2007'den Bugüne 86,891 Tavsiye, 26,966 Uzman ve 19,242 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocukta Kayıp - Yas Kavramlarına Bir Bakış
MAKALE #22029 © Yazan Selma BÜYÜKÇULHACI | Yayın Ocak 2021 | 225 Okuyucu
ÇOCUKTA KAYIP - YAS KAVRAMLARINA BİR BAKIŞ

“Dirayet” Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ İnce şeyleri kavrayan, zeki, becerikli” olarak tanımlanmış. “Dirayetli” başından üzücü yıpratıcı pek çok olay geçtiği halde, yaşama sevincini koruyan, hayata bağlı, sosyal hayatı, gündemi takip eden ve katılan, düğünde, bayramda gülmeyi oynamayı başaran, iradesine sahip, acılarına rağmen ileri bakıp, yol alan insanlar için söylediğimiz bir kelime. Genelde bu kelimeyi yaşlı insanlara yakıştırıp söyleriz. Elbette dirayet zamanla kazanılan bir özellik.
Onları dirayetli yapan nelerdi acaba? Ne tür yaşantı örnekleri, eğitim bu beceriyi sağlamış olabilir?
Bu kadar savaşın, doğal afetlerin, yoksulluğun, göçlerin, yaşamımıza yeni eklenen pandeminin olduğu bir dünya da bunlarla başa çıkabilecek dirayetli çocuklar yetiştirebiliyor muyuz acaba? Çocuk yetiştirme davranış kalıplarımıza bakarak bu konuda bir fikre sahip olabiliriz: “Ayağına taş değmesin” mantığıyla çocuğun önündeki bütün engelleri kaldırma, küçücük düşmesini- yaralanmasını büyük olay haline getirme, her ihtiyacını hazır halde ona sunma, o istemeden her ihtiyacını fazlasıyla karşılama, ağlama-korkma-kızma- kıskanma vb. diyerek duygularını ifade etmesine izin vermeme, hayatın olumlu yanlarını gösterip olumsuzlardan koruma… Tanıdık geldi mi? Elbette her çocuk bu durumda değil. Bir de acı, sıkıntı içinde olmak yaşam biçimine dönüşmüş çocuklar var.

Dirayetin bugünkü karşılığına “Psikolojik sağlamlık-esneklik “ diyoruz. Çocukları hayata hazırlamak için renkleri, sayıları, şekilleri büyük bir gayretle öğretiyoruz. Zihinsel becerilerini geliştirici birçok kitap dergi kullanıyoruz. Tıpkı bu öğrettiğimiz şeyler gibi bir kayıp karşısında nasıl tavır alacağını, duyguları ile nasıl baş edeceğini, gerek model olarak, gerekse çeşitli yaşam olaylarını fırsat bilip konuşarak hazırlık yapıyor muyuz? Yaşamsal becerileri ( Kendi başına yemek yeme, tuvalete gitme, giyinme soyunma, uyuma, odasını toplama, tehlikeleri fark etme, kendini koruma) öğretiyor muyuz? Pandemi sürecinin bize fark ettirdiği şeylerden birinin de bu konuda ki eksiğimiz olduğunu düşünüyorum. Ana- baba olarak görevlerimizden biri de doğumu neşe, sevinç, coşkuyla karşıladığımız gibi, ölümü de hak ettiği hüzün, keder, gözyaşı ile uğurlamayı çocuklara göstermek ve öğretmek olmalı.
Yas, yaşadığımız bir kayıp karşısında gösterdiğimiz doğal bir tepkidir. Yas sürecinde tanıdığımız, bildiğimiz davranış kalıpları, alışkanlıklar değişir, bazen sona erer. İşte bu yeni, tanımadığımız hazırlıklı olmadığımız ortamda, birbiriyle çatışan yoğun duygular yaşarız. Bu değişimleri algılama, uyum sağlama, yeni davranışlar geliştirme, duygularımızı düzenleme zaman alır ve bazen çok zorlar, örseler, bazen de bu sürecin içine hapseder bireyi… Ölen kişiyle yaşayamadığımız, paylaşamadığımız duygular tamamlanmamışlık hissi yaratarak bizi bir boşluğa savurur.
