2007'den Bugüne 93,680 Tavsiye, 28,455 Uzman ve 20,277 Bilimsel Makale
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kadınlarda Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Stres
MAKALE #23547 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ | Yayın YENİ Şubat 2026 | 131 Okuyucu
Toplumların kadınla erkeği birbirinden ayırt etmek için kullandığı bir kavram olarak toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek için ayrı rol ve sorumluluklar tanımlamaktadır. Bu tanımlamalar sosyalleşme sürecinin bir ürünü olduğuna göre, toplumsal cinsiyet toplumdaki kurumlarla ve sosyal çevre ile birbirini etkileyen, iç içe geçmiş, karışık ilişkiler bütünü olarak görülebilir. (Yüksel; 2001; Akt. Pira ve Elgün, 2004). Dolayısıyla toplumsal cinsiyet, toplumsal olarak kurulmuş erillik ve dişillik kavramlarıyla bağlantılıdır.

Toplumsal cinsiyet rolleri, kişilerin “kadın” ya da “erkek” kimliklerini geliştirmelerine yol açtığı gibi (Sakallı-Uğurlu, 2003), kadınların ve erkeklerin yerine getirebilecekleri görevlere de sınırlar koyan beklentilere karşılık gelmektedir. (Uğurlu, 2018). Bu roller, erkek ve kadının toplumla ilişkisini, toplumsal yaşamda var olma biçimlerini belirlemektedir (Ecevit, 2011; Uğurlu, 2018). Kadın ve erkeğe ilişkin ayrımlar sadece bir farklılık olarak kalmamakta, yaşamı şekillendirme etkisiyle önem kazanmaktadır. Bu şekillendirme, kadın ve erkeklerin toplumsal hayata katılım biçimi, oranı, temsili ve görünürlüğü ile gözlemlenebilir hale gelmektedir. (Öngen ve Aytaç, 2013)

Toplumda kabul gören “erkeklik ve kadınlık” normları aynı zamanda bireyleri eril ve dişil biçiminde sınıflandırılırken bir anlamda bireyin cinsiyet rollerini ve cinsiyetini tanımlama biçiminin de göstergesi gibidir. Genel olarak birçok toplumda kadınlık ve erkeklikle ilişkilendirilen bazı yaygın özelliklerin, doğal eğilimleri yansıttığı düşüncesiyle, bireylerde olması uygun ve hatta gerekli olduğu düşünülmektedir. (Çetinel, s. 75). Cinsiyet rolleri konusundaki tartışmalar genellikle toplumun değerleri, cinsiyet eşitliği çabaları ve bireylerin bu rolleri benimsemesi ve/veya reddetmesi üzerine odaklanmaktadır. Çetinel (2014, s. 75)

Kadınların esneklik, uyum ve iş birliği konularında güçlü olduklarına, duygusal ifade ve iletişimde daha yetenekli olduklarına dair kalıp yargılar bulunmaktadır. (Eagly ve Wood, 2012, s. 413). Kadınlık, genellikle duygusal duyarlılık ve empati ile ilişkilendirilirken, kadınların duygusal deneyimlere daha açık olduklarının ön kabulü ile bakım, annelik ve yardımseverlik gibi roller kadınlarla özdeşleştirilerek kadınların toplumsal cinsiyet rolleri belirlenmektedir. Geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri kadınlara, erkeklerin yardımcılığı rolünü yüklerken, kadınların öfke ve kızgınlıklarını gizlemelerini ve fazla soru sormamalarını öğretmekte, bu öğretiler neticesinde de özgüvensiz, pasif, kararsız ve duygularını göstermekten imtina eden kadın imajı oluşturulmaktadır. (Chodorow, 1999, s. 77). Bu durum, bu şekilde gerçekleşmediğinde, beklentilerdeki geleneksel kadın rollerine uyum sağlayamayan kadınlar, olumsuz yönde etkilenmektedir. Toplumsal cinsiyet rol ve beklentilerinin kadınların üzerinde baskı oluşturduğunu ve ruh sağlıklarına zarar verebildiği bilinmektedir. (Bayar, 2017, s. 1838). Toplumsal beklentiler ve sınırlamalar, bireylerin öznel değerlendirmeler yapmasını engellerken bu rollerden kaynaklanan davranış ve görevlerin yerine getirilememesi hali de strese neden olmaktadır. (Bayar ve ark., 2017, s. 1835).

