2007'den Bugüne 77,096 Tavsiye, 25,043 Uzman ve 17,244 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocukluk Çağı Depresyonu
MAKALE #3071 © Yazan Psk.Uğur DALAN | Yayın Mayıs 2009 | 6,636 Okuyucu
ÇOCUKLUKTA DEPRESYON

Tarihçe

Çocuk ve ergen depresyonu ile ilgili ilk olgular 17. Yüzyılda bildirilmiştir. Bununla birlikte 20.yüzyılın başlarına kadar çocukluk çağı depresyonu tümüyle ihmal edilmiştir. Psikanalitik kuramda da nesne kaybına atfedilen öneme ve çocuklardaki depresyon benzeri semptomun ayrıntılı biçimde tanımlanmasına karşın bu sendrom 1970’lere kadar resmi biçimde tanımlanmamıştır (Demir, 1997) .

1960’lı yıllarda psikoloji alanında hakim olan Freudyen görüşe göre; çocukta süperego yeterince gelişmemiştir ve bu yüzden erişkindekine benzer biçimde depresyondan söz edilemez. Psikanalitik kuram gibi gelişim kuramcıları da çocuktaki depresyonun geçici bir fenomen olduğunu, kalıcılığının ve tanısal değerinin bulunmadığını, bu yüzden de çocukta depresyondan söz edilemeyeceğini söylemişlerdir. 1960’lı yılların sonuna dek hiçbir kaynakta çocukluk çağı depresyonuna yer verilmemiştir, yalnızca bebeklik ve erken çocuklukta önemli nesne kayıplarıyla ilişkili olarak ortaya çıkan depresif durumlar tanımlanmıştır (Balkaya, 2003). Bu dönemden sonra ise klinisyenler çocuklarda görülen depresif durumları ayrıntılı biçimde tanımlamışlardır (Shapiro, 1994).

A.Freud ve Burlingan yaptıkları araştırmada anne kaybının özellikle üç yaşından küçük çocuklarda ağır yas reaksiyonuna yol açtığını, depresif çocukların öyküsünde normal kontrol grubuna göre daha fazla ayrılık yaşantısı olduğunu bildirmişlerdir (Akt. Demir, 1997).

1965’li yıllarda davranışsal ve somatik belirtilerin depresif psikopatolojiyle bağlantılı olduğu görüşü ortaya çıkmıştır. Yine 1965 yılında Sandlerue Joffe çocukluk çağı depresyonunun üzüntülü duygulanım, içe çekilme, hoşnutsuzluk, sevilmeme duygusu, pasiflik ve uykusuzluk ile karakterize olduğunu bildirmişlerdir (Akt. Demir, 1997).

1970’lerin başında Cytryn ve McKnew çocukluk çağı depresyonunu kronik, akut ve maskeli olarak sınıflandırdılar. Bu sınıflandırma içerisinde bugünkü sisteme uymayan maskeli depresyon ile ilgili bir çok tartışma vardı. Cytryn ve McKnew çocuğun depresyonda olabileceğini ama üzüntü ve zevk almama belirtileri göstermeyebileceğini çünkü diğer belirtilerin depresyonu maskelediğine inanıyorlardı (Shapiro, 1994) .

Çocukluk çağı depresyonunun klinik görünümünün erişkinlerden farklı olabileceği 1981’de Toolan tarafından dile getirilmiştir. Toolan’a göre bebeklerde ve küçük çocuklarda iştahsızlık, gastrointestinal sistem bozuklukları, uyku bozuklukları depresyona işaret edebilir. Latensi döneminde ise can sıkıntısı, huzursuzluk, yalnız kalamama, sürekli yeni aktiviteler arama, boşluk duygusu, somatik belirtiler, hipokondiyak eğilimler, alkol ve madde kullanımı, konsantrasyon güçlüğü ve benlik saygısının düşüklüğü depresyon belirtileri arasında yer alabilir (Akt. Demir, 1997).

Epidemiyoloji

Çocuk ve ergenlerde depresif bozuklukların prevalansı ile ilgili bulgular tanı ölçütlerinin, örneklemin ve bilgi alınan kaynakların farklı olmasından dolayı oldukça çeşitlilik sergiler. Depresyonun görülme sıklığı yaş gruplarına göre farklılık gösterdiği için prevalans çalışmalarını okul öncesi, okul dönemi ve ergenlik dönemi diye ayırarak bakabiliriz (Demir, 1997).

