2007'den Bugüne 90,300 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,731 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Kanserin Depresif Duygudurum ve Anksiyete Üzerine Etkisi
MAKALE #22766 © Yazan Psk.Emre ŞENGÜR | Yayın Haziran 2022 | 374 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Depresyonun en temel belirtileri mutsuz görünüm, yeni bir şeylere başlamaya karşı isteksizlik ve genel bir yavaşlama halidir. Bireyler hüzünlü, karamsar ve isteksiz hissederler. Daha önce kolayca yaptıkları sorumluluklar gözlerinde büyümeye başlar. Yaparken zevk aldıkları şeylere karşı ilgisizlik ve zevk alamama gözlenir. Kişilerin kendilerine, çevrelerine ve geleceklerine dair olumsuz düşünceleri artış gösterir. Kendileri ile ilgili yetersizlik, değersizlik ve sevilmeme yönünde düşünceler atış gösterebilir. Gelecek ile ilgili karamsarlık, çevre ile ilgili güvensizlik ve sosyal destek eksikliği yoğun hissedilir hale gelir. Kendine zarar verme ve ölümle ilgili düşüncelerin artış gösterme eğilimi fazladır. Yetersiz, çaresiz, geçmişten pişman, geleceğe karamsar ve şu andan memnuniyetsiz olma hali baskındır. Bedensel olarak kişiler dikkatini toplamakta zorlanan, dikkatini sürdürmekte yoğun çaba harcama gerekliliği hisseden, ayakta durmakta zorlanan bir halde hissedebilirler. Depresyonun birçok tetikleyicisi olabilir. Yaşadığımız engellenmeler ya da olumsuz uyaranlar depresyon için birer tetikleyici haline gelebilir. Dikkat edilmesi gereken nokta ise şudur: Günlük hayat içerisinde zaman zaman daha yorgun ve zaman zaman daha hareketli olmamız beklenebilir ve bu durum yönetilebilir duygu durumuna işaret eder. Patoloji boyutundan bahsedebilmemiz için ise daha sık, sürekli ve şiddetli belirtilerin olması, günlük işlevselliğimizi etkilemesi ve iki haftadan beri gözleniyor olması gereklidir. Depresyonun temel belirtileri şunlardır:
-Çökkün duygu durum, mutsuzluk, hüzün, ağlama
-Zevk almama, ilgisizlik ve isteksizlik
-Kontrolsüz şekilde kilo kaybı ya da kilo alımı
-Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
-Motor, bedensel hareketlerde yavaşlama ya da artan huzursuzluk hissi
-Yorgunluk, enerjisizlik, bitkinlik
-Suçluluk, değersizlik düşünceleri
-Odaklanma ve karar vermede güçlük
-Ölüm üzerine artan tekrarlı düşünceler
Engellenmeler ve olumsuz uyaranlar, depresyona yol açabilir. Hastalık süreçleri de olumsuz uyaran olarak niteleyebileceğimiz ve hayatımızı aniden giren, gelecek planlarımızı yeniden şekillendirmemize yol açan stresörlerdir. Depresif bozuklukların, kronik bir fiziksel hastalığı olan bireyde görülmesi olasıdır.
