2007'den Bugüne 86,878 Tavsiye, 26,964 Uzman ve 19,242 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Öğrenilmiş Çaresizlik
MAKALE #22013 © Yazan Uzm.Psk.Ecem DOĞANAY PIÇAK | Yayın Aralık 2020 | 382 Okuyucu
Öğrenilmiş Çaresizlik kavramı günümüzde sıkça kullanılan bir kavram haline geldi. Özellikle yorgunluk, uyku ve iştah sorunları, anhedoni gibi belirtileri olan depresyonda karşılaşılan bu kavramın, kişinin umutsuz, çökkün, değersiz hissetmesinde de oldukça büyük bir payı bulunuyor. Yaşadığı durumlardan kaçabilmeyi, onları çözebilmeyi, kontrol sahibi olmayı başaramadığını düşünen kişiler hayata, kendilerine ve geleceğe karşı umutsuz olup, kendilerini değersiz, yetersiz ve suçlu hissediyorlar. Daha sonra sonucunu değiştirebilecekleri, üzerinde kontrol sahibi oldukları fırsatlar ortaya çıktığında bile geçmişte öğrendikleri, geçmiş deneyimleri onlara bu tip durumlardan daha önce kaçamadıklarını, bu olay üzerinde de kontrollerinin olmayacağını söylüyor içten içe. Bu sebeple, öğrendikleri bu çaresizlik sonrasında şartlar değişmiş olsa dahi, tekrar kontrol sahibi olmayı, durumu değiştirmeyi denemiyorlar bile.

Örneğin, bir türlü başarılı olunamayan coğrafya sınavı için, ‘yapamıyorum, başaramıyorum.’ şeklindeki düşüncelerle bir sonraki sınav içinde başarısız olacağımızı düşünür ve bunun üzerinden hiçbir zaman gelemeyeceğimize kendimizi inandırırız. Bu yüzden aynı dersin başka ünite ya da konuları hakkında olan sınavına daha farklı bir metotla, daha düzenli bir şekilde çalışarak daha yüksek bir not almak için bir fırsatımız olsa bile çalışmak için heveslenemez, yeteri kadar çalışmayız. Dolayısıyla, kendi yeteneklerimizi, geliştirebileceğimiz becerilerimizi, değişen koşul ve zamanı yok sayarak geçmiş deneyimlerimizden öğrendiklerimizin sonucunda, öğrendiğimiz çaresizlikle, bu fırsatı elimizin tersiyle iteriz.

Öğrenilmiş çaresizlik kavramı ise, yalnızca insanlara özgü bir durum değil aslında. Hatta bu kavramın ortaya çıkma hikayesi de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle başlıyor. 1960’lı yıllarda Martin Seligman, yaptığı hayvan deneyleriyle beklentilerin davranışı nasıl etkilediğini, davranış üzerindeki rolünü, öğrenilmiş çaresizlik kavramıyla ortaya koyuyor. Köpeklerle çalışılan bir laboratuvarda köpekler, verilen bir sesin ardından hafif bir elektrik şokuna maruz bırakılıyorlardı. Dolayısıyla köpekler bu ses tonuna karşı korku ve kaçma davranışıyla koşullandırılmışlardı. Deneyin ikinci adımında köpekler, araları alçak bir bariyerle ayrılmış iki bölümden oluşan büyük bir kutunun içine alınıyorlar ve bulundukları bölüme elektrik şoku verilirken, diğer bölüme elektrik şoku verilmiyordu. Bulunduğu bölüme elektrik şoku verilen köpek, elektrik şoku verilmeyen bölüme atlarsa şoktan kurtulmuş oluyordu. Yani köpeklerin elektrik şokundan kurtulmaları bekleniyordu. Deneyin üçüncü kısmında ise, daha önce sese karşı koşullandırılmış olan köpeklerin bu kez elektrik şoku verilmeden, yalnızca sesi duyduklarında diğer bölüme atlayarak sesten sonra verilecek olan şoktan kaçmaları bekleniyordu. Daha önceki öğrenmelerini başka bir ortama taşıyıp taşıyamadıklarının ölçüldüğü bu deneyde, köpekler ikinci kısımda takılıyor, bulundukları bölüme elektrik şoku verilmesine rağmen bariyeri atlayıp diğer kısma geçemiyorlardı.