Okul öncesi dönemde çocukların kendilerini ifade etmedeki, duygularını dile dökme, belirtilerin süresi, yoğunluğu ve başlangıcıyla ilgili bilgi vermedeki becerilerinin kısıtlı olmasından dolayı yapılan araştırmalarda diğer dönemlere göre oldukça azdır. Genellikle bu yaş grubunda belirlenen prevalans değerleri okul çağı ve ergenlik dönemi için saptanan değerlere göre oldukça düşüktür (Balkaya, 2003).

Kashani ve arkadaşlarının 1986’da genel nüfustan seçilen 2,5 – 6 yaşları arasında 109 çocukla yaptığı çalışmada, 9 çocukta belirgin depresif semptomatoloji saptamış, ancak yalnızca bir çocuğa klinik olarak depresyon tanısı konmuştur (Akt. Demir, 1997).
Yine Kashani ve arkadaşlarının 1983 yılında, genel nüfusu temsil ettiği varsayılan aynı yılda ve aynı hastanede doğmuş çocuklar arasından belirlenen 9 yaşındaki 641 çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada major depresyon prevalansı %1.8, minor depresyon prevalansı %2,5 olarak bildirilmiştir (Akt. Demir, 1997).

1989’da Bird ve ark. yaptığı 4-16 yaşları arasındaki çocuk ve ergenlerde DSM-III’e uygun tanıları araştıran çalışmalarında 777 denek değerlendirilmiş, depresyon ve/veya distimi prevalansı %5.9 olarak bulunmuştur (Akt. Demir, 1997).

Anderson ve arkadaşlarının (1987) 11 yaşındaki 792 çocukta psikiyatrik bozuklukların görülme sıklığı üzerine yaptıkları araştırmada distimik bozukluk ve major depresif bozukluğun toplam prevalansı %1.8 olarak bulunmuştur (Akt. Demir, 1997).

Connely ve arkadaşlarının 1983 yılında 2698 ergen üzerinde yaptıkları araştırma bize oldukça önemli bilgiler vermektedir. Beck depresyon envanteriyle değerlendirilmiş ergenlerde erkekler için orta ve ağır depresyon prevalansı %7, kızlar içinse %12 olarak verilmiştir. Yine aynı araştırmada depresyon skorlarının yaşla doğru orantılı olduğu ve 16 yaşında en yüksek düzeye ulaştığı bildirilmiştir (Akt. Demir, 1997).

Yapılan araştırmalar göz önüne alındığında erişkinlerde yaş faktörü prevalans açısından önemli bir etmen değilken, çocuklarda yaşın önemli bir etmen olduğu bir faktördür. Büyümeyle birlikte gelişen savunma mekanizmaları, soyutlama yeteneği, kendini teselli edebilme yetisi ile değişen çevre tutum ve beklentisi yaş gruplarında depresif belirti prevalansının farklılık göstermesine neden olur (Balkaya, 2003).

Klinik Görünüm ve Tanı

Depresyonun tanı ölçütleri DSM-IV’te ve ICD-10’da belirtilmiştir. DSM-IV’te majör depresif epizod için tanı ölçütleri şunlardır;

En az iki haftalık bir dönem boyunca hemen her gün ve gün boyu süren depresif ya da irritabl duygudurum ve/veya tüm yada çoğu etkinliklere karşı ilgide azalma ya da bunlardan eskisi gibi zevk alamama. Bu iki temel belirtiden en az birinin var olması koşuluyla, toplam en az beş belirtinin bulunması gerekmektedir. Diğer belirtiler şunlardır (APA, 1994) .
§ Önemli ölçüde kilo kaybı ya da kilo alma ya da çocuklarda beklenen kilo alımınının olmaması,
§ Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırı uyku,
§ Psikomotor ajitasyon ya da retardasyon,
§ Yorgunluk, bitkinlik ya da enerji kaybı,
§ Değersizlik, suçluluk duyguları,
§ Düşünme ya da düşüncelerini belirli bir konu üzerine yoğunlaştırmada güçlük ya da kararsızlık,
§ Yineleyen ölüm düşünceleri, intihar girişimi ya da planları.
DSM-IV’e DSM-III-R’daki benzer ölçütlere ilaveten klinik açıdan belirgin bir sıkıntının ya da işlevsellikte engellenmenin var olması koşulu da eklenmiş, ayrıca yas reaksiyonlarının sınırı iki ay olarak belirlenmiştir. ICD 10’da F32 kodu ile belirlenen depresif nöbet tanı kriterleri DSM-IV ile aşağı yukarı aynıdır (WHO, 1992).

