TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



30 Yaş Sendromu

Serhat YABANCI Fotoğraf
Psk.Dnş.Serhat YABANCI
İstanbul
Psikolojik Danışman
23 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 24 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi Var
 
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 32580,

* Yayın Tarihi : 25-01-2009 - 23:27 (2130 gün önce),

* Ortalama Günde 15.29 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 9628 , Kelime Sayısı : 1318 , Boyut : 9.40 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Dnş.Serhat YABANCI hakkında söyledikleri:
Aile içi iletişim, Stresten korunma yolları ve hipnotizma, Ergenlik Dönemi ve iletişim Yöntemleri, Problem Çözme Becerileri, ÖSS ve meslek seçimi,
Verimli ve başarılı ders çalışma, Gevşeme egzersizleri, İletişim, Motivasyon, Ergenlik psikolojisi, Anne-baba eğitimi, Madde bağımlılığı,
baba destek eğitimi, olumlu düşünme yöntemleri, Öfke eğitimi, personel -müşteri ilişkileri, Problem Çözme Berecileri, Sınav kaygısı Veli-Öğrenci Eğitimi, Grup Oyunları Ebeveyn-Çocuk iletişim eğitimi, Testler, anketler ve sınıf içi uygulamalar konularında Güzel Seminerlerini Dinledik. Bire-bir öğrenci-vel... [DEVAMI..]

(Pdg.Doç.Dr.Ekrem ÇULFA, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 17-02-2008)

Merhaba,
Serhat kardeşimi,birlikte sunduğumuz bir eğitimin öncesinde tanıdım.Bir çok alanda bilgi,deneyim ve tecrübelerimizi paylaştık.O süre içinde kendisinden son derece memnun kaldım.
Serhat Bey,işini oldukça titiz,düzenli ve geniş içerikli yapmaya çalışmaktadır.Entellektüel birikimi,kültürlerarası tecrübeside buna eklenince sanırım ortaya olgun bir meyve çıkmaktadır.
Özellikle öğrencileriyle olan diyaloğuna doğrusu hayran kalmamak elden değil,ve gıpğta ettim.
Kendisine selam ve sevgilerim yolluyor,başarılarının devamını diliyorum......

(Psk.Mehmet Emin KIZGIN, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 06-05-2008)

Serhat Bey'le arkadaşlığımız yıllar önce aynı eğitim grubunda bulunmamıza dayanıyor.Bazı insanlar vardır hayatınızdan gelip geçerler,Serhat Bey gerek karakteristik duruşuyla gerekse pozitif yaklaşımlarıyla mesleki ve bireysel yaşamımda yer edinmiş sayılı insanlardan biridir.Eğitim seminerlerinin dışında kendisiyle aynı çalışma ortamını da paylaşmış bulunmamız onun mesleki birikim ve istikrarının ne kadar güçlü olduğunu anlamama yardımcı oldu.Hala birlikte yürüttüğümüz projeler bulunmakla birlikte bireysel yaşamımda da görüşüne,düşüncelerine çok önem verdiğim,önemli kararlar alırken deneyim ve ... [DEVAMI..]
(Özlem AKKEL, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 26-09-2008)

Serhat bey benim kötü günlerimde yanımda olmuş dostum olacak kadar işinin uzmanı bir insandır. Bazen insan sorunlarını en yakınlarına anlatır da karşısındaki kendine göre yorum yapar ya Serhat Bey'in sadece bir tane cümlesi hayatımda çok şeyi değiştirmiştir.Hem mükemmel bir uzman danışmandır hem de çok iyi bir dosttur. İşinde ciddi,seviyeli ama o oranda da karşısındakine yakındır. Hayatıma olan katkılarından dolayı, beni yanlışlarımdan döndürmesinden dolayı hatta en önemlisi kızımla ilişkilerimde bana yardımcı olmasından dolayı O'na sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum.
Bence O'nunla görüşmek i... [DEVAMI..]

(ülke, Danışan, 30-04-2008)

Psk.Dnş.Serhat YABANCI Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
30 Yaş Sendromu

HER YAŞIN BİR SENDROMU VAR.. EN ZORU DA 30 YAŞ

Bu hafta, Habertürk,zaman ve posta gazetesinde ve web sayfalarında yayınlanan, makaleyi gönderiyorum. Benim de görüşlerimin yayınlandığı bu makaleyi zevkle okumanız dileğiyle.

İnsanların kendisiyle ve bedeniyle en büyük imtihanı 30'unda başlıyor. '30 yaş sendromu'na yakalanan birinin sonraki sendromları teğet geçmesi mümkün değil! 35 yaşına geldiğinde ise Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerindeki gibi "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün" kabullenişi başlıyor. Sonra 40, 50 derken 70 yaş sendromları görülüyor.

