2007'den Bugüne 81,499 Tavsiye, 25,887 Uzman ve 18,115 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Boşanmaya Doğru: Evlilikler Niye Kötüye Gider?
MAKALE #3346 © Yazan Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL | Yayın Temmuz 2009 | 10,842 Okuyucu

a. Eşler arasında genel olarak sürekli ve ciddi sorun yaratan problemler:
· Kadın kocasına boyun eğmek zorunda kalmaktadır. Oysa sağlıklı bir beraberlik eşit güçler arasında süregelen bir ilişkidir.
· Eşler arasında duygu alışverişi çok azdır oysa eşlerin önce kendi duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaları sonra da birbirlerine bunu ifade etmeleri gerekmektedir. Siz kendinizi anlamıyorsanız kimse sizi anlamak zorunda değildir., unutmayınız.
· Birikimler patlamalara yol açmaktadır. Bastırılan, içe atılan sorun ve kırgınlıklar, eşler arasında sakince tartışılarak irdelenmediğinden, bir an gelir ki patlamalar, krizler, kavgalar meydana gelir. Oysa, sorunlarınızı biriktirmeden sıcağı sıcağına tartışmalısınız, birbirinizi anlayışla dinlemeniz, ortak bir çözümde uzlaşmanız, ilişkinizin niteliği açısından önemlidir.
· Kıskançlık, buyurganlığın çok belirgin bir biçimi olup, her zaman psikolojik bir zayıflık işaretidir.
· Eşlerden biri diğerini aldatmaktadır. Evlilikte ihanet, birlikteliği onarılmaz biçimde zedeler. İhaneti affettiğini söyleyen eşler, gerçekte bunu başaramamakta, içlerine atmakta, farkında olmadan karşı tarafa kinlenmektedir.

b. Tartışmalara Kaba ve Sert Başlamak :

Çiftler arasında sık görülen diyaloglar;

“Yapma yaa...”
“Bayılıyorum bu bulunmaz hint kumaşı hallerine”
“Anasının eteğinin altından çıkamayan bilmem neyi nasıl yapacak”
“Ona buna dalaşacağına önce bir aynaya bak”
“Ya hayatta bir şeyi de becerdiğini görelim”

c. Mahşerin Dört Atlısı:

Tartışmalar sürerken çiftlerin durmadan suçlama, küçük görme, savunma ve içine kapanma arasında gidip geldiği görülüyor.

(1) Suçlama : Tartışmalarda şikayeti suçlamadan ayırmak gerekiyor. Şikayet dediğimiz zaman; iletilen şunu yap ya da yapma tarzında önerileri anlıyoruz: “Akşamları ben de senin kadar yorgun oluyorum. Eve geldikten sonra lütfen bana yardımcı ol”. Bunlar kızgın bir ses tonuyla da söylenmiş olabilir. Suçlama dediğimiz zaman; karşımızdakinin kişiliğine, karakterine yönelik söylenenler anlaşılıyor. “Anlamıyorum nasıl bu kadar ilgisiz ve bencil olabiliyorsun. Bana yardım edeceğine defalarca söz verdin”.

(2) Hor görme : İğneleyici, küçük düşürücü sözler, hor görme, aşağılama, şaka ile dokundurmalar ve bunlara eşlik eden beden dili bu kategoriye giriyor. Bu yöntem en kötüsü. Eş durmadan kendisinin aşağılandığını ve küçük görüldüğünü düşünüyorsa herhangi bir sorunu oturup çözmek mümkün olamaz. Bu stil genellikle eşler arasında yaşanan çatışmalar uzun süreler aşılmamışsa daha sık kullanılıyor.

Bu arada, birbirlerini hor gören ve aşağılayan çiftlerin enfeksiyon hastalıklarına (nezle, grip vb.) daha sık yakalandıklarını söylemeden geçmiyelim. Yani sağlığa da zararlı.

(3) Savunma : Suçlanan bir insanın kendini savunması doğaldır. Ama evlilik ilişkisinde kişinin karşı suçlamaya girmeden de olsa kendini savunması, ne yazık ki bir işe yaramıyor. Tersine, savundukça karşı taraf suçlamalarına devam ediyor. Çünkü, kişi kendini savunduğunda karşıdakine, ‘problem bende değil sende’ demiş oluyor. Doğal olarak bu oyun yukarıdaki sırayla oynanmıyor. Taraflar duruma göre birini bırakıp diğerini kullanabiliyor.

