2007'den Bugüne 85,339 Tavsiye, 26,664 Uzman ve 18,988 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



2 Yaş Sendromu
MAKALE #21861 © Yazan Psk.Burcu BAŞOĞLU | Yayın Ekim 2020 | 118 Okuyucu
2 yaş sendromu, gelişim evrelerinden biri olan, çocukların bebeklik döneminden çıkıp kendilerini birey olarak kabul ettirmeye çalıştıkları dönemdir. Bireyselleşmenin ilk adımı olan ve 18. ile 36. aylar arasında görülen bu sendrom hem çocuklar hem de ebeveynler için oldukça sağlıklı tüm çocuklarda olması gereken bir özelliktir. Henüz dil gelişimi ve iletişim becerileri gelişmemiş olan çocukların, inat, öfke nöbetleri, agresif tavır, her şeye hayır deme, bağırma ve istediğini elde edene kadar huzursuz davranma gibi davranışları oluşur ve sosyal-psikolojik gelişimin bir parçasıdır. 2 yaş sendromu, ebeveynlerin sabırla yönetmesi gereken önemli bir dönemdir.

Sürecin geçici olduğu unutulmamalıdır. Anne ve babalarının gözetiminden çıkmaya çalışarak, kendi kişiliklerini ispat etmeye çalışan çocuklar, bu dönemde kendilerini tüm dış dünyaya kanıtlama çabasındadır. Çocuklarının saldırgan ve inatçı tavırları ile karşılaşan ebeveynler, çocuklarının şımardığını, gereksiz kapris yaptığını düşünüp öfkelenebilirler. Ancak henüz tam olarak gelişmemiş olan çocuklar bu öfkeli tutuma karşı daha da fazla tepki göstererek, aileyle zıtlaşır. 2 yaş sendromunu yaşayan çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğine geçmeden önce, "2 yaş sendromu nedir?" bunu iyi anlamak gerekir.

2 Yaş sendromu nedir?

2-3 yaş dönemi;*bebeklikten*çocukluğa geçişin başladığı dönemdir. Bu dönem “2 yaş sendromu” olarak da isimlendirilmiş olup anne babaların çocuklarındaki değişimler üzerine en çok kaygılandığı “zorlu” bir gelişim aşamasıdır. Terrible two olarak da bilinen 2 yaş sendromu, tüm sağlıklı çocuklarda olması beklenen, psikolojik gelişimin bir parçasıdır. Yürüme ve konuşmasının artmasıyla hareketlenen çocuk, bağımsızlığını fark eder; kendisini ve çevresini keşfetmek için sınırlarını zorlamayı dener. Anneye bağımlı olarak geçirilen ve tek başına var olmanın imkansız olduğu bebeklik döneminin ardından konuşabilen ve yürüyebilen çocuk, kazandığı bu gelişim özellikleri ile hem fiziksel hem de duygusal olarak anneden yavaş yavaş uzaklaşır. Bireyselleşme ihtiyacı ile anne babasına ihtiyacının azaldığını düşünen çocuk onlardan uzaklaşmayı istese de aslında bu yetilere tamamen sahip olmadığını fark ettiği her anda isyan ile boyun eğme arasında bocalar. Bu bocalama süreci içerisinde en çok sergilediği davranışlar; inatlaşma, ısrarcı davranma, huysuzlanma, isteklerini zorla kabul ettirme ve anlaşılma çabasıdır. Bu dönemde ani öfke patlamaları ve uzun ağlama krizleri yaşanabilir. Aniden sebepli sebepsiz ağlamaları ve sakinleşmeleri olabilir. 2 yaş döneminde sağlıklı bir şekilde gelişimi süren çocuğun, her şeye hayır demesi, agresif davranışlar sergilemesi, öfke nöbetleri geçirmesi son derece normal bir durumdur.

