Hayvan Destekli Terapi
Fiziksel, sosyal ve ruhsal sağlığın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunmasında hayvan desteğinden yararlanılması, yaklaşık son 30 yıldır giderek artan bilimsel kanıtların da etkisi ile tüm dünyada yaygınlaşmaktadır. Esasen hayvanların insan yaşamındaki önemi binlerce yıldır kabul edilmektedir. İnsan-hayvan ilişkisi tarihsel olarak ele alındığında konu ile ilgili tartışmaların antik çağa kadar uzandığı (Menteş Gürler ve Osmanağaoğlu, 2009) ve aynı zamanda binlerce yıldır terapötik boyutlu (Morrison, 2007) olduğu görülmektedir.
Evcil hayvan sahipliği, tarih boyunca insan topluluklarının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. İnsanların hayvanları evcilleştirmeye başlaması, tarımın gelişimi ile paralel bir süreçte gerçekleşmiştir. Clutton-Brock ve Parker (1995), hayvanların evcilleştirilmesinin M.Ö. 9000 yılına kadar uzandığını ve ilk evcilleştirilen hayvanların köpekler olduğunu belirtmiştir. Köpeklerin, avcılık ve korunma gibi işlevsel rollerinin yanı sıra sosyal ve duygusal destek sağladığı da kabul edilmektedir.
Evcil hayvan sahipliği, zamanla sadece işlevsel bir ilişki olmaktan çıkıp, daha çok duygusal bağların ön plana çıktığı bir yapıya dönüşmüştür. Serpell (2017), antik uygarlıklarda köpeklerin ve kedilerin sadece evlerde değil, aynı zamanda dini ritüellerde ve mitolojide de önemli roller oynadığını ifade etmektedir. Bu, insanların hayvanlarla olan ilişkilerinin ne kadar derin ve çeşitli olduğunu göstermektedir. (https://www.tuba.gov.tr/files/yayinlar/raporlar/TUBA-978-625-6110-02-1_ch07.pdf)
Sağlık sisteminde hayvanların insanlar üzerindeki pozitif etkisini irdeleyen ilk araştırmacı olarak literatürde yer alan Florence Nightingale, yazılarında kronik hastalıklarda bir hayvan refakatinin hastaya fayda sağladığından bahsetmiştir (Hooker, Holbrook Freeman & Stewart, 2002; Morrison, 2007; Serpell, 2006). Hayvan destekli uygulamaların terapi sürecine dahil edilmesinde öncü olan Boris Levinson da köpeğinin terapi sürecinde faydalarını gözlemleyerek insan hayvan etkileşiminin sağlık sitemine dahil olmasında önemli bir rol oynamıştır (Chandler, 2017; Hooker ve ark., 2002). İnsanların hayvan sahiplenmesinin başlıca sebeplerinden birinin de yalnızlık hissi olduğu düşünülmektedir. Yalnızlık hissi ve hayvan besleme arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan çalışmalarda, evcil hayvan sahibi olmayan ve yalnız yaşayanların, evcil hayvan sahibi olan ve yalnız yaşayanlara göre daha yalnız hissettikleri ve sosyal etkileşimden kaçınma davranışı gösterdikleri raporlanmıştır (Sable, 1995; Zasloff & Kidd, 1994).
Hayvanların bireyin duygudurumuna etkilerinden bir diğeri de rahatlık seviyesidir. Hayvanları gözleme ve izlemenin insan üzerinde dinlendirici etkisi olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar, diş kliniklerine yerleştirilen akvaryumların hastaların rahatlamasını sağladığını ve anksiyetenin azalmasına yardımcı olduğunu belirtirmiştir. Akvaryumda yüzen bir balığı izlemenin aynı zamanda kan basıncını düşürdüğü de gözlemlenmiştir (Miller & Fowler, 2011). Benzer şekilde çocuklarla ev ortamında yapılan araştırmada, köpek eşliğinde yapılan araştırmalardaki çocukların diğer çocuklara göre kan basınçları daha düşük seviyede tespit edilmiştir (Friedmann ve ark., 1983).
Ülkemizde ise, sosyal çalışma müdahalelerinde hayvanların desteğinden yararlanılmasına ilişkin herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ancak Özkul (2014) veterinerlik alanındaki çalışmasında ülkemizdeki bilimsel temelli ilk uygulamaların yeni başladığını, bu uygulamalarda atlar ve köpeklerin engelli ve yaşlı gruplarda kullanıldığını belirtmektedir. Bununla birlikte, ülkemizde HDT hakkında bazı akademik çalışmaların bulunduğu ve bu çalışmaların derleme türünde olup, tıp (Cevizci ve diğ., 2009), hemşirelik (Beyece İncazlı ve diğ., 2016), psikoloji (Pamuk, 2015) alanlarında yazıldığı görülmektedir.
Hayvan Destekli Uygulamalar (HDU) günümüzde çeşitli gruplarda, sağlığı koruma ve geliştirmek amacıyla uygulanan tedavilere destek ek bir müdahale seçeneği ve tedaviye motivasyon artışı sağlayan bir yöntemdir (İchitani & Cunha 2016). Dünya’da HDU’nun kullanımı yaygın olmakla birlikte, ülkemizde bu konuda yapılmış uygulamalar sınırlıdır. Literatürde HDU’ya ilişkin pet terapi, pet psikoterapi, hayvan destekli tedavi, hayvan destekli terapi, hayvan destekli aktivite gibi farklı terimler yer almaktadır. HDU’lar, terminolojide standardizasyon oluşturmak için Hayvan Destekli Tedavi (HDT) ve Hayvan Destekli Aktiviteler (HDA) olarak ikiye ayrılmıştır. HDT, bir hayvanın belli kriterlere göre tedavi sürecine katıldığı, hedefe yönelik girişimlerdir ve bu alanda uzmanlaşmış kişiler tarafından uygulanmalıdır. HDA ise, bireyin yaşam kalitesini artıran, eğitici, eğlendirici ve motivasyonu artıran aktivitelerden oluşan, özel eğitimli profesyoneller, hekim, hemşire, psikolog gibi sağlık profesyonelleri, veterinerler ve/veya gönüllüler tarafından uygulanır. Tedavi hedeflerinin belli olmaması ve gönüllülük esasına dayanması temel özellikleridir. (Kruger & Serpell 2010)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3637183
Bağlanma kuramı, insanların kendileri için önemli olan diğer kişilerle güçlü duygusal bağlar kurma eğiliminin nedenlerini açıklayan bir yaklaşımdır. Bağlanma kuramı, John Bowlby ve Mary Ainsworth’un ortaklaşa çalışmalarının bir sonucu olarak gelişmiştir. Bowlby çalışmalarına 1950’li yıllarda başlamış, “bağlanma” terimini iki kişi arasındaki güçlü bir bağ olarak tanımlamıştır. Bu kurama göre hayvan destekli tedavilerde hayvanlar “geçiş objesi” görevini yerine getirmektedir. Geçiş objesi, primer bakıcısından ayrılma stresini hafifletmeye yardımcı olan, rahatlatıcı işlevi olan bir öğe ya da nesnedir. Terapotik süreçte hayvanlar tedavinin başlangıcında rahatlatıcı bir ortam yaratarak tedavi stresini azaltıcı etki göstermektedirler. Hayvanlar bağlanma figürü ve geçiş objesi olarak hizmet etse de tanımlar aslında birbirinden tamamen farklıdır. Bağlanmada uzun süreli duygusal bağlanma vardır, buna karşın geçiş objesinde uzun süreli bir bağlanma yoktur, bir durumdan diğerine geçiş vardır (Kruger ve Serpell, 2010) Örneğin, istismar sebebiyle güven ve bağlanma konularında sorunlar yaşayan çocuklar ile çalışırken evcil hayvanlar ―geçiş nesnesi‖ olarak kullanılabilmektedirler. HDM‘ler, müracaatçıların güven ve bağlanma konularının üstesinden gelmelerinin yanı sıra iç dünyalarına ulaşmanın da yollarını açmaktadır (Parish-Plass, 2008). Atlar ve köpekler gibi hayvanları eğitmek ve tımarlamanın, gençler ve çocukların, kendilerine olan saygısını, bağlanmalarını ve kişisel olarak ilişki kurma yeteneklerini geliştirdiğini (Walsch,2009a); refakatçi hayvanlarla etkileşime giren hem okul öncesi çocukların (Poresky ve Daniels, 1998), hem de ilkokul çocuklarının (Ascione ve Weber, 1996) diğer çocuklara daha empatik yaklaştığını gösteren araştırma sonuçları bulunmaktadır.
