2007'den Bugüne 86,786 Tavsiye, 26,941 Uzman ve 19,230 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sağlığınız Seçiminizdir (Psikiyatrik Bozukluklar)
MAKALE #3010 © Yazan Prof.Dr.Mesut ÇETİN | Yayın Mayıs 2009 | 6,424 Okuyucu
Günümüzde psikiyatrik bozukluklar oldukça yaygın görülmektedir. Örneğin, depresyon Dünya Sağlık Örgütü'ne göre tüm hastalıklar arasında dördüncü sırada olan, tedavi edilmediğinde intihar gibi çok ciddi riskleri taşıyan, yaşam kalitesini bozan ve diğer fiziksel hastalıklarla olumsuz etkileşim gösteren önemli bir ruhsal bozukluktur. Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre depresyon 2020 yılında hayat kalitesini bozan ve malûliyet oluşturan hastalıklar arasında birinci sırayı alacaktır ve hayat boyu risk erkekler için % 3-12, kadınlar için % 10-26 ve genel toplumda yaşam boyu sıklık % 15-17 kadardır. Diğer psikiyatrik bozuklukları buna eklediğimizde neredeyse toplumun üçte biri hayatlarının bir döneminde psikiyatrik bir rahatsızlığa yakalanacak demektir!

Peki, bu kadar yaygın olan bu bozukluklarla ilgili halen ülkemizde neler yapılamaktadır? Toplumumuzun ne yazık ki, okumuş kesimlerinde bile hâlâ psikiyatrist ve psikolog ayrımının yapılamadığını düşünürsek yapılanların ne kadar yetersiz olduğunu ve önyargıların psikiyatri alanında çalışan profesyonellerin düşünüş ve davranışlarını nasıl etkilediğini ve her birinin kendi kısır alanları dışındaki tedavileri kabul etmedikleri acı bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır. Bunlara kısaca bakacak olursak: kimileri psikiyatriyi sadece piskoterapi yapmak olarak görüp ilaç tedavileri konusunda hastaları korkuturlarken ( bağımlılık yapar,vs); kimi meslektaşlar da maalesef hasta yoğunluğu, performans uygulamaları, v.b. gibi nedenlerle hastalarının yüzüne bile bakmaya zaman kalmadan salt reçete yazmak durumunda kalmaktadırlar. Oysa psikiyatrik bozukluklar tüm bilim çevrelerince de kabul edildiği üzere , ne sadece psikolojik nedenlerle ve ne de sadece biyolojik faktörler sonucu oluşmaktadır. İnsan interaktif bir canlı olarak iç-dış-sosyal ortamlardan ve de geçmiş-bugün ve gelecekle travmalar,anılar, keşkeler,çatışmalar ve kaygılarla iç içe ve sosyal ve ailevi ortamla sürekli etkileşim halindedir. Bunları dikkate almayan tedaviler her zaman eksik kalmıştır ve kalacaktır da. Bu gün tüm dünyada kabul edilen ortak görüşe göre: ruhsal bozukluklar biyolojik, psikolojik ve sosyal nedenlerle oluşur ve bu nedenlerle çok boyutlu; bütüncül tedavi yaklaşımları (psikofarmakolojik ilaçlarla tedavi + psikoterapiler + kişilerarası ilişkilerin düzeltilme girişimleri, vs) şeklinde psikiyatrik tedaviler yapılmaz ise, bu tedavilerde başarı oranı oldukça düşük kalmaktadır. Örneğin sadece antidepresan yutan bir hastanın hastalığın temelinde yatan kesin inançları ve negatif bakış açıları bilişsel terapi yaklaşımları ile düzeltilmezse ve sosyal olarak aile içi etkileşim veya örneğin eşinin yanlış tutumlarında değişiklik yapılmazsa ve bir çok hastada rastlanan çocukluk çağı travmaları gibi travmatik olaylar çözümlenmezse elbette bu hastanın tedavisi geçici ve yüzeysel olacaktır. Hâttâ bazı panik bozukluk ve depresyon hastalarında gördüğümüz gibi yıllarca antidepresan kullanmasına karşın hastanın düzelmediği, bilâkis kronikleştiği, hastanın yaşam kalitesinin ilaçların yan etkileri nedeniyle ( cinsel işlev bozuklukları, kilo alımı ve metabolik sendrom, vs) ve hatta bazı durumlarda benzodiazepilerin uzun süreli kullanmı sonucu bağımlılıkların oluştuğunu gözlemliyoruz.

