2007'den Bugüne 80,290 Tavsiye, 25,606 Uzman ve 17,922 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Larenksin Benign Lezyonları
MAKALE #27 © Yazan Prof.Dr.Fatih ÖĞÜT | Yayın Haziran 2007 | 29,740 Okuyucu
Larenksin benign lezyonları enflamatuar hastalıklarından sonra en sık rastlanılan patolojisidir. Hastalar genellikle ses kısıklığı şikayetiyle doktora gelmektedirler. Nadiren çok büyük lezyonlarda nefes darlığı da olabilmektedir. Tedavileri yapılırken genellikle nedenlerine yönelik olarak planlanmalıdır. Tedavinin amacı bu lezyonların karakteristiklerinin ve nedenlerinin anlaşılması ve mümkün olan en konservatif tedavi yönteminin uygulanmasıdır. Mümkünse cerrahi olmayan tedavi yöntemleri seçilir, cerrahi uygulama ise bu tedaviye yanıtsız durumlarda uygulanır.

Bu lezyonlar için değişik sınıflamalar kullanılmıştır. Bu bölümde bir sınıflama yapılmadan en sık karşılaşılan benign lezyonlar sırayla anlatılacaktır.


Vokal kord nodülleri
Larenksin yangısal benign patolojileri arasında yer alan vokal kord nodülleri genel Kulak Burun Boğaz uzmanlık dalının tüm hastalıklarının %1’ini oluşturmaktadır(6). Vokal kord nodülleri erişkin ve çocuklardaki en sık ses kısıklığı nedenidirler. Toplum içinde çok konuşan ve mesleklerini sesleriyle icra eden (ses sanatçısı, öğretmen gibi) bireylerde görülme sıklığı diğer meslek gruplarına oranla oldukça fazladır (6,8).Vokal kord nodülleri, çocukluk çağı ses bozukluklarının %40’ını oluşturmaktadır. Bu çocuklar 8-12 yaşlarında, hırçın kişilik yapısına sahiptirler. Çocuklarda genellikle erkeklerde, erişkinlerde ise genç kadınlarda görülmektedir.

Lezyon vokal kord mukozasındaki kuvvetli vibrasyonlar sonucunda travma ile oluşmaktadır. Sesin kötü, yanlış kullanımı yanında aşırı kullanılması sonucunda da oluşabilmektedir. Psikolojk ve çevresel faktörler de sesin kötü ve yanlış kullanımına zemin hazırlamaktadır.

Vokal nodüller, vokal kordların serbest kenarında, 1/3 ön ve 1/3 orta kısımların birleşme noktasında oluşurlar. Bu bölge çarpışmaların en yoğun olduğu bölgedir.Genellikle beyaz grimsi renkte küçük çıkıntılardır (Şekil 1). Gerçekte nodül vokal hastalığın kendisi değil sesin yanlış ya da kötü kullanılması sonucu oluşan bir patolojidir. Akut bozukluklar veya çok kullanmalarda yani zorlu ve kuvvetli vibrasyonda vokal kordların membranöz orta kısmında çarpışmadan dolayı submukozal ödemle beraber vasküler konjesyon gelişir. (mukozal kalınlaşma ) (erken nodül). Bu evrede histolojik inceleme yapıldığında submukozal ödem ve hiperplastik epitel izlenmiştir. Uzun dönemli sesin kötü kullanımında Reinke boşluğunda bazı hyalinizasyon ve epitel altında bazı kalınlaşmalar izlenir. İleri safhada ise fibröz dokuya dönüşüm olur. Bu patolojik sonuç kolay düzelen daha akut non-hemorajik şişlikler ve buna zıt yavaş rezole olan kronik vokal nodüllerdir.

Vibrasyon sırasında glottik kapanma tam olmaz. Nodülün önünde ve arkasında “kum saati” şeklinde bir glottik açıklık kalır, ödematöz lezyonlarda esneklik artarken, fibröz nodüllerde esneklik azalır, amplitütler düşer. Ödematöz ve yumuşak nodüllerde mukozal dalgalanmalar izlenir, ancak sert ve fibrotik nodüllerde ise mukozal dalga azalmıştır veya yoktur (8).

