2007'den Bugüne 76,826 Tavsiye, 24,972 Uzman ve 17,173 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Bireylerin Eş Seçiminde Etkilendikleri Faktörler
MAKALE #3352 © Yazan Psk.Dnş.Abdullah TOPAL | Yayın Temmuz 2009 | 8,311 Okuyucu
BİREYLERİN EŞ SEÇİMİNDE ETKİLENDİKLERİ FAKTÖRLER

İki binli yıllara yaklaştığımız bu dönemlerde bilim, teknoloji ve sanatta meydana gelen değişme gelişmeler baş döndürücü bir hızla gerçekleşmektedir.
Sanayi devrimiyle birlikte, ikincil (kentli ) toplum olma özelliğini kazanan yapıdan, ülkemiz de hızlı bir şekilde etkilenmektedir. Bu yapı bir çok unsuru doğrudan değiştirmekte kısa sürede ona yeni biçimler ve içerikler kazandırmaktadır. Aile, ekonomi, sosyal ilişkiler, evlilikler vb…. Bu değişiklikler bilimsel araştırmalar ve incelemelere olan ihtiyacı da arttırmaktadır. Nitekim Türkiye'de evlilik kurumuna ve oluşumundaki değişikliklere farklı bir boyuttan bakmak amacıyla 1996 yılında bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın amacı, evlilik adayı bireylerin (nişanlı veya sözlü) eş seçim ölçütlerindeki psiko-sosyal faktörleri belirleyerek, evliliğin düşünülmesinde etkin olan unsurları derecelendirmektir. Yine aynı araştırma, İzmir ili içinde verilen evlilik danışmanlığı hizmetlerini ve çalışma niteliklerini belirlemeyi de amaçlamıştır. Bu tezden yola çıkarak araştırma İzmir ilinden rastlantısal olarak seçilen 100 kişinin alındığı örneklemde gerçekleşmiştir. Bireylerin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeylerinin değişmesine bağlı olarak eş seçiminde etkin olan unsurların da değiştiği görülmüştür. Belirtilen düzeyler yükseldikçe eş seçiminde sevgi, saygı, değer verme gibi psikolojik ve duygusal faktörlerin etkili olduğu, belirtilen düzeyler düştükçe de ailesel ve çevresel beklentilere uygun evlilik kurma faktörlerinin etkili olduğu görülmüştür.

Araştırmanın diğer önemli bulguları şöyle özetlenebilir;

Bayanların babalarının kişiliğine, erkeklerin annelerinin kişiliği benzer eş seçme eğilimini önemli düzeyde göstermediklerini, buna karşın anne ve babalarının kişiliğine benzer nişanlı seçtiğini ifade eden bayan ve erkekler, bu benzerliklerden çoğunlukla ( % 63.9 ) olumlu etkilendiklerini belirtmişlerdir.

Bayanlar kendileriyle eşit ya da daha yüksek öğrenimli bir kişiyle , erkekler kendileriyle eşit ya da kendilerinden daha düşük öğrenimli kişiyle evlilik kararı almışlardır. Bayan ve erkekler, seçtikleri kişinin öğrenim durumunu ve mesleğini, kendi mesleki durumları ile ilişkili olarak dikkate almışlardır.

Bireylerin evliliği isteme ile ilgili düşüncelerinde, önemli düzeyde ( % 71) "Yaşamı sevdiği kişiyle paylaşma "yı etken olarak gördüklerini ifade etmişlerdir.

Bireylerin ekonomik hayata katılımları arttıkça, seçilen eş adayı ile aile ortamından çok sosyal ortamda veya iş ortamında tanışmaya yöneldikleri, tanışma ve flört etmeyi kendi seçimleri doğrultusunda gerçekleştirdikleri görülmüştür.

