2007'den Bugüne 89,453 Tavsiye, 27,600 Uzman ve 19,641 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Sosyal Onay İhtiyacı
MAKALE #21706 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Esra DEĞİRMENCİ | Yayın Ağustos 2020 | 1,363 Okuyucu
İnsanlar biyolojik, kültürel ve sosyal canlılardır. Bu yüzden de yaşamları boyunca içinde yaşadıkları topluma uyum sağlama çabası içindedirler. Toplumsallaşma süreci insan için dinamik ve çok yönlüdür. Pek çok yönden hem toplumdan etkilenir, hem de toplumu etkileriz. Toplumsallaşmış bir birey toplumda kendisine verilen rolleri yerine getirir, toplumda uygun görülen biçimde hareket ederek toplum tarafından oluşturulmuş kurallara uyar, sosyal faaliyetlere ve bireylere uygun tutumlara sahiptir. Bu özelliklere sahip bireyler sosyal gelişmenin ölçütlerine uyarak toplumsallaşmışlardır (Yavuzer, 2011).


Karaşar ve Öğülmüş’e (2016b) göre sosyal onay ihtiyacı yaşanılan kültürle şekillenen ve hayatımız üzerinde izlerini görmenin mümkün olduğu bir ihtiyaçtır. Türk kültüründe sosyal onay ihtiyacının önemli bir ihtiyaç olduğuna yönelik önemli gözlemler mevcuttur.
Tarihsel süreçte sosyal onay ihtiyacı ile sosyal beğenirlik kavramları birbirinin yerine kullanıldığı için bir kavram kargaşası oluşmuştur. Sosyal beğenirlik kavramı bazı yönlerden sosyal onay ihtiyacına benzese de tam olarak bu kavramı karşılamamaktadır. Bunun üzerine alanyazında sosyal onay, psikolojik bir yapı olarak, hem bir ihtiyaç, hem bireyler için bir motivasyon kaynağı hem de bir kişilik özelliği olarak kavramsallaştırılmıştır (Karaşar, 2014).


Yaşamın pek çok alanın sosyal onay ihtiyacının varlığını ve önemini görmek mümkündür. Bu ihtiyaç hem toplumsal bağların kurulmasını ve insanların birbirine yakınlaşmasını sağlarken bir yandan da bireylerin kendinden çok toplumun beklentilerine ve isteklerine yönelik bir yaşam sürmesine neden olmaktadır. Yine de Türkiye’de sosyal onay ihtiyacının ne düzeyde olduğu ve yaşanılan kültürün bu ihtiyacı ne yönde etkilediğine yönelik bir bulgu söz konusu değildir (Karaşar, 2014).


Toplumsal hayatta yapılan eylemlerin çoğu, toplumun yerleştirdiği beklentilere uymaktadır. Bunun ilk nedeni çocuğun toplumsallaşma sürecinin başından itibaren daha az olumsuz sonuçlar doğuran uyma eylemini fark etmesidir. Uyma davranışı sergileyip, iyi ve uslu davrandığında anne babası mutlu olur, onunla ilgilenir ve onu takdir ederler. Tam tersi yönde davrandığında ise cezalandırırlar ve azarlarlar. Bir diğer neden ise benliğin oluşum sürecinde kişiliğin kabul ettirilebilmesi için bireyin diğerlerince onaylanmak isteğidir. Bu istek doğrultusunda davranışlarına yön verir, eylemlerini kontrol eder (Ergil,2012). Onaylanmak kabul edilen bir benlik için gerekli ve önemlidir.
Zohar’a (2003) göre insanlarda birey olma eğilimi kadar, insanlarla birlikte olup ilişki kurma eğilimi de mevcuttur. Her insan kendi kendine yetebilecek potansiyele ulaşmayı ister. Aynı zamanda diğer insanlarla kurduğumuz ilişkiler de gerçektir ve bizi şekillendirir (Akt: Dönmezer, 2009). İnsanlardaki bu iki eğilim aynı zamanda bir grubun parçası olmayı istemek hem de bireyselleşme sürecinde kendi olmak demektir.
Cüceloğlu (2011) bazı karmaşık insan gereksinimlerinden bahseder. Bu gereksinimler doyurulmadığında hayati bir tehlike oluşturmasa da bireyin yaşamını zorlaştırır ve psikolojik sağlığı bozabilir. Bu gereksinimlerden biri de sosyal kabuldür. Birlikte olduğumuz insanlardan davranışlarımızı kabul etmelerini ve bizi beğenmelerini istemek bununla ilgilidir.


