2007'den Bugüne 81,949 Tavsiye, 25,991 Uzman ve 18,193 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Yaşamımızı Uzatmak İçin Stresi Tanımak ve Mücadele Etmek - Stres Eğitimi
MAKALE #3001 © Yazan Psk.Halil TÜRKMEN | Yayın Mayıs 2009 | 3,706 Okuyucu
YAŞAMIMIZI UZATMAK İÇİN STRESİ TANIMAK

VE MÜCADELE ETMEK - STRES EĞİTİMİ -2

1. Makalemin Devamı:

Stres geçmişte, günümüzde ve gelecekte “STRES EĞİTİMİ ADLI İLK MAKALEMDE” ayrıntılı olarak belirttiğim, strese yol açan faktörlerin rol oynadığı her durum, olay ve olguda yaşanır. Stresi yaşamak değil stresi yaşamamak anormal sayılmalıdır. Hafif stres durumu yani bireylerin kaldırabileceği oranda stres, “heyecan olayında olduğu gibi” organizmayı harekete ve eyleme geçiren güçtür.
“Motivasyon” Ayrıca, organizmanın güçlüklerle mücadele etmesi ve üstesinden gelmesi; canlılığını sürdürmesi için gerekli ve yararlı olduğu kadar, vücudun güçlükler ve zorluklar karşısında bağışıklık sistemlerinin dayanıklılığını ve direncini geliştirmek için gereklidir. Daha doğrusu, bireylerin olumsuz durumlar ve koşullar karşılaşması halinde, bu olumsuz durumlardan korunmak, kurtulmak için harekete geçmesi ve mücadele ederek kendini korumasına ve savunmasına katkı sağladığı için yararlıdır.
Ancak, stres olayının şiddeti, yoğunluğu ve süresinin uzunluğu ile orantılı olarak;”yukarıdaki bölümlerde ayrıntılı açıkladım” stres organizmayı tahrip ederek, olumsuz etkilemekle kalmayıp, bağışıklık sistemlerinin de zayıflamasına ve süreç içinde gücünü yitirmesine neden olacaktır.
Stres geçmişten, yani evrenin var oluşundan bugüne; “Yangın, sel, deprem, volkanik olaylar, yanardağ, kıtlık, yırtıcı hayvanlar, savaş vb. yakın çevresindeki doğa olayları yada felaketlerle, baş başa kaldığı olumsuz durum ve koşullarla ilgili ” korku, tehdit, tehlike, kaygı, endişe, belirsizlik vb. dış kaynaklı ve sürekli benzer olaylar ve durumlar strese neden olurken; insanoğlu stresi oluşturan bu olay ve durumlara, mücadele ederek yada kaçıp uzaklaşarak; kurtulmuş yada kurtulma becerisi kazanarak, atlatmayı bilmişlerdir. Süreç içinde mücadele etme yada kaçıp kurtulma deneyimleri kazanmışlardır.
Çağımızda, başlangıçta belirttiğim ve açıkladığım gibi evrendeki doğa olayları dışında insan eliyle oluşturulan, buluşların sonucu, yapılan değişiklikler, o kadar hızlı ve baş döndürücü bir biçimde gelişmiş ve gelişmektedir ki…. insan oğlunun kendi yarattığı bu medeniyet canavarına karşı, farklı tepki, mücadele ve uyum yöntemlerini de bulma ve kullanma zorunluluğunu da birlikte getirmiştir. Diğer değişle çağımızın psikolojik rahatsızlıklarından biri olarak kabul ettiğimiz stres, kendisinin insan üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler yetmezmiş gibi bir çok psikolojik rahatsızlığın kapısını aralamakta ve bir çok psikosomatik rahatsızlıkların ortaya çıkmasını tetiklemektedir. Bu yönü ile ele aldığımızda çağımızın insan eli ile oluşan teknolojik gelişmeleri sonucu yapılan buluşlar, yine kendine zarar veren, bazen de yok eden yeni canavarlar yaratmıştır.