Vokal kord nodüllerinin ilk semptomu ses kısıklığıdır. Ses kaba, çatallı veya hafif eforlu tarzdadır. Hastalarda konuşma ve ses için zorlama mevcuttur. Ancak sesini profesyonel olarak kullanan kişilerde ses kısılmasından önce seste yorulma ve ses sanatçılarında ise ince sesleri çıkaramama olarak kendini göstermektedir.

Vokal kord nodülü tanısını koymak oldukça basit olduğu gibi ayırıcı tanıya dikkat etmek gerekmektedir. Deneyimli bir kulak burun boğaz uzmanı basit bir indirek larengoskopik bakı ve anamnez ile tanıya ulaşabilmektedir. Kesin tanı larengovideostroboskopi ile konmaktadır. Genellikle nodüller simetriktir. Asimetrik nodüllerde intrakordal kistlerden şüphelenilmelidir.

Nodül ve polipler klinik olarak rahatlıkla ayrılabilir. Histopatolojik olarak benzerlik görüldüğünden, postoperatif patoloji sonuçlarında poliplerde de genellikle nodül sonucu gelmektedir. Yanlış anlamaya yer vermemek için hasta veya patolog önceden bilgilendirilmelidir.
Nodüllerde tedavi foniatrik eğitim olmalıdır (3). Nodül ne kadar fibröz ya da büyük olursa olsun öncelikle eğitim uygulanmalıdır. Tedavi ile gerilemeyen nodüllerde cerrahi uygulanır. Cerrahi sonrası eğitime devam edilir.

Nodüllerde ses istirahati gerekiyorsa, mutlak ses istirahati değil, modifiye ses istirahati kullanılmalıdır. Modifiye ses istirahatinde hastanın her defasında 5 dakikadan fazla olmamak şartıyla günde 15 dakikaya kadar konuşmasına izin verilir. Topluluğa karşı konuşmasına ve gürültülü yerlerde konuşmaya izin verilmez. Ayrıca şarkı söyleme, mırıldanma, fısıltı ile konuşma, gülme, ıkınma, boğaz temizleme, öksürme gibi aktiviteler yasaklanır.

Hastaya ses terapisi yöntemleri uygulansa bile, bununla birlikte ses hijyeni programının uygulanması zorunludur.

Yapılmaması gerekenler:
Gürültülü yerlerde konuşma
Yüksek sesle konuşma, bağırma, çığlık atma
Yüksek sesle ağlama veya gülme
Uzun süre konuşma
Aşırı öksürme ve boğaz temizleme
Sekresyon viskozitesini artıran ilaçlar ve gıdaların alınması: Kafeinli içecekler, antihistaminikler ve dekonjestanlar.
Mide asiditesini artıran ilaçlar ve gıdaların alınması: Karbonik asitli içecekler, baharatlar, aspirin.
Aktif ya da pasif sigara içimi
Alkol alımı
Tozlu ve/veya kuru hava soluma

Yapılması gerekenler:
Ortam neminin artırılması
Bol su içme (idrar rengi çok açık sarı olacak miktarda).

İnternal ve eksternal larinks kaslarındaki gerginliğin azaltılması genel vücut relaksasyonunun sağlanması ile mümkündür. Bu nedenle gerek terapi sırasında ve gerekse dışında hastanın rahat olması gerekir (8).

Sesin oluşumunda rol alan, respiratuar, fonatuar ve artikülatuar aktiviteler arasındaki uyumu sağlamaya yönelik çok amaçlı yöntemlerdir. Bu gruba giren yöntemlerde hasta tekniğe konsantre olarak kendinden istenenleri yerine getirdiğinde solunum, fonasyon ve artikülasyon aktiviteleri arasındaki uyum sağlanır ve ulaşılması istenen hedeflere ulaşılır(3,5,8). Bu teknikler:

Çiğneme yöntemi (Fröschels)
Esneme yöntemi (Boone) (4)
Şarkı-Konuşma yöntemi (Boone) (4)
Vurgu yöntemi (Smith) (5,7)
Rezonan ses terapisi (10)

Spesifik ses terapisi yöntemlerinden de yararlanılabilir. Bunlar:

Odituvar feedback: Bilgisayar programları veya cihazlar yardımı ile uygulanır (2).
Vizüel feedback: Videoendoskop veya bu amaçla üretilmiş CSL, Multi-Speech, Dr. Speech gibi özel cihazlar veya programlar yardımı ile yapılmaktadır (2).