Katcher ve Wilkins‘in (2006), şiddetli davranış bozukluğu olan çocuk ve ergenler için geliştirdiği yoğun bir HDM programı sonucunda da, çocuk ve ergenlerin beslenme, sevgi, oyun, daha düşük saldırganlık, akran işbirliği, sorumluluk, başkalarına öğretme ve yetişkin otoritesine cevap verme gibi bir dizi olumlu davranış sergiledikleri tespit edilmiştir. İlginç bir çalışma da, terk edilmiş, şiddete maruz kalan erkek çocuklarla uygulanan Köpek Projesidir (Project Pooch). Bu projede, terk edilmiş ve istismara uğramış köpekler, terk edilmiş istismara uğramış çocuklarla tanıştırılmış ve birlikte zaman geçirmelerinden sonra çocukların otorite ve liderliğe saygı, sosyal etkileşim gibi davranışlarında olumlu gelişmeler olduğu gözlenmiştir (Merriam-Arduini, 2000). HDM’nin Yaşlılarla Çalışmada Kullanımı: İnsan–hayvan etkileşiminin önemi bağlamında yaşlılarla yapılan çeşitli araştırmalar, hayvanlarla etkileşime girmenin yaşlılar üzerinde genel olarak olumlu etkileri olduğunu belgelemiştir. Bu araştırmalar, hayvan-insan etkileşimlerinin, sosyal desteği ve genel refahı arttırdıkça anksiyete, depresyon ve yalnızlığı azalttığını ortaya koymuştur (Siegel, 1993; Sable, 1995; Hoffman, 1992)
Bireylerin sağlığını koruma ve geliştirmede HDU’ların kullanım amaçlarına göre birçok farklı kullanım alanı vardır. HDU’lar akademik başarısı düşük, okula uyum problemi yaşayan, benlik saygısı düşük, sosyal ilişkileri zayıf ya da gelişmemiş olan çocuklarda görülen, davranış bozukluklarının tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ek olarak, saldırgan davranışların azaltılması amacıyla hapishane, ıslahevi, psikiyatri hastaneleri gibi farklı kurumlarda; psikiyatrik bozukların tedavi ve bakımı kapsamında hafif veya orta dereceli otizmli bireylerde, depresyon, anksiyete, stres belirtilerinin azaltılması ya da önlenmesinde, çocukluk, ergenlik ve yaşlılık gibi gelişim dönemlerine bağlı görülen sorunlarda fiziksel ve bilişsel değişikliklere uyum sağlanması için HDU’lar kullanılabilir. Ayrıca HDU’nun, immun sistemini güçlendirmesi, hastalıkların belirtilerinin azaltması ve iyileşme sürecini hızlandırması nedeniyle, arteryel hipertansiyon, kardiyopati kronik kas sinir sistemi hastalıkları, farklı motor bozuklukların tedavi, bakım ve rehabilitasyonunu sağlamada, tıbbi müdahalelere ek olarak HDU’lar kullanılmaktadır.(https://scispace.com/pdf/animal-assisted-interventions-in-social-work-practices-2f82west3o.pdf)
Ülkemizde de çeşitli rehabilitasyon merkezlerinin ―at terapisi, ―yunuslarla terapi gibi hizmetler verdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, özellikle köpekler çok uzun yıllardan beri tüm dünyada ve ülkemizde körler için rehber olarak kullanılmaktadır. HDM‘nin engelli bireylerde kullanımı ile ilgili araştırmaların çoğunda da köpekinsan etkileşimi bağlamında çalışıldığı görülmektedir. Köpekler, yıllardır engellilere yardım için çalışmaktadır. Hizmet köpekleri, engelli, yaşlı veya herhangi bir rahatsızlığı olan bireylerin gündelik yaşamda ışığı açıp kapamak, kapıyı açmak, eşyaları getirip götürmek, yol bulmak gibi hareketlerine yardım etmektedir (Kruger ve Serpell, 2006). En iyi bilinen hizmet köpeği, görme engelliler için ―kılavuz köpek‖dir. İlk olarak 1931 yılında kurulan İngiliz Rehber Köpek Derneği, dikkatlice eşleştirilmiş ve eğitimli bir yardım hayvanının sağlanması yoluyla 21.000'i aşkın görme engelli insane yardım etmeyi başarmıştır. Yakın geçmişte İngiltere'de köpekler diğer engelli insanlara yardım sağlamak için de eğitilmiştir. Örneğin, işitme engeli olan bireyler için ―işitme köpekleri‖, hareket sorunları olanlar ve epileptik olanlar için yardım ve destek köpekleri eğitilerek, yetiştirilmiştir (Wells, 2007). Hem fiziksel hem psikolojik olarak destek vermeye yönelik özel eğitimli köpekler ―servis köpeği‖ olarak adlandırılmaktadır (Kruger ve Serpell, 2006).
Köpek destekli müdahale (CAI), bir AAI türü olup, müdahale sırasında köpekleri içerir. Üç türe ayrılır: köpek destekli terapi (CAT), köpek destekli eğitim (CAE) ve köpek destekli aktiviteler (CAA) CAT, bilişsel, psikolojik, fiziksel veya sosyal işlevleri geliştirmek için köpekleri terapötik süreçlere entegre eden profesyonel terapistler tarafından yürütülür
CAI programları, etkinliklerinin özelliklerine göre de sınıflandırılabilir. İki türe ayrılırlar: dinamik ve statik etkinlikler. Dinamik etkinlikler, aktif fiziksel hareket ve etkileşimi içerir. Fiziksel işlevselliği artırmayı, atletik yetenekleri geliştirmeyi ve enerji harcamasına olanak sağlamayı amaçlarlar. Etkileri arasında enerji harcamasından kaynaklanan stresin azaltılması ve atletik yeteneklerin geliştirilmesi yer alır. Statik etkinlikler ise duygusal alışverişi teşvik etmeye, bilişsel yetenekleri uyarmaya ve duygusal refahı artırmaya odaklanır. Örneğin, köpeklerin dahil olduğu okuma programları, bir çocuğun özgüvenini etkili bir şekilde artırır. Ayrıca, köpeklerin psikolojik danışmanlığa dahil edilmesi, bireysel stresi ve kaygıyı azaltabilir. Her etkinlik, katılımcıların yaşına, fiziksel durumuna ve psikolojik ihtiyaçlarına göre seçilmelidir
CAI, süreye göre iki türe ayrılabilir: kısa ve uzun süreli CAI Kısa süreli CAI programları birkaç dakikadan birkaç haftaya kadar sürer. Amaçları geçici stresi hafifletmek ve anında duygusal destek sağlamaktır. Örneğin, tek seferlik CAI seansları, sınav dönemlerinde öğrencilerde kaygı ve stresi azaltabilir ve hastanelerdeki hastalar için ortam değişikliği sağlayabilir . Kısa süreli CAI, karmaşık planlama veya uzun vadeli kaynak girdisi gerektirmez ve çeşitli ortamlarda uygulanabilir. Uzun süreli CAI programları birkaç aydan birkaç yıla kadar sürer. Uzun vadeli davranışsal değişiklikleri teşvik etmeye, sürekli duygusal destek sağlamaya ve terapötik hedeflere ulaşmaya odaklanırlar . Örneğin, ruh sağlığı sorunları olan bireyler sürekli terapi seanslarına katılır ve rehabilitasyon terapisinde CAI kullanırlar . Uzun süreli CAI'nin etkileri arasında gelişmiş sosyal beceriler, elde edilen tedavi hedefleri ve iyileştirilmiş yaşam kalitesi yer alır. Uzun süreli CAI, belirlenmiş hedeflere sahip profesyonel bir terapötik plan gerektirir; Ayrıca sertifikalı terapistlere ve uzmanların sürekli katılımına da ihtiyaç duyulmaktadır .
Köpek aracılı programlar, stresi, kaygıyı ve korkuyu azaltmak ve insanların genel refahını iyileştirmek için terapötik olmayan aktivitelerde kullanılabilir . Örneğin, bir sınıfta köpeğin bulunması, öğrencilerin dersler sırasında konsantrasyonunu ve motivasyonunu artırır Ek olarak, köpeklerle etkileşim, üniversite öğrencilerinin ara sınavlar veya final sınavları sırasında stresini önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle, CAI'nin kaygı, stres ve depresyon gibi zihinsel sağlık sorunlarını yönetmek ve genel refahı teşvik etmek için etkili bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır . Köpeklerin duygusal istikrar sağlama yeteneği ve yüksek eğitilebilirlik özellikleri , yalnızca terapötik ortamları değil, aynı zamanda eğitim ve terapötik olmayan ortamları da olumlu yönde etkiler. Bu faydalarıyla CAI, zihinsel sağlık bakımı için değerli bir alternatif yaklaşımdır.
(https://www.ejast.org/archive/view_article?pid=jast-67-4-719)
Hayvan destekli tedaviler son birkaç yılda tüm dünyada giderek artan bir ilgi görmekte ve uygulamalarında çeşitli zorluklarla karşılaşılan bazı terapilerde yaşam kalitesinin ve sağlığın iyileştirilmesi amacıyla tamamlayıcı ve destekleyici bir yöntem olarak tercih edilmektedir (Cevizci, Erginöz ve Batlaş 2009). İnsanların sağlığını iyileştirmeye ve geliştirmeye yönelik olarak kullanılan tedavilerin bazı uygulama alanlarına ait örnekler aşağıda verilmiştir.
