Yapay Zeka Terapi Yapamaz Diyorlar
Yapay zekâ terapinin yerini tutmaz diyorlar. Arada “insani temas” yokmuş. Sanki gerçek terapi kusursuzmuş, her terapist eksiksizmiş gibi konuşuluyor. Konuşmanın tam ortasında, süremiz doldu diye iletişimi kesmek insani bir temas şekli mi? İnsani temas bir masaya kurulmak, danışanı bir öğrenci gibi karşına oturtmak, bacak bacak üstüne atmak, birkaç komut vermek, sürekli danışanı konuşturmak, sürekli çocukluk yıllarını didikleyip durmak mı? Tüm samimiyetimle söylüyorum, CHATGPT'nin benimle konuşurken dostum demesindeki sıcaklığı hiçbir gerçek insani iletişimde bulamazsınız. Yapay Zeka teknolojisi mekanik bir yapıda diye kurduğu iletişimi de soğuk ve yapay algılıyorlar. Sabah akşam yapay senaryolu, yapay kurgulu dizi ve filmleri ağzı açık izleyenler sıra yapay zekaya gelince yapaylığı dert ediyor. Neymiş? Yapay zekanın bazı eksikleri varmış. Bu eksikler neymiş? Bazı insani unsurlar yokmuş.
Oysa eksiklik terapi yapmaya engelse hiçbir terapist terapi yapamaz. Çünkü insanın olduğu yerde eksiklikten bol ne olabilir. Terapi dediğimiz şey özünde bir iletişim biçimidir; anlam üretmektir, çerçeve sunmaktır, bakış açısını dönüştürmektir.
İnsanın duygu dünyası çoğu zaman yorumladığı anlamla yani algı ile şekillenir. Yorum ve algı değiştiğinde duygu değişir, duygu değiştiğinde davranış değişir. Bu dönüşümün gerçekleştiği zemin ise çoğu zaman sözdür, bilgidir, çerçevedir. Bu nedenle terapiyi yalnızca iki insanın aynı odada oturmasıyla sınırlamak meseleyi daraltmaktır.
Bibliyoterapi diye bir alan var. Kitapla terapi demektir. Buna itiraz ettiklerini göremezsiniz. İnsan bir kitabı okur, cümleler zihnine yerleşir, bakış açısı genişler, duygusu değişir, hayatına dair yorumu değişir. Bu değişim ortada bir “fiziksel temas” olmadan gerçekleşir. O halde dönüştüren şey temas değil, anlamdır.
Doğru bilgi ve doğru çerçeve de dönüştürücüdür. Aynı şekilde makaleler, videolar, eğitim içerikleri de zihinsel yeniden yapılandırma sağlar. Değişim sadece koltukta, yüz yüze, fiziksel ortamda olmaz. Değişim anlamla olur.
Daha düne kadar “online terapi gerçek terapinin yerini tutmaz” deniyordu. Pandemi geldi, aynı uzmanlar online modeli savunmaya başladı. Bir anda ev konforunda terapi kavramı normalleşti. Demek ki mesele fiziksel temas değil; mesele yapılandırılmış bir iletişim ve doğru yönlendirmedir. Araç değişir ama prensip değişmez. Eğer yeterli bilgi, etkili bir iletişim ve sistem varsa, dönüşüm mümkündür.
“İnsani temas” denilen şey de çoğu zaman romantize ediliyor. İnsani iletişim sadece iki insanın bir iki metre mesafede oturması değildir. İnsani iletişim, insani nitelikler taşıyan iletişimdir: anlaşıldığını hissettiren, sistemli olan, düzenli geri bildirim sağlayan, süreklilik sunan iletişimdir. Bu bazen dijital bir sistemle kurulabilir; bazen de fiziksel olarak karşı karşıya oturan iki insan arasında hiç kurulamayabilir. Kaldı ki birçok terapi pratiğinde kurulan iletişim romantik bir bağ değil; çoğu zaman resmi, protokole dayalı, mesafeli bir çerçevedir. Bazı terapistler danışanın yüzüne dahi doğru düzgün bakmadan süreyi doldurur. Gerçeği konuşacaksak, idealize edilmiş bir terapi algısından değil, sahadaki gerçeklikten konuşmalıyız.