Bu gün basit anlamda günlük yaşamımızın bir parçası haline gelen, trafikteki keşmekeşlik ve terör ; hava kirliliği ve ozonun atmosferi delmesi sonucu yaşanan ve yaşanacak olumsuzluklar, ormanların ve yeşilin yok edilerek, oluşturulan plansız yapılanmalar; köyden kentlere göçüşü oluşturan faktörler sonucu, geldiği yeni çevreye uyum süreçleri; çağdışı bir eğitim planlaması ve yapılanması ile olumsuz yetiştirilen geleceklerimiz, çocuklarımız, yarınlarımız; olağan üstü durumlarda, koşullarda yada olaylarda yapılan uygulamalar; savaş durumlarında ki insanlık dışı olaylar ve katliamlar veya insan eli ile oluşturulan şiddet ve insanlık dışı olaylar; kriz dönemleri ve bunun getirdiği işsizlik, açlık ve yokluk; bireyden bireye değişen çelişkili uygulamalar “ Bir tarafta açlık, yoksulluk ve felaket içinde insanlar, diğer tarafta lüks, bolluk ve savurganlık vb. yaşam tarzları“, yasaların her birey için farklı uygulanışı; insan hakları ihlalleri ve haksızlıklar “güçlüğü koruyucu, zayıfı ezici”, teknolojinin ortaya çıkardığı olumsuzluklar ve hastalıklar; doğanın, evrenin doğal dengesini bozucu çalışmalar ve uygulamalar vb. burada belirtmediğim, bir çok olaylar ve durumların olumsuz etkileri; biz insanların kendimizin yarattığı canavarlardır.
Bu olaylar ve durumlar doğa olayları değildir. Doğa olayları kadar hafif şiddetli değil; şiddeti, yoğunluğu, yeğin hissedilen ve iz bırakıcı etkileme gücü olan; insanları tehdit eden, korkutan, endişelendiren, yüksek düzeyde kaygı yaratan ve zorlayan; yaşama karşı direncini ve olumlu yaklaşımını etkileyen; tehlikeli olaylar ve olgular, yaşam biçimleri olduğu kadar, insan eli ile oluşturulan, insanların alt yapısını oluşturduğu insanlık dışı uygulamalardır.
Günümüzden bir örnek vermek gerekirse, Ülkelerin kriz dönemlerinde, iş verenin yatırımlar yaparak ümit bağladığı işyeri yada fabrikasını kapatması yada iflas etmesi sonucu, işçilerin işten atılarak, beklentilerinin, alışılmış düzenlerinin bozulması vb nedenlerle milyonlarca insanın olumsuz koşullar yaşaması sonucu, hayal kırıklıklarına yol açmakla kalmayarak, ailelerin yaşam biçimlerinde büyük değişiklikleri ve olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Bu olumsuz koşullar iş setresinden çok yoğun, etkili ve şiddetli bir İŞSİZLİK STRESİNE yol açarak; bir çok olumsuz olayları ve felaketleri de birlikte getirmektedir.
İşsizlik sonucu yaşanan stres, ekonomik sorunların sadece bir parçasını oluşturan stres türüdür. Bu stres türünün olumsuz etkilerine kısaca değindiğimde, bireyleri etkileme gücü ile diğer strese yol açan faktörleri yaşayan bireylerin ne derecede şiddetli ve yeğin stres yaşayacağı konusundaki düşünceleri siz değerli okuyucularımın görüşlerine bırakmak istiyorum.