Hayvan Destek Tedavinin Uygulama Alanları
Psikolojik-eğitim amaçlı Sosyalleşme yönü zayıf ya da gelişmemiş olan çocuklarda,
Davranış bozukluklarında,
Akademik başarısı düşük ve kendine güveni az olan çocuklarda
Saldırgan davranışların azaltılması
Islahevlerinde
Psikiyatrik durumlar
Hafif veya orta dereceli otizm
Yaşlı bireylerde depresyon semptomlarının tedavisi ve önlenmesinde
Anksiyete
Nöro-psişik gerginlik
Tıbbi müdahaleler Hastalıkların iyileşme dönemi
Arteryel hipertansiyon
Kardiyopatiler
Kronik kas-sinir sistemi hastalıkları
Farklı motor bozuklukların tedavisi ve rehabilitasyonu (Cevizci, Erginöz ve Batlaş 2009; Ballarini, 2003).
Yetişkinler ile yapılan çalışmaların çoğu yaşlılar ve psikiyatri hastaları üzerine odaklıdır. Yapılan çalışmalarda hayvan destekli uygulamaların salgısal IgA düzeyini arttırarak bireylerin immun sistemini güçlendirdiği (Charnetski ve Riggers, 2004), kan basıncı, kalp atım hızı ve anksiyete düzeyini azalttığı (Stasi ve ark,, 2004), depresyon ve yalnızlık düzeyini azalttığı (Bizub, Joy ve Davidson 2003), yetişkin psikiyatrik hastalarda benlik saygısı, sosyalleşme ve öz yeterlilik düzeylerini arttırdığı (Bizub, Joy ve Davidson 2003), Alzheimer hastalarında besin alımını arttırdığı (Edwards ve Beck, 2002), elektrokonvülsif tedavi öncesinde hastaların korkularını azalttığı (Barker, Pandurangi, ve Best, 2003) belirlenmiştir.
HDU kapsamında, bireyin hayvan ile etkileşime geçmesini destekleme, bireyin duygularını ifade etmesini sağlama, etkileşim için güvenli çevre oluşturma gibi girişimler yer almakta ve uygulamaya ilişkin aktiviteler belirtilmektedir.[Bulechek ve ark;2013)
Hayvan Destekli Uygulamaların Sağladığı Yararlar
HDU’nun bireyde psikolojik, duygusal, sosyal ve fiziksel birçok yarar sağladığı çalışmalarda vurgulanmaktadır. HDU’ya ilişkin yapılan çalışmalarda, hayvanların varlığının, birey duygu ifadesini, iletişimi ve kendine bakımı geliştirdiği (Elmacı & Cevizci 2015), immun sistemi güçlendirdiği (Charnetski et al. 2004), kardiyovasküler sistemi düzenlediği (McCullough et al. 2017), ameliyat sonrası ağrı kesicilere duyulan ihtiyacı azalttığı, tedavi motivasyonunu artırdığı (İchitani & Cunha 2016), anksiyete ve stres düzeylerini azalttığı (McCullough et al. 2017; West 2018), sağlık algısını iyileştirdiği (McCullough et al. 2017), bireyin egzersiz yapma oranını artırdığı (Cevizci et al. 2012), özgüveni ve çocukların okula devam isteğini artırdığı (O’haire et al. 2014) belirtilmektedir. HDU’lar, anksiyete (McCullough et al. 2017), depresyon, stres (McCullough et al. 2017; West 2018), travma sonrası stres bozuklukları, yalnızlık duygusu ile baş etme gibi birçok psikiyatrik bozukluğun tedavisinde de destekleyici tedavi olarak kullanılmaktadır (McCullough et al. 2017; Pamuk 2015). HDU’nun psikiyatri, pediatri, geriatri gibi psikiyatrik rehabilitasyonun ve hemşirelik bakımının ön planda olduğu birçok alanda özellikle de yaşlılar, engelliler (Elmacı & Cevizci 2015), çocuklar (O’haire et al. 2014; Cevizci et al. 2015; İchitani & Cunha 2016; McCullough et al. 2017) gibi incinebilir grupların tedavi ve rehabilitasyonunda kullanımına sık rastlanmaktadır.
Terapide Kullanılan Hayvanlar Hayvan destekli terapiler, tipik olarak, tek başına bir tedavi seçeneğinin aksine, standart bakıma ek olarak kullanılır. Terapiye, köpekler, kediler, atlar, çiftlik hayvanları, kuşlar, hamsterler, balıklar ve yunuslar; ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere çok çeşitli hayvanlar dahil edilmiştir. Terapi seanslarının odak noktaları, hayvanlarla duygusal bağlar geliştirmek, hayvanlarla yürümek, grup etkileşimleri veya sadece bir hayvanın varlığı gibi çok çeşitli aktiviteleri içerebilir (Hawkins et al., 2019).
Hayvan Destekli Müdahalelerde Uygulama Standartları’nda terapistin, kurumların ve hayvanların özellikleri detaylı olarak ifade edilmiştir. Hayvanlara ilişkin özellikler şu şekildedir (Partners, 2021); Bireysel olarak ve grup ortamlarında farklı bireylerle isteyerek etkileşimde bulunarak, onların ilgisini kabul ederek ve onlarla sosyalleşerek gösterildiği gibi, ilişkisel bir yapıya sahip olmak. • İnsanlara veya diğer evcilleştirilmiş evcil hayvanlara yönelik yaralanmaları içeren bir saldırganlık geçmişi olan hayvanların katılımları engellenmelidir. • Olağandışı ve ani hareketlere ve seslere karşı kabul edilebilir tepkiler de dahil olmak üzere, değişen ortamlara uyum sağlama becerisine sahip olmalıdır. • Terapi hayvanları, kaza olasılığını sınırlamak için güvenilir bir şekilde ev eğitimi almalıdır. • Terapi hayvanları, HDT’ye katılmadan önce fiziksel ve duygusal olarak olgun olmalıdır. • Köpekler, kediler ve daha büyük hayvanlar bir yaşından küçük olmamalı ve bazen daha büyük olmalıdır. Tavşan gibi daha küçük türler için altı aylık bir yaş uygun olabilir. • Türe uygun temel itaat becerilerine sahip olması gerekmektedir. Köpeklerde oturma, yatma, kalkma komutu ve çağrıldığında gelip bırakmak dâhildir ancak bunlarla sınırlı değildir. • İşitsel ve görsel dikkatin dağıldığı durumlarda bile yanıt verme becerisine sahip olmalıdır. (https://test.acarindex.com/pdfs/1357797)
.
Hayvan destekli müdahalelerin çeşitli amaçları bulunmaktadır. Bu amaçları O’Callaghan (2008) aşağıdaki gibi tanımlamıştır.
“1. Terapötik ilişkide ilişki kurma.
2. İçgörünün kolaylaştırılması.
3. Danışanın sosyal becerilerini geliştirmek.
4. Danışanın ilişki becerisini geliştirmek.
5. Danışanın kendine güvenini artırmak.
6. Belirli bir davranışın modellenmesi.
7. Duyguların paylaşımını teşvik etmek.
8. Danışan için davranışsal ödül.
9. Terapötik ortamda güvenin artırılması.
10. Terapötik ortamda güvende olma duygularını kolaylaştırmak“
(akt: Chander, 2012: 140). O’Callaghan (2008), hayvan destekli müdahaleler için 18 teknik ve 10 amaç tanımlamıştır. Bu teknikler aşağıdaki gibidir:
“1.Terapist, danışanların terapi hayvanıyla ilişkisini açıklar veya yorumlar.
2.Terapist, terapi hayvanına dokunma, sevgi ve ilgi gösterme konusunda danışanı teşvik eder. Terapist, danışanı seans sırasında terapi hayvanıyla oynamaya teşvik eder.
3. Terapist, danışanın terapi hayvanına, danışanın sıkıntısı veya endişesi hakkında bilgi vermeye teşvik eder.
4. Terapist ve danışan geleneksel terapötik ortamın dışında uygulama gerçekleştirir.
5. Terapist terapi hayvanıyla etkileşime girerek hayvanın püf noktalarını anlamasını ve komutları takip etmesini sağlar.
6. Terapist, danışanı terapi hayvanıyla oyunlar oynamaya (numaralar yapmaya) teşvik eder.
7. Terapist, danışanı terapi hayvanına komutlar vermeye teşvik eder.
8. Terapist, spontan danışan-hayvan etkileşimlerini yorumlar veya yansıtır.
9. Terapist, hayvanın aile öyküsü hakkında bilgiyi (örneğin, soy, cins, türler) danışanla paylaşır.
10. Terapi hayvanının geçmişi hakkında diğer bilgiler danışanla paylaşılır.
11. Terapist, hayvan hikayeleri, hayvan temalı metaforları danışanlarla paylaşır.
12. Terapist, danışanı terapötik hayvanlarla hikâye kurmaya teşvik eder.
13. Terapist, bu köpek en iyi arkadaşın olsaydı, kimsenin bilmeyeceği neler bilirdi ve/veya nasıl hissettiğini Rusty (terapi köpeği) söyle, ben sadece not alacağım gibi sorularla hayvanla-danışan arasındaki ilişkiyi, terapötik amaçlarla kullanılır.