Terapi dediğimiz şey özünde bir iletişim biçimidir. Bugün yapay zekâ destekli robotlar uzaktan beyin cerrahisi operasyonları yapıyor. İnsan beynine fiziksel müdahale yapılabilen bir çağda yaşıyoruz. Buna rağmen terapiyi aşırı teknik, dokunulmaz ve sadece belirli fiziksel koşullarda yapılabilir bir işlem gibi sunmak ne kadar tutarlıdır? EMDR gibi yöntemler bugün online uygulanıyor. EFT gibi temas unsuru içeren yaklaşımlar dahi uzaktan yürütülüyor. İşimize geldiğinde uzaktan olmak engel değil; konu yapay zekâya geldiğinde birden “temas yok” argümanı ortaya çıkıyor. Bu çifte standarttır.
Yapay zekâ hukuki temkinle ve böyle demeleri yönünde kodlandıkları için “terapistin yerini tutmaz” der; çünkü belli sınırlar içinde konuşacak şekilde kodlanmıştır. Bu, sorumluluk gereğidir. Fakat bu ifade, etkili rehberlik yapamayacağı anlamına gelmez. Haftada 40–50 dakikalık bir görüşmede alınan çerçevenin çok daha fazlasını tekrar tekrar, 7/24 erişilebilir biçimde sunabiliyorsa, bunu yok saymak gerçekçi değildir. Süreklilik, tekrar ve erişilebilirlik dönüşümde kritik faktörlerdir. Bunlar gerçek terapistin değil, yapay zekanın en önemli avantajlarıdır. Gerçek terapistin bilgisi öğrendikleri ve o an hatırlayabildikleri ile sınırlıdır. Oysa yapay zeka tüm bilgilere anında ulaşır ve çok müthiş bir hızla işler. Ne dalgınlığı vardır ne durgunluğu vardır ne de mesleki kaygıları vardır.
Yapay zekânın avantajlarını da konuşmak gerekir. Birincisi, erişilebilirliktir. Coğrafi sınırlara takılmaz. Küçük bir şehirde uzman bulamayan biri için ciddi bir imkândır. İkincisi, sürekliliktir. İhtiyaç duyduğun anda ulaşılabilir. Üçüncüsü, tekrar imkânıdır. Aynı çerçeveyi defalarca gözden geçirebilirsin. Dördüncüsü, maliyet avantajıdır. Birçok insan için psikolojik destek ekonomik olarak erişilemezken dijital sistemler daha ulaşılabilir olabilir. Beşincisi, yargısız bir alan sunmasıdır. İnsanlar bazı düşüncelerini bir insana anlatırken utanabilir; dijital bir sistem karşısında daha açık olabilirler.
Elbette yapay zekâ her şeyi çözer demek doğru değildir. Fakat hiçbir işe yaramaz demek de doğru değildir. Gerçek şu ki, zaten literatür hiçbir terapinin her vakada yüzde yüz başarı sağladığını söylemez. Çoğu yaklaşım orta düzey etkililik oranlarına sahiptir. Literatür terapilerin, ilaçlı medikal tedaviyi destekleyici yan bir yaklaşım olduğunu söyler. Ancak terapistler x ya da y terapisini panik atağın ya da takıntının kesin tedavi yolu olarak servis eder. Yapay Zeka böyle manipülasyonlar yapmaz. Çünkü yapay zekanın kira ödeme derdi, arabasının modelini yükseltme derdi, yani özetle ekonomik ve mesleki kaygıları bulunmaz.