Çocuk nodülleri yüksek ses çıkaran yaygaracı çocuklarda görülmekterdir (5). Yüksek sesle konuşan ailelerde de çocuk aileyi taklit edeceğinden çocuklarda nodüle rastlanılabilir. Sık enfeksiyon geçirilmesi de etyolojide rol oynar. Erişkinlere benzer formları olduğu gibi arpa tanesi larenjiti görünümünde de olabilir.

Ses sanatçılarında erken evrede tanı konabilmektedir. Tiz seslere çıkamama ve belli bir süre şarkı söyledikten sonra ses kısıklığı başlaması yakınmasıyla doktora başvururlar. Bazen çok hafif ödeme rastlanılabilir. Ses dinlenmesiyle veya terapiyle patoloji kolaylıkla gerileyebilir. Terapinin yanı sıra sanatçıların ses tekniklerinin değerlendirilmesi ve yanlış şan tekniklerinin düzeltilmesi gerekmektedir (10).

Çocuklarda ve ses sanatçılarında cerrahi mümkünse hiç yapılmamalıdır. Çocuklarda terapinin sonuç vermesi için uzun süre beklenilebilir. Ancak ses sanatçılarında terapiste bazı durumlarda yeterli süre tanınmamaktadır. Bu durumlarda olabilecek sorunlar sanatçıya anlatılarak cerrahi sonrası eğitime devam edilmelidir.

Cerrahi tedavide soğuk teknikler veya CO2 lazer seçilebilir. Termodinamik etkisi nedeniyle genellikle lazer tercih edilmemektedir.

Vokal kord polipleri
Polipler genellikle ünilateraldir. Genellikle lokalize subepitelial ödemin artmasıyla gelişen, yüzeyleri vaskülarize lezyonlardır. Larenkste kronik enflamasyona yol açan tüm faktörler poliplere neden olabilmektedir. Şiddetli bir ses çıkarma sonrası oluşan kanamanın rezorbsiyonu sonrasında da hemorajik nodüller meydana gelebilmektedir. Özellikle çok sigara içenlerde polipler diffüz hale gelebilir ve daha sonraki konuda anlatacağımız “Reinke Ödemi” ne dönüşebilir.

Poliplerin lokalizasyonu nodüllere oranla değişik varyasyonlar gösterse de genellikle vokal kordların membranöz kısmına ,serbest kenarına ve genellikle orta bölümüne yerleşirler. Bu bölgeler irritasyonun en sık olduğu bölgelerdir.

Polipler histopatolojik olarak nodüllere benzedikleri gibi oluşma etyolojilerine ve enflamasyon evrelerine göre değişik özellikler gösterebilirler. (Şekil 2) Ödematöz , fibröz , hyalen özellik gösterebildiği gibi özellikle sigara kullanımı ve travma etkisi ile displazik özellik kazanabilirler (11).

Vokal kord serbest yüzeyindeki poliplerde hastanın şikayeti ses kısılmasıdır. Bazı pediküllü polipler subglottik bölgeye sarkarlar. Polip serbest kenarda olmadığından hastada belirgin ses kısıklığı olmaz , ancak ses tonunu özellikle hızlı ve heyecanlı konuşmalarda sabit tutamaz ve diplofoni oluşur. Bazı hastalar ise ses tellerinde bir balgam şikayetiyle baş vururlar. Nadiren büyük polipler nefes darlığına da neden olabilmektedirler. Tanı indirek larenks muayenesi ile konur. Larengovideostroboskopi mevcutsa operasyon öncesi cerraha yol göstermesi yönünden yararlı olacaktır.

Erken veya organize olmamış ödemlerde veya da yumuşak poliplerde hastalar medikal ses tedavisi ve irritan faktörlerin sınırlandırılması ile tedavi edilebilirler. Cerrahi girişime aday olabilecek hastalar bu tedaviye refrakter olan hastalar veya da olayın kronik olduğu anlaşılan veya ses düzelmesinin derhal gerekli olan hastalardır. Bütün bunlara ek olarak pediküllü, hemorajik ya da fusiform poliplerde de cerrahi girişim gereklidir. Vokal kord epitelinde polibi besleyen belirgin bir kapiller varsa, nüksü önlemek için CO2 lazerle ya da koterle damarın fotokoagülasyonu yapılabilir.