Bunlara karşılık yapılması gerekenler ise çok iyi ilaç ( psikofarmakoloji) bilgisi ile donanmış ( bu amaçla Türkiye'de 1990 yılından beri çaba göstermekteyiz. Bu bağlamda Klinik Psikofarmakoloji Bülteni adlı bir dergi çıkarmaktayız ve dünyanın en iyi uzmanlarının da katıldığı kongreler ve toplantılar:1-Ulusal Psikofarmakoloji Kongreleri ve 2- Psikofarmakoloji Tedavi güncellemeleri Toplantıları yapmaktayız. Ayrıntılı bilgiyi www.psikofarmakoloji.org web sitesinde bulabilirsiniz), bunun yanında psikoterapileri de daha da kolaylaştıran ve de hızlandıran bir enstrüman olan hipnoz gibi metotları ustalıkla ve etik bir şekilde kullanma maharetine sahip ve de günümüzde en geçerli psikoterapi şekli olarak artık tüm dünyada kabul edilmiş bilişsel-davranışçı terapiyi de hipnoz altında kullanabilen ve bazı hastalarda da hipnoz altında analitik terapilerden yararlanmasını bilen çok yönlü yaklaşımlara sahip hekimlere başvurulmalıdır.


Bu gün maalesef, çok acı bir şekilde gözlemlediğimiz ve bir türlü de ne dernekler ve de ne de Sağlık Bakanlığı tarafından çözüm getirilmeyen ve tam bir başıbozukluk olarak süre giden hiç hasta görmeden mezun oldukları fakültelerden sonra 3-5 günlük sertifika programlarından belli paralar dökerek aldıkları sertifikalardan başka deneyimi olmayan piskoterapistlerin, hipnoterapistlerin adım başı hasta gördükleri ve hastaları kronikleştirmekten ve de kafalarını karıştırmaktan başka üstüne paralarını da aldıkları ülkemizde, hastaların kendilerini korumaları gerekir diye düşünüyor ve UYARIYORUM: mutlaka bahsedilen konuları dikkate alarak kendinize uygun doktorları seçiniz!
Yoksa yanlış seçimleriniz, sonradan sizleri daha büyük maliyetle hastalığınızın kronikleşmesi, boşa geçen ve hayat kalitesi düşük zaman ( cinsel işlev bozukluğu, asosyal yaşam,çocukların ve ailenin negatif etkilenmesi, vs gibi) , yan etkiler nedeniyle metabolik sendrom ( kilo alımı özellikle bel çevresinde, kalp hastalıkları, şeker hastalığı, hipertansiyonun birlikte bulunduğu asrın en kötü hastalık grubu) ve hatta intihar gibi istenmeyen durumlar şeklinde sizlere ve tüm ailenize fatura edilmektedir.

Unutmayınız! hayata bir kez geliyoruz, ömür denilen bize biçilen zaman kısıtlı ve her an azalıyor...Geçmiş elimizden çıktı ve gitti geriye dönme şansımız yok, geleceğe garantimiz yok. Tek sermayemiz elimizdeki şu an. Onu da geçmişin keşke'leri ve de geleceğin endişeleriyle berbat dersek, elimizde şu anları da berbat olmuş bir korku ve kâbus filmi kalmaz mı?

Sağlıcakla kalınız.
Prof. Dr. Mesut Çetin
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlığınız Seçiminizdir (Psikiyatrik Bozukluklar)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Mesut ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Mesut ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mesut ÇETİN Fotoğraf
Prof.Dr.Mesut ÇETİN
İstanbul
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Mesut ÇETİN'in Makaleleri
► Postpartum Psikiyatrik Bozukluklar Prof.Dr.Cebrail KISA
► Bel Sağlığınız İçin Öneriler Prof.Dr.Orhan ŞEN
► Somatoform Bozukluklar Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI
► Psikiyatrik Açıdan Gebelik Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN
► Başağrıları ve Psikiyatrik Tedaviler Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,230 uzman makalesi arasında 'Sağlığınız Seçiminizdir (Psikiyatrik Bozukluklar)' başlığıyla benzeşen toplam 48 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
--
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:37
Top