TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

Sena TUNÇ Fotoğraf
Psk.Sena TUNÇ
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 13 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: Depresyon Boşanma Panik Atak Hiperaktivite Bipolar Bozukluk Dikkat Eksikliği Alkol Öfke Madde-Uyuşturucu İletişim Anksiyete alt ıslatma Sınav Kaygısı yalan söyleme Bağımlılık Şiddet Korkular özgüven CinsellikKişisel Bilgileri MevcutTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 1820,

* Yayın Tarihi : 05-10-2007 - 12:39 (220 gün önce),

* Ortalama Günde 8.24 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 12197 , Kelime Sayısı : 1729 , Boyut : 11.91 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Sena TUNÇ hakkında söyledikleri:
Merhabalar..Sena hanıma evliliğimizin çıkmazda olduğu, boşanma arifesine geldiğimiz bir dönemde başvurduk. Evliliğimizdeki herşey kabus gibiydi.

Terapiye başladığımızın 3. haftasında herşey yavaş yavaş rayına girmeye başladı. Seanslarda uygulanan teknikler, evödevleri farkında olmadan eşimle birbirimize yakınlaşmamızı sağladı. Boşanıcaz inancı kendını yeniden oluyor, evliliğimiz toparlanıyora bıraktı..

Sena hanıma buradan çok teşekkür ediyorum..Yaklaşık 2 hafta önce kendisini kucağımda 3 aylık kızımla ziyaret ettim..Kızım da kendisine minnettar...

Şimdi evliliği yolunda gitmeyen bir ... [DEVAMI..]

(Şenay, Danışan, 06-05-2008)

3 sene kadar önceydi, yaşamla ciddi sıkıntılarımın olduğu, hatta ölüm kalım arasında gidip geldiğim uzunca bir süreç. Sena hanımı bir arkadasımın sayesinde tanıdım. Terapi sürecimiz yaklaşık 6 ay kadar sürdü. Ve ben bu 6 ay içinde yeri geldi yaşamla yüzleştim, çarpıştım yeri geldi yaşamı olduğu gibi, şartlarımı gereksiz yere zorlamadan kabullenmeyi öğrendim. Sena hanımın seanslar süresince yadsınamaz emeği, farklı terapi yöntemleri, alışılagelmiş terapist söylemlerinden çok çok uzak oluşu kendimi kısa sürede bulmama, Sena hanımın deyimiyle "Kendimle temasa geçme"me sebep oldu. İhtiyaçlarımın f... [DEVAMI..]
(Danışan, Danışan, 03-03-2008)

Sena hanım (hoca lafını sevmezmiş) ile sosyal fobi ile alakalı bir site vasıtasıyla tanıştık. Grup terapisi yapma önerisi getirdi. Yaklaşık 3 haftadır devam ediyoruz. Mesleki anlamda kendini çok iyi yetiştirmiş. İnsancıl ve hoşgörülü birisi. 8 senedir çeşitli kurumlardan terapi alıyorum. Sena hanım şimdiye kadar tanıdığım en başarılı psikologlardan birisi. Ev-ofis olarak kullandıkları daire çok güzel. İnsan kendini evindeymiş gibi rahat hissediyor. Grup terapisi bana çok iyi geldi. Bir arkadaşın da belirttiği gibi Sena hanım yaşam gerçekleriyle de yüzleştiriyor. Gruba katılan diğer arkadaşlard... [DEVAMI..]
(sergio, Danışan, 25-09-2007)

merhaba ben sena tunç'u yaklasık olarak 17 yıldır tanıyan ortaokulda üniversiteye ve ordan sonrasına kadar bir arkadas olarak herzaman için kendisinden her anlamda yardım görmüş bir kişiyim.kendisinin benim üzerimdeki hakkını anlatabilcek birtek kelime varsa kesnilikle anamla eşit haklara sahiptir diyebilirim size.en zor dönmelerimde beni bataktan çıkarıp kenidme olan öz güvenim saglamadaki destegini acımı içime atıp melankoli yaşamaktansa hayatı oldugu gibi kabullenip kendi yolumda ilerlemem gerektigin ve hiç bir zaman geriye bakmadan yere saglam adımlarla basmam gerektigin kendisinde ögrend... [DEVAMI..]
(d.b.y, Arkadaş/Tanıdık, 23-09-2007)