14. Terapist, terapi hayvanının spesifik roller üstlendiği deneyimleri canlandırmaya / yeniden yaratmaya teşvik eder.
15.Terapi hayvanı herhangi bir direktif müdahale olmaksızın bulunur.
16. Terapist, terapötik bir hayvana sahip danışan için özel yapılandırılmış faaliyetler yaratır.
17. Terapi hayvanı, terapötik tartışmayı kolaylaştıran kendiliğinden gelişen zamanlarda terapi hayvanı danışanla ilgilenir” (akt: Chander, 2012: 139). https://scispace.com/pdf/hayvan-ve-insan-arasindaki-bag-temelli-sosyal-calisma-1la3k18s8i.pdf
Seanslarda hayvan destekli terapist, ergoterapist ve terapi köpeği katılımcıların önüne yerleşmektedir. Köpek sırayla katılımcılara yaklaşmakta ve her katılımcı köpeği sınıfın içinde gezdirmektedir. Her HDT seansı benzer bir genel yapıya göre gerçekleştirilebilmektedir: 15 dakikalık ısınma, 45 dakikalık terapötik aktiviteler ve 5 dakikalık geri bildirim. Isınmada, hayvan destekli terapist her katılımcıyı selamlayarak başlamaktadır, terapi köpeğini tanıtılır, en son seansın içeriğini gözden geçirilir ve katılımcılar terapötik faaliyetlere yönlendirilmektedir. Terapötik hedefe ulaşmak için gerçekleştirilen dört tür terapötik aktivite bulunmaktadır: Pozitif duygu, sosyal, bilişsel ve fiziksel aktivite için uygulamalar. Olumlu duygulara yönelik etkinlikler arasında köpeğe dokunmak, şarkı söylemek, köpeğe masaj yapmak, köpekle oynamak (top, döngü, oyun) ve sanatsal yaratma yer alabilmektedir. Sosyal aktivite; tanışma, selamlama, övme, teşekkür etme, yardım etme, konuşma, uygun fiziksel ve göz teması kurma ve birbirleriyle ve köpekle oyunlarda işbirliği yapmayı içerebilir. Bilişsel aktivite soruları ve yanıtları, köpeği eğitmeyi, aktivitenin içeriğini yönlendirmeyi, bilişsel bir oyun oynamayı (bulmaca, sudoku, hafıza kartı vb.) ve bir çalışma sayfası yazmayı içerebilir. Fiziksel aktivite, köpekle yürümeyi, elle sevmeyi, beslemeyi, tüyünü taramayı, giydirmeyi ve egzersiz yapmayı içerebilir. Terapistler, grubun terapötik faaliyetler sırasında ne yaptığına dair geri bildirimde bulunur, köpekle nasıl hissettiklerini sorar ve bir sonraki seansın içeriğini aktarır ve etkinlikleri planlar. Bu programlar, hasta alerjileri, hayvan korkusu, ısırıklar ve zoonotik hastalık bulaşma potansiyeli de dâhil olmak üzere, dikkatli bir şekilde yürütülmediği takdirde bazı risklerden yoksun değildir. (DiSalvo ve ark., 2006)
Hayvanları okşamak gibi basit bir eylem bile otomatik bir rahatlama tepkisini tetikler.
• Hayvanlarla etkileşimde bulunan insanlar üzerinde yapılan araştırmalar, hayvanı okşamanın serotonin, prolaktin ve oksitosin salınımını artırdığını göstermiştir; bu hormonların hepsi ruh halini iyileştirmede rol oynayabilir.
• Kaygı düzeyini düşürür ve insanların rahatlamasına yardımcı olur.
• Konfor sağlar.
• Yalnızlığı azaltır.
• Zihinsel uyarımı artırır.
• Kafa travması geçiren veya Alzheimer gibi kronik hastalıkları olan hastalarda anıların hatırlanmasına ve zamansal olayların sıralanmasına yardımcı olur.
• Bir kaçış yolu veya keyifli bir oyalama sağlayabilir.
• Tedavi sürecinde katalizör görevi görebilirler.
• Buzları kırmaya yardımcı olabilir.
• Tedaviye eşlik edebilecek ilk direnci azaltabilir.
Fiziksel Sağlık İçin
• Kan basıncını düşürür ve kardiyovasküler sağlığı iyileştirir.
• Bazı kişilerin ihtiyaç duyduğu ilaç miktarını azaltır.
• Kaygı duyan kişilerde nefes alışverişi yavaşlar.
• Feniletilamin gibi birçok hormonun salınımına neden olur ve bu hormonun etkisi çikolata ile aynıdır.
• Genel fiziksel ağrıyı azaltır.
• Egzersiz sırasında daha çok rahatlayın.
• Hayvan destekli terapi sırasında katılımcılar daha motive oldular, terapi seanslarından daha çok keyif aldılar ve seans ortamının daha az stresli olduğunu hissettiler.
• Otizmli Çocuklar İçin
• Otizm tanısı konmuş birçok çocuk hayvanlarla derin bir bağ kurar ve hayvanlarla insanlardan daha iyi iletişim kurabildiklerini düşünür.
Otizm tanısı konmuş çocukların, hayvanların dahil edildiği terapi seanslarında, hayvanların dahil edilmediği standart terapi seanslarına kıyasla dil kullanımında ve sosyal etkileşimde önemli ölçüde daha fazla bulundukları gözlemlenmiştir
HDT’nin etkililiğine dair araştırmalar, pozitif belirtilerde (kavramsal düzensizlik, şüphecilik, kin ve düşmanlık), negatif belirtilerde (duygulanım azalması, duygusal geri çekilme, sosyal geri çekilme, spontane olmama ve konuşma akışı vb.) ve genel psikopatoloji belirtilerinde (anksiyete, depresyon, işbirliği yapamama, yönelim bozukluğu ve zayıf dikkat dahil) iyileşmelerle birlikte olumlu sonuçlar ortaya koymaktadır (Nathans-Barel ve ark., 2005; Moretti ve ark., 2011; Calvo ve ark., 2016; Opler, Yavorsky ve Daniel, 2017
Hayvan destekli terapilerin kullanımının yaygınlaştırılması, tedavi düzenleyicilerin hayvan destekli terapileri farmakolojik yöntemlere birer alternatif ve/veya tamamlayıcı olarak görmeleri birey ve toplum sağlığı açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu alandaki çalışmaların artırılmasına ve geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
Kaynakça
Bulechek GM, Butcher HK, Dochterman JM, Wagner C. Hemşirelik Girişimleri Sınıflaması (NIC). In: Erdemir F, Kav S, Akman Yılmaz A, (Translation Eeditors). 6th ed. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2013
Calvo, P., Fortuny, J. R., Guzmán, S., Macías, C., Bowen, J., García, M. L., et al. (2016). Animal assisted therapy (AAT) program as a useful adjunct to conventional psychosocial rehabilitation for patients with schizophrenia: results of a small-scale randomized controlled trial. Front Psychol. 7: 631
Cevizci S., Erginöz E. ve Batlaş Z. (2009). İnsan sağlığının iyileştirilmesine yönelik hayvan destekli tedaviler. Türk Silahlı Kuvvetleri Koruyucu Hekimlik Bülteni, 8(3), 263–272
DiSalvo, H., Haiduven, D., Johnson, N., et al. (2006). Who let the dogs out? Infection control did: utility of dogs in health care settings and infection control aspects. American Journal of Infection Control, 34(5): 301-307.
Moretti, F., De Ronchi, D., Bernabei, V., Marchetti, L., Ferrari, B., Forlani, C., et al. (2011). Pet therapy in elderly patients with mental illness. Psychogeriatrics, 11:125–9.
. Nursing Interventions Classification (NIC), 4th edition; Intervention Labels & Definitions 1. N=514 Retrieved January 1, 2019, from http://www.seapaonline.org/uploads/documentacion/Metodolog%C3%ADa%20Enfermera/labeldefinitions-NIC.pdf
Opler, M.G.A., Yavorsky, C., Daniel, D.G. (2017). Positive and negative syndrome scale (panss) training: challenges, solutions, and future directions. Innov Clin Neurosci. 14:77–81.