Evlilik öncesi flört edilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkin düşünceler, bayan ve erkeklerin yaşamlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri yerleşim birimi ( köy, kent, kasaba , metropol şehir…) ile öğrenim durumlarından etkilenerek farklılaşmış, özellikle flörte karşı anlayışsız düşünce eğitimsiz kırsal bölge ve geniş aile kültürü almış erkekler de belirginleşmiştir.

Eş olarak düşünülen kişiyi kimin seçmesi gerektiği konusunda, hem bayanlar hem de erkekler, kendilerinin seçmesi gerektiği belirterek, bu konuda önemli bir farklılık yaratmamışlardır.

Evliliğin çiftler için ne ifade ettiğine yönelik sorular açık uçlu soruları sosyo-kültürel ve ekonomik düzeyin yükselmesine bağlı olarak bireyler "sevgi, aşk, paylaşım ve mutluluk" olarak ifade edilmiştir.

Araştırma, İzmir ilinde evlilik ve eş seçiminde görünürde bağımsız karar veren çiftlerin çoğunluğunu ifade etsede, bireylere uygulanan Beier ve Tematik algı Test (T.A.T.) 'leri ile bu kararların altında yatan psikolojik etmenler belirlenmeye çalışılmış, verilen sosyal ve duygusal etmenlerle, psikolojik faktörlerin çok örtüşmediği görülmüştür.

Bireylerin eş seçiminde korku, mutlu olamama ve evliliği sürdürememe kaygısı, eşin ailesine karşı olumsuz duygular ve eşin önceki ilişkileri konusunda birtakım belirsizlikler yaşadıkları görüşmüştür.

O nedenle, bu konuda Rehberlik Araştırma Merkezlerinin ve Orta dereceli okullarda bulunan rehberlik servislerinin de daha duyarlı olmaları sağlanmalı, "evlilik ve aile danışma merkezleri"nin de ülke genelinde devlet eliyle desteklenip, yapılandırılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Bireylerin sağlıklı cinsel kimlik kazanmaları için örgün ve yaygın eğitim programları geliştirilmeli, bu konudaki yayın ve araştırmalara destek verilmelidir.
Sağlıklı bir toplum ve kurulacak sağlıklı evlilikler için bilinçlenme şarttır.
Evlenme kararı düşüne taşına elde edilmiş , yüzde yüz düşünsel düzeyde yakalanan yeni bir kendiliğindenliktir ve bu kendiliğindenlik sevgi eğiliminin yerini tutmaktadır. Evlilik kararı ahlaksal veriler üstüne oturtulmuş bir dinsel yaşam görüşüdür , dolayısıyla sevgi eğilimine giden yolu açması onu içten ve dıştan gelecek tehlikelere karşı koruması gerekir. Bir Fransız yazarı olan Simone de Beauvoir evlilik çağı adlı kitabında bu konudaki fikirlerini şöyle dile getirmiştir. Evlilik kararı bir anlık verilen bir karar olmamalıdır. Evlenmeyi düşünen bireyler evlenmek istedikleri bireyle sağlıklı bir aile ortamı oluşturabileceğine inanmalıdırlar. Bu ortamın oluşabilmesi bireylerin , eğitim alanında sosya-kültürel alanda , mizaç ve düşünce yapılarının uyuşması konusunda ve bunun gibi birçok alanda anlaşabilmelerine bağlıdır.(Beauvoir.1970 s:30-31)

Doğan Cüceloğlu bireyler arasındaki bu ilişkinin uzun süreli olmasının nelere bağlı olduğunu şu şekilde dile getirmiştir: nasıl oluyor da bazı ilişkiler kısa süreli bazı ilişkiler uzun süreli oluyor. Bireyin ilişkilerinde içinde bulunduğu sosyal duruma , yaşa , eğitime, aile ortamına , dini inançlarına , siyasal ideolojilere bağlı olarak değişiklikler olabilir. Bireylerin birbirlerini benzer olarak algılamaları , ilişkilerin uzun veya kısa süreli olmasında önemli rol oynar. Algılanan benzerlik kişileri birbirlerine yaklaştırdığı gibi, ilişkilerin uzun süreli olmasına da yol açar. Toplumun temelini aile oluşturur. Ailenin de temelinde biri kadın biri erkek olmak üzere iki yetişkin insanın uzun süreli doyumlu bir ilişki içinde bulunması yatar.(Cüceloğlu.1992 s: 541-542)