Benlik sunumumuzda en önemli motivasyon kaynaklarından biri insanlara kendimizle ilgili iyi bir izlenim vermektir. Aynı zamanda insanlar inanç ve davranışlarını içinde yaşadıkları grubun norm ve standartlarına göre düzenleyip değiştirebilirler. Bu bilinçli ya da bilinçsiz, istekli ya da isteksiz biçimde gerçekleşebilmektedir. Kısaca uyma davranışı olarak adlandırılan bu durum sosyal psikologlar tarafından iki ana sebebe bağlanmaktadır: doğru olma ve sevilme. Uyma eğiliminin bir diğer sebebi olarak ters düşme korkusu gösterilebilir. İnsanlar kendilerinden farklı düşünen bir grupla karşılaştıklarında dışarıda kalmak istemezler. Bu da onları grubun normlarına uymaya iter (Taylor ve ark., 2007).


Bireyin sosyal bir gruba katılarak, o grubun normlarını öğrendiği, toplum içinde bulunup, insanlarla etkileşime girerek sosyal beninin geliştiği, toplumsallaşma sürecinde ilk adımı attığı kurum ailedir (Kır, 2011). Dolayısıyla diğerlerinden onay arama ihtiyacımızın kökleri içinde büyüyüp yetiştiğimiz ailelerden bağımsız ele alınması çok mümkün gözükmemektedir.


Anne ve babalar doğal olarak çocukları için hayati figürleri temsil ederler. Çünkü çocuklar doğdukları andan itibaren fiziksel olarak anne ve babaya bağımlıdır, büyüdükçe ise onlardan gelecek onay ve sevgiye ihtiyaç duyar (Satir, 2016). Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey ebeveynleri tarafından koşulsuz sevilmek ve kabul edilmektir. Bir çocuk takdir ve teşvik edilerek büyütülürse yetişkinliğinde de kendine güvenen biri olur (Sullivan, 2002).


Çocuklarda kendi becerilerine ve cinsiyetlerine yönelik özdeğerin gelişimi için anne baba tarafından kabul edilmeleri oldukça önemlidir. Ebeveynlerden onay almakla özdeğer duygusu, bağımsızlık ve eşsiz olma duygusu arasında yakın ilişki bulunmaktadır. Ebeveynlerimizden onay alma ihtiyacımız onlarla birlikte yaşamasak dahi, ev dışındaki ebeveyn olarak gördüğümüz figürlerden onay arama olarak kendini gösterebilir. Bu figür bazen bir eş, bir işveren veya eski bir arkadaş olabilir. Böyle bir eşle evlenen bireyler artık eş ilişkisi değil, ebeveyn-çocuk ilişkisine benzer bir ilişki yaşamaya başlarlar (Satir, 2017).


Sevgi ve şefkat çocuğun temel ihtiyaçlarındandır. Aile üyeleri arasında karşılıklı bir sevgi ortamı yaratır. Anne baba çocuğunu kalbiyle sever ve bunu davranışlarıyla çocuğuna gösterir. Aileden birisi zarar gördüğünde tüm aile fertleri bu durumdan son derece etkilenir (Kır, 2011). Varoluşumuzun bir boyutu da çevremizdeki diğer insanlar tarafından olduğumuz halimizle, yargılanmadan kabul görmektir. Anne ve baba çocuğunu olduğu haliyle yargılamadan kabul ettiğinde çocuk da kendini o haliyle kabul eder ve var olan halini doğal bulur (Cüceloğlu, 2002). Aksi takdirde, çocuğun gerçek benliği aile içinde kabul edilmediğinde bu çocuk ailede değer görebilmek adına aslında olmadığı bir rol benliği benimsemek durumunda kalır. Rol benlik geliştirme süreci kasıtsızdır. Başkalarının tepkileri neticesinde yavaş yavaş oluşur. Rol benlik geliştirmek çocuk için kabul edilmenin tek yolu olarak görülebilir (Gibson, 2017).


