2007'den Bugüne 93,745 Tavsiye, 28,458 Uzman ve 20,326 Bilimsel Makale
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Önemsenme - Önemsenmeme
MAKALE #23621 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ | Yayın YENİ Nisan 2026
İlk kez Rosenberg ve McCullough (1981) tarafından tanımlanan önemsenme zamanla farklı araştırmacıların katkılarıyla genişletilmiştir. Önemsenme; bireylerin diğer insanların kendisiyle ilgilendiği, başkalarının dikkatini çekebildiği ve onların gözünde önemli olduğuna yönelik algıları olarak tanımlanmaktadır. (Rosenberg ve McCullough, 1981)

Rosenberg ve McCullough önemsenmeyi diğer insanların; bize bağlı olduğu hissi, bizi önemli gördüğü algısı ve aktif olarak bize ilgi gösterdiğinin farkına varılması olarak üç temel bileşen üzerinden tanımlamışlardır. (Flett vd., 2022b; Rosenberg ve McCullough, 1981).

Josselson (1998) ise önemsenmeyi kimliğimizin bir yönü olarak ele alır. (aktaran Tovar vd., 2009). Ona göre bu kavram, kişilerarası etkileşimlerden doğan ve başkalarının onayıyla şekillenen bir kimlik kesinliği duygusudur. Başka bir deyişle, başkalarıyla bu bağlantı olmadan ne önem hissetme duygusu ne de tam bir benlik algısı gelişebilir. Elliott vd. (2005)
Marshall’a (2001) ise kişinin hayatındaki diğer her kişi için ayrı ayrı önemsenme algısına sahip olduğunu savunur. Kişinin algılamış olduğu yüksek önemsenme algısı; kişisel mutluluk ve ilişki kalitesi üzerinde oldukça etkilidir. (Mak ve Marshall, 2004).

Önemsenme, benliğin diğer bileşenleriyle yakından ilişkili olsa da kavramsal ve ampirik olarak özyeterlik ve benlik saygısından ayrı bir yapıdır. Özyeterlik, kişinin yaşam koşulları üzerinde kontrol sahibi olduğu hissini ifade etmektedir. Benlik saygısı ise bireyin kendine dair genel değerlendirmesi veya kendine yönelik tutumudur. Önemsenme ise bu iki yapıdan farklı olarak kısaca başkalarının gözünden nasıl göründüğümüze dair bir perspektif geliştirmemizdir. (Brazelton, 2016).

Önemsenmenin benzer olarak tartışıldığı kavramlardan biri de aidiyettir. Aidiyet bir gruba bağlı olmayı ve hissetmeyi vurgularken, önemsenme önemli ve değerli hissedilme odağına sahiptir (Etherson vd., 2022). Rosenberg'in önemli olma kavramı, doğrudan Maslow'un ait olma ihtiyacıyla bağlantılıdır. Ancak, ait olma ile önemli olma arasında önemli bir ayrım vardır; bir gruba ait olmak, önemli olma hissini ortaya çıkarmak için yeterli değildir. Dolayısıyla, bir kişinin önemli olma algısı, ait olma duygusundan daha derin bir etkiye sahiptir. (Etherson vd., 2022; Lemon, 2010).

Önem hissetme duygusu, sabit bir durum değil, dinamik bir süreçtir. Yaşam döngüsü boyunca gerçekleşen kişilerarası etkileşimlerin birikimine ve bu etkileşimlerin bireyin önem algısını nasıl şekillendirdiğine bağlı olarak zaman içinde değişkenlik gösterir. Yaşam boyu kurulan ve kaybedilen ilişkiler, hatta rol değişimleri bile bu duygunun artmasına veya azalmasına yol açabilir. (Krygsman vd., 2022).

Gordon Flett karşımızdaki kişiye kendini önemsediğini hissettirmek için; onun ne istediğinin ya da düşündüğünü sormak ve umursamak, iyi oluşu için zaman ayırmak hatta bunun için kimi zaman özel çaba göstermek, yeteneklerine duyduğumuz güveni ifade etmek, şefkat gerektiren durumlarda şefkatle tepki vermek, umutlarını, korkularını, ilgilerini ve değerlerini öğrenmek için çaba göstermek, karşımızdaki kişinin çabalarını ve/veya başarılarını takdir etmek gibi somut öneriler sunmuştur.Başkaları çıkar gözetmeksizin bizim nasıl olduğumuzla ilgilendiğinde, düşünce ve eylemlerimizi umursadığında, fiziksel ve duygusal olarak yanımızda olduklarını hissettirdiklerinde, ihtiyaç duyduğumuzda şefkatle, başarılı olduğumuzda ise takdirle yaklaştığında önemsenme hissini yaşayacağımızı ifade etmiştir. (Flett, 2018, s. 31-49).