İş stresi yaşayan birey, öncelikle hayallerini ve umutlarını kaybetmiştir. Bunun sonucu yoğun bir hayal kırıklığı ve umutsuz düşünceler yaşamaktadır. Daha önceki yaşam koşullarında ani değişiklikler oluşmuştur. Sorumlu olduğu aile bireyleri bulunan kişilerde bu şiddet daha güçlü hissedilmektedir. “Aynı sorun ektiği ve emek verdiği ürünün bir anda yok oluşunu sıklıkla yaşayan köylümüzde, siftah etmeden aylarca dükkanını açıp, kapayarak; kepenk vuran esnafımız, zararlara dayanamayarak işletmesini, fabrikasını kapatan yada iflas eden iş verenimiz vb.” onlarca, yüzlerce olayda gerçekleşebilir. Bu kişilerin geleceği ilişkin olumlu düşünceleri “ hayalleri, umutları vb” bir anda olumsuzluğa dönüşmüştür. Belirli bir süre için yeni koşulların olumsuzluklarına direnerek, ayak uydurmaya çalışırken; diğer taraftan geçmişteki birikimlerini tek tek elden çıkarmaya başlarlar. Süreç içinde denedikleri her girişim, attıkları her adım sonunda bir defa daha olumsuzluklar yaşamakla kalmayıp, çevre, dost, arkadaş ilişkileri de bozulmaya başlamıştır. Bu bireyleri daha şiddetli bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk girdabına sürükler. Öğle bir zaman gelir ki bu olumsuzluklarla mücadele gücünü tamamen kaybetmesi sonucu, başarısızlık, yetersizlik, değersizlik, dışlanılmışlık vb. duygular yaşamının bir parçası haline dönüşür. “Bazen bu olumsuz yaşam biçimine alışmamış kişilerin aniden olumsuzlukları yaşamaları, bu yeni koşulları kaldıracak güçleri ve dirençleri olmaması nedeni ile kaçışı seçebilirler. Alkol, uyuşturucu, intihar vb”
Geçen süreç içinde, eski durumlarına kavuşma, başarılı olma, statü kazanma, saygın ve sevilir birey olma, üretme, değer verilme, kendini gerçekleştirme vb. sosyal güdülerine tekrar kavuşma hayalleri, umutları, çabaları sonuçsuz kalan yada hüsrana uğrayan birey, artık çaresizdir. Bu olumsuz duygular ve koşullar tüm direnç, çaba ve zorlanmalara karşın yakasını bırakmamıştır. Bütün bu olumsuzluklar yetmezmiş gibi aile,arkadaş,dost ve çevre ilişkilerinde olumsuz değişimler olması sonucu stresin sosyal boyutu da birey üzerinde o kadar yoğun hissedilecektir ki….. Bu bireyin tüm bu olumsuz yaşam biçimlerinin şiddetli ve yoğun stresi daha fazla kaldıramaması sonucu, süreç içinde depresyon ve benzeri bir çok psikosomatik hastalık ortaya çıkacaktır. Bundan daha büyük travma durumları olabilir mi? Bu travma durumlarına organizma ne kadar direnç gösterebilir?

İş stresi, evrende yaşanan, olumsuz olay ve olgular sonucu, oluşan stres nedenlerinden “faktörleri” sadece biridir. Oysa yukarda belirttiğimiz gibi birden çok olumsuz koşulla baş başa kalan, bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için mücadele etmesine ve tüm olanakları seferber etmesine karşın, sonuç alamayan bireylerde; organizma bilinçsiz davranışlarda bulunabilir. İşte bu koşullarda yaşanan travmalar ve psikosomatik rahatsızlıklar sonucu; işlenen cinayet ve katliamlar kaçınılmaz bir hale gelebilir. İnsanları olumsuz olaylar, olgular ve koşullar direk olarak etkiler. Bu olumsuz koşulların şiddeti ve yoğunluğu ile orantılı bireyler olumsuz etkilenirler. Bu olumsuzluklar, bireyin kendisi dışında, bir zincirin halkaları gibi yakın çevresini süreç içinde dış çevresini de olumsuz etkiler. Sonuç olarak, istenmeyen insanlık dışı olaylar “ psikolojik bozukluklar, travmalar, cinnet, cinayet, intihar, katliam vb” yaşanabileceği asla ve asla unutulmamalıdır.