(4) İçine Kapanma/Duvar Örme : Tartışmanın bir noktasında taraflardan biri ilişkiden çekilir, tepki vermemeğe başlar. Yani etrafına bir duvar örer. Gottman’a göre bunu daha çok (% 85 oranla) erkekler kullanır. Bu tarz genellikle evliliklerin daha ileri yıllarında devreye giriyor. Uzun yıllar evliliklerinde suçlama, savunma, aşağılanma yaşayan kişinin bir noktada ilişkiden çıkıp duvarını örmesi doğal bir savunma yolu olarak görülebilir. Doğal olmasına doğal olabilir ama, karşı tarafı ne yazık ki rahatlatmaz. Normal bir ilişkide, taraflar karşısındakini dinlediğini, anladığını belli eden işaretler verir. Duvarını ören kişi hiç bir tepki vermez. Eşinden uzaklaşırken evliliğinden de uzaklaşır.

d. Taşma/Boğulma :

Taraflardan biri bazen diğerinin gırtlağına sarılabilse de burada kastedilen, eşlerden birinin eleştiri, suçlama, küçük görme, hatta savunmalar karşısında kendini boğulmuş, dayanamaz hissetmesidir. Yapabileceği tek şey, oyunu terk etmek, ilişkiden de duygusal olarak istifa etmektir.

e. Fizyoloji :


Kendini artık iyice sıkışmış, dayanamaz hisseden tarafın fizyolojisi de köklü bir biçimde değişiyor. Kalp atışları 100’ün üzerine, bazen 135’e kadar çıkıyor. Bol adrenalin salgılanıyor. Bu da “vur veya kaç” tepkisini tetikliyor. Kan basıncı yükseliyor. Bu durum o kadar yoğun yaşanır ki, kişinin boşanmaya doğru gitmesi şaşırtıcı olmaz. Boşanma, iki nedenden ötürü kaçınılmaz hale gelebilir. Birincisi, bu durumu yaşayan kişinin hem çok rahatsız olması ve kendini çaresiz hissetmesi, ikincisiyse iş bu hale geldiğinde yaşanan sorunların aşılmasının olanaksız olmasıdır. Tartışmalar artık sorunları daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Yapılan ölçümlerde erkeklerin nabzı çok daha çabuk hızlanıyor ve stres yaşadığında durulması daha geç oluyor. Aynı olgu kan basıncı için de geçerli. Erkeklerin genellikle rahatlayabilmek için 20 dakikaya gereksinimleri oluyor. Kadınlarsa çok daha çabuk toparlanabiliyorlar. İlgi çekici bir bulgu; eğer kadınlar geri çekilmeye zorlanırlarsa kan basınçları yine yükseliyor. Erkekler bu süre içinde olumsuz düşüncelerle rahatlamalarını geciktiriyorlar: “Tanrım bunları hak etmek için ben ne yaptım? Bu kadarı da fazla” gibi. Kadınlarsa kendilerini rahatlatacak sözleri tekrarlıyorlar. Kısacası ilişkiyle ilgili sorunlarda, yukarıda dile getirilen koşullar oluştuğunda erkekler daha çabuk pes ediyorlar. İş boşanmaya gitmese bile evlilik paralel bir evliliğe dönüşüyor.

Doğal olarak yukarıda söylenenler tüm kadınları ve erkekleri kapsamıyor. Ancak genetik fark genellikle geçerli. Belki de bu nedenle, yani kadınların stresi daha iyi tolere etmesinden ötürü, evlilikle ilgili duyarlı konuları genellikle kadınlar gündeme getiriyorlar. Çiftler bir problem çözme formatı oluşturamamışlarsa, erkek kendini kapatıyor. Kapattıkça kadın üsteliyor. Üsteledikçe erkek kaçıyor.

İlişkide bu döngünün oluşması mutlaka çiftleri boşanmaya veya ilişkiden soğumaya götürmüyor. Önemli olan Mahşerin Dört Atlısı ne yoğunlukta ve sıklıkta evin içinde dolanıyor. Yoğunluk ve sıklık bir çok durumda olduğu gibi burada da önemlidir.

Yapılan ölçümlerde erkeklerin nabzı çok daha çabuk hızlanıyor ve stres yaşadığında durulması daha geç oluyor. Aynı olgu kan basıncı için de geçerli. Erkeklerin genellikle rahatlayabilmek için 20 dakikaya gereksinimleri oluyor. Kadınlarsa çok daha çabuk toparlanabiliyorlar. İlgi çekici bir bulgu; eğer kadınlar geri çekilmeye zorlanırlarsa kan basınçları yine yükseliyor. Erkekler bu süre içinde olumsuz düşüncelerle rahatlamalarını geciktiriyorlar: “Tanrım bunları hak etmek için ben ne yaptım? Bu kadarı da fazla” gibi. Kadınlarsa kendilerini rahatlatacak sözleri tekrarlıyorlar. Kısacası ilişkiyle ilgili sorunlarda, yukarıda dile getirilen koşullar oluştuğunda erkekler daha çabuk pes ediyorlar. İş boşanmaya gitmese bile evlilik paralel bir evliliğe dönüşüyor.