Toplumsal cinsiyet kavramı, gelir eşitsizliklerini, kurumların işleyişini, iktidar gücün dağılımını, iş bölümünü ve diğer farklı toplumsal olguları kapsamaktadır. (Connell, 1998). Toplumsal cinsiyete ayrımında, kadınlar için ev içi çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Oysaki ev işi, maddi karşılığı, mesaisi, sosyal güvencesi ve emekliliği olmayan ve sıklıkla görünür olmayan bir çalışmadır. Erkekler ise çalışma alanı olarak evin dışında ve genellikle emeklerinin karşılığında ücret alarak çalışırlar (Sancar, Acuner, Üstün, Bora ve Romaniuc, 2006). Yemeğin yapılması, evin toparlanması, temizlenmesi, çamaşır yıkama ve ütüleme gibi ev işlerinde kadın ve erkek eşit sorumluluk almadığı gibi; kadınlar bu işleri yapmada birinci derecede sorumlu tutulmaktadır ve kadınların bile bu işleri gerçek işlerden saymadıkları bilinmektedir. (Dökmen, 2010, s. 194). Kadınların çalışma yaşamına katılması son yıllarda olumlu bir gelişme olmasına rağmen, çalışma yaşamına giren kadının, evle ilgili sorumlulukları da üstlenmeye devam etmesi, ev kadınlığı ve annelik rollerinin yanına çalışan kadın rolü de eklenmesiyle sonuçlanmakta, böylelikle kadına daha fazla çoklu roller yüklenmektedir. (Cengiz, 2013; Özyiğit,2019).

Toplumsal cinsiyet eşitliği kadın ve erkeğin aile, hukuk, eğitim, siyaset, din gibi toplumsal kurumlar içinde mevcut kaynak ve fırsatlardan eşit oranda kullanabilme hakkına sahip olması anlamına gelmektedir. (Ecevit, 2003). Dolayısıyla siyasete katılım , her iki cinse de sunulan eğitim fırsatları, işgücüne katılım oranları toplumsal cinsiyet eşitliğinin göstergeleri olarak görülmektedir. Toplumsal cinsiyetin neden olduğu eşitsizlikler, kadınların eğitim ve sağlık gibi olanaklardan daha az yararlanmalarına, işgücüne katılamamalarına ya da daha az katılmalarına ve daha düşük gelir getiren mevkilerde çalışmalarına neden olmaktadır. (Demirgöz Bal, 2014; Özyiğit,2019).

Toplumsal cinsiyet rolleri, kültürden kültüre değişmekle birlikte hemen her toplumda bireyleri bir dizi beklentileri gerçekleştirmek mecburiyetinde bırakmaktadır. Toplumdaki baskın cinsiyet ideolojileri, cinsiyet rolleriyle ilgili normları oluşturmaktadır. Bireyler; ebeveynleri, öğretmenleri, akranları ve medyanın etkisiyle cinsiyet rolleriyle ilişkili olarak nasıl düşünecekleri, davranacakları, hissedecekleri konusunda ayarlamalar yapmaktadır. Toplum talepleriyle uyumlu davranışlar sosyal olarak onay almakta, uyumsuz davranışlar kabul görmemektedir. Bu sebeple; cinsiyet rolleriyle ilgili sosyalleşme süreçleri, bireyleri bir dizi kaygı ile yüz yüze getirmektedir. Geleneksel cinsiyet normları, keskin cinsiyet beklentilerini yansıttığından, bunların içselleştirilmesi ölçüsünde bireylerin yaşadığı stres yelpazesi değişebilmektedir. (Richmond ve diğ;2015)