Toplum ve Sosyal Hizmet Cilt 31, Sayı 2, Nisan 2020 752 15.
https://www.researchgate.net/profile/Hazal-Mogulkoc-Ayas/publication/377416068_YASLILIKTA_FIZKSEL_AKTIVITE_KATILIMININ_PSIKOSOSYAL_ETKILERI /links/65a6464d0263d85efce2fd22/YASLILIKTA-FIZKSEL-AKTIVITE-KATILIMININ-PSIKOSOSYAL-ETKILERI.pdf
(https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/4589/83-88_muslu.pdf?sequence=1&isAllowed=y)
Evcil hayvan sahipliği, tarih boyunca insan topluluklarının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. İnsanların hayvanları evcilleştirmeye başlaması, tarımın gelişimi ile paralel bir süreçte gerçekleşmiştir. Clutton-Brock ve Parker (1995), hayvanların evcilleştirilmesinin M.Ö. 9000 yılına kadar uzandığını ve ilk evcilleştirilen hayvanların köpekler olduğunu belirtmiştir. Köpeklerin, avcılık ve korunma gibi işlevsel rollerinin yanı sıra sosyal ve duygusal destek sağladığı da kabul edilmektedir.
Evcil hayvan sahipliği, zamanla sadece işlevsel bir ilişki olmaktan çıkıp, daha çok duygusal bağların ön plana çıktığı bir yapıya dönüşmüştür. Serpell (2017), antik uygarlıklarda köpeklerin ve kedilerin sadece evlerde değil, aynı zamanda dini ritüellerde ve mitolojide de önemli roller oynadığını ifade etmektedir. Bu, insanların hayvanlarla olan ilişkilerinin ne kadar derin ve çeşitli olduğunu göstermektedir. (https://www.tuba.gov.tr/files/yayinlar/raporlar/TUBA-978-625-6110-02-1_ch07.pdf)
Sağlık sisteminde hayvanların insanlar üzerindeki pozitif etkisini irdeleyen ilk araştırmacı olarak literatürde yer alan Florence Nightingale, yazılarında kronik hastalıklarda bir hayvan refakatinin hastaya fayda sağladığından bahsetmiştir (Hooker, Holbrook Freeman & Stewart, 2002; Morrison, 2007; Serpell, 2006). Hayvan destekli uygulamaların terapi sürecine dahil edilmesinde öncü olan Boris Levinson da köpeğinin terapi sürecinde faydalarını gözlemleyerek insan hayvan etkileşiminin sağlık sitemine dahil olmasında önemli bir rol oynamıştır (Chandler, 2017; Hooker ve ark., 2002). İnsanların hayvan sahiplenmesinin başlıca sebeplerinden birinin de yalnızlık hissi olduğu düşünülmektedir. Yalnızlık hissi ve hayvan besleme arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan çalışmalarda, evcil hayvan sahibi olmayan ve yalnız yaşayanların, evcil hayvan sahibi olan ve yalnız yaşayanlara göre daha yalnız hissettikleri ve sosyal etkileşimden kaçınma davranışı gösterdikleri raporlanmıştır (Sable, 1995; Zasloff & Kidd, 1994).
Hayvanların bireyin duygudurumuna etkilerinden bir diğeri de rahatlık seviyesidir. Hayvanları gözleme ve izlemenin insan üzerinde dinlendirici etkisi olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırmalar, diş kliniklerine yerleştirilen akvaryumların hastaların rahatlamasını sağladığını ve anksiyetenin azalmasına yardımcı olduğunu belirtirmiştir. Akvaryumda yüzen bir balığı izlemenin aynı zamanda kan basıncını düşürdüğü de gözlemlenmiştir (Miller & Fowler, 2011). Benzer şekilde çocuklarla ev ortamında yapılan araştırmada, köpek eşliğinde yapılan araştırmalardaki çocukların diğer çocuklara göre kan basınçları daha düşük seviyede tespit edilmiştir (Friedmann ve ark., 1983).
Ülkemizde ise, sosyal çalışma müdahalelerinde hayvanların desteğinden yararlanılmasına ilişkin herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Ancak Özkul (2014) veterinerlik alanındaki çalışmasında ülkemizdeki bilimsel temelli ilk uygulamaların yeni başladığını, bu uygulamalarda atlar ve köpeklerin engelli ve yaşlı gruplarda kullanıldığını belirtmektedir. Bununla birlikte, ülkemizde HDT hakkında bazı akademik çalışmaların bulunduğu ve bu çalışmaların derleme türünde olup, tıp (Cevizci ve diğ., 2009), hemşirelik (Beyece İncazlı ve diğ., 2016), psikoloji (Pamuk, 2015) alanlarında yazıldığı görülmektedir.
Hayvan Destekli Uygulamalar (HDU) günümüzde çeşitli gruplarda, sağlığı koruma ve geliştirmek amacıyla uygulanan tedavilere destek ek bir müdahale seçeneği ve tedaviye motivasyon artışı sağlayan bir yöntemdir (İchitani & Cunha 2016). Dünya’da HDU’nun kullanımı yaygın olmakla birlikte, ülkemizde bu konuda yapılmış uygulamalar sınırlıdır. Literatürde HDU’ya ilişkin pet terapi, pet psikoterapi, hayvan destekli tedavi, hayvan destekli terapi, hayvan destekli aktivite gibi farklı terimler yer almaktadır. HDU’lar, terminolojide standardizasyon oluşturmak için Hayvan Destekli Tedavi (HDT) ve Hayvan Destekli Aktiviteler (HDA) olarak ikiye ayrılmıştır. HDT, bir hayvanın belli kriterlere göre tedavi sürecine katıldığı, hedefe yönelik girişimlerdir ve bu alanda uzmanlaşmış kişiler tarafından uygulanmalıdır. HDA ise, bireyin yaşam kalitesini artıran, eğitici, eğlendirici ve motivasyonu artıran aktivitelerden oluşan, özel eğitimli profesyoneller, hekim, hemşire, psikolog gibi sağlık profesyonelleri, veterinerler ve/veya gönüllüler tarafından uygulanır. Tedavi hedeflerinin belli olmaması ve gönüllülük esasına dayanması temel özellikleridir. (Kruger & Serpell 2010)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3637183
Bağlanma kuramı, insanların kendileri için önemli olan diğer kişilerle güçlü duygusal bağlar kurma eğiliminin nedenlerini açıklayan bir yaklaşımdır. Bağlanma kuramı, John Bowlby ve Mary Ainsworth’un ortaklaşa çalışmalarının bir sonucu olarak gelişmiştir. Bowlby çalışmalarına 1950’li yıllarda başlamış, “bağlanma” terimini iki kişi arasındaki güçlü bir bağ olarak tanımlamıştır. Bu kurama göre hayvan destekli tedavilerde hayvanlar “geçiş objesi” görevini yerine getirmektedir. Geçiş objesi, primer bakıcısından ayrılma stresini hafifletmeye yardımcı olan, rahatlatıcı işlevi olan bir öğe ya da nesnedir. Terapotik süreçte hayvanlar tedavinin başlangıcında rahatlatıcı bir ortam yaratarak tedavi stresini azaltıcı etki göstermektedirler. Hayvanlar bağlanma figürü ve geçiş objesi olarak hizmet etse de tanımlar aslında birbirinden tamamen farklıdır. Bağlanmada uzun süreli duygusal bağlanma vardır, buna karşın geçiş objesinde uzun süreli bir bağlanma yoktur, bir durumdan diğerine geçiş vardır (Kruger ve Serpell, 2010) Örneğin, istismar sebebiyle güven ve bağlanma konularında sorunlar yaşayan çocuklar ile çalışırken evcil hayvanlar ―geçiş nesnesi‖ olarak kullanılabilmektedirler. HDM‘ler, müracaatçıların güven ve bağlanma konularının üstesinden gelmelerinin yanı sıra iç dünyalarına ulaşmanın da yollarını açmaktadır (Parish-Plass, 2008). Atlar ve köpekler gibi hayvanları eğitmek ve tımarlamanın, gençler ve çocukların, kendilerine olan saygısını, bağlanmalarını ve kişisel olarak ilişki kurma yeteneklerini geliştirdiğini (Walsch,2009a); refakatçi hayvanlarla etkileşime giren hem okul öncesi çocukların (Poresky ve Daniels, 1998), hem de ilkokul çocuklarının (Ascione ve Weber, 1996) diğer çocuklara daha empatik yaklaştığını gösteren araştırma sonuçları bulunmaktadır.