Yapay zekâya gelince herkes eksik sayıyor; fakat aynı hassasiyet her zaman insan terapistlere gösterilmiyor. Kısa süreli sertifikalarla alınan unvanlar, deneyim eksiklikleri, yöntem sınırlılıkları çoğu zaman görmezden gelinebiliyor. Yapay zekânın eksiğini terapiye engel sayanlar, insan terapistlerin eksiklerini aynı şekilde terapiye engel görmüyorsa burada bir çifte standart vardır. Eğer eksiklik terapi yapmaya engel ise bugün hiçbir terapist terapi yapmamalıdır.
Peki haftada bir seansla köklü değişim ne kadar mümkündür? Haftada bir ilaç içerek şifa olur mu? Haftada bir diyet yaparak kilo verilir mi? Haftada bir ders çalışarak başarı gelir mi? Süreklilik gerektiren bir dönüşümü haftada bir temasla çözmeyi normal kabul edip; sürekli, tekrar eden, erişilebilir bir dijital rehberliği küçümsemek tutarlı değildir.
Sonuçta mesele “ya insan ya yapay zekâ” değildir. Mesele insan sağlığını merkeze alarak en etkili, en erişilebilir ve en sürdürülebilir modeli kurmaktır. Değişim doğru çerçeve, tekrar ve süreklilikle olur. Kim bunu sağlayabiliyorsa dönüşümün parçasıdır. İster insan olsun, ister kitap, ister dijital bir sistem. Önemli olan aracın kim olduğu değil; sunduğu anlamın gücü ve sağladığı sürekliliktir. Ruhsal yardımın uzman tekelinden çıkmasına, daha kolay, daha maliyetsiz, daha ulaşılabilir ve daha etkili olmasına kimse karşı çıkmamalıdır.
"Yapay zekanın bazı eksiklikleri var" diyerek klasik terapileri eksiksizmiş gibi gösterme manipülasyonlarına ve uyanıklıklarına prim verilmemelidir. Yapay zekanın eksiği 2 ise gerçek terapistlerin eksiği 20'dir. Gerçek terapistin avantajı 3 ise yapay zekanın avantajı 30'dur. Falan ildeki, doğru düzgün akademisyeni dahi bulunmayan Hasan Demir Üniversitesinden diploma almış, para ile 3 tanesi 1000 lira diye kampanya düzenleyen kurslardan da üstüne sertifika eklemiş Ali ile, geliştirilmesinde yüzlerce mühendisin görev aldığı ve bu asırın en büyük keşfi olan yapay zekayı bilgi, kapasite ve yetenek açısından kıyaslamak mesleki kaygıdan kaynaklanmıyorsa şayet ahmaklıktan kaynaklanıyordur.
Oysa eksiklik terapi yapmaya engelse hiçbir terapist terapi yapamaz. Çünkü insanın olduğu yerde eksiklikten bol ne olabilir. Terapi dediğimiz şey özünde bir iletişim biçimidir; anlam üretmektir, çerçeve sunmaktır, bakış açısını dönüştürmektir.
İnsanın duygu dünyası çoğu zaman yorumladığı anlamla yani algı ile şekillenir. Yorum ve algı değiştiğinde duygu değişir, duygu değiştiğinde davranış değişir. Bu dönüşümün gerçekleştiği zemin ise çoğu zaman sözdür, bilgidir, çerçevedir. Bu nedenle terapiyi yalnızca iki insanın aynı odada oturmasıyla sınırlamak meseleyi daraltmaktır.
Bibliyoterapi diye bir alan var. Kitapla terapi demektir. Buna itiraz ettiklerini göremezsiniz. İnsan bir kitabı okur, cümleler zihnine yerleşir, bakış açısı genişler, duygusu değişir, hayatına dair yorumu değişir. Bu değişim ortada bir “fiziksel temas” olmadan gerçekleşir. O halde dönüştüren şey temas değil, anlamdır.
Doğru bilgi ve doğru çerçeve de dönüştürücüdür. Aynı şekilde makaleler, videolar, eğitim içerikleri de zihinsel yeniden yapılandırma sağlar. Değişim sadece koltukta, yüz yüze, fiziksel ortamda olmaz. Değişim anlamla olur.