Toplumsal cinsiyet rollerinin yetişkin hayatına yansıması incelendiğinde kadınların pek çok kez meslek seçiminde ve iş yaşamında eşit olmayan konumda kaldıkları görülür. Toplumun kadınlara uygun gördüğü daha çok geleneksel kadınlık rollerini sürdürebilecekleri hosteslik, hemşirelik ve öğretmenlik gibi kariyerlerdir .(Sökmen, 2022). Yönetici, siyasetçi ya da lider olabilecekleri pozisyonlarda yer almaları pek beklenmez. Ayrıca bu kadınlar çalışma yaşamına atılsalar bile yine de geleneksel olarak sırtlarına yüklenen ev işlerinden sorumlu kişi olma rollerini devam ettirmek durumunda kalırlar (Dökmen, 2015). Bu nedenle kadın için uygun bulunan annelik ve ev hanımlığı gibi aile odaklı rollerin en çarpıcı dezavantajı, kadının değişim ve gelişimini engellemesidir. (Coşkun & Gökdemirel, 1997)

Strese sebep olabilecek unsurlar “stres faktörleri” ya da “stresörler” şeklinde isimlendirilir. Kişinin dengesini şaşırtacak pozitif ya da negatif herhangi bir durum ya da bu durumun beklentisi “stresör” olarak değerlendirilmektedir (Sapolsky, 2021). Toplumsal cinsiyet rolleri de kişiler üzerinde stresör olabilecek etmenler arasında yer alır. Toplum, cinsiyet rolleriyle uyumsuz davranan kişilere dışlama ve ayıplama gibi cezalar uygular. Ancak bu cezalar her iki cins için eşit değildir. Kadınlara karşı çok daha acımasız ve sert bir tutum sergilenmektedir (Akkaş, 2024). Bu durum kadınların üzerlerinde baskı ve stres hissetmelerine yol açarak ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir. Öte yandan bir kadın geleneksel kadınsı rolleri onaylamasa bile, baskın ideallere uymamanın stresini hala yaşayabilir (Richmond vd., 2015). Toplumsal cinsiyet rollerinin sebep olduğu çeşitli durum ve koşullardan doğan bu stres, “toplumsal cinsiyet rolü stresi” olarak tanımlanmaktadır. (Koç vd., 2017). Toplumsal cinsiyet rolü stresi temelde geleneksel cinsiyet rolü normlarının ihlalini içeren bir duruma yanıt olarak ortaya çıkan duygusal sıkıntıyı ifade eder .(Eisler, 1995).

Kadınların toplumsal cinsiyet rolü stresi yaşadıkları durumlara örnek olarak annelik rolüyle ilgili beklentileri karşılayamama stresi, kadınsı ideal fiziksel görünüm ve beden imajına sahip olma konusunda stres ve eş olma rolünün getirdiği cinsellik yaşama baskısının yarattığı stres verilebilir. (Gillespie & Eisler, 1992). Stresörler yaşanılan ülkeye ve kültüre göre farklılık gösterebilmektedir. Gillespie ve Eisler (1992) tarafından yapılan çalışmada Amerikalı kadınları strese sokan faktörler arasında yüksek puanları fiziksel olarak çekici olamamak ya da araba satın alırken pazarlık yapmak zorunda kalmak gibi baskın davranışlar sergilemenin aldığı görülmektedir. Türkiye’de ise başkalarının hakkında ne düşüneceği ve neler söyleyeceği bir kadın için oldukça önemlidir. Türk toplumundaki “namus” kavramına verilen önemden kaynaklanan bu durum neticesinde kadınlar kıyafet, davranış, erkeğe hürmet ve cinsellik gibi konularda kendilerine yüklenen rollere uygun şekilde davranmanın baskısını yüksek şekilde hissetmekte ve yoğun bir stres yaşamaktadırlar. (Bayar vd., 2017).