Martin Seligman, bu olay üzerine düşündüğünde şu sonuca vardı: Köpekler, deneyde öğrenmeleri beklenen şeyi, şoktan kurtulmayı değil, aksine çaresizliği öğrenmişlerdi. Deneyin ilk adımında verilen sesin ardından gelen elektrik şoku ile köpekler, havlamanın, atlamanın, koşmanın bir faydası olmadığını, elektrik şokundan kaçamayacaklarını öğrenmişlerdi.



Seligman, bir sonraki deneyinde bu öğrenilmiş çaresizlik kavramını sınamak için, üç gruba ayrılmış köpeklerle çalıştı. İlk grup köpeklere, verilen elektrik şokundan burunlarıyla bir panele dokunduklarında kaçabildikleri bir mekanizma kuruldu. Yani köpekler yaptıkları ile durumu kontrol edebiliyorlardı. İkinci grup köpeklere ise elektrik şoku verildi ancak ne yaparsa yapsınlar bu şoktan kaçamayacakları bir mekanizma kuruldu. Bu gruptaki köpeklere verilen elektrik şoku, kendi kontrollerinde değildi. Ancak ilk gruptaki köpekler burunlarıyla panele dokunduklarında, ikinci gruptaki köpeklerin elektrik şoku kesiliyordu. Üçüncü gruptaki köpekler ise kontrol grubu köpekleriydi ve onlara bir elektrik şoku verilmiyordu. Dolayısıyla ilk grup karşılaştığı olumsuz olayı kendisi kontrol edebildiğini öğreniyor, ikinci grup kontrol sahibi olmadığını yani çaresizliği öğreniyor, üçüncü grup ise hiçbir şey öğrenmemiş oluyordu. Deneyin ikinci adımında tekrar alçak bir bariyer ve iki bölmeden oluşan kutulara konulduklarında, verilen elektrik şoklarına maruz bırakılan köpekler farklı tepkiler vermişlerdi. Birinci grup, kontrol edebildiğini ve kaçabildiğini öğrenmişti, kısa sürede bariyerlerden atlayarak diğer bölüme geçti ve şoktan kurtuldu. Üçüncü gruptaki hiç elektrik şoku verilmemiş köpekler, süre biraz uzun sürse de diğer bölüme atlayarak şoktan kurtulmayı öğrenmişlerdi. Ancak ikinci gruptaki kontrol sahibi olmadığını ve çaresizliği öğrenen köpekler, kaçmamışlar ve oldukları yerde kalmaya devam etmişlerdi. Yani öğrendikleri bir çaresizlik duygusu vardı. Onların geçmiş öğrenmeleri bu durumla başa çıkamayacaklarını öğretmişti.

Sonuç olarak öğrenilmiş çaresizlik kavramı Martin Seligman'ın hayvanlar üzerinde yaptığı bu deneyle bulundu. Daha önceki yenilgilerimize, başarısızlıklarımıza bakarak 'nasıl olsa başaramıyorum, benim kontrolümde değil' diye düşünmeye devam ettiğimizde, önümüze çıkan fırsatları da değerlendirmeden, kendimizi olduğumuz noktaya ‘’kendimiz’’ mahkum ediyoruz. Biz insanların yapması gereken şey ise, geçmiş deneyimlerimiz, öğrenmelerimiz bize ne söylerse söylesin, önümüze çıkan her fırsatı değerlendirmek, yeterliliklerimize, gelişen becerilerimize güvenmek. Öğrendiğimiz çaresizliğin yerine fırsatları değerlendirmeyi, yeteneklerimize güvenmeyi, yeni yollar bulmayı da öğrenebiliriz. Çünkü öğrenmek, yaşam boyu devam eden uzun bir yolculuktur. Umutsuzluğu değil, umudu öğrenelim.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Öğrenilmiş Çaresizlik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ecem DOĞANAY PIÇAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ecem DOĞANAY PIÇAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ecem DOĞANAY PIÇAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Ecem DOĞANAY PIÇAK
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ecem DOĞANAY PIÇAK'ın Makaleleri
► Öğrenilmiş Çaresizlik Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ
► Öğrenilmiş Çaresizlik Psk.Saadet ELEVLİ
► Öğrenilmiş Çaresizlik Psk.Tuncay MATIR
► Öğrenilmiş Çaresizlik Psk.Nur GEZEK
► Öğrenilmiş Çaresizlik Yaşamak Psk.Dnş.Onur AKKOCA
► Öğrenilmiş İyimserlik Psk.Gözde EMİK AKSOY
► Öğrenilmiş Güçlülük Nedir? Dr.Psk.Dnş.Ayşe Devrim BURÇAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,242 uzman makalesi arasında 'Öğrenilmiş Çaresizlik' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:32
Top