2007'den Bugüne 84,616 Tavsiye, 26,457 Uzman ve 18,846 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Psikolojik Sorunlarımızın Nedeni: Çocukluk Çağı Travmalarımız
MAKALE #21724 © Yazan Psk.Dnş.Seren BELECİ | Yayın YENİ Eylül 2020
Travmatik olaylar, kişilerin çaresiz ve korkmuş hissetmelerine neden olur. Bu, doğal afetler ve yaralanmalar gibi bir defaya mahsus olaylar veya düzenli fiziksel, cinsel ve sözlü istismar veya ihmalden kaynaklanabilir. Çocukluk çağı travmalarının kalıcı sonuçlarının olduğu yıllardır yapılan araştırmalarla desteklenmektedir. Çocukluk travmasının iyileşmesi imkânsız değil, zordur. İyileşme, çocukluk travmasını ve etkilerini anlamak ile başlar.

Çocukluk çağı travmaları beyin gelişiminizi nasıl etkiler?

Erken yaştan itibaren (0-7 yaş arası ve hatta anne karnı) çok sayıda travmatik olaya maruz kalmak ve bu olayların çocuğun gelişim süreci üzerindeki doğrudan ve uzun vadeli etkileri kompleks travma olarak adlandırılır. Kompleks travmanın etkilerini anlamak için beyin gelişimi ile ilgili bazı gerçekleri paylaşmakta fayda var.

1. Erken çocukluk dönemi (0-7 yaş), insan beyninin en hızlı geliştiği dönemdir. Yaşamın ilk birkaç yılında beyinde saniyede 700 ila 1.000 yeni bağlantı kurulduğu tahmin ediliyor. 3 yaşına gelindiğinde beyin gelişiminin %80’i tamamlanıyor.

2. Beyin aşağıdan yukarı doğru gelişir. Beynin gelişimi önce beyin kökü (ilkel beyin) ile başlar, sonra limbik sistem (duygusal beyin) ile devam eder. En son olarak daha karmaşık becerileri destekleyen neokorteks (düşünen beyin) gelişir. Zaman içinde çocuklar duygusal tepkileri yönetmek için bilişsel becerilerin nasıl kullanılacağını öğrendikçe duygusal beyin ve düşünen beyin daha iyi koordine olurlar. Düşünen beyin ergenlik döneminin sonuna kadar gelişmeye devam eder.

3. Beyin gelişimi genler, çevresel koşullar ve kişisel deneyimler arasındaki etkileşimden etkilenir. Özellikle vurgulamak istediğim kısım: olan kişisel deneyimlerin beyin gelişimine etkisi… Ebeveyn-çocuk ilişkilerinin kalitesi, ailede, okulda ve toplumda destekleyici deneyimler ve strese, sıkıntıya maruz kalma deneyimleri beyin gelişimini etkileyecektir. Sağlıklı beyin gelişimi, özenle ve tutarlı olarak çocukların ihtiyaçlarına cevap verebilen, tehditten koruyan ve strese tahammül etmelerine yardım eden yetişkinler tarafından desteklenir.

Bir çocuğun büyürken bir miktar stres yaşaması sağlıklıdır. Örneğin yeni deneyimler yaşamaya ve yeni beceriler öğrenmeye zorlanmak sağlıklı gelişmenin kritik bir yönüdür. Anne-babanın boşanması gibi çocuklar için olumsuz stresler bile doğru destekle tolere edilebilir. Bununla birlikte, tekrarlayan duygusal veya fiziksel istismar ve ihmal gibi düzenli travmaya maruz kalma ve aile içinde veya toplumda sözlü/fiziksel şiddete maruz kalma bir çocuğun gelişimi üzerinde zararlı ve kalıcı etkiler yaratmaktadır.

Erken yaşlardan itibaren sürekli veya sık sık bir tehdit algısı olması, duygusal beynin çoğu zaman hayatta kalma modunda olduğu anlamına gelir. Tehdit algısı savaş-kaç mekanizmasını devreye sokar. Vücutta hormon seviyesindeki değişikliklerle beraber kalp atım hızının, vücut ısısının ve anksiyete seviyesinin yükselmesi gibi değişikliklere yol açar. Sonuç olarak, çocuklar potansiyel bir tehdit için sürekli tetikte, başkalarına güvensiz olurlar ve tetikleyicilere aşırı tepki gösterirler. Stres tepki sisteminin sık sık ve uzun süreli aktivasyonu toksik stres tepkisi olarak adlandırılır. Sürekli bir savaşma veya kaçma halinde olmak, beynin çalışma şeklini negatif yönde değiştirir. Bunun anlamı; beynin, zorlayıcı koşullara karşı olumlu gelişme ve esneklikle ilgili beceriler geliştirmek yerine, devamlı olarak hayatta kalma mücadelesi yönünde organize olmasıdır.

Sürekli tehdit altında olan kişi, düşünen beyni daha az kullanır ve sonuç olarak düşünen beyin az gelişmiş olur. Beynin bu bölgesindeki yapılar daha küçüktür. Düşünme, planlama, odaklanma, problem çözme ve duyguları tanımlama ve yönetmekten sorumlu alanlar daha az gelişmiştir. Yeni bilgileri işlemek ve hatırlamak, yeni beceriler kazanmak ve duyguları düzenlemek gibi öğrenme ile ilgili faaliyetlerde daha fazla zorluk çekerler.

Kompleks travmalı çocuklar/gençler/yetişkinler, kendilerinin değersiz/önemsiz/yetersiz olduklarına, diğer insanların güvenilmez olduklarına ve dünyanın tehlikeli bir yer olduğuna inanırlar. Ve bu inançlarına göre hareket ederler. Hayatta kalmaya odaklanmaları hayatlarının birçok alanını olumsuz etkiler.