Reinke Ödemi
Vokal kordları 1/3 ön bölümünde epitel tabakasının altında “Reinke boşluğu” bulunmaktadır. Kronik larenjitlerde ileri evrede larinks mukozasında kalınlaşma ve kabalaşmalar oluşmakta ve hipertrofik bir görünüm almaktadır. (Şekil 3) Psödomiksomatöz denilen şekilde ise jelatinimsi bir kitle ses tellerini kaplayarak, glottise doğru sarkabilir, buna Reincke ödemi adı verilmektedir. Bu durum genellikle ses tellerini sigara, öksürük, kronik gırtlak temizleme ya da sesi kötü kullanma gibi davranışlar ile kronik olarak irrite eden hastalarda ortaya çıkar. İki taraflı bir diffüz polipozistir. Nadiren tek taraflı olabilir. Erken evrede iğsi görünümdedir. Daha sonra sıvı birikimi ile polipoid özellik göstermeye başlar (11).

Histopatolojik özellikleri poliplere benzer. Hastanın şikayeti genellikle sesinin kalınlaşmasıdır. Ödem ilerledikçe ses kısıklığı da artmaktadır. İleri vakalarda nefes darlığı da olabilmektedir.

Tanı larenks bakısı ile konmaktadır. Tedavide öncelikle irritan faktörler önlenmelidir. Etyolojide rol oynayabilecek alerji, reflü ya da kronik enfeksiyonlar tedavi edilmelidir. Erken vakalarda cerrahiye gerek kalmadan ses eğitimi ile başarılı sonuçlar alınabilmektedir (3).

Reinke ödeminin tedavisinde uygulanan cerrahi tedavide hem soğuk larenks mikrocerrahisi, hem de CO2 lazer mikrolarengoskopik eksizyon uygulanabilir. Burada vurgulanması gerekli olan en önemli konu poliplerin bir çoğunda ödemin vokal kordun üst yüzeyinden başlamış olduğudur. Vokal kordun fonasyon sağlayan medial yüzeyinin integrasyonunu korumak için çok dikkat gösterilmelidir. İnsizyonlar vokal kordun üst yüzeyinde laterale doğru yapılmalıdır ve ödem ya da fibröz eksuda evakue edilebilsin diye mukoza elave edilmelidir. Fazlalık olan mukoza daha sonra tabi olarak uysun diye traşlanabilir. Mukoza korunması amacıyla, epitele yapılan bir insizyonla sadece ödem sıvısı da aspire edilebilir. Mukoza yeterince korunamıyorsa operasyonu iki seansta yapmak uygun olacaktır. Özellikle anterior komissüre dikkat etmek gerekmektedir.

Operasyon sonrası ses dinamiklerinin kazandırılması için foniatrik eğitim verilmeli ve larengofarengeal reflü yönünden hasta takip edilmelidir.

Larengeal Kistler

Larengeal kistler benign larenks lezyonlarının yaklaşık %4 ünü oluşturmaktadır. Değişik sınıflamalar mevcuttur. Pratik olarak kistleri aşağıdaki sınıflamaya göre incelemiştir (1,11).
Submüköz Kisler: Bu kistler eksternal ya da anterior varyasyon gösterebilir Eksternal olanlar da mikrolarengoskopi sınırlıdır. Anterior varyasyon gösterenler mikrolarengospi ile çıkarılabilir. Bunlarda displazik değişimlere dikkat etmek gereklidir.
Müköz Kistler: Mukozanın hemen altındadırlar. Hemen çatlayacakmış bir bül görüntüsü verirler.
Vokal Kord Kistleri: İntrakordal kist adı da verilir (Şekil 4). Bu patolojide karşı vokal korda irritasyon olduğundan dolayı çift taraflı nodül izlenimi alınabilir. Kesin tanı larengovideostroskopi ile konulur. Kistin mukoza içindeki bağımsız vibrasyon hareketleri ile nodülden ayırt edilebilmektedir. Eğer tanıda zorlanılırsa eğitime başlanılır. Belirli bir sürede irritasyon kaybolur ve intrakordal kist tek taraflı izlenir. Asimetrik nodüllerde de kistlerden şüphelenilmelidir. Tedavileri cerrahi olarak eksize edilmeleridir. Cerrahide mikrofllep tekniği genellikle tercih edilmektedir.
Epiglottik Kistler: Daha sıklıkla lingual yüzde ve serbest kenarda bulunurlar. Nadiren larengeal yüzdedirler. Semptom verirlerse cerrahi olarak çıkartılırlar. Genellikle rutin muayene sırasında rastlantısal olarak saptanırlar. Hastaya patoloji hakkında bilgi verilmeli, cerrahi planlanmaz ise büyüme olup olmadığı kontrollerle değerlendirilmelidir.
Yenidoğan Kistleri: Solunum şikayetleri ile gelirler. Mikrolarengoskopik olarak ensizyon ya da ponksiyonla kistin boşaltılması hayat kurtarıcıdır.
Diğer Kistler: Bant ventrikülde, ariepiglottik kıvrımda ve aritenoidde görülebilirler

