TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Sağlık Problemleri ve Beslenme : Kanser, Hazımsızlık, Diyabet, Osteoporoz (Kemik Erimesi), Bağırsak Problemleri
MAKALE #252 © Yazan Dyt.Serkan TUTAR | Yayın Eylül 2007 | 11,317 Okuyucu
ONUNLA YAŞAMASI KOLAY BİR HASTALIK: DİYABET

Kısaca diyabet hastalığını tanımlarsak, pankreastan insülin salgılanmasının tam veya kısmi eksikliği veya değişik derecede insülin direnci ile ortaya çıkan karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması bozukluğudur.

Peki, bu hormonun salgılanmaması veya kısmi salgılanması sizin hayatınızı nasıl etkilemektedir. Tek yapmanız gereken, hepimizin de bildiği gibi şekeri hayatınızdan çıkarmak. Şu ana kadar sağlıklı beslenme önerileri içerinde verdiğim bilgileri incelerseniz, şeker tüketiminin bütün insanlar için uygun olmadığını belirtmiştim. Açıkçası diyabet hastalarının bu sebeple hayatı kendilerine zindan etmemeleri gerekmektedir.

Diyabet hastası olmanız sizin zor bir hastalık geçirdiğiniz anlamına gelmemektedir. Dünyada birçok diyabetli aktif yaşamlarını hastalıklarına rağmen devam ettirmektedirler. Ayrıca diyabet hastalarının ellerinde bulunan şanslardan biride hastalara özel ürünlerin bulunmasıdır.

Diyabetliler için en önemli nokta kesinlikle günde 6 öğün yemeleridir. Eğer bu düzeni sağlarlarsa ve bunu bir yaşam biçimi haline getirirlerse, hastalığın onlara getireceği zorluklardan kesinlikle kurtulurlar. 6 öğün (3 ana,3 ara öğün) önermemizin nedeni bireyin kan şekerindeki ani yükselme ve düşmeleri engellemek. Bunu sağlamak diyabet hastaları için çok önemlidir. Eğer öğün atlarsanız, bir sonraki öğünde hem kan şekeriniz düşer hem de sofraya daha aç oturmanız nedeni ile çok daha fazla besin tüketirsiniz bu da kan şekerinizin bir anda yükselmesi anlamına gelmektedir. Bu istenmeyen durum 6 öğün şeklinde beslenildiğinde düzeltilebilir. Çünkü 6 öğün sizin kan şekerinizin sabit olarak kalmasını ve hastalığında kontrol edilmesini kolaylaştırır.

Diyabet hastaları için üretilen ürünlere gelince, bunları kesinlikle tüketmeyin demiyorum; fakat bu besinler mümkün olduğunca düşük miktarlarda tüketilmelidir. Alışveriş merkezine gittiğinizde aynı ürünün diyabetliler için olanını ve hasta olmayanlar için olanını karşılaştırın. Yağ oranına dikkat ettiğinizde diyabetliler için olanlarda çok daha fazla yağ içeriği olduğunu göreceksiniz. Ama dikkatli olarak kullanılırsa ve sık sık kullanılmazsa tüketilebilinir. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi etiket okumak sizin ve sevdikleriniz için çok önemlidir.

Diyabetlilerin diyet yapması ve kilo vermek istemesi çok özel bir konudur. Çünkü birey hem kilo vermek için az yemeği tercih edecek hem de kan şekeri kontrolünü sağlamaya çalışacak, bunu sağlamak gerçekten zor olması nedeni ile kesinlikle beslenme ve diyet uzmanlarına başvurmalarını öneririm. Çünkü kilo vermek için gereksinmenizden az besin alırsanız kan şekeriniz düşer ve bayılmalara kadar gerçekleşen bir süreç meydana gelebilir veya kan şekerlerinizin daha kötü değerlerde seyretmesine neden olabilirsiniz.