Ama insanı en çok etkileyeni 30 yaş... Boşanma ve depresyon vakaları bu dönemde çok görülüyor. 30 yaş sendromunu en çok yaşayanlar ise şehirli insanlar...
Modern çağ insanının ergenlikten sonra kendisiyle ve bedeniyle en büyük imtihanı 30 yaşında oluyor. "30 yaş sendromu" olarak adlandırılan bu süreç, bazıları için 25 yaşında başlıyor (Eyvah otuzuma yaklaşıyorum!), bazıları içinse 35 yaşına kadar devam ediyor. (Eyvah 30 yaşını geçiyorum!) 35 yaşına geldiğinde ise Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizelerinde olduğu gibi "yaş otuz beş, yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün" kabullenişi başlıyor.

25-35 yaş arasındaki büyük bir çoğunluk "30 yaş sendromunu" kimi ağır bir şekilde, kimi de farkında olmadan yaşıyor. Mesela bir kişi "29,5 yaşındayım" (nasıl bir tanımlamaysa) diyorsa ya da yaşını küçültüyorsa biliniz ki sendromun müptelası olmuştur. Bilimin henüz hakkında ciddi bir çalışma yapmadığı 30 yaş sendromunun ağır sonuçları var. Yapılan araştırmalar, boşanma oranlarının 30'lu yaşlarda yoğunluk kazandığını gösteriyor mesela. Depresyon vakaları da yine bu yaşlarda daha çok görülüyor. Uzmanların da henüz gözlemleme aşamasında olduğu 30 yaş sendromu şehirli neslin yeni bir problemi. Uzman psikolog Neşe Özkarslı, tarlada çalışan bir çiftçinin 30 yaş sendromunu yaşamayacağını söylüyor. Ergenlik yaşını uzatan, üniversite, mastır, kariyer diye hayatında birçok şeyi erteleyen, sorumluluk altına girmeyen şehirliler tüketici olarak geçirdiği 20'li yaşlarından sonra "30 yaş duvarına" tosluyor.

30 yaş sendromu geç kalmışlık hüznü, başaramama kaygısı ve kendini sorgulama, bulunduğu durumu beğenmeme hali olarak tanımlanıyor. Bu sendromu yaşayanlar çoğunlukla ya hâlâ bir iş sahibi olamamış ya da yaptığı işten memnun olmayanlar ve iyi bir işe sahip ama evlenmemiş, kendi düzenini kuramamışlar oluyor. Bir de uzmanların ısrarla vurguladığı beden yaşı 30 olmasına rağmen hâlâ ergenlik psikolojisinde olanlar var ki, bunlar ın durumu çok daha vahim. Prof. Dr. Kemal Sayar, bu tip insanlar için "gelmeyen yetişkinlik" veyahut "tutuklu kalmış yetişkinlik hali" kavramlarından söz ediyor. Gelmeyen yetişkinlik, "hayatı sonsuz bir neşe ve zevk içinde yaşamak için sorumlulukları ertelemek, sonsuza kadar ergen kültürü içinde, vur patlasın çal oynasın gibi tamamen zevkleri ve sadece kendi tatmini peşinde koşarak yaşamak" anlamına geliyor. Popüler kültür de bunu pekiştiriyor zaten. Sayar'a göre toplumda böyle bir gençleşme, hatta gençlikten öte ergenleşme eğilimi var. Buradan yola çıkarak 30 yaş sendromu, bu bir türlü gelmeyen yetişkinliğin bir parçası olarak okunabilir. Yetişkinlik geldiğinde ise bu tür kişilerde telaş, hüzün ve ağır mesuliyet korkusu görülüyor. Sorumluluk, korku ve hüznü genellikle erkekler yaşıyor. Zaten 30 yaş sendromu erkeklerde daha çok sosyal çevrenin daha doğrusu "evlen artık oğlum" diyen ailenin baskısıyla oluyor.

Çalışan şehirli kadının 30 yaş sendromunu irdeleyen bir kitap kaleme alan Banu Toros, birçok kadın için 30 yaş sendromunun, evlenmemiş olmak ve en önemlisi de hâlâ çocuk sahibi olamamak olduğunu söylüyor. Çünkü 30 yaş, kadınlar için sadece yaşlanmak, sorumluluk almak değil çocuk sahibi olmak için riskli bir döneme girmek demek. Son demleri yaşamak demek.