Larenks Granülomları:
Larenks granülomları kronik irritasyon sonucunda gelişir. İrritasyonun nedeni endotrakeal entübasyon (entübasyon granülomu), yükses sesle konuşma ve bağırma alışkanlığı nedeniyle kronik vokal travma, larengofarengeal reflü ya da idyopatik granülamatöz hastalıklar olabilir (11).

Genellikle sesin gürültülü yerlerde kötü kullanımı sonrasında oluşur. Kontak granülomlar genellikle aritenoid üzerinde görülürler. Granülomlar büyüdükçe ses kalitesi bozulur. Hasta ses çıkarabilmek için daha çok efor sağlamaya çalışır. Ses terapisi ilk tedavi seçeneğidir. Terapi ile tam gerileme sağlanamazsa biyopsi amaçlı eksizyon yapılabilir.

Entübasyon sonrası da travmaya bağlı olarak granülomlar oluşabilmektedir. Aritenoid perikondriumu direk olarak travmaya açık olduğundan uzun süreli basınç sonrası nekroz ve bunun iyileşmesi sırasında granülomlar oluşabilir.Hastaya yumuşak fonasyon teknikleri öğretilmeli ve hasta takibe alınmalıdır. Gerileme olmazsa cerrahi eksizyon denenebilir.

Gerek kontak granülomlardan gerekse entübasyon granülomlarının etyolojisinde larengofarengeal refünün araştrılması gerekmektedir. Larengofarengeal reflü genellikle interaritenoidien pakidermiye neden olmaktadır. Bazı durumlarda bu pakidermi de neoplazik değişimler meydana gelebilmektedir (Şekil 5). Genellikle reflü granülomları vokal proseslerin üzerinde tek taraflı olurlar (Şekil 6).

Granülomların tanısı anamnez ve larenks muayenesi ile rahatlıkla konulabilmektedir. Etyolojide reflü varsa foniatrik eğitimle birlikte antireflü tedaviye başlanılır.

Tüm granülomlarda tedavi ile gerileme saptanırsa cerrahi tedavi için beklenilmelidir. Eğitim verilmezse ya da etyoloji ortadan kaldırılmazsa uygulanan cerrahi sonrası granülom tekrar oluşmaktadır.

Sulkus Vokalis
Genellikle konjenital olduğu sanılmaktadır. Epidermoid kistlerin spontan açılması sonucu olduştuğu da bildirilmektedir. Kendini ses çıkarmada zorlanma veya çabuk ses yorulması olarak gösterir. Larenks bakısında kapanma kusuru olarak izlenirler. Tanının konması zordur. Anamnez iyi değerlendirilmelidir. Daha önceki uygulanmış hatalı cerrahiler sonrası oluşan vokal kord lezyonları da yanlışlıkla sulkus vokalis olarak değerlendirilebilmektedir.

Tedavide ses eğitimi tercih edilmelidir. Değişik cerrahi teknikler önerilse de elde edilen sonuçlar genellikle yüz güldürücü değildir.


Larenk Papillamatozu


Papillom etyolojisinde enfeksiyonlar, travma ve hatta hormonal nedenler ileri sürülmüştür. Ancak son çalışmalar viral etyolojiyi desteklemektedir. Larenks papillomlarının etyolojisinde Human Papilloma Virüs (HPV) Tip 6 ve 11’in sorumlu olduğuna dair veriler vardır (11).