Diyabetli hastaları için son verebileceğim öneriler;

-Fazla yağlı ve unlu besinlerden uzak durmalılar
-Beyaz eti(balık ve tavuk),kırmızı ete tercih etmeliler
-Organ etleri, sosis, salam, sucuk, pastırma tüketimlerini mümkün olduğunca azaltmalı
-Pişirme yöntemi olarak fırında, ızgara ve haşlama yöntemlerini tercih etmeli
-Diyabetli hastaların, tansiyon hastası olma riskleri de yüksek olması nedeni ile tuz alımını sınırlandırmalı, sofrada ekstra tuz bulundurmamalı
-Kahve ve çay tüketimi azaltılmalı ve yemeklerden 30dk-1 saat sonra içilmelidir
-Alkol ve sigara kullanılmamalıdır
-Kesinlikle ama kesinlikle 6 öğün besin tüketilmelidir.
-Dışarıya çıkacak iseniz yanınızda bir elma, bir portakal veya 2 mandalina bulundurunuz. (Ara öğünlerinizde tüketmeniz için)

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN TEDBİRLERİNİZİ ALDINIZ MI?

Günümüzde, bilim adamlarının hala yoğun bir şekilde çare bulmaya çalıştığı hastalıklardan biridir kanser. Kanseri yenen insanlar ise hep erken teşhis sonucu kurtulmuşlardır.

Peki, insanların kansere yakalanma riskini azaltan ve arttıran etmenler nelerdir? Bunları bilmek ve buna göre hareket etmek kansere yakalanma riskini en az düzeye indirmektedir.

İşte kansere neden olan etmenlerden bir kaçı;
-Sigara ve alkol kullanımı
-Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma
-Kalıtım
-Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma
-Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
-Bazı virüsler
-Hava kirliliği
-Radyasyona maruz kalma
-Kötü beslenme alışkanlığı

Şimdi bu maddeleri dikkatli bir şekilde inceleyin. Sizin elinizde de riskleri azaltacak etmenler olduğunu gördünüz di mi? Peki hangileri bunlar örneğin sigara ve alkol kullanımı, uzun süre güneş altında kalma ve en önemlisi kötü beslenme alışkanlığıdır.

Birçok bilim adamı belirli araştırmalar sonucunda, tam anlamı ile geçerli olmayan sonuçlara ulaşmışlardır. Ama yapılan çalışmalarda geçerliliği en yüksek olan besinlerin kanser üzerine olan etkileridir. Özellikle alınan besinlerin vitamin ve mineral içerikleri kanseri önlemede çok etkilidir.

Beslenme ile kanser riskini azaltmak için yapmanız gerekenler…

-D vitamini kanser riskini azaltmada çok önemli bir olgudur; çünkü insan vücudunun bağışıklık sistemini güçlendirir. D vitaminin vücutta sentezini arttırmak için ise derinizin direk olarak güneş ışığı görmesi gerekmektedir.(pencere arkasından değil) Kısacası fazla güneş ışığı almak; özellikle yaz sıcağında öğle vakitlerinde güneş ışığını almak çok sağlıklı değildir; fakat dozunu iyi ayarlayıp teninizin güneş görmesine izin vermelisiniz.
-B vitamini türlerinden olan folik asitte kanser riskini azalttığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Özellikle kolon kanseri riskini azalttığına dair yapılan çalışmalar olumlu sonuçlar vermektedir. Fakat tüketim olarak maalesef istenilen düzeye ulaşabilmiş değiliz. Folik asit özellikle hamile bayanlara önerilen bir vitamindir. Çünkü bebeğindeki nötral tüp defekti diye adlandırılan bir hastalığın oluşmasını engellemektedir. Folik asidi vücudunuzun gereksinimleri kadarını, alınan besinlerle sağlamak çok zor bir olgudur. İstenilen durumlarda doktora başvurarak tablet kullanabilirsiniz.
-Domates, kanser riskini azaltmada çok önemli besinlerden biridir. Özellikle prostat kanseri üzerine etkileri olumlu sonuçlar vermiştir. Bunun nedeni olarak ise domates içerisinde bulunan likopen olduğu düşünülmektedir.
-Selenyum adı verilen mineralde kanser oluşum riskini azalttığı düşünülmektedir. Bu konu ile yapılan çalışmalarda tam anlamı ile sonuç vermemiştir.
-Bunların dışında brokoli, lahana ve karnabaharında kanser üzerine olumlu sonuçlar verdiğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
-Özellikle bitkisel yağlarda olmak üzere kuruyemişte de bulunan E vitamininin de kanser oluşum riskini azalttığına dair çalışmalar yapılmaktadır. E vitamininin özellikle C vitamini ile birlikte alınması daha etkili bir yöntem olabilir.
-Fazla yağlı besinlerden (kızartmalardan ve kavurmalardan) uzak durmalısınız. Özellikle dışarıda yemek yediğinizde bu besinleri tercih etmemelisiniz.
Kanseri önlemede birçok etken sizin elinizdedir. Yukarıda belirttiğim maddelere uymanız halinde riski fazlası ile azaltabileceğinizden emin olabilirsiniz. Şimdi aklınıza şu soru gelebilir. Benim bir tanıdığım vardı 100 yaşına kadar yaşadı ve günde 2 paket sigara içti. Peki, bu nasıl oldu? İşte cevabım; benimde çok tanıdığım vardı ve hepsi sigara nedeni ile çeşitli kanserlere yakalandılar. Hem de çok fazla kişi. Özellikle iş sağlık olduğunda istisnalar gerçekten kaideyi bozmaz. Herkes 100 yaşına kadar yaşabilecek kadar şanslı olmayabilir…