Yine bireylere potansiyellerinin üzerinde yada çok fazla sorumluluk ve görevler yüklendiğinde, bunun sonucu zorlanma, baş edememe, üstesinden gelememe, başarısız olma vb. olumsuzluklar yaşanır. Bu olumsuz koşullar şiddetli, yoğun ve yeğin hissedildiğinde süreç içinde bireyin kendini suçlama, sorumlu tutma; yetersizlik, değersizlik, umutsuzluk ve çaresizlik düşünceleri bireyin düşüncelerine egemen olabilir. “Sürekli başarısızlık, yoğun iş stresi, zorlanmalar, sürekli kendini baskı altında hissetme duygu ve durumları, aile içi şiddet ve kalıcı sorunlar, aile ve eşler arası sorunlar yada mutsuz evlilikler “sevgi, saygı ve özveri, karşılıklı anlayışın bitmesi”, geçimsizlik, ayrı yaşama “Dağılmış yada parçalanmış aileler”, boşanma, derslerde sürekli başarısızlık ve sınav kaygısı, taciz yada tecavüz olayları, travma yada şok olayları, bulaşıcı yada çaresiz hastalıklar ve daha önce belirttiğim bir çok olgu ve olaylarda; bireyin yaşadığı stres şiddetli yada yoğun ve sürekli yada kalıcı etkilediği oranda travmaya neden olduğunda, stres kronikleşir. Stresin kronik bir hal alması sonucu, birey bu olumsuz durumlara göğüs germek yada kurtulmak için mücadele etme gücünü yitirebilir veya olumsuz durumları süreç içinde kabullenerek, aldırmaz tutum, davranış ve düşünceler geliştirebilir. Bunun sonucu, olumsuz yaşam biçimine bağışıklık sistemleri daha fazla dayanamayarak, görev ve fonksiyonlarını yapamaması organlarımızda işlev bozukluklarına yol açabilir. “ İvme, kalp krizi, kalp ve damar hastalıkları vb.” Bazen de birey şiddet yöntemlerini seçebilir “Kendisine yada çevreye yöneltebilir” Bütün bu olay ve olgular sonucu oluşan ve travmalar yaratan ve süreç içinde kronikleşen, stres biçimine bir isim vermek gerekirse; ben bu strese TEKNOLOJİK yada SOSYAL STRES adını vermeyi düşünüyorum.
Teknolojik yada sosyal stres durumunda, sosyal olaylar ve olgular karşısında, her bireyde insan olmasının gerektirdiği bir etkilenme gücü oluşur. Her birey etkilenmenin şiddeti oranında farklı tepkilerde bulunur. Bireyleri etkileme, bireyler üzerinde iz bırakma düzeylerinin şiddeti ve sürekliliği oranında; değişik durumlar gözlenebileceği gibi bireylerin duyarlılık düzeyleri ve sorumlulukları farklı olabilir. Daha doğrusu yukarda belirttiğim olumsuz olaylar ve olguların şiddeti oranında, birey üzerindeki baskı ve zorlanma unsurlarına, her birey farklı duyarlılık gösterir ve farklı etkilenir. Farklı sorumluluk yüklenerek, farklı anlamlar kazandırır ve farklı tepkide bulunur. Farklı duyguların etkisi sonucu, bireylerin olayları algılaması, anlamlandırması farklı olur. Bununla bağlantılı göstereceği tutum, tavır, düşünce ve davranışlarında değişiklikler bireyden bireye farklılıklar arz eder. Her bireyin, olumsuz durumlar ve koşullarla baş başa kalması halinde; bu olumsuz durumlardan kurtulmak yada en az zararla kurtulmak, yaşama tekrar sarılmak için kendini ayakta tutan ve tekrar yaşama bağlayan hayallerinin, umutlarının olması gerekmektedir. “Ancak bu hayaller ve umutlar gerçekleşebilir, hayaller ve umutlar olmalıdır.” Yaşama karşı olumlu hayalleri ve umutları olan bireyler için henüz her şey bitmemiştir. Diğer değişle stresten kurtulmak için umut vardır. Birey için bu durum, aynı zamanda, yaşamın anlamı ve değeri, yaşama karşı mücadele gücünün ve direncinin bitmediğinin göstergesidir. ”Gerçekleşemeyecek hayaller peşinde koşan bireylerde, hayallerin gerçekleşmemesi yada