Psk.Sena TUNÇ Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en temel özelliklerden biri de duygusal yaşantısıdır. Duygusal yaşantı en hüzünlü olandan en neşeli olana, en sakin olandan en öfkeli olana değişik yelpazeler içinde bir noktada yer alabilir. Bu yelpaze içinde yer alışına göre insanı çok neşeli, çok elemli, depresif vb. olarak tanımlarız. Duygulanım, insan olmanın insancıl davranmanın en önemli öğelerinden biridir. İyi yada kötü hiç bir habere, hiç bir duygusal yanıt vermeyen bir insanın gerçek anlamda yaşadığını kabul etmek zordur. Duygulanımın sürekliliği açısından değerlendirecek olursak; bazı insanlar, bazı duygulara çabuk tepki verir, elleri titrer, yüzü kızarır vb. Bu gibi durumlarda kişinin emosyonundan söz edilir. Öte yandan, kişinin gün içinde bazen neşeli, bazen kederli, veya bir ya da birkaç gün biraz kızgın sonra neşeli olduğunu söyleyebiliriz. Bu da günlük değişim gibi düşünülebilir ve kişinin duygulanımından ( affekt ) söz edilir. Bunlar olağan çerçeve içinde her insanda görülebilecek duygusal özelliklerdir. Oysa bu duygudurumların abartılı bir biçimde aşırı ve yerli yersiz yaşanması söz konusuysa o zaman bir duygu hastalığının olduğunu anlarız .
İnsanın ruhsal yaşamında bilişsel (cognitive ) ve duygusal (emotive ) süreçler birbirinden ayrılamaz. Bilişsel deyince algılamak, tanımak, değerlendirmek, zamana ve yere oturtmak, neden sonuç bağlantıları kurmak, belleğe yerleştirmek gibi zihinsel yetiler anlaşılır. Duygulanım ( affect ) deyince neşe, üzüntü, öfke, kin, nefret, korku, bunaltı, kaygı gibi duygusal tepkilerin yaşanması anlaşılır. Duygulanım; bireyin uyaranlara, olaylara, anılara, düşüncelere, duygusal tepki ile katılabilme yetisidir. En yalın ve etkisiz gibi görülen uyaranlar insanda değişik derecelerde bilinçli yada bilinçdışı duygusal tepkilerle birlikte algılanır.
Duygudurum ( mood, mizaç ) ise bireyin bir süre, değişik derecelerde rahat, neşeli, üzüntülü, tedirgin, öfkeli, taşkın yada çökkün bir duygulanım içinde bulunuşudur. İnsanda duygudurum dört ana başlık altında sınıflandırılabilir. Bunlar; normal duygudurum (euthymia), taşkın duygudurum ( elated mood, high mood ), çökkün duygudurum ( low mood, depressed mood ) ve sıkıntılı, tedirgin duygudurum ( dysphoric mood )’dur.
Normal Duygudurum ( euthymia ):
Belirli sınırlar içinde dalgalanmalar gösteren, fakat kişinin kendisince ya da başkalarının gözlemlerine göre aşırılığı olmayan bir duygusal durumdur. Normal duygudurumda olan kişi kendisini iyi hissetmektedir. Öfkeleri, sevinmeleri, üzülmeleri olabilir fakat bunlarda ne kendisince, ne de dışarıdan gözlemle aşırılık, uygunsuzluk yoktur ve çevredeki koşullara uygun bir süresi vardır.

Taşkın Duygudurum ( elated mood, high mood )
Kişinin günlük yaşamında aşırı neşelilik ( euphoria, öfori ), kendini aşırı iyi hissetme egemendir. Günlük yaşamda insanlar kimi durumlarda aşırı neşe, coşku içinde olabilirler.
Çökkün Duygudurum ( low mood, depressed mood )
Kişinin günlük yaşamında üzüntü, elem, hüzün duygusu egemendir. Çökkün duyguduruma en yakın normal insan deneyimi, çok sevilen yakın bir kişinin yitiminde yaşanan yas ( matem ) içinde olmaktadır.
Sıkıntılı, Tedirgin Duygudurum ( dysphoric mood
Kişinin günlük yaşamında tedirginlik, sıkıntı, öfke, mutsuzluk baskındır. Genellikle çökkün duygudurum ile birlikte görülür.