Henüz mantıklı hareket etmeyi düşünecek yetide olmayıp, iyi-kötü davranışı ayırt etmede zorlandığı için sosyalleşmeye ve paylaşmaya dirençlidir. Oyuncağını ya da herhangi bir eşyasını paylaşmak çocuk için büyük bir yıkım olabilir. Çocuğa doğru bir şekilde yaklaşarak, onun ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak, hoş görebilmek ve kesin sınırlar çizmek son derece önemlidir. Çocuk ile doğru iletişim kurmanın altın kuralı olan oyun oynamak, eğlenceli olduğu kadar sağlıklı da bir yöntemdir. Sözel olarak anlatılamayan duygu ve düşünceler oyun içinde kurgulanarak, etkili bir şekilde çocuğa aktarılabilir.

2 yaş sendromu belirtileri nelerdir?

Çocukların kişilik gelişiminde önemli bir yer tutan 2 yaş sendromunda çocuklar, sınırlı tecrübeleri ve kelime hazineleri ile kendi benliklerini dış dünyaya anlatmaya çalışır. Duygusal olarak da tam olarak gelişmemiş olan 2 yaş dönemindeki çocuklar, çoğu zaman kendilerini ağlayarak ifade eder. "Hayır", "olmaz", "istemiyorum" gibi olumsuz kelimelerin sıklıkla kullanıldığı 1,5 yaş ile 3 yaş aralığındaki çocuklar, istekleri yerine getirilmediğinde, kendilerini yere atma, kendisine ve çevresindekilere vurma, bağırma, nesneleri atma, öfke nöbetine girme gibi davranışlar sergiler. Öfke nöbetinin devam ettiği süre boyunca, yemek yeme, oyun oynama ve normalde eğlendiği aktiviteleri yapmama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Kendilerini dünyanın merkezinde gördükleri bu dönemde çocuklar bencil ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Bu davranışlarını engellemek için çaba sarf etmez ve dışarıdan yapılan engellemeleri de kabul etmez. Onun yerine çoğunlukla ebeveynlerin söylediklerinin tam tersini yaparak inatlaşır. Etraflarındaki çevre üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan 2 yaş dönemi çocuklarının öfkeli tutumlarına aynı şekilde karşılık vermek onların gerginliğinin daha da artmasına neden olur. Bu gibi 2 yaş sendromu belirtilerinin görüldüğü durumlarda ebeveynlerin sakin kalarak, durumu kontrol altına almaları, çocuğun duygularını ifade etmesine müsaade etmeleri gerekir.

2 yaş sendromu yaşayan çocuğa nasıl davranılmalı?

Öncelikle anne ve babaların çocuklarının geçirdiği bu dönemin geçici bir durum olduğunu kabul etmeleri ve çocuğun davranışlarını değiştirmek yerine kendi davranış biçimlerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu dönemde çocuk bir birey olduğunu ailesine ve çevresine ispatlama tutumu içerisindeyken ebeveylerin ısrarla doğru davranışı öğretme çabaları sonuç vermediği gibi durumu daha da zor bir hale getirir. Çocuğunuzu belli sınırlar çerçevesinde bağımsız bırakarak çevresini doyasıya keşfetmesine izin vermeniz gerekmektedir. Örneğin kumandayı kurcalayabilir, çekmecelerinizi karıştırabilir, dağıtabilir, çantanızı boşaltabilir. Etrafındaki her şeyi öğrenmek isteyen bir çocuğun merak duygusunu dizginlemek hayal dünyasına büyük zarar verir ve onu hırçınlaştırır. Çocukların kendileri ile alakalı hemen her konuda ailesi ile çatışabildiği 2 yaş dönemi, aileleri bir hayli kaygılandıran bir süreçtir. Aileler bu dönemde çözüm bulmakta ve nasıl davranmaları gerektiği konusunda zorluk yaşar. Sakin kalmak, çocukların verdiği içgüdüsel tepkilere mantık çerçevesinde yaklaşmak, çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi üzerinde pozitif etki bırakır. Ailelerin duygusal yaklaşımdan uzak durması ve kimin otorite olduğunu göstermeye çalışmaması gerekir. Bu yaş grubundaki çocuklar henüz otorite ile ilgili olarak bilinçlenecek yaşta olmadıkları için bu durumu anlamakta zorlanır. Ancak bu durum önceden "Hayır." denen konuya, çocuğun ağladıktan ya da ısrar ettikten sonra "Evet." denmesini gerektirmez. Ailenin tutarlı olması, aynı konu üzerinde önce hayır, sonra evet dememesi gerekir. Ayrıca anne ya da babanın kabul ettiği ya da etmediği bir duruma diğer ebeveyn farklı bir yanıt vermemelidir.

