2007'den Bugüne 84,938 Tavsiye, 26,567 Uzman ve 18,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yetişkinlerde Kaygı Bozukları
MAKALE #21763 © Yazan Uzm.Psk.Elif Can ÖZTÜRK | Yayın Eylül 2020 | 112 Okuyucu
Kaygılı olma hali çok çeşitli konularda, alanlarda kendini göstermektedir. Bazı durumlarda tam olarak neyden kaygı duyulduğu netleşememekte, tanılarla düşünme alışkanlığından dolayı kişiler bu belirsizlikle kalırken var olan kaygıları daha da artmaktadır. Kaygılı olma hali; fobiler, panik atak, yaygın kaygı bozukluğu, ayrılma kaygısı gibi pek çok tanımda kendini gösterebilmektedir.

Peki Yaygın Kaygı Bozukluğu Nedir?
Hem çocuk hem yetişkinlerde en az altı aylık bir sürede okul, iş yaşantısı gibi alanlarda görülen genel aşırı kaygı, huzursuz hissetme, kuruntulu olma gibi durumların mevcut olması, yaygın kaygı bozukluğunu görmede önemli unsurlardır. Bu durumu yaşadığımız normal kaygılardan ayıran nokta; bireylerin bu duygularını yatıştırmada, kendilerini sakinleştirmede güçlük çekmeleri ve en önemlisi günlük rutinler ile yaşantılarını devam ettirmede zorlanır hale gelmeleridir.

Yaygın Kaygı Bozukluğu belirtileri; dinginleşememe (huzursuzluk) ya da gergin ya da sürekli diken üzerinde olma, kolay yorulma, odaklanmakta güçlük çekme ya da zihnin boşalması, kolay kızma, kas gerginliği, uyku bozukluğudur (uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirmeyen, doyurucu olmayan bir uyku uyuma).

Kaygı, hepimizin doğduğumuzdan itibaren yoğun bir şekilde hissettiğimiz temel bir duygumuzdur. Bunun zaman zaman artıp azalması mümkünken tamamen kaygı duygusundan kurtulmamız mümkün değildir. Her duygu gibi var olduğumuz sürece o da var olmaya devam edecektir. Kaygı bozukluğu dediğimizde genelde patolojik bir durum akla gelmektedir. Tanı konulması, akabinde ilaç tedavisine başlanması oldukça bilindik bir süreçtir. Bu durum gerekli fakat kesinlikle yeterli değildir. Akut olarak düzenlenen duygu durumu, uzun vadede başa çıkılmakta zorlanılan benzer yaşam olaylarında tekrar dışarıdan bir müdahaleyle düzenlenmeye ihtiyaç duymaktadır. Bu da yıllar içinde tekrarlı ilaç kullanımına neden olmaktadır. Tanılar, hekime başvurulduktan sonra zikredilen kelimeler şeklinde, kişinin hayatında yeni bir kapı açmış oluyor. Belki de kendisinde aslında hep var olduğunu bildiği özellikler ete kemiğe bürünerek varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Medikal tedavinin yanında alınabilecek psikoterapi desteği ise çok büyük oranda tekrarlamaların önüne geçen bir müdahaledir. Terapide amaç kişinin yaşadığı süreci patoloji adı altından ve genellemesinden çıkarmak; irdelenebilir, hakkında konuşulabilir, keşfedilebilir hale gelmesini sağlamaktır. Acaba kaçındığımız, görmek istemediğimiz, fark edemediğimiz hangi durum kaygı duygusunun baş edilemediğini hissettirecek kadar yoğun?

Burada öncelikli konu bireyin iç görüsünün ne kadar olduğu, kendi ihtiyaçlarını ne kadar görebildiğidir. Bu noktada biraz çocukluk yaşantılarına girmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Duygusal bağ kurulan ya da bakım alınan kişiler tarafından çocuğun ihtiyaçları görülmedikçe; çocuk yetişkin olduğunda kendi içine bakmakta, ihtiyaçlarını görmekte, kendine dönmekte zorlanabilir. Bu o kadar büyük bir gereksinimdir ki psikoterapinin dışında kalan pek çok alanda gerçekleştirilen ‘kendinin farkında ol, bilinçli farkındalık’ çalışmaları kendine dönebilme egzersizlerini içerir. Psikoterapinin içinde ise kişi daha önce kimse tarafından görülmediğini düşündüğü veya gerçekten görülmemiş olan ihtiyaçlarını keşfettikçe kendine bakım vermeye başlar ve bu da pek çok gelişimin / ‘iyileşmenin’ başlangıcı olabilir. Duygu yoğunluğu otomatik olarak azalır, kaygı bozukluğu adından çıkarak kaygı duygusu eşlik edilebilir hale gelir.

Yetişkinlerde Ayrılma Kaygısı Nedir?

Ayrılma Kaygısı / ayrılma anksiyetesi genelde çocuklarda karşılaştığımız bir durum gibi görülmektedir. Anne babasından ayrılmakta zorlanan, okula başlamak ve evden ayrılmakta zorlanan çocuklar bize daha tanıdık, daha aşinadır. Akabinde anne çocuk bağlanmasına bakmak, çocuktaki huzursuzluğun kaynaklarını bulmaya yardımcı olmasının yanında çocuğun kaygılarını azaltabilmek adına hem uzmana hem ebeveyne yol haritası sunmaktadır.