Katcher ve Wilkins‘in (2006), şiddetli davranış bozukluğu olan çocuk ve ergenler için geliştirdiği yoğun bir HDM programı sonucunda da, çocuk ve ergenlerin beslenme, sevgi, oyun, daha düşük saldırganlık, akran işbirliği, sorumluluk, başkalarına öğretme ve yetişkin otoritesine cevap verme gibi bir dizi olumlu davranış sergiledikleri tespit edilmiştir. İlginç bir çalışma da, terk edilmiş, şiddete maruz kalan erkek çocuklarla uygulanan Köpek Projesidir (Project Pooch). Bu projede, terk edilmiş ve istismara uğramış köpekler, terk edilmiş istismara uğramış çocuklarla tanıştırılmış ve birlikte zaman geçirmelerinden sonra çocukların otorite ve liderliğe saygı, sosyal etkileşim gibi davranışlarında olumlu gelişmeler olduğu gözlenmiştir (Merriam-Arduini, 2000). HDM’nin Yaşlılarla Çalışmada Kullanımı: İnsan–hayvan etkileşiminin önemi bağlamında yaşlılarla yapılan çeşitli araştırmalar, hayvanlarla etkileşime girmenin yaşlılar üzerinde genel olarak olumlu etkileri olduğunu belgelemiştir. Bu araştırmalar, hayvan-insan etkileşimlerinin, sosyal desteği ve genel refahı arttırdıkça anksiyete, depresyon ve yalnızlığı azalttığını ortaya koymuştur (Siegel, 1993; Sable, 1995; Hoffman, 1992)
Bireylerin sağlığını koruma ve geliştirmede HDU’ların kullanım amaçlarına göre birçok farklı kullanım alanı vardır. HDU’lar akademik başarısı düşük, okula uyum problemi yaşayan, benlik saygısı düşük, sosyal ilişkileri zayıf ya da gelişmemiş olan çocuklarda görülen, davranış bozukluklarının tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ek olarak, saldırgan davranışların azaltılması amacıyla hapishane, ıslahevi, psikiyatri hastaneleri gibi farklı kurumlarda; psikiyatrik bozukların tedavi ve bakımı kapsamında hafif veya orta dereceli otizmli bireylerde, depresyon, anksiyete, stres belirtilerinin azaltılması ya da önlenmesinde, çocukluk, ergenlik ve yaşlılık gibi gelişim dönemlerine bağlı görülen sorunlarda fiziksel ve bilişsel değişikliklere uyum sağlanması için HDU’lar kullanılabilir. Ayrıca HDU’nun, immun sistemini güçlendirmesi, hastalıkların belirtilerinin azaltması ve iyileşme sürecini hızlandırması nedeniyle, arteryel hipertansiyon, kardiyopati kronik kas sinir sistemi hastalıkları, farklı motor bozuklukların tedavi, bakım ve rehabilitasyonunu sağlamada, tıbbi müdahalelere ek olarak HDU’lar kullanılmaktadır.(https://scispace.com/pdf/animal-assisted-interventions-in-social-work-practices-2f82west3o.pdf)
Ülkemizde de çeşitli rehabilitasyon merkezlerinin ―at terapisi, ―yunuslarla terapi gibi hizmetler verdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra, özellikle köpekler çok uzun yıllardan beri tüm dünyada ve ülkemizde körler için rehber olarak kullanılmaktadır. HDM‘nin engelli bireylerde kullanımı ile ilgili araştırmaların çoğunda da köpekinsan etkileşimi bağlamında çalışıldığı görülmektedir. Köpekler, yıllardır engellilere yardım için çalışmaktadır. Hizmet köpekleri, engelli, yaşlı veya herhangi bir rahatsızlığı olan bireylerin gündelik yaşamda ışığı açıp kapamak, kapıyı açmak, eşyaları getirip götürmek, yol bulmak gibi hareketlerine yardım etmektedir (Kruger ve Serpell, 2006). En iyi bilinen hizmet köpeği, görme engelliler için ―kılavuz köpek‖dir. İlk olarak 1931 yılında kurulan İngiliz Rehber Köpek Derneği, dikkatlice eşleştirilmiş ve eğitimli bir yardım hayvanının sağlanması yoluyla 21.000'i aşkın görme engelli insane yardım etmeyi başarmıştır. Yakın geçmişte İngiltere'de köpekler diğer engelli insanlara yardım sağlamak için de eğitilmiştir. Örneğin, işitme engeli olan bireyler için ―işitme köpekleri‖, hareket sorunları olanlar ve epileptik olanlar için yardım ve destek köpekleri eğitilerek, yetiştirilmiştir (Wells, 2007). Hem fiziksel hem psikolojik olarak destek vermeye yönelik özel eğitimli köpekler ―servis köpeği‖ olarak adlandırılmaktadır (Kruger ve Serpell, 2006).
Köpek destekli müdahale (CAI), bir AAI türü olup, müdahale sırasında köpekleri içerir. Üç türe ayrılır: köpek destekli terapi (CAT), köpek destekli eğitim (CAE) ve köpek destekli aktiviteler (CAA) CAT, bilişsel, psikolojik, fiziksel veya sosyal işlevleri geliştirmek için köpekleri terapötik süreçlere entegre eden profesyonel terapistler tarafından yürütülür
CAI programları, etkinliklerinin özelliklerine göre de sınıflandırılabilir. İki türe ayrılırlar: dinamik ve statik etkinlikler. Dinamik etkinlikler, aktif fiziksel hareket ve etkileşimi içerir. Fiziksel işlevselliği artırmayı, atletik yetenekleri geliştirmeyi ve enerji harcamasına olanak sağlamayı amaçlarlar. Etkileri arasında enerji harcamasından kaynaklanan stresin azaltılması ve atletik yeteneklerin geliştirilmesi yer alır. Statik etkinlikler ise duygusal alışverişi teşvik etmeye, bilişsel yetenekleri uyarmaya ve duygusal refahı artırmaya odaklanır. Örneğin, köpeklerin dahil olduğu okuma programları, bir çocuğun özgüvenini etkili bir şekilde artırır. Ayrıca, köpeklerin psikolojik danışmanlığa dahil edilmesi, bireysel stresi ve kaygıyı azaltabilir. Her etkinlik, katılımcıların yaşına, fiziksel durumuna ve psikolojik ihtiyaçlarına göre seçilmelidir
CAI, süreye göre iki türe ayrılabilir: kısa ve uzun süreli CAI Kısa süreli CAI programları birkaç dakikadan birkaç haftaya kadar sürer. Amaçları geçici stresi hafifletmek ve anında duygusal destek sağlamaktır. Örneğin, tek seferlik CAI seansları, sınav dönemlerinde öğrencilerde kaygı ve stresi azaltabilir ve hastanelerdeki hastalar için ortam değişikliği sağlayabilir . Kısa süreli CAI, karmaşık planlama veya uzun vadeli kaynak girdisi gerektirmez ve çeşitli ortamlarda uygulanabilir. Uzun süreli CAI programları birkaç aydan birkaç yıla kadar sürer. Uzun vadeli davranışsal değişiklikleri teşvik etmeye, sürekli duygusal destek sağlamaya ve terapötik hedeflere ulaşmaya odaklanırlar . Örneğin, ruh sağlığı sorunları olan bireyler sürekli terapi seanslarına katılır ve rehabilitasyon terapisinde CAI kullanırlar . Uzun süreli CAI'nin etkileri arasında gelişmiş sosyal beceriler, elde edilen tedavi hedefleri ve iyileştirilmiş yaşam kalitesi yer alır. Uzun süreli CAI, belirlenmiş hedeflere sahip profesyonel bir terapötik plan gerektirir; Ayrıca sertifikalı terapistlere ve uzmanların sürekli katılımına da ihtiyaç duyulmaktadır .
Köpek aracılı programlar, stresi, kaygıyı ve korkuyu azaltmak ve insanların genel refahını iyileştirmek için terapötik olmayan aktivitelerde kullanılabilir . Örneğin, bir sınıfta köpeğin bulunması, öğrencilerin dersler sırasında konsantrasyonunu ve motivasyonunu artırır Ek olarak, köpeklerle etkileşim, üniversite öğrencilerinin ara sınavlar veya final sınavları sırasında stresini önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle, CAI'nin kaygı, stres ve depresyon gibi zihinsel sağlık sorunlarını yönetmek ve genel refahı teşvik etmek için etkili bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır . Köpeklerin duygusal istikrar sağlama yeteneği ve yüksek eğitilebilirlik özellikleri , yalnızca terapötik ortamları değil, aynı zamanda eğitim ve terapötik olmayan ortamları da olumlu yönde etkiler. Bu faydalarıyla CAI, zihinsel sağlık bakımı için değerli bir alternatif yaklaşımdır.
(https://www.ejast.org/archive/view_article?pid=jast-67-4-719)
Hayvan destekli tedaviler son birkaç yılda tüm dünyada giderek artan bir ilgi görmekte ve uygulamalarında çeşitli zorluklarla karşılaşılan bazı terapilerde yaşam kalitesinin ve sağlığın iyileştirilmesi amacıyla tamamlayıcı ve destekleyici bir yöntem olarak tercih edilmektedir (Cevizci, Erginöz ve Batlaş 2009). İnsanların sağlığını iyileştirmeye ve geliştirmeye yönelik olarak kullanılan tedavilerin bazı uygulama alanlarına ait örnekler aşağıda verilmiştir.
