2007'den Bugüne 86,845 Tavsiye, 26,955 Uzman ve 19,239 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kendimlik Zamanları
MAKALE #22112 © Yazan Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA | Yayın Ocak 2021 | 282 Okuyucu
Ruhsal yolculuğumuzda ilerlerken bize iyi gelenlerden birisi de kendimiz için bir şeyler yapabilmektir. Ben buna “kendimlik” diyorum. İnsanlar, başkaları için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Onlar üzülmesin diye kendilerinden feragat ederler. En güzel hediyeleri alıp mutlu etmek için uğraşırlar. Çocuklarını en iyi okullarda okuturlar. Eşlerini en güzel şekilde yaşatırlar. Aileleri için yapamayacakları şey yoktur. Arkadaşlarını kırmamak için hayır demekte zorlanırlar. Peki kendileri için ne yaparlar? Kendini de düşünen kaç kişi var bu hayatta?

Hayatın koşturmacası içerisinde ihmal ettiğimiz tek kişi kendimiz oluyoruz. İşe gidiyoruz çalışanlarımız, yöneticimiz, çalışma arkadaşlarımız, müşterilerimiz... Eve geliyoruz çocuğumuz, eşimiz, ailemiz... “Bu hayatın neresindeyiz?” Hayat geçip giderken tüm yapılacaklar emekliliğe kalıyor. Pişmanlıklar sardığında dört bir yanımızı iş işten geçmiş oluyor. “Keşke”lerle başlayan cümlelerimiz de artabiliyor.

Kendinizi keşfetme yolculuğunuzda ihtiyaçlarınızı dinlemeye direndikçe yolun başındaki engeller ilerlemenize izin vermez. İşiniz, eşiniz, çocuğunuz ve aileniz dışında kendi ihtiyaçlarınızın da önemli olduğunu fark etmeye başladığınız da çevreniz tarafından kabul görmeyeceğinizi düşünebilirsiniz. Kendini merkeze koyma düşüncesinin imkansız geldiği ebeveynlerden genellikle beklenilen cevap, “Kolaysa Sen Yap!” olur. Belki de yazdıklarımın hiç birini yapabileceğine inanmazlar. Hatta hepsinin illüzyon olduğunu da düşünebilirler. Bazılarının ihtiyacı olsa da sadece yapmasının mümkün olmadığına inanabilirler. Çünkü kendini çocuğuna ve eşine adamışlardır. Bu insanlar, problemleri çözmekte daha da zorlandığında, çocuğuyla ilgili küçük problemleri bile büyütmeye başladığında, ilişkilerinde de sorunlar arttığında yakıtının git gide azaldığı sinyalini göremez. Çocuğuna ve eşine öyle bir adanmışlık yaşarlar ki onların da kendisine aynı şekilde davranmasını hak görebilirler. Aslında yapılması gereken tek şey kendini görebilmektir. Bu kadar alarm veren bir arabaya rağmen yolculuğa çıkıldığında kazalar da kaçınılmaz olur. İster anne olsun ister baba genellikle yakıtımız bittiği zamanlarda bu tepkileri vermeye başlarız. “Aman..Yapılacak çok iş var. Bir de bu saçmalıkları mı düşüneyim?” diyenler çoğunlukta olabilir. Bir süre sonra bu “aman”lar biriktikçe nedensiz öfke patlamaları, depresyon, panik atak ya da bir takım semptomlar yaşanabilir.