İnsanların içinde bulunduğu gerçek durumla bağdaşmayacak bir şekilde elem, keder ve mutsuzluk halleri, bunların zıddı olan neşe, keyif ve iyimserlik hali içinde bulunmalarına duygulanım bozukluğu adı verilir. Çoğu kere bu uyumsuz duruma bir sebep bulmak imkanı olmaz ve birey her şeyin iyi gittiği bir durumda hastalanabilir veya hiçbir şeyin iyi olmadığı bir halde neşesini muhafaza edebilir. Bir duygulanım bozukluğunda ya bir belirti veya bir belirtiler kümesi ile karşılaşırız.

Kişinin bir stresle karşılaşması, sevilen bir kimsenin ya da objenin kaybı, manevi bir değerin kaybı, ekonomik güçlükler, iflas halleri ve itibarın kaybı duygulanım bozukluğuna sebep olabilir.

TARİHÇE
Duygulanım bozuklukları çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Eski din kitaplarında, Yunan ve Latin yapıtlarında ağır çökkünlük ve taşkınlık nöbetleri geçiren kişiler tanınabilmektedir. Mani ve melankoli deyimlerini ilk olarak Hipokrat kullanmıştır.
M.Ö 400 yılında Hipokrat depresyonu da tanımlamış ve iç salgılarla ilgili oluştuğunu savunmuştur.
Orta çağda ruhsal çökkünlüğü en iyi tanımlayanlardan biri İbni Sina olmuş ve ilginç olgu örnekleri vermiştir. 19. yüzyılda Fransız ve Alman ruh hekimleri mani ve melankolinin değişik türlerini, klinik belirtilerini yazmışlarsa da hepsini psikoz manyak depresif ( PMD ) adı altında toparlamayı, hastalığın belirtilerinin gidiş ve sonlanışının tanımlanmasını Kraepelin ( 1896 ) başarmıştır.
Asclepiades depresyonları kişinin şartlarını iyileştirmek yolu ile tedavisini önermiştir. M.S. 2. yüzyılda Areataeus mani ve melankoliyi tarif etmiştir, bu iki hastalığın birbiri ile bağımlı olduğunu ifade etmiştir. Jean Pierre Falret bir kısım depresyonların başlangıçta neşeli bir devre sonunda ortaya çıktığına dikkat çekmiş ve bu duruma “ folie circulaire ” ( döngüsel ruh hastalığı ) adını vermiştir. Griesinger bütün akıl hastalarında hastalanan yerin beyin olduğunu ileri sürmüş, depresyonun da bir beyin hastalığı olduğunu vurgulamıştır. Kraepelin’den önce Karl Kahlbaum siklotimi deyimini kullanmış ve hafif heyecansal bozukluklarla seyrettiğini bildirmiştir. Freud, ortaya attığı psikoanalitik teorisi içinde manik-depresif psikoz, diğer psikozlar ve nevrozları ayırmaya yönelik çalışmalar yapmıştır. Winokur ve arkadaşları ise maninin depresyona göre daha ağır bir hastalık olduğunu bildirmişlerdir.
Baldessarini ( 2000 )’ye göre Bipolar bozukluk kavramının tarihsel gelişimi
M.S 150
Aretaeus
Melankoli Mani
1854
Falret ve Baillarger
Folie double forme
1867
Griesinger
Tek mental hastalık
1882
Kahlbaum
Siklotimi
1899
Kraepelin
Manik depresif psikoz
1960 lar
Angst, Perris, Winokur
Bipolar-tekuçlu ayrımı
1976
Dunner ve ark.
Bipolar II
1976
Mendels
Sözde tekuçlu depresyon
1978
Pope ve Lipinski
Manik depresif psikozda
“ şizofrenik belirtiler”
1983
Akiskal
Bipolar spektrum
1990
Goodwin ve Jamison
Manik-depresif hastalık

NEDENLERİ
Duygudurum Bozukluklarının nedenleri günümüzde biyolojik ve psikososyal olarak iki ana başlıkta incelenmektedir. Bu etkenlerin birbirini etkileyerek bozukluğa yol açtıkları düşünülmektedir. Hastalar dikkatle incelendiğinde, Bipolar tipte çökkünlük ve taşkınlık nöbetlerinin oluşunda, öncelikle başlangıçta , psikososyal etkenler hastalığın ortaya çıkmasında belirgin etken olarak yorumlansa da, zamanla birçok hastada nöbetlerin açık psikososyal etken olmaksızın kendiliğinden ortaya çıkabildiği görülmektedir. Taşkınlıkta ( manide ) ve yineleyici ağır çökkünlüklerde biyolojik etkenlerin daha büyük rol oynadığı kabul edilir.

