2007'den Bugüne 80,906 Tavsiye, 25,754 Uzman ve 18,028 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocukta Özgüven Gelişimi
MAKALE #2490 © Yazan Psk.Bengü TOROSLUOĞLU | Yayın Mart 2009 | 6,706 Okuyucu
ÇOCUKTA ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

Dünyada yaşanan en özel anlardan, en ayrıcalıklı durumlardan birisi belki de çocuk sahibi olmak.. Çocuğumuz oluyor, mutlu oluyoruz, yaşamımıza yeni bir renk yeni bir tat katıyoruz.. Zaman zaman bizim bile baş edemediğimiz bu yeryüzünde, çeşitli kaygılar, sıkıntılar, kısıtlayıcı koşullar altında bize sonsuz mutluluk veren bu varlığı yetiştirmeye çalışıyoruz. Üzerine titriyoruz. Masallarda, filmlerde, romanlarda, destanlarda olduğu gibi “canımızın parçası”na iyi bir yaşam sunmak için çeşitli mücadelelerin içine giriyoruz. Peki tüm bu iyi niyet ve güzel arzular içerisinde hiç hata yaptığımız olmuyor mu? Elbette oluyor. Zaman zaman bilinçsizlikten, bazen öyle görmüş olduğumuzdan, kültürün etkileriyle ya da baskısıyla bir takım yöntemsel hatalar yapabiliyoruz. Bu hataların arasında belki de en önemlisi çocuğumuzun kendine olan güvenini geliştirmesini sağlamak amacıyla uygulanan yanlış yöntemler.

Öncelikle özgüven nedir? Özgüven kişinin ruhsal bağışıklık sisteminin en temel taşıdır. Aynı fiziksel bağışıklık sistemimiz gibi; güçlüyse, hastalıklara, mikroplara daha dirençli ve dayanıklı oluruz. Değilse çabuk yılarız. Özgüveni düşük gelişen bir çocuk, psikolojik problemlere, davranış bozukluklarına açık ve dirençsiz hale gelir. Her anne babanın çocukları için en büyük dileği,arzusu nedir? “ayakları yere basan, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilen, düştüğü zamanlarda tekrar kalkmasını bilen, baş etme becerileri güçlü, sağlıklı ve hayatından tatminkar bir birey yetiştirmek”. Çünkü çocuklarımızı sonsuza kadar koruyup kollayamayız, onların hep yanında olamayız. Çin atasözünde de denildiği gibi ; her gün balık veremeyiz, balık tutmayı öğretmeliyiz. Ama nasıl?

Artık çağdaş toplumun parçası olan her insan çocuk üzerinde uygulanan fiziksel ya da psikolojik şiddetin çok olumsuz sonuçlar doğurduğunun farkında. Ancak yine de büyük bir kesim bunu sürdürmekte. Sürekli eleştiri, aşağılama, utandırma, hatalara karşı ceza uygulamaları, küçük düşürme, dayak gibi tutumlar çocukların psikolojik dengelerini önemli ölçüde bozuyor. Karakterimizin temellerinin oluştuğu, 0-7 yaş dönemi arasında, çocuğun bu tür tutumlara maruz kalması, onu hem fiziksel hem ruhsal açıdan oldukça hırpalıyor. Çocuk sürekli değersizlik duygularıyla büyüyor. Değer vermeyi, sevgi göstermeyi, doğru ve mantıklı iletişim kurmayı, kendine güvenmeyi öğreneceği bu yaşlarda tüm bunların tam tersini öğreniyor. İnsanlara değer vermeyen, ya çok sessiz ya çok hırçın, kendine hiç güvenmeyen, hiçbir şeyde başarılı olamayacağına inanan, bu yüzden sorumluluk alamayan, hayatı yüzeysel ve anlamsız yaşamaya başlayan bireyler oluşuyor, gelişiyor.

Bir çocuk düşünelim, adı Ahmet olsun. Ahmet 5 yaşında her çocuk gibi meraklı, dünyayı öğrenmeye ve algılamaya çalışan dimağı açık bir çocuk. Anne ve babasına sorular soruyor anlamaya çalışıyor, konuşuyor olduğunu düşünün. Davranışları ve hareketleri de bir o kadar meraklı ve coşkulu. Orayı burayı karıştırıyor, bu ne diyor, bu neden böyle diyor, bu nasıl oldu diyor, bu böyleyse böyle mi olur diyor, elliyor, bakıyor, anne babayı taklit ediyor, bir şeyleri yapmaya çalışırken kırıp döküyor ( örn: masadan tabakları mutfağa taşımak isterken, bardağa uzanmaya çalışırken vs.). Eğer ebeveynler Ahmet’i dinlemez, onu susturup sorularını cevapsız bırakır, yaptığı hataları eleştirir, ne kadar aptal ya da beceriksiz olduğunu söyleyip, hareketlerine sürekli kısıtlılık getirip, onu yapma, onu elleme, buna dokunma diyerek çocuklarını “hayır”ların içine boğarlarsa Ahmet bu deneyimlerden neyi öğrenir? Soru sormanın, merak etmenin, yeni bir şey denemenin, araştırmanın ve öğrenmeye çalışmanın bedellerinin hiç de hoş olmadığını öğrenir. Anne babam her şeyin en iyisini bilir diye düşündüğünden “ben salağım, beceremem, yapamam, anlamam vs.” diye düşünür. Peki sevgili anne babalar böyle yetişen bir çocuğun , bunları yaşamının sadece bir gününde değil kişilik gelişiminin en önemli yaşlarında sürekli olarak yaşayan bir çocuğun, hayata bakışı, okul yılları, sosyal ilişkileri, yetişkinlik yaşantısı nasıl olur.. Ders çalışmayı sever mi? Öğretmenine soru sorabilmeye cesaret eder mi? Arkadaş edinebilir mi? Yeni bir sosyal aktiviteye başlamaya cesaret edebilir mi? Kendisini ifade edebilir mi? Kendisini ifade edebilen insanlara nasıl bakar? Onlara nasıl davranır? Tüm bunları yapamadıkça ve yapabilenleri görüp imrenince içine kapanıp sessizleşmez mi, silikleşmez mi? Yada çok hırçınlaşıp saldırgan tutumlar içine girmez mi? Sorular sorular.. cevapları içlerinde gizli sorular..ve bu soruların cevapları az önce yukarıda bahsettiğimiz “ideal çocuk” tanımına ne yazık ki pek uymuyor değil mi?