Çocukluk çağı travmalarının belirtileri nelerdir?

1. İlişki kurmakta ve sürdürmekte zorluk çekerler. Çünkü akranlarına ve yetişkinlere güvenmekte zorlanırlar. Bu çocukların/gençlerin yetişkin olduklarında istismarcılar tarafından tekrar mağdur edilme veya istismarcı olup diğerlerini mağdur etme riski yüksektir.

2. Duyguları tanımlamakta ve yönetmekte zorlanırlar. Bu nedenle olaylara karşı aşırı tepkisel veya tamamen içe kapalı olabilirler.

3. Davranış problemleri ile mücadele ederler. Travmaları içsel veya dışsal bir tetikleyici nedeniyle tetiklendiğinde saldırgan, savunmacı veya tutarsız davranabilirler. Kendine zarar verme, evden kaçma, madde kötüye kullanımı, erken dönem cinsellik yaşantıları ve zorbalık ve diğer şiddet olaylarına karışma gibi riskli davranışlarda bulunabilirler. Bu davranışlar, onların travmatik deneyimlerinden dolayı ortaya çıkan fizyolojik ve duygusal dengesizlikleri yönetmek için kullandıkları başa çıkma mekanizmalarıdır.

4. Bilişsel süreçlerde zorlanırlar. Bu, yaptıkları bir işe odaklanma, konsantrasyon, öğrenme, geçmiş öğrenmeleri geri getirme (hatırlama), problem çözme ve mantık yürütme konularında sürekli olarak zorluk yaşamaları anlamına gelir.

5. Dissosiasyon sorunu ile mücadele ederler. Dissosiasyon (ayrışma); bunaltıcı düzeyde stresle baş etmek için şimdiki zamandan (andan) kopmalar anlamına gelir. Bu, deneyim dışarıdan gözlemleyen için duygu yoksunluğu veya hayallere dalıp gitme gibi görünebilir. Duygulardan kopmak, kişinin aynı zamanda olumlu duyguları da engellediği anlamına gelebilir. Dissosiasyonun travma ile başa çıkmak için sürekli kullanımı çocuk, genç ve yetişkinlerde öğrenme ve ilişki kurmada zorluklara yol açabilir

6. Kompleks travma ile mücadele eden kişilerin, benlik kavramları negatif yönde gelişmiştir ve geleceklerinden umutlu değillerdir. Sonuç olarak umutsuzluk ve kontrol hissinin eksikliği nedeniyle geleceğe yönelik plan yapma ve hedef belirleme konusunda motivasyonları yoktur veya oldukça düşüktür.

Çocukluk travmalarınız yetişkinlikte nasıl sorunlar doğurur?

Yıllar boyunca yapılan birçok çalışma, erken yaş travmanın sonuçlarının geniş kapsamlı ve uzun süreli olduğunu ortaya koymuştur. Travmanın, beyninizin hala gelişmekte olduğu bir zamanda meydana gelmesi neden bu kadar uzun süreli ve ciddi sonuçlara neden olabileceğini açıklar. Çocukluk çağı travması ile ilişkili olduğu tespit edilen yetişkinlik sorunlarından bazıları şunlardır:

• Obezite ve kalp hastalığı gibi kronik, fiziksel hastalıklar

• Madde kullanım bozuklukları, bağımlılık

• Depresyon

• Kaygı bozuklukları

• Post travmatik stres bozukluğu

• Saldırganlık / öfke sorunları

• Uyku sorunları

• İntihar

Çocukluk travması yaşayan herkes yetişkin olduğunda bu sorunlardan herhangi birini geliştirmeyebilir. Bununla birlikte, yukarıdaki sorunlardan herhangi birine sahip yetişkinlerde erken dönem travmalarının etkilerinin olduğu görülmektedir. Genç yaşta travma yaşadıysanız, bu sağlık sorunlarından herhangi biri veya daha fazlası için riskiniz artar.

Psikolojik sorunlarınızın nedeni olan çocukluk travmalarınızın iyileşmesi mümkün mü?

Travmalarla yüzleşmeyi reddetmek, onların bir yara gibi iltihaplanmasına neden olur. Bedensel rahatsızlıklardan romantik ilişkilerimize kadar her şeyi mahveden bilinçsiz yıkıcı bir enerji olarak var olmaya devam eder. Çocukluk travmalarının iyileşmesi imkânsız değil, zordur. Sonsuza dek acı içinde yaşamak daha zordur. Profesyonel bir yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, bir EMDR uzmanından destek alın. EMDR travmalarla çalışırken en hızlı ve etkili yoldur.

EMDR terapisi hakkında daha fazla bilgi için: http://http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_20627.htm

Seren Beleci
Psikolojik Danışman
Aile Danışmanı / EMDR Terapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikolojik Sorunlarımızın Nedeni: Çocukluk Çağı Travmalarımız" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Seren BELECİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Seren BELECİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Seren BELECİ Fotoğraf
Psk.Dnş.Seren BELECİ
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Seren BELECİ'nin Makaleleri
► Çocukluk Çağı Depresyonu Psk.Dnş.Tunahan UZUN
► Çocukluk Çağı Depresyonu Psk.Uğur DALAN
► Çocukluk Çağı Ruhsal Sorunları Psk.Dnş.Kıvanç TIĞLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,846 uzman makalesi arasında 'Psikolojik Sorunlarımızın Nedeni: Çocukluk Çağı Travmalarımız' başlığıyla benzeşen toplam 55 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kanser Psikolojisi Haziran 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:21
Top