda bulunarak , fikir üreterek, öneride bulunarak,sorgulayarak müdahalelerde bulunurlar.Çocuk dinlenmediğini görerek susar ve küser.Çünkü çocuk ailesinin bu şekilde sürekli müdahalede bulunmasından dolayı kendini değersiz ve kabul edilmeyen olarak hisseder .Ve bu tarz müdahalelere iletişim engelleri denilmektedir.

İletişim engellerini sıralarsak; Emir vermek, yönlendirmek, uyarmak, gözdağı vermek, ahlak dersi vermek, yargılamak, eleştirmek, suçlamak, ad takmak, alay etmek, utandırmak, öğüt vermek, çözüm getirmek, fikir vermek, mantık yoluyla inandırmak, tartışmak, yorumlamak, analiz etmek, teşhis koymak, desteklemek, övmek, aynı düşüncede olmak, konuyu değiştirmek, şakacı davranmak, oyalamak, incelemek, araştırmak, soruşturmak diyebiliriz.

Bu iletişm engellerini daha detaylı ve örneklerle açıkladığımızda daha anlaşılır olacaktır.
1-Emir vermek, yönlendirmek; … ’’..yapacaksın!’’ Televizyonun önünden kalk ..’’ve ‘’doğru odana gidip ‘’ …’’ dersini çalış…’’ , “Hemen o yemeği bitir!”, “ Çabuk sütünü iç!”, “hemen özür dile !” gibi. Bu tarz tutum, kişinin duygularını önemsiz kılar. Kişiye, söylenenleri yapmaya mecburmuş gibi hissettirir. Korku ya da aktif direnç yaratabilir. Söylenenin tersini denemeye davet edebilir. İsyankar davranışa ya da misillemeye yol açabilir.Kişi kendini önemsiz hisseder..Bu tür emir cümleleri kişinin yeteneğine, duygularına ve kararlarına güvenilmediğini düşündürür.Sonuçta çocuğunuzun size kırılmasına ve kızmasına neden olur.

2-Tehdit etmek ..’’ya yaparsın yada…’’ ‘’ yapmazsan……olur.’’ Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini “denemeye” yol açar. Gücenme, kızgınlık, isyankarlığa neden olabilir. Korku ve boyun eğme yaratabilir.. Kendisine saygı duyulmadığını düşündürür.

3-Uyarmak , göz dağı vermek, ”Eğer ödevlerini yapmazsan odandan çıkamazsın , Ev de top oynarsan o topu keserim. ”, “o tabaktaki yemeğin bitmezse bütün gün aç kalırsın.” gibi Bu türden mesajlar kişinin öfke duygusunu tetikler. Ve karşısındaki kişiye kızgınlık ve düşmanlık duygularını harekete geçirir. Bu tarz konuşma ve tehdit çocuğu korkutmuş ve sindirmiş olacaktır. Aynı zamanda bu tarz iletişim çocuğun istek ve gereksinimlerine saygı duyulmadığını ifade ederler.

4-Konuyu değiştirmek, teselli etmek.. "Önemli değil , boş ver...", "her şey zamanla düzelir aldırma dert etme..." "Üzülme..." , "farklı konulardan , daha güzel konulardan konuşalım...", "Olur böyle şeyler, geçer...", Bu tür iletişim çocuğun kendisine, değer verilmediğini, ilgilenilmediğini ve duygularının karşı taraf için önemli olmadığı ve saygı duyulmadığı mesajını verir
Çocukların sorunlarını basit olarak algılamak, onların duygularıyla alay etmek onları derinden etkiler ve kendilerini değersiz hissederler. Aslında teselli etmek çok güzel ve yararlıdır, ancak öncesinde çocuğun ne dediğini duymak ve anlamak daha çok önemlidir.Aksi durumda çocuk kendisinin duyulmadığını anlaşılmadığını ve kendisinin önemsenmediğini düşünerek kızgınlık, küskünlük hissetmesine neden olur.
Kendini dinlemeyi anlamayı başarabilen kişi karşısındakini de dinler ve anlamayı başarabilir unutmamak gerekir.