Hayvan Destek Tedavinin Uygulama Alanları
Psikolojik-eğitim amaçlı Sosyalleşme yönü zayıf ya da gelişmemiş olan çocuklarda,
Davranış bozukluklarında,
Akademik başarısı düşük ve kendine güveni az olan çocuklarda
Saldırgan davranışların azaltılması
Islahevlerinde
Psikiyatrik durumlar
Hafif veya orta dereceli otizm
Yaşlı bireylerde depresyon semptomlarının tedavisi ve önlenmesinde
Anksiyete
Nöro-psişik gerginlik
Tıbbi müdahaleler Hastalıkların iyileşme dönemi
Arteryel hipertansiyon
Kardiyopatiler
Kronik kas-sinir sistemi hastalıkları
Farklı motor bozuklukların tedavisi ve rehabilitasyonu (Cevizci, Erginöz ve Batlaş 2009; Ballarini, 2003).
Yetişkinler ile yapılan çalışmaların çoğu yaşlılar ve psikiyatri hastaları üzerine odaklıdır. Yapılan çalışmalarda hayvan destekli uygulamaların salgısal IgA düzeyini arttırarak bireylerin immun sistemini güçlendirdiği (Charnetski ve Riggers, 2004), kan basıncı, kalp atım hızı ve anksiyete düzeyini azalttığı (Stasi ve ark,, 2004), depresyon ve yalnızlık düzeyini azalttığı (Bizub, Joy ve Davidson 2003), yetişkin psikiyatrik hastalarda benlik saygısı, sosyalleşme ve öz yeterlilik düzeylerini arttırdığı (Bizub, Joy ve Davidson 2003), Alzheimer hastalarında besin alımını arttırdığı (Edwards ve Beck, 2002), elektrokonvülsif tedavi öncesinde hastaların korkularını azalttığı (Barker, Pandurangi, ve Best, 2003) belirlenmiştir.
HDU kapsamında, bireyin hayvan ile etkileşime geçmesini destekleme, bireyin duygularını ifade etmesini sağlama, etkileşim için güvenli çevre oluşturma gibi girişimler yer almakta ve uygulamaya ilişkin aktiviteler belirtilmektedir.[Bulechek ve ark;2013)
Hayvan Destekli Uygulamaların Sağladığı Yararlar
HDU’nun bireyde psikolojik, duygusal, sosyal ve fiziksel birçok yarar sağladığı çalışmalarda vurgulanmaktadır. HDU’ya ilişkin yapılan çalışmalarda, hayvanların varlığının, birey duygu ifadesini, iletişimi ve kendine bakımı geliştirdiği (Elmacı & Cevizci 2015), immun sistemi güçlendirdiği (Charnetski et al. 2004), kardiyovasküler sistemi düzenlediği (McCullough et al. 2017), ameliyat sonrası ağrı kesicilere duyulan ihtiyacı azalttığı, tedavi motivasyonunu artırdığı (İchitani & Cunha 2016), anksiyete ve stres düzeylerini azalttığı (McCullough et al. 2017; West 2018), sağlık algısını iyileştirdiği (McCullough et al. 2017), bireyin egzersiz yapma oranını artırdığı (Cevizci et al. 2012), özgüveni ve çocukların okula devam isteğini artırdığı (O’haire et al. 2014) belirtilmektedir. HDU’lar, anksiyete (McCullough et al. 2017), depresyon, stres (McCullough et al. 2017; West 2018), travma sonrası stres bozuklukları, yalnızlık duygusu ile baş etme gibi birçok psikiyatrik bozukluğun tedavisinde de destekleyici tedavi olarak kullanılmaktadır (McCullough et al. 2017; Pamuk 2015). HDU’nun psikiyatri, pediatri, geriatri gibi psikiyatrik rehabilitasyonun ve hemşirelik bakımının ön planda olduğu birçok alanda özellikle de yaşlılar, engelliler (Elmacı & Cevizci 2015), çocuklar (O’haire et al. 2014; Cevizci et al. 2015; İchitani & Cunha 2016; McCullough et al. 2017) gibi incinebilir grupların tedavi ve rehabilitasyonunda kullanımına sık rastlanmaktadır.
Terapide Kullanılan Hayvanlar Hayvan destekli terapiler, tipik olarak, tek başına bir tedavi seçeneğinin aksine, standart bakıma ek olarak kullanılır. Terapiye, köpekler, kediler, atlar, çiftlik hayvanları, kuşlar, hamsterler, balıklar ve yunuslar; ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere çok çeşitli hayvanlar dahil edilmiştir. Terapi seanslarının odak noktaları, hayvanlarla duygusal bağlar geliştirmek, hayvanlarla yürümek, grup etkileşimleri veya sadece bir hayvanın varlığı gibi çok çeşitli aktiviteleri içerebilir (Hawkins et al., 2019).
Hayvan Destekli Müdahalelerde Uygulama Standartları’nda terapistin, kurumların ve hayvanların özellikleri detaylı olarak ifade edilmiştir. Hayvanlara ilişkin özellikler şu şekildedir (Partners, 2021); Bireysel olarak ve grup ortamlarında farklı bireylerle isteyerek etkileşimde bulunarak, onların ilgisini kabul ederek ve onlarla sosyalleşerek gösterildiği gibi, ilişkisel bir yapıya sahip olmak. • İnsanlara veya diğer evcilleştirilmiş evcil hayvanlara yönelik yaralanmaları içeren bir saldırganlık geçmişi olan hayvanların katılımları engellenmelidir. • Olağandışı ve ani hareketlere ve seslere karşı kabul edilebilir tepkiler de dahil olmak üzere, değişen ortamlara uyum sağlama becerisine sahip olmalıdır. • Terapi hayvanları, kaza olasılığını sınırlamak için güvenilir bir şekilde ev eğitimi almalıdır. • Terapi hayvanları, HDT’ye katılmadan önce fiziksel ve duygusal olarak olgun olmalıdır. • Köpekler, kediler ve daha büyük hayvanlar bir yaşından küçük olmamalı ve bazen daha büyük olmalıdır. Tavşan gibi daha küçük türler için altı aylık bir yaş uygun olabilir. • Türe uygun temel itaat becerilerine sahip olması gerekmektedir. Köpeklerde oturma, yatma, kalkma komutu ve çağrıldığında gelip bırakmak dâhildir ancak bunlarla sınırlı değildir. • İşitsel ve görsel dikkatin dağıldığı durumlarda bile yanıt verme becerisine sahip olmalıdır. (https://test.acarindex.com/pdfs/1357797)
.
Hayvan destekli müdahalelerin çeşitli amaçları bulunmaktadır. Bu amaçları O’Callaghan (2008) aşağıdaki gibi tanımlamıştır.
“1. Terapötik ilişkide ilişki kurma.
2. İçgörünün kolaylaştırılması.
3. Danışanın sosyal becerilerini geliştirmek.
4. Danışanın ilişki becerisini geliştirmek.
5. Danışanın kendine güvenini artırmak.
6. Belirli bir davranışın modellenmesi.
7. Duyguların paylaşımını teşvik etmek.
8. Danışan için davranışsal ödül.
9. Terapötik ortamda güvenin artırılması.
10. Terapötik ortamda güvende olma duygularını kolaylaştırmak“
(akt: Chander, 2012: 140). O’Callaghan (2008), hayvan destekli müdahaleler için 18 teknik ve 10 amaç tanımlamıştır. Bu teknikler aşağıdaki gibidir:
“1.Terapist, danışanların terapi hayvanıyla ilişkisini açıklar veya yorumlar.
2.Terapist, terapi hayvanına dokunma, sevgi ve ilgi gösterme konusunda danışanı teşvik eder. Terapist, danışanı seans sırasında terapi hayvanıyla oynamaya teşvik eder.
3. Terapist, danışanın terapi hayvanına, danışanın sıkıntısı veya endişesi hakkında bilgi vermeye teşvik eder.
4. Terapist ve danışan geleneksel terapötik ortamın dışında uygulama gerçekleştirir.
5. Terapist terapi hayvanıyla etkileşime girerek hayvanın püf noktalarını anlamasını ve komutları takip etmesini sağlar.
6. Terapist, danışanı terapi hayvanıyla oyunlar oynamaya (numaralar yapmaya) teşvik eder.
7. Terapist, danışanı terapi hayvanına komutlar vermeye teşvik eder.
8. Terapist, spontan danışan-hayvan etkileşimlerini yorumlar veya yansıtır.
9. Terapist, hayvanın aile öyküsü hakkında bilgiyi (örneğin, soy, cins, türler) danışanla paylaşır.
10. Terapi hayvanının geçmişi hakkında diğer bilgiler danışanla paylaşılır.
11. Terapist, hayvan hikayeleri, hayvan temalı metaforları danışanlarla paylaşır.
12. Terapist, danışanı terapötik hayvanlarla hikâye kurmaya teşvik eder.
13. Terapist, bu köpek en iyi arkadaşın olsaydı, kimsenin bilmeyeceği neler bilirdi ve/veya nasıl hissettiğini Rusty (terapi köpeği) söyle, ben sadece not alacağım gibi sorularla hayvanla-danışan arasındaki ilişkiyi, terapötik amaçlarla kullanılır.