Kendi başına oyun oynayamayan çocuklar vardır. Belli yaş dönemine kadar normal kabul edilebilir fakat üç yaşından sonra ayrışmaya başlanmalıdır. Çocuklar, kendiliğinden ayrışmayı bilemez. Tıpkı bağlanma gibi ayrışmayı da anne yada bakan kişi sağlar. Fakat, günümüz anneleri çocuklarını merkeze koyarak ve yanlarından bir an olsun ayrılmayarak kendi bağımlılıklarını çocuğuna aktarabilmektedir. Bunu çoğu anne farkında olmadan yapabilir. Bazı anneler, kendine zaman ayırmayı çocuğuna yaptığı en büyük bencillik olarak düşünür. Onların bu düşüncesi kesinlikle doğrudur. Fakat, çocuklara yapılan asıl bencillik onları bağımlı bireyler olarak yetiştirmektir. Her çocuğun bağımsız bir yetişkin olabilmesi için en başta annelerin çocuklarına bağımlılık geliştirmemeleri gerekir. Kendine zaman ayırmayı delilik ya da bencillik olarak algılayan anneler farkında olmadan bağımlı çocuklar yetiştirebilir. Evin içerisinde bir çocuk annesini kitap okurken gördüğünde ve o saatte rahatsız edilmemesini istediğinde “kendimlik saati” yaratmış olur. Ve çocuk ilk başlarda annesini rahatsız etse de, ağlasa da, paçasına yapışsa da bir süre sonra şunu öğrenir; “ben de annem gibi tek başıma bir şeyler yapabilirim”. Çoğu çocuk belli yaştan yaştan sonra babasıyla zaman geçirmeye başlar. Ailece yapılan şeyler güzeldir. Fakat, anne-çocuk ya da baba-çocuk günleri yaptığınızda çocuk yine bir şey öğrenir: “Ben annemden bir süreliğine de olsa ayrı kalabilirim.” Bazı anneler çocuğunu eşine bırakıp kuaföre dahi gidemediğini söyler. Ne zamandır eşiyle baş başa yemek yemediklerinden bahsederler. “Kendimlik zamanları” hem çocuğunuzu, hem ilişkinizi hem de kendinizi korur. Çocuğunuzun sizden ayrı kalamadığı bir süreç varsa ve çoktan üç yaşını geçmişse bağımlılık geliştiren biri olmasını istiyorsanız ona yapışık yaşayabilirsiniz. Sadece kendinize şunu sorun: “Ayrılamayan kim?” Eşiyle ilişkilerinde ciddi sorun yaşayan ve aralarındaki bağın zayıfladığını hisseden anneler de çocuğuna bağımlılık geliştirebilir. Bu annelerin tek tutunacağı dalı kalmıştır o da çocuklarıdır. Bir çok anne bunların farkında olabilseydi eminim yapmazdı. Kendine ayırdığı zamanların hem kendi hem de çocuğu için bir kazanım olduğunun farkında olsaydı hiç düşünmeden harekete geçebilirdi. Belki bu satırları okuyan anne babalar bugünden itibaren “kendimlik zamanları” yaratabilir. Çocuklarınıza bu zamanları anlatırken herkesin kendi ihtiyaçları olduğunu anlatarak başlayabilirsiniz. Bu, çocuğunuzun kendi kişisel alanını korumasını ve öğrenmesini sağlar. Kendi ihtiyaçlarına olduğu kadar başkalarının da ihtiyaçlarına saygı duyabilir. Can sıkıntısıyla baş edebilmeyi ve kendi çözümlerini keşfederek bağımsız ve güçlü hisseder. İnsanlara kişisel kapılarını ne zaman açması, aralaması ya da kapatması gerektiğini gözlemleyerek ve yaşayarak deneyimler. Gözlemci katıldığı bu süreçte; eş ilişkilerinizi, kendi ailenizle ilgili ilişkilerinizi ve sosyal ortamlarınızdaki tepkilerinize bakarak kişisel alanın nasıl bir şey olduğu hakkında bilgi toplar. Eşler arasındaki ilişki örüntüsünde kişisel alanların korunmadığını gözlemlendiğinde ise kendi kapılarının da diğer insanlara tamamen açık olması gerektiğine inanabilir. Bu da okulda ya da diğer sosyal ortamlardaki ilişkilerine yansır. Arkadaşlarına karşı hakkını savunmakta, zorbalıklarla mücadele etmekte, sınır çizebilmekte, bağımsız hareket edebilmekte ve istismalara karşı kişisel alanını korumakta zorlanabilir. Matruşkanın en dıştaki parçasını dış dünyaya açılan kapı olarak, en küçük parçasını ise çocuğun kapısı olarak düşünelim. Çocuğunuzu dış dünyaya açılan kapının ardındakilerden koruduğunuzda bu dünyanın güvenli bir yer olduğuna inanır. Bir çocuğun kişisel alanı en dış kapı ve en küçük kapı arasında geçen ilişki örüntülerine göre belirlenir. Çocuklar, bu kapıların açılıp, açılmaması ya da aralanmasına göre gözlemler, deneyimler ve dış dünyaya kapısını ona göre açar. Gözlemci katılımının yanında bir de deneyimleyerek bilgi topladığı süreç vardır. Bunlardan birincisini çocuğunuza olan kapılarınız belirler. Onlara karşı kapılarınız var mı? En azından üç yaşının üzerinde çocuklar bazen kapıların kapanabildiğine tanık olmalıdır. Kendi kişisel alanlarını belirleyebilmeleri için önemlidir. Bazı durumlarda “hayır” cevabını duyabilmeli ve olumsuz duygularla baş edebilmeyi öğrenmeli ki kapalı kapıları açmak için çözüm bulabilsin. İkincisi ise, çocuğun kendi kapılarını kapatabilmesini deneyimlemesidir. Onun kararlarına saygı duyarak, hayır cevaplarını dinleyerek ve önemseyerek kişisel alanlarının oluşması sağlanmalıdır. Çocuğunuz istemediği halde zorla sarılmak ya da öpmek yerine bu kararını fırsata çevirip kişisel alanının oluşması için kapısını kapatmasına izin verilmelidir. Ebeveynlerin kararları gibi çocukların da alabileceği kararlar vardır. Bunlardan bazıları bir çocuğun kendi kıyafetini seçmek istemesidir. Çoğu kez bu süreçte bile büyük inatlaşmalar yaşanabilir. Fakat, çocuklar basit olarak gördüğümüz zamanlarda kapılarını kapatma deneyimi yaşar. Bazen kirli kıyafetiyle bir kaç gün gezmek ister ya da saçını toplatmak istemez bunlar çocuğu rahatsız etmese de ebeveynleri rahatsız edebilir. Okula yazın yağmur çizmeleriyle gitmek isteyebilir. İlla ki aynı bardakta su içmekte ısrar edebilir. Bizim anlamakta zorlandığımız tepkileri aslında kişisel alanlarını oluşturmaya çalıştığı, kendi kapılarını kapatmayı deneyimlediği zamanlardır. Kısacası çocukların da “kendimlik” için yaptığı bir çok şey vardır. Bunların kendimlik olduğunu anlayabildiğimizde olaylara karşı kabul çizgimizin ve tepkilerimizin de değiştiğini görebiliriz.