5-İsim takmak, alay etmek…“ “tembel teneke?” ‘’gözlerin çipil çipil’’ bebek gibisin hemen ağlama’’”Sümüklü”, "Sulu göz.’’. “ kara kafa”, “akılı çocuk”, “cadaloz”, “ yaramaz”, “sen adam olmazsın ‘’ ‘’duygusuzsun’’ gibi isim takmalar ve alay etme çocukta benlik saygısına zarar verir. Özğüvenini olumsuz etkiler.. Çocukta sevilmediği ve değersiz olduğu duygusunu yaratır. Ve bu durum çocukta öfkeye neden olabilir.
Olumsuz lakaplar gibi olumlu lakaplarda kişiyi olumsuz etkiler. Çocuk kendi değerini ve yeterliliğini farklı algılar. Örneğin, ‘çok zekisin’’ ‘’üstün zekalısın’’ ‘’ çok akıllısın’’ ‘’çok çalışkansın’’ gibi etiketler de çocuğun başarısız olma ihtimalini kabul edememesine ve hiç bir konuda risk almadan yaşamını sürdürmeye çalışacaktır. Genel kapasitesini , üst sınırlarının ne olduğunu hiçbir zaman test edemeyecektir. Çünkü başarısız olursam çevremi hayal kırıklığına uğratırsam korkusu baskın olacaktır. Kendini tanıması engellenmiş olacaktır.

6- Soru sormak, Sınamak, Araştırmak, …"Neden?...’’niçin..’’ ‘’Ne oldu..’’Sen ona ne dedin?...O sana ne yaptın?..." Neden kötü not aldın?...çalışmadın mı?..’’ Neden hastasın?..daha giyinmedin mi?...’’ "Neden yolda doğru düzgün yürüyemiyorsun? Neden önüne bakmıyorsun? …hep düşüyorsun…’’ ‘’ Niçin arkadaşların la doğru düzgün oynamayı beceremiyorsun’’ gibi... .. Çocuk, kendisine sorulan sorularla sorgulandığını hisseder ve kendine olan güveni olumsuz etkilenir. Kendinin başarısız yeteneksiz ve onaylanmayan olarak algılar. Bu tarz soru sormalar da ön yargı, eleştiri vardır ve çocuğun sorunlarına ebeveynler tarafından çözüm bulma çabası içerir. Asıl sorun dan uzaklaşarak çatışma yaratır.Çocuk bu sorular karşısında ne yapacağını şaşırarak savunmaya geçer ve asıl sorun çözümsüz kalır.

7-Öğüt vermek , çözüm üretmek. ‘’Sabah erken kalkamıyorum diye yakınacağına, yada sabah uyanamıyorum diye söyleneceğine erken yat.’’
"Sınavdan endişe duyacağına , oturup dersini daha fazla çalışsan daha iyi olur..."
"’Benimle oynamıyor diye yakınacağına Arkadaşlarınla kavga etmeden oyna , arkadaşlar kavga etmez..." Çevrene iyi davranmazsan yalnız kalırsın’’ "Bu kadar düzensiz olursan ,hiçbir şeyini bulamazsın. İşlerini yetiştiremezsin..." gibi cümleler,le ebeveynlerin bir konuda yada problem yaşandığında ,öğüt vermesi ve çözüm üretmeye çalışması ,genellikle çocukla konuşurken iletişimi kesen mesajlar verir.

Genellikle öğüt, ahlak dersi vermek, direk öneride bulunmak ve çözüm üretmek çocukta baskı veya suçluluk duyguları uyandırarak, iletişimin kesilmesine veya yön değiştirmesine neden olabilir.Kişi kendinin yeteneklerinin küçümsendiğini düşünür. Ve kendini kötü hisseder.Çocuğun kendi sorununa çözüm üretmesi ve değişik seçenekler düşünmesi denemesi engellenmiş olur.