İstatistiksel veriler de bu dezavantajı gözler önüne sermektedir. Örneğin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı verilerine bakıldığında okuma yazma bilmeyen 25 yaş üstü erkeklerin oranı %0.8 iken, kadınlarda bu oranın %5.4 olduğu görülmektedir (TÜİK, 2024). Gelir durumu açısından da durum benzerdir. Yükseköğretim mezunu erkeklerin 2024 yılında yıllık ortalama geliri 348 bin lira iken, aynı eğitim düzeyine sahip kadınların ortalama yıllık geliri 251 bin lira olarak bulunmuştur (TÜİK, 2024). İstihdama ait verilere bakıldığındaysa yükseköğretim mezunları arasından erkeklerin işgücüne katılma oranının %85.1, kadınların ise %68.8 olduğu görülmüştür (TÜİK, 2024). Bahsi geçen verilerin kadınların dezavantajlı konumunu kanıtlar nitelikte olduğu görülmektedir. Kadınların söz konusu ayrımcılıktan negatif yönde etkilenmeleri beklenen bir sonuçtur. Literatüre bakıldığında Türkiye’de kadına yönelik cinsiyet temelli ayrımcılığın kadınların sağlığını olumsuz etkilediği görülmektedir (Demirgöz Bal, 2014). Ayrıca cinsiyet ayrımcılığına maruz kalan kadınların öznel iyi oluşlarında da düşüş yaşanmaktadır (Türkeli ve ark., 2023). Bu bağlamda cinsiyete dayalı ayrımcılığın Türk kadınları üzerinde hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan negatif etki yarattığını söylemek mümkündür. Özetle ülkemizdeki ataerkil toplumsal yapının etkisiyle kadınlar ayrımcılığa uğramakta ve kendilerine biçilen rolleri oynamak zorunda bırakılmaktadırlar. Farklılaşan rollerin veya bu rollere uymamanın getirdiği stres, kadınların mücadele etmek zorunda kaldıkları bir olgu haline gelmektedir. Bu doğrultuda mevcut sorunun fark edilmesi ve Türkiye’deki kadınların yaşadıkları toplumsal cinsiyet rolü stresinin anlamlandırılıp çözümlenmesine yönelik çalışmaların arttırılması anlamlı görünmektedir


Atasözlerinde Toplumsal Cinsiyet Algısı Olarak Kadının Durumunu İnceleyelim

“Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.” Kız evlat paylaşmayı ve idare etmeyi ailesi kalabalık ise öğrenir.
Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.”
“Kızı (kızı oğlu)olanın dili olmaz.”
“Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz.” Bir evde kız çocuk varsa onun bakımının aileye vereceği zahmet vurgulanır.

Kız çocuğa sahip olmanın aile için sıkıntı sebebi olduğunu vurgulayan pek çok atasözü vardır. “Kız doğuran tez kocar.” “Kız yükü, tuz yükü.” “Kızın var mı, derdin var.” / “Kızın var mı, sızın var.” “Kızını dövmeyen, dizini döver.”
Kocanın karısına karşı sorumluluklarını anlatan atasözleri olmasına karşın kadının kocasına karşı sorumluluklarını hatırlatan atasözleri daha yaygın ve güçlüdür. Yine “Dumansız baca olmaz kahırsız koca olmaz” “Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır.” “Kadının şamdanı altın olsa mumu dikecek erkektir” “Avrat malı, kapı mandalı”

Kadın erkeğin eşi, evin güneşidir.” Kadının yalnızca eş olarak önemine vurgu yapan bu atasözü kadının eş olarak üstlendiği rolü ön plana çıkartır. Kadın eş olabildiğinde o ev bir mutluluk yumağına dönüşebilir. “Evi ev eden avrat (kadın), yurdu şen eden devlet”. Aile yapısı içinde kadın ne kadar önemli ise toplum için de devlet o denli önemlidir. Devleti olmayan ulus başsız kalacağı gibi kadın olmayan ev de ev değildir.

Kadını eve bağlayan, altın şakırtısı değil, beşik gıcırtısıdır” “Kız anasından görmeyince sofrayı kaldırmaz” “Kız anadan öğrenir, sofra açmayı (yazmayı); oğlan anadan öğrenir, oba oba gezmeyi.” “Anasına bak kızını al, kenarına bak bezine al”. Yukarıda yer alan atasözlerinin hepsinde annenin kız çocuğu için model olduğu vurgulanır. Bu etkileşim doğal olarak annenin bazı huylarının kızına geçirdiğini vurgular.

Erkek vefakâr, kadın cefakâr.” “Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.” folklor / edebiyat 28 “Buyurmadan tutan evlat, gün doğmadan kalkan avrat, deh demeden yürüyen at.” Bu atasözlerinin hepsinin ortak noktası kadının ataerkil bir aile yapısında sahip olması beklenilen niteliklerini belirtmeleridir.