Önemsenme hissini aktarmanın en güçlü yollarından biri de proaktif davranıştır. Bireyler, birinin kendileri için "beklenmedik" bir şekilde bir şey yapması durumunda önemsendiklerini hissederler. Çünkü proaktif davranış, birinin sizin için bir şeyleri düşünüp harekete geçmesi sizi önemsediğini gösterir. Bir diğer yol ise, birine onun iyi olup olmadığını düşündüğünüzü ve onu aklınızda tuttuğunuzu hissettirmektir. (Flett, s. 31-49). Flett (2018, s. 157-192) karşısındaki bireylerin önemsenme hissini gözeten davranışlarda bulunan bireylerin Erikson (1950) tarafından psikososyal gelişim modelinin yedinci aşaması olarak tanıtılan üretkenlik (generativity) düzeyine sahip bireyler olduğunu öne sürmüştür. Üretkenlik başkalarının iyi oluşunu desteklemeye odaklanmanın yanı sıra üretken bireyin kendisi de bu süreçten fayda görür. Üretken davranışlar, başkalarına önemsendiklerini hissettirmeyle birlikte bireyin kendi önemsenme algısının güçlenmesine katkı sağlar (aktaran Flett, 2018, s. 36).

Önemsenme düzeyleri yükseldikçe bireylerin özşevkat göstermeleri (Flett, 2018) ve olumsuz durumlarla baş etme güçleri artmaktadır (Turner vd., 2004). Ayrıca, daha yüksek öz-saygı ve gelişim odaklı bir yönelimle güçlü bir şekilde ilişkilidir.

Önemsizlik bireyin sosyal bağlamlarda kendini görünmez, değersiz veya marjinal hissetmesini ifade eden; önemsenme eksikliğinden ziyade aktif bir dışlanma, yok sayılma veya ihmal deneyimini içeren bir yapıdır. (Etherson vd., 2022a, 2022b; Flett, 2018). Önemsizlik kavramı düşük önemsenme duygularının yıkıcılığına odaklanılarak ve genişletilerek ortaya çıkan yeni bir kavramdır. (Flett vd., 2023)

Önemsizlik yapı olarak şu bileşenleri içermektedir:

1. Dışlanma: Sosyal sistemlerde sürekli kenara itilme ve marjinalleşme hissi (Schlossberg, 1989),

2. Değersizlik: Başkalarının gözünden düşme, değeri olmadığını düşünme ve/veya “hiçbir şey ifade etmeme” algısı (Flett vd., 2022b, 2022c),

3. Görünmezlik: Bireyin varlığının, duygularının veya katkılarının fark edilmemesi (Billingham ve Irwin-Rogers, 2021)

4. Duygusal Acı: Yoğun utanç, yalnızlık ve duygusal ıstırap (Deas vd., 2023)

Kimi zaman da maruz kalınan davranışlar önemsizlik hissinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Flett (2018, s. 34-49) maruz kalındığında bireylerde motivasyonel bir çöküş ve önemsizlik hissini tetikleyecek bazı davranışları şu şekilde özetlemiştir:

• Karşıdaki kişinin görüşünü veya tercihlerini sormamak,

• Kişinin refahı ve gelişimine yeterli zaman, fiziksel ve/veya duygusal enerji ayırmamak,

• Kişinin sınırlarına ve değerlerine yönelik alaycı veya küçümseyici ifadeler kullanmak,

• Aşırı benmerkezci davranarak dikkati yalnızca kendine yöneltmek, karşı tarafı umursamamak,

• Kişinin varlığını veya katkılarını görmezden gelmek, tanımamak,

• Kişinin söylediklerini duymazdan gelmek veya saygı göstermemek; sözünü kesmek, konuşmasını önemsenmeden aynı anda konuşmak,

• Kişinin duygularını önemsizleştirmek, görmezden gelmek veya reddetmek,

• Karşıdaki kişiye rol yapar gibi davranmak, samimi olmamak,

• Kişiyi hatırlaması veya takdir edilmesi gereken durumlarda unutmak.