8-Eleştirmek , eleştirmek , suçlamak…..’’Sen bunu yapamazsın’’ ‘’Anlamakta zorlanıyorsun, tembelsin..’’ ’’Her zaman böyle yapıyorsun, .’’."Sen zaten bir sorun olunca ancak kaçarsın...", "Bebek gibi ağlıyorsun...", "Geri zekalı...", "bir kezde doğru yapsan şaşarım.."Hiçbir arkadaşınla geçinemiyorsun....."
Genellikle yargılanan ve eleştirilen kişiler, kendilerinin haksızlığa uğramış, anlaşılmamış, i hak etmemiş, yalnız, kurban, , çaresiz hissederler. Bunun sonucunda da iletişimi keser ,öfkeyle karşılık verir yada savunmaya geçer. . Özellikle çocuklar bu tarz yargı ve eleştirilerinizi ve sık kullandığınız isimlendirmeleri (yaşına göre) gerçek olarak algılayabilir. Bu, durum çocuğun kendilik algısı üzerinde olumsuz etkiler bırakır, kendine güveni sarsılır ve başarısı üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Yapılan olumsuz değerlendirmeler, çocuğun benlik saygısını düşürür.,çocuğun kendisini değersiz ve yetersiz hissetmesine neden olur.

9- Ahlak dersi vermek: “Öyle davranmamalısın, O şekilde konuşmamalısın.”,, “, Düzgün terbiyeli kişiler böyle davranmaz, böyle giyinmez.” ‘’ iyi aile çocukları oralara gitmez..’’ ‘’Büyüklere karşılık verilmez,,’’gibi.… Ebeveynler sahip oldukları gücü veya iradeyi yahut statüyü kullanarak çocuğu karşı koymaya zorlar.İletişimde ahlak dersi içeren iletiler , çocuğa zorunlulukların ve otoritenin gücününün ne olduğunu göstermektedir. Çocukta bu tarz iletiler, ebeveynlerinin onun yargılarına ve kararlarına güvenmediği fikrini doğurabilirler.

10-Nutuk çekmek , mantıklı düşünceler önermek, ….“Ben senin yaşındayken …..”, “yiyecek dökmek için değil yenilmesi içindir” gibi.…’’sifonu çekmen gerekir’’ Bu durum, geçici olarak kabul edilebilir fakat sorunlar baş gösterdiğinde çatışmalara neden oluyor. Nutuk çekmek, mantıklı şeyleri sürekli önermek çocuğun bu konuda yetersiz olduğuna dair mesajlar iletir.
Bu tarz iletiler sorun yaşandığı durumlarda kullanıldığında sorun olurken, çocuğa bir şey yapmayı öğretirken sorun olmayabilir..Örneğin, diş fırçalamayı öğretirken,yada tuvalet eğitimi verilir iken gibi..Ama herhangi bir sorun durumunda bu iletiler çocukta yetersizlik duygusu, söylenenlere cevap vermeme, küsme ya da sunulan mantıklı düşünceleri çürütmek için çabalamaya neden olur.

11 Övmek, aynı düşünceyi paylaşmak: Çocuklar bu türden mesajları kendilerinden istenenleri yapmaları için kullanılan bir araç olarak görürler ve süreklilik arz etiğinde bundan rahatsız olurlar. Başkalarının yanında övgü de çocuğu utandırır veya çocuğun buna her zaman ihtiyaç duymasına yol açabilir.-’’ Yerini bulmayan, hak edilmemiş bir övgü beklenenin aksine güvensizlik duygusu uyandırır. Çocuk övgünün kendisini idare etmek için kullanıldığını hisseder:
Günlük yaşamda bu tarz iletiler oldukça sık kullanılır. Kişiye moral vermek gibi görünür. Sorunlu durumlarda kullanılmadığında yararlı olabilir. Ancak herhangi bir sorun durumunda, asıl sorun üzerinde durulmadığı için kızgınlık ya da anlaşılmadığını hissettirirler.Peki çocuğu övmek yanlış mı? Hayır tabi ki çocuğunuzu övebilirsiniz . Ancak burada önemli olan normal zamanlarda çocuğun övülmesi değil, çocuğun bir sorununun olduğu zamanlar kastedilmektedir.