belirsizlik, yetersizlik, beceriksizlik, başarısızlık vb. duyguların eşlik etmesi sonucu; umutsuzluk girdabında boğulmaları, değersizlik ve çaresizlik düşüncelerinin egemenliğine yol açar ki….Birey için ” Yaşanan durum, aynı zamanda, yaşamın anlamı ve değeri, yaşama karşı mücadele gücünün ve direncinin bittiğinin ve acizliğin göstergesidir.” Yetersiz, aciz, umutsuz yada çaresiz bireyler için yaşamla mücadele etmenin ve yaşamın bir anlamı kalmamıştır. Bu durumda ki birey, şiddeti yada kaçışı “şiddetin diğer türü yok edişi” tercih edip, seçebilir. Şiddet eşyalara, nesnelere ve dış çevreye “canlılara, diğer insanlara” yansıtabileceği gibi kendine de yansıtılabilir. “ Kendi benliğine veya bedenine zarar verici ve yok edici intihar vb” davranış yada eylemlerde bulunabilir.
Yaşama karşı olumsuz duyguların yoğunluğu ve şiddeti oranında, kendini bu duruma getiren “ekonomik sorunlar, toplumda bir yeri olmadığı düşüncesi, işkence yada baskı altında olduğunu hissetmesi, yaşamdan hiçbir beklentisi kalmadığı, yaşamaya değer bir şeyin olmadığı vb. olumsuz duygu ve düşüncelerin sıklığı, şiddeti ve yoğunluğu yaşama karşı olumsuz duygu ve düşünce örüntüleri yaşaması oranında ” dış çevreden öç yada intikam alma duygu ve düşünceleri de eşlik ettiğinde” çevreye zarar verme, cinnet geçirme, katliam yapma vb. olaylar yaşanabilir.
Teknolojik strese, çağımızın vebası ve yok etmenin gücü diyebiliriz. Öğle bir veba ki, bir çok psikolojik rahatsızlığı ortaya çıkararak, bir çok psikosomatik hastalıkları tetikleyerek, ortaya çıkarmasını bir tarafa bırakalım. Bağışıklık sistemini felce uğratır ve görev yapamaz hale getirir. Bununla da yetinmez, bireylerin bu olumsuzluklarla baş etme ve mücadele gücünün bittiği yerde; umutsuzluk, yetersizlik duygularının benliğinde egemenlik kurması sonucu; kolaycı kaçış yollarını seçerek kendini toplumdan soyutlamasına yada mücadeleden, sorumluluktan kaçarak içki, alkol, uyuşturucu vb. kendini vermesine, yada kendini bu durumlara getiren kişi yada toplumdan bunların hesabını sormak, öç almak istemleri baskın çıkarak, terör yanlısı yada terörist, anarşi yanlısı yada anarşist olabilir.
Bireyler, bazen yaşama ve diğer insanlara karşı olumsuz tutum, davranış ve düşünce biçimleri geliştirirler ki, bu olumsuz koşulları daha fazla kaldıramayarak yada, kaçınılmaz bir hale aldığında; çevreye ve insanlara zarar vermeye yönelebilir. “katliam, canlı bomba, cinnet vb.” olaylarında olduğu gibi dış çevresine yansıtıp, yöneltebilirler. “ Çevresindeki kişileri bu olayların sebebi yada sorumlusu olarak görebilir.” Bazen yetersizlik, acillik ve değersizlik duygu ve düşünceleri kişiliğinin bir parçası haline gelerek; tüm yaşadığı olumsuz olgu, olay ve koşulların sorumlusu olarak kendini de tutabilir. İçinde yaşanan dünyayı zararlı ve yaşanmaz bularak, çevresindeki önemsediği, sevdiği ve değer verdiği insanları vb. yok etmeyi seçebilirler. Bu eylemi ile kendince, kendi felsefi görüşü, düşünceleri, inançları gereği, onları yok etmekle yada onlarla birlikte kendini de yok etmekle; onlara iyilik yapmış olacağı, kendisinin yüceleşeceği yada çok önemli bir görev yapacağı savı ile eylemlere girişebilir. “Özellikle küçük yaştan itibaren bu yönde eğitimler yada daha sonra inancı gereği verilen ve aldığı eğitimler sonucu, belirli bir görüşe ve inanca uygun beyni yıkanan, koşullandırılan bireylere….” Her türlü olumsuz davranışı yada eylemi yaptırmak mümkündür.