Peki yetişkinler ayrılma kaygısı yaşar mı?
Aslında ‘çocukluğunuza inelim’ kalıbı kimi zaman espri olarak kullanılsa da ayrılma kaygısında, kaygının temellerinin nerede atılmaya başlandığı ile ilgili ipuçlarını gözler önüne sermektedir. Yaşantımız bir bütündür, kaç yaşında olursak olalım geçmişe bakarak bugünü değerlendirmek bu yüzden mühimdir.
Ayrılma Kaygısını fark edebilmek için duygusal olarak bağlı olunan kişilerden fiziki olarak uzaklaşmanın yarattığı duygulara bakmak gerekmektedir. Bu duygunun çoğunlukla kaygı ya da korku olduğu düşünülse de her bireyin bunu farklı deneyimlediği bir gerçektir. Duygular kimi zaman birbirine geçebilir ya da duyguyu fark etmek kimileri için çok zor olabilir. Bu nedenle genel olarak; evden ya da bağlanılan kişiden uzaklaşma sonucunda yaşanan huzursuzluk, sevilen kişilerin başına bir şey geleceği ve onları herhangi bir sebepten kaybetme düşüncesi, bunlara bağlı olarak bedensel tepkiler verilmesi, bu düşüncelerle ilgili rüyalar görülmesi durumlarının yaşanıyor olmasına dikkat edilmelidir.

Genel geçer bilgiler içinde; huzursuzluk koşulu ‘evden ya da bağlanılan kişiden uzaklaşma’ olarak ifade edilse de bu ikisi aslında aynı şeyi göstermektedir. Hatta fiziki olarak uzakta olmaya da gerek yoktur. Ortak paydaları; var olmamıza tanık olan, kendimizi güvende ve ait hissettiğimiz, bize çatı olan ve bizi koruduğuna inandığımız her kişi ya da yerin ‘artık olmayacağı’ düşüncesidir. Var olmamızı kanıtlayan, varlığımıza ayna tutan kişi ya da yerlere olan ihtiyaç doğumumuzla başlamakta, yer ya da yön değiştirse de ölene kadar devam etmektedir. Bunların artık olmayabileceğine dair düşünceler ise var olmamıza tehdit hale gelmektedir. Bu tehdidin yarattığı güçlü duygular ‘ayrılma kaygısı’ olarak tanımlanan durumun temellerini oluşturmaktadır. Sanki sadece çocuklukta yaşandığı düşüncesi ise sevgilimizin, eşimizin, çocuklarımızın başına bir şey geleceği, bağlandığımız evi döndüğümüzde tekrar orada bulamayacağımız düşüncelerinin yarattığı iç huzursuzluk başladığında son bulmaktadır. Ayrılmaya, kaybetmeye dair kaygılar çok daha derinlere dayanmaktadır.

Bahsettiğim gibi bozukluk olarak tanımlanan her durum, kişileri kategorize etmeye ve öznel deneyimleri gözden kaçırmaya neden olsa da kişilerin ne yaşadığını anlamlandırabilmesi, terapiye çıkış noktası oluşturması açısından ön plandadır. Süreç içinde kişinin kendi deneyimine dönmesi ise kendine uygun yollar bulmasını sağlamaktadır. Tanı ve tanı gruplarının bireyleri tek tipleştirdiğini düşünsem de terapide onları çıkış noktası almanın hem hastaya hem de terapiste yol gösterici olduğuna inanıyorum. Özellikle de kişinin öznel deneyimini esas alan Varoluşçu Terapi, kalıplardan çıkmaya oldukça yardımcı. Her birey farklı olduğu gibi her ayrılma kaygısı kişi bunu farklı deneyimliyor. Bireysel Terapi sürecinde kişinin kendi deneyiminde kalması ise iyileştirici oluyor.
American Psikiyatri Birliği. Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve Sınıflandırılması El Kitabı, yeniden gözden geçirilmiş beşinci baskı (DSM-V-TR). (çeviri ed. E Köroğlu) Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2013.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yetişkinlerde Kaygı Bozukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Elif Can ÖZTÜRK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Elif Can ÖZTÜRK'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Elif Can ÖZTÜRK Fotoğraf
Uzm.Psk.Elif Can ÖZTÜRK
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi9 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Elif Can ÖZTÜRK'ün Yazıları
► Yetişkinlerde Yas Psk.Zehra ORGUN
► Yetişkinlerde Panik Atak Psk.Elif Can ÖZTÜRK
► Bombalar ve Yetişkinlerde Etkileri Psk.Mahmut PAKDEMİR
► Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği Psk.Gonca RASLAYAN
► Yetişkinlerde Psikolojik Travma Psk.Ziya ÜNLÜTÜRK
► Kaygı ve Sosyal Kaygı Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,918 uzman makalesi arasında 'Yetişkinlerde Kaygı Bozukları' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kardeş Kıskançlığı Eylül 2020
► Wısc-4 Zeka Testi Eylül 2020
► Yetişkinlerde Panik Atak Eylül 2020
► Algı Yanlılıkları Aralık 2015
► Çocuğu Kabul Etmek Aralık 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:30
Top