Papillomlar çok katlı yassı epitel ile silyalı solunum epitelinin birleşme alanlarından, yani vokal kordun üst ve alt kenarları hizasından gelişmeye başlarlar. Epitel içinde latent kalan HPV, hayatın herhangi bir döneminde aktive olarak papillomların yeniden gelişmesine veya mevcut papillomların büyümesine neden olabilir.

Larengeal papillomatozisin iki tipi vardır:
1)Juvenil tip: çocuklarda solunum güçlüğü semptomu ile kendini gösterir ve alt solunum yollarına doğru erişkinlerdekinden daha invaziv seyreder;
2) Erişkin tipi: Erişkin çağda ortaya çıkar, papillomların büyüme ve invazyon hızı juvenil tipte olduğundan daha yavaştır.

Papillomatöz dokunun gelişimini önleyebilecek bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Değişik tedavi yöntemleri ileri sürülmüştür (11).

Cerrahi tedavide gerek soğuk mikroşirürjik teknikle gerekse CO2 lazerle olsun amaç, papillomun kitlesini küçülterek solunum yolunu açmaya ve ses kalitesini düzeltmeye yöneliktir. Yeni papillomların gelişerek trakea ve alt solunum yollarının invazyonunu önlemek için mümkün olduğunca trakeotomiden kaçınılmalıdır. Ön ya da arka komissür ile ilgilenirken aşırı dikkat sarfedilmelidir. Papillomlar ön ya da arka komissürün her iki tarafından simultane olarak çıkarılmamalıdırlar çünkü bu web oluşumuna yol açabilir. Bunun yanında bu bölgelerde termal etkiyi minimale indirmek için uygun lazer parametreleri seçilmelidir. Ön komissürün bir tarafına uygun ön kommissür retraktörü konulursa diğer tarafa lazer eksizyonu ya da ablasyonu uygulanırken bu taraf korunmuş olur.

Virütik etkiyi önlemek için alfa interferon tedavisi de kullanılabilmektedir. Genellikle cerrahi tedaviden sonra nüksleri azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak hastalar interferon düzeyi ve karaciğer fonksiyonları yönünden dikktlice takip edilmelidir.

Fotodinamik tedavi, asiklovir tedavisi, ribaverin tedavisi ve otovaksen tedavi diğer seçenekler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu hastalığın olağan gidişi eninde sonunda nüks etmesidir çünkü klinik olarak tutulmamış mukozada viral infeksiyon persiste etmektedir. Larengeal papillomatosisn erişkin tipi juvenil tipe göre çok daha az agresiftir


Diğer Benign Lezyonlar

Larenks Amiloidozu

Amiloid birikimi sonucu oluşan nadir görünen tümörlerdir. Sınırları düzgün submüköz yumru, tümör veya polip görünümünde olabilirler. Biyopside sert doku kıvamındadırlar ve kanamasızdırlar. Semptom vermezlerse beklenilebilir. Obstrüksiyona veya ileri derecede ses kısıklığına neden olurlarsa cerrahi tedavi uygulanabilir.

Larengosel

Etyolojisi belli değildir. Larenksin basınca maruz kaldığı (sıklıkla saksafon ve trompet çalanlarda, kronik öksürüğü olan hastalarda). durumlarda oluştuğu düşünülmektedir. Eksternal ve internal olarak iki formu bulunmaktadır. Semptomatik ve büyük larengosellerde cerrahi tedavi uygulanır; küçük internal larengoseller direkt larengoskopi ile, büyük internal ve eksternal larengoseller boyundan eksize edilir.

Larenks Anjiomları

Anjomatöz polip şeklinde olanlar mikrolarengoskopi ile rahatlıkla çıkarılabilir. Ariepiglottik plikada yerleşim gösterip sinüs priformise yayılım gösterenlere ise ekstra larengeal yaklaşım önerilmektedir. İzole yerleşim gösterenle ise elektrokoagülasyon veya CO2 lazer uygulanabilir. Yeni doğan anjiomlarında, lezyonun büyümesi ile genellikle 3. ve 6.aylar arasında ve dispne görülür. Hemanjiomdan spontan kanama ve aspirasyon, akut solunum yetmezliğine neden olabilir. Tedavide trakeotomi ve spontan gerilemenin beklenmesi, sistemik steroid tedavisi, cerrahi eksizyon, kriyoterapi veya lazer eksizyon seçeneklerinden biri uygulanabilir; lazer cerrahisi günümüz koşullarında en etkili tedavi seçeneğidir.