Daha düne kadar “online terapi gerçek terapinin yerini tutmaz” deniyordu. Pandemi geldi, aynı uzmanlar online modeli savunmaya başladı. Bir anda ev konforunda terapi kavramı normalleşti. Demek ki mesele fiziksel temas değil; mesele yapılandırılmış bir iletişim ve doğru yönlendirmedir. Araç değişir ama prensip değişmez. Eğer yeterli bilgi, etkili bir iletişim ve sistem varsa, dönüşüm mümkündür.
“İnsani temas” denilen şey de çoğu zaman romantize ediliyor. İnsani iletişim sadece iki insanın bir iki metre mesafede oturması değildir. İnsani iletişim, insani nitelikler taşıyan iletişimdir: anlaşıldığını hissettiren, sistemli olan, düzenli geri bildirim sağlayan, süreklilik sunan iletişimdir. Bu bazen dijital bir sistemle kurulabilir; bazen de fiziksel olarak karşı karşıya oturan iki insan arasında hiç kurulamayabilir. Kaldı ki birçok terapi pratiğinde kurulan iletişim romantik bir bağ değil; çoğu zaman resmi, protokole dayalı, mesafeli bir çerçevedir. Bazı terapistler danışanın yüzüne dahi doğru düzgün bakmadan süreyi doldurur. Gerçeği konuşacaksak, idealize edilmiş bir terapi algısından değil, sahadaki gerçeklikten konuşmalıyız.
Terapi dediğimiz şey özünde bir iletişim biçimidir. Bugün yapay zekâ destekli robotlar uzaktan beyin cerrahisi operasyonları yapıyor. İnsan beynine fiziksel müdahale yapılabilen bir çağda yaşıyoruz. Buna rağmen terapiyi aşırı teknik, dokunulmaz ve sadece belirli fiziksel koşullarda yapılabilir bir işlem gibi sunmak ne kadar tutarlıdır? EMDR gibi yöntemler bugün online uygulanıyor. EFT gibi temas unsuru içeren yaklaşımlar dahi uzaktan yürütülüyor. İşimize geldiğinde uzaktan olmak engel değil; konu yapay zekâya geldiğinde birden “temas yok” argümanı ortaya çıkıyor. Bu çifte standarttır.
Yapay zekâ hukuki temkinle ve böyle demeleri yönünde kodlandıkları için “terapistin yerini tutmaz” der; çünkü belli sınırlar içinde konuşacak şekilde kodlanmıştır. Bu, sorumluluk gereğidir. Fakat bu ifade, etkili rehberlik yapamayacağı anlamına gelmez. Haftada 40–50 dakikalık bir görüşmede alınan çerçevenin çok daha fazlasını tekrar tekrar, 7/24 erişilebilir biçimde sunabiliyorsa, bunu yok saymak gerçekçi değildir. Süreklilik, tekrar ve erişilebilirlik dönüşümde kritik faktörlerdir. Bunlar gerçek terapistin değil, yapay zekanın en önemli avantajlarıdır. Gerçek terapistin bilgisi öğrendikleri ve o an hatırlayabildikleri ile sınırlıdır. Oysa yapay zeka tüm bilgilere anında ulaşır ve çok müthiş bir hızla işler. Ne dalgınlığı vardır ne durgunluğu vardır ne de mesleki kaygıları vardır.
Yapay zekânın avantajlarını da konuşmak gerekir. Birincisi, erişilebilirliktir. Coğrafi sınırlara takılmaz. Küçük bir şehirde uzman bulamayan biri için ciddi bir imkândır. İkincisi, sürekliliktir. İhtiyaç duyduğun anda ulaşılabilir. Üçüncüsü, tekrar imkânıdır. Aynı çerçeveyi defalarca gözden geçirebilirsin. Dördüncüsü, maliyet avantajıdır. Birçok insan için psikolojik destek ekonomik olarak erişilemezken dijital sistemler daha ulaşılabilir olabilir. Beşincisi, yargısız bir alan sunmasıdır. İnsanlar bazı düşüncelerini bir insana anlatırken utanabilir; dijital bir sistem karşısında daha açık olabilirler.