Birbirlerini seven iki insan için en iyi çözüm yolu evliliktir. (Fromm.1976 s: 76)
Evlilik biri bozulduğunda diğeri de bozulan birçok farklı ilişkiyi kapsar. Eşler arasında duygu ve düşünce alışverişinin olması boş zamanlarının bir kısmını birlikte geçirmeleri; ekonomik konularda ve çocukların yetiştirilmeleri konusunda birbirleriyle anlaşmaları ve cinsel uyum içerisinde olmaları gerekir. Bu ilişkilerin her biri tüm evlilik boyunca aynı derecede önemlidir.(Eker. 1993 s:87-95)

Genç kuşak artık yaşama farklı bir görüş açısı getirmeye çalışmaktadır. Bu durum beraberinde evlilikte eş seçiminde çelişkili kriterleri ortaya koymayı dolayısıyla da boşanmayı getirmektedir.(Rich.1974 s:177)

Evlilik insan gruplarının yaşantıları boyunca uyguladıkları ve geliştirdikleri sosyal öğelerle yüklü bir kavramdır. Kültürler arası farklılık göstermesi sosyal öğelerin değişik kültürler arasında oluşması ve farklı değer yargılarıyla yüklü olmasıyla açıklanabilir. Toplumlar kimin kiminle kaç eşle ve hangi koşullar altında evlenebileceğine dair bir takım kurallar geliştirmişlerdir. Çok değişik uygulamalar olmakla birlikte evlilik , gerçek yönüyle toplum tarafından onanan kadın ve erkek yada kadınlar ve erkekler arasında yaratılan bir ilişki türünü nitelendirmektedir. İlişkinin belirli kalıplar içerisinde gerçekleşmesi de evliliğin toplumsal bir kurum olarak ele alınıp incelenmesine olanak vermektedir. Aile birliği sürekliliğini evlilik kurumuyla sağlar. Başka bir deyişle evlenme olgusu aileyi oluşturan toplumsal ilişkileri belirli kalıplar kurumu oluşturmaya yönelik bir sözleşme olarak ortaya çıkmaktadır.(Başar . 1994 s : 251 )

Toplumsal değişmenin ailenin yapısında bir takım değişikliklere yol açtığı , aile anlayışının ve işlevlerinin değiştiği bilinmektedir. Aile , değişen işlevleri çerçevesinde yeni bir biçim almış ve üyelerinin maddi ve duygusal ihtiyaçlarını daha üst düzeyde karşılıya bilecek bir nitelik kazanmıştır. Bugün artık bir çok gelişmiş ülkede ve Türkiye’de çeşitli kesimlerinde aile ve evlilik kurumunun dostluk , sevgi ve saygıyı içeren yeni bir anlam kazandığı bilinmektedir.(Erkan . 1986 s: 2)

Evlenmede ilk planda fizyolojik ihtiyaçların karşılanması akla gelir. Evlenmede her şeyden önce kadınla erkeğin birleşmesi bahis mevzusudur. Sevgi ihtiyacının karşılanması gerekir ve evlilik muhabbet , sevgi , şefkat ve nihayet , aşk kara sevdaya kadar giden derece derece sevgi ihtiyaçlarının tatmini olabilir.( Arkun.1965 s:34)

Tüm toplumlarda temel toplumsal normlardan biri evliliklerin sağlıklı ve dengeli olarak sürmesidir. Evlenmeye karar veren her kişide evlilik ilişkisi içinde daha mutlu ve huzurlu olma beklentisi içindedir. Çünkü evlilik kurumu aile birliğinin kurulmasında gereklidir.( Arıkan . 1992 s:21)