12- Desteklemek, avutmak: “Aldırma.......boş ver, düzelir.......”, “Hadi biraz neşelen......” “Zamanla kendini daha iyi hissedersin........”Ebeveynler çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında hiç yokmuş gibi davranıp onları avutma eğilimine gidebilir. Bu durum çocuğa önemsenmediği hissini verir. Karşıdakinin kendini “anlaşılmamış” hissetmesine neden olur, kızgınlık duyguları uyandırır.

Çocukla olan iletişimde engellere düşmeden çocuğun söyleyeceklerini dinlemek önemlidir. Ebeveynler çocuğun davranışını onaylamıyor dahi olsa söylediklerini sessizce, dikkatle ve yargılamadan dinlemeleri gerekir, duyguların ifade edildiği durumda ise çocuğun duygularını kabul etmek önemlidir. Ebeveynlerin çocuklarına yönelik doğru ve kabul edici davranış ve tutumları geliştirebilmesi ve etkili iletişim için iletişim kurulan kişiyi olduğu gibi kabul etme, empati, etkin dinleme, ben dili kullanımı gerekir.

Çocukta iletişim engellerinin bir çok olumsuz etkileri olabilir;İsyankar davranışa yol açabilir. Kızgınlık, korku ve boyun eğmeye, yol açabilir.Suçluluk duyguları yaratabilir, kendisini yetersiz, değersiz ve işe yaramaz hissetmesine neden olabilir. Benlik saygısı olumsuz etkilenerek, kendi başına çözümler üretmesini engeller, kendisine güvenilmediğini hissetmesine, kaygı hissetmesine, gerçek sorununu gözden kaçırmasına neden olabilir. Kendini korumasız ve güvensiz olarak hisseder ve endişesinden dolayı iletişimi kesmesine neden olabilir. Yetişkin tarafından anlaşılamadığını düşünebilir. Sorunlarının önemsiz olduğu, savaşmak yerine vazgeçme duygusu yaratabilir ve sorunlarını ifade etmekten kaçınma davranışı yaratabilir.
Etkili İletişim Becerileri Nelerdir.
-Karşımızdakini etkin ve ilgili dinlemek.
-Empati kurabilmek
-‘’Ben’’ dili kullamak.

EMPATİ
Empati psikolojide sıklıkla kullanılan önemli bir kavramdır. Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Empati kişiler arası ilişkilerin sürekliliği açısından önemli bir etmendir. İnsanların karşılarındaki kişi ile empati kurabiliyor olmaları, iletişimin başladığını ve alıcının, kaynağı algılamaya çalıştığını ve etkili bir dinleme sergilediğinin göstergesidir.
Empati ,karşısındaki kişiyi dinlemek demektir.Dinlemek ise, sanıldığı kadar kolay bir iş değildir.Eleştirmeden, yargılamadan, nasihat etmeden dinlemek kişiyi rahatlatır. Çünkü anlaşıldığımızı karşımızdaki kişinin bizi dinlediğini hissettiğimizde anlarız.
Empatik kişilerle iletişim kurmak çok kolaydır.İletişim kendiliğinden gelişir ve kişi sorunlarını konuşmaktan çekinmez.Çünkü anlaşıldığını düşünür.
Empatik olmayan kişilerle ise iletişim işkence olabilir. İletişim sık sık kesilir, kopar.Kişi biran önce konuşmayı bitirmek ister.Çünkü kişi anlaşıldığını hissedemez...Olaylara bakış açısı çok farklıdır. Empati üç aşamadan oluşur. Bunlar:
• Birinci Aşama: Olayları karşımızdaki kişinin bakış açısından bakarak onun gibi algılamaya çalışmak
• İkinci Aşama: Karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru ve tam olarak anlamak
• Üçüncü Aşama: Kendisini anladığımızı karşımızdaki kişiye sözlerimizle, ses tonumuzla ve beden dilimizle ifade etmek.