Bazen bu olumsuz olayların yoğunluğu ve şiddeti oranında yetersizlik ve çaresizlik duyguları eşlik edip, kişinin benliğinde egemenliğini kurduğu durumlarda oluşabilir. Bu koşullarda bireylerin, yaşama karşı olumsuz tutumları artarak, psikolojik rahatsızlıkların çekim merkezi haline dönüşebilirler.Bazen , olumsuzluk ve zorluklara karşı bütün mücadele gücünü yitirerek, umutsuzluk ve çaresizlik girdabına kapılarak, yaşamdan beklentisi kalmayarak, yalnız kendi bedenini yok etmeyi seçebilirler. Bazen de, tüm bu olumsuz durumlardan kendini sorumlu tutarak, kendi bedenlerine yansıtabilir. “Şiddeti kendilerine yansıttıklarında, tüm bu olumsuzlukların sebebi kendileri oldukları, düşüncesi ve suçluluk duygularının egemenliğini ele alışı ile …” kendilerini yok etmeyi, diğer değişle intiharı kolaylıkla seçebilirler.

Bazı bireyler uzun süreli işsiz kalma, tüm çabasına rağmen kendine ve ailesine yararlı değil zararlı birey olduğu düşüncesi, statü yada mevki kaybetme, iflas ve iflas sonucu sınıf değişikliği yada yaşam biçiminde olumsuz değişiklikler veya gelir ve maddi durumlarındaki zıt “çelişkili” değişimler vb. olumsuzlukların verdiği stres sürecin uzunluğu sonucu mücadele güçlerini kaybederek, umutsuzluk çaresizlik girdabından kurtulmak istemelerine rağmen kurtulamamaları sonucu yada stresin yoğun, şiddetli ve sürekliliği sonucu bazen kaçış yolunu seçebilirler.
Başlangıçta eşya yada çevreye karşı yansıttıkları olumsuzlukları, süreç içinde kendilerine yöneltmeye ve yansıtmaya yada tamamen çevre ile kendilerini soyutlayarak, kaçış yöntemlerini seçmeye başlarlar. Aşırı alkol, sigara, kafein türevlerine süreç içinde uyuşturucu türevlerine yöneliş biçiminde kaçışı, bazen de kaçışla birlikte kendini yok edişi seçebilirler. Bu tür içecekler beynin fonksiyon ve görevlerini zayıflatacağı için, bireyin strese direncini azaltarak, strese eğilimini arttıran ve zihnin sağlıklı düşünüp, karar verme süreçlerini etkileyen kaçış yöntemleri olduğu için en sağlıksız kaçış yöntemleridir.
Bireyin yaşama karşı bağlılığını yada yaşama sevincini ve mücadele gücünü kaybettiği yada mücadeleden kaçışı seçtiği durumlarda; yetersizlik, değersizlik, umutsuzluk ve çaresizlik vb. duygu ve düşüncelerinin eşlik etmesi kaçınılmaz hale gelir. Birey, kolaylıkla şiddeti seçebilir.
