2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaşama Tutunmak
MAKALE #21768 © Yazan Psk.Namık ACAR | Yayın Eylül 2020 | 158 Okuyucu
Pandemi nedeniyle olağan üstü günlerden geçiyoruz ve insanların daha içe döndüğü,yaşamla ve kendisiyle yüzleştiği ve önceliklerini yeniden belirlediği bir dönemdeyiz.Böylesi zamanlar olağan yaşam akışını,alışkanlıkları değiştirdiği için insanlarda çok fazla gelgitler yaşanmasına neden olur.Bunu insanın alışan bir varlık olduğu ve alışkanlıklarını değiştirmekte zorlandığını anımsarsak daha bir kolay anlarız.Pandemi nedeniyle yaşanan süreç insanlarda çok yönlü olarak özgürlüğü azaltmış,hareket kabiliyetini düşürmüş ve daha kaygılı (anksiyeteli) bir yaşam akışı oluşturmuştur.Tüm bunların insanların psikolojisine,ruh sağlığına elbette yansımaları olmuştur ve gelecekte de olacaktır.İnsan bedeniyle ruhu iç içe geçmiş olarak ve etkileşim halinde yaşadığından pandemi bittiği zaman bile bazı travma sonrası stres bozukluklarının ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Öyleyse işe nereden başlamalıyız..?28 yıllık bir uzman olarak benim öncelik tavsiyem benlik bilincidir.Yani işe önce kendimizden başlayalım ve öncelikle kendimizin,varlığımızın ve öncelikliliğimizin farkına varalım.Çünkü ülkemiz ve kültürümüzde birleşik yaşamlar,gölge yaşamlar ve adanmış yaşamlar şeklinde ortaya çıkan bir çok sorunlu yaşam,bir çok da sorunlu insan var.
Birleşik yaşamlar birbiri olmadan yapamayacağını zanneden,güya birbirine çok düşkün olan insanların yaşamıdır.Öyle ki birinin ayağına diken batsa hepsinin birden canı yanar.Ama bu yaşam algısının kendiliğinden oluşmadığı.çekirdek aile ve yakın sosyal çevrede öğretildiği,doğru ve doğal bir yaşam algısı olmadığı bir gerçektir.Birleşik yaşam dediğimiz yaşam algısı benlik bilinci zayıf,bizlik bilinci gelişkin ve benliği bizliğin içinde kaybeden ve insanın her halükarda bir kişilik yaşayamaması ve hissedememesine yol açan bir özelliği vardır.Ait olduğu biz dünyasının içinde herkesin sorununa dertlenme nedeniyle birleşik yaşam algısı psikolojik anlamda çok yorucu ve tükenmişlik sendromu oluşturmaya çok yatkın bir yaşam algısıdır.Bireysel farkındalığı yani benlik bilincini de çok örseleyen bir yaşama yansıması vardır.Psikolojik yönden hem yorucu hem de bağımlılaştırıcı sonuçları vardır.
Gölge yaşamlar çoğunlukla koruyucu aile yapısından ortaya çıkarlar.Benlik,özgüven ve özyeterlilik açısından fazla gelişmezler.Koruyucu bir yapıda yetiştikleri için genelde narin bir yapıya sahiptirler ve dışarıdaki dünyadan korkarlar. Bu özellikteki insanlar günü geldiğinde kendi yaşamına doğru akmayı çok beceremezler,evliliklerinde,profesyonel yaşamlarında hatta sosyal yaşamlarında içinde yetiştikleri çekirdek aileye bağımlı oldukları için büyük zorlanmalar yaşarlar.Kendini gerçekleştirmede en zorlananların içinde olduğu yaşam algısı gölge yaşamlardır.Koruyuculuk gibi bir iyi niyetle başlasa bile insan gelişiminde yaşına uygun özgürlük ve sorumluluklar vermek,bu şekilde yetiştirmek ve hayata hazırlamak önemlidir.Kimi aileler çocuklarını yetiştirirken bunu yapmıyorlar ama sonrasında hayata tutunmak için hem hem çocukları zorlanıyor,hem de çocuklarının hayata tutunmasında o aileler yoruluyor.
Adanmış yaşamlara gelince...Bu bir öğreti aslında ve en çok ülkemizdeki fedakarlık kültüründen besleniyor.Hatırlarım oğlum ilkokulda iken okuluna gitmiş ve öğretmeni ile görüşmüştüm.Hala görüştüğümüz,o çok sevecen öğretmen hanım bana "biz çocuklarımız için yaşıyoruz" demişti.Gülmüştüm; "ne yani Hocam çocuklarınız olmasa ölecek misiniz" deyince mübalağalı bir söz etiğini fark etmişti öğretmen hanım.Adeta buna evlatlarımız dahil birilerine kul,kurban yaşam algısıdır adanmış yaşamlar...Belki iyi,hoş insanlardır.Hatta çoğunlukla başarılı ve üretken insanlardır.Ama cevval insanlara birilerini taşıttırmaya pek meraklı bir kültür olduğumuz için merhamet,yetiştirme tarzı ve gaz vermeyle oluşturulan adanmış yaşam algısı insanda kendisi için yaşama,kendisine göre hareket etme özgürlüğü ve rahatlığı bırakmaz.Şöyle böyle deniyor ama bizim kültürümüzün arızalı bir tarafı unutmayalım ki insan kullanmaya bayılmasıdır.En çok kullanılanlar da bu adanmış hayatlar algısıyla yaşamakta olan insanlardır.Ve onlardan birinci derece yakın çevreleri için hep her şeye yetişmesi,onları düşünmesi ve fedakarlık etmesi beklenir.Bir de bakarsınız ki kendisi için yaşamaya sıra bile gelmeden ömür bitmiş.