Empatiyi, yalnızca insanın kendini karşısındakinin yerine koyması olarak açıklamak yeterli değildir.Çünkü her insan birbirinden farklıdır ve kendini karşısındakinin yerine çok kolay koyamaz. Kendini başkasının yerine koyduğunda da kendisi gibi düşünür.. Onun için empati yaparken öncelikle karşıdaki kişiyi ve içinde bulunduğu şartları tanıyarak olayları onun bakış açısıyla görmeye çalışmak gerekir. Bu sayede karşıdaki insanın duyguları, yaşadıkları ve deneyimleriyle bir bütün olarak onu daha iyi anlama eylemi gerçekleşir.
Bireyler arasında ki empatik iletişm, doğru ve etkin bir dinleme becerisi ile birlikte kullanıldığında anlamlıdır.Birey olarak karşıdaki kişiyi işitmek yeterli olmaz, ne söylediğini duyup, anlayabilmek, iyi bir dinleyici olabilmenin yöntemlerini bilmek ve kullanmak gerekir. İletişimin kalitesini yükseltmek isteyen bir birey ancak, dinlemeyi öğrenerek bunu gerçekleştirebilir.
Dinlemek, pasif ve aktif dinleme olarak iki şekilde görülür. Pasif dinleme; dikkatli ancak sessizliği içeren ve çok az tepki göstermeye ihtiyaç duyulan, en basit dinleme türüdür. Aktif dinlemeyi, empatik dinleme olarak da isimlendirebiliriz. Aktif ya da empatik dinleme ;karşıdaki bireyin duygularını onun bakış açısıyla anlamaya çalışarak yapılan dinleme şeklidir. Empatik dinleme saygı içerir. Saygı gören kişi karşısındakine güvenir ve kendini daha rahat açar ve ifade eder.
Empati iletişime yön veren onu güçlü kılan bir iletişim şeklidir. Empatinin olmadığı iletişimler süreklilik kazanamayan ve kısa süreli iletişim eylemleridir.

EMPATİ Mİ? SEMPATİ Mİ?

Sempati de empati gibi bir iletişim etkinliğidir. Her iki kavram çok fazla karıştırılmakta dır.Çoğu zaman empati ve sempati eş anlamlıymış gibi kullanılabilmektedir. Ancak sempati duymak, karşıdaki insanın duygu ve düşüncelerin aynısını paylaşmak anlamına gelir. Empati duymak ise karşıdakinin duygu ve düşüncelerini anlamaktır.
Sempati kavramında "yandaşlık" asıl unsur olurken, empati de duyguları ve düşünceleri anlamak esastır
Sempatide hak vererek doğruluğunu ve duygudaydaşlığı yanlış olsa bile devam ettirerek anlamaya çalışırız. Empati de hak vermesek de anlamaya çalışırız,
Sempatide duygudaşlık vardır empatide ise yoktur.
Empatide anlamak önemlidir. Diyelim ki bir arkadaşınızın partide elbisesi yırtıldı Eğer arkadaşınızın elbisesi yırtıldığı için utandığını fark ederseniz bu empatidir. Eğer arkadaşınızın elbisesi yırtıldı diye, onunla birlikte siz de utanırsınız, sempati duymuş olursunuz. Bunun nedeni ise yakınınızla özdeşim kurmanızdır. Sempati duyulan insanlarla özdeşim duyulur.
Bazı kişiler bize sempati duyduğunda, bir gruba ait olduğumuzu hissederiz. Bizimle empati kurduklarında ise bizi anladıklarını hissederiz.Kısacası sempati, empati den farklıdır.