Erkek sel, kadın göl” Aile bütçesinin yapılması ve etkin şekilde düzenlenmesinde kadın sorumludur. Erkek dış yaşamla ilgili iken kadın ev yaşamında kalmalı ve erkeğin kazancını iyi değerlendirmeli ve korumalıdır. “Tarlayı düz al, kadını kız al” Anadolu insanı için toprak çok önemlidir. Zira yaşamını sürdürecek tek geçim kaynağı tarlasıdır. Tarla ne kadar düz ve verimli ise kazancı da o denli iyi olacaktır. Bu yüzden erkeğin evleneceği bayan bekâr olmalıdır. “Avrat ev yapar, avrat ev yıkar” “Kadın erkeği rezil de eder, vezir de.” Evliliğin temel taşı kadındır. Bu yüzden bir evliliğin yapılmasında da yıkılmasında da kadın birincil derecede sorumludur.
“Kadın erkeğin şeytanıdır.” “Kadın şerri şeytanın şerrine eşittir” “Erkeğin nefsi birdir, kadınınki dokuz.” Kadına karşı olumsuz bir yargı ifade eden bu atasözleri kadını kötülüklerin kaynağı olarak gösterirken ikinci atasözü kadını eleştirel bir bakışla değerlendirmeyen birinin gözünde şeytanla aynı kefeye koyar. Zira kadın cinselliğini kullanarak erkeği kötülüğe yöneltebilir. Kadın üzerine olumsuz yargıya sahip atasözlerinden bazıları da onu şeytanla işbirlikçi konuma sokar. Hatta Adem’le Havva’nın ilk günahlarını anımsatan bazı atasözleri de vardır. Erkeği aldatan kötülüğe yönelten kadındır. Erkeğin kadının cazibesine kapılmasında da yine kadın sorumlu ya da suçludur. “Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, Erkek köpek ardına düşmez”, “Dişi yalanmazsa erkek dolanmaz” bu atasözleri de bu yargıyı doğrular niteliktedir
.
“Keseye kadın eli girerse, bereketi gider” Kadını aile yaşamında olumsuz niteleyen bu atasözü, aile bütçesinin yönetiminde tek söz sahibi olacak kişinin koca olduğunu vurgular. Çünkü kadın ekonomik planlamadan anlayamaz. Kadını bunu yapmaktan aciz gibi gösteren bu atasözü yine evin maddi yönden idaresini de kocaya teslim eder. “Kadının fendi erkeği yendi” Bu atasözü kadının cinselliği ve kurnazlığını kullanarak erkeği yenebileceğini vurgular ki bu da yine kadını küçümseyen bir bakış açısıdır.

Kadının yüklediği yük şuraya varmaz” “Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz” “Avrattan vefa, zehirden şifa”. folklor / edebiyat 30 “Kadının hükmettiği evde mutluluk olmaz. Kadın bedenen erkekten güçsüzdür. “Birçok bakımdan erkek cinsi, fiziksel büyüklüğünden kendi kazancı ve çıkarı için etkili bir biçimde yararlanabilmiştir” (Schipper, 2010: 40). Dolayısıyla kadın fiziksel güç gerektiren işlerin üstesinden gelemez. Kadını önemsiz kılan ya da değersizleştiren bir başka nitelik te sahip olmadığı yeteneklerdir.
Bir diğer değersizleştirme öğesi ise kadının çok konuşması üzerinedir. “Gündüz yağar gece açar yıl bozgunluğu, kadın söyler erkek susar ev bozgunluğu”. Aile içi huzur ve mutluluğun anahtarı kadının itaat ederek suskun kalmasıdır. “Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası” “Kadın erkeğin elinin kiridir.” Ahlaki açıdan kadın ve erkeği ele alan atasözlerinde baskın biçimde cinsiyet ayırımcılığı olduğu görülür. Erkek için son derece kabul edilebilir bir tutum ya da davranış kadın söz konusu olduğunda ahlaki bakımdan hoş karşılanmaz

Avradın gırtlağı olmaz”, “Erkeğin nefsi birdir, kadınınki dokuzdur” ve “Avradın yediği, giydiği gibi olsa, vay ol kişinin haline!” atasözleri, kadınları tüketim odaklı, müsrif ve doyumsuz bireyler olarak tanımlamaktadır (Acaroğlu, 1992, s. 18-19).