Bireylerin sağlıklı ve özerk bir kimlik geliştirebilmelerinin ilk koşulu güven duygusuna sahip olmalarıdır. Özgüven duygusu olmayanlar, özerk ve bağımsız bir kimlik geliştiremeyeceklerdir. Çocukların özerkleşme sürecinde aşırı baskıcı, otoriter tutum sergilenmesi, çocuğun girişimlerinin engellenmeye çalışılması çocuğun anne babaya bağlı hale gelmesine sebep olabilmektedir. Engellenen çocuklar anne babaya boyun eğme ve aşırı uysallık şeklinde tepkiler geliştirebilirler (Akt: Dönmezer, 2009). Bu açıdan özerkliği ailesi tarafından desteklenip teşvik edilmeyen bireylerin anne babaya ve sonrasında da içinde yaşadıkları topluma daha boyun eğer tarzda davranışlar sergilemeleri beklenebilir.


Çocuklar için ebeveynleri tarafından istismar edilme, reddedilme veya onaylanmama çok fazla can yakan birkaç deneyimdir. Birey odaklı terapilerde danışanın olduğu haliyle kabul edilmesi, onaylanması ve yargılanmaması onun benlik algısını güçlendirmek için terapistin kullandığı bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır (Cain, 2014).
Çocukların yetiştirildikleri anne baba tutumları benliklerinin gelişimi ve toplumla olan ilişkileri açısından oldukça önemlidir. Otoriter tutuma sahip ebeveynler çocuklarının kurallara kesinlikle uymasını isterler, onların bağımsız bir kişilik geliştirip bireyselleşmelerine izin vermezler. İtaat etmeye aşırı önem gösterirler (Akt: Dönmezer, 2009). Bu bilgiler ışığında otoriter anne baba tutumuyla yetiştirilmiş bireylerin büyüdüklerinde toplum ve insanlar tarafından beğenilmeye, takdir edilmeye ve onaylanmaya olan ihtiyaçları fazla olacaktır.


Çoğu ebeveyn çocuklarını kendi beklentilerini yerine getirdiği için sever. Anne ve babalar çocuğun yaptığı davranışları onaylamadıklarında bu sevgiyi artık çocuğa vermemeye başlarlar. Çocuklar da sevilmenin ön koşulunu anne ve babalarının tüm isteklerini yapmak olarak algılarlar. Koşullu olarak kabul edilen çocuklar kendi duygularından ve isteklerinden vazgeçerek yalnızca anne ve babalarının isteklerine göre yaşamayı öğrenirler. Çocuklukta edindiğimiz bu bilgiler yetişkinlikte de sevdiğimiz insanların onayını, yani dolayısıyla sevgisini ve desteğini kazandıracak özellikleri kendimizde sürdürme şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Oysa hepimiz sevdiklerimizin onaylamadığı bir takım özelliklere sahip olabiliriz. Bu özellikleri dışa vurmak yerine gizlemeyi ve başkalarına göstermemeyi seçeriz, inkar edip bilincimizden uzaklaştırırız.
Bunun neticesinde ise kendi duygularımızla olan bağlantımız kopar ve verimsiz insanlar oluruz (Burger, 2006).


Aile tutumlarının da çocuğun onay ihtiyacında rolü olabilmektedir. Reddedici tarzda davranan ebeveynler, bu tutumlarını kusursuz olmayı bekleme biçiminde çocuğa yansıtabilirler. Kusursuz olmayı her türlü çabasına rağmen başaramayan çocuklar, bir süre sonra ebeveynlerinin onayını kazanamadıkları ve istedikleri kusursuzluğa ulaşamadıkları için kendilerini de değersiz hissetmeye başlayabilirler (Geçtan, 2016).
Çeşitli kişilik testleri, Tematik Algı Testi ya da bir kağıt-kalem testi kişilerin diğerlerinde onaylanmak için davranışlarını şekillendirip şekillendirmeme eğilimi hakkında bilgiler vermektedir. Onay bağımlılığına sahip kişiler kendi işlerini seçmekte zorlanırlar. Başkaları tarafından ikna edilmek bu kişiler için oldukça olasıdır. Risk almak gibi bir durum söz konusu olduğunda daha geri durabilirler. Diğer insanlarla birlikte olma gereksinimleri, diğer insanlara nazaran çok daha kuvvetlidir. Sonuç olarak bu tip insanların kendilik değerlerinin oluşabilmesi başkalarınca onaylanmalarına bağlıdır (Morgan,2011).