Okul öncesi dönemde seyrek olarak görülen depresyonun doğal seyri kronik olmaya eğilimlidir. Klinik görünümde apati, içe çekilme, uykusuzluk, kilo kaybı yada alması beklenen kiloyu almaması belirli özelliklerdir. Özellikle bu yaş grubu için somatik yakınmalar depresyonun önemli bir belirtisi olabilir (Shapiro, 1994). Bu dönem çocukların depresyonunun gelişiminde ihmal ve suistimalin önemli bir yeri olduğundan bu iki faktör araştırılmalı, etkili olabilecek organik nedenlerde akılda tutulmalıdır (Demir,1997).
Ayırdığımız diğer iki dönem olan okul dönemi ve ergenlerde depresyonun klinik görünümü benzerdir. Okul öncesi dönemdeki somatik yakınmalar yaşın büyümesiyle birlikte azalmaktadır. Bu dönem klinik görünümde bir diğer farklılık ise ergenlerde, prepubertal çocuklara göre hipersomni’nin daha sık görülmesidir (Demir, 1997).

Çocuk ve ergen depresyonuyla düşük benlik saygısı ve olumsuz benlik algısı arasında çok yakın bir ilişki vardır. King ve arkadaşlarının (1993) yatan ergen hastalar üzerinde yaptıkları çalışmada benlik değeri ile depresyonun şiddeti arasında tersine bir ilişki bulmuşlar ve düşük benlik saygısının depresyondaki grup ile kontrol grubunu iyi bir şekilde ayırt ettiğini belirtmişlerdir (Akt. Demir, 1997).

Çocuk ve ergen depresyonunun diğer bir önemli özelliği işlevsellik üzerindeki etkisidir. Bu dönemdeki depresif bozukluk işlevselliği önemli ölçüde düşürür. Okul başarısının azalması, aile ve yaşıtlarla ilişkisinin bozulması, alkol ve madde kullanımının artması, uzun süreli konsantrasyon güçlüğü, anhedoni ve psikomotor retardasyon bu konuda sıklıkla karşılaşılan problemlerdir (Yörükoğlu, 1997).

Depresyonla ilgili bir diğer önemli problem ise intihar girişimleridir. İntihar girişimi ve bunun ölümle sonuçlanması çocukluk çağında nadiren görülür fakat ergen yaş grubu için önemli bir sorundur (Yörükoğlu, 1997). Yapılan araştırmalarda intihar on beş ile on dokuz yaş arası gençlerin ölüm nedenlerinde ikinci sırada, daha küçük çocuklar için ise üçüncü sırada yer almaktadır (Shapiro, 1994). İntihar girişimi ve bunun ölümle sonuçlanması ile ilgili istatistiklere baktığımızda intihar girişiminin kızlarda, bu girişimin ölümle sonuçlanmasının ise erkeklerde daha sık görüldüğü bize yansıyan istatistiklerde görülmektedir. Bununla birlikte ölümle sonuçlanan intiharlarda geç ergenlik döneminde, erken ergenlik dönemine göre daha sıktır. Yapılan araştırmalar ergenlerde en sık ölüm nedenlerinden biri olarak görülen intiharın, depresyon dönemindeki önemli bir risk olduğunu göstermektedir (Shapiro, 1994).

Bu makale Psikolog Uğur DALAN tarafından hazırlanmıştır ve http://www.psikodestekcocuk.com adresinde de yayınlanmaktadır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocukluk Çağı Depresyonu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Uğur DALAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Uğur DALAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uğur DALAN Fotoğraf
Psk.Uğur DALAN
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Uğur DALAN'ın Makaleleri
► Çocukluk Çağı Depresyonu Psk.Dnş.Tunahan UZUN
► Çocukluk Çağı Kekemeliği Hakkında Uzm.Sümeyra ÖZTÜRK
► Çocukluk Çağı Obezitesi ve Etkileri Psk.Aylin AYDEMİR TÜRKOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,244 uzman makalesi arasında 'Çocukluk Çağı Depresyonu' başlığıyla benzeşen toplam 46 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Panik Atak Nisan 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:54
Top