Yas deyince aklımıza önce” ölüm” gelse de duygusal olarak bağlandığımız, önemli olduğunu düşündüğümüz ama bir şekilde yaşamımızdan çıkan her şey yas duygusuna neden olabilir.
 Anne- baba- kardeş, yakın bulduğumuz birinin ölümü
 Sevdiğimiz evcil hayvanın ölümü
 Sağlık sorunları ( ameliyatlar, organ kaybı, işlevsizliği, süreğen hastalıklar )
 Boşanma
 Yer değiştirme ( Başka şehre – eve taşınma, görev değişikliği)
 Okula başlama, okul değiştirme, mezuniyet
 Ekonomik değişimler
 Duygusal- cinsel taciz
 Emeklilik
 Çocukların evden gitmesi
Bu listeye kişiye göre değişen maddeler ilave edilebilir. Bu yaşam olaylarının her biri yas duygusu yaşamaya neden olur ya da olabilir. Yas genel olarak ölüm karşısında kolektif olarak hissedildiğinden daha somuttur, buna bağlı anlayış, hoşgörü destek daha yoğundur. Ancak diğer durumlarda hissedilen yas duygusu bazen çevrenin gözünden kaçar, kişi bu durumla kendi, kendine başa çıkamaya çabalar. Birey bu duygularını çözümlenmeden bastırırsa zihninde küçüklü, büyüklü yas arşivi tutmasına neden olur. Bu durum zamanla beden ve ruh sağlığını bozabilir.
Çocuklar yaşlarına göre yası nasıl algılar ve yasa nasıl tepki gösterir?
 0-2 yaş arası çocuklar ölümü algılayamazlar. Ancak evde yaşanan atmosferin farklılığını algılayıp sık ağlama, huzursuzluk vb. tepkileri gösterebilirler.
 2 yaşından sonra da henüz konuşamadıkları ve zihinsel olarak hazır olmadıkları için ölümle ilgili kavramları algılayamazlar. Ancak, yüzden duygu okuma becerisi olduğundan evdeki, yakınlarındaki olağanüstü değişimi fark edip yoğun ağlama tepkisi gösterip, özellikle ölen anne ise huysuzluk, sakinleşememe, iştahsızlık, yoksunluk, içe kapanma, öfke nöbeti tepkilerini uzun süre gösterebilirler.
 3-4 yaşlarında çocuklar ölen kişinin artık olmadığını bilir, ölümü uzun bir ayrılık olarak algılar. Bu dönemde korkular da başladığından yakın birinin ölümü, yoğun kaygı- korku uyandırır. Yalnız kalmak, evden ayrılmak istemezler.
 5-6 yaş çocuğu ölümü uzun bir uyku olarak algılayıp korkar. ‘ Ben de ölecek miyim?’ sorusunu sormaya başlar. Ana- baba, ölümü bir uyku hali olarak anlatırsa uykuya dalma korkusu oluşabilir. Bu yaşta çocuklar ölümle hastalık ve yaşlılık bağlantısını kurarken, çeşitli kazaların da ölüme neden olabileceğini fark ederler. Ölüm karşısında hızla değişen çelişkili tepkiler gösterirler. Ağlarken bir anda oyun oynamaya başlayıp hiçbir şey olmamış gibi davranabilirler.
 7-10 yaşlarındaki çocuklar ölenin bir daha geri dönmeyeceğini algılayıp yoğun üzüntü duyguları yaşarlar. Ebeveyn kaybında kendi yaramazlıkları yüzünden öldüğünü düşünerek suçluluk duyguları hissederler, depresyona girebilirler.