HAZIMSIZLIK PROBLEMLERİNİZ Mİ VAR?


Hazımsızlık, birçok insanın hayatının belli dönemlerinde özellikle mide ve barsaklarında çekmiş olduğu rahatsızlıklarından biridir. Özellikle çok fazla besin yediğinizde veya sizi rahatsız edecek besinleri yediğinizde ortaya çıkmaktadır. Mide rahatsızlığı oluşması, barsaklarda gaz oluşması, geğirme ve ağızdaki metalimsi tat gibi belirtileri vardır.

Fazla alınan besin midenizdeki asit miktarını arttırır ve midenize fazla yüklenmeniz nedeni ile ağrı meydana gelemektedir. En önemli belirtisi ise, göğüs kısmında yanma meydana gelmesidir. Fazla salgılanan mide salgısı, yemek borunuza kaçabilir ve bu göğüs kısmınızda yanma hissi oluşturabilir. Bu gelip geçici bir rahatsızlıktır; fakat uzun süre bu şekilde bir rahatsızlık söz konusu ise, özellikle sabah kalktığınızda ağzınızda acımsı bir tat ve ekşilik hissediyorsanız doktora görünmelisiniz. Çünkü gastroösefagial reflü olarak adlandırılan hastalığın en büyük oluşma nedenlerinden biride bu şekilde fazla besin almak ve düzensiz beslenmektir. Bu sebeple alınan besinler sizin mide kapasitenizi fazla zorlamamalıdır. Ayrıca bu durum daha da ileri boyutlara ulaşır ise ülserler oluşabilmektedir.

Hazımsızlık beslenmenize dikkat ettiğiniz koşullarda oluşma şansı yoktur. Çünkü yemekten sonra rahatsızlandığınızda sizde fazla besin tükettiğinizi biliyorsunuz. Ve sonra üstüne defalarca soda içip duruyorsunuz. İşte, bunlara gerek kalmadan dikkat etmeniz gerekenler…

-Az az ve sık sık yemek yiyin. Bu hem mide kapasitenizin zorlanmasına neden olmaz hem de herhangi bir rahatsızlık duymadan masadan kalkabilirsiniz
-Yiyecekleri iyice çiğnemeyi ihmal etmeyin.
-Yavaş yavaş yemek yiyin. Yoğun iş temposu içerisinde en az zaman ayırdığımız konu yemek olmaya başladı ve artık yemek düzeni dağıldı ve ayaküstü atıştırma alışkanlığı kazanıldı. Bunları yenin ve yemeğe daha çok zaman ayırın.
-Size dokunan yemekleri yememeyi tercih edin. Dışarıda yemek yeseniz bile farklı yemekler için birçok şansınız vardır ve onları deneyin.
-Sigarada çok büyük bir tetikleyici olması nedeni ile azaltın, hatta bırakın.
-Her zaman dediğimiz gibi bol hareket edin kendinize zaman ayırdığınız gibi vücudunuza da zaman ayırın.
-Sporu kesinlikle yemekten sonra yapmayın.
-Kızartma ve yağlı yiyeceklerden uzak durun. Bu sizin hazımsızlık çekme hissinizi azaltacaktır.
-Meyve ve sebzeden ağırlıklı beslenin. Günde toplam 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin.
-Basit karbonhidrat diye adlandırdığımız şeker tarzı besinler yerine, kompleks karbonhidrat (kepek ekmek, patates, sebze, meyve, esmer makarna gibi) tüketimine özen gösterin.
-Baharatları azaltın, gerekmedikçe kullanmayın.
-Özellikle dolu mideye uyumayın. Bu hazımsızlık ve hastalık riskini arttıracaktır.