Kabul etmek gerekir ki bu dönem aileler içinde çok kolay bir dönem değildir. Çocuğunuzun gün içinde girdiği ağlama krizleri, inatlaşmaları, öfke nöbetlerini aşmanın en önemli yolu çocuğun dikkatini dağıtmaktır. Dikkatini başka bir yöne çekebilmeyi başarabilirseniz olumsuz davranışını hemen unutacaktır. Eğer durumu uzatıyorsa en iyi çözüm çocuğunuzu kendi haline bırakmak, üstüne gitmemektir. Sakinleştiği zaman kararlı ve iyimser bir şekilde konuşmak en doğru yoldur.

Anne babaların bu dönemde yaptıkları en büyük yanlışlarından biri de sırf ağlamasının önüne geçmek için çocuğun her istediğini yapmaktır. Bu durum kısa vade de sizi sıkıntıdan kurtarsa da bir diğer öfke nöbetinde iki katı zorlukla kaşınıza çıkacaktır. Çocuğunuz sevgi ve şefkat kadar otoritenize de ihtiyaç duyar. Kendinden emin, sınır koyabilen bir tutum içerisinde olmanız onun gelişimine büyük katkı da bulunur. Anne baba olarak çocuğunuza karşı tutarlı davranışlar içerinde olmanız gerekir.

İnatlaşma nöbetlerini engellemek için çocuğa seçim yapma olanağı tanımalısınız. Örneğin pilav mı yemek istersin yoksa makarnamı belki de sebze yemek istersin gibi seçenekli bir durumda çocuk kendi seçimi yapacağını hissettiğinde inatlaşmaya girmeden istediğinizi yapacaktır.
Sonuç olarak her zaman anne babaya düşen görevlerin önemi karşımıza çıkmaktadır. Unutmamak gerekir ki çocuklar bir toplumun geleceğidir ve çocuk yetiştirmek çok ciddi bir meseledir. En önemlisi çocuklar söylenileni değil gördüklerini eyleme geçirirler. Onlar için verimli bir rol model olmak tamamen bizim inisiyatifimizdedir.

2 yaş sendromu ne zaman biter?

Çocukların negatif ve agresif tutumları genellikle 3 ile 3.5 yaş arasında son bulur ancak bu durumun 4 yaşın sonuna kadar sürdüğü durumlar da görülebilir. Çocuğun kişisel ve duygusal gelişimine göre farklılık gösteren 2 yaş sendromu, kesinlikle bir hastalık değildir. Çocuğun zihinsel ve duygusal olarak yeterli olgunluğa erişmesi ile birlikte sendrom sona erer. Sinirli hâlleri, hemen her şeye karşı ters ve olumsuz yaklaşımları biter. Bu dönemin aileler tarafından ilk ergenlik dönemi olarak ele alınması gerekir. 2 yaş sendromu ile başa çıkmakta zorluk çeken ailelerin, bu konuda yardım almak için uzman bir hekime başvurmaları, çocuğun bu dönemi kişisel gelişimine katkıda bulunacak şekilde atlatmasına yardımcı olur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"2 Yaş Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Burcu BAŞOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Burcu BAŞOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Burcu BAŞOĞLU'nun Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,988 uzman makalesi arasında '2 Yaş Sendromu' başlığıyla benzeşen toplam 45 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİAlışveriş Psikolojisi Kasım 2020
► YENİDeprem ve Çocuk Kasım 2020
► Çocuklarda Merak Duygusu Mayıs 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:22
Top