Sempati duyduğumuz insanlar, olaylar, milletler ve takımlar vardır.. Onlarla aynı duyguları da paylaşabiliriz. Ancak , anlamak zordur.. Bir olaya karşımızdaki kişinin penceresinden bakmak, onun ne düşündüğünü, ne yaşadığını anlamak çatışmaları engelleyen her şeyin daha kolay olmasını sağlayan bir olgudur.İnsanların sempati yönü empatiye göre daha çok gelişmiştir.Zira empati zordur.Çok az kişide doğuştan gelir bu yetenek.( Evet empati bir yetenektir) Çoğu kişinin empatiyi öğrenmesi ya da geliştirmesi gerekmektedir.

Empatik iletişimde taraf tutma yoktur. Amaç, karşısındakini düşündürmeyi ve yeni fikirler geliştirmeyi, doğru anlamayı amaçlar. Sempati iletişimde kişi, karşısındakinin tarafını tutar. Karşısındakine hak vererek onun duygusunu pekiştirir.
Daha empatik iletişim için püf nokta, iletişim kurduğumuz kişinin sadece sözlerini değil, ses tonuna ve beden diline de dikkat etmek anlamaya çalışmak gerekir.Yani, , ''satır aralarına''da dikkat edilir.

Empati kurmanın olumlu etkileri;

Karşımızdaki kişiyi anlayarak ona karşı daha saygılı olur ve ona değer verdiğimizi göstermiş oluruz ve aynı zamanda bize yapılmasını istemediğimiz davranışları karşımızdaki kişiye de yapmayız
Karşımızdaki kişiyi dinlerken , onun olduğu gibi kabul edildiğini hissettirerek, onu anlayarak daha kolay ve olumlu bir iletişim kurarız.Güven oluştururuz. böylece bizimle konuşmaktan hoşlanır ve ilişkiler uzun süreli, verimli ve tatmin edici olur.
Yanlış anlaşılmalar da karşımızdaki kişinin bu yanlış anlaşılmayı düzeltme şansı olur.Böylece iletişim kazaları yaşanmaz.
Ön yargılarımız azalır, herkesin anlaşılabilir olduğunu fark ederiz ve yardımsever davranışlarımızı artırır. Dolayısıyla toplumsal duyarlılıkta artar.
Toplumsal empati, saygıyı güçlendirir, böylece daha sağlıklı bir toplum içinde yaşama fırsatı doğar.

ETKİN DİNLEME
Etkin dinleme becerileri, uygun soru sorma, özetleme yapma, başka sözcüklerle anladığını ifade eder şekilde tekrarlama, anahtar sözcüklerle tepki verme, karşısındakinin davranışını, sözlerini ve duygularını tanımlama, uygun biçimde yansıtma, anlayıp anlamadığını değerlendirme ve etkili geri bildirim verme becerilerini kapsar.

En etkili dinleme şekli “aktif/etkin/katılımlı dinleme”dir. Aktif dinleme de dinleyici, devamlı geri-iletim sürecini kullanır., Bu şekilde davranarak konuşmacıya değer verdiğini , saygı duyduğunu ve anlattıklarıyla ilgilendiğini belli eder. Dinleme anında tepkisel olarak da etkin durumda olunur. Dinleyici, konuşanı ilgiyle dinlediğini bir şekilde belli eder, bunu da bazen jest ve mimiklerle bazen de müdahale, tasdik ve geri bildirimlerle gösterir .Zira aktif dinlemenin en belirgin özelliği, bilinçli bir biçimde ve sürekli olarak geri bildirimin kullanılmasıdır. Dinleyen konuşanın söylediklerini açarak geri iletir ve böylece konuşan, dinleyenin ne anladığını öğrenir ve karşısındaki kişilerle bir diyalog kurarak anlamlı bir iletişim kurar. Aktif dinleme ile daha derin ve doyurucu ilişkiler kurabilme olanağı artar.