Aslında 30 yaş sendromu kişilerin durumlarına göre kılıktan kılığa giriyor. Mesela sadece evlenmeyen, iş ya da bir düzene sahip olmayanlar değil evli, çocuklu ve iyi bir kariyer sahibi insanlar da yaşıyor bu sıkıntıları. Onlarınki ise psikolojik danışman Serhat Yabancı'ya göre, ulaşılan hedeflerde hayal kırıklığına uğramaktan başka bir şey değil. Yani "Bu muydu idealim. Hayat hep böyle mi gidecek?" düşüncesi. Bu hayal kırıklığı hem evlilik hem de iş hayatı için yaşanabilir. Tatminsiz bir nesil olan modern çağ bireyleri geride koca bir 30 yıl bırakınca, bu hayal kırıklığının etkisiyle riskli kararlar alabiliyor. İşinden, eşinden ayrılabiliyor. İşte bu sebeple Yabancı, 30 yaş buhranına girmiş kişilerin uzman desteği alması gerektiğini vurguluyor.

30 yaşına gelenler ve 30'unu geçenler ne diyor?

30 yaş arada kalmaktır; ne geriye dönme şansınız var, ne ileriye doğru gitme cesaretiniz, orada öyle sıkışıp kalırsın...

Bu dünyada 30 yıldır varsınızdır ve sorgulamaya başlarsınız kendinizi; ne üretmiş, yaşam adına ne koymuşsunuzdur ortaya... Bir de tabii aile efradının beklentileri tavan yapmıştır, bekârsanız ne zaman evleneceksiniz, evliyseniz ne zaman çocuk yapacaksınız.
Hiç üzülmeyin 30 yaşında olduğunuz için. Ben mesela yeni jenerasyondan nefret ediyorum! Küstah, metroda sağda mı solda mı duracağını bilmeyen, babası yaşındaki insanlara "çekilsene" diyenlerden olmak istemezsiniz.

Üniversiteden mezun olduğumda hep 30 yaşlarında olmayı istedim... Olgun olmayı isteme gibi gereksiz tripler işte.. O zamanlar 30 yaş grubunu baya büyük görürdüm. Şimdi o gruptayım ama kendimi hiç öyle büyük biri gibi hissetmedim.

Bu bunalımın esas nedeni, kendinizi 30 yaşında görmek istediğiniz yerin hayali ile 30 yaşında bulunduğunuz yer karşılaştığında ortaya çıkan farktır.
30 yaş sendromuyla ilgili açılan forumlardan alındı.
Yaşını söyle, sendromunu söyleyelim!
18 yaş: Ülkemiz için 18 yaş sendromu ergenlik dönemiyle birlikte başlıyor. Bu süreçte bedensel gelişimin yanı sıra ruhsal ve psikolojik değişimler de yaşanıyor. Dolayısıyla hem aile için hem de kişi için sancılı bir süreç oluyor. Dünyada 18 yaş sendromu ergenliğin dışında bir anlam daha taşıyor. 18 yaş reşit olmak, üniversite için aileden uzaklaşmak ve artık kendi ayakları üzerinde durma zorunluluğu demek. Bizde çok daha sonraları yaşanan bu endişe özellikle Avrupa toplumlarında 18 yaşında baş gösteriyor.
24 yaş: Üniversite, askerlik derken hem iş hem de eş dönemi başlıyor. Bu yüzden 20'li yaşlar özellikle de 24 yaşında, işe girme endişesi ve bir düzen oturtabilme isteği, bunları başaramama korkusu bir arada yaşanır. Bol sivilceli ve stresli bir sendromdur.
30 yaş: İçinde bulunduğumuz zamana has bir sendromu olmakla birlikte detayları haberimizde yer alıyor.
35 yaş: Malum, ömrün yarısı anlamına geliyor. Artık amca-teyze-dayı tanımlamalarını daha çok duymaya başladığınız bir dönem olduğu için, hayatın sonuna yaklaşıldığı için hüzünlü bir ruh halidir 35 yaşına girmek.
40 yaş: Özellikle erkekler için riskli bir yaş sınırı. Çünkü Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'na göre bu yaştan sonrası iç sorgulamaların ve hesaplaşmaların yoğunlaştığı, ilişkilerin hoyratlaştığı yeni bir zaman dilimi haline gelebiliyormuş. Tabii bu sendroma erkekler kadar kadınlar da kapılabiliyor. Gençlik yılları hatırlanıp "Nerede kalmıştık?" diyerek hem imajda, hem hal ve tavırda hem de yaşam şeklinde olmadık değişimlere gidilebilir. Yakın çevresini şaşırtacak cinsten her türlü radikal değişimler olabilir bunlar. Kadınlar için bu yaşlar menopozun başlangıç evreleridir. Onlar da ergenlik dönemindeki psikolojik buhranların yeniden yaşayabiliyor.
50 yaş: Erkekler için fiziksel değişimlerin başladığı yıllar. Orta yaş sendromu olarak da tanımlanan bu süreçte erkeklerde ve kadınlarda kronik ağrılar, yorgunluk, depresyon, sinirlilik, öfke gibi durumlar baş gösterebiliyor. Aslında daha önceki nesillerde bu yaşlar bilgelik yaşlarıydı. Aileyi ayakta tutan bağ olan, çocuklara ve torunlara hayat dersleri verilen çağlardı. Ama günümüzde gerek sosyal yapının değişmesi gerekse hormonal dengelerin bozulması sebebiyle bu dönemler hem kişi için hem de yakın çevresi için sendromlu geçiyor.
70 yaş: Buna daha çok "yaş yetmiş iş bitmiş" sendromu diyorlar. Ama anti-aging akımıyla 70 yaşında dinç insanlarla karşılaşıyoruz.