“Kadın yüzünden gülen, ömründe bir kere güler” atasözü her kadının erkeğine mutluluk veremeyeceğini veya erkeğe mutluluğu her kadının veremeyeceğini ifade ederken kadınların görevi erkeğini mutlu etmek olarak ifade edilmektedir. Bu atasözüne göre erkeğin kadın yüzünden gülmesi kolay değildir.

“Er kocarsa koç, karı kocarsa hiç olur.” Kadını erkekten ayrı tutan bu atasözü de erkeğin yaşlılığını bilgeliği ile değerlendirirken, kadının yaşlılığını değersizleştiren bir bakış açısını ifade eder.

İyi ipek kendini kırdırmaz, iyi kadın kendini dövdürmez.” Kadının şiddet görmesinin temelinde erkeği değil kadının kendinin etkin olduğunu vurgulayan bu atasözü kadına karşı şiddetin nedeninin yine kadında yattığını ifade eder.
( https://www.folkloredebiyat.org/Makaleler/311893667_fe94-1.pdf#:~:text=%E2%80%9CK%C4%B1z%20do%C4%9Furan%20tez%20kocar.%E2%80%9D ,K%C4%B1z%C4%B1n%C4%B1%20d%C3%B6vmeyen%2C%20dizini%20d%C3%B6ver.%E2%80 %9D&text=Kad%C4%B1n%20gerek%20toplumsal%20ya%C5%9Famda%20gerekse,e%C5% 9F%20olma%20birinci%20s%C4%B1rada%20gelir.)

Kadına yönelik atasözleri incelendiğinde birçoğunun erkek bakışıyla algılandığı görülür. Kadının özellikle aile içindeki konumu itaat edici, tutumlu, çalışkan kısacası ideal bir eştir. Kadın erkek ilişkisinde erkek egemen toplumlarda kadının küçümsendiği, aşağılandığı, varlığının yok sayıldığı bir kadın imgesi yaratılır. Kadının toplum içinde ve iş yaşamındaki başarısı yok sayılmaya çalışılır. Bireyler arasında cinsiyete özgü bazı nitelikler bulunsa da cinsiyete göre belli kalıp davranış ve tutumları belirleyici kılan temel öğe kültürdür. Cinsiyet şeklinde kavramlaştırılan bu yaklaşım ve tutumlar toplumsal yaşamın temel dayanaklarını oluştururlar…..Atasözleri değerlendirildiğinde, kadının aile içi yükümlülük ve rolünün topluma yansıtılmasında ‘ikinci cins’ olarak algılandığı görülmektedir.

Kadın Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi Ölçeği (KTCRSÖ)

Koç ve arkadaşları (2017) tarafından geliştirilen Kadın Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi Ölçeği (KTCRSÖ), toplum tarafından cinsiyetlerine atanan role uygun hareket etmesi beklenen kadınların, bu toplumsal beklentinin sonucunda yaşadıkları stresi YÖNTEM E. SONGUR 20 ölçmeyi hedeflemektedir. Ölçek 5’li Likert tipindedir ve 20 maddeden oluşmaktadır. Maddeler “Benim için hiç stres verici değil” (1) ile “Benim için çok stres verici” (5) aralığında puanlanmaktadır. Ölçekte kadınlar için stres yaratabilecek çeşitli toplumsal yargılar bulunmaktadır (örn., “Her türlü ev işinden anlamanın beklenmesi”). Ölçekten en düşük 20, en yüksek 100 puan alınabilmektedir. Ters kodlanan herhangi bir madde bulunmamaktadır. Yüksek puan alınması kişinin toplumsal cinsiyet rolü stresi seviyesinin yüksek olduğunu göstermektedir. (Koç vd., 2017). Ölçeğin geçerlik güvenilirlik çalışması yapılmış ve Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı .92 olarak bulunmuştur (Koç vd., 2017). Mevcut çalışmada ise yapılan güvenirlik analizi sonucunda bu katsayının .96 olduğu görülmüştür.