Çocuğun duygusal büyümesinde ana- baba etkileri…
Yaşamın içinde pek çok duygu vardır. Bunlar bize hem çok yakın hem de çok uzaktır. Hangi duyguyu ne zaman yaşayacağımızı bilemediğimiz için duygu çeşitlerini çocuğa öğretmek, fark ettirmek duygusal gelişim için önemli bir hazırlıktır. Her duyguyu yaşamak mümkün değil ancak çevremizde olan çeşitli olaylardan, televizyonda izlediği bir filimden, kitaplardan yararlanarak duyguları çocuklara fark ettirebiliriz
Çocuk, doğduğu andan itibaren yaşamında çeşitli kayıplarla karşılaşmaya başlar. Kaybettiği her şeyde ağlama, hüzünlenme tepkisi gösterir. Esasında çocuk, kayıp karşısında nasıl tepkiler geliştireceğini ana- babasının tutum ve yaklaşımlarından üstü örtük olarak almaya başlar. Örneğin: Dondurmasının yere düşmesi çocuk için bir kayıptır. Ağlayarak üzüntüsünü ifade eder. Bu durumda çocuğun ağlama nedeni dondurmasını kaybetmesinin karşısında hissettiği hayal kırıklığı, sevdiği bir şeye kavuşamamanın hüznü ve üzüntüsüdür. Bu duygular fark edilmeden, üzerinde durulmadan, sadece olayın görünen yönü olan yerdeki dondurma üzerinde durarak “Olsun bir şey olmaz, yenisini alırız” “Bunda ağlayacak ne var?” “Bunun için ağlanır mı?” “Ağlamaya değer mi?” şeklindeki sözleri ve bu tür sözlerin pek çok durumda defalarca söylenip pekiştirilmesi çocuğa, üzüntünün küçümsendiğini, ifade edilmemesi gerektiğini öğretir. Yeterince ifade edilmemiş, kabul edilmemiş, onaylanmamış, bastırılmış bu elem duyguları çocuğun zihinde arşivlenir.
Yetişkinlerin dikte ettiği duyguları bastırma ifadelerinden bazıları şöyledir:
 Kendini kötü hissetme, ne var bunda üzülecek!
 Kaybını yenisiyle telafi et, boş ver yenisini alırız!
 Küçüksün zamanla geçer, unutursun!
 Yasını yalnız yaşa, odana git ağla!
 Başkalarını düşünerek güçlü ol!
 Kendine uğraşı bu!
 Ağlamana değmez!
Bunlar ve benzer ifadeler çocuğa duygularını yok saymayı, bastırmayı öğretir.
Biz yetişkinler, kayıp karşısında çocukların üzülmesine dayanmakta zorlanır, sorunu kısa yoldan çözme çabasına girişiriz. Kayıp yaşayan çocuğun daha fazla üzülmesini engellemek için dikkatini başka yöne çevirme, sevdiği bir oyuncak alıp oyalama ya da sevdiği bir yiyecek yemesini önerme gibi geçici olarak çocuğu sakinleştiren, uzun vadede çocuğa zarar veren davranış kalıbını çocuğa öğretmiş oluruz. Ölüm karşısında, hüzünlü, kederli hissettiğinde başka işlerle meşgul ol, üzüntünü unut, hüzün duygunu alış- veriş yaparak bastır ve hüzün duygunu sevdiğin yiyecekleri yiyerek iyileştir inancını vermiş oluruz.
Oyuncak alma, parka götürme, sevdiği keki yapma durumunda çocuğun dikkati başka yöne çekilmiş olur ve yaşadığı duyguları unutur. Ancak çocukta yaşadıklarından dolayı hissettiği acı bitmez, bir oyuncağın, kekin, yeni bir giysinin altına saklanır.
Böylece, duygusal rahatlatıcılara bağımlılığın temelleri oluşmaya başlar. Çok yemek yeme, sigara içme, alış veriş yapma, uyuşturucu kullanma vb. gibi…
Ne yapabiliriz?
Çocuk, kayıpla başa çıkma yöntemlerini erken çocukluk döneminde geliştirir. Çocuğun duygusal olarak bağlandığı, sonra kaybettiği her şeyde göstereceğimiz tepkiyle bu hazırlığa başlayabiliriz. Çocuk sevdiği oyuncağı kırıldığında ya da kaybolduğunda bir süre yas yaşar. Böyle bir durumda sarılıp ağlamasına izin verip, duygularını ifade etmesi için zaman ayırmak, onu anladığımızı, duygularını kabul ettiğimizi hissettirmek yaşadığı acıyı hafifletir, duygularını ifade etmeyi öğretip başa çıkmasını sağlar. Bütün sır, duygularını fark etmes, tanımlaması ve ifade etmesidir. Elbette çocuğun bunları yapabilmesi için ebeveynleri ile iyi bir iletişin içinde olması, onlara güvenmesi gerekir.