1. Biyolojik Nedenler; Kalıtımsal Nedenler, Biyolojik Aminler, Beyinde Yapısal Bozukluklar ve Uyku Bozuklukları yer almaktadır .
2. A. Kalıtımsal Nedenler: Aile ve kalıtım araştırmaları duygudurum bozukluğu olanların birinci derecede akrabalarında hastalanma riskinin belirgin olarak yüksek olduğunu göstermektedir. Yineleyici çökkünlük geçiren hastaların birinci derece akrabalarında hastalanma riski genel nüfustaki riske göre iki üç kat yüksektir. İkiuçlu ( bipolar ) bozukluk gösterenlerde ise risk bunun da iki katıdır. Tek yumurta ikizlerinde eşhastalanma oranı ( concordance ) % 40- 50 arasında bulunmuştur.
3. Kendler ve arkadaşlarının ( 1992 ) 1033 çift kadın ikiz üzerinde yapılandırılmış görüşmelerle elde edilen verilerine göre Majör Depresyon için yaşam boyu prevalans oranı % 12 – 36 arasında değişmektedir. Öztürk ( 2002 )’e göre; hastalığın kalıtımla geçiş olasılığı % 21- 45 bulunmuştur. Bu sayılar arasındaki büyük farkların depresyon tanımlanmasına bağlı olabileceği bildirilmektedir. Çocukluğunda biyolojik ana- babadan ayrılarak evlat edinilmiş olan ve affektif bozukluk geçiren kişilerin biyolojik ana-babalarında benzer hastalığın görülmesi olasılığı bu kişileri evlat edinenlere göre çok daha yüksektir. Sullivan ve arkadaşları ( 2000 )’ na göre; epidemiyolojik veriler, aile ve ikiz araştırmaları duygudurum bozukluklarında kalıtımın önemli rolü olduğunu göstermektedir.
B. Biyolojik Aminler: Duygudurum Bozukluklarının patofizyolojisinde en çok üzerinde durulan biyolojik aminler norepinefrin ( NE ), dopamin ( DA ) ve serotonindir ( 5HT2 ). Depresyonda genel olarak NE, DA, 5HT2 düzeylerinde düşmeden, manide ise artıştan söz edilmektedir.
C. Beyinde Yapısal Bozukluklar: Son yıllarda beyin görüntüleme yöntemlerindeki büyük gelişmelerle mani ve depresyonda beynin ayrı bölgelerinde olabilecek değişikliklerle ilgili araştırmalar artmıştır. Bipolar Bozukluk gösteren hastalarda MR ile yapılan incelemelerde subkortikal bölgelerde kanlanma değişiklikleri izlenimi veren aşırı yoğunlaşma alanları olduğu bildirilmiştir.
D. Uyku Bozuklukları: Major Depresyon Bozukluğu’nda özellikle uyku EEG’sinde bazı değişiklikler gözlenmektedir. REM latansında kısalma, uyku başlangıcında REM yoğunluğunda artış, ilk REM periyodunun uzaması, uyku başlangıcının gecikmesi ve delta uykusunun azalması gibi değişiklikler görülür. Özellikle REM latansındaki kısalma depresyona yatkınlık olarak ele alınmaktadır.

