2007'den Bugüne 90,319 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,732 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi
MAKALE #21712 © Yazan Selma BÜYÜKÇULHACI | Yayın Ağustos 2020 | 1,321 Okuyucu
Şöyle bir söze rastladım okuduğum kitaplardan birinde: “Beynimiz, bizi saran çevre tarafından akortlanır.”
Düşündüren ve üzerinde pek çok şey söylenebilecek bir söz öyle değil mi?
Ana- baba ve eğitimciler olarak çocuklardan istediğimiz en önemli şeylerden biri: Bizi dinlemeleri…
“Dinle!..”
“Sus!.. Sus ve dinle!..” “Dinle ki anlayasın!..”
“Sus diyorum sana sus!..”
“Saçmalama!..”
ve bu uyarılarımızı destekleyen el kol işaretleri…

Bu sözleri çocuklarımıza karşı sık sık kullanırız.
Ayrıca toplum olarak saygıya, özellikle de büyüklere saygıya çok önem veren bir kültüre sahibiz. Saygının koşullarından biri de büyüklerin sözünü dinlemek…
Çocukların hiçbir şey bilmediğini varsayarak hep biz konuşalım, onlar da dinlesin isteriz. Çünkü biz büyükler, eğriyi doğruyu düşe kalka deneyimlediğimiz için onlardan da bunları dinleyip uygulayarak hayatta başarılı olmalarını bekleriz.

Dil gelişiminde “Alıcı Dil” ,çocuğun başkalarının konuşmalarını izleyerek, dinleyerek önce seslerin nasıl çıktığını fark edip taklit etmesini, konuşmayı öğrendikten sonra da dinleyerek bilgi edinmesini, zihninde yeni şemalar oluşturmasını ifade eder. Yani, çocuk dinleyerek, gözlemleyerek dili ve bilgiyi edinir.

“İfade Edici” dil ise, çocuğun öğrendiği sözcükleri, cümle kalıpları içinde kullanarak çevresinde algıladıklarını, isteklerini, ihtiyaçlarını, deneyimlerinden yararlanıp kendi düşünce süreçlerinden geçirerek sözlü olarak ifade etmesidir.

Küçük çocuklar için ikisi de zordur. Sağlıklı her çocuk kendi dilini belli yaş aralıklarında öğrenir. Ancak alıcı dili geliştirirken hareketsiz kalması ve dikkatle dinlemesi beklenir. (Hareketsizlik çocuğun doğasına aykırı bir durum) Bunu yapmazsa çokça eleştirilir,
bazen baskı ve hatta şiddete maruz kalabilir.

İfade edici dil de zordur çünkü çocuğun sözcük dağarcığı yeterli değildir. Algıladıklarını uygun sözcük bulup, anlamlı şekilde bir araya getirip cümlelerle ifade etmekte güçlük yaşar. Konuşurken uzun süre duraklar, “ııııı, hımm”… gibi uzatmalar kullanır, aynı sözcükleri tekrar tekrar söyler bazen de kekeler. Gerçekten karşısında onu dinleyen kişinin sabır sınırlarını zorlar.

Alıcı ve ifade edici dilin kazanılması, gelişmesi ve bir davranış biçimi olarak yerleşmesinde okulöncesi dönem (0-6 yaş)oldukça kritik tir. 2-3 yaş aralığında yapılacak en büyük yanlışlardan biri, çocuk daha konuşmadan ne istediğini tahmin edip yapmaya çalışmak. Çocuğun el, kol işaretlerinden anlamlar çıkarıp: “ Bunu mu demek istedin?” diyerek düşüncelerini okuma çabasına girmektir. Bu tarz yaklaşımlar bazen çocukta, konuşmanın gecikmesine bile neden olabilir.

Artık anlaşılır olarak konuşan 3-4 yaş çocukları ses denmeleri de yaparlar. Şarkıların sözlerini bazen ezgilerini değiştirip uzata uzata söylerler, ses tonunu ayarlayamayıp çok yüksek tondan konuşabilirler, evde dolaşırken bile sürekli ses çıkarabilirler, bazen de çığlıklar atıp bağırarak kendi sesinin yansımasını dinlerler. Tüm bu çabalar, sesi doğru kullanmaya hazırlıktır. Bu süreçlerde çocuğa sabırla yaklaşmak gerekir. Bu denemeler evde oyuna dönüştürülüp birlikte yapılabilir. Bu yaş çocukları sık sık park, bahçe, ormanlık alan gibi yerlere götürülüp burada özgürce bağırmasına ortam hazırlamak yararlı olur.

Çocuğun hem dil hem de bilişsel gelişiminde alıcı ve ifade edici dilin ayrı ayrı çok önemli yeri vardır. Eğitimle, her iki dili dengeli geliştirmek gerekir. Çocuk pek çok şeyi ana- babasını, öğretmenini dinleyerek öğrenecek elbette… Ancak öğrendiklerini yorumlayıp, eleştirip, kendi düşüncesine dönüştürmesi gerekir. Çocuğun bunu yapabildiğini öğrenmenin yolu çocuğun konuşmasını sağlamaktır. Çocuğu konuştururken anlamlı düşünmesini sağlayacak sorular sormalıyız.
Örneğin: “Sence bu nasıl?”, “Ya da bu nasıl?”, “Bunu sen yapsan nasıl yapardın?”, “Bu konuda farklı bir düşüncen var mı?”, “Senin tahminin ne?”, “Bu işi çözmek için senin aklına bir yol geliyor mu?” gibi sorularla düşündürerek verdiği cevapları dikkatle dinlemeliyiz.

Çocukların söylediklerine değer verip, düşünce üretmesi desteklenmelidir. Bazen gerçekten saçma şeyler söyleyebilirler. Bu çok normal bir durum ama siz saçma olanlar üzerinde durmayın. İşe yarabilecek bir kelime veya cümle üzerinden, söylediklerinin önemli, değerli olduğunu vurgulayıp, konuşmayı buradan devam ettirin ki, çocuğun düşünme hevesi artsın. Bu olmadığında hep dinleyen, kendisine sunulan bilgiye göre şekillenen, zihinsel süreçlerini kullanıp düşünce üretemeyen “İtaatkâr” bireyler oluşur. İtaatkâr diyorum çünkü kendi fikirlerini üretemeyen bireyler kendilerine öğretilen fikirlere itaât ederler.

Çocuğa hem dili alması, hem de konuşarak vermesi için gerekli ortam sunulursa zaman içinde dinlemesi ve konuşması gereken yerleri kavrayacaktır. Burada önemli olan sorgulamayı, eleştirmeyi, çözüm üretmeyi, düşünceler oluşturmayı davranış biçimine dönüştürmektir. Elbetteki çocuktan mükemmel olmasını beklemiyoruz ara sıra bu dengeler bozulabilir.

Kendine sorular sorulan, verdiği cevaplar önemsenen bir beyin, daha çok öğrenmek, bilgi edinip hazırda tutmak, bu bilgiler arasında bağlantılar kurmak çabasına girişir. Bu durum beyindeki nöron hücrelerinin sinaps bağlantıları oluşturmasına neden olur. Oluşan bu bağlantılar, algıyı açar, zekanın gelişimini sağlar. Konuşmada başarılı olduğu hissettirilen çocuk da daha çok düşünmeye, kendine has fikirler üretmeye başlar.


Bir çocukta alıcı dili daha çok geliştirirseniz okumak, araştırmak, keşfetmek yerine, okumuş, araştırmış, keşfetmiş birini dinleyerek onun anlattıklarını öğrenmeyi tercih eden bir bireye dönüşme tehlikesi vardır.. Bu hem daha kolay, zahmetsiz hem de toplum tarafından kültürel olarak takdir edilen bir durumdur. Kültürümüzde kadın ve erkekler kendi aralarında sohbet toplantıları yaparlar. Bu sohbetlerde, bilgi ve görgüsüyle öne çıkan kişi konuşur, diğerleri onu dinleyip söylediklerine onay verirler. Orada öğrendikleri bilgileri sorgulamadan yaşamlarına aktarmaya çalışırlar.

İnsan bütünsel bir varlık. Dili, zihni gelişirken ona söylediğimiz sözlerden, uyarılardan duygusal olarak etkilenir, duygu dünyası böyle şekillenir. Dinleyen, uslu “çiçek çocuğa” (Anaokullarında çocukların hikaye dinlemeye hazır olduklarını göstermeleri için kollarını bağlayıp sessizce oturmaları istenir. Bu duruş ‘çiçek ol’ diye nitelendirilir) sürekli pirim verirseniz, sizin sevginize, ilginize ihtiyacı olan çocuk bu davranışları tekrar ederek “aferin!” almaya çalışır.

Okulöncesi dönemde, çeşitli nedenlerle utandırılmış, çok eleştirilmiş, baskı altına alınıp korkutulmuş, içine kapalı bir çocukluk geçirmişseniz vay halinize!.. Alıcı dili, daha çok kullanır hale geleceksiniz demektir.

Çünkü “Sus… Sus… Sus…… Sus diyorum.. Dinle, söz tut, itaât et!..” Defalarca tekrarlanan hatta bir çok kez yüksek sesle bağırarak söylenen bu tür sözler, beyinde zihinsel bir kodlamaya dönüşürler.

Konuşması değil, dinlemesi desteklenen çocuk; yorulmadan, fazla düşünmeden kestirme yoldan, bilgiyi başkalarını dinleyerek alma alışkanlığı geliştiriyor. Son yıllarda ana- baba ve öğretmenler olarak bütün çabamız, çocuğun hayatını kolaylaştırmak üzerine oldu nedense… İşte bu yüzden kolaya alışan beyin kolaycılığın peşine düşüp onu seçiyor. Kitap okumak yerine özetini okumak, konuya değil sorulara çalışmak, ödev yapma sitelerine üye olmak…. Saymakla bitmez. Ne yazık ki entelektüellikten uzak, sığ düşünen gençler yetiştirip, karşımızda gördüğümüz ürünü de eleştiriyoruz sonra…


Konuşma bu kadar önemli… E diyeceksiniz ki bizim çocuk konuşuyor hem de çok konuşuyor. Elbette herhangi bir hastalığı, engeli olmayan bütün çocuklar konuşur. Burada bahsettiğim günlük rutin konuşmalar değil. Çocuğun düşünerek konuşması, zihnindeki bilgileri birbirine ekleyip bağlantılar kurarak kendine has düşünceler üretmesi.,, Keşfedilmiş dünyayı kendi gözleriyle yeniden keşfetmesi…. Bunun gerçekleşebilmesi için çocuğun farklı durumlara, konulara dikkatini çekmek, ona güçlü, anlamlı sorular sormak, verdiği cevapları dikkatle dinleyip desteklemek ve dönütler vermek gerekiyor.

Ne yapabiliriz o zaman derseniz:

- Hiçbir kuralı tanımayan, aşırı şımartılmış bir çocuğu eğitmek zordur. Öncelikle çocuğun yaşamında sınırlar ve bu sınırlar içinde hem özgürlükler hem de kurallar oluşturabilirsiniz. Evde, dışarıda, başkalarıyla ilişkilerde uymasını istediğiniz kurallar ve sınırlar belirleyip, bebeklikten itibaren onu incitmeden bunları öğretebilirsiniz. Tabi bu kurallara ana baba olarak siz de uymalısınız.
- Bir soru bankasından daha fazla sorusu olan çocuğunuzun sorularını sabırla cevaplamak için elinizden geleni yapmalısınız.
- Çocuğun ilgilendiği bir konu hakkında ne düşündüğünü sorup cevabını sabır ve dikkatle dinlemelisiniz. “İlginç, ben bu duruma bu açıdan bakmamıştım” diyerek onu düşünmeye yüreklendirmelisiniz.
- Çarşıda, pazarda gezerken onunla sürekli konuşup, etrafta görünenleri anlatıp kelime dağarcığını zenginleştirebilirsiniz.
- Birlikte hikâye oluşturup resimleyebilirsiniz. Size ait özel bir hikâye çok keyifli olur. Her gece hikâyenizi farklı bir ses tonu ile anlatıp çeşitlendirebilirsiniz.
- El kuklası ile karşılıklı hikâye anlatabilirsiniz.
- Müzelere, resim sergilerine, konserlere, sinemaya, tiyatroya gidip sonra bunlar üzerine sohbet edip, yorum yapabilirsiniz.
- Aile içi aldığınız kararlara onu da katıp düşüncesini sorabilirsiniz.
- Her hangi bir konuyu anlattığız süre kadar onu dinlemeye de zaman ayırabilirsiniz. Dinlerken göz teması kurup olumlu jest ve mimikler kullanabilirsiniz.
- Sorduğunuz sorulara verdiği cevapları kaydedip ona dinletebilirsiniz.
- Kitap sevgisinin temelinin 0-6 yaşta atıldığı bilinciyle çocukla birlikte her ay birkaç kitap alıp okuyabilirsiniz. Bir çocuk dergisine abone olabilirsiniz
- Nerede ve neden susup dinlemeli, nerede ve neden konuşmalıyı öğretebilirsiniz.
- Felsefeye karsı ilgi uyandırabilirsiniz. Farklı yaş gruplarına (okulöncesi de dâhil) göre
düzenlenmiş felsefe kitaplarından yararlanabilirsiniz.
- Yaşına uygun kelimelerle ‘Tabu’ oyunu oynayabilirsiniz.
- En önemlisi kendimizi ve büyükleri bilginin tek kaynağı gibi sunmayıp sorularına
hemen cevap vermek yerine gel birlikte araştıralım deyip kitaba, dergiye,
ansiklopediye, internette bakabilirsiniz. Bazen de bilginin kaynağına gidip yerinde
inceleyebilir, böylece bilgiye ulaşma kaynaklarını keşfetmesini sağlayabilirsiniz.

Çocuk sahibi olmak bir halıyı ilmek ilmek dokumak gibi sabır… Sabır...

Çocuğunuzdan güzel sesler çıkmıyorsa yaptığınız “Akort”a bakmalı, yeniden iyi bir akort yapmak için çabalamalı, bunun için gerekirse uzman desteği almalısınız. Ama unutmayalım insan alete benzemez. Her zaman ikinci, üçüncü akort şansımız olmayabilir.

Ana- babalara sevgilerimle

Selma BÜYÜKÇULHACI
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi uzmanı & Aile Danışmanı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Selma BÜYÜKÇULHACI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Selma BÜYÜKÇULHACI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Selma BÜYÜKÇULHACI Fotoğraf
Selma BÜYÜKÇULHACI
İzmir
Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Selma BÜYÜKÇULHACI'nın Makaleleri
► Kendini İfade Et! Psk.Dnş.Perihan SAYIN
► Öfkenin İfade Edilişi Psk.Zehra BİNİCİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,732 uzman makalesi arasında 'Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:29
Top