Etkin dinleme yaparken dikkat edilmesi gerekenler.
• Beden ve yüz olarak olarak konuşmacıya dönük olarak durun ve göz teması kurun.
• Yargılayıcı iletilerden uzak durarak, kendi kişisel yorumunuzu katmayarak gerektiğinde geri bildirim verin.
• Kabul ve onaylayan tepkileri verin ( “evet” “anlıyorum” anlamında başını sallama, hıı!, yaa!, eee! gibi ünlem sözcüklerinin kullanımı, gözlerin hayretle açılması ...vb.)Ancak içten ve doğal olun, abartılı mimik ve jestler kullanmaktan kaçının
• Konuşmayı kesmeyin, konuşmacı ara verdiğinde ya da konuşmanın sonunda zihninize takılan soruları sorun ya da konu ile ilgili sunmak istediğiniz katkılar sunun.
• Söz sırası size geldiğinde konuyu değiştirmeyin, o konu ile ilgili fikrinizi ne anladığınızı bir cümleyle tekrarlayın.

‘’BEN’’DİLİ VE ‘’SEN’’ DİLİ,

Kişilerin iletişimde ''ben'' dili ni ya da ''sen'' dili ni kullanması önemlidir. Çünkü ''ben'' dili iletişime uygun dildir ve sorunu tanımlamaya yöneliktir. ''Sen'' dili ise savunucu ve yargılayıcı iletişim olarak kabul edilmektedir. Sağlıklı bir iletişim için, kişilerin sorunlarını ve gereksinimlerini ''ben'' dili ile ifade etmeleri önemlidir.
“Ben dili” kullanılarak yapılan iletişim, kişiyi olumsuz olarak yargılamadan ve ne yapması gerektiğini söylemeden yapılan iletişimdir. Dolayısıyla karşıdaki kişiyi savunmaya yönlendirmeden sağlıklı ve çözüm içeren bir konuşmaya zemin hazırlar..
Kişiyi kızgın, kinli, hırçın değil, yardımcı ve düşünceli olmaya teşvik eder. ''Ben'' dili iletileri ebeveynlerin çocukları ile anlamlı dürüst ve saydam ilişkiler kurabilmelerine yardım eder. Karşısındaki kişiyi suçlayıcı ifadelerden arınmış ve tümüyle kişinin kendi duygu ve düşüncelerini içerdiği için iletişimin olumlu sürmesine yardımcı olur.
“Sen” dili, genellikle kızgınlık ifadesi için kullanılır ve karşısındaki kişinin savunmaya geçmesine neden olur.Dolayısıyla kişinin öfkeyle karşılık vermesini, kendini baskı altında hissetmesini, suçlanmasını ve konuşmaktan kaçınmasına yol açar
Aktif ve sağlıklı iletişimde sen mesajları yerine ben mesajları kullanmak önemlidir.
Örneğin, ‘’Sen’’ çok konuşuyorsun! beni hiç dinlemiyorsun!---demek yerine ”Ben” mesajı verin... Bir şey söylediğim zaman anlaşılmadığımı ya da dikkatli bir şekilde dinlenilmediğimi hissettiğimde çok rahatsız oluyorum, kendimi önemsiz hissediyorum.
.“Sen” mesajı iletişimi engeller.Ebeveyn çocuk arasında geçen bir konuşma sen iletileri ile başladığında her iki taraf da birbirine saldırarak ve kendini savunarak iletişime devam ederler. Konuşmada bir sonuca ulaşılamadan öfkeyle konuşma biter. Ben iletilerinin ise iletişimde tartışma çıkarma olasılığı daha azdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ebeveyn Çocuk Arasında ki İletişim Engelleri ve Etkili İletişim Becerileri Nelerdir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Çiçek TARLA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Çiçek TARLA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Çiçek TARLA Fotoğraf
Uzm.Psk.Çiçek TARLA
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
Aile Danışmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Çiçek TARLA'nın Makaleleri
► İletişim Engelleri Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
► İletişim Engelleri Psk.Dnş.Zerrin BÖLÜKBAŞI MACİT
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,915 uzman makalesi arasında 'Ebeveyn Çocuk Arasında ki İletişim Engelleri ve Etkili İletişim Becerileri Nelerdir?' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:49
Top