Ülkemizde evlilik öncesi arkadaşlıklar genelde okuyan gençler için lise sonlarına ve üniversite dönemine , yüksek öğrenime gitmeyenlerde ise askerlik dönemi öncesinde ve sonrasında olmaktadır. Eş seçiminde , evlilik öncesi arkadaşlık dönemi özenle sürdürülmeli ve iyi değerlendirilmesi gereken bir dönemdir. Eş seçmeyi ve evlilik kararına ulaşmayı kolaylaştıran bu sürecin en önde gelen yararı , bireylerin hem kendisi ve hem karşısındakini tanımayı sağlamasıdır.( Özgüven . 2000 s:41)

Ülkemizde evlenme kızlarda ortalama ilk evlenme yaşı 17.7 dir. Kırsal bölgelerde ise bu yaş 17.2 ye düşmektedir. Kızlarda eğitim yükseldikçe , ilk evlenme yaşı da gecikmektedir. Ayrıca endüstri ve hizmet sektöründe çalışanların yani kentlerde yaşayanların da diğerlerine kıyasla daha geç evlendikleri görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde ve Türkiye’de ise eğitimsizlik bir sonuç değil neden olarak görülebilir. Erken evliliklerde aile yapısında dengesizlik , yetişkin bir kişi olma özelliğini gösterememe daha çok rastlanan durumlardır. (Hacettepe dergisi Ocak 1985 s: 55-56)

Günümüz insanının en büyük sorunlarından biri yalnızlıktır. Kentler büyüdükçe, yaşam biçimi hızlandıkça , yalnızlık da o oranda artmaktadır. İnsanlar evliliği yalnızlıktan kurtulmak ve güvenli bir yaşam için bir çözüm olarak da görmektedirler. Yaşam boyu birlikte yaşamayı amaçlayan evlilikte , ilişkilerin düzenli , uyumlu ve dengeli olması evlilik kararının başlangıçta doğru verilmesiyle yakından ilişkilidir. Evlilik kararı insan yaşamının üçte ikisinden fazlasını ve tüm geleceği etkileyecek boyutta önemli bir karardır.(Özgüven. 2000 s:21-36)

Yüksek öğrenim gençliği , insan hayatında ergenlik çağının son dönemini yaşamakta olan veya aşmakta olan bir popülasyondur. Yükseköğrenim gençliği , ev ve aile nüfusundan çıkmakta kendi başına karar verme ve sonuçlarının sorumluluğunu yüklenme durumundadır. Bu dönem içersinde akademik başarı kız erkek ve arkadaş ilişkileri flört ve aile kurma kimlik kazanma gibi sorunları en uygun tarzda çözümleme ile yükümlüdür. Sağlıklı ve güçlü bir toplum da toplumun çekirdeğini olan aile ve evlilik yoluyla gerçekleştirilir. Bu noktada gençlerin oldukça seçici ve dikkatli davranmaları gerekmektedir. ( Tan. 1986 s:304)


Kaynak:
E.ÜNAL 1996
"Evlilik Adaylarının Eş Seçim Ölçütleri ve İzmir'de verilen Evlilik Danışmanlığı
Hizmetleri " 9 Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış
Y.Lisans Tezi )
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bireylerin Eş Seçiminde Etkilendikleri Faktörler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Abdullah TOPAL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Abdullah TOPAL'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Abdullah TOPAL Fotoğraf
Psk.Dnş.Abdullah TOPAL
İçel (Mersin)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi99 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Abdullah TOPAL'ın Yazıları
► Meslek Seçiminde Psikolojik Faktörler Psk.Dnş.Murat İDİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,173 uzman makalesi arasında 'Bireylerin Eş Seçiminde Etkilendikleri Faktörler' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Tikli Çocuklar ve Tikin Tedavi Yolları ÇOK OKUNUYOR Nisan 2009
◊ Çekım Yasasının Uygulamadakı Sırları ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:17
Top