Elbette yapay zekâ her şeyi çözer demek doğru değildir. Fakat hiçbir işe yaramaz demek de doğru değildir. Gerçek şu ki, zaten literatür hiçbir terapinin her vakada yüzde yüz başarı sağladığını söylemez. Çoğu yaklaşım orta düzey etkililik oranlarına sahiptir. Literatür terapilerin, ilaçlı medikal tedaviyi destekleyici yan bir yaklaşım olduğunu söyler. Ancak terapistler x ya da y terapisini panik atağın ya da takıntının kesin tedavi yolu olarak servis eder. Yapay Zeka böyle manipülasyonlar yapmaz. Çünkü yapay zekanın kira ödeme derdi, arabasının modelini yükseltme derdi, yani özetle ekonomik ve mesleki kaygıları bulunmaz.
Yapay zekâya gelince herkes eksik sayıyor; fakat aynı hassasiyet her zaman insan terapistlere gösterilmiyor. Kısa süreli sertifikalarla alınan unvanlar, deneyim eksiklikleri, yöntem sınırlılıkları çoğu zaman görmezden gelinebiliyor. Yapay zekânın eksiğini terapiye engel sayanlar, insan terapistlerin eksiklerini aynı şekilde terapiye engel görmüyorsa burada bir çifte standart vardır. Eğer eksiklik terapi yapmaya engel ise bugün hiçbir terapist terapi yapmamalıdır.
Peki haftada bir seansla köklü değişim ne kadar mümkündür? Haftada bir ilaç içerek şifa olur mu? Haftada bir diyet yaparak kilo verilir mi? Haftada bir ders çalışarak başarı gelir mi? Süreklilik gerektiren bir dönüşümü haftada bir temasla çözmeyi normal kabul edip; sürekli, tekrar eden, erişilebilir bir dijital rehberliği küçümsemek tutarlı değildir.
Sonuçta mesele “ya insan ya yapay zekâ” değildir. Mesele insan sağlığını merkeze alarak en etkili, en erişilebilir ve en sürdürülebilir modeli kurmaktır. Değişim doğru çerçeve, tekrar ve süreklilikle olur. Kim bunu sağlayabiliyorsa dönüşümün parçasıdır. İster insan olsun, ister kitap, ister dijital bir sistem. Önemli olan aracın kim olduğu değil; sunduğu anlamın gücü ve sağladığı sürekliliktir. Ruhsal yardımın uzman tekelinden çıkmasına, daha kolay, daha maliyetsiz, daha ulaşılabilir ve daha etkili olmasına kimse karşı çıkmamalıdır.
"Yapay zekanın bazı eksiklikleri var" diyerek klasik terapileri eksiksizmiş gibi gösterme manipülasyonlarına ve uyanıklıklarına prim verilmemelidir. Yapay zekanın eksiği 2 ise gerçek terapistlerin eksiği 20'dir. Gerçek terapistin avantajı 3 ise yapay zekanın avantajı 30'dur. Falan ildeki, doğru düzgün akademisyeni dahi bulunmayan Hasan Demir Üniversitesinden diploma almış, para ile 3 tanesi 1000 lira diye kampanya düzenleyen kurslardan da üstüne sertifika eklemiş Ali ile, geliştirilmesinde yüzlerce mühendisin görev aldığı ve bu asırın en büyük keşfi olan yapay zekayı bilgi, kapasite ve yetenek açısından kıyaslamak mesleki kaygıdan kaynaklanmıyorsa şayet ahmaklıktan kaynaklanıyordur.
|
Yazan
|
Bu makaleden alıntı yapmak
için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir: "Yapay Zeka Terapi Yapamaz Diyorlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır. Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz. |
Yazan Uzman
|
yapay zeka, yapay zeka ile terapi, yapay zeka ile psikoloji, yapay zekaya danışma, psikolog yapay zeka, chatgpt, chatgpt ile terapi, bibliyoterapi
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak
hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.