Haydi kendimizi değerlendirelim..

KADIN TOPLUMSAL CİNSİYET ROLÜ STRESİ ÖLÇEĞİ
Kadınların toplumsal cinsiyet rolleri ile ilgili yaşadıkları stresi belirlemek amacıyla hazırlanan bu ölçekte, toplumda kadına yönelik kalıplaşmış yargıları içeren 20 madde bulunmaktadır.

Her bir maddeyi dikkatle okuyarak,
“1= Benim için hiç stres verici değil,
5= Benim için çok stres verici” olmak üzere 1’den 5’e puanlamanız beklenmektedir.
Benim için hiç stres verici değil (1)
Benim için az stres verici (2)
Kararsızım (3)
Benim için stres verici (4)
Benim için çok stres verici (5)

1.‘Kadın dediğin yüksek sesle gülmez’ anlayışı
2.Kadının nasıl giyineceğine yönelik kısıtlamaların olması
3.Her türlü ev işinden anlamasının beklenmesi
4.Kadının cinsellik hakkında konuşmasının ayıp karşılanması
5.Kadının hava karardıktan sonra evde olmasının beklenmesi
6.‘Yemek yapmak kadının işidir’ algısı
7.Kadına ‘Elinin hamuruyla erkek işine karışmamasına’ yönelik baskılar
8.Kadınların öğrenim hayatı boyunca erkeklerden daha çalışkan olmasının beklenmesi
9.Yalnızca kadının kendini ‘eşine saklamasının’ beklenmesi
10.Erkeğin bir adım gerisinde durmasının beklenmesi
11.‘Yuvayı dişi kuş yapar’ anlayışı
12.Anneliğin, kadının biyolojik sürecinin getirdiği bir gereklilik olarak görülmesi
13.Toplumun ideal kadınla ilgili fiziksel ölçütlerinin olması
14.İleride mutlaka çocuk sahibi olmanın beklenmesi
15.Bugün ailenin, yarın kocanın istediği gibi biri olmanın beklenmesi
16.Kadının bir erkeğin yardımına muhtaçmış gibi algılanması
17.Kadın sesini yükseltmemelidir’ düşüncesi
18.Kadına korunmaya muhtaçmış gibi davranılması
19.Misafir ağırlamanın kadından beklenmesi
20.Kadının namusunu koruması yönündeki toplum baskısı


Kaynakça

Acaroğlu, T. (1992). Türk atasözleri. İstanbul: İletişim.
Akkaş, İ. (2024). Cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramları çerçevesinde ortaya çıkan toplumsal cinsiyet ayrımcılığı. EKEV Akademi Dergisi (ICOAEF Özel Sayı), 97- 118.
Bayar, Ö., Haskan Avcı, Ö. ve Koç, M. (2017). Kadın üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet rolü stresi, namus anlayışı ve toplumsal cinsiyet rolü tutumu. Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi, 5(17), 1835-1853. https://doi.org/DOI: 10.7816/ulakbilge-05-17
Cengiz, A. (2013). Kadın ruh sağlığı ve toplumsal cinsiyet; Antalya ilinde bir klinikte uygulama. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Akdeniz Üniversitesi, Antalya

Çetinel, E. (2014). Profesyonelleşme sürecinde cinsiyetin rolü: Akademisyen hekimler üzerine bir araştırma. [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. Sakarya Üniversitesi.
Çetinel, E. (2020). Bir mesleki kapanma mekanizması olarak cinsiyete dayalı işbölümü: Türkiye tıp fakülteleri örneği. Journal of International Social Research, 13(69). https://doi.org/10.17719/jisr.2020.4025