“Kendimlik zamanları” kişisel alanın belirlenmesinde önemli mesajlar vermektedir. Çocuğun yetişkin döneminde “kendim” diyebileceği bir alanı oluşturmasını sağlar. İçinde sadece kendisinin olduğu madeni gibidir. İnsanlar hem kendileri hem de çocukları için “kendimlik zamanları” yapabilmelidir. Çocuklara anlatılırken de önce kendi ihtiyaçlarınızdan ve rollerinizden bahsedebilirsiniz. “Kendime iyi bakmalıyım ki...” ile başlayan cümleleri başta anlamasa da zamanla herkesin ayrı bir birey olduğunu ve ihtiyaçları olduğunu farkedecektir. Kendime iyi bakmalıyım ki, daha mutlu olayım. Kendime iyi bakmalıyım ki, yarın işe yorgun gitmeyeyim. Kendime iyi bakmalıyım ki, seninle daha güzel oyun oynayayım. Kendime iyi bakmalıyım ki, babanla daha az kavga edelim. Kendime iyi bakmalıyım ki, daha sakin olayım. Kendime iyi bakmalıyım ki, daha çok güleyim. Bunun gibi bir çok örnek verebilirsiniz. Fakat, bu örnekler hep çocuk üzerinden olmamalıdır. Çocuğunuz da böylece “annem kendine iyi bakmak için böyle şeyler yapıyorsa, benim de kendime iyi bakmam gerekiyor.” diyerek kişisel alanın varlığını anlamaya başlar. Bunu yaparken ilk başlarda çok zorlanabilirsiniz. Çocuklarınızı ve eşinizi de buna dahil ederek en azından haftanın bir günü “yakıt alma zamanı oyunu” olarak da anlatabilirsiniz. Yakıt alma zamanlarında herkes kendine bir yakıt bulabilir ve tek başına yakıtını doldurabilir. Bu çocuk için en sevdiği oyunken, sizin için resim yapmak, eşiniz için bulmaca çözmek olabilir. Burada önemli olan “kendimlik zamanları” tek başına yapılır. Bu çocuklar yetişkin olduklarında da bireysel ihtiyaçlarının farkında olarak ruhuna iyi gelenleri bağımsız olarak yapabilecektir. Anahtar hırsızlarına karşı da anahtarlarını çaldırmayarak kişisel alanını koruyabileceklerdir.