Doğal olarak yukarıda söylenenler tüm kadınları ve erkekleri kapsamıyor. Ancak genetik fark genellikle geçerli. Belki de bu nedenle, yani kadınların stresi daha iyi tolere etmesinden ötürü, evlilikle ilgili duyarlı konuları genellikle kadınlar gündeme getiriyorlar. Çiftler bir problem çözme formatı oluşturamamışlarsa, erkek kendini kapatıyor. Kapattıkça kadın üsteliyor. Üsteledikçe erkek kaçıyor.

İlişkide bu döngünün oluşması mutlaka çiftleri boşanmaya veya ilişkiden soğumaya götürmüyor. Önemli olan Mahşerin Dört Atlısı ne yoğunlukta ve sıklıkta evin içinde dolanıyor. Yoğunluk ve sıklık bir çok durumda olduğu gibi burada da önemlidir.

f. İletişimi ve eşler arasında ilişkiyi etkileyen aşağıdaki durumları da ekleyebiliriz;

· Karşıdaki kişiyi iyi dinlememe,
· Samimiyetten ve dürüstlükten uzaklaşma,
· Eşe karşı aşırı müdahaleci, baskıcı ve sınırlandırıcı davranma,
· Çok soru sorma, yersiz şüphe ve kuruntular,
· Kolay incinme, sık sık sitemde bulunma,
· Sorulara cevap vermeme, geçiştirme, yüzeysel cevaplar verme,
· Gerçek nedenleri bilmeden, öğrenmeden suçlamalarda ve yargılarda bulunma,
· Olayları ve eşin hatalarını abartılı biçimde ortaya koyma,
· İlgisizlik, küskünlük, ve uzaklaşma ile cezalandırma,
· Surat asma, olumsuz beden dili,
· Aile mahremiyetini bozma, aile sırlarını yabancılarla paylaşma,
· Sık sık eşin akrabaları ve arkadaşları konusunda suçlamalarda bulunma,
· Sorumlulukları yerine getirmekten kaçınma,
· Karşı taraftan daha fala fedakarlık ve tavizler bekleme

Tamir Girişimleri :

Yeni evli bir çiftin bir tek tartışmasını dinlemek bile evliliğin nereye gideceğini belli ediyor. Gottman tartışan bir çiftin videosunun ilk 10 dakikasını dinleyerek, o çiftin boşanacaklarını %91 doğrulukla önceden kestirebildiğini söylüyor. Bu döngünün en önemli kısmı, tamir girişimlerinin başarılı olup olmadığıdır. Tamir girişimlerinden anlaşılan; çiftlerin hassas bir konuyu tartışırlarken gerilimi azaltacak girişimlerde bulunması ve dolayısıyla doyum noktasına gelişi önlemektir. “Biraz ara verelim sonra devam ederiz, konudan ayrılıyoruz, ne olur bağırma, çok yoruldum biraz ara verelim” gibi sözler tırmanmayı önlemeye yetebiliyor.

Ne yazık ki, daha önce Mahşerin Dört Atlısı olarak bahsettiğimiz iletişim engelleri çiftler arasında yoğun olarak kullanılıyorsa, tamir girişimleri pek işe yaramıyor ve boşanmaların %82’sine bu iletişim engelleri neden oluyor.

Çiftlerle yapılan görüşmelerde tamir girişimlerini engelleyen ikinci faktörün ise, büyük bir aşkla ve sevgiyle başlamış bir ilişkide, tarafların geriye baktıklarında yaşadıkları güzelliklerden çok az şeyi hatırlamaları olur. Tersine geçmişle ilgili olumsuz ufacık olaylar durmadan gündeme getirilir. Bu noktada taraflar artık evliliklerinde ciddi bir problem olduğunu düşünürler, sorunları konuşmak anlamsız gelir, paralel bir yaşam başlamıştır ve kişiler kendilerini yalnız hissederler.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Boşanmaya Doğru: Evlilikler Niye Kötüye Gider?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Filiz OKUŞ TEZEL Fotoğraf
Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
İstanbul
Psikolojik Danışman
BİREYSEL TERAPİST & ÇİFT VE AİLE DANIŞMANI & EMDR UYGULAYICISI
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi43 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL'in Yazıları
► Sorumluluk Duygusu Niye Gereklidir? Uzm.Psk.Nilüfer ŞİŞMAN
► Hipnoz: Unutulan Düşünceler Nereye Gider? Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ
► Evliliği Boşanmaya Götüren Nedenler Psk.Dnş.Sezen SALİHOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,115 uzman makalesi arasında 'Boşanmaya Doğru: Evlilikler Niye Kötüye Gider?' başlığıyla benzeşen toplam 50 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Öfke Kontrolü Eğitimi Programı ÇOK OKUNUYOR Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:26
Top