Genel anlamda değerlendirecek olursak biz bireyi geç keşfetmiş ve henüz benlik bilincini tam oturtamamış bir toplumuz.Bu nedenle insan yetiştirme paradigmamızda gerçekten değişmesi gereken çok şey var.Keşke önce kendisi olmayı,kendisi için yaşamayı ve takati nispetinde çevresine paylaşımcı olmayı öğretseydik de insanlar birleşik yaşam,gölge yaşam ve adanmış yaşam algısı içinde boğuşup durmasaydı.
İnsanın önce kendisi olduğu,kendisi için ve kendisi olarak yaşadığı, benliğin ise birinci öncelik olduğu keşke insanlarda zamanında ve doğru ölçülerle öğretilmiş olsaydı.Ülkemiz akıl ve bilimden ziyade duygu ve alışkanlıklar üzerinden insan yetiştirdiği için bu noktada çok fazla eksikliklere sahip.Merhametle fedakarlık aynı şey değildir.Ülkemizde fedakarlığı sağlamak için merhamet duygusu kullanılmakta ve bir istismar aracına dönüşmektedir.İnsanlarda merhamet tabii ki olsun ama unutmayalım ki fedakarlık kendine lazım olanı,bazen gücünü aşanı vermek ve bunun ardının, arkasının da gelmemeşi anlamına geliyor.O nedenle bizim ülkemizde,bu kültürde kendisi olabilmiş,kendisi gibi yaşayabilen ve bağlayıcılar olmaksızın özgürlüğü hissedebilen insan çok yok.
Pek tabii ki bunların bir de yaşama,insana yansımaları var.Netçe işaret etmeliyim ki bu ülkede benlik bilinci belirgin insana bencil diyorlar.Sencil olunca iyi insan olunuyor sanki.Her şeyde olduğu gibi burada da denge kavramı önemlidir.Eksikler ve fazlalar dengeleri bozarlar.O nedenle bir kararı yarar noktasının tutturulması önemlidir.Aşırı bireyselleşme de doğru değil ve insanları yalnızlaştırıyor.Ama başkalarına ayakları yerden kesilirken kendini unutan insan da bir türlü kendisi olabilmeyi ve kendisi gibi yaşayabilmeyi beceremiyor.
Bir öncelik sıralaması yapacaksanız önce ilk sıraya kendinizi koyun.Bekarsanız diğer aile fertleri,evliyseniz eşiniz ikinci önceliğiniz olsun.Çocukları için yaşayan fedakar anne,baba rolüne pek bürünmeyin.Çünkü kendisi için doğru yaşayamayan ve mutlu olamayan anne babaların çocuklarına da doğru ışık saçamayacağı aşikardır.Heyecanlarınızla,başta yaşama heyecanıyla barışık olun ki pandemi nedeniyle yaşadığımız zorlu günler isteklerimizi söndürmesin.Çünkü istek biterse aslında çok şey bitiyor.O nedenle yaşamayı da,mutlu olmayı da,başarılı olmayı da,iyi yaşamayı da öncelikle istemeliyiz.
Bizim Evlilik Okulu Eğitim Programı'nı yazarken ürettiğimiz çok güzel bir slogan vardı; "ben olmadan biz olunmaz,ben kalarak bize varılmaz".Önce ben olacağız,benlik bilincini oturtacağız,kendimizi retleri ve kabulleriyle tanımlayacağız.Bireysel önceliklerimizin farkında olacak ve bu farkındalıkla o öncelikleri asla gözden kaçırmadan yaşama akıtacağız.Bunu yaparken kimi yerlerde biz olmamız gerektiğini,olması gerektiği kadar paylaşmamız gerektiğini unutmayacağız.Kendimizi önemseyeceğiz,yaşamı seveceğiz ve olması gerektiği gibi ve gerektiği kadar paylaşacağız.Yaşama ise öncelikleri doğru sıraya koymuş olarak,benlik bilincinin farkında ve yaşama heyecanını canlı tutan yaşanmışlıkları yeterince hayatına serpiştiren insanlar olarak tutunacağız.Sevgi ve sağlıcakla...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaşama Tutunmak" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Namık ACAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Namık ACAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Namık ACAR Fotoğraf
Psk.Namık ACAR
Kocaeli (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Namık ACAR'ın Makaleleri
► Yaşama Tutunmak Psk.Remzi KARAKAYA
► Davranışların Yaşama Etkileri Psk.Halil TÜRKMEN
► Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Dr.Psk.Ayşegül KARAHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'Yaşama Tutunmak' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Pandemi ve Psikolojimiz Temmuz 2020
► Kontrol Bozuklukları Ekim 2019
► Teknoloji Bağımlılığı ÇOK OKUNUYOR Ekim 2019
► Evlilik Olgunluğu Mart 2019
► Şüphecilik Sorunu Aralık 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:49
Top