Bir başkasından onay almaya yüksek derecede ihtiyaç duyan bireyler kendilerini güvende hissetmezlerse kendilerini teskin edecek kimselere ihtiyaç duyarlar. Zor ve stresli durumlarda ancak birilerinin onlara her şeyin yolunda gideceğini söyleyerek garanti vermesiyle rahatlayabilirler (Siyez, 2015). Aynı şekilde sosyal onay ihtiyacı yüksek bireyler iyilik yapmayı reddedemeyen, hiçbir koşulda hayır diyemeyen, popülerlik ya da onay kazanmak için sapkın ya da hoş olmayan davranışlar sergileyebilen, diğerlerini memnun etmek uğruna topluluğa ayak uydurma, olumlu bir izlenim bırakmaya aşırı gereksinim duyma, başkalarının onu olumlu değerlendirmesine yüksek oranda ihtiyaç duyma, insanların beğenisini kazanmaya yüksek oranda ihtiyaç duyma, davranışlarını başkalarının nasıl değerlendireceği konusunda yüksek kaygı yaşama davranışları sergileyebilirler. Bu bireyler yaşanılan bir ayrılık, terk edilme, dışlanma sonrası kendilerini sorgularlar. Başkalarıyla aralarının bozulmasını istemezler. Bu yüzden de düşmanlığı ve eleştiriyi engellemeye çalışırlar (Akt: Karaşar, 2014).
Ellis ve Harper’a (2010) göre diğerlerinden onay görmek için çabaladığımızda, onların istek ve beklentileri doğrultusunda yaşamaya başlarız. Sosyal onay görme isteği arttıkça, toplum içindeki diğerlerinin de bizi önemsemeleri zorlaşmaktadır. Bireyin başkaları tarafından kabul edilme ve onay görme eğilimi, bazı durumlarda gücünü ortaya koymak yerine geri çekilmesine, pasifleşmesine, olumlu izlenim bırakmak için anlaşmazlıklardan geri durmasına sebep olabilir. Bu da onu toplum içinde kişilerarası yeterliliklerinin azalmasına neden olabilmektedir. (Akt: Baytemir ve ark, 2017).
İnsanların davranışlarımızı onaylamaması, bizim tarafımızdan bir tehdit olarak algılanabilmektedir. Onaylanmamak bir yanlış yaptığımızla ilgili bir uyarı vermektedir. İyi hissetmek için olumlu geri bildirim almak zorunda hissederek onay bağımlılığı geliştirebiliriz. Onaylanmanın insana kendisini iyi hissettirme özelliği vardır. Onaylanmadığımızda keyifsiz hissetmemiz de oldukça insani ve kabul edilebilir bir durumdur. Fakat onay alıp almamak, kişisel olarak değerli olup olmakla eşleştirildiği sürece zorlayıcı olacaktır (Burns, 2017). Cüceoluğlu’na (2004) göre onay aldığımız insanlarla daha çok konuşmak isteriz. Güven ve onay aldığımız insanlarla daha sık işbirliğine gideriz, vaktimizi onlarla geçirmeyi isteriz.


Sosyal onay ihtiyacı duymayan bireylerin özellikleri ise kendi kararlarını otorite olarak görülen kişilerin onaylamamalarına ve engellemelere rağmen gerçekleştirmeleri, sosyal ödül ve beğenilerden ziyade içsel değerlere önem göstermeleri, insanların düşünce ve değerlendirmelerinden oluşan manipülasyonlara karşı dirençli olmaları şeklinde sıralanabilir (Akt: Karaşar, 2014).