OSTEOPOROZ (Kemik Erimesi) RİSKİNİZİ AZALTMAK İÇİN

Özellikle 60 yaşından sonra kemik problemleri bireylerde belirgin olarak artmaktadır ve bu problemlerin bayanlarda erkeklere göre çok daha fazla olduğu bilimsel çalışmalarda rastlanmıştır. Kemik gelişiminin en belirgin olduğu adölesan dönemde, bireylerin almış oldukları mineraller (en başta kalsiyum), yaşlılık döneminde insanı güçten düşüren hastalıklardan korumada etkili olmuştur. Ama sadece adölesan dönem değil hayatınızın her anında aldığınız besinler ve yaptığınız fiziksel aktivite ile kemiklerinizi güçlendirebilirsiniz.

Osteoporoz ise kemik yoğunluğunuzun yavaş yavaş azalarak, kolay kırılabilir bir hal almasıdır. Kemik yoğunluğu ise bireylerde yaş ilerledikçe yavaş yavaş azalır. Ama insanla bu gerçeği vücudundaki herhangi bir kemiği kırıldığında anlarlar. Kemiklerinizdeki kalsiyum birikmesi 25-30'lu yaşlara kadar devam eder daha sonraki yaşlarda ise kemiklerinizden kayıplar artmaya başlar.

Günümüzde insanlarda osteoporoz riskinin olup olmadığını anlamak için bazı anketler uygulanmaktadır. Bun anketlerde;

-Bireyin cinsiyeti önem taşımaktadır. Bayanlara osteoporoz olma riski erkeklerinkinden 4 kat daha fazladır.
-Küçük vücut yapısı veya düşük vücut ağırlığına bakılır. Eğer bireyde bu durumlar var ise kemik kütlesinin az olması nedeni ile takibe alınmalıdır ve birey kilosunu arttırmalıdır.
-Fiziksel aktivite yapılıp yapılmadığına bakılır. Fiziksel aktivitenin yapılması kemiklerinize kalsiyum depolanmasını arttırmaktadır ve sizin çok daha dinç olmanızı sağlar. Aksine hareketsizlik ise özellikle yaşlılıkta başınızın en büyük belası olarak görülmektedir. Hareketi hangi yaşta olursanız olun kesinlikle bırakmayın.
-Bireylerin yaşlarına dikkat edilir. Biraz öncede belirttiğim gibi 30 yaşına kadar almış olduğunuz kalsiyumun kemiklerinizde birikmesi anlamına gelmektedir. Ama bu yaştan sonra ise alınan kalsiyum sadece kayıplarınızı azaltır.
-Bireylerin aile hikâyelerine bakılır. Eğer ailenizde veya akrabalarınızda osteoporoz olan birileri var ise sizinde riski daha fazla taşıdığınız anlamına gelmektedir.
-Sigara kullanılıp kullanılmamasına bakılır. Özellikle bayan bireylerin sigara kullanması sonucu kan östrojen seviyesi düşer ve kemik kayıpları daha fazla olur.
-Kalsiyum alımına bakılır. Eğer birey yeteri kadar kalsiyum olan besin almış ise osteoporoz riski o oranda azalmaktadır.
-Alkollü içecekler kullanılıp kullanılmadığına bakılır. Birey fazla derecede alkol alıyorsa diyetinin yetersiz olması nedeni ile kalsiyum alımı da azalmaktadır.
-Diğer bir önemli nokta ise D vitamini kemiklerde kalsiyum depolanmasına yardım eder. D vitamininin sağlanması için vücudunuzun yeteri kadar güneş ışığı alması gerekmektedir.
-Kafein alımı sınırlandırılmalıdır. Özellikle içeceklerle alınan kafein kalsiyumun vücuttaki emilimini azaltarak, kemiklerinizin sağlam olmasını engeller.
Yaşamınızın her anında daha sağlıklı ve daha dik durmak için kalsiyum alımınıza özen gösterin.