Yukarda belirttiğim bir çok bireysel ve toplumsal soruna yol açan ve bireylerin sağlığını bozarak; bir çok psikolojik ve psikosomatik kökenli rahatsızlıklara neden olan; süreç içinde bağışıklık sistemlerini felce uğratarak, insanın yaşama sevincini, yaşama bağlılığını olumsuz etkileyerek, süreç içinde yok eden, bazen de mücadele edecek gücü kalmadığında çaresizlik içinde için de yaşadığı topluma zarar veren bir makineye dönüşen ve sonunda daha fazla dayanamayarak, kendini yok edişin kapılarını açan, strese karşı “Kronik Stresin sonuçları” mücadele edebilmek için strese iyi tanımak, strese neden olan faktörleri bilmek ve stresi organizmaya verecek en az zararla veya hiç zarar vermeden atlatmak için stresi iyi yönetmek ve gerekli önlemler alarak, strese dayanıklı hale gelmek ve tüm bunların sonucu stresle mücadele ederek, stresi yenip, kurtulmak istiyorsak; stres konusundaki aşağıdaki açıklamaları iyi irdeleyip, analiz etmek gerekmektedir.
Organizma dışarıdan gelen tehdit, tehlike, korku, endişe, kaygı vb. olumsuz olaylar ve durumlarla baş başa kaldığı oranda; bu olumsuz duygularına, “baskı, zorlanma, gerginlik, endişe, kin, nefret, üzüntü, sıkıntı, öfke, belirsizlik vb. duyguları eşlik eder. Bireyler bu olumsuz duyguların eşlik ettiği oranda; etkilenme gücü ve şiddeti artacaktır. Özellikle organizmanın, mücadele edemediği ve üstesinden gelemediği zorlanmalarda; olumsuz tutum, davranış ve düşünce örüntülerinde de değişiklikler gözlenir. Bazen, çok sık hayale dalarak, gerçek yaşamın olumsuz etkilerinden kaçış; kararsızlık ve karar verme süreçlerinde güçlükler yaşamasına neden olabilir. Organizmanın dışa vurma, kendine yada çevresine güvensizlik, yansıtma bastırma, gerileme vb. olumsuz savunma mekanizmalarını kullanmak zorunda kalabilir. Beceriksizlik, yetersizlik, başarısızlık vb. olumsuz duygular, aşırı titizlik ve mükemmeliyetçi tutum ve davranış örüntüleri ortaya çıkabilir. Bu tür olumsuz tutum, tavır, davranış ve düşünce biçimleri organizmanın geçmişteki benzer olayları anlamlandırma durumu ile ilgili olabileceği gibi o an yaşanan olaylar karşısında vereceği anlamlandırmalarla da ilişkili olabilir. Yine olaylara ve durumlara karşı verilen tepkiler, kişiliğe, sosyal ve yakın çevresinin vereceği tepkilere, “ eğitim, kültür, örf, adet, gelenek, görenek, çevre baskısı gibi” sosyal baskı unsurları vb etkileyebilir.” birden çok faktörün etkilemesi oranında” değişiklikler gösterir.
" Makale Devam Edecektir."

PSİKOLOG
HALİL TÜRKMEN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yaşamımızı Uzatmak İçin Stresi Tanımak ve Mücadele Etmek - Stres Eğitimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Halil TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Halil TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Halil TÜRKMEN Fotoğraf
Psk.Halil TÜRKMEN
Gaziantep ve İçel (Mersin)
Psikolog
PSİKOLOG
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi22 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Halil TÜRKMEN'in Yazıları
► Stresi Yok Etmek Değil Ama Yönetmek Mümkün Uzm.Psk.Ebru ÖZKURT TOPÇU
► İş Stresi / Örgütsel Stres Psk.Zülal ERİK
► Stresle Baş Etmek İçin Ne Yapabiliriz? Uzm.Psk.Saadet YAVUZBİLGE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,193 uzman makalesi arasında 'Yaşamımızı Uzatmak İçin Stresi Tanımak ve Mücadele Etmek - Stres Eğitimi' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► YENİDavranışların Yaşama Etkileri Kasım 2019
◊ Stres Testi Aralık 2008
◊ Unutkanlık Testi - Unutkanlık Ölçeği ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2008
◊ Beck Anksiyete Ölçeği Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:53
Top