Beden iyice eskimiş olabilir ama mühim olan, ruhun genç kalması. Eğer daha önceki sendromları sorunsuz atlattıysa 80 yaşına ulaşanları bedensel hastalıklarının dışında bir şey kolay kolay yıkamıyor.

30 yaş sendromu psiko-sosyal bir süreçtir.
- kişide kaygı yaratır. Geç kalmışlık, "treni kaçırdım" kaygısı yoğundur. Kaygı, toplumun beklediği ekonomik ve sosyal statüye sahip olunamadıysa artar.
- kişi her alanda daha detaycı ve daha seçici olur.
- bireyin çevresi, sendromu direkt olarak etkiler. Kişi, çevresindeki yaşıtları evlenmiş veya işlerinde önemli mevkilere gelmişse, yalnızlık ve yetersizlik duygusuyla, sendromu yoğun olarak yaşar.
- sendrom daha çok toplumsal nedenli olduğu için, geleneksel-az gelişmiş toplumlarda, gelişmişlere oranla daha çok görülür. Bunun nedeni, batı toplumlarında bireysel yaşamın önemli olması, dolayısıyla, toplumsal beklentilerin az olmasıdır. Ülkemiz gibi az gelişmiş toplumlarda ise erken yaşta evlilik, erken yaşta çalışmaya başlamak gibi nedenler, 30 yaşın stres ve kaygı yaratmasına sebep olur.
- bireyin cinsiyeti de yine toplumun gelişmişlik düzeyine bağlı olarak, sendromda etkilidir. Ülkemizde kadınların, evlenirken "yaşının geçmemiş olması"na önem verilmesi ve belli bir yaştan sonra doğum yapmanın risk taşıması gibi faktörler 30 yaş sendromunu erkeklere oranla daha yoğun yaşamalarına neden olur.
- kişi, 30 yaş dönemi için planladıklarını gerçekleştirebilirse, özgüveni ve hayata tutunması artar.


Serhat Yabancı

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

30 Yaş Sendromu ile İlgili Kavramlar : 30 yaş sendromu, yaş psikolojisi, yaşlanma psikolojisi, orta yaş, 35 yaş, 30 yaş
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"30 Yaş Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Serhat YABANCI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Bentonit Kili: Dna-Rna İlişkisi - Bentonit Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ,otizm Gibi Rahatsızlıklarda Şelasyon Amacı İle Kullanılabilinir Mi? , Meltem KIRMIZI
  • İnternet Bağımlılığı Ve Çocuk , Özgür TÖNBÜL
  • Evlilik Danışmanlığı Ve Arabuluculuk Arasındaki Fark , Hülya ARSLAN KABA
  • Boşanma Sürecinde Arabuluculuk , Hülya ARSLAN KABA
  • Öfke Yönetimi (Anger Management) , Hasan Turgut ERDOĞAN
  • Yetersizlik Hissi , Nihan DİKME
  • Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transeksüel, İnterseks (Lgbti) , Nihan DİKME
  • Kayıp Ve Yas , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Özgül Öğrenme Bozukluğu , Sevda ACAR
  • Evlilik Öncesi Terapi Neden Gereklidir ? , Hülya ARSLAN KABA
  • Asertif Olmak , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • The Effects Of Happıness Level On Task Persıstence , Derya SOY
  • Corporal Punıshment , Derya SOY
  • The Effect Of Marrıage On Emotıon , Derya SOY
  • Bilişsel Süreçler Ve Psikopatoloji Arasında İncelenen İlişkiler , Derya SOY
  • Uygulamalı Psikoloji & Bireysel Alan İle İlişkisi Ve Alan İçinde Kullanımı , Derya SOY
  • Toplumsal Psikoloji , Derya SOY
  • Kadın Ve Şiddet , Derya SOY
  • Ekolojik Yaklaşım Kuramı , Derya SOY
  • Relıgıon , Derya SOY
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    18:07
    Top