BARSAK PROBLEMLERİNİZİN ÇÖZÜMLERİ!

İshal ve kabızlık günlük beslenmemiz dâhilinde olan ve genellikle kısa sürede geçen hastalıklardır. Peki, eskiden ishalden ölen birçok insan olduğunu biliyor musunuz? Bu gün ise bazı hala aynı hatalar yapılabilmekle beraber birçok insan ishali önlemenin yollarını bilmekte, peki bütün bilgileriniz doğru mu sizce? Yani ishalli çocuğa kola vermek veya çay kaşığı ile türk kahvesi yedirmek ne derece doğru?

İshal hastası olan bireylerde hedef bir an önce ishalli durumun geçirilmesidir. Çünkü ishal vücuttan su ve mineral kayıplarına neden olmaktadır.

İshalde tüketilmesi gereken besinler;
-Yoğurt, tuzlu ayran
-Yağsız pilav, pirinç lapası
-Haşlanmış patates
-Kabuksuz elma, havuç püre ve şeftali
-Özellikle kaynatılmış ve birazda soğuk olan su bol miktarda tüketilmelidir. Sıvı alımı kesinlikle sınırlandırılmamalı aksine arttırılmalıdır.
Bu besinlerin ishal olan bireylere önerilmesinin ilk nedeni su tutucu olmaları ve ishalde kaybedilen su miktarını en az düzeye indirmektir.
Bir diğer önerimiz ise eğer uzun süre ishal hali devam ediyorsa, eczanelerde satılan toz halinde olan ORS'lerden almanız. İçerisinde vücudunuzdan ishal nedeni ile kaybolan mineralleri yerine koyacak bileşimler bulunmaktadır. Bir paket ORS, 1 litre su ile karıştırılıp gün içerisinde içilmesi faydalıdır.
Bu bileşimi evinizde de yapmanız olasıdır. 1 çay kaşığı tuz, 8 tatlı kaşığı şeker ve 1 çay kaşığı karbonatı; 1 litre su içerisine konulup karıştırdığınızda da aynı bileşimi elde edebilirsiniz.
Kabızlık ise barsakların yeteri kadar çalışmaması sonucu oluşan bir hastalıktır. Genelde az posalı besin tüketen ve az fiziksel aktivite yapan bireylerde daha sık görülür.
Kabızlıkta tüketilmesi gereken besinler ve yapılması gerekenler;
-Günlük sıvı tüketiminin arttırılması gerekmektedir.
-Sabah aç karnına veya gece yatmadan önce bir bardak ılık su içilmelidir. Eğer tercih edilirse kayısı komposto da tüketilebilinir.
-Bol posalı besinler tüketilmelidir. Bunlar meyve, sebze, kepekli ürünler ve kurubaklagiller olmalıdır.
-Fiziksel aktivitenin arttırılması da barsak hareketlerini arttıracağından kabızlığı geçmesinde zaman kazandırmaktadır.
-Fazla miktarda kahve ve koyu çay içilmemelidir.
Basit gibi görünen bu hastalıklar bile bazen insana çok fazla rahatsızlık vermesi nedeni ile bu önerilerime uyduğunuzda kısa sürede eski sağlığınıza kavuşacağınızdan şüpheniz olmasın.

www.gazeteadana.com ve Son Nokta gazetesinde yayınlanmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlık Problemleri ve Beslenme : Kanser, Hazımsızlık, Diyabet, Osteoporoz (Kemik Erimesi), Bağırsak Problemleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Serkan TUTAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Serkan TUTAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Serkan TUTAR Fotoğraf
Dyt.Serkan TUTAR
İstanbul
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi127 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Serkan TUTAR'ın Makaleleri
► Osteoporoz (Kemik Erimesi) Dyt.Nurcan BIÇAKCI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,372 uzman makalesi arasında 'Sağlık Problemleri ve Beslenme : Kanser, Hazımsızlık, Diyabet, Osteoporoz (Kemik Erimesi), Bağırsak Problemleri' başlığıyla benzeşen toplam 80 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:44
Top