Larenks Lipomları

Larenks etrafında yerleşim gösteren yumuşak kıvamlı tümörlerdir.

Larenks Kondromları
Lokalizasyon ve büyüklüklerine göre ses kısıklığı, dispne, disfaji, globus semptomlarına neden olabilirler Krikoid üzerinde yerleşip subglotik bir tümefaksiyon yapabildikleri gibi, tiroid kartilajın iç yüzünde yerleşip kordun birini yukarı doğru itebilirler. Radyolojik bulguları karakteristiktir(11).

Abrikossof Tümörleri
Çok nadir rastlanılan tümörlerdir. Miyoblastik lipom, granüloselüler rabdomyom veya granüler hücreli tümör olarak da adlandırılırlar. Histolojik olarak eosinofil granülleri içeren sitoplazmaları ile tanınırlar.

Nervöz Tümörler
Superior larengeal sinirden köken alan shwannomlardır. Pediküllü veya submüköz olarak rastlanabilirler.

Glandüler Tümörler
Onkositomlar ve kistadenolenfomalar bu gruptadır. Kistik özellik gösterirler. Yarım cn den 10 cm ye kadar değişik boyutlarda rastlanabilirler.

Plazmositomlar
Larenksin izole plazmositomları nadirdir. Tedavide radyoterapi önerilebilmektedir.

Fibromlar
Fibröz polipler sayılmazsa nadir rastlanırlar. Mikrolarengoskopi ile kolaylıkla çıkarılırlar.

Fatih Öğüt (*), M. Akif Kılıç (**)
(*) Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları ABD Öğretim Üyesi
(**)Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları ABD Öğretim Üyesi

KAYNAKLAR

American Joint Committe on Cancer: Manual for Staging of Cancer.4th ed. Philadelphia: J.B. Lippincott, 1992.
Anonymous. Multi-Dimensional Voice Program: Operations Manual. Pine Brook: Kay Elemetrics, 1993.
Aronson AE. Clinical Voice Disorders. 3rd ed., New York: Thieme Inc., 1990.
Boone DR and McFarlane SC. The Voice and Voice Therapy. 5th ed., Englewood Cliffs: Prentice Hall, 1994.
Kılıç M. A. Pediatrik vokal nodüllerin tedavisinde vurgu yöntemi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Dergisi1998, 6(2), 93-97.
Kolcular D, Öğüt F, Yavuzer A: Nodül nokallerde tutumumuz. 24. Ulusal Türk Otorinolarengoloji ve Baş- Boyun Cerrahisi Kongresi.Kitabı 1997: 593-59.
Kotby MN. The Accent Method of Voice Therapy. San Diego: Singular Publishing, 1995.
Morrison MD, Rammage LA. Muscle misuse voice disorders: Description and classification. Acta Otolaryngol (Stockh) 1993; 113: 428-34.
Ömür M, Ökçün E: Profesyonel ses hastalıkları ve tedavisi. Oğuz A, Demireller A (Ed.): Ses ve Ses Hastalıkları (kitabından), İstanbul: Ekin Tıbbi Yayın, 1996:1130-140
Öğüt F. Ses ve Konuşma Bozukluklarında Foniatrik Eğitim, KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi (Çelik O.)Turgut Yayıncılık, İstanbul 2002, 651-658.
Yavuzer A. Larenks Benign Neoplazmları, KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi (Çelik O.)Turgut Yayıncılık, İstanbul 2002, 651-658
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Larenksin Benign Lezyonları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Fatih ÖĞÜT'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Fatih ÖĞÜT'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Prof.Dr.Fatih ÖĞÜT
İzmir
Doktor "Kulak, Burun, Boğaz - KBB"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi11 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Fatih ÖĞÜT'ün Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,922 uzman makalesi arasında 'Larenksin Benign Lezyonları' başlığıyla benzeşen toplam 5 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:59
Top