Kaygı ise, kişi için tehdit içeren olası bir uyaran karşısında organizmanın verdiği zihinsel ve davranışsal tepkidir. Kaygı tamamen olumsuz ve olmaması gereken bir duygu değildir. Önemli olan kaygının yönetilebilir olmasıdır. Kaygının olmadığı bir evrende olası tehditler için de önlem almaz ve bundan zarar görür halde olurduk. Yayalar için yanan yeşil ışıkta, durma mesafesinde olmayan bir araç kaygı nedenidir ve çözüm önlem alarak arabanın yavaşlama durumunu takip etmektir. Eğer kaygı olamasaydı, yola çıkar ve zarar görebilirdik. Bu nedenle kaygı için öncelikle kaygımız için önlem almamız gereken bir durumun olup olmadığına bakmak temel meseledir. İkinci durum ise varsayımsal kaygı dediğimiz “ya olursa” halleridir. Varsayma içinde olduğumuz, kanıtı olmayan ve önlem alamayacağımız her konu varsayımsal kaygıdır. Varsayımsal kaygılar, hayatımıza etki etmeye başladılarsa, olması gereken kaygı duygusu artmış ve yönetilebilir halden çıkmış demektir. Hastalık süreçleri de kişiler için birer tehdit halidir. Bu nedenle de hastalık süreçlerinde kaygı duygusunun yaşanması olasıdır. Yapılan çalışmalarda da mevcut durum gözlemlenmektedir. Kanser süreci de şüphesi oluştuğu andan itibaren bugün ve geleceğe dair kaygı duygusuna oluşmasına yol açan bir stresördür. Anksiyetenin en temel belirtileri şunlardır:
- Belirgin bir nedeni olmayan korku ve endişe
- Endişeyi çoğaltabilecek durumlardan kaçınmak, endişe yaratacak durumları ertelemek
- Bedensel bir hastalık varmışçasına kendisini gösteren aşırı uyarılma belirtileri (Örnek olarak: Artan kalp ritmi, gevşeyememe, yorgunluk, halsizlik, baş ağrıları)
- Dinginleşememe (huzursuzluk) ya da gergin ya da sürekli diken üzerinde olma
- Kolay yorulma
- Odaklanmada güçlük çekme ya da zihin boşalması, sorun çözmede ve konsantrasyonda güçlük
- Kolay kızma
- Kas gerginliği
-. Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirmeyen, doyurucu olmayan bir uyku uyuma)
Kanser tanısı alan bireylerde gerçekleştirilen çalışmalarda depresyonun eşlik ettiği uyum bozukluğu ve anksiyete bozuklukları lehine bulgular tespit edilmiştir. Mevcut duruma neden olan temel tetikleyiciler ise şunlardır:
-Hastalık gidişatına dair belirsiz süreç
-Hastalık gidişatına dair olumsuz olası senaryolar
- Tedavi sürecinin getirdiği uyumlanılması gereken tedavi adımları, müdahaleler, ilaç kullanımı ve beslenme değişiklikleri
-Karamsar düşünceler ve umut duygusunun azalması
-Çevrenin sosyal destek eksikliği, olumsuz söylem ve davranışları
-Hastalığın getirdiği yaşam ritmi değişimi(işten ayrılma, fiziksel kısıtlama, zevk everen aktivitelere ayrılan zaman azalışı)
-Hastalık sürecine bağlı semptomlar
-Tedavi sürecine bağlı yan etkiler
-Beden imajına dair kaygılar ve değişen fiziksel görünüm
-Hayatı yönlendirmede yaşanan özerklik kayıpları

Kanser süreci ile birlikte hastalığa bağlı semptomlar ve tedavi sürecinin yan etkileri görülmeye başlanır. Kanser sürecinin kendine has özellikleri depresyon ve anksiyete bozukluklarının görülmesine sebep olabilir. Hastalık ve tedavi sürecinin yan etkileri ile depresyon ve anksiyete bozukluklarının belirtilerini birbiriyle karıştırmamak ve iyi bir şekilde değerlendirmek önemlidir. Söz gelimi hastalık sürecine bağlı olarak gevşeyememe, halsizlik ve ağrı şikayeti gözlenebilir. Ama dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Yönetilemeyen duygu durum ve devam eden uyum sorunu kanser tanısına eşlik edecek psikiyatrik bozukluklara sebep olabilir. Bu nedenle söz gelimi gevşeyememe ve ağrı gibi şikâyetler daha sık, sürekli ve şiddetli hale gelir. Kanser tanısı biyolojik, fiziksel bir süreçtir. Ama ihmal etmememiz gereken psikolojik ve sosyal bir süreci de kapsar. Yönetilemeyen psikolojik ve sosyal süreç depresyon ve anksiyete başta olmak üzere çeşitli psikiyatrik tablolara neden olabilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kanserin Depresif Duygudurum ve Anksiyete Üzerine Etkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Emre ŞENGÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Emre ŞENGÜR'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     6 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Emre ŞENGÜR'ün Yazıları
► Anksiyete Terapisi Üzerine Psk.Hakan TOKGÖZ
► Anksiyete Bozuklukları: Sosyal Fobi Üzerine Psk.Batuhan Mehmet BİLEN
► Kanserin 5 Aşaması Psk.Emre ŞENGÜR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,731 uzman makalesi arasında 'Kanserin Depresif Duygudurum ve Anksiyete Üzerine Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kanserin 5 Aşaması Haziran 2022
► Kanser ve Psikoloji ÇOK OKUNUYOR Haziran 2022
► Dijitalleşen Yas Eylül 2021
◊ Psikoterapi ve Sohbet Eylül 2021
◊ İstisna Davranış Mayıs 2021
◊ Dönüşüm ÇOK OKUNUYOR Nisan 2021
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:16
Top