Doğadaki değişimleri fark ettirmek, hayvanların doğumu, büyümesi, ölümü ile ilgili belgeseller izletmek ölümü algılamalarında size yardımcı olabilir. Baktığı, beslediği bir hayvanın ölümü sonrasında yapacağınız gömme töreni, ardından hayvanla ilgili olumlu- olumsuz anıların paylaşımı, varsa fotoğraflara bakma, birlikte ağlama, duygularına ifade etmesine izin verme, saygı duyma ve kabul etme, yasın nasıl yaşanacağı konusunda çocuğun zihninde şemalar oluşturur. Ancak bilmelisiniz ki bunları yaptığınızda bir günde yas bitmez. Sabırla, saygıyla çocuk her anlatmak istediğinde onu dinleyip duygularını dışarı akıtmasını desteklerseniz o da süreçte kendini toparlayıp eski rutinine dönmeye başlar ve önemli bir yaşam deneyimi kazanmış olur. Bu tür bir deneyim çocuğun ilerde yaşayabileceği acılara ön hazırlıktır.
Ölüm olayını nasıl kim haber vermeli?
 Eğer çocuğun ana- baba- kardeşi ölüm tehlikesi içinde hastanede yatıyorsa bu durum çocuktan saklanmamalı, yaşına uygun sınırlı bilgi verip, çocuk olası kötü duruma hazırlanıp, sürece dahil edilmelidir. Her şeyden habersiz çocuklar, kendilerini ailenin dışına itilmiş hissederler. Çocukların hastaneye götürülmesi uygun değildir ancak telefonla konuşmasına izin verilebilir.
 Çocuğa ölüm haberi, en yakın, en güvendiği kişi tarafından söylenmeli. Konuşmaya başlarken: “ Sana üzüleceğin bir haber vereceğim” diyerek çocuk hazırlanmalı. Çocuğun yaşı ne olursa olsun haber verirken çocuk kollar arasına alınmalı ya da elleri tutulmalı. “O melek oldu”, “ Allah aldı”, “Sonsuz uykuya daldı”, “Bizden çok uzaklara gitti” gibi çocuğun kafasını karıştıracak ifadeler kullanmadan. Doğrudan ölüm kelimesi kullanılarak anlatılmalı.
 Çocuğa ölüm haberi vermek için odasını seçmek uygun değildir. Dışarda, ağaçlık, sakin bir alan uygun olabilir. Bu sırada çocuğun eline oyuncak, yiyecek verilmemeli.
 Çocuğa ölüm haberi verildikten sonra gözyaşı gelebilir de gelmeyebilir de… Bu sarsıcı bilgi şok yaratıp ağlamayı bir süre engeller. Çocuk ne tepki verirse versin kabul edip dinlemek gerekir. Onu çok sevdiğinizi söyleyip, onun bu ölümle ilgili hiçbir suçu olmadığı tekrar tekrar ifade edilmelidir. Geride kalan kişilerin onu çok sevdiği, onu yalnız bırakmayacakları söylenmelidir.
Sonrasında…
 Yas süresince çocuk, evden uzaklaştırılmamalı. Uygun şekilde ritüellere tanık olması ve bu ritüelleri paylaşması sağlanmalıdır.
 Çocuklar yaşına ve kişisel özelliklerine göre farklı yas tepkileri gösterirler. Çocuğu eleştirmeden, ayıplamadan, yargılamadan tepkilerini sabırla karşılamalıyız. Elimizden geldiği kadar ölen kişi ile ilgili olumlu- olumsuz anıları o süreçte hissedilen duyguları çocukla konuşmalıyız. Birlikte resimlere bakıp anıları tazeleyebilir, ölen kişiye ait özel eşyalara dokunmasına izin verebiliriz. Bunları yapmak istemiyorsa zorlamamalıyız. Dikkat edeceğimiz şey, çocuk üzülmesin diye kendi acınızı, gözyaşlarınızı saklamaya çalışmamaktır. Siz duygularınızı açık ifade edersiniz o da bundan cesaretle kendi duygularını açacaktır.