14. Terapist, terapi hayvanının spesifik roller üstlendiği deneyimleri canlandırmaya / yeniden yaratmaya teşvik eder.
15.Terapi hayvanı herhangi bir direktif müdahale olmaksızın bulunur.
16. Terapist, terapötik bir hayvana sahip danışan için özel yapılandırılmış faaliyetler yaratır.
17. Terapi hayvanı, terapötik tartışmayı kolaylaştıran kendiliğinden gelişen zamanlarda terapi hayvanı danışanla ilgilenir” (akt: Chander, 2012: 139). https://scispace.com/pdf/hayvan-ve-insan-arasindaki-bag-temelli-sosyal-calisma-1la3k18s8i.pdf
Seanslarda hayvan destekli terapist, ergoterapist ve terapi köpeği katılımcıların önüne yerleşmektedir. Köpek sırayla katılımcılara yaklaşmakta ve her katılımcı köpeği sınıfın içinde gezdirmektedir. Her HDT seansı benzer bir genel yapıya göre gerçekleştirilebilmektedir: 15 dakikalık ısınma, 45 dakikalık terapötik aktiviteler ve 5 dakikalık geri bildirim. Isınmada, hayvan destekli terapist her katılımcıyı selamlayarak başlamaktadır, terapi köpeğini tanıtılır, en son seansın içeriğini gözden geçirilir ve katılımcılar terapötik faaliyetlere yönlendirilmektedir. Terapötik hedefe ulaşmak için gerçekleştirilen dört tür terapötik aktivite bulunmaktadır: Pozitif duygu, sosyal, bilişsel ve fiziksel aktivite için uygulamalar. Olumlu duygulara yönelik etkinlikler arasında köpeğe dokunmak, şarkı söylemek, köpeğe masaj yapmak, köpekle oynamak (top, döngü, oyun) ve sanatsal yaratma yer alabilmektedir. Sosyal aktivite; tanışma, selamlama, övme, teşekkür etme, yardım etme, konuşma, uygun fiziksel ve göz teması kurma ve birbirleriyle ve köpekle oyunlarda işbirliği yapmayı içerebilir. Bilişsel aktivite soruları ve yanıtları, köpeği eğitmeyi, aktivitenin içeriğini yönlendirmeyi, bilişsel bir oyun oynamayı (bulmaca, sudoku, hafıza kartı vb.) ve bir çalışma sayfası yazmayı içerebilir. Fiziksel aktivite, köpekle yürümeyi, elle sevmeyi, beslemeyi, tüyünü taramayı, giydirmeyi ve egzersiz yapmayı içerebilir. Terapistler, grubun terapötik faaliyetler sırasında ne yaptığına dair geri bildirimde bulunur, köpekle nasıl hissettiklerini sorar ve bir sonraki seansın içeriğini aktarır ve etkinlikleri planlar. Bu programlar, hasta alerjileri, hayvan korkusu, ısırıklar ve zoonotik hastalık bulaşma potansiyeli de dâhil olmak üzere, dikkatli bir şekilde yürütülmediği takdirde bazı risklerden yoksun değildir. (DiSalvo ve ark., 2006)
Hayvanları okşamak gibi basit bir eylem bile otomatik bir rahatlama tepkisini tetikler.
• Hayvanlarla etkileşimde bulunan insanlar üzerinde yapılan araştırmalar, hayvanı okşamanın serotonin, prolaktin ve oksitosin salınımını artırdığını göstermiştir; bu hormonların hepsi ruh halini iyileştirmede rol oynayabilir.
• Kaygı düzeyini düşürür ve insanların rahatlamasına yardımcı olur.
• Konfor sağlar.
• Yalnızlığı azaltır.
• Zihinsel uyarımı artırır.
• Kafa travması geçiren veya Alzheimer gibi kronik hastalıkları olan hastalarda anıların hatırlanmasına ve zamansal olayların sıralanmasına yardımcı olur.
• Bir kaçış yolu veya keyifli bir oyalama sağlayabilir.
• Tedavi sürecinde katalizör görevi görebilirler.
• Buzları kırmaya yardımcı olabilir.
• Tedaviye eşlik edebilecek ilk direnci azaltabilir.
Fiziksel Sağlık İçin
• Kan basıncını düşürür ve kardiyovasküler sağlığı iyileştirir.
• Bazı kişilerin ihtiyaç duyduğu ilaç miktarını azaltır.
• Kaygı duyan kişilerde nefes alışverişi yavaşlar.
• Feniletilamin gibi birçok hormonun salınımına neden olur ve bu hormonun etkisi çikolata ile aynıdır.
• Genel fiziksel ağrıyı azaltır.
• Egzersiz sırasında daha çok rahatlayın.
• Hayvan destekli terapi sırasında katılımcılar daha motive oldular, terapi seanslarından daha çok keyif aldılar ve seans ortamının daha az stresli olduğunu hissettiler.
• Otizmli Çocuklar İçin
• Otizm tanısı konmuş birçok çocuk hayvanlarla derin bir bağ kurar ve hayvanlarla insanlardan daha iyi iletişim kurabildiklerini düşünür.
Otizm tanısı konmuş çocukların, hayvanların dahil edildiği terapi seanslarında, hayvanların dahil edilmediği standart terapi seanslarına kıyasla dil kullanımında ve sosyal etkileşimde önemli ölçüde daha fazla bulundukları gözlemlenmiştir
HDT’nin etkililiğine dair araştırmalar, pozitif belirtilerde (kavramsal düzensizlik, şüphecilik, kin ve düşmanlık), negatif belirtilerde (duygulanım azalması, duygusal geri çekilme, sosyal geri çekilme, spontane olmama ve konuşma akışı vb.) ve genel psikopatoloji belirtilerinde (anksiyete, depresyon, işbirliği yapamama, yönelim bozukluğu ve zayıf dikkat dahil) iyileşmelerle birlikte olumlu sonuçlar ortaya koymaktadır (Nathans-Barel ve ark., 2005; Moretti ve ark., 2011; Calvo ve ark., 2016; Opler, Yavorsky ve Daniel, 2017
Hayvan destekli terapilerin kullanımının yaygınlaştırılması, tedavi düzenleyicilerin hayvan destekli terapileri farmakolojik yöntemlere birer alternatif ve/veya tamamlayıcı olarak görmeleri birey ve toplum sağlığı açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu alandaki çalışmaların artırılmasına ve geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
Kaynakça
Bulechek GM, Butcher HK, Dochterman JM, Wagner C. Hemşirelik Girişimleri Sınıflaması (NIC). In: Erdemir F, Kav S, Akman Yılmaz A, (Translation Eeditors). 6th ed. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2013
Calvo, P., Fortuny, J. R., Guzmán, S., Macías, C., Bowen, J., García, M. L., et al. (2016). Animal assisted therapy (AAT) program as a useful adjunct to conventional psychosocial rehabilitation for patients with schizophrenia: results of a small-scale randomized controlled trial. Front Psychol. 7: 631
Cevizci S., Erginöz E. ve Batlaş Z. (2009). İnsan sağlığının iyileştirilmesine yönelik hayvan destekli tedaviler. Türk Silahlı Kuvvetleri Koruyucu Hekimlik Bülteni, 8(3), 263–272
DiSalvo, H., Haiduven, D., Johnson, N., et al. (2006). Who let the dogs out? Infection control did: utility of dogs in health care settings and infection control aspects. American Journal of Infection Control, 34(5): 301-307.
Moretti, F., De Ronchi, D., Bernabei, V., Marchetti, L., Ferrari, B., Forlani, C., et al. (2011). Pet therapy in elderly patients with mental illness. Psychogeriatrics, 11:125–9.
. Nursing Interventions Classification (NIC), 4th edition; Intervention Labels & Definitions 1. N=514 Retrieved January 1, 2019, from http://www.seapaonline.org/uploads/documentacion/Metodolog%C3%ADa%20Enfermera/labeldefinitions-NIC.pdf
Opler, M.G.A., Yavorsky, C., Daniel, D.G. (2017). Positive and negative syndrome scale (panss) training: challenges, solutions, and future directions. Innov Clin Neurosci. 14:77–81.
Toplum ve Sosyal Hizmet Cilt 31, Sayı 2, Nisan 2020 752 15.
https://www.researchgate.net/profile/Hazal-Mogulkoc-Ayas/publication/377416068_YASLILIKTA_FIZKSEL_AKTIVITE_KATILIMININ_PSIKOSOSYAL_ETKILERI /links/65a6464d0263d85efce2fd22/YASLILIKTA-FIZKSEL-AKTIVITE-KATILIMININ-PSIKOSOSYAL-ETKILERI.pdf
(https://acikerisim.deu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/4589/83-88_muslu.pdf?sequence=1&isAllowed=y)
|
Yazan
|
Bu makaleden alıntı yapmak
için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir: "Hayvan Destekli Terapi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır. Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz. |
Yazan Uzman
|
| Makale Kütüphanemizden | ||||
|
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak
hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