Bu hayatta sadece çocuğu için yaşayan biriyseniz, o zaman onun için de olsa “kendimlik zamanları” yapın. Ama bir şekilde yapın. Yaptığınızda kendinize de iyi geldiğini hissedeceksiniz.


Çocuğu olmayan eşler ya da sevgililer ise ortak geçirdiği zaman kadar bireysel zaman da geçirebilmelidir. Farklı spor dallarına gitmek, farklı hobilerle uğraşmak, arkadaşlarıyla tatil yapmak gibi kendilerine özgü bireysel zamanları da olmalıdır. Hem bireysel hem de ortak geçirilen zamanlar eşler arasındaki bağı daha da güçlendirmektedir. Kendi alanları için yakıtını doldurmalarına yardımcı olmaktadır. Bunları yapamayan eşler, zamanla birbirlerine bağımlılık geliştirebilir. Bunun yanında kendi yakıtlarını dolduramadıkları için ilişkileri de kısır bir döngüye girebilir. İlişkinin dinamiklerini sadece bunlar belirlemez ama bir şekilde destek olur. Bunlara izin vermeyen eşler de vardır. Bu insanlarla yaşamak gerçekten zordur. Onlara bağımlı olmanızı ve kuralları kendileri belirlemek isterler. Böyle bir ilişkide “kendimlik” olarak yapabileceğiniz şeyler sınırlıdır. Ruhunuzun büyük bir kısmı esirdir. Kendinizi bir kafesin içinde yaşıyor gibi hissedersiniz. Oysaki bizim yolculuğumuzda en büyük engel bağımlılıklarımızdır. Esaret altındayken madeninize giden anahtarı bulmak ve oraya girebilmek gerçekten zordur. Kendimlik zamanlarını yapamayan insanların bir şekilde ya bağımlılıkları ya da onları kendi bağımlılıklarına boğan insanlar olabilir. Oysaki her ruh özgürleşmelidir. İçinizde bulunduğunuz kafesi açacak birini beklemektense kendinizin kahramanı olmayı ve bir şekilde çıkacağınıza inanmayı deneyebilirsiniz. Belki hemen olmaz ama kendinize bunu inandırdığınızda beyniniz bir şekilde çözüm bulabilir. Bunu yaptığınızda bile madeninize giden yolu çoktan yarılamış olursunuz. Bu satırları okurken hemen çözüm üretmeye başlamaktansa süreçte kalarak daha önce kaç kez kafeste yaşadığınızı sorgulayabilirsiniz. Kimler tarafından kafese konduğunuzu ya da hangi olaylarda kafeste olmayı tercih ettiğinizi anlamaya çalışabilirsiniz. Ardından şu an kafesten çıkmanın imkansız olduğunu düşünseniz de onun içindeyken kendi anahtarınızı yapabileceğinizi unutmamalısınız. Çünkü anahtar kafesin dışında değil, sizin içinizdedir.

-KENDİMLİK ZAMANLARI, syf. 88
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kendimlik Zamanları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ebru ZORLUTUNA Fotoğraf
Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi11 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ebru ZORLUTUNA'nın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,239 uzman makalesi arasında 'Kendimlik Zamanları' başlığıyla benzeşen toplam 2 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:13
Top