Flett, özellikle çocukluk döneminde aşağıdaki ebeveyn davranışlarının önemsizlik hissine yol açabileceğini ifade etmiştir:

1. Benmerkezci Ebeveyn: Ebeveynin sürekli olarak kendi ihtiyaçlarına odaklanması ve çocuğun duygularını ihmal etmesi, çocuğun kendini görünmez gibi düşünüp hissetmesi.

2. Kardeşler arasında sistematik ayrımcılık: Sürekli olarak bir çocuğun diğerinden daha çok sevildiği ya da önemsendiği izleniminin yaratılması, dışlanan çocuğun kendisini değersiz hissetmesi.

3. Koşullu sevgi ve ödül uygulamaları: Sevgi, onay ve ödüllerin yalnızca ebeveynin beklentileri karşılandığında verilmesi, çocuğun koşulsuz olarak sevilmediği ve ancak başarıyla değer kazandığı inancının pekiştirildiği ev ortamı.

4. Sert eleştiri ve olumsuz karşılaştırmalar: Çocuğun sürekli olarak başka çocuklarla kıyaslanması ya da eleştirel bir dille değerlendirilmeye maruz kalması.

5. Kayıp karşısında işlevsiz tepkiler: Ölen bir çocuğun yerine geçen bir “ikame çocuk” gibi davranılması, yaşayan çocuğun özgün kimliğinin yadsınmasına ve bir araç gibi görülmesi.

6. Duygusal geçersizleştirme ve kimliğin inkârı: Çocuğun duygularının küçümsenmesi, görmezden gelinmesi ve kimliğinin açıkça reddedilmesi. (Flett, 2018).

Önemsizlik duygusu yaşayan bireylerin terapide; koşulsuz kabul edilmesi, empatik bir şekilde dinlenerek sesinin duyulması, güvenli bir ilişki geliştirilerek görünür olması, terapi sürecinde tutarlı ve öngörülebilir bir tutum sergilenmesi önemlidir. (Flett, 2018). Önemsizlik duyguları, depresyon, anksiyete, sosyal fobi ve kişilik bozuklukları gibi birçok psikolojik rahatsızlığın altında yatan önemli bir dinamik olabilir. Bu nedenle, terapi ve danışmanlık sürecinde önemsenme duygusunun değerlendirilmesi ve ele alınması kritik öneme sahiptir. Danışanın geçmiş ve şimdiki ilişkilerinde kendini ne ölçüde önemli hissettiği, hangi durumlarda önemsiz hissettiği ve bu hissin onun benlik algısını nasıl şekillendirdiği terapötik bir odak noktası haline getirilmesi sağaltıma katkı sunabilir. Terapötik ilişkide "Ben önemsizim", "Kimse beni umursamıyor" gibi işlevsel olmayan olumsuz düşünceleri ve şemaları ele alınabilir. Bu düşüncelerin kanıtları ve aksine kanıtlar sorgulanır, daha gerçekçi ve işlevsel alternatif inançlar (örn., "Bazı insanlar beni önemsiyor", "Benim de değerli olduğum alanlar var") geliştirilerek önemsizlikle başa çıkılmaya çalışılabilir. Terapötik ilişki ve tedavi danışanların "Ben önemsizim" şemasını yeniden çerçevelendirilmesine katkı sunabilir.

Önemsenmenin, özellikle yetişkinlerde psikolojik sorunları azalttığı ve refaha katkıda bulunduğu gösterilmiştir . Benzer şekilde, önemsenme, başkaları için önemli ve anlamlı olma duygusu, genç yetişkinlerde depresyon gibi uyumsuzlukla ilgili sorunları azaltır .Flett, Flett ve Wekerle ayrıca, önemsenmenin olumsuz değerlendirilmesinin sosyal kopukluğu ve başkalarından izolasyonu teşvik ettiğini keşfetti . Çünkü, başkaları için önemsiz olma algısı, bağlantı kurmada ve kaliteli ilişkiler oluşturmada engeller yaratabilir ve yetişkinlerin yalnız hissetmesine neden olabilir .



Kaynak

Özgörenek , E.(2025 ) Beliren Yetişkinlerin Önemsenme ve Önemsizlikleri ile Psikolojik Özellikleri Arasındaki İlişki. Necmettin Erbakan Üniversitesi .Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı Doktora Tezi .Konya
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Önemsenme - Önemsenmeme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,326 uzman makalesi arasında 'Önemsenme - Önemsenmeme' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► YENİSosyal Beğenirlik Nedir? Nisan 2026
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:10
Top