Coşkun, A. ve Gökdemirel, S. (1997). Toplumsal yaşamın cinsiyet rollerine etkisi. Şişli Etfal Hastanesi Hemşirelik Dergisi, 1(3-4), 45-50.
Demirgöz Bal (2014). Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine genel bakış. Kadın Sağlığı Hemşireliği Dergisi, 1(1), 15-28
Demirgöz Bal, M. (2016). Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine genel bakış. Kadın Sağlığı Hemşireliği Dergisi, 1(1), 15-28.
Dökmen, Z. Y. (2000). Kendi cinsiyetindekilere ve diğer cinsiyettekilere ilişkin algı, cinsiyet rolleri ve depresyon ilişkileri. Kriz Dergisi, 9(1), 9-19. Dökmen, Z.Y. (2010) Toplumsal cinsiyet. Sosyal ve politik açıklamalar. Ankara: Sistem Yayıncılık
Ecevit, M., (2011). Epistemoloji. (Ed. Ecevit, Y. & Karkıner, N.)Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi İçinde, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları
Ecevit, Y. (2003). Toplumsal cinsiyetle yoksulluk ilişkisi nasıl kurulabilir? Bu ilişki nasıl çalışılabilir?. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 25(4), 83-88.
Gillespie, B. L. ve Eisler, R. M. (1992). Development of the feminine gender role stress scale. Behavior Modification, 16(3), 426– 438. https://doi.org/doi:10.1177/01454455920163008
Koç, M., Haskan Avcı, Ö. ve Bayar, Ö. (2017). Kadın toplumsal cinsiyet rolü stresi ölçeği’nin (KTCRSÖ) geliştirilmesi: Geçerlik ve güvenirlilik çalışması. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 41, 284-297. https://doi.org/10.21764/efd.64170
Öngen, B., & Aytaç, S. (2013). Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ve yaşam değerleri ilişkisi. Sosyoloji Konferansları, (48), 1-18.
Özyiğit, M.K. (2019) Psikolojik Danışman ve Psikolog Adaylarının Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutumları. kadın çalışmaları anabilim dalı izmir ,ege üniversitesi
Pira, A., & Elgün, A. (2004). Toplumsal cinsiyeti inşaa eden bir kurum olarak medya. Reklamlar aracılığıyla ataerkil ideolojinin yeniden üretilmesi http://cim. anadolu. edu. tr/pdf/2004/1130848482. pdf, adresinden elde edilmiştir.
Richmond K, Levant R, Smalley B, Cook S. The Femininity Ideology Scale (FIS): Dimensions and Its Relationship to Anxiety and Feminine Gender Role Stress. Women Heal. 2015;55(3):263–79.
Sancar, S., Acuner S., Üstün İ., Bora A. ve Romaniuc L.(2006). Bir de buradan bak. Cinsiyet eşitsizliği bir "kadın sorunu" değil, toplumun sorunudur. Ankara: KADER Yayınları.
Sökmen, R. (2022). Toplumsal cinsiyet rollerinin kadın sağlığına etkisi ve ebelerin rolü. The Journal of World Women Studies, 7(1), 123-127. https://doi.org/http://doi.org/10.5281/zenodo.7460981
Türkeli, A., Tayınmak, İ., & Doğruyol, S. (2023). Kadınların göreli yoksunlukları ve iyi oluşları arasındaki ilişkide cinsiyet sistemini meşrulaştırmanın rolü. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 15(1), 394-405. https://doi.org/10.18863/pgy.1345237
Türkiye İstatistik Kurumu. (2024). Bitirilen eğitim düzeyine göre nüfusun dağılımı, 2008- 2023 [Veri seti]. Türkiye İstatistik Kurumu. (2024). Hanehalkı fertlerinin eğitim durumlarına göre yıllık ortalama esas iş gelirleri, 2006-2024. [Veri seti]. Türkiye İstatistik Kurumu. (2024). İstatistiklerle kadın, 2023
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kadınlarda Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Stres" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın Yazıları
► Toplumsal Cinsiyet Rolleri Psk.Aydın Deniz YÜCE
► Toplumsal Cinsiyet Rolleri Psk.Dnş.Fatma YÜCEL TEMİZKAN
► Toplumsal Cinsiyet Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ
► Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Psk.Kadriye DOĞAN
► Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Erkeklik Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
► Kadınlarda Stres Psk.Ayben ERTEM
► Pandemi Döneminde Ebeveyn Rolleri Psk.Dnş.Gülden GÖKÇEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,277 uzman makalesi arasında 'Kadınlarda Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Stres' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİSindirella Sendromu Şubat 2026
► Üç Ayrı Tarz Ana-Baba Tutumu PDF Şubat 2026
► Psikolojik Kırılganlık Şubat 2026
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:28
Top