KAYNAKÇA
Baytemir, K., Karaşar, B. ve Öğülmüş, S . (2017). Ebeveyne bağlanma ve sosyal onay ihtiyacının kişilerarası yeterliği yordayıcılığı. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 13 (3), 949-960.
Burger, J. M. (2006). Kişilik. (Çev. İnan Deniz Erguvan Sarıoğlu). İstanbul: Kaknüs Yayınları.
Burns, D. (2017). İyi hissetmek yeni duygudurum tedavisi. H. A. Karaosmanoğlu (Çev. Ed.), (E. Tuncer, Ö. Mestçioğlu, İ. Erdem Atak ve G. Acar, Çev.). İstanbul: Psikonet Yayınları.
Cain, D.J. (2014). Birey odaklı psikoterapiler. (Çev. Nergis Hamilton). İstanbul: Okuyan Us Yayınları.
Cüceloğlu, D. (2002). İletişim donanımları. İstanbul:Remzi Kitabevi.
Cüceloğlu, D. (2004). İçimizdeki biz. İstanbul:Remzi Kitabevi.
Cüceloğlu, D. (2011). İnsan ve davranışı. İstanbul:Remzi Kitabevi.
Dönmezer, İ. (2009). Ailede iletişim ve etkileşim. Ankara: Hegem Yayınları.
Ergil, D. (2012). Toplum ve insan ‘Toplumbilimin temelleri.’. İstanbul:Hayat Akademi.
Geçtan, E. (2016). İnsan olmak. İstanbul: Metis Yayınları.
Gibson, L. (2017). Olgunlaşmamış ebeveynlerin yetişkin çocukları; mesafeli, reddeden, bencil ebeveynlerin negatif etkilerinden kurtulmanın yolları. (Çev.Dilek Boyraz). İstanbul: Sola Yayınları.
Karaşar, B. (2014). Üniversite öğrencilerinde sosyal onay ihtiyacının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Yayınlanmış Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
Karaşar, B. ve Öğülmüş, S. (2016a). Sosyal onay ihtiyacı ölçeği: Geçerlik ve güvenirlik analizi. Ege Eğitim Dergisi, 17 (1), 84-104.
Karaşar, B. ve Öğülmüş, S. (2016b). Üniversite öğrencilerinde sosyal onay ihtiyacının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 29 (2), 469-495.
Kır, İ. (2011). Toplumsal bir kurum olarak ailenin işlevleri. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 10(36), 381-404.
Morgan, C.T. (2011). Psikolojiye giriş. (ilk basım 1981) (Çev. Sirel Karakaş, Rükzan Eski). Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları.
Satir, V. (2016). İnsan yaratmak. (Çev.Selim Yeniçeri). İstanbul: Beyaz Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1988).
Satir, V. (2017). Temel aile terapisi. (Çev.Selim Yeniçeri). İstanbul: Beyaz Yayınları. (Orijinal eserin yayın tarihi 1983).
Siyez, D. M. (2015). Üniversite öğrencilerinde onay bağımlılığı ve empatinin sosyal fayda aracılığıyla aşırı internet kullanımına etkisi. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 16(1), 30-36. 131
Sullivan, K. (2002). Baskı altındaki çocuklar, çocuğunuzu stressiz ve mutlu nasıl yetiştirirsiniz. (Çev:Sermin Can). İstanbul: Kariyer Yayıncılık.
Taylor, P., Peplau, L. A. ve Sears, D. O. (2010). Sosyal psikoloji. (Çev. A. Dönmez), Ankara: İmge Kitabevi.
Yavuzer, H. (2011). Çocuk ve suç. İstanbul: Remzi Kitapevi.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Onay İhtiyacı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Esra DEĞİRMENCİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Esra DEĞİRMENCİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Esra DEĞİRMENCİ Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Esra DEĞİRMENCİ
Çanakkale (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi9 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Esra DEĞİRMENCİ'nin Yazıları
► Aidiyet İhtiyacı Psk.Dnş.Esmanur BOLAT
► Denge ve Çatışma İhtiyacı Psk.Elif TERZİKÖY
► Bebeğin Temel İhtiyacı Güven Psk.Dnş.Seval Ulviye AKYOL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,641 uzman makalesi arasında 'Sosyal Onay İhtiyacı' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Benliğin Ayrımlaşması Ağustos 2020
◊ Ailede Üçgenleşme (Anne-Baba-Çocuk) ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2020
◊ Neden Terapi Ağustos 2020
◊ İlişki Bir Danstır Ağustos 2020
◊ Evde Sesler Yükseliyorsa Temmuz 2020
◊ Kendini Tanımak ve Anlamak Haziran 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:42
Top