 Yas sürecinde çocuklarda uyku bozuklukları, iştahsızlık ya da çok yeme, alt ıslatma, gece kâbusları, karanlık korkusu, tırnak yeme, sallanma, tikler, aşırı hareketlilik ya da durgunluk, algılama bozuklukları görülebilir.
 7 yaşından büyük çocuklar mezarlık ziyaretine götürülebilir. Ölen kişiyle vedalaşması sağlanabilir. Götürülmeden önce çocuğa bilgi verilmeli, istemiyorsa zorlanmamalı, ikna edilmemelidir.
 Çocuklar ebeveynlerini kaybettiğinde derin bir kaygı, korku, yalnızlık, çaresizlik, umutsuzluk, suçluluk hisseder bu duygularını sözel olarak ifade edemedikleri için de saldırgan davranışlar sergilerler. Bazen de içe kapanabilirler. Okulöncesi ve ilkokul çocuklarının duygularını boşaltmada sanatsal etkinliklerden yararlanılabilir. Resim yapma, seramik hamuru ile çalışma, kâğıt çalışmaları olabilir. Doğa yürüyüşlerine çıkılabilir. Balonlara vurma oyunları oynanabilir.
 Yas sürecinde çocuğu aşırı şımartmak, her istediğini yaparak avutmaya çalışmak uygun değildir. Bu tür yaklaşımlar çocuğun duygularını bastırmasına, kafasının karışmasına neden olabilir. Elden geldiğince çocuğun rutinlerine dikkat edip, esnek bir tutum sergilenmelidir.
 Bazı çocuklar ölüm haberini aldıklarında yadsıma davranışı gösterip, ölen kişi hakkında hiç
konuşmaz, hiç bir şey olmamış gibi davranabilir. Bu durum onların duyarsız olduklarını değil acının ağırlığına dayanmakta zorlandıklarından yok saymayı seçtiklerini gösterir. Böyle bir tepkide çocukla iyi bir iletişim kurmak için elimizden geleni sabırla yapmalıyız.
 Ebeveyn ölümlerinde “Sen artık evin erkeğisin/ annesisin/ benim can yoldaşım/ yardımcımsın” şeklinde sözlerle çocukların taşıyamayacağı görevler, yükler verilmemelidir.
 Acılar hafiflemeye başladığında çocuğun da fikri alınarak yeni bir düzeni birlikte planlanıp uygulamaya konmalıdır.
 Yas sürecinde çocuğa en iyi gelecek şey yürekten sevgi, şefkat, sıcaklık, yakınlık, anlayış, sabır ve kabuldür.
Ne zaman uzmana başvurulmalı?
Çocuğun gösterdiği bedensel ve duygusal tepkilerle baş etmekte, ona yardım etmekte zorlandığınızda, ebeveynlerin ikisinin de ölümünde, çocuğunuz hiç konuşmama, içe kapanma, gerileme belirtileri gösterdiğinde bir uzman desteği almalısınız.

Selma BÜYÜKÇULHACI
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı & Aile Danışmanı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocukta Kayıp - Yas Kavramlarına Bir Bakış" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Selma BÜYÜKÇULHACI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Selma BÜYÜKÇULHACI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Selma BÜYÜKÇULHACI Fotoğraf
Selma BÜYÜKÇULHACI
İzmir
Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Selma BÜYÜKÇULHACI'nın Makaleleri
► Kayıp ve Yas Psk.Elif AKSU
► Kayıp ve Yas Psk.Şule ÜZÜMCÜ
► Kayıp ve Yas Dr.Psk.Beyza ÜNAL
► Kayıp ve Yas Psk.Ali BIÇAK
► Kayıp ve Yas Danışmanlığı Psk.İlke TARHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,242 uzman makalesi arasında 'Çocukta Kayıp - Yas Kavramlarına Bir Bakış' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:10
Top