Bunlardan bahsederken şu yanılgıya düşmeyin lütfen! Bunun tam tersi bir yetiştirme şekli de size daha iyi sonuçlar vermeyecektir. Aşırı ilgiye boğarak, her dediğine, her isteğine, her yaptığına onay vererek, sürekli şımartılarak yetişen bir çocuk da özgüven geliştiremez. Sorumluluk almayı öğrenemez. Ayakta nasıl durulacağını bilemez. Sürekli birilerine bağımlı olarak yaşamaya ihtiyaç duyar. Kendi başına kararlar alamaz, uygulayamaz sürekli onun yerine bir şeyleri yapan, her şeye evet diyen anne babasını ya da onların yerine geçebilecek kişileri arkasında arar. Yaşamın içinde, yetişkinlik hayatında bunu bulmak mümkün değil. Anne babalarımız bizden önce göç edip gittiklerinde öyle her an herkes arkamızda bize destek kuvvet olarak duramaz. Kendi kendimize yetebilmek zorunda kalırız. Çocuklarımızın da kendi kendilerine yetebilmelerini istiyorsak bunu onlara öğretmeliyiz.

Bir insanın bir sorumluluğu öğrenebilmesi için, bu sorumluluğu öğrenmeye ihtiyaç duyması gerekir. Ve bu fırsatı çocuğa vermek çok önemli. Her şeye hayır diyen sert ana baba da bunu yapamaz , her şeye evet diyen aşırı yumuşak yüzlü ana baba da bunu yapamaz.

Çocuk tek başına yemek yemeği öğrensin diye kaşığı eline veririz. İlk denemelerinde dökecektir, bulaştıracaktır, etrafı batıracaktır. Bu süreçte sert ana baba ne yapar? Etrafı batırdığı için bağırır çağırır cezalandırır. bir dahaki sefere yine kendi yedirir çocuğuna o kaşığı ona vermez. Aşırı yumuşak yüzlü ana baba zaten baştan itibaren çocuğunu kendi beslemek ister ve o kaşığı baştan itibaren çocuğuna vermezJ. Ve çocuk kaşık tutmayı öğrenemez. Kendi kendini beslemeyi ya çok geç öğrenir ya da gerçek anlamda hiç öğrenemez. Peki olması gereken nedir ?

O kaşığı çocuğumuza veririz, etraf batmasın diye önlemlerimizi alırız. Örtümüzü önlüğümüzü sereriz. Ve kendimiz de elimize bir kaşık alıp karşısında model olarak güle oynaya yemeğimizi yeriz. Etraf batınca kızmayız. Ona hata yapma şansı tanırız. Öğrenme şansı tanırız. Hangimiz denize girer girmez balık gibi yüzmeye başladık? Birkaç kez su yuttuk elbet. Onların da hata yapma ve bunu telafi etme hakkı var. Herkes gibi..

Önemli olan aslında şu : çocuk yetiştirmenin bir davranış reçetesi yok. Bir liste yapıp şöyle yap böyle yap diyebileceğimiz bir durum değil çocuk yetiştirmek. Bir insandan bahsediyoruz. Muhteşem komplike bir canlıdan bahsediyoruz. Bazı dengeleri korumak, musluk ayarını iyi yapmak gerekiyor. Ne çok sıcak ne çok soğuk. Ilık olsun yeter ki. Bu konularda gerektiğinde psikolojik destek almaktan çekinmemek, bol bol okumak, bilgi sahibi olmak çok önemli. Onlar bizim canımızın parçası. İyi yetişmeyi ve sağlam olmayı hak ediyorlar. Onların kendine güvenmeye, bir işin ya da bir sorunun üstesinden gelebileceklerine inanmaya, kendi ayakları üzerinde muhtaç olmadan durmaya ihtiyaçları var. Bunu onlara verelim..

Psk. Bengü TOROSLUOĞLU
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocukta Özgüven Gelişimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Bengü TOROSLUOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Bengü TOROSLUOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Bengü TOROSLUOĞLU'nun Makaleleri
► Çocukta Özgüven ve Ailenin Rolü Psk.Dnş.Kemal TUNCER
► Çocuklarda Özgüven Gelişimi Psk.Dnş.Nuray BAŞTAN AYDIN
► Ergenlerde Özgüven Gelişimi Psk.Özlem DEMİRCİ
► Çocukta Cinsel Kimlik Gelişimi Uzm.Psk.Osman İLHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,028 uzman makalesi arasında 'Çocukta Özgüven Gelişimi' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Meslek Seçimi Mart 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:53
Top