2. Psikososyal Nedenler söz konusu olduğunda ise; önemli ekonomik sorunlar, aile bunalımları, iş yaşamındaki çatışmalar ve doyumsuzluklar, emeklilik, iş yitimi, sevgi nesnesinin yitimi, benliği örseleyen, inciten, onur kırıcı durumlarla karşılaşmak ve daha nice psikososyal olay gerçek duygulanım bozukluklarının ortaya çıkmasında ve süregenleşmesinde büyük rol oynar.Tüm bu sebeplere ek olarak; yaşam olayları, hastalık öncesi ( premorbid ) kişilik, psikoanalitik kuram, benlik ( ego ) psikolojisi, bilişsel ( kognitif ) kuram ve davranışçı kuram da psikososyal nedenler arasında oldukça önemli bir yer almaktadır.
A. Yaşam Olayları: Yaşam olayları ve çevresel stres etkenlerinin duygudurum bozukluklarında özellikle ilk atakta etkili oldukları, nörotransmiter düzeylerinde değişikliklere neden olarak daha sonraki ataklara yol açtığı düşünülmektedir. Ayrıca erken yaştaki kayıp ve ayrılıkların ileriki yaşlarda depresyona yatkınlık oluşturduğundan söz edilmektedir.
B. Hastalık öncesi ( premorbid ) Kişilik: Hastalık öncesi kesin bir kişilik tipi belirlenememesine karşın oral bağımlı, obsessif kompulsif ve histrionik kişilik özelliği olanlarda depresyona eğilim olduğu düşünülmektedir.
C. Psikoanalitik Kuram: Psikoanalitik kurama göre depresyonda bir sevgi nesnesi kaybı söz konusudur.Yaşamın erken dönemlerinde bozuk anne - çocuk ilişkisi nedeniyle sevgi nesnesine karşı ikili ( ambivalans ) duygular ( sevmek- nefret etmek gibi ) gelişmiştir. Sevgi nesnesine karşı olan ikili duygular kişinin kendisine yöneltilir. Böylece kişinin özsaygısı azalır, kendini değersiz ve suçlu görmeye başlar, depresyon oluşur.
4. Benlik ( ego ) Psikolojisi: Bu kurama göre benliğin üç alanda özsever (narsisistik) amaçları vardır. Bunlar; değerli ve sevilen biri olmak, güçlü ve üstün olmak, iyi ve seven biri olmaktır. Eğer yaşamda bu istekler gerçekleştirilemezse benlik kaygı ve çatışmaya girer. Bu özsever engellenme sonucunda özsaygı düşer ve depresyon gelişir.
5. Bilişsel ( kognitif ) Kuram: Çocukluk çağında yaşanan deneyimler bazı temel düşünce ve inanç sistemlerinin oluşmasına neden olur. Oluşan bu şemalar kişinin erişkin yaşamında kendine ve dünyaya bakışını ve davranışlarını biçimlendirir. Herhangi bir yaşam olayında bu gizli kalmış şemalar alevlenir. Ortaya olumsuz otomatik düşünceleri çıkarır. Bunlar; dünyaya, kendine ve geleceğe karşı olumsuz üçlü olarak tanımlanır. Bu olumsuz bakış sonucu depresyon gelişir.
6. Davranışçı Kuram: Erken yaşam dönemindeki deneyimlerle kişi
çeşitli davranış biçimlerini öğrenir ve kendi yaşamında uygular. Bu
kurama göre depresyon öğrenilmiş çaresizlik durumudur.


Sena TUNÇ
Y.Lisans Tezi
Duygudurum Konulu Bölüm

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Sena TUNÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Zayıf Karne Sendromu - Okul Başarısızlığının Nedenleri , Psk.Eylem AYRANCI
  • Soteria Projesi: Şizofreniyi Nasıl Yeneriz? , Psk.Üstün ÖNGEL
  • Bahar Aylarında Günlük Ani Hava Değişiklikleri Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor. , Psk.Füsun BUDAK
  • Boşanmalı Mı Boşanmamalı Mı? , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Eş Seçme Kuramları , Psk.Duygu AYHAN
  • Ailenin Oluşumu Ve Etkileri , Psk.Serhat YABANCI
  • Çocuklarda Korkular Ve Saldırganlık , Psk.Özden ŞENKOYUNCU
  • Andropoz Ve Panik Atak , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Kişilik Ve Dayak , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Bağımlı Gençlik Ve Teknoloji Bağımlılığı , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Erotomani Ve Şizoid Kişilik , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Kıskançlık Ve Stres , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Şiddet Uygulanan, Şiddet Uygular! Ve Erkekler De Şiddet Görüyor , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Depresyonda Mıyız Yoksa? Ve İnsan Olmanın Temel Niteliklerinden Yoksun Olan , Psk.Ceyda ŞENEL
  • Çocuklarda Enüresis-Alt Islatma (Nedenleri Ve Öneriler) , Psk.Ayça ULUÇAM GÜÇMEN
  • Kendine Yetebilmek , Psk.Serhat YABANCI
  • Röportaj: Antidepresan Eşittir Çağdaş Muska , Psk.Üstün ÖNGEL
  • Gençler İçin Başarı , Psk.Özden ŞENKOYUNCU
  • Çocuk Ve Afet : Felaketlerin Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Etkileri , Psk.Nevin KÜÇÜK
  • Stres Ve Başetme Yolları , Psk.Mehmet Enver BAYATLI
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    08:52
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler